Sunum yükleniyor. Lütfen bekleyiniz

Sunum yükleniyor. Lütfen bekleyiniz

Süre/Evre Mikroskobik Görüntü SafhaAçıklama Başlangıç evresi / 6.-7. hafta Tomurcuk evresi / 8. hafta Takke evresi / 9.- 10. hafta İndiksiyon Proliferasyon.

Benzer bir sunumlar


... konulu sunumlar: "Süre/Evre Mikroskobik Görüntü SafhaAçıklama Başlangıç evresi / 6.-7. hafta Tomurcuk evresi / 8. hafta Takke evresi / 9.- 10. hafta İndiksiyon Proliferasyon."— Sunum transkripti:

1

2 Süre/Evre Mikroskobik Görüntü SafhaAçıklama Başlangıç evresi / hafta Tomurcuk evresi / 8. hafta Takke evresi / hafta İndiksiyon Proliferasyon Proliferasyon, diferansiyon, morfogenez Stomediumda uzanan ektoderm önce oral epiteli daha sonra da derin mezenşime ve nöral hücrelere bitişik dental laminayı oluşturur. Gelişen mezenşim içine ilerleyen tomurcuk içinde dental lamina büyür. Mine organı takke içinde şekillenir.dental papil ve dental sac mezenşimden köken alır.diş germi şekillenir. DİŞ GELİŞİMİ

3 Süre/Evre Mikroskobik Görüntü SafhaAçıklama Çan evresi / hafta Apozisyon evresi Olgunlaşma evresi Proliferasyon, diferansiyon, morfogenez İndüksiyon ve proliferasyon Olgunlaşma Dört tip hücre ile çan içinde mine organı farklılaşır. Ardışık tabakalar içinde dental dokular oluşur. Olgunlaşma seviyelerinde tüm dental dokular mineralize olur.

4 Diş sürmesi dişin gelişimsel konumundan fonksiyon konumuna geçmesini sağlayan bir hareket olarak tanımlanabilir ve fonksiyon konumu dişin tüm yaşamı boyunca az da olsa bir takım değişikliklere uğrayabileceği için sürme, sürekli bir hareket olarak kabul edilebilir.

5 Diş sürmesi genellikle üç devreye ayrılır; 1. Sürme öncesi devre: Gelişmekte olan çene içindeki mine organının normal boyutlarına ulaştığı ve kronun mineralize olduğu devredir. 2. Fonksiyon öncesi devre: Kök oluşumu ile başlayıp, dişin oklüzal düzleme ulaştığı zaman sona eren devredir. 3. Fonksiyon devresi: Dişin oklüzal düzleme ulaşmasından sonra meydana gelen hareketleri içeren ve tüm yaşam boyunca süre gelen devredir.

6 Sürme hareketinin ana bileşeni, dişlerin köklerine paraleldir ve bu nedenle dişin kuronu oklüzal bir ilişkiye ulaşmak için ağız mukozasını deler. Bu bileşene ilâveten diş kendi fonksiyon konumuna ulaşmak için dönme veya eğilme, devrilme ve burgu hareketleri gösterebilir veya horizontal bir yönde ilerleyebilir.

7 Intra-oral evre DİŞ SÜRMESİ Pre-oral evre

8 Dişler okluzyona geldiğinde, onların daha fazla sürmeleri çeneleri birbirinden ayırır. DİŞ SÜRMESİ Diş okluzyona geldiğinde birbirlerini mekanik olarak etkilerler.

9 SÜRME KUVVETİ VE KAYNAĞI Dişlerin sürmesini sağlayan kuvvetin kaynağını bulmak, günümüzde olduğu gibi, geçmişte de birçok araştırıcının ilgisini çekmiş ve bu konuda birçok teori ileri sürülmüştür. Bu teoriler arasında klâsik önemi olanlar şunlardır;

10 Klâsik Sürme Teorileri Kök Teorisi Kas Teorisi Hamak Teorisi Pulpanın Gelişmesi Teorisi Osmotik Basınç Teorisi Kan Basıncı Teorisi

11 Gelişen kök, alveol tabanına basınç yapar. Bu basınç sonucu bir etki-tepki (aksiyo- reaksiyo) olayı ortaya çıkar, ve alveol tabanı dişi yukarı itici bir kuvvetle bu basıncı karşılar. Ancak, bu teori kök gelişimi tamamlanmış gömük dişlerin nasıl sürdüğünü ve dişin sürme sırasında kök boyutundan daha uzun bir yol boyu nasıl kat ettiğini açıklayamamaktadır. Kök Teorisi

12 Kas Teorisi Kas teorisi, çiğneme ve mimik kaslarının dişlerin sürmesini sağlayacak bir etkileri olduğunu savunmaktadır. Ancak, bu teori çiğneme ve mimik kaslarının etkisi olmayan dişleri, örneğin damakta süren dişleri hangi kuvvetin harekete geçirdiğinin yorumunu yapamamaktadır.

