Sunum yükleniyor. Lütfen bekleyiniz

Sunum yükleniyor. Lütfen bekleyiniz

SİNDİRİM SİSTEMİ (Systema digestorium) Hazırlayan Prof. Dr. Nihat EKİNCİ.

Benzer bir sunumlar


... konulu sunumlar: "SİNDİRİM SİSTEMİ (Systema digestorium) Hazırlayan Prof. Dr. Nihat EKİNCİ."— Sunum transkripti:

1 SİNDİRİM SİSTEMİ (Systema digestorium) Hazırlayan Prof. Dr. Nihat EKİNCİ

2 Besin Sindirim Emilim Sindirim kanalı Sindirim sistemi

3 SİNDİRİM KANALI Ağız, Yutak, Yemek borusu, Mide, İnce bağırsaklar, Kalın bağırsaklar ve anüs’ten meydana gelen bu kanal ortalama 8-10 m uzunluktadır.

4 Sindirim Kanalının Tabakaları tunica mucosa, tunica submucosa, tunica muscularis tunica serosa veya adventitia’dan

5 Ağız: Dudaklar Yanaklar Damak Dil Dişler

6 Dudaklar

7 Yanaklar

8 Damak

9 Gingivae (dişeti): Ağız içerisini döşeyen mukozanın alt ve üst çenedeki diş kavislerini (proc. alveolaris) ve dişlerin boynunu (cervix dentis) örten kısmına gingivae denir. Ağız mukozasından daha kalındır.

10 Dil

11 Dilde bulunan papillalar: Papillae vallatae (circumvallatae) Bu papillalar acıya karşı duyarlıdır. Papillae fungiformes: Tatlı ve tuzluya karşı duyarlıdır. papillae lentiformes denir. Papillae foliatae: Yaprak şeklinde papillalar Ekşiye karşı duyarlıdır. Papillae filiformes: Bunlar tat tomurcukları içermez. Bu papillalar arasında bulunan uzun ve konik şekilli olanlarına papillae conicae

12 Dil kasları: Dil içerisinde farklı yönlerde uzanan çizgili kaslar; ekstrinsik kaslar ve intrinsik kaslar Ekstrinsik kaslar m. genioglossus, m. styloglossus, m. hyoglossus ve m. palatoglossus’tur. M. genioglossus mandibula’nın iç yüzünden başlar. Dilin alt yüzünden dile girer ve dilin arkaya kaçmasını önler. Dilin güvenlik kası olarak isimlendirilir.

13 İntrinsik kaslar; dil içerisinde başlayıp, dil içerisinde sonlanan kaslar olup dilin şeklini değiştirirler. M. verticalis linguae, m. transversus linguae, m. longitudinalis superior ve m. longitudinalis inferior’dur.

14 Dentes (dişler): Besinlerin çiğnenmesini sağlayan dişler alt ve üst çenedeki diş kavislerine (processus alveolaris) dizilmişlerdir. İnsanda farklı zamanlarda çıkan iki diş grubu (süt dişleri ve kalıcı dişler) vardır.

15 Süt dişleri Doğumdan 6 ay sonra çıkmaya başlayan dişlere süt dişleri (dentes decudui) denir. Bunlar alt ve üst çenede 10’ar tane olup toplam 20 tanedir ve 2 yaşında tamamlanırlar. Her bir yarım çenede 2 tane kesici diş (dentes incisivi), 1 tane köpek dişi (dens canini) 2 tane azı dişi (dentes molares) Formülü 2İ, 1C, 2M olarak yazılır.

16 Kalıcı dişler Altıncı yaştan sonra süt dişleri dökülerek yerine kalıcı dişler (dentes permanentes) çıkmaya başlar. Toplam 32 tane olan kalıcı dişler, her bir yarım çenede 2 kesici diş (dentes incisivi), 1 köpek dişi (dens canini) ve 2 küçük azı dişi (dentes premolares) ve 3 büyük azı dişi (dentes molares) olarak bulunur. Formülü 2İ, 1C, 2P, 3M olarak yazılır. Üçüncü molar dişe akıl dişi (dentes serotinus) denir. Bu diş yaşları arasında çıkar.

17 Dişin anatomik Yapısı Bir dişin anatomik olarak üç kısmı vardır. Ağız içerisinde gözüken kısım corona dentis, Diş etinin tutunduğu boyun kısmı cervix dentis ve Kemik içerisinde gömülü olan kısım radix dentis adını alır. Radix dentisin ucunda (apex radicis dentis) bir delik (foramen apicis dentis) bulunur. Bu delikten dişe ait damar ve sinirler girer. Premolar ve molar dişler birden fazla köke sahip iken kesici ve köpek dişlerde birer tane kök bulunur.

18

19 Corana dentis’i dıştan örten tabakaya diş minesi (substantia adamantina), Rradix dentisi dıştan örten yapıya cementum (substantia ossea) denir. Minenin ve cementumun altındaki tabakaya dentinum (substantia eburnea) denir. Dişin ortasında bulunan boşluğa cavitas dentis denir. Bu boşlukta pulpa dentis denilen diş özü bulunur. Cavitas dentise foramen apicis dentis yoluyla damar ve sinirler girer.

