Sunum yükleniyor. Lütfen bekleyiniz

Sunum yükleniyor. Lütfen bekleyiniz

İLETİŞİMİLETİŞİM. SEN DİLİ Genellikle kızgınlık ifadeleri sen-dili ile yapılır. Sen-dili ile kurulan iletişimin çocuk üzerinde düzeltici bir etkisi pek.

Benzer bir sunumlar


... konulu sunumlar: "İLETİŞİMİLETİŞİM. SEN DİLİ Genellikle kızgınlık ifadeleri sen-dili ile yapılır. Sen-dili ile kurulan iletişimin çocuk üzerinde düzeltici bir etkisi pek."— Sunum transkripti:

1 İLETİŞİMİLETİŞİM

2 SEN DİLİ Genellikle kızgınlık ifadeleri sen-dili ile yapılır. Sen-dili ile kurulan iletişimin çocuk üzerinde düzeltici bir etkisi pek olmaz.

3 SEN DİLİNİN SAKINCALARI Kızgınlığın gerçek nedenlerini açıklamaz. Olumsuz davranışın anne-baba üzerindeki belirgin etkilerini ortaya koymaz. İfade edilen kızgınlıklar davranışa değil de kişiliğe yöneliktir. Bu nedenle çocukta/gençte kırılmalara, gücenmelere neden olur.

4 Tekrar bu mesajlarla karşılaşmamak için çocukta/gençte anne-baba ile iletişime girme isteği azalır. Çocuğa/gence yöneltilen kızgınlık mesajları çocukların ve gençlerin kimlik duygusunu ve özgüvenini azaltır. Özellikle küçük çocuklar “geri zekalı, aptal, tembel” gibi küçük düşürücü ifadelerin gerçek olduğuna inanabilirler.

5 Sen dili ile ifade edilen hoşnutsuzluk ve eleştiri sözleri, çocuğun direnmesine, karşı gelmesine, kızmasına ve söz dinlememesine neden olur.

6 BEN DİLİ Çocukların olumsuz duyguları yaşamamaları için yapılması gereken Ben–Dili ile konuşmadır. Ben dili ile konuşmak kişinin kendinden konuşması veya kendini övmesi demek değildir.

7  KİŞİNİN O ANDA, KARŞILAŞTIĞI DURUM VEYA DAVRANIŞ KARŞISINDA, KİŞİSEL TEPKİSİNİ DUYGU VE DÜŞÜNCELERLE AÇIKLAYAN BİR İFADE TARZIDIR.

8 Duygu ve düşüncelerimizi içtenlikle ifade eden sözcüklerdir. Anne-babanın olumsuz davranış sırasında yaşamakta olduğu olumsuz etki ve duyguları açıklayan dürüst ve sorumlu bir kızgınlık ifadesidir. Konuşan kişinin gerçek düşünce ve duyguları ile ilgili iletimleridir. Başkaları hakkında değerlendirme ve yorumlar değil, kişisel duygu ve yaşantıları açıklar.

9 BEN DİLİ İLE KONUŞMANIN YARARLARI Duygu ve düşünceleri anında ilettiği için kullanan kişiyi rahatlatır. Kızgınlık ve öfke birikimlerini önler. Duyguların açıklanmasını, durumun daha iyi anlaşılmasını sağlar. Çocukların kendilerini, anne-babanın, öğretmenin yerine koyarak düşünmelerini sağlar.

10 Çocuğun savunucu tutuma geçmeden, durumdaki rolünü ve sorumluluğunu görmesine yardımcı olur. Olumsuz davranışın değişmesini sağlar. Anne-baba ile çocuk arasında yakınlığın artmasını ve birbirlerine daha saygılı, sevgi dolu bir birlikteliğin yaşanılmasını sağlar.

11 BEN DİLİ İLE KONUŞMANIN ÇOCUK ÜZERİNDEKİ ETKİLERİ Çocukların düşünme yeteneklerinin arttırır. Sebep sonuç ilişkilerini daha iyi anlarlar. Sorumluluk sahibi bireyler olurlar. Çocukların daha sağlıklı gelişmesine ve özgüvenlerinin sarsılmamasına yardımcı olur. İç denetim kazanır. Başkalarını düşünmeyi, bencil olmamayı, kendi istek ve tepkilerini de ben-dili ile ifade etmeyi öğrenir.

