Sunum yükleniyor. Lütfen bekleyiniz

Sunum yükleniyor. Lütfen bekleyiniz

GÖRSEL TASARIM ÖGELER İ (Elements of Visual Design) -Görsel tasarım öğeleri: çizgi, renk, biçim, doku, boşluk, form ………………………….(ışık, ölçü, yön) -Görsel.

Benzer bir sunumlar


... konulu sunumlar: "GÖRSEL TASARIM ÖGELER İ (Elements of Visual Design) -Görsel tasarım öğeleri: çizgi, renk, biçim, doku, boşluk, form ………………………….(ışık, ölçü, yön) -Görsel."— Sunum transkripti:

1 GÖRSEL TASARIM ÖGELER İ (Elements of Visual Design) -Görsel tasarım öğeleri: çizgi, renk, biçim, doku, boşluk, form ………………………….(ışık, ölçü, yön) -Görsel tasarım ilkeleri (ya da kompozisyon ilkeleri); bütünlük, denge, vurgu, hizalama, yakınlık, benzerlik veya farklılık

2 William Lidwell, Universal Principles of Design, 2003 A -Art Elements 1-Line 2-Color 3-Shape 4-Texture 5-Space 6-Form B-Principles of Design 1-Unity / harmony 2-Balance 3-Hierarchy 4-Scale / proportion 5-Dominance / emphasis 6-Similarity and contrast

3 TASARIMIN GÖRSELLEŞTİRİLMESİ Görselleştirmenin ilk basamağı olan taslaklar, yaratıcı düşünceleri yalınlaştırarak aktaran görsel notlar ya da karalamalardır. Her taslak birer zihinsel alıştırmadır. Taslak aşaması, tasarım sürecinin belki de en uzun tutulması gereken kısmıdır. Taslak aşamasında yaratıcılığın bütün sınırları zorlanmalı, bu çalışmalar belirli bir olgunluğa erişmeden herhangi bir seçme yoluna gidilmemelidir. Taslaklar, tasarımın görünümü hakkında üretim öncesinde bilgi veren unsurlardır. Her tasarım için en az bir taslak önceden hazırlanmalıdır. TASARIMIN OLUŞTURULMASI Mümkün olduğu kadar basit ve net bir tasarım yapabilmek için, tasarımın çözümünde üç boyuta geçerken çizgi, yön, doku, oran- orantı ve renkten oluşan görsel öğeler kullanılır. Kullanılan görsel öğeler yeni bir bütünü meydana getiren esas parçalardır. Tasarım doğrultusunun, ulaşacağı kitlenin farkında olmalıdır. Neyi hangi fiyata satabileceğini, neyi niçin satamayacağını iyi bilmelidir. Biçim ve dekorda farklı kitleleri hedeflemelidir.

4 Görsel Estetik Ögeler “Sanat” adı verilen bir şey yoktur aslında, yalnızca sanatçılar vardır; yani bir zamanlar renkli toprakla bir mağaranın duvarına becerebildiklerince bizon resimleri çiziktiren, bugünse boya satın alıp reklam afişleri yapan ve yüzyıllardan beri daha bir çok şey üreten insanlar. Gombrich (1986), sanat tarihi derslerinin temel kitabı olan Sanatın Öyküsü’ne bu cümlelerle başlar. Temel olarak sanat kavramının ne anlama geldiğini sorgularken, sanat kelimesinin kullanımının kavramın hangi anlamlara yönlendirildiğinin farkına varılmasını ister. Sadece sanatseverler değil, sanatçılar için de beğenilerin, öngörülerin, algısal yanılsamaların sanat kavramının içini doldurmada farklılıklar gösterebileceğine işaret eder.

5 Gombrich’in bu duruşuna karşılık, sanat eserlerini algısal süreçlerine göre farklı özellikleri ile yorumlamak, değerlendirmek ve tartışmak elbette olası değildir. Her sanat eseri bir bütün olarak değerlendirilir ve bu değerlendirmeyi yaparken belirli estetik ögelere ayrılarak ele alınamaz. Bu nedenle herhangi bir yapıtın görsel estetik ögelerini ayrı ayrı ele alarak tartışmak, bu ögeleri birbirinden bağımsız olarak değerlendirmek, yapıtın bütününe ait biricikliği gözden kaçırmaya neden olabilir. Bu bakımdan, sanat yapıtlarının önemi ve anlamı, birbirinden ayrıştırılmış estetik ögelerinde değil, tüm görsel estetik özelliklerinin ahenk içinde oluşturduğu bütünde yatar. (Yani Geştalt) Sanat eserleri formüle edilebilen, formüller doğrultusunda değerlendirilebilen yapıtlar değildir. Öte yandan, sanatçılar yanlarında yetiştirdikleri çıraklarına eğitimlerini yine bu estetik ögeler doğrultusunda vermişlerdir. Bir anlamda, sanat eserleri görsel estetik ögeler adı altında ayrımlara bölünerek değerlendirilemezler ama bir yandan da sanatçıların eğitimi için bu ögelerin bir sanat eserinde nasıl kullanıldığının öğretilmesine, kısacası sanatçı eğitiminde bu ayrımlardan yararlanmak sıklıkla rastlanan bir uygulamadır.

