Sunum yükleniyor. Lütfen bekleyiniz

Sunum yükleniyor. Lütfen bekleyiniz

İşletme Bilimi Öğr. Gör. Ahmet USLU. 1. 1.Bölüm İşletmenin Genel Esasları   İnsan İhtiyaçları ve Ekonomik Faaliyetler   İhtiyaç-Ekonomi ve Üretim.

Benzer bir sunumlar


... konulu sunumlar: "İşletme Bilimi Öğr. Gör. Ahmet USLU. 1. 1.Bölüm İşletmenin Genel Esasları   İnsan İhtiyaçları ve Ekonomik Faaliyetler   İhtiyaç-Ekonomi ve Üretim."— Sunum transkripti:

1 İşletme Bilimi Öğr. Gör. Ahmet USLU

2 1. 1.Bölüm İşletmenin Genel Esasları   İnsan İhtiyaçları ve Ekonomik Faaliyetler   İhtiyaç-Ekonomi ve Üretim İlişkisi   İşletmenin Doğuşu-Tarihsel Gelişimi

3 İçinde bulunduğumuz dünya, sınırsız insan ihtiyaçlarına ancak sınırlı miktarda tatmin araçları sunabilmekte, üstelik, bu sınırlı miktardaki araçların, herhangi bir çaba harcanmaksızın, insan ihtiyaçlarını kendiliklerinden karşılama nitelikleri de bulunmamaktadır.

4 I. İnsan İhtiyaçları ve Ekonomik Faaliyetler   Yeryüzündeki bütün ekonomik faaliyetlerin temelinde insan ihtiyaçlarının karşılanması veya tatmin edilmesi amacı yatmaktadır.   İnsanın, içinde yaşadığı toplumun gelişme düzeyine bağlı olarak, sayıca artıp farklılaşan sınırsız sayıdaki ihtiyaçlarının pek çoğu bir kere karşılanmakla ortadan kaldırılamaz.

5 İnsanoğlu bitip tükenmeyen ve sürekli zaman aralıklarıyla tekrarlanan ihtiyaçlarını karşılamak için çalışıp çabalamak, kısacası ekonomik faaliyet içinde bulunmak durumundadır.

6 Tek tek veya birarada (belirli bir amaç çevresinde çabalarını birleştirip bir örgüt veya işletme kurmaları suretiyle) insanları çalışmaya ya da iş yapmaya yönelten temel itici güç insan ihtiyaçlarıdır

7   İhtiyaç, organizmanın içindeki bir eksikliktir.   İnsanda bir eksiklik olduğu zaman, bu eksikliği gidererek tatmin olmak ister.   Bunun içinde "iş" adını verdiğimiz amaçlı eylemlerde bulunur.   Amaçlı eylemler, ihtiyaçları gidermeye yöneliktir.   Bu ihtiyaç-eylem-amaç süreci bütün insanlarda aynı şekilde işler.   Ancak, söz konusu ihtiyaç, eylem ve amaçların türü ve şiddeti insandan insana değişmektedir.

8 Tatmin edildiği zaman insana zevk, edilmediği zaman acı ve elem veren ve organizmada çeşitli gerilimlere neden olan itici güç diye tanımlayabileceğimiz ihtiyaçlarımız, davranışlarımızın temelini oluşturmaktadır.

9   İhtiyaçla istek arasında bir fark olduğu kanısını taşıyan bazı yazarlara göre, ihtiyaç daha doğuşta içimizde var olan itici bir güçtür.   İstek ise, sonradan öğrenilmiş ve çevrede kazanılmış bir itici güçtür.

10 1.1. İnsan İhtiyaçları   Birincil ve İkincil İhtiyaçlar   Birincil ihtiyaçlar (nefes alma, yeme-içme ve dış çevre koşullarına karşı korunma gibi temel fizyolojik ihtiyaçlar gibi) insanda doğuştan var oldukları halde,   İkincil ya da sosyal ihtiyaçlar insan yaşamının ilk yıllarından itibaren etkileşim sonucu ortaya çıkmaya başlayıp önemli roller oynayarak yaşamın sonuna kadar devam ederler.

11 Birincil ihtiyaçlar, insan vücudunda belirli bir dengeyi tutturmaya ve tutturulan bu dengeyi korumaya yöneliktir.

12   Birincil ihtiyaçları fiziksel bazı araç ve gereçler ile tatmin etmek olanaklı iken, ikincil ihtiyaçları fiziksel araç ve gereçlerle karşılama olanağı bulunmamaktadır.   Sevme-sevilme, kabul ve itibar görme ve kişinin sahip olduğu yeteneklerini ortaya koyabilme şeklinde ifade edilen ikincil ya da sosyal ihtiyaçlar, insanın özgür ve tatminkâr bir çalışma ortamına kavuşturulması gibi maddi olmayan araç ve gereçlerle karşılanabilirler.

