Sunum yükleniyor. Lütfen bekleyiniz

Sunum yükleniyor. Lütfen bekleyiniz

. Prof. Dr. Mehmet Zeki AYDIN Marmara Üniversitesi Eğitim Fakültesi TEL:0506.3446620.

Benzer bir sunumlar


... konulu sunumlar: ". Prof. Dr. Mehmet Zeki AYDIN Marmara Üniversitesi Eğitim Fakültesi TEL:0506.3446620."— Sunum transkripti:

1 . Prof. Dr. Mehmet Zeki AYDIN Marmara Üniversitesi Eğitim Fakültesi TEL:

2 Günümüzü anlamak. Nereden nereye? 1859 yılında Edwin L. Drake, bazı kuyu açıcılara iş teklifi götürdüğünde şu cevabı almıştı: “Petrol çıkarmak için kuyu açmak mı? Yani toprağı delip petrol aramaktan mı söz ediyorsun? Sen delisin.!” 1859 yılında Edwin L. Drake, bazı kuyu açıcılara iş teklifi götürdüğünde şu cevabı almıştı: “Petrol çıkarmak için kuyu açmak mı? Yani toprağı delip petrol aramaktan mı söz ediyorsun? Sen delisin.!” Amerikan Patent Dairesi Başkanı Charles H. Duell, 1899 yılında “Artık yeni hiçbir şey yok. İcat edilebilecek herşey icat edildi.” Amerikan Patent Dairesi Başkanı Charles H. Duell, 1899 yılında “Artık yeni hiçbir şey yok. İcat edilebilecek herşey icat edildi.” Vakum tüpünün kaşifi ve televizyonun babası Dr. Lee De Forest, “Gelecekteki bilimsel ilerlemeler ne olursa olsun, insanlık Ay'a asla ulaşamayacaktır.” Vakum tüpünün kaşifi ve televizyonun babası Dr. Lee De Forest, “Gelecekteki bilimsel ilerlemeler ne olursa olsun, insanlık Ay'a asla ulaşamayacaktır.” Birinci Dünya Savaşı'nda Fransız Orduları Başkomutanı Ferdinand Foch, “Uçaklar hoş oyuncaklar. Ama askerî bir değerleri yok.” Birinci Dünya Savaşı'nda Fransız Orduları Başkomutanı Ferdinand Foch, “Uçaklar hoş oyuncaklar. Ama askerî bir değerleri yok.” “Bilgisayarlar gelecekte belki sadece 1,5 ton ağırlığında olacaklar.” diye yazıyordu, Popular Mechanics Dergisi, 1949 yılında. “Bilgisayarlar gelecekte belki sadece 1,5 ton ağırlığında olacaklar.” diye yazıyordu, Popular Mechanics Dergisi, 1949 yılında. Çok değil 1977 yılında bir bilgisayar firması olan Digital Equipment Corp’un başkanı Kenneth Olsen, “İnsanların evlerinde bilgisayar bulundurmaları için herhangi bir neden göremiyorum.” diyordu. Çok değil 1977 yılında bir bilgisayar firması olan Digital Equipment Corp’un başkanı Kenneth Olsen, “İnsanların evlerinde bilgisayar bulundurmaları için herhangi bir neden göremiyorum.” diyordu.

3 .