13 Hamak Teorisi Hamak teorisini savunanlar, süren ya da sürmeyen dişlerin apikal uçlarında, bu uçları alveol kemiğine bağlayan hamak şeklinde lifler (ligamet hamak) olduğunu ileri sürmüşler ve bu liflerin aslında doku likitleri ile şişmiş peridontal lifler olduğunu belirtmişlerdir. Apeksteki huni şeklindeki açıklıkta, hücrelerin çoğalmasına ve buradaki damarların fizyolojik genişlemesine bağlı olarak gelişen basıncın bu lifler (ligamet hamak) tarafından alveol kemiğine iletildiğinden ve bu basıncın da alveol kemiğinde bir apozisyonu uyardığından ve kemik apozisyonunun da dişi yukarı ittiğinden sözedilmiştir.

14 Çok köklü dişlerde ise, belirli bir süre sonra bu ligamenter hamak ortadan kalktığı ve apikal koniden pulpanın dışarıya doğru adeta bir fıtık (herni) gibi dışarı fırladığı ve bu olaylardan sonra dişin sürmesini, interradiküler septumdaki kemik apozisyonunun devam ettirdiği kabul edilmiştir. “Hamak teorisi” diye isimlendirilen bu teori daha başka araştırmacıların da ilgisini çekmiş ancak; bu teorinin doğruluğunu saptamak için yapılan araştırmalar çelişkili sonuçlar vermiştir.

15 Bir araştırıcı bu bulguları doğrularken, diğer bir çok araştırıcı farelerde, tavşanlarda, kobaylarda ve çeşitli memelilerde yaptıkları araştırmalarda bu tür ligamenter hamak bulamamışlardır. Günümüzde ise bu bulgunun, ancak bir artefakt olduğu saptanmıştır.

16 Pulpanın Gelişmesi Teorisi Bu teori pulpanın gelişirken apekse basınç yaptığını ileri sürmekte ve kanıt olarak kemik lamellerinin basınç yönüne, diğer bir deyişle, alveol tabanına dikey dizilmelerini göstermektedir. Ancak; bu teori kökleri gelişmiş ve apeksi kapanmış dişlerin nasıl sürdüğünü açıklayamamaktadır. Ayrıca kanal dolgulu dişlerin sürmesi olayı da bu sav ile ters düşmektedir.

17 Osmotik Basınç Teorisi Osmotik basınç teorisini benimseyenler; apikal bölgedeki gelişim olayı sırasında hücre bölünmelerine bağlı olarak bu bölgede osmotik basıncın arttığını ve bu basıncın dişi yukarı doğru ittiğini ileri sürmektedirler.

18 Kan Basıncı Teorisi Bu teori sürme kuvvetlerinin gelişim halindeki kök çevresindeki kan basıncından kaynaklandığını belirtmektedir. Dişler soketlerinde arterial kan basıncıyla eşzamanlı hareket ederler, kan basıncı diş hareketlerini etkiler.Ayrıca kan basıncındaki spontan değişiklikler sürme olayını etkiler.Ancak dişlerin gelişen kökleri ve ilgili dokuların periapikal kan basıncı ile ilgisi cerrahi olarak kesildiğinde sürme olayı durmaz, bu da sürme için kan basıncını vazgeçilmez olmadığını gösterir.

19 SÜRME KUVVETİNİN KAYNAĞINA İLİŞKİN GÜNCEL GÖRÜŞLER

20 Günümüzde, bir çok araştırıcı, diş sürmesi olayında çeşitli kuvvetlerin birlikte etkili olduğunu savunmakta ve bu kuvvetlerin, peridonsiyumdaki gelişim olaylarının tümünden kaynaklandığını bildirmektedirler.

21 Hücre Çoğalması; Günümüz araştırıcılarının bir çoğu, hücre çoğalmasını, sürmede önemli bir faktör olarak göstermektedir. Ancak hangi dokudaki hücre çoğalmasının (sementteki hücre çoğalmasının mı, pulpadaki hücre çoğalmasının mı, yoksa kemikteki hücre çoğalmasının mı) en önemli faktör olduğu kesinlikle belirtilememektedir. Hücre bölünmelerini yavaşlatan droglar fazla miktarda verildiğinde sürmenin yavaşlaması bu görüşü desteklemektedir.

22 Doku Likitleri; Doku Likitleri teorisini ortaya atanlar ise, süren dişin apikal bölgesinde kapillerlerin sfenkterlerinin açılmasıyla doku likitleri basıncının aynı dişin kron kısmından 5 gr daha fazla olduğunu ölçmüşlerdir

23 Doku Aktivitesi; Doku aktivitesini inceleyen çalışmaların çoğunluğu ise, periodonsiyumun gelişimini konu almaktadırlar. Sürme olayı sırasında, peridonsiyumda, özellikle periodontal liflerde, bu olaya koşut olarak bazı değişiklikler izlenilmiştir. Bu araştırmaların bazılarının sonuçları ilgi çekicidir. Örneğin ışık mikroskobunda yapılan bir çalışma, sürme sırasında periodontal liflerin glikoproteinlerinde değişiklik olduğunu göstermiştir. Yine ışık mikroskobunda yapılan bir başka incelemede diş sürmesi sırasında sıçanların peridontal liflerinin yeniden düzenlendiklerini saptamıştır.