12 ÇOCUKLA SAĞLIKSIZ İLİŞKİ KURMANIN ÇOCUK ÜZERİNDEKİ ETKİLERİ Çocuğun benlik gelişimini zedeler. Bazı olumsuz duyguların gelişmesine neden olur. Çocuğun / gencin kendisi ile ve dolayısıyla çevresi ile sağlıklı ilişki kurmasını da engeller. Utanç ve suçluluk duyguları gelişir.

13 Utanç duygusu ise insanı içten içe kemiren yok eden bir duygudur. Bu duygunun temeli çocuğu yetiştiren aile tarafından atılır. Yaşam boyunca kişiyi mutsuz eden bir duygu olarak varlığını korur. Utanç duygusu içinde olan kişi kendisi ve dış dünya ile sağlıklı ilişkiler kuramaz.

14 DİNLEME TÜRLERİ  Görünüşte dinleme  Seçerek dinleme  Saplanmış dinleme  Savunucu dinleme  Tuzak kurucu dinleme  Yüzeysel dinleme

15 ANNE-BABANIN BİRBİRLERİ İLE OLAN ETKİLEŞİMLERİNİN ÇOCUK ÜZERİNDEKİ ETKİLERİ

16 Aile içindeki başarılı ilişkiler, mutlu, kaygısız, güvenli bireylerin oluşumunu sağlar. Umutsuz çocuklar genellikle başarısız aile ilişkisinin ürünüdürler. Aile içi ilişkilerde zaman zaman çatışma olması doğaldır. Birbirlerini kırmadan çatışma çözme becerisi gösteren çiftler sağlıklı aile kurarlar.

17 ÇATIŞMA NEDİR? Çatışma, her hangi bir anlaşmazlıktır ve hayatın normal bir parçasıdır; bireylerin gereksinimleri, istekleri, değerleri ve dürtüleri birbiriyle ters düştüğünde ortaya çıkabilir.

18 İNSANLARIN ÇATIŞMAYLA BAŞ EDEBİLMEK İÇİN ÜÇ YOL İZLEDİKLERİ BİLİNMEKTEDİR.

19 1.Çatışmadan kaçmak 2.Saldırgan bir tepki vermek 3. Problemi yapıcı bir şekilde çözmek

20 SAĞLIKLI AİLEDE ÇATIŞMALARDA UYGULANAN KURALLAR Duygu ve düşünceler azaltılmadan ve abartılmadan olduğu gibi ortaya konulmalıdır. Sorunlar şimdiki bağlam içinde ele alınmalı ve eski birikimler işin içine sokulmamalıdır.

21 Bir çatışma konusu üzerinde konuşulurken başka çatışma konuları tartışmaya katılmamalıdır. Karşıdakine öğüt verilmemeli, davranışlar somut biçimde ayrıntılı ele alınmalıdır. Çatışma konusunda aktif dinleme kullanılmalıdır.

22 Yargılamaya gidilmemeli, kişiler kendi duygu ve düşüncelerini belirtmelidirler. Konunun özü ile,konuya ilişkin olmayan ayrıntılar birbirinden ayırt edilmelidir. Birinin haklı çıkması yerine, her iki tarafın da anlaşabileceği bir çözüme yönelmek gereklidir.

23 Duyguları keşfetme becerisi İletişim becerisi Problem çözme becerisi Öfke kontrolü Atılganlığı uygun bir şekilde kullanabilme ÇATIŞMAYLA BAŞ EDEBİLMEDE ÇOCUKLARIN SAHİP OLMALARI GEREKEN BECERİLER

24 Çocuğa, vereceği tepkiyi kendisinin seçebileceğini fark ettirmek. Açıkça konuşmaya ve duygularını ifade etmeye yüreklendirmek. Durumu karşısındaki kişinin gözüyle değerlendirebilmesine yardım etmek. Başkalarının bu çatışma durumlarında kendilerini nasıl hissettiği hakkında konuşmak. ÇOCUĞA BECERİ KAZANDIRMAK İÇİN YAPILMASI GEREKENLER

25 ÇATIŞMA DURUMUNDA ÇOCUĞUNUZA NELER SÖYLEYEBİLİRSİNİZ Konuş, fakat söylenme. Konuş, fakat vurma. Sakinleşmek ve bu durumu düşünmek açısından zamana ihtiyacın varsa dön ve uzaklaş. Bu sorunu çözebilmek için bir yetişkinden yardım al.

