Sunum yükleniyor. Lütfen bekleyiniz

Sunum yükleniyor. Lütfen bekleyiniz

Hz. Resulullah’ın doğumu, Arabî aylardan Rebîul-evvelin 12’sindedir. Bu tarih, Peygamberimizin doğduğu sene 20 Nisan’a denk gelmiş. Peygamberimizin doğum.

Benzer bir sunumlar


... konulu sunumlar: "Hz. Resulullah’ın doğumu, Arabî aylardan Rebîul-evvelin 12’sindedir. Bu tarih, Peygamberimizin doğduğu sene 20 Nisan’a denk gelmiş. Peygamberimizin doğum."— Sunum transkripti:

1

2 Hz. Resulullah’ın doğumu, Arabî aylardan Rebîul-evvelin 12’sindedir. Bu tarih, Peygamberimizin doğduğu sene 20 Nisan’a denk gelmiş. Peygamberimizin doğum günü onun için 20 Nisan olarak kabul ediliyor ve her yıl 20 Nisanı içinde barındıran o hafta Kutlu doğum haftası olarak kutlanıyor. Hicri sene Miladi seneye göre 11 gün eksik olduğundan, her sene ayrı gecelerde Mevlit Kandili kutlanmaktadır. İbn-i Hacer-i Heytemi

3 MEVLİD: Dünyâya gelme demektir.. Ayrıca, Peygamber Efendimizin dünyaya gelişini, mi'râcını ve mübarek hayatını anlatan esere de mevlit denir.. Abdullah Yeğen (Lügat) Mevlid okumak, Resûlullah'ın (S.A.V.) dünyaya gelişini, mi'râcını ve hayatını hatırlamak, O'nu övmektir.

4 Hz. Ebû Bekir Sıddık (R.A.) buyurdu ki: Her kim Mevlid'i Şerif'i okutmak için bir dirhem harcasa; Cennette benim yoldaşım olur. Hz. Ömer İbni Hattap (R.A.) Hazretleri buyuruyor ki: Her kim Muhammed (S.A.V.)'in Mevlid'i Şerif'ini büyükleyerek, hürmetle tazim ederse o kimse İslam’ı ihya eder. Yani İslam'ı diriltir. Hz. Osman (R.A.) buyurdu ki: Her kim Mevlid'i Şerif'i okutmak için bir dirhem, bir şey harcasa, sanki Bedir gazasında ve Hüneyn gazasında Peygamberimizle beraber bulunmuş gibidir.Yani Resûlullah (S.A.V.) ile beraber o harplerde bulunmuş gibi olur.. Hz. Ali (R.A.) buyuruyor ki: Her kim Resûlullah (S.A.V.)'ın Mevlid'i Şerifi'ni hürmetle, tazimle okunulmasına sebep olsa; O kimse dünyadan iman ile çıkar ve hesap görmeden Cennete girer. Dini Terimler Sözlüğünden Alınma. İbni Haceri'l-Heytemi, En-Ni'metü'l-Kübra Ale'l-Âlemi Fi Mevlidi Seyyidi Veledi Âdem s.5.

5 Mevlid merasimlerinde hizmet eden bir zat ölüm döşeğine yattığında ev halkını çağırıyor ve; - Evi güzelce yıkayınız, bana temiz elbiseler giydiriniz, temiz gül yağı kokuları serpiniz. Benim yanıma Peygamberler, Evliyâlar geldiler. Yarın kuşluk vakti filan saat öleceğim. Erkenden suyumu kızdırın, durmayın gidin. Şimdi yine Peygamberler gelecekler, siz benim odama gelmeyin. Kefenimi alın, bunlar şimdiden hazır olsun, der.. Ev halkı diyor ki; evin içini kokuladık, her taraf koku dolmuştu. Biraz sonra Babamızın yattığı odaya kapının aralığından baktık. Safi yeşil nûrdan başka bir şey görmüyordu. Evin eşyası dahi görünmüyordu. İçerden seslendi.. Orada durmayın gidin. Az sonra da bizi çağırdı. Yanına gittik: -İşte şimdi gidiyorum, vakit geldi dedi. Şahadet getirdi, hemen teslim oldu. -Yorum: (Muhammed Bilal) H er zaman Mevlid’te peygamberlerin anılmasına vesile olanı, öbür aleme giderken bütün peygamberler karşılamaya ve almaya gelmişler. Muhammed Bilal -Fi Beyani Fadlı Mevlidi'n-Nebiyyi sallallahu aleyhi vesellem

