Sunum yükleniyor. Lütfen bekleyiniz

Sunum yükleniyor. Lütfen bekleyiniz

 Temel bozukluğun duygulanımda (afekt) olduğu hastalık grubuna duygudurum bozuklukları (mood bozuklukları) ya da duygulanım bozuklukları (afektif bozukluklar)

Benzer bir sunumlar


... konulu sunumlar: " Temel bozukluğun duygulanımda (afekt) olduğu hastalık grubuna duygudurum bozuklukları (mood bozuklukları) ya da duygulanım bozuklukları (afektif bozukluklar)"— Sunum transkripti:

1

2  Temel bozukluğun duygulanımda (afekt) olduğu hastalık grubuna duygudurum bozuklukları (mood bozuklukları) ya da duygulanım bozuklukları (afektif bozukluklar) adı verilmektedir.

3 Mani Dönemi: Hastanın aşırı neşe, hareketlilik ve büyüklük hissi yaşadığı dönem. Depresyon Dönemi: Hayattan zevk alamadığı, çökkünlük hissettiği, durgun ve suskun olduğu dönem. Karma Dönem: Bu iki dönem belirtileri, karışık olarak birlikte de ortaya çıktığı dönem. ***Bu dönemler genellikle bir kaç ay sürüp düzelme, daha sonra yineleme eğilimindedir.

4 1- Bipolar Bozukluklar 2- Depresyon Bozuklukları

5

6  İkiuçlu (Bipolar) I Bozukluğu  İkiuçlu (Bipolar) II Bozukluğu  Siklotimi Bozukluğu  Maddenin/İlacın Yol Açtığı İkiuçlu ve İlişkili Bozukluk  Başka Bir Sağlık Durumuna Bağlı İkiuçlu ve İlişkili Bozukluk

7  Tanı konabilmesi için bir mani dönemi olmalıdır.  Mani döneminin öncesinde ya da sonrasında hipomani ya da majör depresyon dönemi bulunabilir.

8  En az bir hafta süreyle, kabarmış, taşkın ya da çabuk kızan duygudurum  Amaca yönelik etkinlik ve içsel güçte, olağandışı ve sürekli bir artışın olduğu bir dönemin, neredeyse her gün, günün büyük bir kısmında bulunması.

9  Buna eşlik eden grandiyözite,  Uyku gereksiniminde azalma,  Lögore, baskılı konuşma,  Düşünce uçuşması, düşünce hızlanması,  Dikkat dağınıklığı,  Distraktibilite,  Amaca yönelik etkinlikte artma,  Ajitasyon gibi belirtilerin bulunması.

10  ***Tanı konabilmesi için, mani dönemi, toplumsal ya da işle ilgili işlevsellikte belirgin bir düşmeyle sonuçlanmalıdır.  Ya da başkalarına bir kötülüğünün dokunmaması (parasal kayıplar, yasa dışı etkinlikler, kendini yaralama) için hastaneye yatırılması gerekmektedir.

11 İkiuçlu I Bozukluğunun 12 aylık görülme sıklığı, %0.6’dır. Erkeklerle kadınların yaşam boyu görülme sıklığı 1,1:1’dir. Kadın ve erkeklerde benzer oranlarda ortaya çıkar. Ancak hızlı döngülü (yılda 4 ya da daha fazla dönem geçiren) grup, kadınlarda daha sık görülmektedir.

12  Genetik,  Monamin varsayımı,  Sirkadyen Ritim Varsayımı

13 Yapılan çalışmalarda, duygudurum bozukluklarına yatkınlığın genetik olarak iletildiği (özellikle bipolar bozukluk) ancak, genetik geçişin biçimi ve sorumlu genler henüz bulunamamıştır.

14 Duygudurum bozukluklarının’, beyin monoaminlerindeki artma ya da azalmaya bağlı olabileceğini düşündürmektedir

15 Bu görüş; bipolar bozukluktaki genetik defektin sirkadyen ritimleri düzenleyen mekanizmalarla ilişkili olduğunu ileri sürmektedir. (Günlük uyku, uyanıklık ritmi) - Hastalık dönemlerinin genellikle uyku bozukluklarıyla başlaması.

16 İkiuçlu (Bipolar) II Bozukluğu, bir ya da birden çok major depresyon dönemlerini ve en az bir hipomani dönemini içeren, yineleyici duygudurum dönemlerinin klinik gidişi ile belirlidir. Tanı ölçütlerini karşılayabilmesi için, major depresyon dönemi en az iki hafta, hipomani dönemi en az dört gün sürmelidir. ***Hastalığın gidişi sırasında bir mani döneminin varlığı, İkiuçlu II Bozukluğu tanısı konmasını engeller.

17  İkiuçlu II Bozukluğu olan kişiler, daha çok bir major depresyon dönemi sırasında klinisyene başvururlar ve başlangıçta hipomaniden yakınma eğilimi göstermezler.  Hipomani dönemi, kendi başına bir işlevsellikte bozulma nedeni değildir.

18  İkiuçlu II Bozukluğunun yıllık görülme sıklığı % arasında bulunmuştur.  Kadın ve erkeklerdeki oranı eşit bulunmuştur.

19 Siklotimi Bozukluğunun başlıca özelliği, birbirinden ayrı ve çok sayıda, hipomani belirtilerinin olduğu zaman dilimlerini ve depresyon belirtilerinin olduğu zaman dilimlerini içeren, süreğen, dalgalanan bir duygudurum bozukluğunun olmasıdır. Tanı konabilmesi için, en az 2 yıldır sürüyor olması ve bu sürede en fazla iki ay sürekli iyi kalınabilmelidir.