26 ÇOCUK EĞİTİMİNDE İZLENMESİ GEREKEN KURALLAR

27 Her çocuk biriciktir, kendine özgü bir kişiliği vardır. Çocuğa kendini yaşama şansı verilmelidir. Çocuğun başarısızlığı halinde kendine güven duygusunu sarsacak biçimde davranılmamalı,başkalarıyla kıyaslanmamalıdır.

28 Anne babanın, kızgınlık kırgınlık gibi duyguları kontrol altına alınmalı, kesin olduğu kadar makul bir yol izlenmelidir. Çocukta yaşanması doğal olan kızgınlık ve düşmanlık duyguları, toplumca yararlı bir yola yöneltilmelidir. Anne babalar çocuk eğitiminde birlikte hareket edip ortak tutumlar geliştirmelidirler.

29 Çocuğa her istediği şey, istediği anda sağlanmamalıdır. Anne babalar kendilerini kusursuz göstermekten kaçınmalıdır. Sinirli olunduğu zaman tehdit etmekten, sakin olunduğu zaman da cömertçe söz vermekten sakınılmalı,verilen sözler mutlaka tutulmalıdır.

30 Çocuklara kararlı,tutarlı, doğal bir yaklaşımla sevgi ve şefkat gösterilmelidir. Dürüst ve samimi bir şekilde çalışan herkesin saygıya layık olduğunu bilmesi sağlanmalıdır. Çocukların, insani değerleri, yaşayarak öğrenmesi sağlanmalıdır.

31 Anne babalar çocuklarını her türlü küçük sorun ve hayal kırıklığına karşı korumaktan sakınmalıdırlar. Çocukları daima ön planda tutmak, onlara dünyanın merkeziymiş gibi davranmak doğru değildir. Çocuğun yavaş yavaş, dengeli bir şekilde bağımsız yaşayabilir duruma gelmesi için ona destek olunmalıdır.

32 Anne babalar tarafından güçlerini aşmayacak sorumluluklar verilerek çocukların kendine güven ve başarı güdüleri harekete geçirilmelidir. Anne babalar çocuklarını koşulsuz sevmelidirler ve bunu açıkça belirtmelidirler. Anne babalar, çocuklarına ilişkin görüş ayrılıklarını çocukların önünde tartışıp onların çelişkiler yaşamasına yol açmamalıdırlar.

33 Anne babalar çocuklarının bağımsızlık girişimlerini engellememelidirler. Anne babalar çocuklara saygı duymalı ve dinlemelidirler. Çocuklarla yakından ilgilenilmelidir. Onların her davranışını reddetmek ya da her davranışını onaylamak doğru değildir. Anne babalar gerektiğinde bilmediklerini söylemekten ya da özür dilemekten çekinmemelidirler.

34 BOŞANMABOŞANMA

35 ÇOCUKLAR ÜZERİNDEKİ ETKİLERİ Boşanma evliliğe son vermektedir, fakat anne-babalığa son vermez. Boşanmanın içinde olduğu ilk yıl, hem boşanan çiftler,hem de çocuklar için en karışık ve zor yıllardan biridir. Boşanmanın çocuğu nitelik ve nicelik yönünden etkilemesi birçok etmene bağlıdır.

36 Çocuklar anne-babalarının ayrılmasına ve boşanmasına suçluluktan kızgınlığa ve yadsımaya kadar değişen çeşitli biçimlerde tepki gösterirler. Boşanma öncesi mutlu bir aile yapısına sahip olan çocukların, boşanma öncesi mutsuz aile yapısına sahip olan çocuklara göre, boşanmadan daha çok etkilendikleri ve boşanmayı kabullenmedikleri görülmektedir.

37 Anne- baba tek tek çocuklarıyla ilgilerini kesmemek için gayret gösterir ve çocuk onlara güvenini yitirmezse, çocuğun gelişmesinde herhangi bir olumsuz etki gözlenmez.

