Sunum yükleniyor. Lütfen bekleyiniz

Sunum yükleniyor. Lütfen bekleyiniz

GENÇ SÜREKL İ D İŞ LERDE PULPOTOM İ VE APEKS İ F İ KASYON Prof.Dr.Serap ÇET İ NER.

Benzer bir sunumlar


... konulu sunumlar: "GENÇ SÜREKL İ D İŞ LERDE PULPOTOM İ VE APEKS İ F İ KASYON Prof.Dr.Serap ÇET İ NER."— Sunum transkripti:

1 GENÇ SÜREKL İ D İŞ LERDE PULPOTOM İ VE APEKS İ F İ KASYON Prof.Dr.Serap ÇET İ NER

2 Gerek çürük nedeniyle gerekse travma nedeniyle pulpası hasara u ğ ramı ş genç sürekli di ş lerde pulpanın vitalitesinin devam ettirilebilmesi için maksimum çaba gösterilmesi gerekmektedir.

3 Çünkü bu di ş lerin apeksleri henüz kapanmamı ş oldu ğ u için kök kısadır ve kanal duvarları da matürasyonu tamamlamamı ş oldu ğ u için oldukça incedir.

4 Bu tür di ş lerin vitalitesinin devam ettirilmesi, hem apeksin kapanmasına hem kökün uzunlu ğ unun artmasına hem de kanal duvarlarının kalınla ş masına olanak sa ğ layaca ğ ı için …pek çok riski ortadan kaldıracaktır.

5 Aksi taktirde kanal tedavisi bu tür di ş ler için zayıf bir prognoz yaratabilir ve zaten kron kök oranı az olan di ş ikinci bir travmada soketinden çıkabilir ve kanal duvarlarının inceli ğ i kök kırıklarına neden olabilir.

6 Genç sürekli di ş ler, apekslerinin açıklı ğ ı ve pulpa odalarının geni ş li ğ i sebebiyle kanlanması, dolayısıyla da iyile ş me potansiyeli yüksek olan di ş lerdir.

7 Normal ko ş ullarda çürükle perforasyon durumlarında direk kuafaj hem süt hem matür sürekli di ş ler için tercih edilmezken, immatür sürekli di ş lerde ba ş arılı sonuçlar verebilmektedir.

8 Travma sonucu pulpası açı ğ a çıkmı ş ön keser di ş lerde uygulanabilecek vital tedaviler; direk kuafaj ya da de ğ i ş ik seviyelerde yapılabilecek pulpotomidir.

9 Di ş travmaya u ğ rayıp pulpası açıldı ğ ında ortaya çıkan cevap proliferatif bir doku de ğ i ş ikli ğ i ş eklindedir ve inflamasyon kırık hattından itibaren maksimum 2-3 mm’lik pulpayı etkilemektedir.

10 Prolifere doku enfeksiyonun pulpanın derinlerine yayılmasına bir bariyer gibi engel olmaktadır. Hatta bu yapının 168 saat bu koruyuculukta devam edebildi ğ i tespit edilmi ş tir. Bu da, 2-3 mm’lik enfekte proliferatif dokunun kaldırılması halinde vital bir pulpayla kar ş ıla ş ılaca ğ ı anlamına gelmektedir. Bu Cvek pulpotomisinin hareket noktasını olu ş turmaktadır.

11 Bu anlatılan mekanizma gere ğ i e ğ er pulpa açılımı çok küçükse ve travmadan sonra geçen süre 24 saati geçmemi ş se böyle di ş lere direkt kuafaj denenebilmektedir.

12 Direk kuafajda; Proliferatif doku kaldırılıp, pulpa yüzeyi fizyolojik salin ya da distile su ile yıkandıktan sonra hard setting (dycal) bir CaOH ile pulpayla direkt temasta olacak ş ekilde uygulanır.

13 Hard settinglerin tercih edilmesinin sebebi, örtücülüklerinin daha iyi olmasıdır. Bu a ş amadan sonra di ş in sızıntı minimum olacak ş ekilde restore edilmesi gerekmektedir.

14 E ğ er travmadan sonra geçen süre 24 saati a ş mı ş sa bu a ş amada Cvek pulpotomisi uygulanır.

15 Cvek Pulpotomisi: Kırık hattından 1 kaç mm apikale do ğ ru pulpa dokusu hızlı dönen bir frezle su so ğ utması altında çıkarılır. Kanama nemli bir peletle durdurulduktan sonra yine CaOH 2 uygulanır. Kanamanın kontrolünde %2.5’lik NaOCl de kullanılabilir. Di ş mikrosızıntıya fırsat vermeyen bir materyalle restore edilir.