13 Abraham Maslow'un İhtiyaçlar Dizisi Kendini Gerçekleştirme İhtiyacı Statü ve Saygınlık İhtiyacı Aidiyet İhtiyacı Güvenlik İhtiyacı Temel Fizyolojik İhtiyaçlar

14 a.Temel Fizyolojik İhtiyaçlar, bireyin yaşamının sürekliliği için tatmin edilmeleri zorunlu olan ihtiyaçlardır. Oksijen alma, yeme, içme, uyku, giyinme ve barınma bu ihtiyaçların belli başlılarını oluşturur.

15 Temel Fizyolojik İhtiyaçların Özellikleri   a) Bu ihtiyaçlar nisbi olarak birbirlerinden bağımsızdırlar,   b) Bir çok durumlarda vücudun belli bir yerinde teşhis edilebilirler (örneğin, açlığın midede duyulması gibi),   c) Refah düzeyi yüksek olan toplumlarda bu tür ihtiyaçların insan davranışı üzerindeki etkilerine ender rastlanır,   d) Bu ihtiyaçların sürekli biçimde ve kısa aralıklarla karşılanmaları gerekir.

16 b.Güvenlik İhtiyaçları, Güvenlik ihtiyaçları fiziki tehlikelerden (ateş, kaza, cinayet vb. gibi) korunmak şeklinde olabileceği gibi, ekonomik güvenlik (bir işe sahip olma, sahip olunan işi kaybetmeme, iş güvenliğinin sağlanmış olması, çalışamayacak yaş ve duruma gelindiği zaman emeklilik haklarından yararlanma gibi sosyal güvenliğe kavuşturulma) şeklinde de olabilir.

17   İnsanın güvenliği, başkalarına bağımlı olma veya dayanma durumunda kalındığı zaman tehdit edilmiş olur. Birey ençok bu tür durumlarda korunma garantisine ihtiyaç duyar.   Endüstride ve diğer kesimlerde çalışanların büyük bir çoğunluğu çalıştıranların keyfi işlemlerine karşı korunmayı yasal bazı sözleşmelerle garanti altına almaya çalışırlar.

18 c. Bağlanma (Aidiyet) ve Sevme - Sevilme İhtiyacı, aidiyet ve sevgi ihtiyaçlarının tatmini aynı organizmanın sosyal ve ruhsal (psikolojik) dengesinin sağlıklı biçimde kurulup sürdürülmesine olanak sağlar.

19 d. Saygı Görme İhtiyacı, saygı görme ihtiyacının kapsamına; özgüven, başarıyla övünme ve başarının başkaları tarafından takdiri, rekabet edebilme duygusu, bilgili olma, benliğine saygı duyma, bağımsız ve özgür olma gibi ihtiyaçlar girer.   İkinci grup saygı görme veya takdir ihtiyaçları, bireyin prestij ya da başkalarının onu takdir etmesi ile ilgili ihtiyaçlarıdır.

20 e. Kendini Gerçekleştirme İhtiyacı, insanın yetenekleri ölçüsünde olabileceği herşeyi olması anlamına gelir.   Günümüzde gelişmiş Batı toplumlarında bile çoğu kişi bu ihtiyaç düzeyine ulaşamamaktadır.   Çünkü, daha alt dizideki ihtiyaçlar tatminkâr düzeyde karşılanmadan bu ihtiyaç türü ortaya çıkmaz.

21 Kendini kanıtlama veya gerçekleştirme ihtiyacı, kişinin sahip olduğu bilgi ve yetenekleri çerçevesinde topluma hizmet etmek için tüm kapasitesini kullanabileceği bir ortama sahip olması ile karşılanabilir.

22   Her toplumda çok az sayıda olsalar bile kendini gerçekleştirme aşamasına ve düzeyine ulaşabilmiş insanlar konularına aşırı derecede bağlı ve yaptıkları işle bütünleşmiş kişiler olarak karşımıza çıkarlar.   Bu kişiler konuları ile uğraşmanın dışında hiç bir şeyle mutlu olmazlar.

23 İnsan İhtiyaçlarının Karşılanmasının Önemi Her insan, önce varlığını sürdürebilmek ve daha sonrada toplumun kendisinden beklediği fonksiyonları yerine getirebilmek için en şiddetlisinden başlayarak ihtiyaçlarını karşılamak durumundadır.

24   İhtiyaçların hiç ya da arzulanan düzeyde karşılanmaması insanlarda ayrıca kişilik sorunlarının ortaya çıkmasına neden olmaktadır.   Günümüz toplumlarında ihtiyaçların karşılanmamasından kaynaklanan bazı sorunlar şu şekilde sıralanabilir; * alkolizm, * işe gitmeme, * devamsızlık, * iş kazaları, * herşeye ilgisizlik ve boşverme, * toplumsal ve endüstriyel çatışmalar

25 İhtiyaçlar Dizisine Getirilen Eleştiriler   İhtiyaçlar dizisindeki kademeler katı ve sabit olmayıp, aralarındaki sınırlar belirsiz ve çoğu zaman birbirine karışmıştır   İhtiyaçlar genel kuramı normal (ortalama) insanları konu aldığından dizinin istisnaları vardır. Bazı kimseler birinci ve ikinci düzeyin üzerine çıkamazlar. Diğerleri (ünlü bilim adamları,müzisyenler, heykeltraşlar ve ressamlar gibi) yüksek düzeydeki ihtiyaçların etkisi altında kaldıkları için, düşük düzey ihtiyaçların farkında olmazlar.   Doğrudan karşılanması önlenen ihtiyacın yerine, birey yenisini geliştirir ve bunu tatmine yönelir.   Bireyin ulaşmaya çalıştığı amaçlar uzun vadeli olup, ancak bir seri aşamadan sonra başarılabilir.