24 Elektron mikroskobu ile yapılan bir diğer araştırma ise, sürme sırasında sıçanların özellikle bazı dişlerinin periodontal liflerinde yeni bir düzenlenme olduğunu göstermiştir. Sürmeden önce lifler apiko-oklüzal yönde ve kök yüzeyine paralel dizilirler, sürme döneminde kök yüzeyine dikey duruma gelmektedirler.

25 Ayrı bir görüş ise, sürme olayına koşut gelişen periodonsiyumda, gelişim sırasında, kollagen yapılı periodontal liflerin boylarında bir kısalma olabileceğinden söz etmektedir. Bilindiği gibi periodontal aralıktaki kollagen lif demetlerinin bir grubu sement aramaddesi içine gömülü olup sement tabakalarına dikeydirler. Bir diğer kollagen lif grubu ise, alveol kemiği içine gömülü olup, bunlar da alveol duvarına dikeydirler.

26 İşte bu karşılıklı uzanan iki grup kollagen lif demetlerinin periodontal aralığın ortasında karşılaşıp, sementten alveol duvarına kadar uzanan tek bir peridontal lifi oluşturdukları üzerinde durulmaktadır. Sement ve alveol kemiği içine gömülü kollagen lif demetlerinin periodontal aralıkta karşılaştıkları yere “intermediler pleksus” adı verilmektedir.

27 Dişin sürmesi sırasında intermedier pleksusta tropokollagen makromoleküllerin birbiri üzerinde kaymasıyla (lateral agregasyon ile) bir periodontal lif (kollagen yapılı bir periodontal lif) oluşmaktadır. Tropokollagenlerin lateral agregasyonu ve heliks yapılı polipeptit zincirlerinin (kollagenezde ikincil yapının) H-köprüleri ile birbirlerine bağlanmaları sonucunda lif boyunda %10 oranında bir kısalma olur. Ayrıca tropokollagen makromoleküllerinin arka arkaya dizilmeleri sırasında da lifciklerin ve onların oluşturdukları liflerin boylarında kısalma olmaktadır. Kollagen dehidratasyonu da kollagende değişikliklere neden olmaktadır.

28 SÜRME KUVVETİNİN YAPI VE BÜYÜKLÜĞÜ

29 Dişlerin sürme mekanizmasını açıklamak için geliştirilmiş olan teoriler, 2 ana gruba ayrılabilir; bir taraftan diş çevresinde ve altında oluşan kuvvetlerin bir sonucu olarak, dişin dışarı doğru itildiğinden söz edilirken, diğer taraftan periodontal aralık içinde oluşan gerilim sonucu dişin dışarı doğru çekildiği de ileri sürülmektedir. Bazı araştırıcılar sürmeyi etkileyen kuvvetlerin esas olarak tek bir kaynaktan doğduğuna inanırken; diğerleri, genel kuvvete birden fazla ajanın önemli katkılarda bulunduğunu savunurlar.

30 Fare kesici dişlerinde hareketin aksiyal bileşeni ile ilişkili olan iki ayrı incelemede sürmekte olan bir diş tarafından harcanan kuvvetin ölçülmesine çalışılmıştır. Değişik gerilimlerdeki elastik bantların fare alt kesicilerine yerleştirildiği çalışmada 5 g. lık bir kuvvetin sürmeyi durduğunu, daha büyük ölçüdeki bir gerilimin ise dişin alveol çukuru içine gömülmesine neden olduğu bulunmuştur. Fare üst kesicilerinde yukarıdakine benzer bir prensip kullanılarak yürütülen ikinci çalışmada ise sürmeyi durdurmak için gerekli olan kuvvetin 7 g. olduğu saptanmıştır

31 Bu değerlerin sürme kuvvetine eşit tutulabilmesine karşın, bu çalışmaların ilkesi, dişe sürme kuvvetine karşı etkide bulunan sürekli bir kuvvet uygulamaktır ve eğer sürme olayı aralıklı bir süreç içinde gelişiyorsa sürekli bir kuvvetin uygulanması sistemin biyolojisini değiştirebilecektir. Kemik kuvvetin uyarısına, kuvvetin sürekli ya da aralıklı olmasına bağlı olarak, farklı bir tepki gösterebilir.

