Sunum yükleniyor. Lütfen bekleyiniz

Sunum yükleniyor. Lütfen bekleyiniz

Başımıza gelen her türlü olumsuzluğun temel sebebi, yetersiz ve yanlış solunumla ilişkilidir. Bedenimizin ihtiyacı olan oksijen, karşılandığında hastalanması.

Benzer bir sunumlar


... konulu sunumlar: "Başımıza gelen her türlü olumsuzluğun temel sebebi, yetersiz ve yanlış solunumla ilişkilidir. Bedenimizin ihtiyacı olan oksijen, karşılandığında hastalanması."— Sunum transkripti:

1

2 Başımıza gelen her türlü olumsuzluğun temel sebebi, yetersiz ve yanlış solunumla ilişkilidir. Bedenimizin ihtiyacı olan oksijen, karşılandığında hastalanması olanaksızdır. Yeterli oksijenin karşılanmaması, her türlü sorun ve rahatsızlıkların ana kaynağıdır. Nefes sistemimiz tam kapasite ile çalışıyor olsaydı, rahatsızlıklarımız hemen iyileşirdi.

3 Organlarımızın çalışması bütünsellik içerir. Birinin fazla çalışması ya da yetersiz çalışması diğerlerinin fonksiyonlarını etkiler. Organların verimli çalışması için yeterli yaşam enerjisine ihtiyaç vardır. Bu enerji oksijenden sağlanır. Organizmamız, yaralanmalara ve hastalıklara karşı koyacak ve kendini onaracak sistemine sahiptir.

4 Nefesle kendini iyileştirme mekanizması, DNA’dan başlayarak insan organizmasının birçok bölümüne ve tamamına tesir eder. Hastalanmış bir vücuda sahip bir kişi, yaşamın bir anında doğru nefes alıp vermeye başlarsa, kaybettiği bütün fonksiyonlarını tekrar yenileyerek kendi sistemini yeniden oluşturabilir.

5 Solunumdaki blokaj ve kısıtlanmaların çoğunluğu, geçmişte yaşanmış fiziksel ve duygusal travmaların sonucudur. Buna bağlı oluşan yanlış nefes alıp verme, vücutta metabolik enerji yetersizliklerine yol açar. Solunum, vücudumuzdaki bütün sistemleri etkiler. Sadece solunum düzeltilerek, bütün sistemlerin sağlıklı çalışması sağlanabilir.

6 Solunum nedir? Solunum nefes alıp verme arasında organizmanın oksijeni alıp karbondioksiti vermesini kapsayan bir süreçtir. Dış solunum atmosfer ile akciğerler arasında, iç solunum ise hücreler ile kan dolaşımı arasındadır. İki tip solunum vardır. – Kaburga solunum/üst solunum: Başta intercostal kaslar olmak üzere bir çok kas – Diyafram solunumu/karın solunumu: Karın ve diyafram kasları Solunumun merkezi medulla oblangata’dır. Bu merkez kandaki karbondioksit konsantrasyonuna çok hassastır. – Karbondioksit miktarı arttığı zaman, solunum sayısı ve derinliği artar. – Azaldığında ise, solunum sayısı ve derinliği azalır.

7 Normal solunumda fonksiyon gören kaslar İnspirasyon; – diyafragma (% 75-80’i ) – mm.intercostales externi (% 20-25) Ekspirasyon; Pasiftir. Diyafragma, inspiryumun esas kasıdır. Normal solunumda, diyafragma yaklaşık 1,5 cm yukarı- aşağı hareket ederken, derin solunumda bu 6-10 cm arasında değişir.

8 Derin ve kuvvetli solunum kasları İnspirasyon kasları; – diyafragma, – mm.intercostales externi, – m.pectoralis major ve minor, – mm.scaleni, – m.latissimus dorsi, – mm.levatores costarum, – m.quadratus lumborum, – m.sternocleidomastoideus, – platysma ve – muhtemelen m.serratus posterior superior Ekspirasyon kasları; mm.intercostales interni, mm.intercostales intimi, mm.transversus thoracis, m.latissimus dorsi, m.obliquus internus abdominis, m.obliquus externus abdominis, m.transversus abdominis, mm.subcostales ve muhtemelen m.serratus posterior inferior

9 Diyafragmanın seviyesi postürle değişir. – Seviye supin (sırt üstü yatış) pozisyonda en yüksek, – Erekt (ayakta duruş) pozisyonda düşük, – Oturur pozisyonda en düşüktür. Bu nedenle normal solunum hareketleri supin pozisyonumda daha büyük, erekt pozisyonunda küçük, oturur pozisyonda en düşüktür. Bu durum, şiddetli dispnesi olan hastaların niçin oturur pozisyonda en rahat ettiklerinin de açıklamasıdır.