38 BOŞANMANIN OLUMSUZ ETKİLERİNDEN ÇOCUĞU NASIL KORUMALI? ÖNERİLER I  Çocuğa boşanmanın ne demek olduğu açık ve sade bir dille anlatılmalı. Bu eşi kötülemeden ve suçlamadan yapılmalıdır.  Boşanmanın çocuğu bir süre mutsuz edeceği, fakat onun boşanmada herhangi bir suçu olmadığı, anne ve baba olarak sevginin devam edeceği açıklanmalıdır.

39 Çocuğu eşle olan çatışmanın dışında tutmak, barışmak için çocuğu aracı olarak kullanmamak gerekir. Çocuğu anne / babasından birisinin tarafını tutmak için zorlamamak, veya ona, eski eşi olduğundan daha iyi gösterme çabasına girmemek gerekir. Eski eşten öç almak için çocuğu ondan yoksun bırakmaya kalkışılmamalıdır.

40 BOŞANMANIN OLUMSUZ ETKİLERİNDEN ÇOCUĞU NASIL KORUMALI? ÖNERİLER II Çocuk bir evi asıl evi olarak benimsemelidir. Çocukta sarsılan güven duygusu anne babayı sık görmesiyle değil,düzenli ve sürekli görmesiyle onarılabilir. Çocuğa acıma duygularıyla yaklaşmaktan ya da şımartmaktan kaçınmak gerekir.

41 Olur olmaz zamanlarda anne babasına göndermekle tehdit edilmemelidir. Çocuğun olumsuz davranışları anne babasına benzetilmemelidir.

42 ÇOCUĞUN OKUL BAŞARISINI ARTTIRMAK İÇİN VELİYE DÜŞEN GÖREVLER

43 Çocuğa sorumluluk duygusu verilmesi kabiliyet ve becerilerin ortaya çıkmasını sağlar. 1-Yaşına uygun yapabileceği görevler verin, sorumluluk duygusunu arttırmaya çalışın.

44 Çocuğunuz ile paylaşacağınız zamanın uzunluğundan çok kalitesi önemli. 2-Çocuğunuz ile iyi vakit geçirin.

45 3-Başarısızlıkları için konuşun, onu başarıya motive edin. Öğüt vermek yerine alternatifler sunmalı çözüm yolları konusunda yardımcı olmalısınız.

46 4-Aile içinde huzur ve sevgi ortamı hazırlayın. Huzurlu ortam çocuğun en az 20 oranında performansını arttırır.

47 5-Uyku düzeni ve beslenmesine önem verin. Yetersiz beslenme ve uyku dikkat dağınıklığı, halsizlik gibi belirtilerle öğrenme sürecini etkiler.

48 6-Yeteneğine uygun sosyal etkinliğe katılmasını sağlayın.

49 7-Disiplin konusunda tutarlı ve kararlı bir tutum sergileyin. Kuralların gerekçelerini belirtin, uyulması konusunda ebeveynler olarak aynı tutumu sergileyin.

50 8-Çocuğunuzun fiziksel ve ruhsal sağlık problemleri olup olmadığını kontrol edin. Fiziksel veya ruhsal sorunu olan öğrencinin başarısı da düşecektir.

51 9-Çocuğunuza uygun, dikkatini dağıtmayacak bir ders çalışma ortamı hazırlayın. Çalışmayı etkileyen faktörler: Çalışma odası Televizyon Bilgisayar Müzik Telefon

52 10-Verimli ders çalışma tekniklerini öğretin. Başarıda düzen ve disiplin önemlidir. Çocuğunuzla “niçin ders çalışması” gerektiğini konuşun. Günlük Çalışma Planı oluşturun.

53 Geri getirilmesi olanaksız olan tek şey zamandır. Zamanı en iyi şekilde kullanmayı bilmek etkin yararlanmasını sağlar. Amaç belirlemesinde yardımcı olun.

54 Uzun Vadeli Amaç On yıl sonra neleri başarmış olmayı ister ? Orta Vadeli Amaç yıl sonra neleri başarmış olmayı ister ? Kısa Vadeli Amaç ay sonra neleri başarmış olmayı ister ?

55 11-Okul idaresi ve ders öğretmenleri ile iletişim kurun, okula devamsızlık yapmama-sına özen gösterin.