32 5 gr.lık dinlenme kuvvetinin (resting forse) yaklaşık 2 gr. üzerindeki kuvvetlerin eğer yeterli bir zaman süresince etki gösterirlerse, dişi hareket ettirebilecekleri iddia edilmiştir. İkinci süt azının erken kaybı ve bunun sonucu olarak meydana gelen yer kaybı nedeniyle sıkışıp diş arkı dışına çıkan ikinci küçükazının, birinci sürekli büyükazının yerini değiştirmesinin sonucu olarak, kendi yolunu diş arkı içine zorlayabildiği vakalarda olduğu gibi, sürme kuvvetinin birikerek çoğalan etkilerinin, görünüşte daha yüksek değerler meydana getirebileceğini gösteren durumlar da ortaya çıkar.

33 Araştırmaların Vardığı Sonuçlar ; Sürme olayını inceleyen araştırmalar tümüyle ele alınırlarsa, bugüne dek erişilen gerçekleri şöyle özetlemek gerekmektedir:

34 1-Literatürün incelenmesi sonunda, hiçbir araştırmanın sürme kuvvetini tek bir kaynaktan göstererek, diş sürmesinden sorumlu mekanizmayı başarılı bir şekilde açıklayamadığı görülür. Bazı yazarlar, sürme kuvvetinin, birden fazla kaynaktan çıktığını kabul ederler.

35 2-Bir faktör ortadan kaldırıldığında, sürme normal düzeni bozulmadan devam edebilir; ancak, bu olay faktörün normal sürme olayına katılmadığını göstermez ve dengeleyici (feed back) mekanizmalarının varlığını düşündürebilir. 3-Sürme kuvvetinin veya sürmeye direnç gösteren kuvvetin yapı ve büyüklüğü hakkında pek az şey bilinmektedir.

36 4-Sürme hızını değiştirmek için bir çok deney yapılmış olmasına karşın, değişmiş sürme hızının, sürme kuvvetindeki bir değişiklikten mi, yoksa, direnç gösteren kuvvetteki bir değişiklikten mi, meydana geldiği bilinmediği için, bulgular değerlendirilirken dikkatli olunmalıdır. Araştırma için izole edilmiş sistemler oluşturmak ve nedeni etkiden ayırmak zordur. 5-Sürme mekanizması hâlâ bilinmediği için sürekli ve sürekli olmayan gelişime sahip dişlerde, sürme süreçlerinin aynı olup olmadığını belirlemek olanaksızdır

37 6-Sürme; sürme öncesi, fonksiyon öncesi ve fonksiyon devrelerine ayrılmış olduğu halde, tüm üç devrede de bir veya bir grup mekanizmanın geçerli olup olmadığı veya değişik devrelerde farklı mekanizmaların geçerli olup olmadığı henüz belirlenememiştir. 7-Literatürün birçok önemli deneysel konuda çelişkili sonuçlar içerdiği görülmektedir

38 DİŞLERİN SÜRMESİ SIRASINDA GELİŞEN OLAYLAR

39 Sürme sırasında diş germlerinin apikal ve oklüzal ya da kesici bölgelerine komşu dokularda ilginç gelişimler ortaya çıkmaktadır. Dişlerin apikal bölgesine komşu kemikte,bir apozisyon izlenirken, oklüzal bölgede ise osteoklastlar belirip, kemikte rezorpsiyonu başlatmaktadır. Süt dişlerinin gelişimi tamamlandığında, çene kemikleri bu germlerin okluzalini tümüyle kapatmamış ve bu bölgedeki kemik kriptasında dişin süreceği yerde bir açıklık kalmıştır. Bu açıklığa “iter dentis” adı verilmektedir.

40 “İter dentis” adı verilen bu kemik açıklığı içinde diş folikülünün bol kollagen lif taşıyan fibröz dokuları ve lateral diş bandının parçalanması sonunda arta kalmış epitel adacıkları vardır. İter dentis içindeki diş folikülünün fibröz dokuları ile lateral diş bandı artığı epitel adacıklarının tümüne birden “ Gubernaculum dentis ” adı verilir.

41 Sürme olayı ilerledikçe gubernaculum dentis içindeki fibröz oluşumlar ortadan kalkar. Fibröz oluşumların ortadan kalkması tamamen fizyolojik bir olaydır. Bu bölgedeki hücrelerde bol miktarda kollagenaz fermenti bulunur ve bu fermentin etkisiyle diş folikülünün kollagen lifleri parçalanırlar (dekompoze olurlar). Bu bölgede, kesinlikle, iltihap hücreleri yoktur. Ayrıca, epitel hücrelerinin kronun en yüksek noktasında bulunanlarında, lizozomal aktivitenin bulunması bu hücrelerin de yol açıcı etkisi olduğu düşündürmektedir.

42 Fibröz dokunun disorganizasyonu (parçalanması) yanı sıra gubernaculum dentis içindeki lateral diş bandı artıkları olan epitel adacıkları da prolifere olurlar ve ortadan kalkan diş follikülü bağ dokusunun bulunduğu yeri döşerler. Böylece ağız epiteli prolifere olmuş lateral diş bandı epitel artıkları ile birleşir. Aynı prolifere olmuş epitel artıkları diş kronunun en dışındaki ameloblastlar (iç mine epiteli) ve dış mine epitelinden oluşan birleşik mine epiteli ile de birleşmiş durumdadırlar. Böylece sürmeye yakın bir dönemde dişin kronunun epitel ile çevrelendiği görülür. Bu oluşuma “ perikoroner torba ” denir.

