Sunum yükleniyor. Lütfen bekleyiniz

Sunum yükleniyor. Lütfen bekleyiniz

Kasım 2015. Sömürgeciler, Türkiye biraz toparlanmaya/ kımıldamaya başladı mı onu “hizaya getirmek” için içimizdeki “adamlarını” ve “yapılarını” harekete.

Benzer bir sunumlar


... konulu sunumlar: "Kasım 2015. Sömürgeciler, Türkiye biraz toparlanmaya/ kımıldamaya başladı mı onu “hizaya getirmek” için içimizdeki “adamlarını” ve “yapılarını” harekete."— Sunum transkripti:

1 Kasım 2015

2 Sömürgeciler, Türkiye biraz toparlanmaya/ kımıldamaya başladı mı onu “hizaya getirmek” için içimizdeki “adamlarını” ve “yapılarını” harekete geçirirler. Eskiden “Bizim çocuklar” dedikleri askeri/ sivil bürokratlarla darbeler yaptırırken, son zamanlarda din karşıtı “küstah grupları” ve “gönüllü mankurtları” kullanmaya başladılar.Tüm şirretliklerine ve alıp/verdikleri desteklere rağmen etkili olamayan bu kirli ittifak, içlerine “cemaati” ve “PKK’yı” da alarak yeniden saldırıya geçti... Türkiye son yüzyılda, bu ölçüde sinek saldırısına uğramamıştı. Vücut şimdilik direnebildiğinden sinekler öldürücü olamıyor; saldırıları sadece mide bulandırıyor, hız kesiyor... Mankurt: Ulusal kimlikten uzaklaşan, içinde bulunduğu topluma yabancılaşan.(TDK)

3 GEÇMİŞE AİT BİR KESİT İnsanlık tarihi kurulmuş ve yıkılmış imparatorluklar tarihidir. Bu tarihin önemli bir bölümü “bizim insanımızın” kurduğu Osmanlı İmparatorluğu’na aittir... Çağına göre “yönetim becerisi”nin dorukta olduğu, altın dönem. İlim, ahlâk, adalet gibi özellikleri bayraklaştıranlar bir avuç da olsa etki alanlarını üç kıtaya yayarlar... Osmanlı, başarısını (bu özelliklerin ana kaynağı olan) İslâm’ı yol gösterici olarak kabullenmesine borçludur... Onlar, yüzyıllarca süren yürüyüşlerinde arkalarında katliamlar değil, hoşgörü; yıkımlar değil, kubbeler bırakmışlardır. Kainatta “ebedilik” olamaz; bu Sünnetullah’a (Allah’ın kanunlarına) aykırıdır. (Örmek: “İnsan doğar, ölür; imparatorluklar kurulur, çöker; kâinat yaratılır, kıyametle son bulur” gibi...) Sebepler sadece bahanedir. Osmanlı’nın gerileme sebebi “zafiyetleri”, çöküş sebebi de “isyanlar” ve “yerli ihanetler”dir... OSMANLI ZAFİYET GÖSTERİNCE “BATININ SİNEKLERİ” OSMANLI’YI PAYLAŞILACAK PASTA GÖRÜP YENİDEN SALDIRIYA GEÇTİ. OSMANLI İMPARATORLUĞU ARMASI

4 BİR KERE TÖKEZLEMEYEGÖR Batılı ürettiği ilimle elde ettiği teknolojiye, sömürgelerden çaldığı zenginliği de ekleyince Osmanlıya “horozlanma cesareti” kazandı ve bugüne kadar her fırsatı değerlendirdi. ● Ortaçağın (kilise taassubundaki) Avrupa’sı Selçuklu ve Osmanlı’yı yıkabilmek için çok gayret etti. Düzenledikleri “Haçlı Seferleri” ve entrikalar her seferinde başarısız oldu... ● Son iki yüz yılda durum Osmanlı aleyhine değişti. Osmanlı adeta kuşatıldı ve pek çok cephede savaşmak zorunda kaldı. Anadolu bu savaşların yükünü kaldırmaya çalışırken, aynı zamanda isyanlar ve ihanetlerle de uğraştı. Sonuç: Anadolu’ya kadar gerilemek. SİNEK BU HİÇ DOYAR MI? “Yedi düvel” pis ayaklarıyla Anadolu’nun manevi topraklarını çiğneme yarışına girdi...

