Sunum yükleniyor. Lütfen bekleyiniz

Sunum yükleniyor. Lütfen bekleyiniz

SOSYAL SİGORTALAR HUKUKUNDA YARGI UYUŞMAZLIKLARI.

Benzer bir sunumlar


... konulu sunumlar: "SOSYAL SİGORTALAR HUKUKUNDA YARGI UYUŞMAZLIKLARI."— Sunum transkripti:

1 SOSYAL SİGORTALAR HUKUKUNDA YARGI UYUŞMAZLIKLARI

2 Sosyal Sigortalar Hukuku Bakımından Yargı Yolları  5510 Sayılı Kanun Öncesi Sosyal Sigorta Hukuku Bakımından Görevli Mahkemeler  5510 Sayılı Kanun Döneminde Sosyal Sigorta Hukuku Bakımından Görevli Mahkemeler

3 5510 Sayılı Kanun Öncesi Sosyal Sigorta Hukuku Bakımından Görevli mahkemeler  5521 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu: İş Mahkemeleri İşçi Sigortaları Kurumu ile sigortalılar veya yerine kaim olan hak sahipleri arasındaki uyuşmazlıklardan doğan itiraz ve davalara da bakarlar. Birden fazla iş mahkemesi bulunan yerlerde, sosyal güvenlik hukukundan kaynaklanan davaların görüleceği iş mahkemeleri, Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulu tarafından belirlenebilir. (m.1/2)  506 Sayılı Sosyal Sigortalar Kanunu : ‘Bu kanunun uygulanmasından doğan uzlaşmazlıklar, yetkili iş mahkemelerinde veya bu davalara bakmakla görevli mahkemelerde görülür.» kuralını getirmişti (m. 134). Aktarılan genel kural ayrıca diğer bazı düzenlemelerde(asgari işçilik tutarına göre prim tahakkuku (m. 79/13), Kurumun Ödenmeyene Prim Alacaklarının Tahsili (m. 80/8)) tekrar edilmiştir.  İdari para cezaları bakımından ise bu esastan vazgeçilerek idare mahkemeleri görevli sayılmıştır (m. 140/4)

4  1479 sayılı Bağ-Kur Kanununda aynı husus «Bu Kanunun uygulanmasından doğan uzlaşmazlıklar, yetkili iş mahkemelerinde veya bu davalara bakmakla görevli mahkemelerde görülür.» şeklinde ifade edilmiştir (m. 70).  5434 sayılı Emekli Sandığı Kanunu nda konu ile ilgili olarak farklı düzenlemeler getirilmiştir. Örneğin emekli aylığı bağlanmasına ilişkin koşulları düzenleyen maddede emekli aylığının «…e) Subay ve askeri memurlarla, gedikli subay ve gedikli erbaşların ahlak noktasından hüküm ile veya yetersizlik veya disiplin sebeplerinden dolayı sicilleri üzerine veyahut askeri mahkemelerce verilecek kararlar üzerine kurumlarınca resen;..» bağlanacağı ifade edilmektedir (m. 39).

5  «Aylıkların Başlangıcı» başlıklı düzenlemede: «Hükümle veya sicilleri veyahut askeri mahkemelerce verilecek karar üzerine kurumlarınca re'sen emekliye sevk edilenlerin emekli aylıklarının başlangıç tarihlerinden ve yaş haddini dolduranların bu haddi doldurdukları tarihleri takip eden ay başından sonra her ne sebeple olursa olsun kurumlarınca vazifeleriyle ilgileri kesilmeyerek aylık veya ücretleri ödenenlerin bu suretle geçen müddetleri fiili hizmet müddeti sayılmaz ve bunlar için kesenek ve karşılık alınmışsa geri verilir.» denilmektedir (m. 91/2) söz konusu düzenlemeler ile askeri statüde sayılanlar için görevli mahkeme olarak askeri mahkeme sayılmıştır. Ancak camide görev yapanların açacakları fahri hizmet borçlanması için sulh hukuk mahkemeleri yetkili kılınmıştır (ek m. 47/2,3).  Sözü edilen özel kurallar dışında tabi olduğu yargı yolu ise idare mahkemeleri dir. (2577 sayılı Kanun m. 33/2)

6 5510 Sayılı Kanun Döneminde Sosyal Sigorta Hukuku Bakımından Görevli mahkemeler  Genel Kural m. 101: Bu Kanunda aksine hüküm bulunmayan hallerde, bu Kanun hükümlerinin uygulanmasıyla ilgili ortaya çıkan uyuşmazlıklar iş mahkemelerinde görülür.  bu Kanun uyarınca Kuruma verilmesi gereken belgelerin yapılan tebligata rağmen bir ay içinde verilmemesi veya noksan verilmesi halinde, bu belgeler Kurumca re’sen düzenlenir ve muhteviyatı sigorta primleri Kurumca tespit edilerek işverene tebliğ edilir. İşveren, bu maddeye göre tebliğ edilen prim borcuna karşı tebliğ tarihinden itibaren bir ay içinde, ilgili Kurum ünitesine itiraz edebilir. İtiraz, takibi durdurur. İtirazın reddi halinde, işveren kararın tebliğ tarihinden itibaren bir ay içerisinde yetkili iş mahkemesine başvurabilir. Yetkili mahkemeye başvurulması, prim borcunun takip ve tahsilini durdurmaz. Mahkemenin Kurum lehine karar vermesi halinde, 88 inci ve 89 uncu maddelerin prim borcuna ilişkin hükümleri uygulanır. (m. 86/7)

7  İşverenlere tanınan bu dava yetkisi dışında sigortalılara da tanınmış dava yetkileri bulunmaktadır. Sigortalılar kurumun tespit edemediği kayıt dışı çalışma sürelerinin belirlenmesi isteyebilmektedirler.  İlgili düzenlemeye göre: Aylık prim ve hizmet belgesi işveren tarafından verilmeyen veya çalıştıkları Kurumca tespit edilemeyen sigortalılar, çalıştıklarını hizmetlerinin geçtiği yılın sonundan başlayarak beş yıl içerisinde iş mahkemesine başvurarak, alacakları ilâm ile ispatlayabilirlerse, bunların mahkeme kararında belirtilen aylık kazanç toplamları ile prim ödeme gün sayıları dikkate alınır. (m. 86/9)

8  101. maddede değinilen görev hükmünün aksine hüküm bulunan hal olarak idari para cezalarına ilişkin kural bulunmaktadır:  Söz konusu kurala göre: İdarî para cezaları ilgiliye tebliğ ile tahakkuk eder. Tebliğ tarihinden itibaren onbeş gün içinde Kuruma ya da Kurumun ilgili hesaplarına yatırılır veya aynı süre içinde Kuruma itiraz edilebilir. İtiraz takibi durdurur. Kurumca itirazı reddedilenler, kararın kendilerine tebliğ tarihinden itibaren otuz gün içinde yetkili idare mahkemesine başvurabilirler. Bu süre içinde başvurunun yapılmamış olması halinde, idari para cezası kesinleşir (m. 102/4).