20 Yutak (pharynx): Sindirim sisteminin ağız boşluğundan sonra gelen bölümü olup ağız boşluğu, burun boşlukları ve larynx’in arkasında yer alır. Kas ve zarlardan yapılmıştır. Yutak (pharynx)

21 pharynx Yaklaşık 15 cm uzunluğunda olup kafatası tabanından 6. boyun omuru hizasına (cricoid kıkırdağın alt kenarı) kadar uzanır. Pharynx’in en dar yeri yaklaşık 1.5cm olup alt ucunda yani özofagus ile birleştiği yerde bulunur.

22 Pharynx boşluğuna cavitas pharyngis denir. Pharynx önde komşu olduğu boşluklara göre üç kısımda incelenir.

23 Pars nasalis pharyngis: Burun boşluğunun arkasında bulunur. Üst sınırını kafa tasının tabanı, alt sınırını yumuşak damağın arka kenarı oluşturur. Solunum ve işitme organları ile ilgili olan bu bölüm diğer bölümlerden daha geniş olup sürekli açıktır. Önde choanae denilen geçitler ile burun boşluklarına bağlanır. choanae

24 Dış duvarında Östaki borusunun (tuba auditivae) yutağa açılan deliği (ostium pharyngeum tuba auditiva) bulunur. Östaki borusu orta kulak boşluğunu yutağa bağlar ve orta kulak boşluğunun hava basıncını ayarlar. Bu deliğin etrafındaki mukozada bulunan lenf folliküllerine tonsilla tubaria (Gerlach bademciği) denir. Pars nasalis pharygis’in arka duvarındaki lenfatik yapıya ise tonsilla pharyngealis denilir. ostium pharyngeum tuba auditiva tonsilla pharyngealis

25 Pars oralis pharyngis: Yutağın yumuşak damak ile hyoid kemik arasında kalan kısmıdır. Ön tarafta isthmus faucium aracılığı ile ağız boşluğuna bağlanır. Yan duvarında ise arcus palatoglossus ve arcus palatopharingeus ile bu arcus’lar arasında da tonsilla palatina bulunur. isthmus faucium arcus palatopharingeus tonsilla palatina

26 Pars laryngea pharyngis: Yutağın larynx’in arkasında bulunan bölümü olup hyoid kemik ile 6. boyun omurunun alt kenarı arasında bulunur. Aşağıda özofagus ile devam eder. Önde aditus laryngis aracılığı ile larynx’e bağlanır. Larynx ile arasında oluşan çıkmaza recessus priformis adı verilir. aditus laryngis recessus priformis özofagus

27 Pharynx’in yapısı: Pharynx içten dışa doğru dört tabakadan (tunica mucosa, tunica fibrosa, tunica muscularis, tunica adventitia) oluşur. Pars nasalis pharyngis’i döşeyen mukoza burun boşluklarını döşeyen mukoza karakterinde (yalancı çok katlı silindirik epitel), pars oralis ve pars laryngea pharyngis’i döşeyen mukoza ise ağız boşluğunu döşeyen mukoza (çok katlı yassı epitel) karakterindedir. Tunica fibrosa sağlam bağ dokusu özelliğindedir.

28 Pharynx’in kas tabakası oldukça kalın olup çizgili kaslardan oluşur ve constrictor (dış) kaslar ve levator (iç) kaslar olarak iki kısımda incelenir. Konstriktör kaslar yutma esnasında yukarıdan aşağıya doğru kasılarak gıdaları özofagusa doğru iterler. Levator kaslar ise yutma ve konuşma esnasında pharynx’i kaldırır ve genişletirler. constrictor kaslar levator kaslar

29 Yemek borusu (oesophagus): Yaklaşık 25 cm uzunluğunda pharynx ile mide arasında uzanan kas yapılı bir borudur. Cartilago cricoidea veya 6. boyun omuru hizasından başlar 10. göğüs omuru hizasında diaphragma’da bulunan kendine ait geçitten (hiatus oesophagus) geçerek 11. göğüs omuru seviyesinde mide ile birleşir. oesophagus diaphragma

30 Oesophagus pars cervicalis, pars thoracica ve pars abdominalis olarak üç kısımda incelenir. Pars cervicalis: Boyunda uzanan kısmı olup ön tarafında trachea, arka tarafında boyun omurları, yan taraflarında ise boyun damar sinir paketi ve troid bezinin yan lobları bulunur. oesophagus trachea boyun omuru troid bezi

31 Pars thoracica: Göğüste bulunan parçası olup mediastinum superius’ta göğüs omurlarının önünde, trachea’nın arkasında yer alır. Aorta’nın arka sağ tarafından geçerek mediastinum posterius’a girer ve aşağı doğru ilerler. Diaphragmadan geçerek karın boşluğuna girer. aorta oesophagus

32 Pars abdominalis: Karında bulunan parçası olup özofagusun en kısa parçasıdır. 10. göğüs omuru yüksekliğinde orta çizginin biraz solunda başlar. 11. göğüs omuru yüksekliğinde midenin kardiasında sona erer. mide

33 Özofagus sindirim kanalının, appendix vermiformis’den sonraki en dar bölümüdür. Normal olarak 4 yerde darlık gösterir.

34 Bunlardan birincisi başlangıç yerinde, ikincisi bronchus principalis sinister’le çaprazlaştığı yerde, üçüncüsü arcus aortae’yi çaprazladığı yerde, dördüncüsü de diaphragmadan geçtiği yerde bulunur. Başlangıç yerindeki birinci darlık, en dar yeridir ve yaklaşık 1,5 cm kadardır. Bu darlık klinik uygulamalar esnasında buradan geçebilecek aletlerin çapı bakımından önemlidir.