4 Ama bugün, bilgisayar her alanda kullanılmaya başlamış ve böylece, bilgiye ulaşmak bir tuşa basmak kadar kolaylaşmıştır. Geçtiğimiz yüzyıl insanlık tarihi için tam anlamıyla bir dönüm noktası oldu. Bu dönemde hemen her alanda başdöndürücü gelişmeler birbirini izledi. Binlerce yıl önce yaşayan insanlarla bundan birkaç yüz yıl önce­sine kadar yaşayan insanların yaşam standartları birbirinden çok farklı değildi. Benzer şekilde ısınıyor, giyiniyor ve besleniyorlar, benzer eşyaları kullanıyorlar, hatta benzer ortamlarda yaşıyorlardı. Binlerce yıl önce yaşayan insanlarla bundan birkaç yüz yıl önce­sine kadar yaşayan insanların yaşam standartları birbirinden çok farklı değildi. Benzer şekilde ısınıyor, giyiniyor ve besleniyorlar, benzer eşyaları kullanıyorlar, hatta benzer ortamlarda yaşıyorlardı. Geçtiğimiz 50 yıl içindeki gelişmenin toplamı kadar gelişme son on yıl­da meydana gelirken, şimdilerde ise, hemen her yıl, önceki on yıla paralel bir gelişme insanlığın hizmetine girmekte ve günümüzde ise hemen hergün yeni buluşlara imza atıldığı ifade edilmektedir. Geçtiğimiz 50 yıl içindeki gelişmenin toplamı kadar gelişme son on yıl­da meydana gelirken, şimdilerde ise, hemen her yıl, önceki on yıla paralel bir gelişme insanlığın hizmetine girmekte ve günümüzde ise hemen hergün yeni buluşlara imza atıldığı ifade edilmektedir. Geçtiğimiz yüzyıl için 'insanlık tarihinin hasat mevsimi' oldu diyenler', yüzyılın son on yılında meydana gelen gelişmeler karşısında, 'işin sonun­da mıyız, yoksa daha başında mı?' sorusunu sormaya başladılar. Bill Gates durumu, değerlendirirken, “bundan sonraki on yıl için neler olabileceğini tahmin etmek şimdiden imkansız hâle geldi.” demektedir. Geçtiğimiz yüzyıl için 'insanlık tarihinin hasat mevsimi' oldu diyenler', yüzyılın son on yılında meydana gelen gelişmeler karşısında, 'işin sonun­da mıyız, yoksa daha başında mı?' sorusunu sormaya başladılar. Bill Gates durumu, değerlendirirken, “bundan sonraki on yıl için neler olabileceğini tahmin etmek şimdiden imkansız hâle geldi.” demektedir.

5 Yeni sektörler, yeni zenginler ortaya çıkarmıştır. Zaman zaman medyaya da yansıyan dünya­nın en zengin insanlarıyla ilgili listelerin son on yıla ait olanları dikkatle incelendiğinde, dünyanın sadece ekonomik gidişatı ile ilgili değil, ayın zamanda sosyal ve siyasal geleceği ile ilgili de oldukça ciddiye alınması gereken bir görüntüyü yansıttığını görmekteyiz. Yakın tarihe kadar petrol zengini ülke krallarının veya petrol işiyle uğraşan Batılı büyük şirket sahiplerinin dünya zenginler listesinde başı çektiği görülürken, günümüzde bunun yerini iletişim alanında yatırım yapan kişi ve şirketlerin aldığı dikkati çekmektedir. Yeni sektörler, yeni zenginler ortaya çıkarmıştır. Zaman zaman medyaya da yansıyan dünya­nın en zengin insanlarıyla ilgili listelerin son on yıla ait olanları dikkatle incelendiğinde, dünyanın sadece ekonomik gidişatı ile ilgili değil, ayın zamanda sosyal ve siyasal geleceği ile ilgili de oldukça ciddiye alınması gereken bir görüntüyü yansıttığını görmekteyiz. Yakın tarihe kadar petrol zengini ülke krallarının veya petrol işiyle uğraşan Batılı büyük şirket sahiplerinin dünya zenginler listesinde başı çektiği görülürken, günümüzde bunun yerini iletişim alanında yatırım yapan kişi ve şirketlerin aldığı dikkati çekmektedir. Böylesine hızlı gelişen ve değişen dünyamızda insanların gerek kişisel hayatları, gerekse de kurumların yarınlara ait hedefleri açısından geleceğin bugünden plânlanması önceki dönemlere kıyasla günümüzde daha da önemli hâle gelmiştir. Böylesine hızlı gelişen ve değişen dünyamızda insanların gerek kişisel hayatları, gerekse de kurumların yarınlara ait hedefleri açısından geleceğin bugünden plânlanması önceki dönemlere kıyasla günümüzde daha da önemli hâle gelmiştir.