6 Bir Rus ressamı ve sanat kuramcısı olan Wassily Kandinsky de bu süreci yapılara ve parçalara ayırarak çözümlemeyi tercih eder. Görüntünün temel ögeleri olarak, noktalar, çizgiler, dolu ve boş alanlar, renk ve denge gibi birçok farklı açıdan resimlerinin çözümlenmesi yolunu seçer. Kandinsky’nin bu bakış açısı, görsel estetik ögelerin ayrı ayrı temel yapılar olarak incelenmesinde birçok kuramcıya yol gösterir. Bu bakış açısı, bir eserin farklı bakış açılarıyla farklı ögelerinin incelenmesini içerirken, aynı zamanda tümevarım mantığıyla o eseri oluşturan temel sanat ögelerinin bütüne kazandırdığı estetik değerleri de göz ardı etmez. Ayrıca Kandinsky’nin bağlı olduğu Bauhaus Okulu, sanat eğitimine getirdiği yaklaşımla bir ekol oluşturur. Topluma sadece sanatçı kazandırmak için değil, aynı zamanda tasarımcılar yetiştirmeyi hedeflerken, geliştirdikleri müfredatta ortaya koydukları tümevarımcı yaklaşımla ilklere imza atmışlardır. Temel tasarım dersi fikri ilk defa Bauhaus’da oluşmuş ve uygulanmıştır. (Bauhaus, ) (NY)

7 Wassily Kandinsky. “Composition VIII” Canvas üzerine yağlı boya, Guggenheim Müzesi New York

8 Herbert Zettl, medya öğrencileri eğitimi için yazdığı “Applied Media Aesthetics” adlı kitabında ilk cümlelerini yaşamdan örnekler vererek kurar ve insan yaşamında çok basit kararların bile estetik seçimlerden oluştuğu örneğini verir. Zettl’a göre vizörden bakan gözün estetik seçim süreci neyse, satın aldığımız aracın rengini seçerken yaşanan seçim de aynı sürecin, yani algısal estetik eyleminin bir sonucudur. Zetll bu örneği, estetik algı ve deneyim sürecinin sadece sanatsal etkinliklerde değil, insan yaşamını çevreleyen her şeyde bulunabileceğini vurgulamak için verir ve öğrencilerine kazandıkları estetik deneyimi medyada yapacakları işlere aktarmaları konusunda öğütlerde bulunur. Zaten Zettl’ın amacı sanatçılar yetiştirmek değil, çevresine ve kullandığı araca duyarlı medya çalışanları kazandırmaktır. Biz de görsel estetik ögelerin incelenmesinde Kandinsky’nin yaklaşımından yola çıkarak, Zettl’ın yaptığı ayrımlamanın izinden giderek, bu temel ögeleri çizgi, renk, biçim, doku, boşluk, form (ve de ışık, nokta, yön)başlıklarında gözden geçireceğiz.

9 1-Çizgi Bir noktanın verilen doğrultudaki uzantısı bir çizgidir. Genişlik ve uzunluğu ne olursa olsun, eğer biçimi bir çizgi etkisi yapıyorsa, onu çizgi olarak tanımlayabiliriz. Sanatın çizgi ile başladığı bir gerçektir. Çizgisel anlatımda çıkış getirilebilecek bazı prensipler: Işığa dayalı çizgi çalışmaları, Çizgisel uzunluk çeşitlemeleri İnce, kalın, sık, seyrek, sert, yumuşak çizgilerle doku çalışmaları Yoruma dayalı çalışmalar. Dikey, yatay çizgiler, spiral çizgiler Çizgiyle ton, çizgiyle boşluk derinlik vs. Tasarımın temel elemanlarından biri olan çizgi, mağara resimlerinden bu yana insanların görsel iletişimini sağlamada büyük rol oynamıştır. En eski uygarlıklardan beri Mısır hiyeroglifleri, Antik Yunan vazo resimleri gibi uygarlığın en eski dönemlerinden beri çizgi kullanılmıştır ve insanlık tarihi boyunca çizgi birçok sanatçının ve tasarımcının anlatım dili olmuştur. Pablo Picasso, Henri Matisse, Paul Klee, Jackson Pollock gibi sanatçılar eserlerini sağlam çizgi ve desen anlayışıyla oluşturmuşlardır.