16 Pulpanın kaldırıldı ğ ı seviyede kanama kontrol edilememi ş se amputasyon derinli ğ i arttırılıp servikal pulpotomi de yapılabilir.

17 Servikal pulpotominin dezavantajı; görü ş alanının kısıtlı olması ve, kuronal dentin depozisyonu gerçekle ş emeyece ğ i için kuron direncinin az olması ve, herhangi bir travmada kuronun kolayca servikalden kırılma riskinin bulunmasıdır.

18 Geçmi ş te bu vital pulpotomi i ş lemleriyle kök geli ş imi tamamlandıktan sonra kanal tedavisi uygulanmaktaydı. Ancak günümüzde di ş yapılan amputasyon tedavisiyle bırakılmakta, gerekirse kanal tedavisine geçilmektedir.

19 Bu gereklilik de ço ğ unlukla di ş te rutin restorasyonlarla tedavi edilemeyecek kadar doku kaybı olmasına ba ğ lı olarak kanal destekli restorasyonlara ihtiyaç duyulmasıyla ortaya çıkmaktadır.

20 Bu durumda yapılan pulpotomi ile kök geli ş iminin devamı sa ğ landıktan sonra yeniden kanallara girilip kanal tedavisi uygulanır ve post-core veya kanal piniyle restorasyon tamamlanır.

21 Genç molar di ş lerde....çürükle perforasyonun büyük oldu ğ u ve direk kuafajın uygulanamadı ğ ı ancak inflamasyonun da sadece kuron pulpasında sınırlı oldu ğ u durumlarda formokrezol amputasyonu da uygulanabilmektedir.

22 Bu uygulamayla kökün 1/3 apikalinde vital kalan pulpa dokusu aracılı ğ ıyla kök geli ş iminin devam etmesi hedeflenmektedir.

23 ANCAK.. Bazı ara ş tırıcılar genç molar di ş lere uygulanan formokrezol ampütasyonu sonrasında kanalda kalsifikasyon geli ş ti ğ ini, bunun da daha sonra yapılması olası kanal tedavisini zorla ş tırdı ğ ını hatta imkansız hale getirdi ğ ini savunmaktadırlar.

24 Buna kar ş ın geli ş en kalsifikasyonun....yöntemin kendisiyle ili ş kili olmadı ğ ı preperasyon sırasında pulpaya itilen dentin tala ş larına ba ğ lı oldu ğ u da savunulmaktadır.

25 Bugünkü ko ş ullar altında genç sürekli molar di ş lere formokrezol amputasyonunun ancak geçici bir tedavi ş artıyla uygulanabilece ğ i kabul edilmektedir.

26 Genç molar di ş lerde uygulanabilecek di ğ er pulpotomi yöntemi yaygın olarak kullanılan CaOH 2 amputasyonudur.

27 MTA da bu anlamda son zamanda kullanılan ve oldukça yüksek ba ş arı grafi ğ i çizen bir materyaldir.

28 Devital genç sürekli di ş lerde tercih edilecek yol ise kanal tedavisidir.

29 Embriyolojik geli ş imin çan safhasından sonra Hertwing epitel kınının olu ş ması ile ba ş layan kök geli ş imi, di ş in sürmesini tamamlayıp antagonist di ş ile oklüzyona ula ş masından sonra da devam eder. Daimi di ş ler sürdükten sonra 3 sene içerisinde apeks geli ş imlerini tamamlarlar ve bu süreç sonuna kadar açık apekslidirler.

30 Di ş in apeksi bu dönemde periapikal dokularla geni ş bir sahada ili ş kilidir ve çürük, travma veya çe ş itli anomaliler nedeniyle pulpa dokusunda nekroz olu ş umu gerçekle ş irse kök geli ş imi durur. Böyle durumlarda immatür di ş lerde endodontik tedavi gereksinimi ortaya çıkmaktadır.

31 Ancak bu di ş lerde kök geli ş iminin durması; kök kanal sisteminin geni ş, kök dentin duvarlarının ince ve kök apeksinin açık olarak kalmasına neden olmakta ve uygulanacak endodontik tedaviyi karma ş ık hale getirmektedir.