56 SINAV KAYGISI SINAV KAYGISI

57 SINAV KAYGISI NEDİR ? Sınav öncesinde ve sınav sırasında yaşanan,dikkat dağınıklığına ve başarının düşmesine neden olan yoğun heyecan duygusudur.

58 SINAV KAYGISI YAŞAYAN KİŞİLERDE GÖZLENEN ZİHİNSEL VE BEDENSEL SORUNLAR uykusuzluk gerginlik çarpıntı karamsarlık iştah kesilmesi yorgunluk dikkatsizlik

59 SINAV KAYGISININ NEDENLERİ Çalışmak için zamanı doğru kullanmamak. Sınavla ilgili beklenti düzeyinin (anne babanın yada kişinin )düşük veya çok yüksek olması. Öğrencinin görev ve sorumluluklarını sık sık ertelemesi.

60 Olumsuz düşünce yapısı (bu sınavda başarısız olacağım) Başarısız olmak ve başarısız olarak değerlendirilmek korkusu.

61 SINAV KAYGISI İLE BAŞA ÇIKABİLME YOLLARI Sınava hazırlanan çocukla aile sürekli iletişim içinde olmalı, her zaman yanında olduğunu hissettirmelidir. Sınav başarısını hayattaki tek amaç gibi göstererek çocuğunuz da isteksizlik ve tedirginlik yaratılmamalıdır. Başkaları ile kıyaslanmamalıdır.

62 Yeteneklerini fark edip teşvik edilmelidir. Eski başarıları hatırlatılarak güven duygusunun gelişmesine yardımcı olunmalıdır. Çocukla birlikte sınavda uygulanacak stratejiler oluşturulmalıdır.

63 Kaygı,bulaşıcı bir duygudur. Sakin ve olumlu tavırlarınız çocuğunuza da yansıyacaktır. Kaygı ile başa çıkmak için nefes eksersizi ve bedensel gevşeme çalışmalarını öğrenilip uygulanmalıdır. Kaygı sorunu çok fazla ve başa çıkılamıyor ise bir uzmandan yardım alınmalıdır.

64 ÇOCUK İHMALİ VE İSTİSMARI

65 ÇOCUK KİMDİR? YASALARA GÖRE; Daha genç bir yaşta yetişkin sayılma dışında, 18 yaşın altındaki her insan çocuk sayılır.

66 ÇOCUKLARIN İHMAL VE İSTİSMARI Çocuk ihmali ve istismarı; Genel olarak 18 yaşın altında bulunan çocuklara karşı aktif olarak girişilen ve onların fiziksel, duygusal, zihinsel ve toplumsal gelişimlerini zedeleyen her türde eylemler çocuk istismarı olarak, onların beslenme, bakım, gözetim, eğitim gibi ihtiyaçlarının karşılanmaması durumları da çocuk ihmali olarak ele alınmaktadır. (Zeytinoğlu S. 1991)

67 İstismar Türleri Ailenin ihmal ve istismarı Kurumsal ihmal ve istismar Toplumsal ihmal ve istismar İş ve emek ihmal ve istismarı

68 AİLEDEKİ EKONOMİK VE SOSYAL STRESLER, İHMAL VE İSTİSMARA YOL AÇABİLİR.

69 Aşırı yoksullukla karşı karşıya kalan, yetersiz beslenen, kötü konut ve sağlık koşullarında yetişen çocukların sağlıklı yetişkinler olmaları beklenemez. Bu tür olumsuz toplumsal durumlar ana-babayı fiziksel olarak istismar etmeye itebileceği gibi, ümitsizliğe düşürerek çocuğun ihmal edilmesine de yol açabilmektedir.

70 İhmal ve İstismar Edilen Çocuğun Aşağıda Belirtilen Davranış Bozuklukları Görülebilmektedir: Dikkat toplayamama, Aşırı manipulasyon, Direnme, isyankarlık, Konuşmamayı seçme ve pasif inkar etme davranışları Aşırı uyum gösteren çocuklarda anksiyete, Aşırı utangaçlık ve başarısızlık korkuları

71 Yaşıtlarına karşı şiddet ve saldırgan tutum gösterebilmektedir. Özgüven eksikliği, Çocuğun eğitimini, fiziksel, seksüel ve duygusal yaşamını etkiler. Madde bağımlılığı(sigara, alkol, uyuşturucu) Zararlı gruplara katılma

72 Araştırmalara göre; Çocuk ve genç suçluların çoğunluğu istismara uğramış çocuklardır. Çocuk geleceğe taşıyıcıdır. İhmal ve istismara uğramış çocuk geleceğin istismar ve ihmal eden kişisidir.