43 Azalmış mine epiteliDokular eritilir Oral epitel Connective dokular Mine Dentin Bozulan dokular İlk bağlantı epiteliSüren diş

44 Sürme sırasında dişeti mukozasında bir hiperemi, onu izleyen dönemde hücrelerde vakuolizasyonlar ve sonrada hücre parçalanmaları olur. Daha sonra epitel hücreleri de parçalanırlar ve diş ağızda görünür. Dişin sürmesi sırasında bağdokusu kesinlikle açığa çıkmamaktadır. Diş epitel kitlesini yararak sürmektedir İnsan diphyodont canlılardandır. Kron gelişimini tamamlayıp süren süt dişlerinin yerini ilerde sürekli dişler alırlar. Bu olay sırasında süt dişlerinin kökleri rezorbe olur ve süt dişleri düşerler.

45 SÜREKLİ DİŞLERİN NORMAL GELİŞİMİ

46 Sürekli dişler hamileliğin 3. ayında süt dişlerinin germlerini dental laminaya bağlayan lateral diş bandından gelişirler. Sürekli dişlerden kesici yan keserler ve kaninlerin gelişimi süt dişinin palatinal ya da lingual yönlerinde olur. Bazen yankeserler süt yan keselerinin palatinal- mezial ya da lingual-mesial tarafından gelişirler ve bu diş germleri sürme olayının başlamasına kadar burada kalırlar. Sürme sırasında sürekli diş germleri bazen tek rotasyon, bazen de çift rotasyon hareketi ile pozisyon değiştirip, ağız mukozasını delmek için hafif vestibüler ve distal yöne doğru sürerler ve normal yerlerini alırlar.

47 Küçükazı dişlerinin germleri başlangıçta lingual ve palatinal pozisyondadırlar. Yalnız, bu dişler sürmeden çok önce bir kayma hareketi ile süt azılarının kökleri arasına yerleşirler, ve oradan süt azılarının kök rezorpsiyonunu da etkileyip, süt azıları düştüğünde, sürüp yerlerini alırlar. Büyükazılar değişen dişler değildirler. Bunlar, dental laminanın ikinci süt azısı germinin bulunduğu bölgeden itibaren arkaya doğru ilerlemesi ve bu uzantı üzerinde üç tane tomurcuğun gelişmesiyle oluşur. Bu nedenle birçok araştırıcı büyükazı dişlerini süt dişleri grubu içinde kabul ederler.

48

49 SÜREKLİ DİŞLERİN SÜRMESİ

50 Sürekli dişlerin sürmesini etkileyen faktörler ve sürme sırasındaki olaylar süt dişlerindekinin aynıdır. Yalnız büyükkazı dişlerinin dışındaki dişler tamamen kemikle örtülüdürler. Ayrıca bunların kanine kadar olanlarının üst ve vestibül taraflarında, premolerlerinde üzerlerinde süt dişleri bulunmaktadır. Bunların sürmesi sırasında, önce tavandaki kemiğin ve sonra da süt dişinin kökünün rezorbe olup düşmesi gerekmektedir.

51 Sürekli dişin sürmesi başladığında süt diş ile arasındaki kemiğin sürekli dişe bakan tarafında rezorpsiyon olur. Kemik biyolojisi ilginçtir. Rezorpsiyonun olduğu yerin karşısında her zaman bir apozisyon olur, ve böylece kemik varlığını devam ettirme eğilimindedir. Aynı olay, sürekli dişlerin sürmesi sırasında da ortaya çıkar. Alveol kemiğinin de süt dişine bakan tarafından apozisyon olmaktadır. Yalnız rezorpsiyon hızının apozisyondan daha fazla olması nedeniyle bir süre sonra aradaki kemik ortadan kalkar. Sürekli diş, süt dişlerinin köküne etki yapar ve süt dişinin kökünde rezorpsiyon başlar.

52 Yaklaşık 6 yaşlarında ilk daimi diş ağızda gözükmeye başlar.Bu dişler ikinci süt azı dişinin arkasında yer alırlar.

53 6 - 8 yaşlarında alt ve üst çene süt kesici dişleri daimi kesici dişlerin sürmeye başlaması ile düşerler.

54 Daha sonra süt kanin ve azılar daimi kanin ve premolarlara yer açmak için 9 – 11 yaşları arasında düşerler.

55 12 yaşlarında ikinci molar dişte diş arkının sonunda yerini alır. 18 ile 25 yaşları arasında akıl dişleri ikinci molarların arkasında yerlerini alırlar.Böylece 32 dişinde sürmesi ile dişlenme tamamlanır

56 Süt Dişi Kökünün Rezorpsiyonu Süt dişi kökünün rezorpsiyonu tamamen fizyolojik bir olaydır. Genellikle sürekli dişin basıncı ile ve basınç bölgesine başlar. Ancak; altında sürekli diş germi olmayan süt dişlerinde de kök rezorpsiyonunun görülebilmesi bu olayda tek etkenin basınç olmayacağını gösterir.

