Sunum yükleniyor. Lütfen bekleyiniz

Sunum yükleniyor. Lütfen bekleyiniz

EĞİTİMİN DURUMU 2011-2012 Eğitim Öğretim Yılı Başında EĞİTİMİN DURUMU EĞİTİM SEN ŞANLIURFA ŞUBESİ.

Benzer bir sunumlar


... konulu sunumlar: "EĞİTİMİN DURUMU 2011-2012 Eğitim Öğretim Yılı Başında EĞİTİMİN DURUMU EĞİTİM SEN ŞANLIURFA ŞUBESİ."— Sunum transkripti:

1 EĞİTİMİN DURUMU 2011-2012 Eğitim Öğretim Yılı Başında EĞİTİMİN DURUMU EĞİTİM SEN ŞANLIURFA ŞUBESİ

2 Eğitimin Temel Sorunları Çözüm Bekliyor!  2011-2012 eğitim öğretim yılı öncesinde, daha önceki dönemlerde olduğu gibi, eğitimin çözüm bekleyen en temel sorunlarını çözme noktasında yeterince adım atılmamış, var olan sorunlar artarak devam etmiştir.  Kamusal eğitimin zayıflatılması, eğitimin tamamen paralı hale getirilmek istenmesi, ilköğretim ve ortaöğretimde dershanelerin tarihte hiç olmadığı kadar öne çıkması, cinsiyet, etnik kimlik ve mezhep ayrımcılığına ilişkin uygulamalar sürmektedir.  Ataması yapılmayan öğretmenlerin durumu, ücretli-vekil öğretmenlik uygulamalarının devam etmesi, yaşanan yoğun siyasi kadrolaşma uygulamaları, öğretmenlerin ek ders ücretlerinde yaşanan sorunlara çözüm üretilmemiştir.  Hizmetli, memur ve teknik personelin sorunları, üniversitelerde yaşanan akademik ve idari sorunlar, Yurt-Kur, ÖSYM ve YÖK personelinin yaşadığı sorunların çözümü için adım atılmadığı gibi, geçtiğimiz dönemde bu sorunlara yenileri eklenmiştir.

3 Okullaşma sorunu çözülmemiştir!  Okulöncesinde okullaşma oranı ortalama %37, ilköğretimde %98, ortaöğretimde %69 seviyesindedir. Okula gitmeyenlerin önemli bir bölümünü kız çocukları oluşturmaktadır.  Okulöncesi eğitimde 3-5 yaş grubunda okullaşma oranı toplamda %29.85, kız çocukları için yüzde %29.43; erkek çocukları için %30.3’tür.  4-5 yaş grubuna bakıldığında toplamda okullaşma oranı %43.10; kız çocukları için %42.47; erkek çocukları için ise %43.70’tir.  İlköğretimde kız çocuklarının okullaşma oranının en düşük olduğu iller Bitlis (%84,27), Van (% 84,57) ve Hakkâri (%85,05), en yüksek olduğu iller ise Ankara (% 99,31), İzmir (%99,18) ve Mersin’dir (%99,01). İlköğretimde kız çocuklarının okullaşma oranın en düşük olduğu illerin Van, Bitlis, Hakkari gibi iller olmasında, sosyo- ekonomik nedenlerin yanı sıra eğitimde anadiline yer verilmeme- sinin de önemli bir payı bulunmaktadır.  Ortaöğretimdeki okullaşmada cinsiyete göre fark büyümekte olup net okullaşma oranı %69.33 iken, bu oran erkekler için %72.35, kızlar için %66.14’tür.

4 Okul, Derslik, Öğrenci ve Öğretmen Sayıları (2011) Eğitim Kademesi Okul Sayısı (Resmi+özel) Derslik Sayısı (Resmi+özel) Öğrenci Sayısı (Resmi+özel) Öğretmen Sayısı (Resmi+Özel) KadroluSözleşmeli Okulöncesi27.60646.3361.115.81832.51615.814 İlköğretim32.797339.65310.981.100443.82859.500 Ortaöğretim9.281117.7604.748.610214.9277.778 Toplam69.684488.91516.137.436691.27181.902    MEB’e bağlı sözleşmeli öğretmenler, AKP’nin seçim yatırımı olarak 12 Haziran genel seçimleri öncesinde kadroya geçirilmiştir. Bu olumlu adıma rağmen eğitim sistemi içindeki esnek ve güvencesiz çalıştırma uygulamalarına devam edilmektedir. 77 bin 601 146 bin 194 2010–2011 eğitim-öğretim yılı itibariyle il ve ilçe Milli Eğitim müdürlükleri tarafından öğretmen ihtiyacı bulunan eğitim kurumlarına 77 bin 601 ücretli öğretmen görevlendirilmesi yapılmıştır. Milli Eğitim Bakanı’nın yaptığı açıklamaya göre resmi olarak 146 bin 194 öğretmen açığı bulunmaktadır.