10 Jackson Pollock, (Action Painting), Black Stella, 1969

11 Tasarım içerisinde çizgi önemli bir elemandır ve tasarlanan her ne olursa olsun tasarlananın karakterini ortaya koyar. Çizgi bir noktanın birbirini izleyen hareketi ile meydana gelen geometrik bir ifadedir. Aynı zamanda desenin esas temelidir. Çizgi, genellikle tek boyutlu bir eleman olarak algılanır ve onu tanımlarken belirli bir uzunluk ve belirli bir genişliği koşul saymak ve onu sınırlamak mümkün değildir. Tasarımlarda çizgi elemanını kullanırken, çizgilerin neyi sembolize ettiğini bilinerek kullanılmalıdır. Çizgilerin sembolize ettikleri anlamlar; Yatay çizgiler ; ufuk çizgisine paraleldir, sükunet ve statik bir ifadesi vardır. Dikey çizgiler ; dikey objeler zeminden göğe doğru izleyenin bakışlarını yukarıya doğru çeker. istikrar, kesinlik, saygınlık, güçlülük ifadesi vardır. Eğik çizgiler ; kademe kademe yön değiştirirler, dalgalardan spirallerden oluşan eğik çizgiler vardır. yüzeyde bir hareket ve daha çok canlılık ifadesi verir, feminendir. Genellikle karmaşık duyguları ifade eder. Zig-zag çizgiler; seri bir hareketin ve heyecan hissinin ifadesinde kullanılır. Yay Çizgiler; zarafeti çağrıştırır. Helezon çizgiler; Hareket, canlılık Tasarımlarda çizgilerin sembolize ettiği anlamları bilerek bilinçli bir şekilde kullanıldığında, izleyiciye anlatılmak istenilen daha doğru bir ifadeyle iletebilir. Aslında çizgi gibi tasarım elemanlarının sembolize ettiği anlamlar tamamen insan psikolojisinden kaynaklanan bir iletişimin ifadesidir. Çizgi dikkati belli bir noktaya çekebildiği gibi belirli bir yolun izlenmesini de sağlayabilir. Çizgiler yön ve hareket gösterebilirler. Şekilleri ayırma ve birleştirme işlevi görürler.

12 Çizgi örneği Çizgi örneği

13 Eğri ve doğru çizgiler

14 Çizgi çeşitleri ve anlamları Çizgilerin şekilleri insanda birçok anlam ve duygu uyandırır. Bu çizgilerin anlamlarını bilmemiz kullanacağımız çizgi türünü doğru seçerek, çizimimize doğru yön vermemizi sağlayacaktır. Resimde çizgiler genel olarak 2’ye ayrılır: 1)Doğru Çizgiler. 2)Eğri Çizgiler. 1)Doğru çizgiler; sakinliği, sağlamlığı ve devamlılığı ifade eder. Doğru çizgiler de duruşlarına göre farklı etki yaratırlar. a)Dikey Doğru Çizgiler; göz seviyesinin üzerine çıktıkça hayat ve canlılık hissi uyandırır; topraktan yükselen bitki sapları, ağaç gövdeleri gibi. b)Dikey Yatay Çizgiler; göz seviyesinin altında olduğu zamanlarda ise, bitkinlik cansızlık ve korku hissini uyandırır; Yüksek bir yerden aşağıya bakmak gibi. **Kişinin mutluluğunu ifade etmek için ellerini yukarıya kaldırmasından; dikey doğru çizgilerin göz seviyesinin üzerinde olduğunu, bitkinliği anlatmak için de aşağıya sarkıtmasından; dikey çizgilerin göz seviyesinin altında olduğunu çıkarabiliriz.

15 c)Yatay Doğru Çizgiler; Yerleşme ve hareketsizlik duygusunu harekete geçirirler. Örnek olarak durgun bir deniz, karşıdan görünen merdivenlerin hatlarını verebiliriz. d)Eğik Doğru Çizgiler; Sağlamlık duygusu ile hareket etkisi meydana getirir. Gözden uzaklaşan tren yollarına ve telefon direklerinde bu etkiyi rahatça gözlemleriz. 2)Eğri Çizgiler; kıpırdanma, kaynaşma, hareket ve sevinç hissi uyandırır. Sakin rüzgarın olmadığı bir havada her şey durgun olup doğru çizgiler hüküm sürerken, fırtınalı bir havada bu çizgilerin yerini eğri çizgilerin aldığını görürüz.

16 Uzaklaşan çizgiler

17 Van Gogh bu resmindeki hareketi çizgilerle anlatmıştır.

18 2-Renk Işığın kendi öz yapısına veya cisimler tarafından yayılma şekline bağlı olarak göz üzerinde yaptığı etkidir. Bir görme olayında * Işınların göze gelmesi Fiziksel * Bu ışınların karşısında gözde ortaya çıkan işlemler Fizyolojik * Cismin beyinde algılanması Psikolojik bir olgu olarak ortaya çıkmaktadır. a) Öz renk ( Lokal renk ): Objenin –cismin kendi asıl rengi, b) Işığa göre değişen renk ( Tonal renk ): Işık ve gölgenin etkisinin sonucu olarak görülen değişmiş renk c) Yansıma renk: Çevredeki diğer objelerden yansıyan renk Bu üç faktörü de şunlar etkiler; d) Işığın rengi, e) Işığın yoğunluğu, f) Aradaki atmosfer.

19 Kromatik daire

20 Ana renkler : Kırmızı, mavi, sarı Ara renkler : Yeşil, turuncu, mor Tarafsız (nötr) renkler :Beyaz, siyah, gri İki ana rengin karışımıyla ortaya çıkan ara renk, karışıma katılmayan ana rengin tamamlayıcısıdır. Aynı zamanda birbirinin gerçek gücünü ortaya çıkartıp birbirlerini harekete geçirdiklerinden birbirlerine karşıt renklerdir. Kırmızı rengin Tamamlayıcısı Yeşil Mavi rengin Tamamlayıcısı Turuncu Sarı rengin Tamamlayıcısı Mor renklerdir.