73 ÇOCUKLARIMIZ NELERE İHTİYAÇ DUYARLAR?

74 SEVGİYE “ONLARIN HERŞEYDEN ÖNCE SEVMEYE VE SEVİLMEYE İHTİYACLARI VAR”

75 KORUNMAYA “TEHLİKELERDEN KORUNMAYA İHTİYACIM VAR.” “SOKAKTA KARŞILAŞABİLECEĞİM BİR ÇOK TEHLİKE VAR.”

76 SICAK BİR YUVAYA “BARINABİLECEĞİM SICAK BİR YUVAYA İHTİYACIM VAR!”

77 BESLENMEYE Çalışan çocuklar pasta, bisküvi, ekmek, çorba, pilav, makarna gibi yiyeceklerle beslenirken en hızlı büyümenin gerçekleştiği ergenlik döneminde alınması gereken kalsiyum gibi mineraller ve proteinden yoksun kalıyorlar.

78 EĞİTİME İlköğretim Temel Kanununda ilköğretimin tüm vatandaşlar için zorunlu ve ücretsiz olduğunu belirten Anayasa hükmü tekrarlanmakta ve 6 ile 14 yaş sınırı zorunlu ilköğretim süresi olarak tanımlanmaktadır. “ÇALIŞMAK DEĞİL OKUMAK İSTİYORUM.”

79 OYUN OYNAMAYA Bebeklik ve çocukluk döneminde oyun oynamanın, araştırma, çevresini tanıma ve problemleri çözme imkanı sağlayarak dil ve zeka gelişimini desteklediği yapılan araştırmalarla ortaya konmuştur.

80 HİÇ DÜŞÜNDÜNÜZ MÜ? Bu görevi ne kadar yerine getirebiliyoruz? Onlara ne kadar iyi örnek oluyoruz? Çocuklarımızı ne kadar dinliyoruz? Yoksa annelik babalık rolünü mü oynuyoruz? Onları işimize geldiğinde küçük, işimize geldiğinde büyük mü görmek istiyoruz? Çocuklarımızın eğitimine ne kadar önem veriyoruz? Yoksa onlara kaldıramayacakları yükler mi yüklüyoruz? ŞİMDİ DÜŞÜNME ZAMANI!!!

81 ANA-BABA OLABİLMEK

82 Ya biz? Biz de değişime uyuyor muyuz? Yoksa hala anamızın babamızın çağından kalma anlayışla mı ana babalık yapıyoruz?

83 Çabamız ve endişemiz, onları en iyi biçimde yetiştirmek.

84 Bilgi çağındayız ve teknoloji hızla gelişiyor. Hayatın her alanında ve tabii ki iş kollarında, nitelikli insan gücüne ihtiyaç artıyor. Kadınlar, iş hayatında artık çok daha aktif yer almakta. Yaşadığımız hızlı toplumsal değişime paralel olarak, değer yargılarımız da değişiyor. Zararlı alışkanlıklara sahip kişilerin sayısıyla beraber, toplumumuzdaki suç işleme oranında da dikkat çekici bir artış söz konusu. Eğitim sistemimizde aksaklıklar mevcut.. Anne baba olarak çocuklarımıza en iyi geleceği hazırlamaya çalışıyoruz. Genç kuşak, umutlar ve hayallerin yanında, gelecek kaygısı da taşıyor.

85 Biz onlara, ne veriyoruz?

86 Aşırı sevgiden kaynaklanan ilgi, çocuğu boğar, bağımlı ve güvensiz bir kişilik yaratır. Çocuk, her türlü ihtiyacında ve karşılaştığı her sorunda çözüm kapısı olarak ailesini görür. Bu da, çocuğun özgüveninin ve sorumluluk duygusunun gelişmesini engeller.