10 Kadında üst kaburgalar daha hareketli olduğu için, toraksın üst bölümünün genişlemesine daha çok izin verir. – Kadında torakoabdominal solunum, – Erkekte abdominotorakal solunum esastır. Abdominotorakal solunumda, diyafragma ve karın kasları, Torakoabdominal solunumda ise, toraks kasları daha etkindir.

11 Solunum sayısı: – Yeni doğan bebekte 30-35/dk – İki yaşında 25/dk – Yetişkinde ise16-20/dk Solunum hızı: – Solunum hızı ile nabız arasında bir ilişki vardır. – 4 kalp atımına karşılık 1 solunum yapma İyi bir solunum için alınan nefes; ağır, derin ve sessiz olmalıdır. İnsanlar hakkında bilgi sahibi olmak istiyorsak, nasıl nefes aldıklarına bakmamız yeterlidir. Sağlıklı olan kişinin aldığı nefes, ağır ve tempoludur.

12 Oksijen, hücrelerimiz için çok önemlidir. Vücudumuz; – besin almadan birkaç hafta, – su almadan birkaç gün yaşabilir ama – oksijen olmadan birkaç dakikadan fazla yaşayamaz. Beyin, diğer organlara göre daha fazla oksijene ihtiyaç duyar. Yeterli oksijen alınamadığında – zihinsel bulanıklık, – negatif düşünce, – depresyon, – işitme ve görme bozuklukları başlayabilir. Yaşlanmanın en önemli sebebi, yeterince oksijenle karşılaşmamaktır.

13 Derin nefes alamayanlar; – sürekli kendilerini yorgun hissederler, – sinirli ve verimsiz olurlar – Uyku düzenlerinde sorun yaşarlar – Güne kötü başlar ve kötü devam ederler – Bağışıklık sistemleri zayıflar ve sorunlar artarak devam eder. Sonuç olarak oksijen, kaliteli ve sağlıklı bir yaşam için çok önemli ve gereklidir.

14 Solunum zorluğu nedenleri; – Nefes almada zorluk, hava yollarının engellenmesi ve tıkanmasını akla getirir. (KOAH, deviasyon gibi) – Sürekli üst solunum yapanlarda alveoller elastiyetlerini kaybederler ve nefes yetersizliği başlar. – Tiroid bezinin büyümesi – Ses tellerindeki nodüller – Mide fıtığı

15 Nefes teknikleri ile iyileşme Nefes uygulamaları, hastanın direncini artırır ve kanserin tedavisinde destekleyicidir. Nefes tekniklerini uygulayan insan, içindeki özle temas kurmaya başlar. Bu temas ile, fizik beden, duygular ve zihin bir bütün haline gelir. Kişi, duygu ve düşüncelerini olumlu ve olumsuz diye ayırmaktan vazgeçer, nötr kalmayı ve her şeyi içine alacak kadar genişlemeyi öğrenir.

16 Nefes teknikleri; Bedende birikmiş enerjiyi, topraklayarak yorgunluğu alır Zihinsel konsantrasyonu, artırır ve sakinleştirir Genellikle ağrılarda ilaç kullanmaya gerek kalmaz. Dünyanın birçok yerinde onkologlar, kanser tedavisi gören hastaları nefes terapistlerine yönlendirirler.

17 Hastaları iyileştiren şey, uygulamalar değildir, kendi özünden beslenmeyi öğrenmesidir. Bu yüzden, nefes teknikleri uygulamalarını bir yaşam biçimi haline getirmeliyiz ve güçlerimizi kullanmayı mutlaka öğrenmeliyiz. İyileşme öncelikle, niyet etme, izin verme ve kabul etmenize bağlıdır. Sizi rahatsız eden şeyler kabul etmediklerinizdir. Kabul ettiklerinizin sayısı çoğaldıkça, sizi rahatsız edeceklerin sayısı azalacaktır. Nefes teknikleri çalışmaları, enerjinizi yükseltecek, irade gücünüzü artıracak ve kendi içinizdeki kabul ediş sınırlarınızı genişletecektir.

18 Yeterli oksijen ve enerjiye ulaşamama nedenimiz, doğru nefes almasını bilmediğimizdir. Doğarken mükemmel çalışan diyafram, korku, endişe ve yaşam şartlarının oluşturduğu olumsuzluklardan dolayı tam kapasite ile çalışmamaktadır. – Nefesi ile hiç ilgilenmemiş bir kişi, Akciğer kapasitesinin %10’unu, – Nefesini kullanmaya başlayan bir kişi, Akciğer kapasitesinin %30’unu, – Nefes terapisti ise, Akciğer kapasitesinin %50’ini kullanır. Sadece %10’unu kullanan bir kişi, solunum oranını %30’a çıkarması ile yaşamında inanılmaz değişimlere yol açacaktır.

19 Yeni doğmuş 2-3 kiloluk bir bebeğin doğduktan sonra ilk çığlığının hastaneyi inletmesi, onun doğarken sağlıklı bir diyafram ve solunum kapasitesine sahip olduğunu gösterir. Bebeğin bu ses volümüne bebekten 40 kere büyük akciğer kapasitesine sahip yetişkin asla erişemez. Ama bebek büyüdükçe modern yaşamın getirdiği alışkanlıklar yüzünden zamanla akciğer kapasitesi azalır.