6 Efendimiz Buyurmuştur ki: - Her kim beni severse cennette o kimse benimle beraber olur.. Mevlid'i okuyan, okutan kimse Resûlullah (Sallalahü aleyhi vesellem) Hazretleri ile cennette beraber olur. Rasûlü Ekrem ve Nebiyyi Muhterem (Sallallahü teâlâ aleyhi vesellem) buyuruyor ki: Her kim beni severse Allah-u Teâlâ'yı sevmiş olur. Allah-u Teâlâ'yı sevenin yeri cennet olur.. Mevlid'i Şerif okutmak, Resûlullah Efendimizi sevmekle olur. Ashab, Resûl-i Ekrem Efendimizi evine davet etmeyi büyük devlet bilerek davet ederlerdi. Her müşkülleri hallolur, hayır bereket artar, evine feyz-i ilahi, rahmet-i ilahi dolardı. Mevlid okur veya okutursak aynı daveti biz de yapmış oluruz. Çünkü Cum'a günü getirilen Salâvat-i Şerifeyi bizzat kendisi alıyor. Öyleyse davete, Mevlîd'e o da geliyor. Fi Beyani Fadlı Mevlidi'n-Nebiyyi sallallahu aleyhi vesellem

7 Ariflerin Sultanı İmam Celaleddin Suyutî Hazretleri (Kaddesallahu Sırrahu) (Allah sırrını takdis eylesin ve kabrini pür nûr eylesin). “Bil vesaili” isimli kitabında Ş i Şerif şerhinde şöyle buyurmuştur ki; “- Bir evde, mahallede, camide veya mescitte Mevlid'i şerif okunsa.. Orayı melekler sarar.. Melekler Salâvat getirirler. Melekler o cemaate dua ederler. Cenab-ı Hakk'ta onlara, o meleklerin duası üzerine rahmetini ve rızasını verir. “

8 Evinde Mevlid'i Şerif okunan kişinin üzerinden Allahu Teâlâ Hazretleri, Kıtlığı, Veba hastalığını, Yangını, Suya gark olmayı, Afatı, Belâları, buğzu, hasedi, göz değmesini kaldırır. Bu evden hırsızı uzak tutar. Evde bulunan diğer kişileri de muhafaza eder. O kimse ölürse Allahu Teâlâ o kimsenin üzerine kolaylık getirir. Münkir ve Nekir meleklerinin suali ve cevabı kolay gelir. İmam Celaleddin Suyutî Fi Beyani Fadlı Mevlidi'n-Nebiyyi sallallahu aleyhi vesellem

9 Mevlid okunan yerden belâlar sıkıntılar gider. (Mevlânâ Celâleddîn Rûmî) Hâfızlar, Kur'ân-ı kerîm ve mevlid okumakla geçinmemeli, bunları para düşünmeden Allah rızâsı için okumalıdır. (Muhammed Hâdimî)

10 İmam Şarani.. "Son zamanlarda zuhur eden büyük bidatlardan biri de, ibadet diye üzerine düştükleri mevlit cemiyetleridir." İbni Abiidn.. "Ölüleri hayırla yad etmek vaciptir. Ama onların arkasından 7, 40 ve 52. geceler bidattır. Muayyen gün ve gecelerde evlerde mevlit okutmak o mümin ölüye işkence etmek hükmündedir.