20  Yaşam boyu görülme sıklığı yaklaşık %0.4- 1’dir.  Kadın ve erkekler arasındaki yaygınlığı eşittir.

21  Maddenin ya da ilacın yol açtığı, klinik görünüme egemen olan, kabarmış, taşkın ya da çabuk kızan, olağan dışı ve sürekli bir duygudurumun olduğu belirgin bir dönemin olmasıdır. ****Bu durum antidepresan ya da diğer tedavilerden sonra ortaya çıkmış, ilacın fizyolojik etkileriyle ortaya çıkmışsa maddenin/ilacın yol açtığı iki uçlu ya da ilişkili bozukluk denmez.

22 Başka bir sağlık durumuna bağlanabilen, klinik görünüme egemen olan, kabarmış, taşkın ya da çabuk kızan, olağan dışı ve sürekli bir duygudurumun olduğu belirgin bir dönemin olmasıdır.

23 Bunaltılı: O sıradaki ya da en son mani, hipomani, depresyon dönemlerinin çoğu günü boyunca, bunalma ya da gerginlik duyma, hiçbir şekilde dinginlik sağlayamama, kötü bir şey olacağından korkma ve özdenetimini yitirecekmiş gibi olma belirtilerinden en az ikisi bulunmaktadır. Karma özellikler gösteren: İkiuçlu I ya da II bozukluğunda, o sıradaki mani, hipomani ya da depresyon dönemine uygulanabilir.

24 Mani ya da hipomani dönemi, karma özellikler gösteren: Mani dönemi ya da hipomani dönemi için tanı ölçütleri tam olarak karşılanmıştır ve o sıradaki ya da en son mani ya da hipomani döneminin çoğu gününde belirgin disfori ya da çökkün duygudurum, neredeyse tüm etkinliklere karşı ilgide azalma ya da bunlardan zevk almama, ruhsal- devinsel yavaşlama, değersizlik ya da suçluluk duyguları, yineleyici ölüm düşünceleri gibi belirtilerden en az üçü bulunmaktadır.

25 Depresyon dönemi karma özellikler gösteren: Major depresyon dönemi için tanı ölçütleri tam olarak karşılanmıştır. O sıradaki ya da en son depresyon döneminin çoğu gününde kabarmış, taşkın duygudurum, benlik saygısında abartılı bir artış, büyüklük düşünceleri, her zamankinden daha konuşkan olma ya da konuşmaya tutma, düşünce uçuşması, içsel güçte ya da amaca yönelik etkinlikte artma, kötü sonuçlar doğurabilecek etkinliklere daha çok katılma (aşırı para harcama, düşüncesizce cinsel girişimlerde bulunma).

26 Hızlı dönglü: Hızlı döngülü belirleyicisi ikiuçlu I ya da II bozukluğuna uygulanabilir. Son 12 ay içinde, mani, hipomani ya da majör depresyon dönemi için tanı ölçütlerini karşılayan, en az dört duygudurum döneminin varlığı ile tanımlanır. Dönemler, en az iki ay süren, tam olmayan ya da tam yatışmalarla ya da karşı uçta bir döneme geçmeyle birbirinden ayrılır.

27 Melankoli özellikleri gösteren: O sıradaki dönemin en ağır evresinde, bütün ya da neredeyse bütün etkinliklerden zevk alamama ya da genellikle zevk verebilecek uyaranlara karşı tepkisiz kalma belirtilerinden en az biri vardır. Bunun yanında derin bir bunalım, umutsuzluk, değişik nitelikte bir depresyon duygudurumu, yeme isteğinde belirgin azalma, kilo verme, suçluluk duyguları gibi belirtilerden de en az üçü bulunmalıdır.

28 Değişiktür (atipik) özellikleri gösteren: O sıradaki ya da en son majör depresyon döneminin çoğu gününde duygudurumda tepkiselliğin yanı sıra belirgin bir yeme isteğinde artma, kilo alımı, çok uyku uyuma, belirgin bir toplumsal ya da işle ilgili işlevsellikte bozulmayla sonuçlanan, başkalarından kabul görmeme duyarlılığı belirtilerinden en az ikisi bulunmaktadır.

29 Psikoz özellikleri gösteren: Dönemin herhangi bir zamanında sanrılar ve varsanılar vardır. Psikoz özellikleri varsa bunun duygudurumla uyumlu ya da uyumlu olmadığı belirtilir. Örn. Mani döneminde kişide büyüklük sanrıları olması duygudurumla uyumlu olduğunu göstermektedir.

30 Katatoni ile giden: Dönemin büyük bölümünde katatoni özellikleri bulunuyorsa bu belirleyici kullanılır. Doğum zamanı (peripartum) başlayan: Duygudurum belirtileri gebelik sırasında ya da doğumdan sonraki dört hafta içinde ortaya çıkarsa, o sıradaki dönem için ya da duygudurum dönemi için tanı ölçütleri o sırada tam olarak karşılanmıyorsa, ikiuçlu I yada II bozukluğunun en son mani, hipomani ya da majör depresyon dönemi için bu belirleyici kullanılmaktadır.