57 Azalmış mine epiteliDokular eritilir Oral epitel Connective dokular Mine Dentin Bozulan dokular İlk bağlantı epiteliSüren diş

58 Günümüzde süt dişinin periodonsiyumunda rezorpsiyonu başlatabilecek bir potansiyel olduğu, çeşitli yerel ve sistemik etkenlerin bu potansiyele sahip periodonsiyumda rezorpsiyonun başlamasını kolaylaştırdığı, görüşü benimsenmektedir. Bu potansiyeli harekete geçiren yerel etkenler, sürekli dişin kök üzerine yaptığı basınç ve çiğneme kuvvetleridir (mantikasyon stresleri). Sistemik faktörlerin başında ise; osteoklastik hücrelerin oluşumunu, kısaca, rezorpsiyonu başlatan hormonlardan özellikle parat hormonun, çocuklarda o yaşlarda artmasıdır.

59 Rezorpsiyonu dev hücreler yani birden fazla çekirdeği olan hücreler yaparlar. Bağdokusu ilkel hücrelerinin diferansiyasyonu ile geliştiği öne sürülen bu hücrelerin metabolik aktiviteleri çok yüksektir. Hücrelerin ultrastürüründeki mitokondri zenginliği buna bir kanıttır. Bu hücreler diş kökündeki sement ve dentin sertdokularının hem organik hem de inorganik kısımlarını, salgıladıkları bazı enzimlerle ektrasellüler (hücre dışı) olarak dekompoze eder (parçalar) ve sonra fagosite ederler. Salgılanan dekompoze edici (parçalayıcı) enzimler hidrolaz türündendir. Bu hücrelerde asit fosfatazlar da bulunur. Hücrelerin, sitrik asit bile oluşturdukları günümüzde bilinmektedir

60 Bu sertdoku yıkıcısı dev hücreler yıktıkları sertdokunun adı ile anılırlar. Kemik rezorpsiyonu yapanlara osteoklast adı verilir. Sürekli diş ile süt dişi kökünün ucu arasında kalan kemik örtüsünü, bu osteoklastlar yıkarlar. Kök rezorpsiyonunda ise yıkılan doku, dentin olduğundan burada söz konusu olan dev hücrelere odontoklastlar adı verilir. Odontoklastlar sement ve dentinde Hawship lakünleri adı verilen ufak girintiler (ufak koylar) içine yerleşmişlerdir. Odontoklastların fırçayı andıran ve rezorpsiyon yüzeyine bakan bölgelerde 2-3  derinliğinde sitoplazma içine giren kanallar oluşmuştur (mikrovilluslar) ve bu kanalların içinde kristaller görülmektedir. Bu kristaller, yıkılmış dentin ya da sement dokusunun inorganik komponent olan kristallerdir.

61 Süt dişi Gingiva Kortikal kemik tabakası Mandibula Alveoler kemik PDL Daimi diş 2 yaşında alt lateral

62 Süt dişi PDL oldukça dayanıklıdır. Süt Dişinin Düşmesinin Tamamlanması Alveol tabanında kemik trabekülleri tabaka tabaka oluşur. Odontoklastlar süt dişinin çoğunu resorbe eder. Pulpa canlı kalmaktadır. Kemik yapımı ile daimi diş germi süt dişinin altına gelir.

63 SÜT DİŞLERİNİN DÜŞMEYE BAŞLAMASI ALVEOLER KEMİK DENTIN MİNE Daimi diş süt dişinin altında kökler arasındadır. Kemiğin inter-radikuler septumu daimi diş germi ve kriptasını barındırır. Kökler osteoklastlar tarafından eritilir. PDL PULPA

64 SÜT DİŞLERİNİN DÖKÜLMESİ ALVEOLER KEMİK DENTIN MİNE Resorbe olan dentin kısmen yeni sement tarafından onarılır. Kemik burada aşınır PDL Periodontal ligamentler (PDL) kemik yapım ve yıkım bölgelerinde bozulular. PULPA

65 İçinde odontoklastların bulunduğu bir Hawship lakününü çevreleyen dentinde 0,5  derinliğe inen bir demineralizasyonu alanı görülmektedir. Bu bölgede, organik matriks de tamamen yıkılmıştır. Bu durum bize dentinin organik kısmı ve inorganik kısmının aynı zamanda yıkıldığını göstermektedir. Bu yıkılış bölgenin çevresindeki dentinde de baz değişiklikler vardır. Dentin kanalcıklarının içine ince iğnecikler halinde kristaller doldurmuş ve dentin kanallarını tıkamıştırlar.