35 Özofagusun esas fonksiyonu besin ve sıvıların farinksten mideye taşınmasını sağlamaktır. Mukozası çok katlı yassı epitel ile döşenmiştir.

36 Özofagusun kas tabakasının 1/3 üst kısmı çizgili kastan, 1/3 alt parçası düz kastan, 1/3 orta kısmı ise hem düz kas hem çizgili kastan meydana gelir.

37 Mide (gaster: ventriculus): Sindirim sisteminin en geniş parçası olup özofagus ile duodenum arasında bulunur. Karın boşluğunun üst kısmında orta hattının biraz solunda ve diaphragma’nın hemen altına yerleşmiştir. Sağ tarafında karaciğer, sol tarafında dalak bulunur. Arkada pankreas, diaphragma, sol böbrek ve böbrek üstü bezi ile önde kıkırdak kaburgalar, diaphragma ve karın ön duvarı ile komşudur. gaster

38 Midenin şekli şahıslar arasında farklılık gösterdiği gibi aynı şahısta dolu veya boş olmasına, kişinin pozisyonuna göre de değişir. Midenin hacmi yeni doğanda 30 cc, buluğ çağında 1000 cc, erişkinde 1500 cc, kadardır. Midenin iki deliği, iki duvarı ve iki kenarı vardır.

39

40

41 ostium pyloricum ostium cardiacum Mideyi özofagusa birleştiren deliğe ostium cardiacum, duodenuma birleştiren deliğe ostium pyloricum (L1 seviyesinde) denir. Ostium cardiacum; Th11 seviyesinde bulunur ve ağızdan itibaren uzaklığı yaklaşık 40 cm’dir.

42 Midenin ön duvarına paries anterior, arka duvarına paries posterior denilir. Ön ve arka duvarların birleşmesiyle oluşan ve sağa bakan kenara curvatura gastrica minor, denir. Bu kenardaki en derin noktaya incisura angularis denir. Midenin sola bakan kenarına curvatura gastrica major denilir. Özofagusun sol kenarı ile curvatura gastrica major arasında meydan gelen çentiğe incisura cardiaca denir. Sağ kenar konkav ve kısa iken, sol kenar konveks ve uzundur. curvatura gastrica minor incisura angularis curvatura gastrica major incisura cardiaca

43 Midenin kısımları: Mide anatomik olarak 5 kısımda incelenir. 1-Pars cardiaca: Midenin ostium cardiacum çevresindeki kısmıdır. 2-Fundus gastricus: Incisura cardiaca’dan geçen yatay düzlemin yukarısında kalan mide bölümüdür. Diaphragmanın altında bulunan bu kısmın içerisinde daima bir miktar gaz bulunur. pars cardiaca fundus gastricus

44 3-Corpus gastricum: Inc. cardiaca’dan geçen yatay düzlem ile inc. angularis’den geçen yatay düzlem arasında kalan mide bölümüdür. Midenin en çok genişleyebilen kısmıdır. corpus gastricum

45 4-Pars pylorica: Inc. angularis’ten geçen yatay düzlem ile pylorus arasında kalan kısımdır. Corpusa yakın olan geniş bölümüne antrum pyloricum, pylorus’a yakın olan dar bölümüne canalis pyloricus denilir. canalis pyloricus antrum pyloricum

46 5-Pylorus: Midenin duodenum ile birleşen bölümüdür. Burada mide ile duodeum arasındaki geçişi kontrol eden düz kastan meydana gelen bir sfinkter (m. sphincter pyloricus) bulunur. m. sphincter pyloricus

47 Midenin yapısı: Mide duvarı tunica mucosa, tunica submucosa, tunica muscularis ve tunica serosa olmak üzere 4 tabakalıdır. tunica mucosa tunica submucosa tunica muscularis tunica serosa

48 Tunica mucosa: Mide mukozası oldukça kalın bir tabakadır ve mide boş iken mukoza yüzeyinde plicae gastricae denilen mukoza katlantıları oluşur. Mide dolduğunda bu plikalar yassılaşarak kaybolur. plicae gastricae

49 Mide mukozasının curvatura gastrica minor’a yakın kısmında pilika bulunmaz ve burası düz bir kanal şeklindedir. Sıvı maddelerin geçtiği bu kanala Waldeyer’in mide caddesi denir. Waldeyer’in mide caddesi

50 Mukoza yüzeyindeki küçük kabartılara areae gastricae denilir. Bu kabartılar üzerinde faveolae gastricae adı verilen mide bezlerinin açıldığı çukurcuklar bulunur. areae gastricae faveolae gastricae

51 Mide yüzeyini örten epitel basit tek katlı prizmatik tiptedir ve bu hücrelerin hepsi mukus salgılar. Salgılanan mukus, epitel yüzey üzerinde kalın bir tabaka oluşturarak hücreleri mide asidinin ve pepsinin zararlı etkisinden korur.

52 Stres, psikosomatik faktörler ve aspirin gibi prostaglandin sentezini inhibe eden ve gastrik irritasyona neden olan maddeler yüzey epiteli ve koruyucu mukus tabakasını bozabilir ve sonuçta ülser oluşabilir.

53 Mide, besinlerin sindirilmesinde görev aldığı gibi aynı zamanda hem ekzokrin hem de endokrin organ olarak da görev yapar. Mide, ağızda başlayan karbonhidrat sindirimini devam ettirir, sindirilmiş yiyecekleri salgıladığı hidroklorik asit (HCl) ile karıştırarak kimus (chyme) adı verilen viskoz bir kitle haline dönüştürür ve pepsin enzimi ile protein sindirimini başlatır. Mide duvarı pek çok maddenin absorbsiyonu için bir engel oluşturur, ancak alkol, basit şekerler, bir miktar su ve bazı ilaçlar absorbe edilebilir.