9 İdari para cezalarında yargı yolu süreci  Kanunun 140. maddesinde 7 gün içinde sulh ceza mahkemesine başvurulur hükme yer almakta iken bu hüküm Anayasa Mahkemesi tarafından tarih ve E. 2001/225, K. 2002/88 sayılı kararıyla iptal edilmiştir sayılı kanunla 60 gün içinde idare mahkemesine başvurabilirler hükmü getirilmiş ardından bu hüküm 15 gün içinde yetkili sulh ceza mahkemesine başvurabilirler şeklinde değiştirilmiştir. Bu hüküm de Anayasa Mahkemesi tarafından tarih ve E.2006/75, K. 2006/94 sayılı karar ile iptal edilmiştir sayılı Kanun ile tekrar 30 gün içinde yetkili idare mahkemesine başvurabilirler hükmü getirilmiştir.  Bu arada anılan hüküm gün ve 5326 sayılı Kabahatler Kanununun 3 ve 27. maddeleri sebebiyle tekrar geçersiz hale gelmiş ve idari yaptırımlarda genel görevli hale gelen sulh ceza mahkemeleri görevli hale gelmiştir.

10  Anayasa mahkemesi tarafından Kabahatler Kanununun 3. maddesinin anayasa mahkemesince iptal edildikten sonra 5560 sayılı Kanun uyarınca ( ) 506 sayılı kanunun 140. maddesi tekrar yürürlük kazanmış ve idare mahkemeleri tekrar görevli hale gelmiştir.  5510 sayılı kanun ile son olarak 102. madde doğrultusunda idare mahkemeleri görevli kılınmıştır.

11  Somut olayda; davacı tarafından yasal prosedüre uyulmayarak idari para cezasına karşı idare mahkemesine dava açılması gerekirken görevsiz mahkeme olan sulh ceza mahkemesine dava açılmak suretiyle Yasada öngörülen prosedüre uyulmadığı, yasal prosedür kapsamında olmayan Ağır Ceza Mahkemesi tarafından verilen idari para cezasının iptaline ilişkin kararın yok hükmünde olduğu ve idari para cezasının bu süreçte kesinleştiği anlaşılmaktadır.  Y10HD., , E. 2013/17995, K. 2014/16602

12 Anayasa Mahkemesi Kararları  Anayasa Mahkemesinin tarih ve E. 2010/55, K. 2011/140 sayılı kararı: akaryakıt satışı faaliyetinde bulunan bir şirketin işyerinde yapılan teftişte defter ve belgelerin incelemeye ibraz edilmemesi nedeniyle SGK tarafından idari para cezası kesilmesi vesilesiyle intikal etmiştir.  Bu idari tasarrufa karşı idare mahkemesi tarafından ceza kaldırılmış karara karşı Aydın bölge idare mahkemesine itiraz edilmiştir.  Bölge idare mahkemesi; sosyal güvenlik ihtilaflarında tam bir istikrarsızlık. Belirsizlik ve çok yargılılık sebebiyle de tam bir güvensizlik ortamı oluşmuştur.  Anayasa Mahkemesinin tarih ve E. 2010/55, K. 2011/140 sayılı kararında söz konusu talebin reddine karar verilmiştir.

13 Anayasa Mahkemesinin tarih ve E. 2010/55, K. 2011/140 sayılı kararı  Sözü edilen kararda itiraz başvurusuna konu olan idari para cezası idare tarafından kamu gücü kullanılarak kanunda belirtilen kurallara uymayanlara idari bir yaptırımın uygulanması niteliğinde olduğundan çıkacak uyuşmazlıkların çözümünde de idari yargının görevli kılınmasına anayasaya aykırılık bulunmamaktadır.. Şeklinde hüküm kurulmuştur.

14 Anayasa Mahkemesinin E. 2010/65, K. 2011/169 sayılı ve tarihli kararı  Davalı idarenin bilgisayar sisteminden kaynaklanan bir hata nedeniyle davacıya vefat eden babasından dolayı bağlanan yetim aylığının faza ödendiğinin tespiti üzerine borç çıkartılmış ve yetim aylığından ¼ oranında kesinti yapılmak suretiyle tahsil yoluna gidileceği hususunda davalı idarece kamu gücü kullanılarak bir idari işlem tesis edilmiştir.  Danıştay 11. Dairesi yapılan değerlendirmede 5510 sayılı kanunun iş mahkemelerini görevli gören 101. maddesinin anayasa aykırı olduğu görüşüne varmıştır.  Daire anayasa aykırılık iddialarını sgk’ya sigortalılara ve yargı yollarına özgü nedenlere dayandırmıştır. Sgk’nın niteliğine ilişkin gerekçelerde kamu tüzel kişilerinin ancak kanunla kurulabileceği, kurumun kamu hizmeti görmek için kamusal ayrıcalıklarla donatılmış olduğu, mal varlığının devlet malı olup haczedilemeyeceği, alacaklarının da imtiyazlı olduğu ileri sürülmüştür.

15 Anayasa Mahkemesinin E. 2010/65, K. 2011/169 sayılı ve tarihli kararı  Sözü edilen gerekçelere karşın Anayasa Mahkemesi iddiaları yerinde görmeyerek talebi reddetmiş ve gerekçe olarak şu hususları ileri sürmüştür:  5510 sayılı kanun yürürlüğünden sonra göreve başlayanlar yönünden prim esasına dayalı sigorta sistemine geçilmiştir. Bu sistemle devlet memurları ve diğer kamu görevlileri hizmet akdine göre ücretle çalışanlar tarım işlerinde ücretle çalışanlar, kendi hesabına çalışanlar ve tarımda kendi hesabına çalışanları kapsayan beş farklı emeklilik rejimi aktüeryal olarak hak ve yükümlülükler yönünden tek bir sosyal güvenlik sistemi altında toplanmıştır.