26   İhtiyaç sıralamasının alt düzeyindeki ihtiyaçlar, genel olarak ekonomik araçlarla karşılanırlar.   İnsanlar temel fizyolojik ve güvenlik ihtiyaçlarını tatmin etmek için satın alma aracı olarak paraya gerek duyarlar.   Buna karşılık üst düzeydeki ihtiyaçlar, genel olarak, psikolojik ve toplumsal içerikli simgeler, davranış ve araçlarla tatmin edilirler.

27 II. İhtiyaç-Ekonomi ve Üretim İlişkisi   Yunancada ilk kullanıldığı şekliyle ekonomi kavramı, ev yönetiminde tasarruflu davranmak anlamına geliyordu.   Ancak günümüzde, ekonomi teriminin sözlükteki karşılığı, bir toplumdaki üretim, dağıtım ve tüketim durumu ile ilgili olguların tümü şeklindedir.   Günümüzde bir kısım bilim adamları, ekonomiyi mal ve hizmet üretimi olarak düşünürken diğer bir kısmı da kıt üretim kaynaklarının en akılcı biçimde kullanılması şeklinde görmektedir.

28 Ekonomi ve ekonomik faaliyetlerin temelinde insan ihtiyaçlarının mümkün olan en az kaynak kullanımı ile karşılanması düşüncesi yatmaktadır Ekonomik Olay;

29 İnsan ihtiyaçlarının karşılanması için girişilen ve parayla ölçülebilen eylemler ekonomik olay olarak adlandırılır.

30 Her türlü ekonomik olayın temelinde başlıca üç eylem vardır:   Uygulanabilir seçenekler geliştirmek,   Bu seçenekleri birbirleriyle karşılaştırmak ve   Bunlardan birini karar olarak seçip uygulamak

31 2.2. Mal ve Hizmetler; İnsan ihtiyaçlarını tatmin etme veya giderme özelliğine sahip nesnelere mal ve hizmet adı verilir.   İnsan ihtiyaçlarının önemli bir kısmı ekmek, peynir, et, kâğıt, kalem ve benzeri maddi nesnelerle karşılanır.   Bu maddelerin bazıları (hava, güneş ışığı, bazı yerlerde kaynak suları ve deniz suyu gibi) doğada bol miktarda bulunmakta ve bunlardan yararlanmak için fazla bir çaba harcamak gerekmemektedir.   Bu tür maddeler serbest veya ekonomi dışı mallar olarak adlandırılır.

32 İnsan ihtiyaçlarını tatmine yarayan, ancak, doğrudan herkese yetecek kadar bol bulunmayan ve elde edilmeleri belirli bir çaba harcanmasını gerektiren maddeler ekonomik mal olarak nitelendirilir.

33   Ekonomik malların iki temel belirgin özelliği; kıt oluşları ve başka mallarla veya para ile değişime konu oluşturmalarıdır.   İnsan ihtiyaçlarının hepsi mallarla karşılanamaz.   Bir kısım ihtiyaçlarımızda hizmet adını verdiğimiz soyut eylemlerle karşılanır.

34   Bir toplumda yerine getirilen tüm hizmetler ekonomik nitelikli olmayabilir.   Bir hizmetin ekonomik nitelikli sayılabilmesi için hizmeti gören kimsenin bunun karşılığında bir bedel alması ve aldığı bu bedelle bir başka ihtiyacını karşılayabilmesi gerekir.

35 2.3. Üretim; Doğadaki değişik tür kaynaklara, belirli bir sermaye ve insan emeği uygulanarak insanların ihtiyaçlarını karşılayan mal ve hizmetler ortaya konulmuş olur.   Temel üretim faktörü olan doğa ve onun sunduğu kaynaklara yine diğer iki temel üretim faktörü olan sermaye ve emeğin uygulanması ve bu yolla insan ihtiyaçlarını karşılayacak mal ve hizmetlerin meydana getirilmesi olayına üretim olarak adlandırılır.

36   Üretilen mal ve hizmetlerin insan ihtiyaçlarını tatmin etme niteliğine fayda yaratma veya kısaca fayda adı verilir.   İnsan ihtiyaçlarını karşılayan mal ve hizmetlerin faydaları ile bu faydaların miktar ve düzeyine bağlı olarak söz konusu mal ve hizmetler için piyasada fiyatlar veya değerler oluşur.

37 Üretim; faydalı mal ve hizmetlerin meydana getirilmesi, depolanması, taşınması ve satılması gibi faaliyetlerin bütününü kapsayan çok yönlü ve aşamalı bir süreçtir.