54 Tunica submucosa: Gevşek bağ dokusundan oluşmuştur. Kan ve lenf damarları ile sinir pleksusları bu tabakada yer alır. Tunica submucosa

55 Tunica muscularis: En içte oblik, ortada sirküler ve dışta longitudinal olmak üzere üç yönde düzenlenmiş düz kas liflerinden oluşmuştur. Sirküler seyirli düz kas lifleri pylorus’da kalınlaşarak pilorik sfinkteri oluşturur. pilorik sfinkteri

56 Tunica serosa: Mideyi en dıştan örten peritoneum’dan ibarettir. Tunica serosa

57 İnce bağırsaklar (intestinum tenue): Yiyeceklerin sindiriminin ve emiliminin yapıldığı yer olan ince bağırsaklar sindirim kanalının en uzun parçasıdır.

58 İnce bağırsaklar ostium pyloricum’dan başlayıp valva ilioceacalis’e kadar uzanır ve uzunluğu canlılarda 5 m, kadavrada ise 6-7 m’dir. ostium pyloricum valva ilioceacalis

59 Karın boşluğunun orta ve alt kısımlarını işgal eder. İnce bağırsakların etrafını kalın bağırsaklar çepeçevre kuşatır. Mideden itibaren duodenum, jejunum ve ileum olmak üzere üç bölüme ayrılır.

60 12 parmak bağırsağı (duodenum): Sindirim kanalının mideden sonra gelen kısmı olan duodenum 25 cm uzunluğunda olup ince bağırsakların en kısa ve kalın kısmıdır. Duodenum göbek seviyesinin üstünde yerleşmiş olup dört bölümde incelenir. duodenum

61 1-Pars superior: Duodenum’un ilk parçası olup pylorus’tan başlar ve 5 cm kadardır. Mideye yakın kısmı ampulla (bulbus duodeni) olarak isimlendirilir ve intraperitoneal olarak yerleşmiştir. Pars superior

62 2-Pars descendens: Duodenum’un ikinci bölümü olup yaklaşık 8-10 cm’dir. Bu bölümün arka duvarında pylorus’tan 10 cm uzakta bulunan papilla duodeni major’a ductus choledochus ve ductus pancreaticus açılır. papilla duodeni major

63 3-Pars horizontalis: Yaklaşık 8 cm uzunluğunda olan bu bölüm horizontal olarak sağdan sola doğru uzanır ve pars ascendens ile devam eder. Pars horizontalis

64 4-Pars ascendens: Yaklaşık 2.5 cm uzunluğunda olup yukarı doğru uzanarak jejunum ile devam eder. Duodenum ve jejunum arasında meydana gelen kıvrıma flexura duodenojejunalis denir. Bu kıvrım lig. suspensorium duodeni (Treitz bağı) ile karın arka duvarına bağlanmıştır. flexura duodenojejunalis lig. suspensorium duodeni

65 Boş bağırsak ve kıvrımlı bağırsak (jejunum ve ileum): İnce bağırsakların 6-7 m’lik en hareketli bölümünü jejunum ve ileum oluşturur. Flexura duodenojejunalis’den başlar valva ileocaecalis’te sonlanır.

66 Jejunum ve ileum arasında kesin bir sınır yoktur. Ancak uygulamada ilk 2/5’i jejunum, son 3/5’i ileum olarak kabul edilir. Jejunum karın boşluğunun sol üst tarafını, ileum ise karın boşluğunun sağ alt tarafını işgal eder. jejunum ileum

67 Jejunum ileum’dan biraz daha kalın ve daha kırmızı renklidir Jejunum’da lenf follikülleri dağınık olarak bulunurken ileumda bir araya toplanarak Peyer plakları’nı (folliculi lymphatici agregati) meydana getirirler. Her plak nodülden oluşur ve çıplak gözle görülebilir. İnsanda yaklaşık 30 adet Peyer plağı vardır. folliculi lymphatici agregati

68 Jejunum ve ileum’u karın arka duvarına asan periton yapısına mesenterium denir. mesenterium

69 İnce bağırsaklar sindirim kanalının ortak özelliği olan dört tabakalı duvar yapısına sahiptir. Ancak emilim yüzeyini artırmak için mukoza ve submukoza tabakaları bazı özelleşmeler gösterir. Bunlara plica circulares, villi intestinales (villus) denir. villi intestinales

70 Plicae circulares: İnce bağırsakların iç yüzeyinde oluşan yarımay veya daire şeklindeki katlantılardır. Duodenum ve ileumda da bulunmasına rağmen jejunumda çok iyi gelişmiştir. Plicae circulares

71 Villi intestinales (villuslar): Villuslar mm uzunluğunda mukozanın lümene doğru yaptığı parmak şeklindeki uzantılardır, sayıları mm 2 'de kadardır. En fazla duodenumda ve proksimal jejunum’da bulunurlar. Ayrıca duodenum submukozası Brunner bezleri adı verilen bezler de içerir. Bunlar mukus salgılayan bezlerdir Villi intestinales

72 Kalın bağırsaklar (intestinum crassum): Sindirim kanalının ileumdan sonra başlayan ve anüsde sona eren bölümü olup yaklaşık m uzunluğundadır. Kalın bağırsaklar ince bağırsakların etrafını bir çerçeve şeklinde kuşatmış olup büyük kısmı retroperitoneal yerleşimlidir. En geniş yeri başlangıç kısmı (caecum)’dır ve genişliği giderek azalır.