66 Bu olay rezorpsiyonun oluştuğu bölgede korunma reaksiyonlarının da olduğunu göstermektedir. Rezorpsiyon alanının pulpaya yakın komşu bölgesinde dentin kanallarının tıkanması rezorpsiyon alanıda, rezorpsiyon olayı sırasında açığa çıkan enzimlerin, asitlerin ve metabolik artıkların, dentin kanalları aracılığı ile pulpaya ulaşıp, pulpayı irkiltmelerini önlemektedir.

67 SÜT DİŞLERİNİN DÖKÜLMESİ Kemiğin ve süt dişi kökünün rezorbsiyonu düzenli ve sürekli değildir.Aşınmış dentin ve sementin tamir olayı meydana geldiğinde kısa süreli olarak durabilir. Kemik yapımı yine de devam eder; alveol ve kripta bu süre boyunca değişmektedir. DENTIN MİNE PULPA

68 Odontoklast hücrelerinin yaşam süreçleri genellikle 24 saattir. Bunların ortadan kalkması ile, hemen diğer genç odontoklastlar belirlememektedir. İşte, bu rezorpsiyon olayının durduğu ve ortamda odontoklastların bulunmadığı ara dönemde rezorpsiyon sırasında açığa çıkmış doku kristalleri yada iyonlar daha derin tabakaların dentin kanalları içine yeniden tuz kompleksleri olarak çökelmekte ve bu kanalları tıkamaktadırlar. Kısaca olay pulpanın bir korunması olarak nitelendirilebilir.

69 Ayrıca bu bölgede odontoklastların 24 saatlik yaşamları olduğu ve rezorpsiyon durduğundan, sementoblastlar bu yüzey üzerine presement diyebileceğimiz ve çok hafif mineralizasyon gösterebilen bir doku çökeltmektedirler. Bu olay da bir tamir olayı olarak nitelendirilebilir. Ancak, odontoklast hücrelerinin aktivitesinin çok güçlü olması nedeniyle rezorpsiyon belirli bir süre sonra kök pulpasına yaklaşır ve kök pulpasındaki ilkel bağdokusu hücreleri de (periodonsiyumda daha önce olduğu gibi) odontoklastlara dönüşüp, pulpa yönünden de kök dentinin rezorbe etmeye başlarlar ve olay hızlanır.

70 Süt dişi kökünün rezorpsiyonu koleye yaklaştığında, gingiva epiteli koleden itibaren kökün altına doğru girer (prolifere olur) ve karşıdan gelen diğer epitel grubu ile birleşerek dişi organizmadan ayırır. Fakat genellikle kök rezorpsiyonunun tamamlanmasına yakın bir dönemde, diş ufak bir travma ile düşer. Düşmüş dişin yerinde üzerini diş eti kökenli bir epitelin örttüğü kırmızı bir granülasyon dokusu vardır. Genellikle dişin düşmesinden çok kısa bir süre sonra 1-2 gün sonra, burada sürekli diş belirir.

71 Başlangıçta süt dişinin uzun bir kökü vardır. Daimi dişin sürmeye başlaması ile süt dişinin kökü rezorbe olmaya başlar. Daimi diş tamamiyle sürmeden önce kökünü kaybetmiş süt dişi kuronu düşer ve daimi diş ağızdaki konumunu almış olur.

72 Bazı vakalarda sürekli dişler sürme olayındaki rotasyon hareketi ile yerlerini alamazlar. Böyle durumlarda sürekli diş, sürme sırasında süt dişine palatinal ya da lüngual yönde basınç yapar ve rezopsiyon köklerin yalnızca bu tarafında olur. Süt dişlerinin köklerinin vestibül tarafından ince bir plak halinde kök kalır, ve süt dişi düşemez. Böyle vakalarda süt dişleri henüz ağızda iken sürekli diş de onun palatinal ya da lingual yönünde ağız içinde görülür. Bu sorun, ön dişler bölgesinde ortaya çıkar. Böyle bir durumla karşılaşıldığında süt dişin hemen çekip sürekli dişin normal konumuna gelmesine olanak sağlamak gerekir.

73 Azıdişlerinin sürmesi çene kemiklerinin gelişimine bağlıdır. Alt çenede gelişim; Kondilin akra ve dışarı yöne enkondral gelişmesi Ramus mandibulanın ön kenarındaki rezorpsiyon arka kenarındaki apozisyon ile olur. Böylece 3 yaşındaki bir çocukta ramus mandibula 2. süt azısının distalinde iken 16 yaşındaki bir kimsede bu noktanın arkasına 3 tane büyük azının sığabileceği kadar ramus geriye gitmiştir. Alt çenede azıların yönü öne- yukarı-içedir. Çenenin gelişmesiyle normal pozisyonları alırlar.

74 Üst çenede ise çene gelişimi ; Alveollerin arkaya doğru uzaması Burun boşluklarının gelişmesi ve pterigoid kemiğin gelişimine bağlıdır. Tuber maksilladaki bu gelişim sırasında, üst azılar da rotasyonla normal pozisyonlarını alırlar.