11 Resûlullah (S.A.V.) mevlîd gecelerinde Eshâbına ziyâfet verir, dünyâyı teşrif ettiği ve çocukluğu zamânında olan şeyleri anlatırdı. Müslümanlar bu geceye çok önem verir. Bu geceyi bütün mahlûklar, melekler, cinler, hayvanlar ve cansız maddeler, birbirlerine müjdelemekte, Peygamber efendimiz dünyâya geldi diye sevinmektedirler. (İbn-i Hacer-i Heytemî)

12 Mevlid gecesinde sadaka vermek, Müslümanları toplayıp câiz olan şeyleri yedirmek ve câiz olan şeyleri okutup dinlemek, sâlih kimseleri giydirmek bu geceye hürmet etmek olur. Bunları Allah rızâsı için yapmak câizdir ve çok sevap olur. Bunları yalnız fakirler için yapmak şart değildir. Ancak muhtaç olanları sevindirmek daha sevap olur. (İbn-i Battâl)

13 Resûlullah'ın varlığı, vefâtından sonra O'na tâbi olanlar için, kurtuluş vesîlesidir. O'nun doğumu için sevinmek Cehennem azâbının azalmasına sebep olur. Bu geceye hürmet etmek, sevinmek, bütün senenin bereketli olmasına sebep olur. Mevlîd gününde de azâb yapılmaz. Mevlid geceleri, sevindiğini göstermeli, çok sadaka, hediye vermeli, dâvet olunan ziyâfetlere gitmelidir. (İmâm-ı Celâlüddîn Abdurrahmân bin Abdil-Melîk Kettânî)

14 İnsanlığın iftihar tablosunun doğumu, topyekûn insanlığın da yeniden doğumu sayılır. O’nun eşyanın yüzüne çaldığı nur sayesinde, karanlık ışıktan ayrıldı, geceler gündüze dönüştü; kâinat kelime kelime; cümle cümle okunur bir kitap haline geldi.. Her şey adeta yeniden dirildi ve gerçek değerini buldu. Allah Resulü S.A.V. Elindeki nur saçan beyanıyla, dünyayı yeniden göklere göre tanzim etti. Varlığın perde arkası hakikatlerine tercüman oldu. Hadiseler yeni tefsir ve yeni yorumlar getirdi. O’nun sayesinde konup-göçmeler, gelip-gitmeler birer resm-i geçit halini aldı.. Doğumlar birer toy-düğün, ölümler de birer “şeb-i arûs” oldu. O, gözlerimize ışıklar çalar. Bizleri ebedler ülkesine seyahata hazırlar.. O, hayat ve memat yolculuğumuzda bizim için bir kaptan ve kılavuz.. Varacağımız âlem itibariyle de bir misafir sahibi ve şefaatçi oldu.. İşte bu nedenle O’na karşı bir kısım sorumluluklarımız vardır. İnsanlık O’na uygun bir doğum günü yapma durumundadır.%

15 Bizler bazen, belli ölçüler içinde, merasim türünden bir mevlit, birkaç paket şeker ve birkaç şişe güllâpla.. bazen de birkaç ses sanatkârı ve birkaç ilâhîci ile velâdeti kutlamaya, O'nunla irtibatımızı ortaya koymaya çalışmışızdır.. Ama, bunlar katiyen O'nun büyüklüğüyle orantılı olmamıştır; orantılı olmak şöyle dursun, O'nun kapıkullarına gösterilen saygı ve ihtiram seviyesine bile ulaşılamamıştır. Hele Hz. Mesih'in doğum günü veya şöyle- böyle O'nunla alâkalı gösterilen noel, paskalya ve daha başka yortu ve karnavallar seviyesinde bir neş'e ve cûşişin yaşanması katiyen söz konusu olmamıştır... M.F.Gülen’in “Günler Baharı Soluklarken” adlı kitabından alınmıştır.

16 Hepimiz, körkütük yaşadığımız şu âlemde Rabbimiz’i O’nunla tanıdık. Başımızdan aşağı dökülen nimetleri O’nun anlayışımıza saçtığı nurlar sayesinde duyup hissettik. Nimete minnet ve şükran duygusunu.. Hamd ü senâ düşüncesini O’ndan öğrendik. O’nun sunduğu mesajlarla Yaratan ve yaratılan arasındaki ilişkileri, kul ve Mâbud münasebetlerini öğrendik.. Yağmur dergisi Nisan 2001 (Veladetin Çağrıştırdıkları)

17 Bizleri ebedler ülkesine seyahata hazırlayan O’dur. O, bu uzun ve sırlı yolculukta bulunduğumuz sâhil itibariyle, bizim için bir kaptan ve yol gösterici, varacağımız âlem itibariyle de bir misafir ağırlayıcı ve şefaatçı ise, bizim de O’na karşı bir kısım sorumluluklarımız vardır ve bu mevzûda lâkayd kalmamız da mümkün değildir. M.F.Gülen’in “Günler Baharı Soluklarken” adlı kitabından alınmıştır.