5 Kanını emsin diye bir toplumun içine FRANKENSTEİN’ler (Vampirler) yerleştirmek, batılıların çok iyi becerdikleri işlerden biridir... KÜLLERİNDENDOĞMAK... SONRASI MI? Batı dünyası İslâm’a olan karşıtlığını hep Anadolu üzerinden yapmıştır. Dün Osmanlı, bugün de (potansiyel olarak) bu millet, bu dinin bayrağıdır. “Bayrakları düşmedikçe yenilmiş sayılmazlar” diyen batılı, Anadolu’ya diz çöktürmeyi hep istemiştir. “İstiklâl Savaşı” ile “anaç sinekler” (batılılar) Anadolu’dan fiilen kovuldular; ancak, geride “larvaları” kaldı. Anadolu insanı “üç günlük muz devleti insanı” değil, binlerce yıldan süzülerek gelen değerlerin çocuklarıdır. Bu değerler içinde asla “esareti kabul etmek” yoktur. Hayvan olarak bir sineğin neslini devam ettirebilmek için uygun ortamlara kurtçuk (larva) bırakması yaradılışın gereğidir... Ya batılıların başka toplumlar içine “ajan larvası” bırakmaları? LARVA: Hayvanın ergin karakterlerini kazanmadan önceki kurt biçimindeki hali (kurtçuk).

6 YAKIN TARİH YALAN TARİH İstiklal savaşı, Anadolu’yu daha da yordu... Kurtuluş Savaşı sonrasında halk kendi dertleriyle uğraşırken, batının her türlü felsefi görüşlerinin etkisinde kalmış askeri ve sivil bürokrat, yeni devletin yöneticileri oldular. Bu ekip (özellikle Tek Şef Dönemi); “milli - manevi” ne kadar değer varsa yasaklamaya, özellikle İslâm’a ait olanlara düşmanca davranmaya, Osmanlı’ya ait olanlara ise iftiraya başladılar... Özetle: Dışarıya karşı içine kapanmış “ümmete sırtını dönmüş” dış politika; içte ise, “dinsiz/ kimliksiz toplum inşası” için devrim(!) adına acımasız baskılar... BİRİLERİNİN YAKIN TARİHTE “HALININ ALTINA SÜPÜRDÜKLERİ” ŞİMDİ BİR BİR ORTAYA ÇIKIYOR... Osmanlı’nın son dönemindeki “İttihat Terakki” yönetiminin yenile yenile devleti düşmana daha da açık hale getirmesi, askeri ve sivil bürokratları fikren sağa sola savurmuştur... Bazıları mason olurken, bazıları da batıyla ilişkiye geçmiştir... Cumhuriyet kurulurken batıcı olanların muhafazakârları eleyerek yönetime geldiği görülecektir...

7 DERSİMİZMÜSLÜMANMEMLEKETİNDESALYANGOZSATANLAR Hayat boşluk kabul etmiyor. Biri din ile arasına mesafe koyarsa şeytan hemen devreye girerek onu dünyacı yapıveriyor. Artık ne kadar din dışı ve karşıtı fikir varsa ona cazip gelir... Evrim, pozitivizm, sosyalizm, ateizm, kapitalizm, feminizm seç seç al; yaşantına sok, çağdaş ol(!).. MİLLİ - DİNİ DEĞERLERİ YIKAN POLİTİKANIN OLUMSUZ SONUÇLARI OLACAKTI; OLDU DA... Ve Başkaları BATICILIKLAİKLİKİNKÂR NE EKERSEN ONU BİÇERSİN YAZILI VE GÖRSEL MEDYANIN ETKİLERİ DE BUNLARDAN FARKLI DEĞİLDİ... Nesil geleceğe (eğitimle- öğretimle) hazırlanmazsa zaman içinde ortak değerler geleceğe taşınamaz ve millet “kalabalığa” dönüşür. Bir başka deyişle; milleti oluşturanların alt kimlikleri “birilerince kaşınarak” üst kimlik haline getirilerek grupların “kimlik savaşı” başlatılır ve bu zamanla çatışmaya/ bölünmeye dönüşür. GENÇ NESLİNİ İHMAL EDENLER, GELECEĞİNE DİNAMİT YERLEŞTİRENLERDİR.

8 MİLLET Mİ, YIĞIN MI? “Devşirme kafalarla” içimize sokulan “fikirler” (larvalar) zaman içinde mutasyona uğrayarak çeşitlendi/ çoğaldı... Bugün medyada/ sokakta/ siyasette gördüğümüz tipler isimleriyle bizden, kafa/ ahlâk yapısıyla yerli olmayanlardır... Daha kötüsü bu tipler kirli ellerce bir araya getirilerek diyaloga kapalı “nefret grupları” oluşturuldu... TEDBİR ALINMAZSA ÇATLAKLAR BÜYÜYECEK. Paralelci Bölücü Gönüllü ajan... DAHA NELER NELER.