75 Sürekli dişlerin sürmesi, süt dişlerininkine benzer. Yedi yaşından başlayarak her diş grubu birer yıl arayla sürerler ve bunların apeksleri genellikle sürmeden 3-4 yıl sonra kapanır.

76 Alveoler kemiğin kaybı ile sementin altında ve üstünde gingival çekilme. PASİF SÜRME

77 Kemiği resorbe eden ostoeklastlar PDL lifleri kemik içinde Sharpey lifleri ile birleşir. FONKSİYONEL SÜRME & DİŞ HAREKETLERİ Osteoblastlar kemiğe paketler şeklinde dizilirler. Apekste hücreli sement birikir; okluzal aşınmayı karşılmak için mi? Okluzal aşınma Kemik interdental septumu Basil

78 DİŞLERİN SÜRME ZAMANLARI

79 PRENATAL 5 aylık uterus 7 aylık uterus Süt Dişlenmesi

80 Yeni Doğan Yeni doğan 6 aylık 9 aylık 1 yaş 18 aylık

81 Süt Dişlenmesi Çocukluk Dönemi 2 yaş 3 yaş 4 yaş 5 yaş 6 yaş

82 Süt Dişlerinin Sürme Zamanları Doğumda süt dişlerinin kronlarının kesici kenarları ve tüberkül uçları mineralize olmuştur. Doğumu izleyen ilk aylarda ise, dişlerin kronlarının mineralizasyonu tamamlanır ve süt dişlerinin sürmesi başlar. %95 vak’ada süt dişlerinin ilk süren grubu alt kesiciler olup, bu sürme çocuk 6 aylıkken başlamaktadır. Sürme, her diş grubu için, yani kesiciler 1. süt azıları, kaninler ve 2. süt azıları için altışar aylık dönemler olmak üzere ay içinde tamamlanır. Sürmeden sonra her 6 ay içinde bir grup dişin kökleri gelişimini tamamlanır

83 Lateral 9-13 ay Kanin ay I.molar ay II.molar ay Santral 8-12 ay Üst çene Alt çene II.molar ay I.molar ay Kanin ay Lateral ay Santral 6-10 ay

84 Bir çocuğun belirli yaşta ağzından bulunması gereken dişlerin sayısı basit bir formülle hesaplanabilir. Bu formül şöyledir: Çocuğun yaş sayısı (ay olarak) -6 = Diş sayısı Örnek: 26 aylık bir çocuğun ağzında 20 adet diş vardır: 26-6=20 Süt dişlerinin sürmesi ortalama 28 ayda tamamlanırsa da bu sürenin çok kısaldığı (10 aya kadar indiği) yada uzadığı (36 aya kadar sürdüğü) vakalar vardır.

85 Daimi Dişlenme Karışık Dişlenme 7 yaş 8 yaş 9 yaş 10 yaş

86 Daimi Dişlenme Ergenlik ve Adult 11 yaş 12 yaş 15 yaş 21 yaş

87 Sürekli Dişlerin Sürme Zamanları Süt dişleri ile aynı gelişim aşamalarını geçiren sürekli dişlerin ilk süreni birinci büyükazılardır. 6 yaşında sürdüğü için 6 yaş dişi diye de isimlendirilen bu dişi sırası ile; Kesicilerin I. küçükazıların Kaninlerin II. küçükazıların II. büyükazıların ve III. büyükazıların sürmesi izler.

88 Santral 7-8 yaş Lateral 8-9 yaş Kanin yaş I.premolar yaş II.premolar yaş I.molar 6-7 yaş II.molar yaş III.molar yaş II.molar yaş I.molar 6-7 yaş II.premolar yaş I.premolar yaş Kanin 9-10 yaş Lateral 7-8 yaş Santral 6-7 yaş ÜST ÇENE ALT ÇENE

89 Yeni doğan bebeğin radyografik,şematik ve iskeletsel çene yapısı

90 9 aylık bebeğin radyografik,şematik ve iskeletsel çene yapısı

91 1 yaşındaki çocuğun radyografik ve şematik diş, çene yapısı

92 2 yaşındaki çocuğun radyografik ve şematik diş, çene yapısı

93 3 yaşındaki çocuğun radyografik ve şematik diş, çene yapısı

94 5 yaşındaki çocuğun radyografik ve şematik diş, çene yapısı

95 6 yaşındaki çocuğun radyografik ve şematik diş, çene yapısı

96 9 yaşındaki çocuğun radyografik, şematik ve iskeletsel çene yapısı

97 11 – 12 yaşındaki çocuğun iskeletsel ve şematik diş, çene yapısı


"Süre/Evre Mikroskobik Görüntü SafhaAçıklama Başlangıç evresi / 6.-7. hafta Tomurcuk evresi / 8. hafta Takke evresi / 9.- 10. hafta İndiksiyon Proliferasyon." indir ppt

Benzer bir sunumlar


Google Reklamları