32 Pulpa nekrozundan dolayı kök geli ş imini tamamlayamamı ş immatür daimi di ş lerde, açık apeksler ‘’blunderbuss tip’’ olarak adlandırılan geni ş leyerek sonlanma ş ekline sahiptir ve bu durum kök kanal dolgusunun apikal 1/3 bölgede etkili bir tıkama sa ğ lamasını zorla ş tırır.

33 Buna ilave olarak, kök geli ş iminin erken evrelerinde pulpa nekrozu geli ş en immatür di ş lerde kanal duvarlarına sekonder dentin depolanamadı ğ ından, kök yapısı ince duvarlı ve kırılgan olmaktadır. Nekrotik pulpalı immatür di ş lerle ilgili ortaya çıkan bu olumsuz tablolar, kök kanal sisteminin yeterli derecede preparasyonunu ve doldurulmasını engellemekte, ayrıca uzun dönem ba ş arılı bir prognoz elde edilmesini oldukça zorla ş tırmaktadır

34 İ mmatür di ş lerde apikal açıklık sorunun çözülebilmesi amacıyla çe ş itli tedavi teknikleri sunulmu ş tur. Bu teknikler içerisinde Frank (1966) tarafından sunulan geleneksel apeksifikasyon tedavisi en çok tercih edilen uygulama olmu ş tur. Bu tedavi sayesinde, canlılı ğ ını yitirmi ş immatür di ş lerin %74 ile %100’ünde kalsifiye apikal bariyer olu ş umu sa ğ lanmı ş tır.

35 Kalsiyum hidroksit kullanımı ile gerçekle ş tirilen geleneksel apeksifikasyon tedavisi sonrası apikalde olu ş an kalsifiye bariyer incelendi ğ inde, kalsifiye sert dokunun düzensiz ve poröz bir yapıya sahip oldu ğ u saptanmı ş tır. Trope (2010), içerisinde yumu ş ak doku bulunmasından dolayı sert doku bariyerini ‘’isviçre peyniri’’ ne benzetmi ş ve bu özelli ğ in bariyerin geçirgenli ğ ini arttırdı ğ ını belirtmi ş tir.

36 Olu ş an apikal bariyerin poröz yapısından dolayı kök kanalı ile periapikal dokular arasında bakteriyel sızıntının devam edebilece ğ i gösterilmi ş ve apeksifikasyon sonrasında daimi olarak kök kanal sisteminin mikrosızıntı olu ş turmayacak ş ekilde üç boyutlu olarak doldurulması gerekti ğ i bildirilmi ş tir.

37 Buna ilave olarak, apeksifikasyon tedavisi ba ş arıyla tamamlanmı ş olsa da, immatür di ş lerde kök geli ş iminin durması nedeniyle ince olarak kalmı ş servikal dentin duvarları ileri dönemde kök kırıkları gibi daha ba ş ka zorluklar ortaya çıkarmaktadır. Cvek (1992), yaptı ğ ı retrospektif bir klinik çalı ş mada, kalsiyum hidroksit ile apeksifikasyon tedavisi tamamlanmı ş immatür di ş lerde servikal kök kırı ğ ı olu ş ma oranının % 28% 79

38 İ mmatür di ş lerde kırılma riskinin en aza indirilebilmesi için kullanılacak kanal dolgu materyalinin kök yapısını kuvvetlendirebilme özelli ğ ine sahip olması gerekti ğ i vurgulanmı ş tır. Apeksifikasyon sonrası apikal bariyerin koronalinde kalan kanal bo ş lu ğ unun doldurulmasında Güta-perka (GP) ile örtücülü ğ ü ve dentine adezyonu iyi olan bir kanal patının birlikte kullanılmasının, optimal ba ş arı sa ğ lanmasında yeterli olaca ğ ı pek çok ara ş tırmacı tarafından kabul edilmektedir.

39 Fakat bu tür di ş lerde öncelikle kök ucunun kapanmasının stimüle edilmesi gerekmektedir. Bu i ş leme genel olarak apeksifikasyon adı verilmektedir.

40 Bu i ş lem öncelikle kanalın temizlenmesi ve geçici bir maddeyle apeksifikasyonun indüklenmesi esasına dayanır. Bu amaçla en çok tercih edilen materyal CaOH 2 dir.