20 Sadece diyaframınızı kullanmaya başlamanız bile, doğru nefes almanızı ve yeterli oksijeni bedeninize taşımanızı sağlar. Diyafram kullanılmaya başlandığında diyaframın zihindeki karşılığı olan parasempatik sinir sistemi devreye girer. – üst solunumun karşılığı kutupsallık, – diyafram solunumun karşılığı birlik anlayışı Üst solunumun karşılığı olan kutupsallık, diyafram solunumun karşılığı olan birlik anlayışıyla yer değiştirerek farkındalık oluşturmaya, başka bir ifade ile uyanmaya ve aydınlanmaya yol açar.

21 Nefes verme Biz, solunumun hava almakla başlayıp havayı tekrar dışarı vermemizle devam ettiğini düşünürüz. Oysa, nefes almak için ilk hareketin, akciğerdeki havanın boşaltılması gerekir. Çünkü, hayat nefes vermekle başlar. Yeni doğan bebek önce akciğerlerindeki amniyon sıvısının boşaltılması için hızlıca bir bağırışla nefes verir ve sonra aldığı derin nefes ile gerilen akciğerlerinin ağrısı ile ağlar. Normal bir solunum döngüsünde, nefes alış aktif, nefes veriş pasiftir. Yani nefes almak için ekstra bir kuvvet harcanması gerekmesine rağmen, nefes vermek için güç vermek gerekmez.

22 Vücut sistemleri üzerinde farklı bir etki sağlamak için, nefes verişlerimizi geliştirmemiz gerekir. Bilinçli olarak, daha fazla havayı akciğerlerimizden dışarı çıkarabildiğimizde, her zamankinden daha fazla havayı akciğerlerimize çekebiliriz. Bu şekilde, nefesimiz derinleşmeye, nefes ritminiz düşmeye ve dakikada aldığımız nefes sayısı azalmaya başlar. Bu solunum sağlıklı nefes almayı işaret eder. Bunu başarmanın en kolay yolu da, nefes verişlerine dikkat ederek daha fazla havayı dışarı çıkartmaya çalışmaktır.

23 Nefesle iyileşme çalışmalarının başlangıcında; Sırt üstü yatalım Uykuya yatmadan önce yada uykudan hemen uyandıktan sonra en iyi zamanlama Gözlerinizi kapatın Kollarınızı, ayaklarınızı ve bütün vücudunuzu hissetmeyecek şekilde serbest bırakın Bir süre normal nefeslerinizi izleyin Şimdi akciğerlerinize büyük bir nefes almak için, derin nefesler çıkarın Akciğerlerinize çekebileceğiniz kapasitede nefes alın ve nefesinizi tutun, oksijenin bütün vücudunuza dağılmasına izin verin, sonrada nefesinizi yavaşça bırakın(4-16-8) Her nefes alışınızda evrenin içinize nefes üflediğini ve her nefes verişinizde evrenin içinizdeki havayı emerek geri çektiğini düşünün. Çalışmalar, her gün düzenli olarak 10 dk ile sınırlı olmalıdır.

24 Denge ve uyum Nefesi ile çalışmaya başlayan kişi, varlığını oluşturan bütün parçaları bir araya getirmeyi öğrenir. Nefes, iyiyi, kötüyü ve tüm zıtlıkları dengelemenin tek yoludur. Var olan her şey Yin ve Yang adı verilen iki gücün etkileşmesinden oluşur. Evrendeki tüm varlıklar bu iki karşıt, birbirini iten ve çeken ama aynı zamanda birbirini dengeleyen gücün değişik oranlardaki karışımıdır. Evrendeki her şey dışarı doğru büyüme dürtüsü yang ve içeri doğru büyüme dürtüsü yin arasındaki etkileşime göre düzenlenmiştir. Bu iki sistemin etkileşmesi ile Chi dediğimiz enerji ortaya çıkar. Geleneksel Çin Tıbbı, enerjinin tüm vücudumuzda dolaştığı, dolaşımdaki tıkanıklık yada aşırılığın o enerji hattı ile ilgili organlarımızda, salgı bezlerimizde, hücrelerimizde dengesizlik durumu yarattığını, duygu ve düşüncelerimizi de olumsuz şekilde etkilediğini ifade eder.