16  5510 sayılı Kanun’un iptali için açılan iki ayrı iptal davası birleştirilmiş ve Anayasa Mahkemesi’nin günlü, E.2006/111, K.2006/112 sayılı kararıyla, anılan Kanun’un birçok maddesiyle birlikte, bu Kanun’un yürürlük tarihinden önce 5434 sayılı T.C. Emekli Sandığı Kanunu hükümlerine tâbi olarak görev yapmakta olan memurlar ve diğer kamu görevlilerini diğer sigortalılarla aynı sisteme tâbi kılan hükümlerin iptaline karar verilmiştir. İptal kararını takiben kabul edilen günlü, 5754 sayılı “Sosyal Sigortalar Ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu İle Bazı Kanun Ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun” ile Anayasa Mahkemesi iptal kararı doğrultusunda 5510 sayılı Kanunda düzenlemeler yapılmış ve anılan Kanun’a eklenen Geçici 1 inci ve Geçici 4 üncü maddelerle 5754 sayılı Kanun’un yürürlüğe girdiği tarih itibariyle bu Kanun’un 4 üncü maddesinin birinci fıkrasının (c) bendi kapsamına alınanlar ile bunların dul ve yetimleri hakkında, bu Kanunla yürürlükten kaldırılan hükümleri de dahil 5434 sayılı Kanun hükümlerine göre işlem yapılacağı hüküm altına alınmıştır. Diğer bir deyişle, 5754 sayılı Kanun’un yürürlüğe girmesinden önce memur ve diğer kamu görevlisi olarak çalışmakta olanlar, evvelce olduğu gibi 5434 sayılı Kanun hükümlerine tâbi olacaklar ve bunların emeklilikleri bakımından da aynı Kanun hükümleri uygulanmaya devam edecek; ancak 5754 sayılı Kanun’un yürürlüğe girmesinden sonra memur ve diğer kamu görevlisi olarak çalışmaya başlayanlar ise 5510 sayılı Kanun’un 4/c maddesi uyarınca, bu Kanun hükümlerine tâbi sigortalı sayılacak ve haklarında 5434 sayılı Kanun değil 5510 sayılı Kanun’un öngördüğü kural ve esaslar uygulanacak; ihtilaf halinde de adli yargı görevli bulunacaktır.

17  5754 sayılı Kanun’un yürürlüğüyle birlikte, artık sosyal sigortacılık esasına göre faaliyet gösteren ve yaptığı, tesis ettiği işlem ve muameleler idari işlem sayılamayacak bir sosyal güvenlik kurumunun varlığından söz etmek gerekli bulunmaktadır.  5754 sayılı Kanun’un yürürlüğe girmesinden önce iştirakçi sıfatıyla çalışmakta olan memurlar ve diğer kamu görevlileri ile emekli sıfatıyla 5434 sayılı Kanun’a göre emekli, dul ve yetim aylığı almakta olanlar ve ayrıca memurlar ve diğer kamu görevlilerinden ileride emekliliğe hak kazanacaklar yönünde ise Sosyal Güvenlik Kurumu’nun tesis edeceği işlem ve yapacağı muameleler “idari işlem” niteliğini korumaya devam edecek bunlara ilişkin ihtilaflarda da evvelce olduğu gibi idari yargı yeri görevli olmaya devam edecektir.

18  Anayasa Mahkemesi’nin daha önceki kimi kararlarında da belirtildiği üzere, tarihsel gelişime paralel olarak Anayasa’da adli ve idari yargı ayrımına gidilmiş ve idari uyuşmazlıkların çözümünde idare ve vergi mahkemeleriyle Danıştay yetkili kılınmıştır. Bu nedenle, kural olarak idare hukuku alanına giren konularda idari yargı, özel hukuk alanına giren konularda adli yargı görevli olacaktır. Bu durumda idari yargının görev alanına giren bir uyuşmazlığın çözümünde adli yargının görevlendirilmesi konusunda yasa koyucunun mutlak bir takdir hakkının bulunduğunu söylemek olanaklı değildir. Ancak idari yargının denetimine bağlı olması gereken idari bir uyuşmazlığın çözümü, haklı neden ve kamu yararının bulunması halinde yasa koyucu tarafından adli yargıya bırakılabilir.

19  5510 sayılı Kanun ile birlikte sosyal güvenlik tek çatı altında toplanmış, özel hukuk niteliği ağır basan sosyal güvenlik hukuku alanı oluşmuştur. İtiraz konusu kuralda, ayrım yapılmaksızın 5510 sayılı Kanundaki iş ve işlemler hakkında genel bir düzenleme yapılmış ve aksine hüküm bulunmayan hallerde, Kanun kapsamındaki uyuşmazlıkların çözüm yeri olarak iş mahkemeleri gösterilmiştir.  İş mahkemeleri, iş hukuku alanındaki uyuşmazlıkları çözmekle görevli, ihtisaslaşmış adli yargı mahkemeleridir. Yasa koyucu 5510 sayılı Kanun kapsamındaki iş ve işlemler, prim esasına dayalı yeni sistemin niteliğine bağlı olarak iş mahkemelerinin görev alanı kapsamına alabilir.  Sosyal güvenlik hukuku kapsamında aynı konuya ilişkin tüm uyuşmazlıkların, bu alanda görevli uzman mahkeme olan iş mahkemelerinde görülmesinin, hak arama özgürlüğünü kolaylaştırıcı nitelikte olduğu, bu suretle kısa sürede sonuç alınmasını olanaklı kıldığı da açıktır.  Bu bakımdan 5510 sayılı Kanunun yürürlüğünden sonra, prim esasına dayalı yeni sistemin içeriği ve Kanun kapsamındaki iş ve işlemlerin niteliği göz önünde bulundurulduğunda, itiraz konusu kuralla, yargılamanın bütünlüğü ve uzman mahkeme olması nedeniyle Kanun hükümlerinin uygulanmasıyla ilgili ortaya çıkan uyuşmazlıkların çözümünde iş mahkemelerinin görevlendirilmesinde Anayasa’ya aykırılık görülmemiştir.