5  TUİK verilerine göre Türkiye’de 6 yaş üstü okuryazar olmayan 4.672.257 kişinin 3.757.203’ü kadındır. Okumaz-yazmazlık oranı kadınlarda %12,3, erkeklerde ise %3,1’dir.  2002–2003 eğitim öğretim yılında ilköğretimde 35 bin 133 okul, 10 milyon 332 bin öğrenci varken, aradan geçen 9 yılda ilköğretimdeki öğrenci sayısı 10 milyon 917 bine çıkmasına rağmen okul sayısı 32 bin 797’ye gerilemiştir. Buru durum birleştirilmiş sınıf ve taşımalı eğitim uygulamalarının arttığının somut bir kanıtıdır.  Türkiye’deki okulların üçte ikisinde ikili eğitim yapılmaktadır. Birleştirilmiş sınıflarda eğitim ve taşımalı eğitim sürmektedir.  Kalabalık sınıflarda eğitim hem öğretmenler hem de öğrenciler açısından önemli bir sorun olmayı sürdürmektedir. Okulların fiziki yapı ve donanım açısından yaşadığı eksiklikler sağlıklı bir eğitim hizmetinin verilmesini güçleştirmektedir.  Türkiye’de 9 milyonun üzerinde engelli vardır. Türkiye nüfusunun yaklaşık % 12’sini oluşturan engellilerin eğitim hakkından yeterince faydalanabildiklerini söylemek mümkün değildir. Sayıları 1 milyonu bulan 4-18 yaş arasındaki engelli çocukların ancak 30 bin kadarı eğitim hakkından yararlanabilmektedir.

6  Öğretmen açıkları giderilmemiş, sayıları 400 bini bulan işsiz öğretmenlerin atamaları yapılmadığı gibi, mevcut öğretmen açıkları, sayılarının yüz bini aştığını tahmin ettiğimiz ücretli ve vekil öğretmenler aracılığıyla kapatılmaya çalışılmaktadır.  Öğretmenlerin yarısını kadınlar oluşturmasına karşın okul yöneticilerinin büyük bölümü erkeklerden oluşmaktadır. Okulöncesi eğitimde çalışan 42.716 öğretmenin % 95’i (40.647), ilköğretimde çalışan 485.677 öğretmenin % 52’si (252.729), ortaöğretimde çalışan 206.862 öğretmenin ise % 41,9’u (86.688) kadınlardan oluşmaktadır. Buna karşın MEB Personel Dairesi rakamlarına göre okullarda yönetim kadrolarında bulunan 58.835 kişiden sadece 5.298’i (% 8,98) kadın iken, yüzde 91,02’si erkektir.  Öğrencilerimizi kelimenin tam anlamıyla test makinesi haline getiren SBS, YGS, LYS, KPSS vb gibi sınavlar, eğitim sistemimizin omurgası haline gelmiştir. İlköğretimden ortaöğretime geçiş sınavları üç kez değişikliğe uğramıştır. 6., 7. ve 8. sınıflara uygulanmaya başlanan SBS, daha sonra kademeli olarak sadece 8. sınıflara uygulanır hale getirilmiş, üniversiteye giriş sınavları da neredeyse her yıl değiştirilmiştir.

7 Bütçeden Eğitime Ayrılan Pay Yıllar MEB Bütçesinin Konsolide Bütçeye Oranı (%) MEB Bütçesinin GSYH’ye Oranı (%) 20036,912,24 20048,532,30 20059,532,29 20069,472,18 200710,422,49 200810,302,41 200910,642,95 20109,842,57 201110,922,81  2011’de bütçeden eğitime ayrılan payın %72’sini personel harcamaları, %11’ini sosyal güvenlik devlet giderleri oluşturmaktadır.  Geçtiğimiz yıllar içinde eğitimin finansmanı büyük ölçüde öğrencilerin, dolayısıyla öğrenci velilerinin omuzlarına yıkılmıştır.

8 MEB Bütçesinden Eğitim Yatırımlarına Ayrılan Pay YıllarMEB bütçesiMEB Yatırım Bütçesi MEB Bütçesi Yatırım Payı (%) 20027 460 991 0001 281 690 00017,18 200310 179 997 0001 479 050 00014,53 200412 854 642 0001 244 150 0009,68 200514 882 259 5001 230 306 0008,27 200616 568 145 5001 411 498 0007,49 200721 355 534 0001 490 000 0006,98 200822.915.565.0001 296.704.0005,66 200927.446.778.0951.256.188.1954,57 201028.237.412.0001.785.327.0006,32 201134.112.163.0001.995.625.0005,85  Genel bütçeden ve MEB bütçesinden yatırımlarına ayrılan paydaki azalma yurttaşların eğitim maliyetini üstlenmede daha çok yükümlülük altına girdiğini göstermektedir. 15 milyar dolar  Geçtiğimiz yıl halkın cebinden yaptığı eğitim harcamalarının 15 milyar dolar olduğu tahmin edilmektedir. Bu rakam 2011 MEB bütçesinin yaklaşık yarısı kadardır.