25 Nefes, bütün felsefe ve düşünce sistemlerinde kullanılır. Düşünce ve beden arasında köprü olduğu ifade edilir. Hipnoz ve şifa teknikleri kendi amacına uygun bir belirleyici ve dengeleyici olarak nefesi kullanır. Fizik beden üzerindeki etkisi, OSS’nin sempatik ve parasempatik bölümleri arasındaki denge ile ilgilidir. Yaşamın devamı için oluşmuş olan asit ve baz dengesinin tek belirleyicisi, nefes alış verişleridir. Beynin çalışma düzeyleri, hormonlar ve sinir sistemi arasındaki iletişim ve dengeyi, nefes alış verişleri belirler. Beynin iki yarım küresi arasındaki denge ve uyum, yine nefesin sorumluluğundadır. Dikkat ve gevşemenin, alfa, beta, teta ve delta gibi beyindeki dalgaların, sevgi ve nefretin, itilim ve çekilimin, uyku ve uyanıklığın dengesinin hep nefes alışverişler belirler.

26

27

28 Kesik, düzensiz ve yetersiz nefes alışverişleri, sempatik sistemi devamlı aktive ediyor. Bu da; zihinde kutupsal düşünce ve ayrılık bilincinin yoğunlaşmasına, aslında değişken ve sanal olan her şeyin, gerçek gibi algılanmasına sebebiyet veriyor. Her bir duyusal bağımlılık arzusunun, ihtirasın ve maddeye duyulan bağımlılığın daha da artmasına yol açıyor.

29 Eksik ve yetersiz solunum yapan kişi; Bireyseldir. Sadece kendi durumu ile ilgilidir. Üst solunumun oluşturduğu hormonal salgılanmalar sonucunda devamlı korku ve endişe duyar. Bütünden kopuk olma, hayata yapışmak, ölüm ve gelecek korkusu ile elindekileri kaybetme kaygısı içindedir. Ben evrensel değilim, yalnızım ve çaresizim anlayışı vardır. Bireyin bütünle olan temasının odak noktası nefesidir. İyileşme, kontrollü ve kapsamlı nefes alış ve verişlere geçmekle mümkündür.

30 Diyafragma nefesine başlayan kişi; En önemli faydası zarar vermeme erdemidir. Belki de şu an yaşadığımız toplumsal stresin nedenide, bireylerin düzgün nefes alamamasına bağlı gelişen psikolojik şaşkınlığı sonucu oluşan fikir ayrılığıdır. Kimse kendi egosunu dengelemek yerine, diğerlerinin egosunu geri çekmesini ister. Nefes teknikleri ile diyaframdan alınan bütünsel nefesler düşünceyi sessizliğe ve sakinliğe getirir. – Dışsal sorunlar tamamen içsel zorlukların uzantıısıdır. Kişi kendi egosunun taleplerinin kabul edilmesini isterken, diğerlerinin taleplerine ilgisizdir. Bu durum, ailede, toplumda ve her ortamda mutsuzluğu doğurur. Diyafram nefesi ile ortaya çıkan zarar vermeme duygusu ile, kişi kendi egosunu kontrol eder ve toplumla olan kişilik çatışması ve sürtüşme biter.

31 Abdominal bölgenin önemi Nefesin ana merkezi olan diyafram ve karın kasları içinde bulunan solar pleksus, karnımızdaki ikinci bir beyin olarak kabul edilmektedir. İkinci beyin, asıl beynin bir kopyasıdır. Hücre tipleri, etken maddeleri ve reseptörleri tamamen aynıdır. Bağırsaklar, ikinci beyin tarafından yönetilir. İkinci beyin hem vücut hem de ruhun hayatta kalmasını sağlıyor.

32 Üst solunumun olumsuz sonuçları Diyaframın kullanılmaması ile akciğerin sadece üst kısmının kullanılması ile yapılan kısmi ve yetersiz bir solunumdur. Üst solunum yapılması ile, – sinir sistemi, – hormonal sistem ve – bağışıklık sistemi arasındaki koordinasyon bozulur.

33 Devamlı üst solunum yapılması ile, Şeker hastalığı Koroner kalp hastalığı ve kalp krizi Bağırsak koliti Eklem romatizması Allerjik cilt hastalıkları Şizofreni T lenfositler azalır Sitokin maddesi azalır ve yaraların iyileşmesi olumsuz etkilenir. Homecysteine adlı amino asiti artırıyor (Bu amino asit kalp hastalıkları riskini artırıyor) Kan damarı lezyonlarını ve damar sertliğini artırıyor Kan kolesterol seviyesini yükseltiyor Beyin damarlarında sertleşme ve daralma Kronik strese bağlı hippocampus küçülür ve hafıza kaybı ortaya çıkar. Glikocortikoidlerin artışına bağlı olarak nöronların ölmesine yol açar.

34 Horlama Ağız yoluyla solunum yapanlarda, horlama rahatsızlığı görülür. Kalıcı enerji blokajlarına sebebiyet vermemek için, nefesin burun kanallarından alınması ve kesinlikle alındığı yerden geri verilmesi gerekir.