21 Kırmızı rengin Tamamlayıcısı Yeşil Mavi rengin Tamamlayıcısı Turuncu Sarı rengin Tamamlayıcısı Mor renklerdir

22 Tasarımda renklerin doğru seçilmesi önemlidir. Örneğin; Coca Cola deyince aklınıza ne renk gelir? Turkcell deyince ne renk veya Adidas deyince… Renk odaklaması, bir markanın algılanmasında taşıyıcı bir etkiye sahiptir. Peki bu renkler nasıl seçiliyorlar? Tasarımcılar direktörler bu renkleri nasıl seçiyorlar? Örneğin; tasarımda başlık, metinler, varsa çizgiler veya grafik ikonlar, clipartlar… Bunların her birinin ne renk olacağına tasarımcı nasıl karar veriyor? Tabi ki renklerin psikolojik mesajları bu belirlemede önemlidir.

23 Renklerin psikolojik mesajları; KIRMIZI : Titreşimi en kuvvetli, en dinamik renk kırmızıdır. Aynı zamanda iştah açar ve bu yüzden dünyadaki bir çok gıda firması logosunda kırmızı rengi kullanır. Ayrıca etkinlik ve cesaret veren bir renktir. MAVi : Sakinlik ve sükuneti temsil eder. Mavinin kan akışını yavaşlatır. Nazar boncuğu o yüzden mavidir. Batıda intiharları azaltmak için köprü ayaklarını maviye boyarlar. Duvarları mavi olan okullarda çocukların daha az yaramazlık yaptığı saptanmıştır. Mavi, bir at yarışında kazanan ata takılan mavi şeritte olduğu gibi, liderliğin rengidir. SARI : Geçiciliğin ve dikkat çekiciliğin sembolü. Trafik levhalarında uyarı işaretlerinin sarı olması bu yüzdendir. Post-itlerin de sarı oluşu dikkat çekici... TURUNCU: Sıcak renklerdendir ama kırmızı kadar dinamik değildir. Rahatlığı parlaklığı anlatır, kırmızı renk kadar olmasa da ateşi, güneşi ve ısıyı çağrıştırır. YEŞiL : Güven verir. O yüzden bankaların logolarında hakim renktir. Tazeliğin ve verimliliğin rengidir. Çevreyi ve doğayı simgeler, rahatlatıcı ve dinlendiricidir. Greenpeace’de olduğu gibi. Yeşilde dinsel, mistik bir anlam da vardır. Müslümanlıkta ana renk olduğu gibi, Hristiyanlarda da bu rengi inanmanın, ölmezliğin bir simgesidir. MOR : Nevrotik duyguları açığa çıkardığından, insanları bilinçaltının korkuttuğu saptanmıştır. Mor, asaletin, imparatorluğun rengidir. LACiVERT : Sonsuzluğu, otoriteyi, verimliliği ve asaleti simgeler. O yüzden dünyadaki firmaların yarıdan fazlası logolarında maviyi kullanır. BEYAZ : istikrar, devamlılık ve temizliği simgeler.

24 Kırmızı iştahı açar. O yüzden dünyadaki gıda firmalarının hepsinin logosunun kırmızı olduğunu hayretle farkedeceksiniz; Coca Cola, Pizza Hut, TGI Frıday´s, Mc Donald´s, Ülker, Burger King, Lay´s,... bu listeyi binlere çıkarabilirsiniz.

25 De Stijl, içlerinde Piet Mondrian ve Theo Van Desburg gibi önemli sanatçıların yer aldığı, tinsel harmoninin ve düzenin yeni ütopik tanımlamasını saf renkler ve çizgilerle anlatmayı tercih eden bir sanat hareketidir. Yatay çizgileri durağanlığı, dikey çizgiler hareketi temsil eder. Yatay kadını, dikey erkeği simgeler. Vs vs

26 3-Biçim (shape) Biçim, çizgi, renk açık ve koyudan oluşmuş yüzeydir. Lekelerle bir biçim oluşturabildiği gibi, kolaj tekniğiyle de biçimler oluşturulabilir. Biçim amaçlar doğrultusunda (ki bu amaçlar, grafik sanatlarda farklı, resim sanatında ve heykelde farklı farklıdır) oluştururken kişisel biçim oluşturma birincil kaygı olabilir. Biçimde kişisel üslubun yanı sıra dengeyi ışık–gölge ve renk elemanlarıyla kurabilmekte önemlidir. Kompozisyonda bazen bir renk, bazen de bir leke ön plana çıkabilir ve dikkat çekebilir. Biçimin rengi güçlendikçe daha dikkat çekici olur. Koyulaştıkça kütlesel etkisi artabilir. Bir kompozisyon içinde çeşitli elemanlar yer alır. Bunlar değişik büyüklükte ve etkidedir. Bütün bu elemanların birbirini dengelemesi kompozisyonda dengeyi kuvvetlendirir veya elemanların kendi arasında gerilimi oluşturur.