73 Kalın bağırsakların görünümü ince bağırsaklardan farklıdır. Kalın bağırsaklar daha geniş lümene sahiptir ve tunica muscularis’i ince bağırsaklardan farklı özellikler gösterir. Kalın bağırsağın dıştaki longitudinal kas tabakası bazı bölgelerde bir araya gelerek şeritler oluşturur. Bunlara taenia coli (taenia libera, taenia mesocolica, taenia omentalis) denilir. taenia coli

74 Tenyalar arasında kalan kısımlar kese şeklinde şişkinlikler yapar, bunlara haustra coli adı verilir. Kalın bağırsakların dış kısmında appendices epiploicae denilen yağ birikintileri vardır. Kalın bağırsaklar, caecum, colon, rectum ve canalis analis olarak 4 bölüme ayrılır. haustra coli appendices epiploicae

75 Kör bağırsak (caecum): Kalın bağırsağın başlangıç bölümü olup sağ fossa iliaca’da bulunur. Genişliği 7.5 cm, uzunluğu 6 cm kadardır. İleum’un son kısmı ile caecum arasındaki deliğe ostium ilealis denir. Bu delikte, kalın bağırsağa geçen maddelerin tekrar ince bağırsağa dönüşü engelleyen bir kapak (valva iliocaecalis) bulunur. caecum valva iliocaecalis

76 Ceacum’un arka iç duvarında ostium ilialis’in 2 cm aşağısında, aşağıya doğru uzanan çıkıntıya appendix vermiformis denir. appendix vermiformis

77 Uzunluğu 5-15 cm olan appendix vermiformis’in pozisyonu çok değişkendir. Bol miktarda lenfoid doku ihtiva eder.

78 colon ascendens colon transversum colon descendens colon sigmoideum Colon: Kalın bağırsağın ceacum’dan sonra gelen ve rectum’a kadar uzanan bölümü olan colon; colon ascendens, colon transversum, colon descendens ve colon sigmoideum olarak 4 kısma ayrılır.

79 Çıkan kolon (colon ascendens): Ceacum’un devamı şeklinde başlar. Yaklaşık 15 cm kadardır. Yukarı doğru yükselerek karaciğerin alt yüzüne kadar uzanır. Burada bir kıvrım yaparak (flexura coli dextra) sola döner. Peritonun arkasında bulunur. colon ascendens

80 Yatay kolon (colon transversum): Flexura coli dextra’dan başlayıp sola doğru uzanarak dalağın alt ucuna kadar gelir. Burada bir kıvrım (flexura coli sinistra) yaparak aşağıya doğru yönelir. colon transversum

81 Kolonun en uzun ve en hareketli kısmı olup yaklaşık 50 cm’dir. Colon transversum sağdan sola doğru geçerken açıklığı yukarıya bakan V harfi şeklinde bir kıvrım yapar. Bu kıvrımın alt ucu bazen pelvis boşluğuna kadar uzanır. Colon transversum’u karın arka duvarına bağlayan periton oluşumuna mesocolon transversum denilir. Colon transversum intraperitoneal olarak yerleşmiştir. mesocolon transversum

82 İnen kolon (colon descendens): Yaklaşık 25 cm uzunluğunda olup flexura coli sinistra’dan başlar. Aşağı doğru retroperitoneal olarak uzanır. colon descendens

83 Sigmoid kolon (colon sigmoideum): Pelvis minor girişinde colon descendens’in devamı şeklinde başlar ve 3. sakral omur hizasına kadar uzanır. Buradan itibaren rektum ile devam eder. S şeklinde olup yaklaşık cm uzunluğundadır. Her tarafı peritonla örtülü olduğu için hareketlidir. Mesocolon sigmoideum ile karın arka duvarına bağlıdır. colon sigmoideum

84 Kolon mukozasında da mikrovillus bulunur. Bunlar esas olarak ince bağırsaklardan gelen kimus içerisindeki su, bir kısım besin maddeleri ve çeşitli elektrolitlerin emiliminde görev alırlar. Ayrıca kolon içerisinde var olan bağırsak florası, insan enzimleri tarafından sindirilemeyen bir kısım maddelerin sindirimini sağlar. Bu mikroorganizmalar tarafından üretilen çeşitli maddeler de tekrar geri emilir.

85 Rectum: Kalın bağırsağın son kısmı olup yaklaşık cm uzunluğundadır. S3 hizasından başlar, aşağıya doğru seyrederken diaphragma pelvisi deler ve koksiksin alt ucunun 3-4 cm aşağısında canalis analis ile uzanır. Rectum

86 Aşağıya doğru uzanırken sakrum ve koksiksin eğriliklerine benzer şekilde eğrilikler gösterir. Rectum mukozasında longitudinal ve transvers seyirli plikalar (plica transversalis recti) bulunur. Longitudinal plikalar rektum dolduğunda kaybolur fakat transvers plikalar sabittir. Transvers plikalar genellikle 3 adettir. Bunlardan iki tanesi solda bir tanesi sağda ve ortadadır. Ortada olan plika (Kohlrausch plikası) rectumu fonksiyonel olarak iki kısma ayırır. Kohlrausch plikası

87 Yukarıda kalan kısımda daima feçes bulunurken aşağıda kalan kısımda feçes bulunmaz. Rectum’un altta kalan bu kısmına ampulla recti denir. Ampulla recti ml hacme sahiptir. Kolon hareketleri ile feçes rektuma itildiğinde normal olarak defekasyon isteği ortaya çıkar ve rektumda kontraksiyon, anal kanalda da gevşeme görülür. Defekasyonda internal ve eksternal anal sfinkterler de görev alır ve bunların çalışması sinirsel kontrol altında olur.