6 Hayatî kaynakların giderek azaldığı dünyamızda, insanlığı bekleyen muhtemel olumsuzluklara karşı en önemli hazırlık, geleceğin en iyi biçimde plânlanması ve gelecek nesillerin o plân çerçe­vesinde yönlendirilmesi ile mümkün olacaktır. Kaynakların akılcı ve faydacı bir anlayışla kullanılmasının en etkili yolu ise eğitimli top­lumdan geçmektedir. Eğitim sistemini bu yönde düzenleyemeyen ve geleceğin dünyasına bu yönde hazırlanamayan ülkelerin bir kı­sım olumsuzlarla karşılaşacağı ortadadır. Hayatî kaynakların giderek azaldığı dünyamızda, insanlığı bekleyen muhtemel olumsuzluklara karşı en önemli hazırlık, geleceğin en iyi biçimde plânlanması ve gelecek nesillerin o plân çerçe­vesinde yönlendirilmesi ile mümkün olacaktır. Kaynakların akılcı ve faydacı bir anlayışla kullanılmasının en etkili yolu ise eğitimli top­lumdan geçmektedir. Eğitim sistemini bu yönde düzenleyemeyen ve geleceğin dünyasına bu yönde hazırlanamayan ülkelerin bir kı­sım olumsuzlarla karşılaşacağı ortadadır. Diğer taraftan, istesek de istemesek de hepimizi etkileyen liberalist kapitalist ekonomik ve hayat anlaşına göre, “büyük balıklar küçük balıkları yutmaktadır.” Diğer taraftan, istesek de istemesek de hepimizi etkileyen liberalist kapitalist ekonomik ve hayat anlaşına göre, “büyük balıklar küçük balıkları yutmaktadır.” Sanayileşme ile birlikte işbölümü de artırmıştır. Teknoloji alanındaki yeni buluşlar beraberinde yeni meslekleri de getirmiş ve bunların yan kol­ları ile birlikte çok sayıda yeni sektör faaliyete geçmiştir. Örneğin, on yıl ön­ce ülkemizde hiç kimsenin sahip olmadığı cep telefonu sayısı bugün 30 milyona yaklaşırken, GSM hattı bayiliği yapan, servis hizmeti sağlayan, aksesuarlarını satan gibi sırf bu sektörün yan kollarında geçimini sağ­layan insan sayısı (aileleriyle birlikte) bir milyonu aşmıştır herhâlde. Sanayileşme ile birlikte işbölümü de artırmıştır. Teknoloji alanındaki yeni buluşlar beraberinde yeni meslekleri de getirmiş ve bunların yan kol­ları ile birlikte çok sayıda yeni sektör faaliyete geçmiştir. Örneğin, on yıl ön­ce ülkemizde hiç kimsenin sahip olmadığı cep telefonu sayısı bugün 30 milyona yaklaşırken, GSM hattı bayiliği yapan, servis hizmeti sağlayan, aksesuarlarını satan gibi sırf bu sektörün yan kollarında geçimini sağ­layan insan sayısı (aileleriyle birlikte) bir milyonu aşmıştır herhâlde. Sadece bilgisayarın gündelik hayata girmesiyle birlikte, bilgisayar mühendisliği, web tasarımcılığı, bilgisayar animatörlüğü, servis sağlayıcılığı, program yazılımı vb. gibi daha bir çok yan sektör devreye girmiştir. Sadece bilgisayarın gündelik hayata girmesiyle birlikte, bilgisayar mühendisliği, web tasarımcılığı, bilgisayar animatörlüğü, servis sağlayıcılığı, program yazılımı vb. gibi daha bir çok yan sektör devreye girmiştir.