31 Mevsimsel örüntü gösteren: Başlıca özelliği, en az bir tür dönemin (mani, hipomani ya da depresyon) düzenli olarak mevsimsel örüntü göstermesidir. Örn. Kişinin mevsimsel manileri olabilir. Hep sonbahar döneminde manik ataklar geçirmesi.

32 Bipolar bozukluklar yüksek oranda yineleyici olup, bir manik dönem geçirenlerin ikinci bir duygudurum dönemi geçirme olasılığı %90’dan fazladır. 10 yıllık bir hastalık süresi içinde geçirilen ortalama dönem sayısı 4 olarak saptanmıştır. İlk dönemin depresyon olması daha sık görülmektedir. Dönemlerin ne aralıklarla ortaya çıkacağı ve ne tip olacağı bir kurala bağlanamaz.

33  Lityum  Valproat/valproik asit  Karbamazepin  Bilişsel Davranışçı Terapi

34 Mani ve Hipomani tedavisinde genellikle duygudurum dengeleyicileri (lityum, valproat (Depakin) ve karbamazepin (tegretol) ile antipsikotik ilaçlar birlikte kullanılır. Duygudurum dengeleyicilerinin dozu kan düzeyleri ile ayarlanır. Lityumun 1.5mEq/l toksik belirtiler göstermektedir. İlaçlara dirençli çok ağır ve ajitasyonu kontrol edilemeyen bazı manik durumlarda EKT uygulanabilir.

35 Karma Dönem Tedavisi: Karma dönemler de mani gibi tedavi edilir ancak lityum yerine valproat seçimi daha etkili olmaktadır.

36

37 TANIVERİLERHEDEFGİRİŞİMLER Öz bakım eskikliği1.Aşırı hareketllilik kişisel ihtiyaçları hakkında doğru kararlar vermede yetersizlik. 2.Kişisel ihityaçların farkına varmada yetersizlik. 1.Bireyin kişisel ihtiyaçlarını tanıması. 2.Kişisel ihtiyaçlarıyla ilgili farkındalık geliştirmesi. 3.Öz bakım aktivitelerini yerine getirmesi. 4.Öz bakım aktivelerini sürdürmesi 1.Öz bakım eksikliğine neden olan faktörler belirlenecek. 2.Benlik saygısı ve kendi kendine karar vermesi geliştirilecek. 3.Hastanın kendi bakımına en üst düzeyde katılımı sağlanacak. 4.Bağımsız olma ve katılım konusunda cesaretlendrilecek. 5.Her bir öz bakım aktivisesini yerine getirme durum değerlendirlecek. 6.Kendi başına gerçekleştirdiği her bir bakım aktivitesi için olumlu geri bildirim verilecek. 7.Hastanın bağımsız olarak gerçekleştirmediği durumlarda hasta desteklenecek.

38 TANIVERİLERHEDEFGİRİŞİMLER Beden gereksinimi altında besin alımı 1.Yiyeceklere ilginin yitirilmesi 2.Kilo kaybı 3.Kas tonüsünün azalması 4.Elektrolit dengesizliği 5.Deri turgorunun azalması Hastanın kötü beslenme belirtileri göstermemesi 1.Diyetisyenle iş birliği yapılır, hastanın boy ve kilosuna göre gerçekçi kiloya gelmesi için gereken kalori miktarı belirlenir. 2.Konstipasyonu önlemek için diyetin posalı yiyeceklerden oluşması sağlanır. Hasta bol sıvı almaya,bağırsak hareketlerini artırmak için egzersiz yapmaya yöneltilir. 3.Aldığı çıkardığı ve kalori miktarı kaydedilir. 4.Hasta her gün tartılır. İştah azalmışsa sevdiği yiyecekler sağlanır. 5.Az az sık sık beslenme sağlanır. 6.Hekim istemine göre vitamin, mineral verilebilir. 7.Hastaya uygun beslenme ve sıvı alımının önemi öğretilir.

39 TANIVERİLERHEDEFGİRİŞİMLER Sosyal etkileşimde bozulma Büyüklük düşüceleri nedeniyle etrafı küçümseme, manipülatif davranışlar 1.Grupla etkileşimi engelleyen faktörleri tanımlaması, uygun etkişleşim davranışlarının benimsemesi 2.Grupla etkin iletişim sürdürmesi 3.Diğerlerini olumsuz etkileyen manipülatif davranışlarını değiştirmesi 1.Bireysel destekleyici bir ilişki kurulur. 2.Problem yaratan durumlar hastayla birlikle rop play yapılarak duygular tartışılır. 3.Birey olarak kendi sorumluluklarının farkına varması sağlanır. 4.Başkalarına nasıl yaklaışımda buluncağı hakkında bilgilendirilir. 5.Başkalarının kendisine dikkat, önem saygı göstermesini sağlayan etkileşimleri tanıması sağlanır. 6.Grup içinde olumlu davranış gösterdiğinde geri bildirim verilir. 7.Sınırlamalar basitçe hastaya açıklanır. Ve bunlara uyması için hasta desteklenir.