87 Sevginin davranışlara yeterli yansımaması, çocukta değersiz olduğu ve kabullenilmediği hissini uyandırır. Sıkı kurallar, sert koşullar ye fiziksel yaptırımlarla yetişen, kişiliği hiçe sayılan çocuk, kendi hayatını kontrol almakta zorlanır. Kibar, sessiz ve uslu, aynı zamanda, çekingen, güvensiz, küskün, aşırı hassas ve pasif bir kişilik oluşur.

88 "Hoş gör, boş ver" anlayışı, çocuğun olumsuz davranışlarının nedeninin anlaşılmasına ve düzeltilmesine engel olur. Bu tutumun etkin olduğu ortamda yetişen çocuk, sabırsızca ve düşüncesizce davranışlar sergiler Aşırı denetim çocuğu pasifleştirir; aşırı hoşgörü ise onu şımartır, olgunlaşmasını engeller.

89 Aşırı verici ve koruyucu bir biçimde sunulan sevgiyle, bebek gibi bakılan çocuk, yaşının gerektirdiği ruhsal gelişimi gösteremeyerek, kendini ifade ve iletişim yeteneğinden yoksun kalacaktır. Diğer yandan, yetersiz sevgi ve sıkı disiplinle yetişen çocuk, saldırgan bir tutumla kendini kabul ettirmeye çalışacak ve iç dünyasını açıklamakta zorlanacaktır.

90 Sonuç: Sağlıklı ve iyi insan, toplumsal bilince sahip bireyler, birbirini anlayan, mutlu insanlardan oluşan toplum.

91 Anne babanın, her hangi bir durumda birbiriyle tutarsız ve uyumsuz davranmaları, çocukları çelişkeye düşerek kişiliklerini olumsuz yönde etkiler. Anne babanın, çocukları paylaşarak veya bir olup çocukları karşılarına alarak oluşturacağı kutuplaşmalar, aile içindeki huzur, güven ve barış ortamını zedeler, iletişim bozukluğunun, zıtlaşmanın ve huzursuzluğun etkin olmasına neden olur. Tüm fertlerin duygu ve düşüncelerinin, sevinç ve sıkıntılarının paylaşıldığı içten, açık ve demokratik aile ortamı, çocuğun mutluluğunun ve başarısının önkoşuludur.

92 "İçinden sevmek" diye bir sevgi türü yoktur.Dokunmadan, paylaşmadan, dinlemeden sevgi olmaz. "Önkoşullu sevgi", hep başkalarını memnun etmeye çalışırken kendini unutan, kendini fark etmeyen bir insan ortaya çıkarır. "Vurdumduymazlığı hoşgörü sanıp, sevgi ile karıştırmak", çocuğun davranışlarının sonuçlarını değerlendirmemesine sebep olur. Özgürlük ve sorumluluk bilincinin gelişmesini engeller.

93 Çocuk hakkında ki tüm kararları "çocuğumu en iyi ben tanırım" anlayışıyla almak ve ondan sadece bu kararlara uymasını beklemek, mutsuz, kendi yetenek ve ilgisine uygun bir meslekte çalışmayan, bu nedenle kendiyle barışık olmayan bir insan yaratır. Bu çelişkinin yarattığı huzursuzluk, kişinin hayatının tüm yönlerine yansır.

94 "Sen benim dediğimi yap, yaptığımı yapma" anlayışı, çelişkili bir tutumdur. Sözlerimiz ve davranışlarımız birbiriyle uyumlu olmalı. Kimse kimseye hayatı öğretmez. Çocuğumuza hayatı, uygulamaya hazır bir reçete gibi sunamayız; ancak ona kendi yolunu belirleyebileceği bir harita verebiliriz.

95 Yaşıtları ile gezmesi, sinema ve tiyatroya gitmesi, müzik dinlemesi gibi ilgilerine saygı gösterelim. Unutmayalım ki bunlar, çocuğun hayatı farklı yönleriyle tanımasına ve kişiliğinin gelişmesine fırsat verecek aktivitelerdir. Çocuğumuzu anlamak, neyi neden yaptığını öğrenmek istiyorsak, onu yargılamadan tarafsız olarak dinleyelim. Böylece, gerçek duygularını ve sorunlarını öğrenmeye şansımız olur.