38   Üretimle bir şekil faydası yaratılır.   Üretilen malların bol bulundukları zamanlarda depolanarak kıt bulundukları zamanlarda ortaya çıkarılmasıyla bir zaman faydası yaratılmaktadır.   Mal ve hizmetlerin çok bulundukları yerlerden az bulundukları yerlere taşınmasıyla bir mekân (yer) faydası ortaya çıkarılmış olmaktadır.   Mal ve hizmetlerin satılarak ihtiyaç sahiplerine kazandırılmasıyla bir mülkiyet faydası yaratılmaktadır.

39 2.4. Üretim Faktörleri   Üretimde bulunmak için insanın ihtiyaç duyduğu faktörlere üretim faktörleri adı verilir.   Tarihin ilk çağlarında üretim yapabilmek için, doğa ile emek yeterli olmaktaydı.   Daha sonraki dönemlerde yontulmuş taşların, madenlerden yapılmış araçların ve benzeri nesnelerin sermaye (teknoloji) şeklinde üçüncü bir üretim faktörü olarak ilk iki faktöre katılmıştır.

40   Günümüzde ise yukarıdaki üç faktöre bir dördüncüsü eklenmiştir.   Girişimci (müteşebbis) adı verilen kişi veya kişiler olup bunlar doğadaki kaynakları satın almakta, değişik yerlerden sermaye bulmakta, insan emeğini kiralamakta ve bütün bunları bir araya getirip belirli bir üretim sürecinden geçirerek mal ve hizmetler ortaya koymakta ve ürettikleri bu mal ve hizmetleri ihtiyaç sahiplerine sunmaktadırlar.

41   Üretimi gerçekleştirmek için doğa ve emek yeterli olduğu için, bu ikisine asli üretim faktörleri adı verilmiştir.   Klasik iktisatçılar, emek, sermaye ve doğadan oluşan üretim faktörlerinin yanına girişimi de dördüncü bir faktör olarak katmışlardır.

42   a. Emek; emek faktörü daha aktif ve hareketlidir.   Emek insan gücünü temsil eder. İnsan ise, yaşamını sürdürebilmek için sürekli olarak didinip çalışmak zorundadır. İnsanın bedensel ve düşünsel çalışması iş veya emek olarak adlandırılır.   İş kavramı, insanların gelir sağlamak amacıyla yaptıkları bedensel ve düşünsel çabaların bütünü anlamında kullanılmaktadır. Bu anlamda amatör spor yapanların çalışmaları işletme ve ekonomi açısından iş sayılmazken (gelir sağlama amacıyla yapılmadığı için) sporu profesyonel olarak yapan kimseler bu anlamda bir iş yapmış sayılırlar.

43   b. Sermaye; Bir satın alma gücü olarak para ve onun yardımıyla sağlanabilen üretim araçları anlamındaki sermaye, hemen herkesin elde etmeye çabaladığı ve bu yolla saygınlık, iktidar ve başkalarına hükmetme olanağı sağlamaya çalıştığı bir üretim faktörüdür.

44   Kendi işini kurup çalışanlar ve başkalarını da kendi hesaplarına çalıştıranlar, bu işlerine belirli bir sermaye yatırmak zorundadırlar.   Bu sermayenin bir kısmını işyeri olarak binalara, bir kısmını işyerine yerleştirilecek makina-alet ve cihazlara, bir kısmını hammadde ve yardımcı maddelere ve nihayet bir kısmını da marka değeri, lisans, patent ve imtiyaz gibi haklara yatırırlar.   Yaptıkları bu yatırımla mal ve hizmet üretip ihtiyaç sahiplerine satarlar. Satışlardan elde ettikleri gelirin bir kısmını ücret olarak emek sahiplerine, bir kısmını faiz olarak kendilerine borç para verenlere, bir kısmını kira olarak toprak sahiplerine verirler.   Geriye bir şey kalırsa (ki işletmenin sürdürülmesi için kalması gerekir) bunu da kâr olarak kendilerine alırlar.   Ücret, faiz, kira ve kârlardan meydana gelen bu değerler toplamına biz işletme düzeyinde yaratılan net katma değer olarak adlandırılır.

45   Ekonomik Açıdan Sermaye; emekle birlikte doğaya uygulanarak mal ve hizmet üretimini kolaylaştırır.   Bazı ekonomistler sermayenin tasarruftan kaynaklandığını ileri sürerken, diğer bir kısım ekonomistler de sermayenin emeğin üretim araçlarında yoğunlaşmasından meydana geldiğini ileri sürmüşlerdir.

46   Bu yoğunlaşma artı değer olarak nitelendirilmiştir.   Artı değer kavramı, Ricardo ile başlayan ve Marx’la süren yoğun tartışmalara konu olmuştur.   Kavram, bir işte çalışan işçinin aldığı ücret ile yarattığı değer arasındaki farkı ifade etmek için kullanılmaktadır.

47   Marksist terminolojiye göre, bu fark kapitalistin kârını ifade eder.   Marks’a göre, üretimi sağlayan tek öge emektir.   Üretim değerinden işçi ücreti çıkarıldıktan sonra kalan pay, yani kapitalistin kârı, işçinin sömürülmesinin bir sonucudur.   Bu fark ne derece büyürse sömürü de o denli artar.