40 TANIVERİLERAMAÇGİRŞİMLER Düşünce süreçlerinde değişme 1.Düşünce içeriğinde sanrılar 2.Tetikte ( alert) olma 3.Gerçeği yanlış yorumlama 4.Dikkatini yoğunlaştıram ama 5.Emirler verme obsesyonlar karar verme, sorun çözme, neden-sonuç ilişikisini kurma,soyut düşünme vb. yeteneklerde bozulma Hastanın, gerçeklerle sanrısal düşünce arasındaki ayrımı yapabilir duruma gelmesi 1.Hastanın sanrısı desteklenmez, ancak kişinin bu yanlış inanışlara gereksinme duyduğu kabul edilir. 2.Hastanın sanrıları tartışılmaz ve yadsınmaz.Bunun yerine ‘buna inanmak zor’ gibi tedavi edici teknikler kullanılabilir 3.Hastanın kaygısının artmasıyla sanrılarının ortaya çıkması arasındaki bağlantıyı kurmasına yardımcı olunur. 4.Gerçekler üzerine yoğunlaşılır. 5.Kaygı, korku, güvensizlik gibi duygularını ifade edebilmesi için hasta desteklenir.

41 TANIVERİLERHEDEFGİRİŞİMLER Kendine ya da başkalarına yönelik şiddet olasılığı 1.Öfkeli yüz ifadesi, çenenin kasılması gibi davranışlarla gerginliği kontrol etmeye çalışma. 2.Çevredekileri tehdit edici sözler;başkalarına vermiş olduğu zararla övünme 3.Çevredeki kişi ve nesnelere açık saldırgan hareketler 4.Yerinde duramama, çabuk alınma 5.Öfke, sıklıkla tartışma, kışkırtıcı davranış 6.Başkalarından şüphelenme, paranoid fikir ya da perseküsyon sanrıları Hastanın kendine zarar vermemesi 1.Hastanın çevresindeki uyaranlar azaltılır. 2.Güvenli bir çevre yaratılır. 3.Öfkesini boşaltabilecek bir yol bulması sağlanır. Fizik egzersiz yapılabilir. 4.Eğer hasta konuşmayla ya da ilaçla sakinleşemiyorsa, mekanik kısıtlama gerekebilir. 5.Kısıtlama yapıldıysa hasta yalnız bırakılmaz. 6.Hastanın güvenliği yönünden ekstremiteler ve pozisyon kontrol edilir.

42 TANIVERİLERHEDEFGİRİŞİMLER Yaralanma potansiyeli 1.Öfkelendiğinde başını veye elini duvara vurma 2.Bazı isteklerde tutturma 3.Çevredeki nesnelere zarar verme Hastanın fizik yaralanma geçirmemesi 1.Çevredeki uyaranlar azaltılır. 2.Grup etkinlikleri sınırlanır. 3.Hastanın bir yada iki kişiyle yakın ilişki kurması sağlanır. 4.Hasta teke tek ilişkide kendini daha güvenli hisseder. 5.Zararlı olabilecek tüm nesneler uzaklaştırılır. 6.Hastanın gün boyu uyacağı, dinlenme evrelerini de içeren bir etkinlik programı yapılır. 7.Amaçsız, hiperaktif davranışların yerine geçecek fiziksel etkinlikler belirlenir.

43

44 Genetik Faktörler: Duygudurum bozukluğuna yatkınlığın temelde genetik olarak aktarıldığı kabul edilir. Monozigot ikiz çalışmaları duygudurum bozukluklarının ancak %50-%70 oranında genlerle açıklanabileceğini belirtmektedir.

45 Monoamin Varsayımı: Noradrenalin ve seratoninin depresyonla ilişkili olduğu bulunmuştur ancak yapılan çalışmalarda seratoninin sadece depresyonla değil, intihar, anksiyete ve dürtü kontrolü ile de ilişkili olduğu düşünülmüştür. Nöroendokrinolojik Etkenler: Yapılan çalışmalarda Kortikotropin Salınım Hormonu (CRH) ve Tiroidin (hipotiroidi) derpresyonla ilişkili olabileceği bulunmuştur.

46 Yaşam olayları, çevresel faktörleri stres, kişilik özelliklerinin majör depresif bozukluklarla ilişkili olabileceği ile ilgili yapılmış çalışmalar bulunmaktadır.

47 Obsesif kompülsif, histrionik ve borderline kişilik bozukluklarının, major depresif bozukluk için daha riskli olduğu söylenebilir. Yakın zamanda yaşanmış stresli yaşam olayları MDB için en önemli risk olup, stres faktörünün şiddeti kişiler arasında farklı düzeylerde yaşanabilir.

48 Oral dönemde anne baba ilişkisindeki sorunlar depresyona yatkınlık yaratır. Gerçek ya da hayali nesne kaybı, daha sonra kayıp nesnenin içe alımı (introjeksiyon), o nesnenin kaybıyla doğan sıkıntıyla başetmek için kullanılan bir savunma mekanizmasıdır.

49 Bu yolla kayıp nesneye ilişkin sevgi ve nefret duygularının karışımı, öfke hissi bireyin kendine yönelir. Aşırı yüksek idealleri gerçekleştiremeyecek olduğunun farkına varması, bireyin depresyona girmesinde etkili olur. Depresyon cezalandırıcı anne baba karşısında çaresiz bir çocuk olma durumu gibidir.

50 Depresyona yatkınlık kişilerdeki bilşsel çarpıtmalarla ilişkilidir. Bu çarpıtma şemaları, içsel ve dışsal bilgilerin erken çocukluk deneyimleri ile olumsuz şekillenmesi sonucu oluşur. Beck’e göre depresyonun temel üç bilişsel öğesi vardır. Olumsuz kendilik algısı, düşmanca ve talepkar bir dış dünya şeklinde olumsuz çevre algılaması, başarısızlık beklentisi ve ve çaresizlikle belirlenen olumsuz gelecek algılaması.