96 Anne baba olarak görevimiz, çocuğun sadece maddi ihtiyaçlarını karşılamakla sınırlı değildir. Hayatın önemli bir sürecinde, okulu ve dersanesiylle işbirliğine önem vermeli, başarının hedeflendiği yolda ekibin bir parçası olmalıyız.

97 Çocuğumuzu, ailenin diğer bireyleriyle aramızda olan çatışmalarda tanık veya yargıç olarak kullanırsak, onu sevdiği insanlar arasında seçim yapmaya zorlamış oluruz. Dolabını, çekmecelerini, defterlerini, ceplerini karıştırarak özel hayatına saygı göstermemek; bize olan güvenini azaltır, aramıza duvar örer. Çocuğumuzun mükemmel olmasını bekleyerek, onu başkalarıyla kıyaslamayalım. Onun farklı bir birey olduğunu kabul ederek, bizim için özel ve değerli olduğunu ona hissettirelim.

98 Çocuğunuza, "Sana güveniyorum, elinden geleni yapacağına inanıyorum" mesajını verin. Asla "Bu kafayla gidersen...", "Ben demedim mi..." diye başlayan sözler söylemeyin. Hayat sadece ders ve sınav üzerine kurulmamıştır. Çocuğunuzla bu konular dışında da sohbet ederek, duygu ve düşüncelerinizi birbirinizle paylaşın.

99 Çocuğumuzu tanımaya, ilgi, yetenek ve değerlerini öğrenmeye çalışalım. Onun ilgi ve yetenekleri dışındaki alanlara zorlamayalım. Bir elma ağacından erik elde edemeyiz, daha kaliteli elma almaya çalışalım.

100 Çok çalışması değil, düzenli çalışması konusunda telkinlerde bulunalım. Kendini programlamasına ve zamanını yönetmesine yardım edelim. Sevgi sözcüklerini çocuğumuza cömertçe kullanalım; sarılmayı, öpmeyi asla ihmal etmeyelim. Hiç bir zaman onu "sevgisizlik" le cezalandırmayalım. O, her şeye rağmen bizim çocuğumuzdur.

101 Hoşgörülü ve demokratik ailelerde büyüyen çocuklar, çevreleriyle ilişkilerinde daha etkin, girişimci, kendini rahatlıkla ifade edebilen, özgüven sahibi insanlar olurlar. 'Sınavı ve başarılı olmayı, çocuğun "var olma nedeni" haline getirirsek, onun elini kolunu bağlamış, özgüvenini zedelemiş ve kaygılarını çoğaltmış oluruz. Unutmayalım ki, başarılı olmayı en çok O istiyor; ama belki de ne yapacağını bilemiyor.

102 Çocuğunuzu, her zaman sınav psikolojisi içinde başarıya programlanmış bir robot gibi görmeyin. Gençliğinin dinamizmi ve neşesini onunla paylaşın. Ona değerli olduğunu hissettirin. Çocuğunuzun danışmanı olun.

103 Sevgi, övgü ve takdir, insana değerli olduğu duygusu verir. Çocuğunuza, yalnızca sınav başarısı beklentisiyle değil, her koşulda ve hayatın her alanında ona güvenerek yardımcı olun.

104 Sınava hazırlık sürecini, bir amaç doğrultusunda ve belli bir kaygı çerçevesinde çocuğunuzla paylaşmanın fırsatı olarak görün. LGS ve ÖSS de dahil, hiç bir sınavın hayatın sonu ya da hayatın kendisi olmadığını, hayatın tüm fırsat ve seçenekleriyle bir süreç olduğunu unutmayarak, çocuğunuza da aynı anlayışı kazandırmaya çalışın.

105 KATILIMINIZ İÇİN TEŞEKKÜRLER Kaynakça: İlkim Öz- Çocuk Olmak Haluk Yavuzer- Çocuk Eğitimi El Kitabı


"İLETİŞİMİLETİŞİM. SEN DİLİ Genellikle kızgınlık ifadeleri sen-dili ile yapılır. Sen-dili ile kurulan iletişimin çocuk üzerinde düzeltici bir etkisi pek." indir ppt

Benzer bir sunumlar


Google Reklamları