48   Artı değer kavramı ile ilişkili bir diğer kuram da “Emek-Değer Kuramı” olarak bilinir.   Bu kuramın özü, yeniden üretilen bütün mallarda ortaya konan değerin onları üretmek için kullanılan emek miktarına bağlı olduğu şeklindedir.

49   Ekonomik açıdan sermayeyi, üretilmiş üretim araçları şeklinde tanımlamak mümkündür.   Buna göre, emeğin verimliliğini yükseltmede kullanılan her türlü araç, gereç ve makinalar bu anlamda ekonomik sermaye malı sayılır.

50   Muhasebe Açısından Sermaye; Muhasebe anlamında sermaye, işletme sahibinin işletmeden olan alacağı şeklinde tanımlanabileceği gibi, işletmenin bilançosunda yer alan aktif ile pasif kalemler arasındaki olumlu fark şeklinde de tanımlanabilir.   Bu anlamda formül olarak; Sermaye = Mevcutlar + Alacaklar - Borçlar şeklinde de gösterilebilir.

51   Finansman Açısından Sermaye; Finansman anlamında sermaye, işletmelerin borç olarak sağladıkları kaynakları dışında, kurucu ortakların koyduğu veya hisse senedi satın alanların sağladıkları ödeme güçleri, teşebbüsün yarattığı karşılıkları, yedek akçeleri, dağıtılmamış kârları ve benzeri ödeme güçlerini ifade eder.

52   İşletme Yönetimi Açısından Sermaye   Doğal kaynaklar: Bu kalemin kapsamına arazi, hammaddeler, yardımcı maddeler ve malzemeler girer.   Yarı Mamuller: Daha önce üretim sürecine girerek bir işlem görmüş olmalarına karşılık, henüz tam olarak kullanılabilir mamul durumuna gelmemiş olan maddelere denir.   Mamuller: Yapımı ya da üretimi tamamlanmış, tüketim ya da satışa hazır madde veya mallara mamul adı verilir.   Binalar: Fabrika bina ve tesisleri, yardımcı bina ve tesisleri, depo, antrepo, ambar, idare binaları, sosyal tesisler, sosyal konutlar ve benzerleri bu kalemin kapsamına girerler.   Makinalar: Üretimi kolaylaştırmak, emeğin verimini yükseltmek ve doğal güçleri mekanik güce çevirmek gibi pek çok amaç için kullanılan alet, edavat ve teknikler şeklinde ifade edilebilir.   Alacaklar: Üretilen mal ve hizmetler her zaman peşin para ile satılmayabilir. Bazen vadeli veya kredili olarak da satışlar yapılır.   Nakit: İşletmenin kasasındaki paralar ile bankalardaki vadesiz mevduat, çek ve posta çeki gibi ödeme araçları da nakit para içinde sayılmaktadır.

53   Mal ve hizmetlerin üretilebilmesi için yalnızca maddi varlıkların bir araya getirilmesi gerekli fakat yeterli değildir.   Bunların yanında amaca ulaşmayı kolaylaştıran ve çoğu kez maddi olmayan değerler veya haklar şeklinde ifade edilen kalemlere de ihtiyaç vardır.

54 İşletmede kullanılmak üzere seçilen üretim yönetimi belirli bir yabancı veya yerli girişim ya da girişimcinin tescil edilmiş buluşu şeklinde ise, bu buluşun kullanma hakkını kiralayan veya satın alanın hak sahibine yaptığı ödemelere “royalty” adı verilir.

55 Maddi olmayan sermaye grubuna giren varlık ve/veya hakların belli başlıları;   imtiyaz,   lisans,   marka (alâmetifarika),   patent (ihtira beratı),   telif hakkı,   know-how   işletme hakları

56   İmtiyaz: Birtakım hak ve çıkarların özel kişi veya kuruluşlara verilmesidir.   Lisans: Lisansın birinci anlamı, yasa tarafından kısıtlanmış veya düzenlenmiş bir işin yapılması veya bir girişimde bulunulabilmesi için kamu otoritesi tarafından verilen ve başkasına devredilemeyen izin, yetki veya ruhsat şeklinde ortaya çıkar.

57   Lisansın ikinci anlamı, patent yasasındaki kullanım alanı ile ilgilidir.   Patent yasası uyarınca yeni bir mal üretmiş, yeni bir tasarım veya üretim yöntemi bulmuş ve bunların patentini almış kişi veya firma ile, bu yeniliklerin belirli koşullarla kullanılmasını sağlamak için bir sözleşme yapmaya gerek vardır.   Başkasının üretim yönetimi şeklindeki buluşunu “royalty” adını verdiğimiz bir bedel ödemek suretiyle kullanmak isteyen kişi veya firmaların hak sahibi ile yaptıkları izin anlaşmalarına “lisans anlaşmaları” adı verilir.

58   Lisansın üçüncü anlamı, bir kimseye tanınan ayrıcalıklı harekette bulunma hakkı şeklinde ifade edilebilir.   Ancak, burada temel kural, böyle bir hakkın başkalarını zarara uğratacak biçimde kullanılamayacağıdır.