51 Kişinin kendisi ve çevresel olayları sürekli olarak bu çarpıtılmış şemayla algılaması, depresyona yatkın kalmasına ve tetikleyici gelişmelerle depresyona girmesine neden olmaktadır.

52 Bu kuram deneysel hayvan modellerinde kanıtlanmıştır. Kaçamayacağı stres koşullarında bırakılarak çaresiz olduğunu öğrenen hayvanın mücadeleyi terk ettiği, ancak daha sonra kaçabilme koşulları yaratıldığında da bu tavrını değiştirmeyerek, stresörden kaçmadığı ve mücadele etmediği gösterilmiştir. *** Bu kuram depresyonun bir yanlış öğrenme olduğunu, sorunların çözümsüz olduğuna inanmanın depresyona yol açtığını ve çıkış yollarını görmeyi engellediğini öne sürer.

53  Majör depresyon bozukluğu  Süregiden depresyon bozukluğu (distimi)  Aybaşı öncesi (premenstrüel) disfori bozukluğu  Maddenin/ ilacın yol açtığı depresyon bozukluğu  Başka bir sağlık durumuna bağlı depresyon bozukluğu

54 Major depresyon bozukluğunun başlıca özelliği, en az iki hafta süren, çökkün duygudurum, neredeyse tüm etkinliklere karşı ilgisini yitirme ya da bunlardan zevk alamamadır. Tanı konabilmesi için, ayrıca yeme isteği- kilo, uyku, ruhsal- devinsel etkinlik değişiklikleri, içsel güçte azalma, değersizlik ya da suçluluk duyguları, odaklanma ve karar vermede güçlük çekme, yineleyen ölüm düşünceleri gibi belirtilerden en az dört ek belirtiyi daha yaşıyor olmalıdır.

55 Majör depresyon bozukluğunun yıllık görülme sıklığı yaklaşık %7 olarak bulunmuştur. Kadınlarda, erken ergenlik döneminde başlayarak, erkeklerde görüldüğünden 1,5 - 3 kat daha yüksek oranlarda görülmektedir.

56 En az iki yıl süreyle, çoğu gün, günü büyük bir bölümünde ortaya çıkan çökkün bir duygudurumdur. Özellikle erken başlangıçlı olanlarda, bu belirtiler, kişinin günlük yaşantısının bir bölümü olmuş oldukları için, bu belirtilerden kişi yönlendirilmedikçe söz etmeyebilir. (örn. Ben her zaman böyleydim)

57 Aybaşı döngülerinin, yineleyici bir biçimde, aybaşı evresi öncesinde başlayan ve aybaşlarının başladığı zaman dolaylarında ya da bundan kısa bir süre yatışan, duygudurum değişkenliği, çabuk kızma, disfori ve bunlatı belirtilerinin bir dışavurumudur. Bu belirtilere davranışsal ve bedensel belirtiler eşlik edebilir. Bu belirtiler son bir yıl içindeki çoğu aybaşı döngüsünde ortaya çıkmış ve bu belirtilerin iş ve toplumsal işlevsellik üzerine olumsuz etkileri olmuş olmalıdır.

58 12 aylık görülme sıklığı, aybaşı gören kadınlarda %1,8- 5,8 arasında değişmektedir.

59 Maddenin/ ilacın yl açtığı depresyon bozukluğunun tanısal özellikleri arasında majör depresyon bozukluğu gibi bir depresyon bozukluğunun belirtileri vardır, ancak depresyon belirtileri bir maddenin alınımından sonra ortaya çıkmaktadır. Depresyon belirtileri, fizyoloji ile ilgili etki süresinin ve yoksunluk dönemlerinin dışına çıkmaktadır.

60 Başka Bir Sağlık Durumuna Bağlı Depresyon Bozukluğunun başlıca özelliği, klinink görünümüne egemen olan, belirgin ve sürekli çökkün bir duygudurum döneminin, tüm etkinliklere karşı ilgide belirgin azalma ya da bunlardan zevk alamama durumunun olmasıdır ve bu durumun doğrudan başka bir sağlık durumunun fizyolojiyle ilgili bir etkisinin olduğu düşünülmektedir.

61 Bunaltılı: Majör depresyon döneminin ya da süregiden depresyon bozukluğunun (distimi) çoğu günü boyunca, bunalma ya da gerginlik duyma, hiçbir biçimde dinginlik sağlayamama, kaygılarından ötürü odaklanmakta güçlük çekme, kötü bir şey olacağından korkma ve özdenetimini yitirecekmiş gibi olma belirtilerinden en az ikisi vardır. Karma özellikler gösteren: Bu belirleyici ikiuçlu I ya da II bozukluğunda, o sırada mani, hipomani ya da depresyon döneminde uygulanabilir.

62 Depresyon dönemi, karma özellikler gösteren: Majör depresyon dönemi için tanı ölçütleri tam olarak karşılanmıştır ve o sıradaki ya da en son depresyon döneminin çoğu gününde taşkın duygudurum, benlik saygısında abartılı bir artış ya da büyüklük düşünceleri, her zamankinden daha konuşkan olma, düşünce uçuşması, içsel güçte artma, kötü sonuçlar doğurabilecek etkinliklere daha çok katılma, uyku gereksiniminde azalma gibi mani/hipomani belirtilerinden en az üçü vardır.