27

28 Ünlü matematikçi Monge' a göre ''biçim bir nesnenin dış sınırlarıdır.'' Klee ise biçim ve form için şöyle açıklamada bulunuyor. Biçim; canlı varlık, buna karşılık form; cansız doğadır diyor. Bauhaus izleyicisi olan Hodgen' de ''formu yaratıcı eylemin zihinde canlandırdığı şey, biçim de kuvvetli konturları olan şekildir.'' diye tanımlamaktadır Bir alan, değer, renk ve dokusal farklılıklar nedeniyle sınırları belirlenmiş olarak algılanır ki buna ''biçim'' denir. Bir diğer tanım ''düzensizlikler arasında oluşan güçler diyagramı'' şeklinde yapılmaktadır. Form (şekil) genel anlamda varlıkların tüm görünüşüdür. Her varlığın temel bir formu vardır. Resmi yapılacak modelin karşıdan görünüşü kare, dikdörtgen, üçgen, oval gibi geometrik yüzeylerden oluşur. Görsel anlatımda rol oynayan önemli ögelerden biri ''biçim''dir. Doğada var olan her cismin, bir geometrik forma dayalı biçimi vardır. Fakat biçimlerde kendi aralarında büyük farklılıklar gösterir. Bir kısmı geometrik bir düzen içinde oldukları halde diğer pek çokları tamamen serbest görünümdedirler. Bu bakımdan biçimlerin birbiriyle bağıntısını kurabilmek güç ise de, yine de onları bir dönüşüm çemberi etrafında toplamak ve birbirleriyle kıyaslamak mümkündür.

29 Michael Toth, Shapes

30

31 4-Form Resim ve heykelde formdan söz ederken yapıtın tümünü kapsayan ışık– gölge, koyu açık dış görünüş bünye anatomi gibi o yapıtı oluşturan elemanların hepsinin birden oluşturduğu görünüşten söz ediyoruz. Formun algılama sürecindeki tanımlarından biri tanesi de, dış görünüş altında saklı olan gerçektir. Yapıtın karakterini yapan öğelerin, unsurların bütünüdür. Formla ilgili incelemeler yapmak istediğimizde iki boyutlu sanatlarda yapıtın koyu, açık, ya da renk ayrımlarını yapmalıyız. Böylece formun dayandığı plastik koşullar daha kolay görünebilirler. Bir çalışmanın form düzenlenmesinde denge önemlidir. Biçimlerdeki yön ya da ışık gölge iyi düzenlenmelidir. Bu düzenleme de renk ve ışık gölge elamanlarının büyük rolü vardır. Bir kaç parça eşya, kibrit kutusu, kola kutusu v.s. olabilir, şişe gibi değişik formda cisimleri toplayalım ve bir masanın üzerine koyalım. Bunlara bir bakalım. İlk bakışta bu gördüklerimiz çok komplike gibi görünebilirler. Önce objelerin şekillerini dikkatle inceleyelim. Çizgilerle araştıralım. Dokusal farklılıklarını çalışalım, renkler arasındaki bağlantıları inceleyelim. Objeleri üç boyutlu gösterenin ne olduğunu anlamaya çalışalım.

32 Her objenin ışığın en iyi aydınlattığı bir yüzeyi vardır. Bu yüzey ışığın kaynağı gibi görünür. Bir de ışığın daha az geldiği, ışığı daha az alan yüzeyler vardır ki bu yüzeyler diğer yönlere doğru bakarlar. Kutuya bakın. Bir yüzü aydınlık bir tonda, diğeri yüzü daha karanlık olacaktır. Burada ışık ve gölge elamanları bütün içinde söz sahibidir. Dengede renk ya da gölge elemanın büyük payı vardır. Burada renk güçlendikçe daha çok ön plana çıkar. Gölge koyulaştıkça derinlik kavramı önem kazanır. Form çalışmalarında denge önemlidir. Biçimlerde ışık gölgenin dengeli dağılımı yapılan çalışmaya bakan gözü rahatlatır. Kompozisyonlarda ışık–gölge, veya renk kuvvet grupları yaratırlar. Yaratıcı sanatçı bu kuvvet grupları arasında gerilim yaratarak dikkati bir noktaya toplayabilir. Bu anlamda form: maddenin belirli bir kümelenişi, konu ve içeriği aktaran bir ön yapıdır. Eşyanın amacına uygun şekillendirilmesi fonksiyonel oluşundandır. Bir fincanın bir masanın, sandalyenin formu amacına uygun olarak şekillendirilebilir. Ağacın sandalyenin yapımı için, metalin, çatal kaşık yapımı için kesilip, biçilip yontulmasını form vermek, forme etmek diye nitelendiriyoruz. Form daha çok nesnenin varlığını ifade eden bir terimdir. Hacimli lekesel olan bütün biçimleri kapsar. Obje formun uygulanacağı konudur. Fonksiyon objenin amacını belirtir. Formu belirleyen fonksiyonlarıdır. Form düzenlenmesinde gözetilecek temel ilkeler şunlardır. Işık–gölge, renk, biçimlerindeki yön. Işık gölge formu oluşturan bir bütündür.

33 form

34 Biçim uygunluğu Sahip olduğu biçime göre uygunluk: Bazı formlar birbirleri ile ilgileri olmadıkları halde, biçim yönünden benzerlik gösterebilirler. Form herhangi bir üç boyutlu bir nesne. Form yukarıdan aşağıya (yükseklik), yan yana (genişlik), ve arkadan öne (derinlik) ölçülebilir. Form ışık ve karanlık ile tanımlanır. Geometrik (insan yapımı) ve doğal form (organik form) olmak üzere iki tür form vardır. Form, iki ya da daha fazla şekil birleştirilerek oluşturulabilir. Form, ton, doku ve renk tarafından geliştirilmiş olabilir. Form resmedilebilir veya inşa edilebilir.