20  Somut olayda, davacının eşinin Emekli Sandığı iştirakçisi olduğu sabit olup uyuşmazlığın çözümünün idari yargının görev alanına girdiği gözetilerek 6100 sayılı HMK'nın 114/1-b maddesine göre dava şartı olan "yargı yolunun caiz olmaması" nedeniyle davanın usulden reddine karar verilmesi gerekirken işin esasına girilerek yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.  O halde, davacının bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır. Y21HD., 12/05/2015, E. 2015/218, K. 2015/10685

21  Dava, Emekli Sandığı kapsamında geçen hizmetlerine karşılık olarak emekli ikramiyesi ödenmesi istemine ilişkindir. ….Söz konusu uyuşmazlığın, idari yargının görev alanına girdiği gözetilip, dava şartlarından olan yargı yolunun caiz olmaması nedeniyle HMK’nun 114/1-b ve 115. Maddeleri gereğince davanın usulden reddine karar verilmesi gerekirken, davanın esasına girilip yazılı biçimde hüküm tesis edilmiş olması usul ve yasaya aykırı görülmüştür.  Y10HD., , E. 2014/22237, K. 2015/10541

22  Dava, davacının Isparta Eklem Hastalıkları Hastanesi nezdinde tarihleri arasındaki çalışmalarında fiili hizmet süresi zammından faydalanması gerektiğinin tespiti ile bu talebin reddine ilişkin tarih ve sayılı kurum işleminin iptali istemlerine ilişkindir.  Mahkeme, ilamında belirtildiği şekilde davalı kurumun tarih ve sayılı işleminin iptali ile davacının tarihleri arasında 5434 sayılı kanunun 32. maddesinin d fıkrası gereğince fiili hizmet süresi zammından faydalanabileceğinin tespitine hükmedilerek davanın kabulüne karar verilmiştir.  Davacının, Eğirdir Kemik Hastalıkları Hastanesinin tarihli Baştabiplik yazısına göre tarihleri arasında ortopedi atölyesinde hizmetli kadrosunda Emekli Sandığı iştirakçisi olarak görev yaptığı, 5434 sayılı Yasanın 32. maddesi ve 5510 sayılı Yasanın 40. maddesi uyarınca fiili hizmet zammından yararlandırılma talebinin davalı kurumca tarihli yazı ile davacının hizmetlerinin 5434 sayılı yasanın 32. maddesi kapsamında olmadığı gerekçesi ile reddedildiği ve davacının bu işlemin iptali amacıyla Isparta İdare Mahkemesine dava açtığı, Isparta İdare Mahkemesi'nin tarih ve 2012/362 E-372K sayılı kararı ile davanın 5510 sayılı Yasanın hükümlerinin uygulanmasından kaynaklı uyuşmazlık olarak nitelendirilerek adli yargıda (İş Mahkemelerinde) görülmesi gerektiği belirtilerek, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Yasasının 15/1-a hükmü uyarınca görev yönünden reddine karar verildiği anlaşılmaktadır.  Mahkemelerin görevi ve yargı yolu "yasa"ile belirlenmiş olup, kamu düzenine ilişkin bulunması nedeniyle, yargılamanın her safhasında, mahkemece, resen nazara alınır.

23  5510 sayılı Kanun'un geçici 7. maddesinin birinci fıkrası "Bu Kanunun yürürlük tarihine kadar tarihli ve 506 sayılı, tarihli ve 1479 sayılı, tarihli ve 2925 sayılı, bu Kanunla mülga tarihli ve 2926 sayılı, tarihli ve 5434 sayılı Kanunlar ile tarihli ve 506 sayılı Kanunun geçici 20'nci maddesine göre sandıklara tabi sigortalılık başlangıçları ile hizmet süreleri, fiilî hizmet süresi zammı, itibarî hizmet süreleri, borçlandırılan ve ihya edilen süreler ve sigortalılık süreleri tabi oldukları kanun hükümlerine göre değerlendirilir." hükmünü getirmiş, aynı maddenin sondan ikinci fıkrası ise, "Kanunun yürürlük tarihinden önce 5434 Sayılı Kanunun ilgili hükümlerine göre itibari hizmet süresine müstehak kadro ve görevlerde bulunanlardan bu Kanunun 4'üncü maddesinin birinci fıkrasının (c) bendi kapsamında çalışmaya devam edenlerin itibari hizmet süreleri hakkında, bu Kanunun yürürlük tarihinden önceki hükümlerinin uygulanmasına devam edilir." hükmünü getirmiş olup, 5510 Geçici 4. maddesinin 8. fıkrasında ise, "Bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten önce iştirakçi olup, bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarih itibarıyla bu Kanunun 4 üncü maddesinin birinci fıkrasının (c) bendi kapsamına alınanların kesenek ve karşılıkları, fiili hizmet zammı ve itibari hizmet süresi karşılıkları ile %100 artış farkları hakkında 5434 sayılı Kanunun bu Kanunun yürürlüğe girmeden önceki hükümleri uyarınca işlem yapılır..." hükmüne yer verilmiştir.  5434 sayılı Emekli Sandığı Kanunu iştirakçisi olan davacının 5510 sayılı Yasa kapsamındaki fiili hizmet zammından kaynaklanan uyuşmazlığın, yukarıda sıralanan düzenlemeler ışığında idari yargıda çözümlenmesi gerektiği yönü gözetilmeksizin, davanın esasına girilerek, karar verilmiş olması, usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.  O hâlde, davalı vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.  SONUÇ: Temyiz edilen hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, 0/ 05/2015 gününde oybirliğiyle karar verildi.  Y21HD., 0/ , E. 2015/8137, K. 2015/9716

24  …5434 sayılı Kanun hükümlerince bağlanan davaya konu aylığın kesilmesi de 5434 sayılı Kanun hükümlerine tabi olduğundan, uyuşmazlığın çözümünde ne 506 sayılı Kanun’un ne de 5510 sayılı Kanun’un uygulama yeri bulunmamaktadır. Bu durumda sözü edilen 101’inci madde hükümlerine göre sınırlı yetki ile donatılmış İş Mahkemesi görevli değildir.  Öte yandan; 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 2’nci maddesine göre kimler aleyhine idari yargıda dava açılabileceği açıklanmış olup, gerçek kişiler ile özel hukuk tüzel kişileri hakkında idari yargı yerinde dava açılamayacağı ve dava konusu uyuşmazlığın çözümünde genel mahkemelerin görevli olduğu nazara alınmaksızın, işin esasına girilerek davanın reddine karar verilmesi, usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.  Y10HD., , E. 2013/12728, K. 2014/16110.