63 Melankoli özellikleri gösteren: O sıradaki dönemin en ağır evresinde, neredeyse tüm etkinliklerden zevk alamama ya da genellikle zevk verebilecek uyaranlara karşı tepkisiz kalma. Bunun yanında derin bir bunalım, umutsuzluk, değişik nitelikte depresyon duygudurumu, ruhsal- devinsel yavaşlama, yeme isteğinde belirgin azalma.

64 Değişiktür (atipik) özellikleri gösteren: O sıradaki ya da en son majör depresyon döneminin çoğu gününde duygudurumda tepkiselliğin yanı sıra belirgin yeme isteğinde artma ve kilo alımı, hipersomni, belirgin işle ilgili ya da toplumsal işlevsellikte bozulmayla sonuçlanan, başkalarından kabul görmeme duyarlılığı belirtilerinden en az ikisi vardır.

65 Psikoz özellikleri gösteren: Dönemin herhangi bir zamanında sanrılar ya da varsanılar vardır. Bunların duygudurumla uyumlu ya da uyumlu olmadığına bakılır. Örn. Depresyon döneminde nihilistik sanrıların olması duygudurumla uyumlu sanrıların olduğunu göstermektedir.

66 Katatoni ile giden: dönemin büyük bir kesiminde katatoni özellikleri bulunuyorsa depresyon dönemi için bu belirleyici kullanılır. Doğum zamanı (peripartum) başlayan: duygudurum belirtileri gebelik sırasına ya da doğumdan sonraki dört hafta içinde ortaya çıkarsa bu belirleyici kullanılmaktadır.

67 Mevsimsel örüntü gösteren: Bu belirleyici, majör depresyon dönemlerinin yılın belirli zamanlarında başlıyor ve yatışıyor olmasıdır. Çoğu olguda bu dönemin sonbahar ve kış aylarında başladığı ve ilkbaharda yatıştığı ifade edilmektedir.

68  Psikofarmakoterapi  Trisiklik antidepresanlar (İmipramin, Klomipramin)  Seçici Seratonin Gerialım İnhibitörleri (SSRI) (Essitalopram, Sertralin, Sitalopram)  Diğer antidepresan ilaçlar (Venlafaksin, Mirtazapin, Bupropion)  Bilişsel- Davranışçı Terapi

69

70 TANIVERİLER HEDEFGİRİŞİMLER Beslenmed e bozukluk; beden gereksinimi n az beslenme (Depresif duyguduru muna bağlı iştahta azalma olması) 1.Yiyeceklere ilginin yitirilmesi 2.Kilo kaybı 3.Kas tonüsünün azalması 4.Elektrolit dengesizliği Hastanın kötü beslenme belirtileri göstermemesi 1.Diyetisyenle iş birliği yapılır, hastanın boy ve kilosuna göre gerçekçi kiloya gelmesi için gereken kalori miktarı belirlenir. 2.Konstipasyonu önlemek için diyetin posalı yiyeceklerden oluşması sağlanır. 3.Aldığı çıkardığı ve kalori miktarı kaydedilir. 4.Hasta her gün tartılır. 5.Hekim istemine göre vitamin, mineral verilebilir. 6.Hastaya uygun beslenme ve sıvı alımının önemi öğretilir. 7.Az az sık sık beslenme sağlanır.

71 TANIVERİLERHEDEFGİRİŞİMLER Beslenmede bozukluk; beden gereksinim fazla beslenme(De presif duyguduru muna bağlı iştahta artış olması) 1.Yiyeceklere ilginin artması 2.Hızlı kilo alımı 3.Vücut ağırlığının boya göre ideal olan kilo indeksinden %20 fazla olması 4.Elektrolit dengesizliği Hastanın günlük olarak metabolik gereksinimleri ve aktivite düzeyine uyumlu yeterlilikte beslenmesi 1.Diyetisyenle iş birliği yapılır, hastanın boy ve kilosuna göre gerçekçi kiloya gelmesi için gereken kalori miktarı belirlenir. 2.Hasta düzenli olarak tartılır. 3.Hastaya uygun beslenme ve sıvı alımının önemi öğretilir. 4.Az az sık sık beslenme sağlanır. 5.Yüksek kalorili içeceklerden kaçınması önerilir. 6.Hastaya tolere edebileceği düzeyde egzersizler yapması önerilir. 7.Hastaya taburculuk sonrası evde sadece mutfak masası gibi özel bir yerde yemek yemesi; okuma, TV seyretme davranışları sırasında besin alınmaması söylenir. 8.Bireyin aile ve yakınlarının desteğini alması için aileyle görüşülür.