41 Tek ba ş ına kullanılabildi ğ i gibi antiseptikli maddelerle karı ş tırılarak da kullanılabilmektedir. Ancak karı ş ımların bir üstünlük sa ğ lamadı ğ ını savunan veriler de bulunmaktadır.

42 CaOH 2 in doldurulması sırasında en önemli ayrıntı ta ş kın ve özellikle eksik dolgu yapılmamasıdır. CaOH 2 in kıvamlı olması da önemlidir. Bunun için lentülo ile CaOH 2 kanala gönderildikten sonra bir enjektör i ğ nesi ile kanalın ortasında bir delik açıp ka ğ ıt gütalarla CaOH 2 ‘in suyu alınabilmektedir.

43 ÖNEMLİ!! Gerek kanal preperasyonu, gerek irrigasyonu gerekse kanal dolgusu sırasında apikal dokuya zarar vermemek tedavinin prognozunu direk olarak etkilemektedir.

44 Çünkü apikal dokuların vitaliteleri son derece önemlidir… apikal kapanma için indüksiyonu sa ğ larlar.

45 Kanal dolgusunu takiben di ş hermetik olarak ve daimi restoratif materyalle kapatılmalıdır. 3 ay aralıklarla periodik kontroller yapılmalıdır. Kanalda CaOH 2 ‘in dilüsyonu tespit edildi ğ i zaman kanal dolgusu yenilenmelidir.

46 Apekste kapanma 6-24 ay gibi geni ş bir aralıkta geli ş ebilmektedir.

47 Olu ş an apikal bariyer osteosement, osteodentin veya bunların karı ş ımı ş eklinde gözlenmektedir ve olu ş um pöröz bir yapı sergilemektedir. Bundan dolayı radyolojik olarak bariyer tespit edildi ğ i zaman vakit kaybetmeden kanal dolgusu daimi olarak bitirilmelidir.

48 Apikal bariyer kökün uca do ğ ru daralması ş eklinde olabildi ğ i gibi, hiçbir daralma olmadan düz bir hat ş eklinde de geli ş ebilmektedir. Bazı durumlarda apeksin 1-2 mm kuronalinde düz bir bariyere de rastlanabilmektedir.

49 Olguların bir kısmında ise radyolojik olarak herhangi bir bariyer tespit edilmezken, klinik olarak belirlenebilmektedir.

50 CaOH 2 ile ara seans

51

52 Periodik kontrollerle takip edilen hastada e ğ er 2 yılın sonunda herhangi bir bariyer tespit edilemezse, kanalın bo ş altılıp apikale birkaç mm’lik bir CaOH 2 bariyeri olu ş turulup üzerinin daimi kanal dolgusuyla kapatılması önerilmektedir. Hala bir bariyer olu ş mazsa cerrahi olarak apikalin tıkanması sa ğ lanabilir.

53 Genç sürekli di ş lere uygulanacak apeksifikasyonun bir di ğ er yöntemi de Apikal Bariyer Tekni ğ idir.

54 Bu yöntemde apikalin CaOH 2, trikalsiyum fosfat veya MTA gibi bir materyalle tıkandıktan sonra üzerinin daimi kanal dolgusuyla bitirilmesidir. Bu yöntemin en önemli avantajı tedavi süresinin ve randevu sayısının kısaltılmasıdır.

55 MTA ile yapılan apikal bariyer

56 Apeksifikasyonu sa ğ lanan di ş lerde e ğ er restorasyon kanal destekli olacaksa, kanal duvarları zaten ince oldu ğ u için kökün direncini arttıracak materyaller seçilmelidir.

57 Bu amaçla yeni dentin bonding teknikleri önemli bir avantaj sa ğ lamaktadır. Apikal üçlüde (5-6 mm) bırakılan güta-perkanın üzerine bu bonding sistemleriyle birlikte kompozit rezinlerden bir post hazırlanabilir. Ancak ı ş ıkla sertle ş en kompozitlerde ı ş ı ğ ın ula ş abilirli ğ ini sa ğ lamak için kanala kompozitin yerle ş tirilmesinden sonra ş effaf bir plastik post uygulanabilmektedir.

58 İmmatür dişlerde uygulanan apeksifikasyon tekniğinde, kalsifik bir bariyer ile apikal uçta kapanma gerçekleşmesine rağmen; kök gelişiminin devamlılığına dair herhangi bir stimülatif etki yaratılamadığı rapor edilmiştir.