59   Marka (Alâmetifarika): Ticarî eşyalar üzerine konulan ve eşyayı üreteni veya satanı tanıtmayıp veya eşyayı benzerlerinden ayırt etmeye yarayan özel bir işaret veya kelime.   Arçelik, Bosch, Beymen, Vakko, Mercedes, Man gibi.   Bugün “marka” olarak nitelendirilen bu işaret veya kelime eski dilde “ayırt edici işaret” anlamına gelen “alâmeti farika” kavramı ile ifade edilirdi.

60   Patent (İhtira Beratı): İngilizce kökeni bir kelime olan patent, yeni bir üretim yöntemi ya da herhangi bir yenilik bulan ve bunları yeni mal ve hizmetler üretmek üzere kullanma hakkına sahip bir kimsenin, bulduğu yeniliği veya üretim yöntemini ve bunların yardımıyla piyasaya çıkardığı bir mala yalnız kendisinin sahip olması, başkalarının izinsiz olarak onları kullanmalarını veya kopya etmelerini engelleme hakkını veren tecil edilmiş bir ayrıcalık veya imtiyaz şeklinde ifade edilebilir.

61   Patent sahibi (icatçı), dilerse bu buluşu üzerindeki hakkını belirli bir bedel karşılığında başkalarına devredebilir veya kiralayabilir.   Birincisine patent satışı, ikincisine ise lisans anlaşması adı verilir.   Patent satışı anlaşmasında alıcı patent sahibine bir defalık ödemede bulunur ve o yenilik üzerindeki bütün haklar kendisine geçer.   Lisans anlaşmasında ise, kiralayanın patent sahibine üzerinde anlaşmaya varılan biçimde sürekli bir ödemede bulunması söz konusudur.

62   Telif Hakları: Telif hakkı; ilim, edebiyat veya güzel sanatlar alanında, fikir mahsulü bir eser vücuda getiren veya yaratanın o eser üzerinde sahip olduğu fikri ve mali haktır.   Know-How: (Teknik Hüner, Tecrübe Hakkı/Ticari-Teknik Bilgi faydalanma hakkı): Bir sınai işletmenin uzun tecrübe ve araştırmalar sonunda bulduğu ve gizli tuttuğu, yeni bir üretim usulünün fiilen uygulanması için gerekli teknik bilgi ve tecrübelerin tümüdür.

63   Know-How; gizli formül veya üretim yönteminin veya sınaî, ticari, bilimsel tecrübeye dayalı bilgi birikiminin kullanma imtiyazı, kullanma hakkı olarak ta tanımlanabilir.   İşletme Hakları: Maden Kanunu ile birlikte ihdas edilen işletme hakkı, tarifini Maden Kanunu hükümlerinde bulmaktadır.   Maden Kanunu hükümlerine göre; bir madeni bulan kimse, ruhsat almak şartı ile belli bir süre, o madenin bulunduğu sahada maden cevheri aramak, çıkartmak, bulardan faydalanmak ve maden cevherlerinin çıkartılması için yer altı ve yer üstü tesisleri yapmak hakkına sahip olmaktadır ki, bu hakka işletme hakkı adı verilmiştir.

64   c. Doğal Kaynaklar; doğal kaynaklar, üretken bir şekilde değerlendirilmek üzere işletmeye tahsis edilen yer altı ve yer üstü zenginlikler ile bina ve arazilerden oluşur.   Endüstri işletmelerinde yer altı ve yer üstü doğal kaynaklar birinci derecede önem arzederken, ticaret ve hizmet işletmelerinde bina, buna karşılık tarım işletmelerinde ise, arazi daha çok önem taşımaktadır.

65   d. Girişimci; girişimci; belirli bir mal veya hizmeti üretmek, üretip pazarlamak veya yalnızca pazarlamak için, kendisine ait veya başkalarından temin ettiği sermayeyi üretim faktörlerine yatıran ve böylece kâr veya zarar etme olasılığını göze alan özel veya tüzel kişi şeklinde ifade edilebilir.

66 Yönetici, girişimciden farklı olarak, kâr ve zararı başkasına ait olmak üzere, belirli bir ücret karşılığında işletmenin yönetim sorumluluğunu üzerine alan ve bu yolla sonuca ulaşmaya çalışan kişidir.

67 Girişimcinin Fonksiyonları   Yeni mal ve hizmetler üretmek veya bilinen mal ve hizmetlerin niteliklerini (kalitelerini) yükseltmek   Yeni üretim yöntemleri geliştirmek ve uygulayabilmek   Endüstride yeni organizasyonlar yapmak   Yeni pazarlar bulmak   Hammaddelerin ve benzeri maddelerin sağlanabileceği yeni kaynaklar bulmak

68 Günümüzde girişimcilerin çağdaş sayılabilen ilave bazı fonksiyonları da yerine getirmesi beklenir. Bu fonksiyonlar şöyle sıralanabilir:   İşletmenin gelişim stratejilerini belirlemek,   Yönetim ve Organizasyon politikalarını belirlemek,   Çevrenin işletmeye sunduğu fırsatları izleyip bunlardan yararlanmak ve tehditleri bertaraf etmek veya etkisiz kılmak,   Teknolojideki gelişme ve değişmeleri izlemek ve işletmeyi değişen koşullara uydurmak.