7 Bilginin, paranın bu kadar güç ve etkili olduğu çağda ahlâki durumumuza baktığımızda da eskiye göre bir çok değişiklik görmekteyiz. Bu durumu dile getirmek için bir bilim insanı şöyle yazmaktadır: “Günümüzde insan, ailesinde, kurumlarda, toplumun, yani yığınların içinde bir başına bırakılmıştır. Sevgi, saygı hoşgörü, içtenlik, anlayış, erdem, vicdan, adalet, doğruluk, iyilik gibi değerler, yerini hızla kin, korku, nefret, öç alma, yalan, bin yüzlülük, hile, erdemsizlik, baskı, eziyet gibi değerlere bırakmaya başlamıştır. Tutarlı, yani is­tendik davranışlar gösterenlere “enayi” denilebilmektedir. Sözünde durmak, birisine sevgi göstermek, içten davranmak, adil, erdemli olmak, yardım etmek istenmedik davranışlar olarak kabul edilebilmektedir. Buna karşılık kısa zamanda zengin olmak, kişileri, ulusu, insanları dolandırmak, kandırmak, onların sırtından geçinmek, köşeyi dönmek; ama nasıl olursa olsun köşeyi dönmek istendik, beğenilir davranışlar olarak benimsenebilmektedir. Böyle bir tutum, insanı amaç olmaktan çıkarıp bir araç hâline getirebilir. İnsan, diğer insan, kurum, ulus, devlet için araç olunca ve diğer pek çok neden de bunu desteleyince hızla yabancılaşma sürecine girebilir. Onun artık bir çi­ viden, makinenin dişlisinden, otomobilden, evden, masadan; ayakkabı­dan vb. farkı kalmayabilir, hatta bazı durumlarda o, bunlardan da değersiz sayılabilir. Benimsen böyle değerler içinde insan iş görüsünü sürdüremez, topluma, kuruma yararlı olamaz hâle gelince, bozulan, eskiyen bir araç gereç gibi bir kenara, tabir yerindeyse, çöplüğe atılabilir.” (Veysel Sönmez, Sevgi Eğitimi, Ankara 1990, s.53.) “Günümüzde insan, ailesinde, kurumlarda, toplumun, yani yığınların içinde bir başına bırakılmıştır. Sevgi, saygı hoşgörü, içtenlik, anlayış, erdem, vicdan, adalet, doğruluk, iyilik gibi değerler, yerini hızla kin, korku, nefret, öç alma, yalan, bin yüzlülük, hile, erdemsizlik, baskı, eziyet gibi değerlere bırakmaya başlamıştır. Tutarlı, yani is­tendik davranışlar gösterenlere “enayi” denilebilmektedir. Sözünde durmak, birisine sevgi göstermek, içten davranmak, adil, erdemli olmak, yardım etmek istenmedik davranışlar olarak kabul edilebilmektedir. Buna karşılık kısa zamanda zengin olmak, kişileri, ulusu, insanları dolandırmak, kandırmak, onların sırtından geçinmek, köşeyi dönmek; ama nasıl olursa olsun köşeyi dönmek istendik, beğenilir davranışlar olarak benimsenebilmektedir. Böyle bir tutum, insanı amaç olmaktan çıkarıp bir araç hâline getirebilir. İnsan, diğer insan, kurum, ulus, devlet için araç olunca ve diğer pek çok neden de bunu desteleyince hızla yabancılaşma sürecine girebilir. Onun artık bir çi­ viden, makinenin dişlisinden, otomobilden, evden, masadan; ayakkabı­dan vb. farkı kalmayabilir, hatta bazı durumlarda o, bunlardan da değersiz sayılabilir. Benimsen böyle değerler içinde insan iş görüsünü sürdüremez, topluma, kuruma yararlı olamaz hâle gelince, bozulan, eskiyen bir araç gereç gibi bir kenara, tabir yerindeyse, çöplüğe atılabilir.” (Veysel Sönmez, Sevgi Eğitimi, Ankara 1990, s.53.)

8 Şu anda içinde yaşadığımız dünya özetle böyle olduğuna göre, biz ne yapalım, derseniz, biz büyükler gençlere öğüt vermeyi severiz. Ben de size bazı konularda tavsiyelerde bulunmak istiyorum. Öncelikle kişiliğinizi koruyun. Kişilik, en genel anlamıyla, bir kişiyi diğer insanlardan ayıran özelliklerin bütünüdür. Her insanın iyi veya kötü bir kişiliğinin var olmasına rağmen, bazılarına kişiliksiz deriz. Kişiliksiz derken, onun her yerde, her zaman aynı davranmadığını, bazen dürüst bazen sahtekâr, bazen böyle, başka bir zaman başka şekilde hareket ettiğini anlatırız. İşte bu nedenle, kendinize özgü bir kişilik oluşturup, onu onurla ve gururla taşıyın. Ali’nin yanında başka, Veli’nin yanında başka bir kimliğiniz olmasın. Öncelikle kişiliğinizi koruyun. Kişilik, en genel anlamıyla, bir kişiyi diğer insanlardan ayıran özelliklerin bütünüdür. Her insanın iyi veya kötü bir kişiliğinin var olmasına rağmen, bazılarına kişiliksiz deriz. Kişiliksiz derken, onun her yerde, her zaman aynı davranmadığını, bazen dürüst bazen sahtekâr, bazen böyle, başka bir zaman başka şekilde hareket ettiğini anlatırız. İşte bu nedenle, kendinize özgü bir kişilik oluşturup, onu onurla ve gururla taşıyın. Ali’nin yanında başka, Veli’nin yanında başka bir kimliğiniz olmasın. Mevlana ne diyordu: Mevlana ne diyordu: “Ya olduğun gibi görün, “Ya olduğun gibi görün, ya göründüğün gibi ol.” ya göründüğün gibi ol.”