35 5-Doku (texture) Doku bir nesnenin yüzey kalitesidir, pürüzlülüğü veya pürüzsüzlüğüdür, bir dokunsal yüzey hissidir. Gerçek veya dokunsal, doku aslında hissedilebilir. İki boyutlu tasarımda gerçek doku kanvas hissi veya kâğıdın yüzeyidir veya kolâj yoluyladır. Görsel dokular gerçek dokuların değer ve renk motifleri çoğaltılarak yaratılabilir. Görsel doku işaretlerin ve şekillerin tekrarlanması yoluyla da oluşturulabilir. Bir sayfa üzerinde harfler ve kelimeler görsel doku yaratabilir ve farklı ölçüler ve metin arası boşluklar dokunun görünüşünü değiştirebilir. Bir cismin yüzeyi dokunulduğunda sert ya da yumuşak pürüzler içerir, bu pürüzlere o cismin dokusu denir. Görsel doku, dokunsal doku, derin doku, yüzeysel doku, düzenli doku, düzensiz doku, yapay doku, doğal doku gibi sınıflandırılabilir. Tekstür ( Dış yapı ) :Yüzeyde objelerin içyapıları da bir dereceye kadar kendini belli eder. Böyle bir yüz plastik bakımından daha ilginç bir görünüme sahiptir. Strüktür ( İç yapı ) : Eş ya da birbirleriyle sık bağlantılı, benzer formların iki ya da üç boyut üzerinde yinelenmesinden strüktür doğar. Bir strüktürün başlıca karakteristiği bir mekan yaratmasıdır. Bu mekana form yönünden birlik vermesidir.

36 Gözle görülen doku (Görsel doku); yüzeylere dokunmakla elde edilmeyip, görme yoluyla elde edilen doku etkilerine denir. Düz yüzey üzerinde görüntü olarak doku etkisi verir. Örn. Herhangi bir cismin (üç boyutlu) iki boyutta görüntüsünü kağıt üzerinde yaparken onun yüzeylerinin pürüzlülük derecesi bir takım taramalar ve noktalar yardımıyla belirtilir ki, kağıt üzerine resmedilen bu doku sadece görsel olarak algılanan bir yapay dokudur. Çünkü resme el ile dokunulursa, elde hiçbir zaman o cismin yüzeyinde gerçekte hissedilen doku etkisi gelmez. Buna karşın gözle bu resme bakıldığında o cismin yüzeyindeki pürüzlülük derecesi oldukça iyi anlaşılabilir.

37

38

39

40 6- Boşluk (space)

41 Boşluk (alan-uzay) tasarımda son derece önemli bir unsurdur. Web tasarımında da kullanılan ve “negatif alan” veya “beyaz alan/boşluk” olarak da adlandırılan boşluk, gözün kolay okumasına izin verdiği için tercih edilmektedir. Düz bir yüzey üzerine üçüncü boyut yanılsaması yaratmak tasarımı etkili kılmaktadır. İki boyutlu alanın sınırlarını kırmaya çalışmak alan derinliği yaratarak da olmaktadır. Nesneleri üst üste bindirerek veya yaklaştırıp uzaklaştırarak boşluk dengeli kullanılabilir. Gölgelendirme ile iki boyutlu yüzeydeki nesneler üç boyutlu görüntü yanılsaması yaratılabilmektedir. Yüksek Işık, Geçiş Işığı, Merkezi Gölge, Işık Yansıması ve Döküm (cast) Gölge bir nesne üç boyutlu bir görünüm verir. Çizgisel perspektif, bir nesnenin uzaklaştıkça küçülmesi ile ilgili bir alan tanımlamasıdır. Atmosferik perspektif, havanın değişen durumunun nesnelerin görünümünü nasıl bir filtre gibi belirlediğini temel alır.

42 Logo tasarımında negatif alanın kullanımı (Nothing can beat a logo with a clever mix of design and negative space, you include 2 or more objects in only 1 logo. See the negative space between the E and x that looks like an arrow ?)