18 “Dünya neye mâlikse O’nun vergisidir hep, Medyûn O’na cemiyeti, medyûn O’na ferdi; Medyûndur O ma’suma bütün bir beşeriyet, Yâ Rab, mahşerde bizi bu ikrar ile haşret!” (M. Akif)

19 Asırlar var ki, topyekûn insanlığın medyûn bulunduğu bu Zât’ı, kendi kâmet-i kıymetine uygun bir velâdet günü, velâdet haftası, velâdet ayı, ile anamadık. Anmak bir yana, O’nun kapı kullarına gösterilen alâka ölçüsünde O’na karşı ta’zimde bulunamadık. M.F.Gülen’in “Günler Baharı Soluklarken” adlı kitabından alınmıştır.

20 Bu nesil çevresinde hep karanlıklar gördü ve hep gece mahlûklarının homurtularıyla ürperdi. Sen aramızda yoksun ve her yanda yılanların-çıyanların ıslıkları duyuluyor, her taraf yarasaların bayram yapışıyla inliyor.. Sen küsmüş müsün, küser misin..? Bilemem.. Ancak bildiğim bir şey varsa, o da, Sen’i kırmış olmamız ihtimalidir.. Lütfedip gönüllerimize teveccüh buyurmazsan, paramparça olacağız.. Gelip dünyamızın çehresindeki isi- pası silmezsen korkuyorum bir daha dirilmemek üzere boğulacağız... Ey karanlık gecelerimizin Ay’ı-Güneş’i, ey yolda kalmışların biricik rehberi, Sen bizler gibi sadece bir kere doğmadın/doğmazsın.. Zamanın her parçası Sen’in için bir tulû vakti, gönüllerimiz de mütevazı doğum yerin.. Perişaniyetimiz Sana bir çağrı, ne olur artık ağlayan gönüllerimize acı da gel.. Yağmur dergisi Nisan 2001 (Veladetin Çağrıştırdıkları) Doğ canlarımıza Yaratan aşkına, bizi yalnız bırakma.. Yalnız bırakıp ruhlarımızı Sen’sizlik ateşine yakma..

21 Ey şefkati, adaletini aşkın Gönüller Sultanı.. Sen’i unuttuğumuzun, Sana saygısızlıkta bulunduğumuzun farkındayız.. Ama Sen, şimdiye kadar bundan daha acılarını da gördün.. İncinsen de küsmedin, vefasızlık görsen de alâkanı kesmedin. Başını yaranlar, dişini kıranlar karşısında bile ellerini açıp dua dua yalvardın. Bilmemeleri mazeret sayarak, lânet ve bedduada bulunmadın. Ey Dost, kaç bahar gelip geçti biz hep hazandayız.. Ama, düşe-kalka olsa da hep izindeyiz. Gel bizi bir kere daha sevindir. Sevindir ki; bağının taptaze fidanlarıyla namını âleme tam duyuracak demdeyiz. Sadece hislerimizle de olsa, aradığımız sevgili Sen’sin.. Gel son kez içimize doğ ki gönüllerimiz ışıkla dolsun. Yağmur dergisi Nisan 2001 (Veladetin Çağrıştırdıkları)

22 Hz. Peygamber (S.A.V.) bir gece sabaha kadar, “Ya Rabbî..! Doğrusu onlar insanların çoğunu saptırdılar. Artık bundan sonra kim bana tâbi olursa, o bendendir. Kim de bana karşı gelirse, o da Senin merhametine kalmıştır, şüphesiz Sen Gafûrsun, Rahîmsin.” (İbrahim, 14/36) mealindeki ayet ile; “Ya Rabbî! Eğer onları cezalandırırsan, şüphe yok ki onlar Sen'in kullarındır. Onları affedersen, Aziz ü Hakîm ancak Sen'sin!” (Mâide, 5/118) ayetlerini tekrar tekrar okumuş.. Ellerini kaldırıp "Allah’ım..! Ümmetimi mağfiret et diye yalvarmış ve ağlamıştı. Bunun üzerine Allah Teala Hazretleri: "Ey Cebrail! Muhammed'e git ve O'na de ki: "Biz seni ümmetin hususunda razı edeceğiz ve asla kederlendirmeyeceğiz." buyurmuştu. M.F.Gülen’in “Ümit burcu” adlı kitabından alınmıştır.