9 EN BÜYÜK SORUNUMUZ: BENCİLLİK VE ÇIKARCILIK EN BÜYÜK SORUNUMUZ: BENCİLLİK VE ÇIKARCILIK ÇÖZÜM: ÖNCE BUNU KABUL EDELİM ÖNCE BUNU KABUL EDELİM DÜZELTMEYE KARAR VERELİM DÜZELTMEYE KARAR VERELİM İLİŞKİLERİMİZDE ÖNCE BİZ ÖNDERLİK EDELİM İLİŞKİLERİMİZDE ÖNCE BİZ ÖNDERLİK EDELİM ÖNCE BİZ FEDAKARLIK YAPALIM ÖNCE BİZ FEDAKARLIK YAPALIM

10 Sorumsuz, görevlerini yerine getirmeyen biri olmak yerine, sorumluğunu ve görevlerini yerine getiren biri olalım. Sadece bugünü yaşamayı düşünmeyelim. Unutmayalım ki, dün vardı, yarın da gelecektir. Dün bizim için fedakârlık yapanları unutmayalım. Sadece bugünü yaşamayı düşünmeyelim. Unutmayalım ki, dün vardı, yarın da gelecektir. Dün bizim için fedakârlık yapanları unutmayalım. Malımızı, paramızı, zamanımızı, sağlığımızı harvurup harman savurmayalım, bunlar bize yarın da lazım olacak. Malımızı, paramızı, zamanımızı, sağlığımızı harvurup harman savurmayalım, bunlar bize yarın da lazım olacak. Sahip olduğumuz nimetlerin kıymetini bilip, şükredelim. Sahip olduğumuz nimetlerin kıymetini bilip, şükredelim. “Ayakkabım yok diye üzülüyordum ta ki ayaksız bir adam görene kadar.” Tembel ve asalak olup, başkasının sırtından geçinmek yerine, çalışkan olup, başkalarına yardımcı olmaya çalışalım. Tembel ve asalak olup, başkasının sırtından geçinmek yerine, çalışkan olup, başkalarına yardımcı olmaya çalışalım. İyi bir dost olmaya çalışalım. İyi bir dost olmaya çalışalım. GERÇEK DOST, DOSTUNUN İHTİYACINI ONA İSTETMEDEN KARŞILAR.

11 Akıllı olalım Onun Boynuzları Var İmâm-ı Âzam Hazretleri, bir gün kendisine doğru gelmekte olan bir hayvana yol verip kenara çekilmiş. Orada bulunanlar Ebu Hanife'ye niye kenara çekildiğini sorduklarında ondan şu cevabı almışlar: İmâm-ı Âzam Hazretleri, bir gün kendisine doğru gelmekte olan bir hayvana yol verip kenara çekilmiş. Orada bulunanlar Ebu Hanife'ye niye kenara çekildiğini sorduklarında ondan şu cevabı almışlar: "Onun boynuzları var, benim ise aklım." "Onun boynuzları var, benim ise aklım."

12 . Ayakkabım yok diye üzülüyordum ta ki ayaksız bir adam görene kadar. Ayakkabım yok diye üzülüyordum ta ki ayaksız bir adam görene kadar.

13 . Biliyor musunuz Biliyor musunuz 2 gençlere tavsiyeler 2 gençlere tavsiyeler Gelişmişlik ve başarının sırrı Gelişmişlik ve başarının sırrı

14 . TEŞEKKÜRLER TEŞEKKÜRLER

15 . Prof. Dr. Mehmet Zeki AYDIN Sivas CÜ İlâhiyat Fakültesi Din Eğitimi Anabilim Dalı Öğretim Üyesi TEL:


". Prof. Dr. Mehmet Zeki AYDIN Marmara Üniversitesi Eğitim Fakültesi TEL:0506.3446620." indir ppt

Benzer bir sunumlar


Google Reklamları