9 Özel Dershaneler Çığ Gibi Büyüdü! Yıllar Özel Dershane Sayısı Öğretmen SayısıÖğrenci Sayısı 2002–20032.12219.881606.522 2003–20042.56823.730668.673 2004–20052.98430.537784.565 2005–20063.92841.031925.299 2006–20073.98647.6211.071.827 2007–20084.03148.8551.122.861 2008–20094.26251.9161.178.943 2009–20104.19350.4321.174.860 2010–20114.09950.2091.234.738  Eğitimi kamusal hak olmaktan çıkarma ve paralı hale getirme girişimleri bütün hızıyla sürmektedir. 2011 yılı itibariyle Türkiye’de 1.054 özel anaokulu, 898 özel ilköğretim okulu, 798 özel lise bulunmaktadır.  AKP hükümeti döneminde dershanelerin sayısı iki kat artarken, teşviklerin de etkisiyle özel okullara giden öğrencilerin sayısı 2002 yılında 223 bin iken 2011’de 498 bine yükselmiştir.

10  Ders kitapları cinsiyet ayrımcı unsurlar barındırmaya devam etmektedir. Sendikamızın ilk ve ortaöğretim ders kitapları üzerinde yeni bir inceleme başlatmıştır. Çalışma tamamlandığında sonuçları kamuoyu ve basın ile paylaşılacaktır.  Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi ve Danıştay’ın kararlarına rağmen zorunlu din dersi uygulaması ile ilgili herhangi bir somut adım atılmamıştır.  Bireylerin kendi anadillerinde eğitim görme hakkı önündeki engeller sürmekte, eğitim biliminin temel ilkesini oluşturan anadilinde eğitim talep eden kesimler önce polis şiddetiyle karşı karşıya kalmakta sonrasında yargı kıskacına alınmaktadır.  Yıllardır uygulanan TKY uygulamalarına paralel olarak geliştirilen İlköğretim Kurumları Standartları (İKS) ve TEFBİS gibi uygulamalarla eğitim bir taraftan “piyasa ilişkileri” içine çekilirken, diğer taraftan eğitim emekçileri angarya işlerde çalıştırılmaya ve görevleri olmayan işleri yapmaya zorlanmaktadır.  Eğitime destek personeli açıkları (hizmetli-memur) ve mevcut hizmetli, memur, teknik personel, ÖSYM ve Yurt Kur personelinin yaşadıkları sorunlarla ilgili somut bir adım atılmış değildir.  Eğitimde eşitsizlik ve adaletsizliğin en önemli göstergelerinden olan bölgeler ve iller arası gelir dağılımındaki eşitsizlik devam etmektedir. Ekonomik imkânların kısıtlılığı, çocuk ve gençlerimizin okula devamını engelleyen en önemli faktör olmayı sürdürmektedir.

11  Sendikal örgütlenme önündeki yasal ve fiili engeller kaldırılmamış; ILO sözleşmelerine aykırı bir şekilde grevli-toplu sözleşmeli sendika hakkı yönünde herhangi bir somut adım atılmamıştır.  Eğitim Sen üyelerine yönelik ayrımcı uygulamalar, soruşturma ve sürgünler hız kesmeden sürmektedir. Son olarak Tunceli, Ş.Urfa, Diyarbakır, Van ve Bodrum’da Eğitim Sen üyelerine yönelik olarak soruşturma ve sürgünler yaşanmıştır.  MEB bürokratları ve okul idarecileri tarafından açıkça hükümete yakın sendikaya yönelik ciddi bir destek sağlanmaktadır. Eğitim alanında hükümete yakın sendikanın 2002 yılında 18 bin üyesi bulunuyorken, AKP döneminde üye sayısı katlanarak artmış ve bugün 195 bin üyeye ulaşmıştır.

12 Eğitim Sorunlarına Kalıcı Çözümler Üretilmelidir!  Eğitim sisteminde yaşanan ve burada ancak bir bölümüne değindiğimiz sorunlar, yıllardır ısrarla sürdürülen serbest piyasacı, diğer kamu hizmetleri gibi eğitimi ticarileştirmeyi ve özelleştirmeyi hedefleyen bilinçli politikaların bir birikimi olarak karşımıza çıkmaktadır.  Okul öncesi eğitimden başlayarak eğitim yatırımlarına, ders kitaplarının hazırlanmasından eğitim yöneticilerinin belirlenmesine; sınıf mevcutlarından eğitimin bilimsel, demokratik, laik yönünün geliştirilmesine; derslik, okul, öğretmen açıklarından eğitimin genel bütçe içindeki payına kadar, eğitimin hemen her alt konusunda köklü bir değişime gereksinim vardır. Bu değişiklikler yapılmadan atılacak her adım, eğitimin sorunlarını yarına havale etmekten öteye gitmeyecektir.


"EĞİTİMİN DURUMU 2011-2012 Eğitim Öğretim Yılı Başında EĞİTİMİN DURUMU EĞİTİM SEN ŞANLIURFA ŞUBESİ." indir ppt

Benzer bir sunumlar


Google Reklamları