72 TANIVERİLER AMAÇGİRİŞİMLER Etkisiz başetme (Depresif duyguduru muna bağlı ) 1.Hastanın başedemediği ni sözel olarak ifade etmesi. 2.Kişinin durumuyla, yaşadıklarıyl a ilgili bilgi eksikliği olması ve olası uygun başetme yöntemleri bilmemesi. 3.Kendisine ilişkin olumsuz inançları nedeniyle yardım arama davranışların da eksiklik olması. 4.Kendisinde n beklenen rolü(annelik, eşlik, öğrencilik vs.) yerine getirememesi 1.Mevcut uygunsuz başetme davranışlarını tanımlaması. 2. Kendi kişisel başetme şeklini ve davranışlarının yol açtığı sonuçları tanıması. 3.Bu davranışlara alternatif olumlu stratejilerin belirlenmesi. 4.Hastanın kendisiyle ilgili olumsuz inançlarını değiştirmesi. 5.Hastanın güçlü yönlerini tanınması. 1.Hastanın mevcut başetme durumunu değerlendirmesi sağlanır. 2. Kendine zarar verme riski, gerçekle bağlantı kurma düzeyi, kendisini ifade ederken kullandığı beden dili değerlendirilir. 3.Yaşadığı problemlerle ilgili çözüm yolları tartışılır. 4.Kendi kişisel başetme şeklinin ve davranışlarının yol açtığı sonuçları farketmesi sağlanır.(Aile ve çocuklardan uzaklaşma vb.) 5.Problemin oluşturduğu stresle baş edebilmesine yönelik gevşeme egzersizleri öğretilir. 6.Yavaş yürüyüş, yoga, solunum egzersizleri vb. Stres yönetme tekniklerine öğrenmesi sağlanır. 6.Kişisel güçlerini tanıması sağlanır. 7.Gerçeğe oryante olması, gerçek dışı düşünce ve inançlarını tespit etmesi ve değiştirmesi sağlanır. 8.Ailesinin tedaviye dahil edilmesiyle çevresel destek sağlanır. 9. Hastanın kendi davranışlarını kendisi değerlendirmesi sağlanır.

73 TANIVERİLERAMAÇGİRİŞİMLER Benlik kavramında bozulma (benlik saygısında azalma) 1.Hastanın kendisini olumsuz değerlendirmesi. 2.Kendisiyle ilgili işe yaramaz, aciz,değersiz vb. sözel ifadelerde bulunması, 2.Özbakım sorumluluğunu yerine getirmemesi, 3.Kendine zarar verici davranmasi, 4.Göz temasından kaçınması, 5.Sosyal ilişkilerde azalma, 6.Kendini ve başkalarını eleştirme, suçlama, 7.Gerçekçi olmayan amaçları yüzünden başarısızlığa uğrama ve kendini bunlara göre değerlendirme, 1.Hastanın geleceğe yönelik pozitif bir bakış açısı ifade etmesi, 2.Kendindeki olumlu yönleri tanıması 1.Duygularını tanıması ve ifade etmesi için hasta desteklenir. 2.Bireyin değişimi sağlayabileceğiyle ilgili farkındalık geliştirmesi sağlanır. 3.Hastaya zaman ayrılır. 4.Hastanın dikkati güçlü ve başarılı olduğu yönlerine çekilir 5.Grup etkinliklerine katılması desteklenir. 6.Hastanın gittikçe bağımsız duruma geldiğinden, davranışlarının sorumluluğunu aldığından emin olması sağlanır. 7.Başarıları görüldüğünde bunu tanıması ve olumlu geribildirim alması sağlanır. 8.Kendi bakımını yapamıyorsa yardım edilir. 9.Hastaya etkili iletişim teknikleri öğretilir.

74 TANIVERİLERAMAÇGİRİŞİMLER Güçsüzlük1.Hastanın durumlar ve olaylar üzerinde kontrolünün yada etkisinin olmadığından söz etmesi, 2.Gerçek duygularını ortaya koymaktan çekinme, görevlileri kızdırmaktan korkma 3.Alınganlık,gücen me, öfke ve suçluluk duygusuna yol açabilecek bağımlılık 4.Pasiflik 1.Hastanın yaşamıyla ilgili koşullar üzerinde kontrol kurabilmesi için güçsüzlük duygusunu azaltacak etkili sorun çözme yollarını kullanabilmesi 1.Bakımıyla ilgili kararlarda hastanın mümkün olduğu kadar sorumluluk almasına izin verilir. 2.Hastanın gerçekçi amaçlar belirlemesine yardım edilir. Gerçekçi olmayan amaçlar hastanın başarısız olmasına ve güçsüzlük duygusunun artmasına yol açar.

75 TANIVERİLERAMAÇGİRİŞİMLER Anksiyete1.Hastanın kötü bir şey olacağına inanması, 2.Buna bağlı uyku örüntüsünün bozulması 3.Son zamanlarda kendisini tedirgin, endişeli hissettiğini ifade etmesi 1.Bireyin anksiyetesini tanımlaması 2.Anksiyeteye bağlı yaşanan işlev kayıplarını tespit etmesi(ailevi vb.) 3.Ansiyeteyle etkili başetme yollarını öğrenmesi 1.Bireyin anksiyete düzeyi değerlendirilir 0 ? 10 2.Anksiyeteyle ilgili duygu ve düşüncelerini söylemesine fırsat verilir. 3.Bireyle iletişimde kısa, basit cümleler kurarak, sakin ve yavaş konuşulur. 4.Hastayla iletişimde empatik yaklaşım sergilenmeli ve terapötik iletişim teknikleri kullanılır(sessizliği kullanma, dinleme vb.) 5.Ortamdan fazla uyaranlar uzaklaştırılır. 6.Anksiyetesini arttıran faktörler belirlenir. 7.Uygunsuz başetme stratejileri yerine alternatifleri düşünülür.(işten kaçma, sosyalliği kısıtlama vb.)