25 5510 sayılı Kanun'un 81.maddesinin (ı) bendi uyarınca beş puanlık prim desteğinden bir yıl süreyle yararlandırılmamasına ilişkin tesis edilmiş olan işlemin iptali istemiyle açılan ve 5510 sayılı Kanun’un uygulanması kapsamına giren davanın, 5510 sayılı Kanun’un 101’inci maddesi dikkate alındığında, ADLİ YARGI YERİNDE görülmesi gerektiği  Uyuşmazlık mahkemesi E. 2013/1675, K. 2013/1888 sayılı ve tarihli ilamında uyuşmazlığın 5510 sayılı Kanun’un uygulanması kapsamına giren davanın, 5510 sayılı Kanun’un 101’inci maddesi dikkate alındığında, adli yargı yerinde görülmesi gerektiği belirtimiştir.  Davacının, 2009 yılı 8. ayı ila 2010 yılı 1. aylarına ilişkin olarak, 5510 sayılı Kanunun 81. maddesinin (ı) bendine göre, Hazine tarafından karşılanacağı belirtilen beş puanlık kısmın da kendisinden tahsil edildiğini belirterek, davalı Kurum’dan istirdadını istediği gözetildiğinde; buna göre, uyuşmazlığın 5510 sayılı Kanunun uygulanmasından doğmakta olup; 5510 sayılı Yasanın 101. maddesindeki düzenleme uyarınca, uyuşmazlığın, iş mahkemelerinde görülüp hükme bağlanması yasal zorunluluğunun bulunmasına göre; Mahkemece, işin esasına girilerek, sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, genel mahkemenin görevli olduğundan bahisle yazılı şekilde karar verilmiş olması, usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir (Y10HD., , E. 2012/23592, K. 2013/2374)

26  Mahkemece, 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu'nun uygulanmasından doğan ihtilafların anılan yasanın 101. maddesi uyarınca iş mahkemesinde görülmesi gerektiğinden bahisle dava dilekçesinin görev yönünden reddine dair verilen karar, Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin tarih ve 2011/14383 E, 2012/21121 K sayılı ilamıyla, taraflar arasında işçi işveren ilişkisi bulunmaması, tarafların tacir olması ve uyuşmazlığın taraflar arasındaki sözleşmeden kaynaklanması karşısında sözleşme hükümlerinin tarih ve 5763 sayılı Kanun'un 24. maddesi ile değişik 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu'nun 81/1. maddesi çerçevesinde yorumlanması suretiyle bir karar verilmesi gerekirken, uygulama yeri olmayan 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu'nun 101. maddesi uyarınca iş mahkemesinin davaya bakmakla görevli olduğundan bahisle görevsizlik kararı verilmesinin doğru olmadığı belirtilerek bozulmuş, bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonucunda, iddia, savunma, benimsenen bilirkişi raporu ve dosya kapsamına göre, 5510 sayılı Yasa'nın 81/1-ı maddesi ile getirilen % 5 prim teşviğinin, davacının hak edişlerinden kesilmesinin yasaya aykırı olduğu gerekçesiyle, davanın kabulü ile, toplam ,60 TL'nin kesinti tarihlerinden itibaren değişen oranlarda avans faizi uygulanmak suretiyle davalıdan tahsiline karar verilmiştir. Y23HD., , E. 2014/6422, K. 2015/1163

27 Sosyal Güvenlik Kurumu İle Sigortalılar Arasındaki İlişkiler Bakımından Yargı Yolu  5510 sayılı kanun döneminden önce gerçekleşen olaylarda:  Kurum tarafından sunulan edimler bakımından:  Yargıtay vermiş olduğu bazı kararlarda görevli mahkemeyi olay tarihine göre belirlemiştir: 657 sayılı kanuna tabi ilçe seçim kurul müdürü kalp rahatsızlığının tedavisi için dava konusu edilen ilaç kaplı stenti satın almıştır. Bu bedelin ödenmesine ilişkin davada emekli sandığı iştirakçileri açısından görevli mahkemenin belirlenmesinde tedavinin başladığı tarih esas alınmıştır. Yüksek mahkemeye göre pasif sigortalılar için tedavisi tarihinden önce başlayanlar ile bunların hak sahipleri yönünden idari yargı görevlidir. Tedavisi anılan tarihten sonra başlayanlar yönünden ise adli yargı görevlidir.  Yüksek mahkeme aktif kamu görevlileri bakımından yasanın yürürlüğe giriş tarihini değil kamu kurumlarının üstlenmiş oldukları sağlık hizmetini sosyal güvenlik kurumuna devir tarihini esas almıştır.  Buna göre kamu personeli için bu tarih iken asker ve sivil personel ile bunların bakmakla yükümlü oldukları kişileri için olarak kabul edilmiştir.

28  Memur olarak aktif kamu çalışanı olan davacının, davaya konu tedavisinin, sağlık sigortası açısından Sosyal Güvenlik Kurumu’na devredildiği tarihinden önce, tarihinde başladığı gözetildiğinde, uyuşmazlığın çözümünün idari yargının görev alanına girdiği gözetilerek, davanın, görevsizlik nedeniyle reddine karar verilmesi gerekirken, işin esasına girilerek yazılı şekilde karar verilmiş olması, usul ve yasaya aykırıdır. Y10HD., , E. 2011/14507, K. 2012/4145  aktif kamu çalışanı olan davacının ve bakmakla yükümlü olduğu eşinin, davaya konu tedavilerinin, sağlık sigortası açısından Sosyal Güvenlik Kurumu’na devredildiği tarihinden önce başladığı gözetildiğinde, uyuşmazlığın çözümünün idari yargının görev alanına girdiği gözetilerek, Mahkemece, "yargı yolu yanlışlığı nedeniyle dava dilekçesinin reddine" şeklinde karar verilmesi gerekirken, işin esasına girilerek yazılı şekilde karar verilmiş olması, usul ve yasaya aykırıdır. Y10HD., , 2011/4614, K. 2012/8237