88 Canalis analis: Sindirim kanalının son kısmıdır ve rektumdan sonra başlar ve anüsle sonlanır. Yaklaşık 3-4 cm uzunluğundadır. Canalis analis’in tümü kaslarla sarılmıştır. Bu kaslardan çizgili olanı ve isteğimizle çalışanına m. sphincter ani externus, düz kas özelliğinde olan ve isteğimiz dışında çalışanına ise m. sphincter ani internus denir. Bu kaslar sürekli olarak canalis analis’i kapalı tutar. Sadece defakasyon esnasında açılırlar. m. sphincter ani externus

89 Anal kanalın iç yüzünde uzunlamasına seyreden mukoza plikaları (columnae anales: Morgagni plikaları) bulunur. Bu plikalar 5-10 adettir ve bunların altında venler bulunur. Bu venlerin genişlemesi hemoroide sebep olur. Columna analis’lerin alt uçları genişler ve birbirleri ile birleşerek valvula analis’i oluşturur. Valvula analis’in altında kalan kısım çok katlı yassı epitelle örtülmüştür. Çok katlı yassı epitel derinin epidermisi ile devam eder. m. sphincter ani internus columnae anales

90

91

92 SİNDİRİM BEZLERİ Sindirim kanalı dışında yerleşmiş ve özel salgı kanalları vasıtasıyla salgılarını sindirim kanalına akıtan bezlerdir. Bu bezlerin salgıları sindirimin gerçekleşmesinde önemli rol oynar. Bu bezler karaciğer, pancreas ve tükürük bezleridir.

93 Karaciğer: Hepar Vücudun en büyük bezi olan karaciğer, karın boşluğunun sağ üst tarafında ve diaphragmanın altında yer alır. Regio hypochondrica dextra'nın tamamını, regio epigastrica'nın büyük bir kısmını doldurur ve regio hypochondrica sinistra'nın da bir kısmını işgal eder. Karaciğerin ağırlığı gr arasında değişebilir.

94 Erişkinlerde vücut ağırlığının % 2’si kadardır. Karaciğerin vücut ağırlığına göre oranı fetusta daha fazladır. Kırmızımtırak kahverenginde olan karaciğer gevrek ve kolaylıkla yırtılabilen bir dokuya sahiptir. Bol damarlı olan karaciğerin yırtılmasında büyük kanamalar olur.

95 Karaciğerin iki yüzü vardır. Diaphragma ile komşu olan yüz (facies diaphragmatica) oldukça büyük ve düzgündür. Bu yüzün büyük bölümü peritonla örtülüdür. Az bir kısmı peritonsuz olup diaphragmaya gevşek bağ dokusu ile bağlanır. Bu alana area nuda denir. facies diaphragmatica area nuda

96 Karaciğerin karın organları ile komşu olan alt yüzüne facies visceralis denir. Bu yüz kolon, sağ böbrek, sağ böbrek üstü bezi, duodenum ve mide ile komşudur. kolon sağ böbrek duodenum mide böbrek üstü bezi

97 Bu yüzde H harfi şeklinde oluklar bulunur. Sağ taraftaki oluk daha geniştir ve sulcus sagittalis dexter adını alır. Sol taraftaki oluk bir yarık şeklindedir ve fissura sagittalis sinister adını alır. sulcus sagittalis dexter fissura sagittalis sinister

98 Sulcus sagittalis dexter'in ön yarısında safra kesesi (vesica fellae) bulunur. Arka yarısında ise V.C.İ. bulunur. İki oluğu birleştiren enine yarığa porta hepatis denir. Porta hepatis'ten v. portae ve a. hepatica propria'nın dalları girer, safra kanalları çıkar. vesica fellae V.C.İ. porta hepatis

99 Karaciğerin iki kenarı vardır. Facies diaphragmatica ile facies visceralis arasında arka tarafta oluşan kenara margo posterior, facies diaphragmatica ile facies visceralis arasında ön tarafta oluşan kenara margo inferior denir. margo inferior margo posterior

100 Karaciğerin lobları: Facies diaphragmatica'dan bakıldığında karaciğerin iki lobu (lobus hepatis dexter ve lobus hepatis sinister) vardır. Bu iki lobu birbirinden lig. falciforme hepatis ayırır. lobus hepatis dexterlobus hepatis sinister lig. falciforme hepatis

101 Facies visceralis'de H harfi şeklindeki oluklar karaciğeri 4 loba ayırır. Sulcus sagittalis dexter'in sağ tarafında kalan bölüme lobus hepatis dexter, fissura sagittalis sinister'in sol tarafında kalan bölüme ise lobus hepatis sinister denir. Bu iki lob arasında ve porta hepatis'in önünde kalan kısma lobus quadratus, arkasında kalan kısma lobus caudatus denir. lobus hepatis dexter lobus hepatis sinister lobus caudatus lobus quadratus

102 Karaciğerin ligamentleri ve peritonla ilişkisi: Karaciğerin, area nuda, fissura ligamenti venosi, fossa vesicae biliaris, sulcus venae cavae, fissura ligamenti teretis ve porta hepatis dışında kalan alanların tümü peritonla örtülüdür.