69 Girişimci ve Girişim Girişimci kavramı ile; temelde, kâr ve zarar olasılığını yüklenerek üretim faktörlerini temin eden ve bunları başkalarının ihtiyaçlarını karşılayacak mal ve hizmetler üretmek üzere birleştiren kişi veya iş adamını ifade etmektedirler

70 Buradan giderek, insanların ihtiyaçlarını karşılamak için mal ve hizmet üretmek amacıyla müteşebbis tarafından oluşturulan organizasyonlar teşebbüs şeklinde tanımlanabilir.

71   Teşebbüs ile müteşebbis arasında mantıki bir bağ bulunmasına rağmen bu ikisi ayrı birer varlık oluştururlar.   Herşeyden önce müteşebbis bir insandır.   Teşebbüs ise, bir ünvanı ve bir yeri bulunan, belirli bir sermayesi ve bir organizasyonu olan ekonomik, yasal, mali ve örgütsel bir birimdir.

72   Teşebbüs; sahibinin özel varlığından yer, ünvan, sermaye, muhasebe ve organizasyon olarak ayrı bir bütün oluşturan ve başkalarının ihtiyaçlarının karşılanması için devamlı üretim faaliyetinde bulunan ekonomik bir birimdir.   Teşebbüsün sermayesini koyanlar, müteşebbislerin kendileri olabileceği gibi, başka kişiler de olabilir.

73   Müteşebbisler, kurdukları teşebbüsü ya kendileri yönetirler ya da onu yönetecek profesyonel yöneticileri dışarıdan seçerler.   Teşebbüs kime veya kimlere ait olursa olsun önemli değildir.   Önemli olan, onun bağımsız ekonomik bir birim oluşturmasıdır.

74 III. İşletmenin Doğuşu   Çağdaş işletme olgusuna ev ekonomisi ve trampa ekonomisinden geçilerek gelinmiştir.   Tarihte bilinen en eski ekonomik birim olarak kapalı ev ekonomisi, aile bireylerinin tükettikleri her şeyi bizzat içinde ürettikleri bir birim oluşturmaktaydı.

75   Bu tür birimlerin hakim olduğu çağlarda ekonomik koşullar henüz çok basit düzeyde bulunmaktaydı.   Zamanla artıp çeşitlenen insan ihtiyaçlarına paralel olarak ev ekonomisi de nitelik değiştirmek zorunda kalmıştır.   Bu nitelik değişimi ev ekonomilerinin belirli alanlarda uzmanlaşma eğilimleri içine girmeleri şeklinde gerçekleşmiştir.

76   Kapalı ev ekonomilerinde bireylerin belirli alanlarda uzmanlaşmaları sonucu ihtiyaçlarını aşacak miktarda mal ve hizmet üretmeye başlamaları, ürettikleri ihtiyaç fazlası mal ve hizmetleri ihtiyacı olanlara başka birtakım ihtiyaçlarını karşılayacak değişik mallarla değiştirme yoluna gitmeleri sonucunu birlikte getirmiştir.

77   Çünkü, bu dönemde malların değişimini mümkün kılacak ve adına "para" denen nesne henüz insanoğlu tarafından bulunmuş değildi.   Alışverişte bir mal veya hizmetin bedelini başka bir mal veya hizmetle ödemeye aynî değişim veya trampa adı verilir.

78 Değişim ekonomisinin gelişmesi ve işin içine değişim aracı olarak para faktörünün girmesi, zamanla ev ekonomilerinin üretim olanaklarını günden güne azaltmaya başlamış ve bunun yerine daha çok tüketimde bulunan ev ekonomisi tipi ile daha çok üretimde bulunan "işletme" biriminin yer alması sonucunu doğurmuştur.

79 Günümüzde ise, ev ekonomileri artık yalnızca tüketim, buna karşılık da işletmeler de yalnızca üretim birimleri olarak karşımıza çıkmaktadır.

80 İşletme: "emek, sermaye ve diğer üretim faktörlerini planlı, bilinçli ve sistemli bir biçimde biraraya getirip mal veya hizmet üretimine yönelen ve amaçlarına ulaşmak için üretim kaynaklarının kullanımında ekonomik ve akılcı (rasyonel) kararlar alan toplumsal, ekonomik ve teknik bir birimdir.

81 İşletmenin Belli Başlı Unsurları   İşletme, herşeyden önce toplumsal bir işbirliği sistemi (organizasyon) dir.   İşletme ekonomik bir birimdir. En az emek kanunu gereğince faaliyette bulunur ve faaliyetlerinin sonucunda makul bir kâr sağlamayı hedef alır.   İşletmenin amacı, insanların ihtiyaçlarını karşılayacak mal ve hizmetler üretmektir.   Nihayet, işletme, ekonomik bir birim olmanın yanında aynı zamanda teknik bir birim oluşturur.