35 Burun kanalları ve beyin yarı küreleri Enerjinin bir yarım küreden, diğerine hareketi nefesin burun deliğinden diğerine geçişiyle aynı zamanda gerçekleşir. Sağ burun deliği nefes alırken sol yarı küre, Sol burun deliği nefes alırken sağ yarım küre aktiftir. Her iki burun deliği bir anda çalıştığında beyin yarım kürelerinin ikisi de aktiftir. Nefes alınan burun kanalını değiştirmekle, ilgili beyin yan küresinin aktivasyonu da tersine döner, organizmadaki kimyasal reaksiyonlar değişir. Nefes almanın bilinçli kontrolü ile beden kimyasının da bilinçli olarak kontrol edilmesi ve değiştirilmesi mümkün olur.

36 İnsanın duyguları, beden biyokimyasının ürünüdür Duygu ve düşüncenizi değiştirmekte zorlandığınızda, nefes alma biçiminizi ve buna bağlı olarak beden kimyanızı değiştirerek duygusal ve zihinsel durumunuzda değişiklik yaratabilirsiniz. Her türlü rahatsızlık zihinsel ve duygusal durumunuzun sonucudur. Nefes teknikleri ile, kişi bilinçlilik durumunu kendi kontrolü altına alarak her türlü rahatsızlığı ve hastalığı önleyebilir.

37 Sağ burun kanalı çalışırken beden kimyası daha çok asidiktir. Sol burun kanalı çalışırken beden kimyası daha çok alkalidir.

38 Aksi gerekmedikçe: Gün boyunca sağ burun deliğinin Gün batışından gün doğuşuna kadar ise sol burun deliğinin kullanılması uygundur. Organizma, baskın olan enerji ile uyumlanmış olur. Gündüz daha sıcak ve güneşli olduğundan serinletici sağ burun deliği, gece de sol burun deliği kullanılır. Her iki burun deliği de eşit oranda çalıştığında beden kimyası tam dengeye gelir ki, bu durum meditasyon ve yoga yapmaya çok uygun olur. Dengesizlik durumunda, hastalıkları engellemek için yastık yardımı ile nefesi değiştirmek gerekir. Asla ağızdan nefes alınmamalıdır.

39 Burun tıkanıklığının verdiği zararlar: Çocuklarda zeka gelişimine neden olur. Yetişkinlerde kalp hastalıklarına yol açar. Burun, havayı filtre eder ve vücudun klimasıdır. Sinüsler aynı zamanda vücuda girmesi istenmeyen gazların tutulduğu yerlerdir.

40

41 Ağızdan nefes alındığında, Yeterli hava ve yeterli oksijen vücuda taşınamaz. Oksijen yetersizliği nedeni ile hücreler yağ asitleri ile beslenmeye geçer ve bu durum kanserin en önemli nedenlerinden biridir. Bu durum ile kalp atışı hızlanır. Damar basıncı yükselir. Organ, hormon ve hücrelerimiz standartların üzerinde hızlanarak erken tükenir ve yaşlanırlar.

42 İnsanlar doğduklarında mükemmel çalışan diyafram kaslarına sahipken, ileri yaşlarda bu fonksiyonlarını kaybederler. Beş lobtan oluşan akciğerin, sadece üst iki lobunu kullanarak solunum yaparlar. Yetersiz solunumun ve yetersiz oksijen alımı, organlar ve hücrelerin fonksiyonunu bozar. Bu bizim hastalıklı, acı ve zorluklarla dolu kısa bir ömür sürdürmemiz demektir. Ruhsal hastalıklar, bağışıklık sisteminin çöküşü ve kanser gibi hastalıklar burundan nefes almamanın ve diyafram kullanmamanın sonucu oluşur.

43 Doğru nefes hangi hastalıklara önler? Diyafram nefesi alabilirseniz özellikle oksijen yetersizliğine bağlı her türlü hastalığı önlersiniz. Solunum yolları Lenf ve dolaşım sistemi Sindirim ve boşaltım sistemi Cinsel aktivasyon eksikliği Düşünce ve hafıza kaybı Horlama sorunları Ses telleri nodülleri Uyku apnesi Reflü Strese bağlı panik atak Depresyon Madde bağımlılığı Her türlü kötü alışkanlıklar Korkular En önemlisi bilinç altınızdaki geçmiş yılların üzerindeki düşürücü izlerini silebilir ve duygusal travmaların negatif etkilerinden kurtulabilirsiniz.

44 Son yıllarda yaygınlaşan kanser türleri ile doğru nefes alamama arasındaki ilişki nedir? Dünyaca ünlü nobel ödüllü doktor Otto Warburg başta olmak üzere birçok bilim adamı oksijenin hücreler üzerine etkilerini araştırmışlardır. Sağlıklı ve normal hücrelere verilen oksijen oranı azaldığında bu hücreler kanserleşmiştir. Hücreler oksijensiz kaldıklarında büyük miktarlarda glikoza ihtiyaç duyarlar. Bu durumda hücreler normal oksijen solunumu yerine, anaerobik hücre solunumu yapmaya başlar. Hücreler yeterli oksijen bulamadıklarında oksijen yerine yağlardan beslenmeye başlar.