9 ÇAKALLARAZDI FIRSAT KOLLAYAN İKİ AYAKLI ÇAKALLAR, LARVALARDAN MEDET UMAR HALDELER. Düne kadar dış politikası ABD’ye, ekonomisi IMF’ye, ülke sermayesi ve siyasi yönetimi İstanbul’daki bir avuç “Baron”a teslim edilmiş bir Türkiye’den, ümmete “lider olma yoluna girmiş bir Türkiye” elbette birilerini rahatsız edecekti, etti de. Çakallıkları (ulumaları) bu sebeple... Bu iman oldukça... Bu heyecan sürdükçe... Bu irade oldukça... TÜRKİYE’NİN YÜKSELİŞİNİ ÖNLEMEK İSTEYENLER VAR Yaklaşık yüzyıldır içine kapanık yaşayan Türkiye son on yılda son yüzyılın birikimlerinden daha çoğunu üreten ülke haline geldi. Bu moral ona dış politikasını yeniden gözden geçirmesinin yolunu açtı... ÇAKALLAR HAVASINI ALIR.

10 İSLÂM COĞRAFYASINDAKİ BU UYANIŞI GECİKTİREBİLİRLER, ÖNLEYEMEZLER. Dünkü Müslüman, sömürgecilerin ve uşağı diktatörlerin baskısı altında mazlum yaşadı... DÜNLİDERVARSAMÜCADELEDAHAKOLAYDIR Lider yetiştirilemez; onu kader ortaya çıkarır... O’nun “stratejisi” önemlidir: Ancak, bir o kadar da “takipçilerinin” becerisi önemlidir. Örnek: “Savaşı generaller yönetir, ama askerler kazanır” derler. Savaş kazanmanın birinci ayağı iyi bir strateji geliştiren general ise, ikinci ayağı da iyi eğitilmiş askerlerdir... Benzetmeden hareketle asker olacak bizleriz, haydi eğitime ve.... BUGÜN KOFLARDAN KORKULMAZ, İNANANDAİMAÜSTÜNDÜR. “Stratejik ürünler” geliştirerek “savunma sanayinde” yeterlilik oranını sürekli artıran, bu ürünlerle başkalarıyla rekabet edebilen, ihracatında yeni pazarlar bulabilen, kendine öz güveniyle uluslararası ilişkilerde kukla olmaktan çıkıp “Ben de varım” diyebilen, IMF'ye “borç verebilirim” diyebilen ekonomisiyle ve yönetim anlayışıyla bugünkü Türkiye, yarınkinin rahmidir... Bugünkü Müslüman mazlumluğun “nedenini” sorguluyor, önündeki engellerden yılmıyor ve mücadelesini açıktan yapıyor. Bugünkü Müslüman “Dünya beşten büyük” diyebiliyor... ÜMMET OLMAK YARIN

11 Yaşadığımız dünyada müdahale etmemizi gerektiren çok sayıda gelişme varken “milletçe bir hedefin” olmaması, son yüzyıldaki yönetimlerin yasaklama/ unutturma stratejisinin bir sonucudur... Küllerinden yeniden doğmak ve büyümek için neler yapılması gerektiğinin bilgisini edinmek için haydi seminer salonlarına; Dinamizmi göstermek için haydi miting meydanlarına. Genelde insanlar, özelde İslâm ümmeti zenginliklerini batılılara kaptırmaları sebebiyle bazıları fakir kaldı, bazıları ise açlıktan ölüyor. “Bize ne” demek bazı yerli sineklere yakışırsa da bize yakışmaz... Millet/ ümmet olarak dost olmayanlarca oluşturulmuş anaforların içinde olduğumuzu, birinden kurtulduğumuz anda bir başkası içine çekilmek istendiğimizi görmeliyiz... Başka ülkelerin doğal kaynaklarını ve emeklerini çalarak bugünkü zenginliklerine ulaşan sömürgeciler, tadını aldıkları “konforun” sonlanmaması için “kirli oyunları (entrikaları)” bırakmayacaklardır... BİTİRİRKEN ÖNCE, KENDİ NEFSİMİZLE HESAPLAŞMAMIZ GEREKİYOR. “NEYİ, NEREDE YANLIŞ YAPTIK Kİ ETRAFIMIZ ÇAKAL, İÇİMİZ SİNEK DOLDU?” Mücadele stratejisinde bu dikkate alınmalıdır. Sonra da çoğunluk olmak/ kalmak için gayret edeceğiz. Çünkü: Eskiden teba (yönetilen) yöneticilerin dikte ettiği ideolojilerin etkisinde kalıyor, çoğunlukla da benimsiyorlardı. Son yıllarda durum tersine döndü; yönetimler halkın isteklerini uyguluyorlar. HAYDİ SANDIĞA...

12 Faydalandıklarıma teşekkürlerimle... Kasım 2015


"Kasım 2015. Sömürgeciler, Türkiye biraz toparlanmaya/ kımıldamaya başladı mı onu “hizaya getirmek” için içimizdeki “adamlarını” ve “yapılarını” harekete." indir ppt

Benzer bir sunumlar


Google Reklamları