29  Ancak uyuşmazlık mahkemesinin UYUŞMAZLIK MAHKEMESİ HUKUK BÖLÜMÜ tarih ve E. 2012/536, K. 2012/433 sayılı kararında Bu durumda, 5510 sayılı Yasanın yürürlüğe girmesinden önce iştirakçi sıfatıyla çalışmakta olan memurlar ve diğer kamu görevlileri ile emekli sıfatıyla 5434 sayılı Kanuna göre emekli, dul ve yetim aylığı almakta olanlar ve ayrıca memurlar ve diğer kamu görevlilerinden ileride emekliliğe hak kazanacaklar yönünden Sosyal Güvenlik Kurumunca tesis edilen işlem ve yapacağı muamelelerin “idari işlem” ve “idari eylem” niteliğini korumaya devam edeceği, dolayısıyla, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 2/1-a maddesinde belirtilen idari işlemler hakkında yetki, şekil, sebep, konu ve maksat yönlerinden biri ile hukuka aykırı olduklarından dolayı iptalleri için menfaatleri ihlal edilenler tarafından açılan iptal davaları kapsamında bulunan, 5754 sayılı Yasanın yürürlüğe girdiği tarihte emekli kamu personeli olan davacı tarafından açılan davanın, görüm ve çözümünün idari yargı yerinde görüleceği sonucuna varılmıştır.  Bu bağlamda Y21HD., tarih ve E. 2013/19667, K. 2014/15837 sayılı ilamında kalp rahatsızlığı nedeniyle ilaçlı stent takılan emekli sandığı emeklisi olan davacıya Kurumca ödenmeyen tedavi giderinin fazlaya ilişkin hakkı saklı kalmak kaydıyla 2000,00 TL ' sinin yasal faizi ile birlikte tahsili istemine ilişkin davada Somut olayda; 5434 sayılı Yasa kapsamında iştirakçi olan davacının, 5510 sayılı Kanun'un geçici 4.maddesinde değişiklik getiren 5754 sayılı Kanun’un yürürlüğe girmesinden önce mevcut statüsünde bulunduğu göz önünde bulundurularak ve 6100 sayılı HMK'nın 114/1-b maddesine göre dava şartı olan "yargı yolunun caiz olmaması" nedeniyle davanın usulden reddine karar verilmesi gerekirken işin esasına girilerek yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir. Şeklinde hüküm kurmuştur.  Bu kapsamda söz konusu ayrımın kalktığı söylenebilecektir.

30  5434 sayılı Yasa'nın sağlık yardımlarına ilişkin hükümleri 5510 sayılı Yasa'nın 106/8. maddesiyle yürürlükten kaldırılmış; 5510 sayılı Yasa'nın geçici 4 ve 12. maddeleri, 5434 sayılı Yasa uyarınca emekli aylığı almakta olanlar yönünden herhangi bir istisnaya yer vermeksizin genel sağlık sigortasının uygulanmasını öngörmüş ve 5510 sayılı Yasa'nın genel sağlık sigortasına ilişkin hükümleri de, tarihinden itibaren yürürlüğe girmiştir.  Davacının tedavisi 5510 sayılı Yasa'nın yürürlüğe girdiği tarihten sonra gerçekleşmiş olup; 5510 sayılı Yasa'nın 101. maddesindeki düzenleme uyarınca, genel sağlık sigortasına ilişkin uyuşmazlıkların; iş mahkemelerinde görülüp hükme bağlanması yasal zorunluluğu bulunmaktadır. Ayrıca, davacı tarafından Ankara Ondördüncü İdare Mahkemesi'nde açılan 2009/214 E. sayılı davanın yargılaması sonucunda verilen, tarihli, 2009/334 K. sayılı kararda, "5434 sayılı Kanun kapsamındaki tedavi giderlerinden kaynaklanan uyuşmazlıklar idari yargı yerlerinde görülüp çözümlenmekte iken, 5510 sayılı Kanun ile, 5434 sayılı Kanun'un tedavi giderlerine ilişkin hükümlerinin, tarihinden itibaren yürürlükten kaldırıldığı, aynı Kanunda finansmanı sağlanacak ve sağlanmayacak sağlık giderlerinin düzenlendiği, davacının kalp ameliyatında kullanılan ilaç kaplı stent bedelinin ödenmesi için yaptığı başvurunun reddine ilişkin işlemin tesis edildiği ve bu bakılan davanın açıldığı ( ) tarihlerde 5510 sayılı Kanun'un yürürlükte olduğu, stent bedelinin ödenip ödenmeyeceği hususunun bu Kanun hükümleri uyarınca değerlendirileceğinden... adli yargı yerince ( İş Mahkemelerinde ) görülüp çözümlenmesi gerektiği..." gerekçesiyle davanın görev yönünden reddine karar verilmiştir.  Y10HD., , E. 2009/10006, K. 2009/16751.

31  Emekli Sandığı emeklisi olan davacı, hak sahibi olan eşinin kullandığı Pritor 80 mg adlı ilacın günde 2 tablet olarak kullanılması gerektiği halde Kurumun sadece 1 tableti karşıladığını belirterek, davalı Kurumun işleminin iptalini talep etmiştir.  Mahkemece, davanın kabulü ile, Kurumun "pritor 80 mg" adlı ilacın günde 2 doz olarak bedelinin ödenmeyeceğine ilişkin tarihli sayılı işleminin iptaline karar verilmiştir…. Somut olayda uyuşmazlığın, 5510 sayılı Yasa'nın yürürlüğe girdiği tarihinden önce Emekli Sandığı iştirakçisi olan davacının eşinin tedavisinde kullanılan ilacın sağlık raporunda yazılı şekilde kullanımı yönünde işlem yapmayan Kurum işlemin iptaline ilişkin istemin çözümünün idari yargının görev alanına girdiği gözetilerek 6100 sayılı HMK'nın 114/1-b maddesine göre dava şartı olan "yargı yolunun caiz olmaması" nedeniyle davanın usulden reddine karar verilmesi gerekirken işin esasına girilerek yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.  Y21HD., 28/04/2015, E. 2015/7495, K. 2015/9302.

32 Kurum Adına Edim Sunan Kişilerle Olan İlişkiler Bakımından Yargı Yolu  Eczacılar ile ilişkiler bakımından  Özel sağlık kurum ve kuruluşları bakımından

33 Eczacılar ile ilişkiler bakımından Kurum sigortalıların ilaç ihtiyaçlarını karşılamak için önce türk eczacılar birliği ile protokol yapmakta sonra bu protokole dayalı olarak tek tek eczane sahipleri ile ilaç satın almaya ilişkin ikincil (tip) sözlemeler yapmaktadır. Ana sözleşmeler ile ilgili olarak : eczacılarla yapılan sosyal güvenlik kapsamındaki kişilerin türk eczacıları birliği üyesi eczanelerden ilaç teminine ilişkin protokolü Danıştay tarihli bir kararında idari sözleşme saymış iken Yargıtay Hukuk Genel kurulu tarihli bir kararında davanın adli yargıda (genel mahkemelerde) görülmesi gerektiğine hükmetmiştir. Aynı şekilde ikincil sözleşmeler ile ilgili de Danıştay davanın idari yargıda Yargıtay ise adli yargıda görülmesi gerektiğine hükmetmektedir.