103 Lig. falciforme hepatis: Karaciğerin diafragmatik yüzünü örten periton yaprakları orta hattın biraz sağ tarafında bir araya gelerek karın ön duvarı ve diafragmanın alt yüzüne uzanarak lig. falciforme hepatis’i meydana getirir. Bağın karın ön duvarına atlayan kısmının alt kenarı serbesttir ve orak şeklindedir. Bu serbest kenarda bağın iki yaprağı arasında lig. teres hepatis uzanır. lig. falciforme hepatis lig. teres hepatis

104 Lig. coranarium hepatis: Karaciğerin diafragmatik yüzü ile diaphragma arasında frontal düzlemde oluşan ligamente lig. coranarium hepatis denir. Lig. triangulare dextrum ve sinistrum: Lig. coronarium'un ön ve arka yaprakları area nuda'nın sağ ve sol ucunda birleşerek lig. triangulare dextrumu ve sinistrum’u oluşturur. lig. coranarium hepatis lig. triangulare dextrum lig. triangulare sinistrum

105 Lig. teres hepatis: Doğumdan önce anneden bebeğe temiz kan taşıyan v. umbilicalis'in doğumdan sonra oblitere olması ile meydana gelen bir bağdır. Bu bağ lig. falciforme hepatis'in iki yaprağı arasında ve alt kenarı boyunca uzanır. lig. teres hepatis

106 Omentum minus: Porta hepatis ile midenin curvatura ventriculi minor'ü arasında uzanan periton yapısına denir. omentum minus

107 Karaciğerin ince yapısı: Karaciğeri örten peritonun altında capsula fibrosa perivascularis (Glisson kapsülü) yer alır. Bu kapsül karaciğer dokusu içerisine uzantılar göndererek onu bir takım parçalara ayırır. Karaciğerden bir kesit yapacak olursak 1- 2,5 mm çapında kabartılar görürüz. Bu kabartılara lobuli hepatis denir. Lobuli hepatisler 5-6 köşelidir. lobuli hepatis

108 Bu lobcuklar bağ dokusu bölmeleri ile birbirinden ayrılmıştır. Üç lobülün köşelerinin bir araya geldiği yerde oluşan aralığa spatium interlobulare (portal aralık: Kiernan aralığı: Glisson üçgeni) denir.

109 Bu aralıkta bir arter, bir ven ve bir safra kanalı bulunur. Lobüllerin merkezinde ise v. centralis bulunur. Kanın akış yönü portal aralıkta bulunan arter ve venden v. centralis’e doğrudur.

110 V. centralis’ler birleşerek v. hepatica'ları oluşturur ve bu venlerde v. cava inferior'a açılır. v. centralis v. hepatica v. cava inferior

111 Safra kesesi (vesicae biliaris): Safrayı depolayan ve konsantre eden armut biçiminde bir organ olup kas ve zardan yapılmıştır. Safra kesesi kör bir kese şeklindedir. Karaciğerin visceral yüzünde fossa vesicae biliaris’te yerleşmiştir. vesicae biliaris

112 Ortalama cm 3 hacme sahiptir. Fundus, corpus ve collum olmak üzere üç kısmı vardır. Uzunluğu 8-12 cm, genişliği 4-5 cm’dir. Fundus corpus collum

113 Safra kesesinin alt yüzü peritonludur. Fundus vesicae biliaris sağ 9. kaburganın alt kenarı seviyesinde ve linea medioclavicularis civarında bulunur (Murphy noktası). vesicae biliaris

114 Safra kesesi dıştan içe doğru üç tabakadan yapılmıştır. Tunica serosa; safra kesesinin fossa vesicae fellea ile temas eden yüzü hariç her tarafı peritonla örtülüdür. Tunica muscularis; çeşitli yönlerde seyreden ince bir düz kas tabakasından ibarettir. Tunica mucosa; tek katlı silindirik epitel hücrelerinden yapılmıştır. Bu hücreler karaciğerden gelen safranın koyulaşmasını da sağlarlar.

115 Safra yolları: Intrahepatik ve extrahepatik safra yolları diye ikiye ayrılır. Intrahepatik safra yolları: Karaciğer hücreleri tarafından yapılan safra çok küçük damlacıklar halinde hücrenin kenarında toplanır. Buradan dışarı verilen safra, canaliculi intercellularis adı verilen bir kanalcığa dökülür.

116 Safra kesesi ve Safra yolları Extra hepatik safra yolları: ductus hepaticus dexter ductus hepaticus sinister ductus hepaticus communis ile ductus cysticus birleşerek ductus choledochus Uzunluğu: 6-8 cm çapı: 4-5 mm Hacmi: cm Collum Corpus Fundus duc. pancreaticus major Papilla duodeni major Ampulla hepatopancreatica (Vater ampulla)

117 Bu kanallar spatium interlobulare (Kiernan aralığı) de yer alan ductus interlobularis’e açılır. ductus interlobularis

118 Karaciğer içerisindeki bu kanallar birbirleri ile birleşerek çapları büyür ve sonunda ductus hepaticus dexter ve ductus hepaticus sinister adı altında iki kanalı oluştururlar. ductus hepaticus dexter ductus hepaticus sinister