43 Negative Is Actually Positive! Wooden House, A tree with a negative space shaped like a chimney (baca) and a roof.

44 An upside down tack and a triangular white space forming a letter A. (image by logomotive)

45 Letter B with a white space in the middle that is cleverly shaped to look like a fish. (image by Rokac)

46 7-Işık Işık, düz dalgalar halinde yayılan elektromanyetik dalgalara verilen addır. Serbest kalmış foton tanecikleri olarak saniyede kilometre hızla yayılan enerji biçimidir. İnsan gözünün göremediği dalga boyları da mevcuttur. İnsan gözünün yapısı ancak görülebilir ışık tayfıyla sınırlıdır. Görülebilir ışık tayfı ise renklerden oluşur. CIE (Commission Internationale de l’Eclairage) 380 nm ile 780 nm arasındaki dalga boylarını “görülebilir” olarak belirlemiştir. Işığın özellikleri, radyo dalgalarından gamma ışınlarına kadar gidebilen, elektromanyetik dalganın boyuna göre değişir. Işığın ve tüm diğer elektromanyetik dalgaların temel olarak üç özelliği vardır: Frekans: Dalga boyu ile ters orantılıdır, insan gözü bu özelliği renk olarak algılar. Şiddet: Genlik olarak da geçer, insan gözü tarafından parlaklık olarak algılanır. Polarite: Titreşim açısıdır, normal şartlarda insan gözü tarafından algılanmaz. Işık, sadece görsel estetik ögesi değil, insan bedeninin ve insan algısının en önemli ögelerinden biridir. Işık olmadan nesneleri, renkleri, hareketleri göremeyiz. Çevremizdeki dünyayı algılayışımızın en önemli verileri görsel bilgilere dayandığından, bu işlevi yerine getirebilmek için gören bir göze ve ışığa ihtiyaç duyarız.

47

48 Gözün algılaması tamamen ışık enerjisine bağlıdır. Işık yoksa algıda yoktur. Her algı ışığın varlığına karşılık düşer. Tek frekanslı ışıklara yalın ışık denir. Tüm frekansların girişim olarak biraradalığı gün ışığı veya beyaz ışıktır. Işığın şiddeti görsel algıda aydınlık - karanlık diye ton değeri olarak kavramlaştırılır. Beyazdan (şiddetli aydınlık) siyaha (ölü aydınlık %92'lik ışıksızlık) didaktik olarak 10 ton değeri ile tasniflenmiştir. Beyaz (boya renk olarak %98'lik ışıklılık)'dan siyaha (karanlığa ışıksızlığa) ara tonlar gri olarak kavramlaştırılmıştır. Ton değerleri koşullu refleks olarak bireye öğretilir. Görsel algıda aydınlık ve karanlık değerleri renklerin ışıklılık dereceleri böylece kolayca ayırt edilmiş olur. Ton değerinin doğrudan siyah - beyaz karışımları ile (kurşun kalem çini pigment içeren boya ile) öğretilip kavramlaştırılırsa görmede birey ışık değerlerini çok kolay okur.

49 Görsel algı için ışık koşuldur. O halde öncelikle ve etken olarak görülmesini istediğimiz şeylerin ışıklı - aydınlık görünmesini sağlayabiliriz veya algılanmasını istemediğimiz - şeylerin karanlıkta kalmasını düzenleyebiliriz. Işık insan bilinci dışında varolan bir gerçektir. O algıyı yaratan temel faktördür. Bilgilerimizden %80'den fazlası ışık yoluyla (algısal olarak) elde edilir. Algının derinliği şiddeti kalıcılığıyla ışığın yoğun ilgisi vardır. IŞIK - GÖLGE ALGISI Eşyanın varlığın sınırlarını gösteren diğer eşyadan ayırt edilmesini sağlayan eşyayı yerine pozuna oturtan tespit eden ışıktır. Hem gözde hem beyin zarında görüngünün can kazanması var olması ışık ile ilgilidir. Aydınlık biçim form yüzey kontur (sınır çizgisi) aydınlık olmayan yada az aydınlık olanlardan kuvvetlice ayrılır. Yani yüzey hacim mekan ışık - gölge aydınlığına göre algılanıp kavranır. Eşyaların varlıkların kabarıklıkları yuvarlaklıkları köşelikleri çukurları girinti - çıkıntıları büyüklük - küçüklükleri öndelik -arkadalıkları nitelikleri ışık gölge ile algılanıp bilgiye dönüştürülür. Eşyayı varlığı birbirinden ışık - gölge ile ayırır değerlendiririz. Dış doğayı olanca parlaklığı zenginliği ve çeşitliliğiyle algılama ışıkla olanaklıdır.

50 Yaratıcılığın resimsel olarak dışavurumu canlandırma düzenleme ışık- gölge ile olanaklıdır. Nesneler yere (zemine) mekana gölge ile bağlanırlar. Konturların netliği ışığın şiddeti ile ilgilidir. Konturların değer kaybetmesi gölgesel olanakların önem kazanmasıdır. Gölge egemenliği ısrarlı-alacakaranlık ifadeler yaratır. Alaca karanlıkta ise göz farklı çalışır. Algıda renk, ölçü, doku, biçim niteliği yoktur. Ama gölgesel algı ve ifadeler nesnelerin ötesine daha kuvvetli işaretler gönderir. Göze görünenin verilmesi (gerçekte olduğundan farklı) tasarıma net sınır biçimlendirmesi olmayan donmamış (ölmemiş) titreşimleri egemen kılar. Işık - gölgede özellikle gölgede renk gölgesel ve gölgesel olmayan renk olarak belirginleşir. Gölgesel olan renkte görüntü değişkenlikleri ifade olanağı bulur. Algı ışığın geliş açısına göre değişkenlik gösterir. Işık kaynağından dik ve yakın aydınlanmış nesne ve varlıklar renk doku ve kontur değerlerinden kaybederler. Yatay aydınlatılmış nesne ve varlıkların gölgesel - karanlık yüzeyleri fazladır. Aynı ışığın değişik açı derecelerindeki nesne varlık mekan ve derinlik etkileri; ışık - gölgede en iyi uyumu veren ışık yönü açısı tasarımcı tarafından deneyimle yakalanır. Işık - gölge en iyi kütle değerini yaratan derinlik algısını veren somut öğedir. Işık - gölge (ton değerleri) etkileri en iyi tek renkte sonuç verir. Kütleler yüzeyler ışıktan - gölgeye geçişlerle sağlanırsa kalıcı birikimler yaratır. Aydınlığın (ve de gölgenin) şiddet dereceleri esas ışık kaynağı yerine göre tanımlanırsa hem göz (dolayısıyla görme) hem de beyin kesin yetkinleşmeye ulaşır.