34 Y21HD , E. 2015/7152, K. 2015/8603  Sağlık sigortası kapsamında sigortalı ve hak sahiplerine sağlık hizmeti sunmakta olan davalı Kurum, 5510 sayılı Kanunun 73. maddesi uyarınca eczanelerle sözleşme imzalayarak ilaç temin etmektedir. Dava konusu uyuşmazlık bu yetki çerçevesinde oluşan bir ihtilafa değil,bu yetkiye dayanarak yapılmış bir sözleşmeden çıkan uyuşmazlığa ilişkindir.  Somut olayda uyuşmazlığın, taraflar arasındaki sözleşmeye aykırılıktan kaynaklandığı belirgin olup, bu yönde, davada 5510 sayılı Kanunun uygulama yeri bulunmadığı gibi, uyuşmazlığın 5510 sayılı Kanunun uygulanmasından kaynaklandığını ortaya koyacak yasada başka bir hüküm de mevcut değildir. Aksine, sözleşme hükümlerine aykırılıktan doğan bu davanın yasal dayanağı Borçlar Kanununun 96 ve devamı maddeleri olduğundan, davanın İş Mahkemesinde değil, genel mahkemede görülmesi gerekir. Uygulamada gerek Dairemiz ve gerekse konu ile ilgili 13. Hukuk Dairesi ve Hukuk Genel Kurulu Kararları da bu yöndedir.

35  Dava, sözleşme gereği sunulan sağlık hizmeti bedelinin tahsili istemine ilişkindir…. Sözleşmeli sağlık sunucusu olan davacı, Kurum sigortalılarına sunulan sağlık hizmet bedellerinin eksik ödendiğini, haksız olarak cezai şart düzenlendiğini ileri sürerek, eksik ödenen sağlık yardımı bedelleri ile alacaklarından mahsup edilen cezai şart bedelinin tahsiline karar verilmesini istemiş olup; buna göre uyuşmazlık taraflar arasındaki sözleşmeye aykırılıktan kaynaklanmaktadır sayılı Kanunun 101. maddesine göre, bu kanun hükümlerinin uygulanmasıyla ilgili ortaya çıkan uyuşmazlıklar iş mahkemelerinde görülür. Oysa somut olayda, 5510 sayılı Kanunun uygulamasını gerektiren herhangi bir uyuşmazlık bulunmayıp, taraflar arasındaki davanın genel mahkemede açılması gerektiği gözetilerek, görevsizlik nedeniyle dava dilekçesinin reddine karar verilmesi gerekirken; işin esasına girilerek yazılı şekilde karar verilmiş olması, usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir...  Y10HD., , E. 2014/11134, K. 2014/15992

36  Dava konu somut olayda; davalılar ile Emekli Sandığı arasında yapılan sözleşme uyarınca reçete edilen gözlük bedellerinin Kurum tarafından ödendiği, yapılan tahkikat sonucu; göz doktoru tarafından tanzim olunmayan, hastane poliklinik hasta muayene protokol defterinde kayıtlı olmayan, hak sahiplerince alındıkları belli olmayan, gerçeğe uygun olarak düzenlenmediği, 55 adet gözlük reçete bedeli 7.872,97 TL’nin yersiz olarak ödendiğinin anlaşılması üzerine uğranılan Kurum zararının yasal faizi ile tahsili talep edilmiştir…  Mahkemenin görevini belirlerken, taraflar arasındaki uyuşmazlığın hangi hukukî sebebe dayandığına bakmak gerekir. Dosya kapsamına göre, sağlık sigortası kapsamında sigortalı ve hak sahiplerine sağlık hizmeti sunmakta olan Sosyal Güvenlik Kurumu, özel sağlık kuruluşlarından sözleşme imzalayarak sağlık hizmeti satın alarak bu hizmeti sunduğu, uyuşmazlığın, taraflar arasındaki sözleşmeye aykırılıktan kaynaklandığı tartışmasız olup, yasal dayanağı Borçlar Kanununun 96 ve devamı maddeleridir. Hâl böyle olunca davanın iş mahkemesinde değil, genel mahkemede görülmesi gerektiğinin kabulü gerekir.  Y10HD., , E. 2011/15116, K. 2013/77

37  Dava, 921 kişinin hizmet bildirimlerinin örgütlü suç kapsamında, işyeri tescil ettirilerek ve evrakta sahtecilikve kamu kurumunun zararına dolandırıcılık yoluyla davalılar tarafından gerçekleştirildiği ve bu bildirimler dolayısıyla, sigortalı olarak bildirimleri yapılanlara yersiz olarak yapılan sosyal sigorta yardımlarının davallardan tahsili amacıyla kurumca yapılan takibe karşı itirazın iptali ve icra inkâr tazminatı istemine ilişkindir…  Uyuşmazlığın çözümünde, ne 506 sayılı Kanun, ne 1479 sayılı Kanun ne de 5510 sayılı Kanun’un uygulama yeri bulunmamakta olup, davalıların sahte işyeri tescil belgeleri kullanmak suretiyle sigortalı olacak kişilerden menfaat temin ederek davalı Yaşar Çalıkyılmaz’ın kızı adına kayıtlı Eda Anadolu Sigorta Acenteliğindeki bilgisayarlardan girişlerin yapıldığı, diğer davalının ise Yaşar’a müşteri temin etmekle görevli olduğu bu suretle Yaşar’ın eylemine katıldığı iddiasına dayalı olarak bu davanın açıldığı dikkate alındığında davanın yasal dayanağı 818 sayılı Borçlar Kanunu'nun 41 ve devamı (6098 sayılı Kanunun 49 ve devamı) maddeleridir. Bu durumda yukarıda sözü edilen kanun maddeleri hükümlerine göre sınırlı yetki ile donatılmış iş mahkemesi görevli değildir. Bu çerçevede uyuşmazlığın çözümünde genel mahkemelerin görevli olduğu gözetilmeksizin, yazılı şekilde hüküm tesisi, usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.  Y10HD., , E. 2014/7888, K. 2014/15364

38 Y21HD., 13/04/2015, E. 2014/12322, K. 2015/7943  Somut olayda, uyuşmazlığın, davacının 5434 sayılı Kanun kapsamında talep ettiği makam ve görev tazminatı istemine ilişkin olduğu ve 5434 sayılı Kanun hükümlerine göre çözülmesi gerektiği anlaşılmakla, uyuşmazlığın çözümünün idari yargının görev alanına girdiği gözetilerek 6100 sayılı HMK'nın 114/1-b maddesine göre dava şartı olan "yargı yolunun caiz olmaması" nedeniyle davanın usulden reddine karar verilmesi gerekirken esastan karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.