59 REJENERATİF TEDAVİLER Rejeneratif Tıp Yaş, hastalık, hasar veya konjenital defektler yüzünden fonksiyonunu kaybetmiş doku veya organların rejenerasyonu, tamiri veya yerine canlı fonksiyonel dokuların konulmasını amaçlayan karşıt disiplinlerin kombine edilmesidir. Rejeneratif Endodonti Dentin, pulpa, sement ve periodontal dokuyu içine alan bozulmuş dental dokuların yeniden kazanılmasını ifade eder.

60 REJENERATİF ENDODONTİ Kök hücreler Büyüme Faktörleri Doku tamiri materyalleri PRF (Platelet Rich Fibrin/ Trombositten Zengin Plazma)

61 KÖK HÜCRELER Kök hücreler genellikle; sürekli bölünebilen, farklı hücre ve dokulara farklılaşabilen, progenitör hücreleri üretebilen hücreler olarak tarif edilmektedirler. Doku rejenerasyonunda önemli bir yere sahip olan kök hücrelerinin iki belirgin özelliği vardır: 1. Kendini yenileyebilme yetisi 2. Bölünme sonrası başka hücrelere farklılaşabilme yetisi

62  Bugüne dek dört tip dental kök hücre izole edilebilmiştir: 1. Dental Pulpa Kök Hücresi (DPSC s ) 2. Çekilmiş Süt Dişinden Elde Edilmiş Kök Hücre(SHED) 3. Apikal Papilla Kök Hücresi (SCAP) 4. Periodontal Ligament Kök Hücresi (PDLSC s )

63 ZAMAN İÇERİSİNDE GELİŞEN TEKNOLOJİ İLE BİRLİKTE KÖK GELİŞİMİNİN DEVAMLILIĞINA İZİN VEREN SAĞLIKLI BİR PULPA- DENTİN KOMPLEKSİNİN REJENERE EDİLMESİ REVASKÜLARİZASYON

64 1. TAP ( Triple antibiotic paste/ Üçlü Antibiyotik Pat) MetronidazoleCiprofloxacinMinocycline

65  Fizyolojik kök kapanması gerçekleşir  Kök dentin duvarları kalınlaşır  Dişin travmalara karşı direnci de artırılmış olunur. Fraktür olasılığı azalır. Gerekli materyaller kolaylıkla elde edilebilir Kök boyutunda artış Geleneksel tedavi yöntemlerine oranla daha az zorlayıcıdır

66

67 Nekrötik Pulpalı Ve Açık Apeksli Dişlerin Revaskülarizasyonunda Trombositten Zengin Fibrin (TZF) / ( Platelet Rich Fibrin- PRF) Kullanımı

68 Trombositten Zengin Plazma (TZP)- Platelet Rich Plasma (PRP) Hastadan alınan trombositlerle zenginleştirilmiş plazma. PRP kullanımı, rejeneratif endodonti terapisi için ideal bir temel oluşturmaktadır. Trombositten Zengin Fibrin (TZF)- Platelet Rich Fibrin (PRF) PRP aktivasyonu için kullanılan sığır trombini; Choukroun’ s Platelet Rich Fibrin (PRF)’ i olarak isimlendirilen ikinci jenerasyon trombosit konsantrasyonunun gelişmesini sağlamıştır.

69

70 Dentin- pulpa kompleksinin rejenerasyonu için ideal bir biomateryaldir Periapikal dokularda biokimyasal bir işleme gerek yoktur Tamamen otolog bir tekniktir Sitokin ağını ve hücresel migrasyonu destekleyen ve esnek olan bir molekül yapısına sahiptir

71

72 3. APİKAL PAPİLLA KÖK HÜCRELERİ (SCAPS) 4. PRİMER ODONTOBLASTLAR 5. KÖK DENTİNİ FORMASYONU 1. KÖK KANAL DEZENFEKSİYONU NUN SAĞLANMASI 2. HERTWIG EPİTELYAL KÖK KINI HÜCRELERİNİN İNDÜKSİYONU İLE


"GENÇ SÜREKL İ D İŞ LERDE PULPOTOM İ VE APEKS İ F İ KASYON Prof.Dr.Serap ÇET İ NER." indir ppt

Benzer bir sunumlar


Google Reklamları