82 3.1. Çağdaş İşletmeciliğin Tarihsel Gelişimi   I. Endüstri devriminin ortaya çıkış koşullarını hazırlayan buhar gücünün bulunup endüstride kullanılmasına kadar geçen zaman kesiti içinde, işletmeler daha çok tarım ürünleri üreten birimler şeklinde göze çarpmaktadır.   Endüstri devrimi öncesi dönemde, tarım işletmeleri yanında ve özellikle esnaf ve küçük sanayi kuruluşlarını kapsayan ve Batı'da Lonca Doğu’da ise Esnaf ve Ahilik teşkilatları diye bilinen örgütlenmelerin ortaya çıktığı görülmektedir.

83   I. Endüstri devrimine gelinceye kadar üretimde genel olarak insan emeği, hayvan gücü ve su-rüzgar gücü gibi doğal enerjiler kullanıla gelmiştir.   Endüstri devrimi ile birlikte doğal enerji yardımıyla yapılan üretimin yerini, makina gücü ile gerçekleştirilen yığın üretimin alması, iş yaşamında devrimler yaratmıştır.   Bu anlamdaki ilk devrim, üretim yöntemleri ve tekniklerinde kendini göstermiştir.   Endüstri devrimi ile birlikte işletmelerdeki babadan oğula geçen ilkel üretim yöntemleri giderek bırakılmaya başlanmış, bunların yerine daha bilimsel ve gelişmiş yöntemler kullanılmaya başlanmıştır.   Emek yoğun işletmelerin yanında sermaye ya da teknoloji yoğun işletmelerin ortaya çıkışı, (lonca sisteminden fabrika sistemine geçiş) pazar için büyük miktarlarda üretimin başlamasına yol açmıştır.

84 İşletmelerin sayıca artıp yapı yönünden karmaşık bir hal almaları ve tek şahıs işletmelerinden şirket (çok ortaklı anonim şirket) tipi işletmelere doğru kayma göstermeleri pazarlama, muhasebe, kuruluş yeri, personel tedarik ve benzeri konularda uzmanlaşma kadar yönetim konusunu da önemle gündeme getirmiştir.

85   Yönetimde devrim olarak nitelendirilen en önemli gelişme, sahipliğin yöneticilikten ayrılması olmuştur.   Bununla; işletmelerin başına sermayeyi elinde bulunduran ailelerin bireylerinden herhangi birinin veya belirli bir siyasal eğilime sahip kişi veya kişilerin getirilmesi yerine, yöneticilik yeteneğine sahip ve bu işi okullarda gördüğü eğitim sonucu meslek edinmiş kişilerin (maaş karşılığında) getirilmesi veya istihdam edilmesi ifade edilmek istenmektedir.   Sahipliğin yöneticilikten ayrılması, teknolojik gelişmenin etkisiyle işletmelerin hızla büyümelerinin doğal bir sonucu olarak ortaya çıkmıştır.

86   1900'lere gelinceye ve hatta bazı ülkelerde II. Dünya Savaşı sonrasına kadar ekonomik gücü elinde bulunduran bazı aileler ve bireyler, sahip oldukları sermayeyi bizzat kurup yönettikleri işletmelere yatırırlardı.   Söz konusu durumlardaki işletme büyüklüğü genellikle bir kişinin kontrol edebileceği ölçüyü aşmazdı.   Bu dönemi izleyen yıllarda kurulan işletmeler ise, işbölümü, uzmanlaşma ve ileri düzeylere varan teknik gelişmeler sayesinde büyük yapı değişikliğine uğramışlar ve artık tek bir kişinin çekip çeviremeyeceği kadar büyüyüp karmaşıklaşmışlardır.   Bu durum karşısında, girişimci, işletmenin farklılaşan ve kendine özgü uzmanlığı gerektiren çeşitli bölüm ve departmanlarını (tedarik, üretim, pazarlama, muhasebe, finansman, personel vb. gibi) yönetmek üzere çağdaş yöneticilik niteliklerine sahip farklı yöneticiler bulup çalıştırmak durumunda kalmıştır.

87   Sahipliğin yöneticilikten ayrılmasında etkili rol oynayan bir diğer faktör de çok ortaklı anonim şirket tipi işletmelerin gelişip yayılması olmuştur.   Sahipleri çok sayıdaki ortaklardan oluşan anonim şirketlerde, ortaklar yöneticilik görevlerini yürütecek niteliklerden yoksun olduklarından bu işi kendi hesaplarına maaş karşılığında yapacak meslekten gelme (profesyonel yöneticiler) kişilere bırakmak durumunda kalmışlardır.   Geçmişteki işletme tipinden farklı olarak, şirketin sermayesini temin edenlerle şirketi yönetenler ayrı gruplar olarak ortaya çıkmışlardır.


"İşletme Bilimi Öğr. Gör. Ahmet USLU. 1. 1.Bölüm İşletmenin Genel Esasları   İnsan İhtiyaçları ve Ekonomik Faaliyetler   İhtiyaç-Ekonomi ve Üretim." indir ppt

Benzer bir sunumlar


Google Reklamları