45 Aldığımız havada % 79 nitrojen %21 oksijen, %0.04 karbondioksit ve az miktarda gazlar ve su buharı bulunur. Verdiğimiz nefeste %79 nitrojen, %16 oksijen, %4 karbondioksit ve az miktarda gazlarla su buharı bulunur. Yaşanan en önemli değişim %4 oksijen ve %4 karbondioksit arasındadır.

46 Solunumun denetlenmesi Solunum otomatik bir olaydır. Fakat, korteks, pons ve medulla oblongata tarafından denetlenir. Ayrıca kalbe yakın büyük damarlarda bulunan kemoreseptörler, kanın yapısını oksijen, karbondioksit ve hidrojen yoğunluğu bakımından sürekli denetler. – Kalbe yakın büyük damarlarda bulunan kemoreseptörler kandaki oksijen değişikliklerine duyarlıdır. – Beyindeki kemoreseptörler ise beyin omurilik sıvısındaki hidrojen değişikliklerine duyarlıdır.

47 Basit gevşeme egzersizi İki dakikalık nefes egzersizi ile gevşeyebiliriz ve rahatlayabiliriz. Burada sadece burundan alınan, karşılığında sadece ağızdan verilen on adet solunum ile gevşeyebiliriz. Nefesi burundan alırken çabuk, ağızdan verirken yavaş olmak gerekir.

48 Ateş solunumu Ağızdan ve burundan beraberce saniyede bir alış veriş yapmak üzere akciğerlerin tamamına nefes alıp verilir.Bu çalışma hafifçe baş döndürür.

49 Nefesi diyafram ile kontrol etme çalışması için, dudak önünde tutulan yanan bir mumu söndürmeden ağızdan yavaşca nefes vermek iyi bir nefes kontrol çalışmasıdır.

50 Diyafragma bağlı cinsel başarısızlık ve migren arasındaki ilişki Diyafragmasını kullanmayan kişi, üst solunum yaptığı için buna bağlı olarak zihin, karşıt (kutupsal) çalışma düzeninde kalmaktadır. Böyle olduğunda kabülsüzlük had safhadadır. Migren hastası, ilişki kurduğu kişi ile zihinsel, duygusal ve fiziksel bir uyum içinde olamadığında, cinsel yakınlaşma sonucu ortaya çıkan yüksek enerji, uyum göstermeyen diyafragma adalesinin kasılması doyuma, boşalıma ve topraklamaya izin vermemesi yüzünden, omurilik boyunca yukarı yükselir. Omurilik soğanından başın bazı bölümlerine yayılarak sinir sistemi üzerinde basınç algılamasına, ağrılara, duygusal sıkışmalara ve dalgalanmalara yol açar.

51 Diyafragma bağlı cinsel başarısızlık ve migren arasındaki ilişki Migren ağrısı, diyafragmanın kasılması ve buna bağlı gelişen mide bulantısı ile birlikte ortaya çıkar. Diyafragma’yı kullanabilme başarısı, enerjinin bütün vücuda yayılmasını sağlar. Nefes terapisi ile, migren ağrılarının tedavi edilmesinde öncelikle diyafragma adalesinin disipline edilmesi gerekir.

52 Panik atak korkusu ile cinsel ilişkiden kaçış Karbondioksit ve laktat salgılanması panik atağı tetikleyen maddelerdir. Karbondioksit solunumu, karbondioksit basıncını artırır bu da solunumu uyararak hiperventilasyon krizine sebebiyet verir. Karbondioksit artışı, aynı zamanda medulla oblongata’daki solunum ile ilgili kemoreseptörleri uyarır. Laktat salgılanması ise, bedene bir boğulma alarmı verir. Erkeklerdeki sertleşme sorunu ile kadınlardaki cinsel istek azlığının nedeni panik ataktır.

53 Panik atak korkusu ile cinsel ilişkiden kaçış Cinsel istek kaybı ve sertleşme sorunlarını gidermek için sempatik sinir sisteminin aktive edilmesini sağlamak gerekir. Bunu oluşturmak amacıyla yüksek oranda oksijen alınmasını temin etmek için ateş nefesleri yapılmalıdır. Ateş nefesinde solunum, havanın burundan ve ağızdan alınıp burundan ve ağızdan bir saniye içinde verilmesi şeklindedir.

54 Sağ Burun Kanalından Nefes Almak Sempatik sinir sistemine ait sinir uçları sağ burun kanalında daha yoğundur. Sağ burun kanalından yapılacak hızlı solunumla fizik bedende yüksek bir enerji oluşur. – Dik oturun veya yastık kullanmadan sırtüstü uzanın. – Dilinizin tamamını üst dişlerinizin arkasından başlayarak üst damağınıza yapıştırın ve egzersiz boyunca öylece tutun. – İki dakikalık zaman süresince, sol burun deliği kapatılarak sadece sağ burun kanalından nefes alın.