119 Extrahepatik safra yolları: Karaciğerden iki büyük safra kanalı çıkar (ductus hepaticus dexter ve sinister). Bu kanallar porta hepatiste birleşerek ductus hepaticus communis'i oluşturur. Ductus hepaticus communis omentum minus içerisinde safra kesesinden gelen ductus cysticus ile birleşerek ductus choledochus'u meydana getirir. ductus hepaticus sinister ductus hepaticus dexter ductus cysticus ductus hepaticus communisi ductus choledochus

120 Uzunluğu 6-8 cm, çapı 4-5 mm olan ductus choledochus yukarıdan aşağı doğru ilerleyerek duodenum'un ikinci parçasının iç yüzünde bulunan papilla duodeni major'a açılır. Ductus choledochus duodenum’a açılmadan hemen önce ductus pankreaticus ile birleşir. papilla duodeni major ductus pankreaticus

121 Ductus choledochus'un papilla duodeni major'a açılan son kısmı bir genişleme gösterir ve ampulla hepatopancreatica (Vater ampullası) adını alır. Bu ampullanın çevresinde m. sphincter ampulla hepatopancreatica (Oddi sphincteri) adı verilen düz kas lifleri vardır. Bu sifinkter safra kesesinin boşalmasını kontrol eder. ampulla hepatopancreatica

122 Safra kesesinin dolma ve boşalma mekanizması: Duodenum boş iken Oddi sphincteri kapalıdır. Bundan dolayı karaciğerden salgılanan safra kanallar içerisinde birikir ve safra kesesi dolmaya başlar. Safra kesesinde biriken safranın suyu sürekli emilmek sureti ile konsantre hale getirilir. Mide içeriğinin duodenum'a geçmesiyle asidik karakterli mide içeriği duodenum mukozasını uyarır. Bunun sonucu safra yollarının ağzını kapatan sifinkter gevşer. Yine bu uyartı sonucu safra kesesinin duvarlarındaki kaslar kasılır ve kesenin içeriğinin duodenuma akmasını sağlar. Salgılanan bu safra pancreas enzimlerinin yağları parçalamasına yardımcı olur, ayrıca dışkının özel rengini verir. Safra kesesinde iltihap ve safra yollarında taş olan insanlar yemek yedikten 3,4 saat sonra rahatsızlık ve ağrı duyarlar.

123 Karaciğerin görevleri: Karaciğer safra kanalları yolu ile salgısını duodenuma boşaltmasından dolayı ekzokrin, sentezlediği bazı maddeleri doğrudan kana vermesinden dolayı endokrin bir bezdir. Karaciğer günde ortalama 1000 ml safra üretir ve duodenum’a akıtır. Safra; yağlar üzerine deterjant etkisi yapar ve pancreas tarafından salgılanan lipazın yağları sindirmesine yardımcı olur. Vücutta arteriyel ve venöz kanın birbirine karıştığı tek organ karaciğerdir. Portal ven ile gelen kan içerisinde bağırsaklardan emilen sindirim ürünleri (yağlar hariç) bulunur. Karaciğer, sindirim sisteminden absorbe edilen besin maddelerini işlemesi ve vücuttaki diğer dokuların ihtiyaç duyduğu materyallere dönüştürülmesinde görev alır.

124 Karaciğer hücreleri kandaki fazla glukozu alır ve glikojen şeklinde depolar. Kandaki glukoz seviyesi düştüğünde glikojeni tekrar glukoza çevirerek ve kana verir. Lipid metabolizması ve kan dolaşımındaki normal lipid seviyesinin korunmasında önemli rol oynar. Plazma proteinlerinin önemli bir bölümü karaciğerde sentez edilir. Albumin ile kan pıhtılaştırıcılar fibrinojen ve protrombin gibi maddeler karaciğerde sentezlenir. Karaciğer kanın temizlenmesinde görev yapar. Karaciğerde 1 gr kan sinüzoidler içinden geçerken 1.2X10 7 Kupffer hücresi ile temas eder. Kupffer hücreleri bu sırada kandaki hücre döküntülerini ve yabancı maddeleri fagosite ederek uzaklaştırır.

125 Karaciğer kan depolama bölgesi olarak iş görür. Damardaki kan basıncı arttığında, sinüzoidler normalden 400 ml daha fazla kanı alıp genişler. Bunun tersine, büyük miktarda kan kaybı durumlarında, önemli miktarda kan karaciğerden genel dolaşıma verilir. Ayrıca, karaciğer A, B vitaminlerini ve mast hücrelerinin ürettiği heparini depo eder. Karaciğer, vücuttan atılması gereken ilaçlar ile zararlı maddelerin zararsız hale getirilmesinde rol alır.

126 Karaciğerin bir diğer önemli fonksiyonu, dalak tarafından yıkılan kırmızı kan hücrelerinden ortaya çıkan bilirubin pigmentinin uzaklaştırılmasını sağlamaktır. Bu madde, karaciğerde enzimler ile suda erir hale getirilir, safra ile birlikte atılır. Kanda bilirubin arttığında sarılık (hiperbilirubinemi) ortaya çıkar. Bunlardan başka karaciğer, hücre membranı yapımı için gerekli lipoproteinleri lipidlerden üretir. Amino asitlerden azotu ayırarak üre açığa çıkarır ve kan yoluyla böbreğe gönderir. Fetusta, yeni doğanda ve kronik anemi vakalarında kan yapıcı organ olarak görev yapar.


"SİNDİRİM SİSTEMİ (Systema digestorium) Hazırlayan Prof. Dr. Nihat EKİNCİ." indir ppt

Benzer bir sunumlar


Google Reklamları