23

24 Kasîde-i Bürde.. Bürde, “Hırka” demek. Muhammed Bûsirî ve ashabdan Ka’b b. Züheyr’e ait iki ayrı Kaside-i Bürde var. Hz. Ka’b, Resulullah’ın huzurunda o meşhur kasideyi okurken, Hz. Resulullah, memnuniyetinden hırkasını çıkarıp Ka’b Hazretleri’nin omzuna koymuş. Kaside-i Bürde’nin biri bu. Topkapı Müzesi’nde ziyaret edilen hırka da o hırka. Diğeri ise Muhammed Bûsirî’nin kasidesi.

25 Muhammed Bûsirî, Şâzelî tarikatına mensup, Peygamber sevgisini terennüm eden şair bir derviş. Hayatının sonlarına doğru felç olmuş. Bir akşam şifa için dua edip uyur. Rüyasında Hz. Resulullah’ı görür. Peygamberimiz, şairden kendisi hakkında yazdığı kasideyi okumasını ister. Bûsirî, “Ya Resulallah, ben sizin için çok kaside yazdım; hangisini emredersiniz?” deyince.. Hz. Resulullah, istediği kasidenin ilk mısra’ını okuyarak, “Bu kasideyi oku” buyurur.

26 Bûsirî okumaya başlar. Resulullah Efendimiz, duyduğu memnuniyetten, makamına uygun olarak iki yana sallanarak zevkle sonuna kadar dinler. Ve Bûsirî’nin felçli yerlerini sıvazlayıp hırkasını da üstüne örter.

27 Hz. Resulullah’ı görmenin heyecanıyla uyanan Bûsirî’de felçten eser kalmamıştır. Sevinçten ne yapacağını şaşıran şair, hemen abdest alıp mescide gitmek için evden çıkar. Yolda, Ebü’r-Recâ ismindeki dervişle karşılaşır. Derviş, ondan Hz. Peygamber hakkındaki kasidesini ister. Bûsirî hangisini istediğini sorunca, dervişin, “Hani bu gece Resulullah’ın huzurunda okuyordun da, o da zevkle dinliyordu ya, işte onu” der.

28 İslâm âleminde bu kaside şöhret bulmuştur. Kaside-i Bürde şiir şeklinde Türkçeye tercüme edilmiş.. Hazreti Muhammed Hakk’ın sesidir, Her iki dünyanın efendisidir. Arap-Acem onun bir bendesidir. Zaman o gül gibi gül görmüş değil, Sen de o güzelin önünde eğil! Yere serilmişti Kâbe’de putlar, Şaşkındı müşrikler, kırık umutlar. Kâinatsa yeni doğuşu kutlar: Yıldızlarda cümbüş, kayan kayana Her şeyde ibret var, fakat duyana!.. İnsanları davet etti Allah’a: Kulluk etmesinler başka ilaha. Sapmasınlar küfre, şirke bir daha. Ona sarılanlar güvenliktedir, Her iki dünyada esenliktedir.

29 Sevgili Peygamber gerek duyarsa, Emreder veyahut yasak koyarsa, Deme ki “kabulüm, bana uyarsa!” İster evet desin isterse hayır, Elbette hepsinde vardır bir hayır... Resûl haz duyardı gece kalkmaktan, Hakk’ın huzurunda fazla kalmaktan, Ayaklar şişerdi namaz kılmaktan, Yazık bana yazık aykırı gittim, Onun sünnetine ihanet ettim. Kolay mı sanırsın nefisle savaş, Günlerce evinde kaynamazdı aş, Açlıktan karnına bağlıyordu taş! O bir peygamberken böyle yaşardı, İşte bu sebeple zoru başardı...