51 8-Nokta Nokta, görsel anlatımın temel ögelerinden biridir. Objektif tanımı ile yer belirleyici bir işarettir. Görsel olarak nokta; bulunduğu yere göre küçük, merkezsel benektir. Bir nokta mekan içindeki (uzaydaki) bir pozisyonu (durumu) gösterir. İki çizginin birleştiği ya da kesiştiği yeri gösterebilir, bir düzlemin köşesini, bir işareti, bir yeri belirler. Nokta düzensizliğin içinde ilk düzen elemanıdır. Nokta, geometrik olarak görselliğin anlatımında çeşitli büyüklüklerde, boş ya da dolu yuvarlaklar olarak değerlendirilir. Biçimi oluşturan elemanlardan biri olan nokta, düzen içerisinde sözü bulunan bir elemandır. Noktanın yüzey üzerinde sayıları arttıkça etkileri de değişik olur. Tek başına durgunluğu ifade eden nokta çoğaltıldıkça giderek dinamizme, ritme ya da kargaşaya dönüşebilir. Noktalar yan yana geldiklerinde birbirleriyle ilişkiye girer, bu bağıntı bazen çizgiselliğe bazen de lekeselliğe dönüşebilir. Noktanın yanına ikinci bir nokta geldiğinde kompozisyon ilkeleri başlar. Nokta bulunduğu yer ve çevreye göre noktadır. Evren içinde dünya noktadır. Çok uzakta bir uçak ta nokta izlenimi verir. Renk olarak ta gri imajı verir.

52

53 Resimsel anlatımda nokta; denge, hareketi durdurma (nokta koyma) vs. olarak kullanılır. Belli büyüklük ve küçüklükte noktalar, renk unsuru ile birlikte matematiksel sistemlerde düzenlenerek kullanıldığında optik bir takım anlatımlara olanak sağlar. Nokta diğer görsel anlatım ögeleri ile ilişkili olarak yeni anlatım olanakları verebilir. Nokta tek başına durağandır. Noktaların, büyüklük- küçüklük farkları, ışık ve renk değişiklikleri, yan yana gelişlerinde aralık ve sıralanış farklılıkları zengin görsel etkiler elde edilmesine olanak sağlar. Pointilizm (Noktacılık), 19. yüzyıl sonları ve 20. yüzyıl başlarında Fransız yeni izlenimci ressamlar tarafından yaygın olarak kullanılmış bir resim tekniğidir. Bu teknikle yapılan resimlerde, çok sayıda ufak temel renk noktası, birbiriyle karıştırılmadan bir araya getirilerek izleyicinin gözünde çeşitli ara renklerin illüzyonu oluşturulur. Puantilizm, insan gözünün, birbirine yakın duran ufak renk noktalarını birleşik görmesi esasına dayanır. Bu tekniği başarıyla kullanabilmek, renk teorisi konusunda iyi bir eğitim gerektirir. Puantilizm kelimesi ilk olarak 1880'lerde bu teknikle alay eden sanat eleştirmenleri tarafından kullanılmış olsa da, bugün küçümseme anlamı içermez. Puantilizm tekniğini başarıyla kullanan ressamlar arasında Georges Seurat, Paul Signac, Camille Pissarro ve Henri-Edmond Cross sayılabilir. Günümüzün televizyon ve bilgisayar ekranlarının çalışma prensibi de aslında puantilisttir, çünkü bu cihazlarda çok sayıda küçük kırmızı, yeşil ve mavi nokta bir araya getirilerek geniş bir renk paleti yaratılır.

54 Georges Seurat, Sunday Afternoon on the Island of La Grande Jatte,,

55 9-Yön Bir tasarım üzerindeki çizgiler ve noktalar değişik noktalara yönelerek bir hareket oluştururlar. Tasarımcı vereceği mesaj doğrultusunda bu hareketi yönlendirmekle yükümlüdür. Bir tasarım yüzeyi üzerinde bulunan çizgisel, tipografık ve görsel unsurların yönü önemlidir. Örneğin bir gazete haberinde yer alan insan fotoğrafı, ilgili habere doğru bakmalıdır. Ya da tasarım yüzeyinde hareket eden unsurların önündeki boşluk arkasındaki boşluktan daha fazla olmalıdır.

56

57 Dan Gladden

58 El Lissitzky, Beat the Whites with the Red Wedge (1919) El Lissitzky, Beat the Whites with the Red Wedge (1919)


"GÖRSEL TASARIM ÖGELER İ (Elements of Visual Design) -Görsel tasarım öğeleri: çizgi, renk, biçim, doku, boşluk, form ………………………….(ışık, ölçü, yön) -Görsel." indir ppt

Benzer bir sunumlar


Google Reklamları