76 TANIVERİLERAMAÇGİRİŞİMLER Uyku örüntüsün de bozulma 1.Hastanın uykuya dalmakta ve uyumakta güçlük olduğunu belirtmesi, 2.Hastanın devamlı uyumak istediğini belirtmesi, 3.Uyanırken yada gün boyunca yorgun olduğunu ifade etmesi, 4.Gün boyunca uyuklaması 1.Hastanın uyku örüntüsünün düzene girmesinin sağlanması 1.Birey için günlük aktivite ve dinlenme saatlerine ilişkin plan yapılmalı ve buna uyması konusunda desteklenmeli. 2.Aktivite planında bireyinde görüşü dikkate alınarak gündüz yürüyüş ve egzersiz yapılması sağlanır. 3.Gündüz uykuları sınırlandırılır. 4.Uyuma sıkıntısı çeken hastalara öğleden sonra kafeinli içeceklerin alımı kısıtlanır, gece idrar çıkışını önlemek için belli bir saatten sonra sıvı alımı kısıtlanır, gece yatmadan önce idrarını yapması söylenir.

77 TANIVERİLERAMAÇGİRİŞİMLER İşlev bozukluğuna yol açan yas duygusu 1.Kaybın fazla yüceltilmesi 2Aşırı ve durumla orantılı olmayan suçluluk duygusunun sürekli vurgulanması yoğunlaşmada güçlük Hastanın yas sürecinin normal evrelerindeki davranışları öğrenmesi, durumunu çözümledikçe matem sürecindeki konumunu anlayabilmesi 1.Saplanmanın görüldüğü keder evresi belirlenir. Bu evrede görülen davranışlar tanınır. 2.Hastayla güven verici bir ilişki kurulur 3.Kabullenici bir tavırla yaklaşılır. 4.Öfkesini anlatması sağlanır 6.Hasta kayıp kavramıyla olan ilişkisini gözden geçirmesi için cesaretlendirilir. 7.Ağlayan hastaya iletişimde dokunma, çoğu kez uygun ve yararlıdır. 8.Yaşadığı kayıp konusunda daha sağlıklı baş etme yolları bulması için hastaya yardım edilir. 9.Hastanın dini desteğe gereksinimi varsa bu belirlenir ise ne şekilde olursa olsun karşılanmasına yardımcı olunur.

78 TANIVERİLERAMAÇGİRİŞİMLER Sosyal etkileşimde bozulma 1.Hastanın sağlıklı ilişkiler kuramadığını ve sürdüremediğini belirtmesi, 2.Çevresindeki insanlardan kaçınma davranışı göstermesi 3. Büyüklük düşüceleri nedeniyle etrafı küçümseme, manipülatif davranışlar 1.Hastanın çevresindeki insanlarla sağlıklı iletişim kurması 2.Diğerlerini olumsuz etkileyen manipülatif davranışlarını değiştirmesi 1.Bireyle destekleyici bir iletişim sağlanır. 2.Bireyi anlamaları ve desteklemeleri konusunda aile üyelerine destek olunur. 3.Birey olarak kendi sorumluluklarının farkına varması sağlanır. 4.Başkalarına nasıl yaklaşımda bulunacağı hakkında bilgilendirilir. 5.Grup içinde olumlu davranış gösterdiğinde geri bildirim verilir. 6.Sınırlamalar basitçe hastaya açıklanır ve bunlara uyması için hasta desteklenir.

79 TANIVERİLERAMAÇGİRİŞİMLE R Öz bakım eksikliği 1.Kişisel ihitiyaçların farkına varmada yetersizlik. 2.Hastanın öz bakımının yetersiz olduğunun gözlemlenmesi 1.Bireyin kişisel ihtiyaçlarını tanıması. 2.Kişisel ihtiyaçlarıyla ilgili farkındalık geliştirmesi. 3.Öz bakım aktivitelerini yerine getirmesi. 4.Öz bakım aktivelerini sürdürmesi 1.Öz bakım eksikliğine neden olan faktörler belirlenir. 2.Hastanın kendi bakımına en üst düzeyde katılımı sağlanacak. 3.Bağımsız olma ve katılım konusunda cesaretlendirilecek. 5.Her bir öz bakım aktivitesini yerine getirme durumu değerlendirilir. 6.Kendi başına gerçekleştirdiği her bir bakım aktivitesi için olumlu geri bildirim verilir. 7.Hastanın öz bakımını bağımsız olarak gerçekleştirmediği durumlarda hasta desteklenir.

80 TANIVERİLERAMAÇGİRİŞİMLER Kendine zarar verme/ intihar riski 1.Kendini öldürme isteğinin doğrudan ya da dolaylı anlatımı 2.Daha önce intihar girişimi olması 3.Benlik saygısının çabuk zedelenmesi 1.Bireyin intihar fikrini ortadan kaldırmasına yardımcı olmak 2.Bireyin özkıyım yapmasını engellemek 1.Bireyin davranışları gözlenir, sıkı gözlem altında tutulur,odada cam eşya, çivi, makas, ayna, iğne, plastik torba, jilet, kemer, çakmak vb bulundurulmaz. 2.Yasaklanan objeler hakkında ziyaretçiler bilgilendirilir, 3.Bireyin ilaçlarını düzenli alması sağlanır ve oral ilaçları yutup yutmadığı kontrol edilir. 4.Hastanın intihar etme riski ekip üyeleriyle paylaşılır. 5.Tedavisini planlama ve ilerlemelerini değerlendirmeye bireyin katılımı sağlanır

81


" Temel bozukluğun duygulanımda (afekt) olduğu hastalık grubuna duygudurum bozuklukları (mood bozuklukları) ya da duygulanım bozuklukları (afektif bozukluklar)" indir ppt

Benzer bir sunumlar


Google Reklamları