30 Bütün nebilerin sensin ulusu, İrfan denizinden avuç dolusu, Kerem sağanağından bir tek yudum su İstiyorlar senden yâ Resûlallah! Sunuver kansınlar, elhamdülillah. Elbet anlatamaz şair böylesin, Nutku tutulmuştur, kalem n’eylesin. Bırak da son sözü ilim söylesin; Âdem evlâdının o, en hasıdır, Yaratılmışların en alâsıdır. Müjde dostlar müjde, doğdu o güzel! Başlangıcı ne hoş, sonu ne güzel...

31

32 Süleymân Çelebi, Türkçe "Mevlid" kasîdesinin yazarıdır.. Bursa'da 1351 senesinde doğdu, 1422 senesinde 71 yaşında vefât etti.. Mevlid'i 60 yaşında yazdı.. Süleymân Çelebi, Bursa'da asrının ileri gelen âlimlerinden ilim tahsîl etti. Büyük bir âlim olarak, Sultan Yıldırım Bâyezîd zamânında Dîvân-ı hümâyûn imâmı, sonra da Bursa'da Ulu câminin imâmı oldu.

33 Süleyman Çelebi, Yıldırım Beyazıt günlerinde yaşamış olup, Buharalı Şeyh Emir Sultan'ın yanında ders gördüğü bilinmektedir. Süleyman Çelebi'nin iyi bir eğitim gördüğü ve geniş bir bilgisi olduğunun kanıtı, Mevlid'de tasavvufî bazı deyimlerin kullanılmış oluşudur: "Zâtıma mir'at edindim zâtını Bile yazdım adın ile adımı." beytinde görüldüğü gibi o sıradan bir kişi değildir.

34 Ulu câmideki imâmlığı sırasında, bir gün İranlı bir vâiz, Bakara sûresinin 285. ayetini tefsîr ederken;.. "Biz Allah-ü teâlânın peygamberlerinden hiç birinin arasını ayırd etmeyiz, hepsine inanırız. Duyduk ve itâat ettik." sözünü "Hazret-i Muhammed ile hazret-i Îsâ arasında hiçbir farklılık, üstünlük yoktur." diye, kendi kafasına göre, bozuk tefsîr etti.

35 Cemâat arasında bulunan bir kimse dayanamayıp, ayağa kalktı ve.. Hiç peygamberler (aleyhimüsselâm) arasında üstünlük farkı olmaz olur mu? Elbette peygamberimiz Muhammed (aleyhisselâm), bütün peygamberlerden daha üstündür. Burada; "Birinin peygamberliğini kabûl edip, diğerini kabûl etmeyerek aralarında bir ayrılık gütmeyiz. Her birini kendi derecelerine göre peygamber olarak kabûl ederiz" buyrulmaktadır.

36 Bundan, derece ve fazîletleri aynıdır anlamı çıkmaz. Bunun ispatı.. Bakara sûresinin 253 âyet-i kerîmesidir. Burada meâlen; "Bu (sûrede sözü geçen) peygamberlerin bir kısmını, kendilerine verilen özelliklerle diğerlerinden üstün kıldık." buyrulmaktadır.

37 İtiraz eden adam, pekçok sözler söyledi, pekçok delîller getirdi. Neticede İranlı vâiz, yanlış düşündüğünü kabûl etti. Bütün bunlara şahit olan Ulu Câmi baş imâmı Süleymân Çelebi, bu hâdiseden dolayı çok duygulanmış ve meşhûr Mevlid-i Şerîfini yazmıştır.

38 Süleymân Çelebi, Mevlid'inde; Allahü teâlânın mutlak irâdesini, yoktan var ettiğini ve Muhammed aleyhisselâmın hiçbir mahlûkda bulunmayan üstün, yüksek ve emsâlsiz vasıflarını anlatır. Her kelimesinde, gönlü Resûlullah aşkı ile yanan bir müminin engin aşk ve muhabbet kokuları vardır. Hazret-i Muhammed'in diğer peygamberlere olan bütün üstünlükleri, en güzel kelimeler ve en vecîz ifâdelerle anlatılmıştır.


"Hz. Resulullah’ın doğumu, Arabî aylardan Rebîul-evvelin 12’sindedir. Bu tarih, Peygamberimizin doğduğu sene 20 Nisan’a denk gelmiş. Peygamberimizin doğum." indir ppt

Benzer bir sunumlar


Google Reklamları