55 Köpek Nefesi Çalışması Köpek nefesini tam olarak yapabilmek için diyaframa tam olarak hakim olmak gerekir. Diyaframa tam hakim olmadan yaptığımızda bu ritmi fazla sürdüremediğimiz görülecektir. En az 10 saniye süresince köpek soluması yaparak diyafram performansımızı artırmalıyız.

56 Pompa Nefesi Diyafram adelesi ile nefesi olabildiğince en alt bölgede tutmaya çalışın. Nefesiniz tutulu iken boğazınızın, çenenizin ve dil kökünüzün tamamen serbest kalmasına dikkat edin. Sonra kısa ve kesik soluma yaparak “huh” veya “hoh” şeklinde kesik kesik diyafram nefesleri verin.

57 Körük Nefesi Bu egzersizi duygusal açıdan isteksiz olduğumuzda miskin anlarda canlanmak için uygulayabiliriz. Ağızdan ve burundan beraberce hızlı tempoda nefesler alıp vereceksiniz. Nefesi içinize çekme ve dışarı verme eşit sürelerde olacak. Nefesi çekme ve verme aynı güçte olacak. Elinizi göğsünüze ve karnınıza koyabilirsiniz.

58 Erkeğin Boşalımının Geciktirilmesi İçin Ejakulasyon, sempatik sinirler ile gerçekleşir. Parasempatikler ise bunu önler. Bazı erkeklerde parasempatik sinir uyarımında bir düzensizlik bulunabilir ve neticede boşalmayı fazla geçiktiremeyip erken boşalır. Parasempatik sistemi güçlendirmek için, derin nefes alınıp hava 25 saniye süreyle içeride tutulurken öne doğru eğilip, mesane ve prostat üzerine baskı yapılarak, nefes yavaş yavaş verilir.

59 Lenf sistemi ve nefes Nefes alış verişlerimiz, hücrelere oksijen taşırken aynı zamanda bedeni koruyan lenf ve akyuvar akışınıda ayarlar. Lenf sistemi derin nefes alıp vermekle harekete geçer ve toksik ve zehirli maddeleri dışarı atar. Lenf sistemi 24 saat çalışmazsa, hücrelerin etrafında oluşan fazla sıvı ve kan proteinleri yüzünden insan ölür. Lenflerin düzenli çalışmasını kas hareketleri ve soluk alma verme sağlar. Sağlıklı lenf ve bağışıklık sistemine sahip olmak istiyorsanız derin diyafram nefesi almak zorundasınız.

60 Kanser ve nefes Oksijen azlığı, hücrelerin yaşam kalitesini etkiler ve hücreleri habis hale dönüştürür. Bunu Nobel ödüllü Dr.Otto Warburg çalışmaları ile ortaya koymuştur. Sistemi temizlemek için en etkin nefes alma verme şekli, bir zaman biriminde nefes almak, dört zaman biriminde içimizde tutmak, iki zaman biriminde dışarı vermek olmalıdır. – (4 sn nefes al, 16 sn nefesi tut, 8 sn nefes ver) – Günde en az 10’ar dakikadan üç defa yapmak gerekir.

61 Bunun nedeni? Bir birimde alıp iki birimde vermenin amacı, lenf sistemi aracılığıyla toksinleri en iyi şekilde dışarı atmak, Nefesi dört birimde tutmanın nedeni ise, kan ve lenf sistemine tam olarak oksijen verme amaçlıdır.

62 Kanseri iyileştirmede oksijenin önemi Dr.Otto Warburg’a göre, hücre, beslenmesi için yeterli oksijen bulamadığında glikozu alır ve laktik asit salar. Laktik asit, asidik bir çevre oluşturur. Kanser hücresi beslenmesi için asidik bir çevreye gereksinim duyar ve bunun tersine dengeli alkali bir çevrede yaşayamaz. Oksijen olmayınca, hücre anaerobik solunum yapar ve yağlardan beslenir. Bu yağlar, oksijenin işlevini yerine getirdiklerinde, yan etki olarak hücresel değişim işlemini engeller veya besinleri içeri almayı ve atıkları dışarı atmayı önler. Böylece kanserin ilk adımları atılmaya başlar.

63 Kanseri iyileştirmede oksijenin önemi Yaşamın elektriksel olduğu, kanserin ve diğer birçok hastalığın enerji akışındaki blokaj veya bozulma ile başladığını doğulu hekimler ve akupunkturcular iyi bilir. Enerji akışındaki blokaj veya bozulma, bir hücrenin elektriksel yükünü kaybetmesinde en önemli sebeptir. Beden normal şartlar sağlandığında kendi kendini iyileştirerek kanser oluşumuna karşı önlem alabilir. Kanser oluşumunu önlem için oksijene ve yeterli solunuma ihtiyaç duyulur.