39 Y21HD. 01/07/2014, E. 2014/6318, K. 2014/15762  Somut olayda, davacılar murisi Hüsnü Gürkan Oker'in lisanslı jokey olarak kendi nam ve hesabına serbest çalıştığı ve davalılar ile arasında hizmet ilişkisinin bulunmadığının anlaşılmasına göre, uyuşmazlığın İş Mahkemeleri tarafından çözüme bağlanması mümkün değildir.  Davanın genel hükümlere göre genel mahkemelerde sonuçlandırılması gerekir. Bu durumda, mahkemece, görevsizlik nedeniyle dava dilekçesinin reddine karar verilmesi gerekirken, işin esasına girilerek yazılı şekilde davanın reddine karar verilmiş olması doğru olmamıştır.

40 Y21HD., , E. 2014/11336, K. 2014/15561  Dava, hizmet tespiti istemine ilişkindir.  Mahkemece, İş Mahkemesi ile Sosyal Güvenlik Mahkemesi arasında görev ilişkisi varmışçasına, görevsizlik kararı verilmiştir.  Somut olayda, hizmet tespiti davası olarak açılan davanın Sosyal Güvenlik Mahkemesi yetkisi verilen İş Mahkemesi'nce görülüp neticelendirilmesi gerekir.  Bu itibarla; İş Mahkemeleri ile Sosyal Güvenlik Mahkemesi yetkisi verilen İş Mahkemeleri arasında işbölümü ilişkisi sözkonusudur.

41 Y21HD., 28/04/2015, E. 2015/7495 K. 2015/9302  Somut olayda uyuşmazlığın, 5510 sayılı Yasa'nın yürürlüğe girdiği tarihinden önce Emekli Sandığı iştirakçisi olan davacının eşinin tedavisinde kullanılan ilacın sağlık raporunda yazılı şekilde kullanımı yönünde işlem yapmayan Kurum işlemin iptaline ilişkin istemin çözümünün idari yargının görev alanına girdiği gözetilerek 6100 sayılı HMK'nın 114/1-b maddesine göre dava şartı olan "yargı yolunun caiz olmaması" nedeniyle davanın usulden reddine karar verilmesi gerekirken işin esasına girilerek yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.

42 Y21HD., 19/06/2014, E. 2014/11638 K. 2014/14378  Somut olayda davacı ve davalı arasında hizmet sözleşmesi bulunduğu hususunun kanıtlandığından bahsetmek mümkün değildir. Hal böyle olunca uyuşmazlığın çözüm yerinin İş Mahkemeleri değil Genel Mahkemeler olduğu açıktır.

43 Y21HD., 23/06/2014, E. 2013/15857 K. 2014/14690  Somut olayda uyuşmazlığın, davacının babası olan muris Uğur Öktem'e muhtaç olduğu gerekçesiyle 5434 sayılı Kanun kapsamında bağlanan aylığın kesilmesine ilişkin olduğu ve 5434 sayılı Kanun hükümlerine göre çözülmesi gerektiği anlaşılmakla, uyuşmazlığın çözümünün idari yargının görev alanına girdiği gözetilerek 6100 sayılı HMK'nın 114/1-b maddesine göre dava şartı olan "yargı yolunun caiz olmaması" nedeniyle davanın usulden reddine karar verilmesi gerekirken işin esasına girilerek yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.

44  Uyuşmazlığın, haksız fiilden kaynaklandığı belirgin olup, bu yönde, davada 5510 sayılı Kanunun uygulama yeri bulunmadığı gibi, uyuşmazlığın 5510 sayılı Kanunun uygulanmasından kaynaklandığını ortaya koyacak yasada başka bir hüküm de mevcut değildir. Aksine, bu davanın yasal dayanağı Borçlar Kanunu'nun 49 ve devamı maddeleri olduğundan, davanın iş mahkemesinde değil, genel mahkemede görülmesi gerekir. Y10HD., , E. 2014/16601, K. 2015/10288

45  Dava, davacıya 2022 sayılı Kanuna 6111 sayılı Yasanın 67.maddesi ile eklenen geçici 2. madde kapsamında aylık bağlanması gerektiğinin tespiti istemine ilişkindir. Yukarıdaki açıklamalar ışığı altında yapılan değerlendirmeye göre; davalı SGK Başkanlığı (devredilen Türkiye Cumhuriyeti Emekli Sandığı)’na yönelik iş mahkemesine açılan ve görülen inceleme konusu davada, taraflar arasındaki hukuki uyuşmazlığın çözümünde 506, 1479 veya 5510 sayılı Kanunun uygulama yeri bulunmadığından, sözü edilen 134, 70 ve 101’inci madde hükümlerine göre sınırlı yetki ile donatılmış iş mahkemeleri görevli olmayıp, bu tür davalar idari yargının görev alanı içerisinde yer almaktadır.  Bu maddi ve hukuki olgular göz önünde bulundurularak yargı yolu yanlışlığı nedeniyle davanın dava şartı olmadığından usulden reddine karar verilmesi gerekirken, yanılgılı değerlendirme sonucu, işin esasına girilerek, hüküm kurulmuş olması, usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.  Y10HD., , E. 2014/10008, K. 2014/15212  Aynı yönde uyuşmazlık mahkemesi tarihinde idari yargının görevli olduğuna hükmetmiştir (UYUŞMAZLIK MAHKEMESİ Hukuk Bölümü, , Esas: 2013 / 1092, Karar: 2013 / 1546)


"SOSYAL SİGORTALAR HUKUKUNDA YARGI UYUŞMAZLIKLARI." indir ppt

Benzer bir sunumlar


Google Reklamları