64 Kanser hücresi ile normal hücreyi birbirinden ayıran şey, yetersiz oksijenin yerini şekerin almasıdır. Hücre kanda yeterli oksijeni bulamazsa alternatif olarak şekeri kullanır. Normal hücre, oksijen solunumu bırakıp anaerobik solunuma geçmişse ve anormal olarak güçlenerek kontrol edilemez şekilde çoğalmışsa kanserleşmiş demektir. Kanser hücreleri oksijenden kaçınır.

65 Vücut, kanseri beslemeye çalışırken devamlı olarak kapasitesinin üzerinde çalışır. Kanser hücresi devamlı olarak açlıktan ölmenin eşiğindedir ve vücuttan kendisini beslemesini talep eder. Besin alımı kesilirse kanser açlıktan ölmeye başlar. Tabii, eğer kendisini beslemek için vücudun şeker üretmesini sağlayamazsa...

66 Kalp ve nefes İnsan kalbinin bir yaşam içinde atım sayısı ortalama olarak yedi milyardır. Yedi milyar atış tamamlandığında fizik bedenin ömrü bitiyor. Buradan anladığımız şey, uzun yaşamamız için kalbin atış sayısını yavaşlatmamız gerekiyor. Uyku zamanı kalp ritmini değiştiriyor. Eğer uyumadığımız zamanlarda uykuda olduğumuz gibi metabolizmayı yavaşlatmayı becerebilirsek kalp hızını düşürüp yaşam süremizi uzatabiliriz. Zihinsel ve fiziksel yavaşlama en doğal ve kolay nefes teknikleri ile sağlanabilir.

67 Akupunkturda nefes teknikleri Nefes teknikleri, 23 asırdan eskiye dayanır. En eski çalışmalar, Çin kültürüne ait olan Kigong çalışmalarıdır. Kigong, nefes alıp vererek yaşam enerjisinin isteğe uygun kullanılmasıdır. Kigong (Nefes teknikleri), uzun, sağlıklı ve farkındalık oluşturan yaşam arayışının ayrılmaz bir parçasıdır. Nefes çalışmalarındaki amaç, daimi dinç kalmak için, vücudun direncini artırarak hastalıkların olmasını engellemek ve iyileştirmektir. Chi denilen yaşam enerjisi, içeri çekilen nefesle vücuttaki orijinal yaşam enerjisini besler. Güçlü orijinal Chi, hastalıkları alt etmede ve sağlığı yakalamada hayati ve temel bir faktördür.

68 Akupunkturda nefes teknikleri MÖ 4. yüzyıldan günümüze kadar; – Sarı imparator’un içsel tıp kanunu – Zhang Zhanling’in “Altın kabinenin özeti” – Sui hanedanlığında yaşayan Cao Yuan Fang “Hastalıkların sebepleri ve belirtileri hakkında tez” – Tang hanedanlığı döneminde yaşamış Sun Simiao “sağlık şarkısı” – Zhu Xi “nefes alıp verme egzersizlerinin düsturları” –

69 Akupunkturda nefes teknikleri Günümüzde nefes alıp verme egzersiz çalışmaları; – 1970’lerde, Prag, Fas ve Toronto’da nefes teknikleri üzerine uluslararası sempozyumlar düzenlenmiştir. – 1975’te İsviçre’deki Marsh European Üniversitesi, nefes tekniklerini fizyolojik, biyokimyasal ve psikolojik açılardan incelemiştir. – 1976’da Amerika’da yayınlanan “Biofeed Back” gazetesi Kigong ve Chi üzerine özel inceleme yapmıştır.

70 Nefes tekniklerini uygulayan kişi, Oluşturduğu etki ile, vücut sistemlerini kontrol altına alır. Kaslarını gevşetmeyi, düşüncelerini özgürleştirmeyi ve iradesini sağlamlaştırmayı öğrenir. Düşüncenin ve duygusal tepkilerin kısıtlı bir alanda sıkışmasını önler.

71 Akupunkturda nefes teknikleri Çin Tıbbında nefes tekniklerinin üç ayrılmaz parçası – Vücudu dengelemek (duruş) – Zihni dengelemek (İçe dönüş) – Solunumu dengelemek (Nefes alıp verme)

72 Sonuç olarak; Doğru nefes, yaşam kalitesini artırır. Doğru nefes,yetersiz solunum sorunlarını ortadan kaldırır ve başarıyı artırır. – Canlı ve genç kalmanın en önemli şartı, temiz kan dolaşımıdır. Bunu elde etmenin sırrı da doğru nefes alabilmektir. Doğru nefes alarak vücudun tüm organlarının iyi beslenmesini sağlayabilir, hücrelerin verimliliklerini artırarak daha sağlıklı bir görünüme sahip olabilirsiniz.

73


"Başımıza gelen her türlü olumsuzluğun temel sebebi, yetersiz ve yanlış solunumla ilişkilidir. Bedenimizin ihtiyacı olan oksijen, karşılandığında hastalanması." indir ppt

Benzer bir sunumlar


Google Reklamları