Sunum yükleniyor. Lütfen bekleyiniz

Sunum yükleniyor. Lütfen bekleyiniz

1 2 3 1. Çocuklarınızın eğitimi için her türlü özveriyi göstermiyor musunuz ? Öyleyse onlara düşen sizin bu özverili tutumunuza layık birer evlat olarak.

Benzer bir sunumlar


... konulu sunumlar: "1 2 3 1. Çocuklarınızın eğitimi için her türlü özveriyi göstermiyor musunuz ? Öyleyse onlara düşen sizin bu özverili tutumunuza layık birer evlat olarak."— Sunum transkripti:

1

2 1

3 2

4 3 1. Çocuklarınızın eğitimi için her türlü özveriyi göstermiyor musunuz ? Öyleyse onlara düşen sizin bu özverili tutumunuza layık birer evlat olarak yalnızca dersleri ile ilgilenmesi, ekmeğini eline alıncaya kadar başka hiçbir şeye kafasını yormamasıdır (!)

5 4 2. Evdeki çalışma ortamının uygun olup olmaması mazeret konusu olamaz. Okuyacak çocuk her ortamda okur, derslerini çalışır (!)

6 5 3. Aile içinde, ana baba ve kardeşler arasındaki olası huzursuzluklar öğrenciyi ilgilendirmez. O, evlenip bir yuva kurduğunda gönlüne göre bir aile yaşamı oluşturabilir.

7 6 4. Bu çağın çocukları başına buyruk, her türden yanlış yola sapabilecek özellikler gösteriyor. Bu yüzden onlara kendileri için yaptığınız özverileri sık sık anımsatmakta sayısız yarar vardır (!) Sizi bu gün anlamasalar da bir gün mutlaka anlayacaklardır (!)

8 7 5. Çocuklarınız herhangi bir dersten başarısız olduğunda bu ya onların haylazlığındandır (siz kırk kere ders çalışmasını söylediğiniz halde inat edip çalışmamıştır) ya da öğretmenin yetersizliğindendir

9 8 6. Çocuğunuzun okuluna gidip öğretmenleri ile tanışmak, devam durumu ile ilgili bilgi almak gibi vaktinizi çalıcı uğraşlara gerek yoktur (!) Hem bu, çocuğunuzu da huzursuz eder ve onda sürekli izleniyormuş gibi bir yanlış anlaşılmaya yol açabilir (!)

10 9 Ancak, okuldan çocuğunuzun herhangi bir sorunu ile ilgili olarak aranırsanız hemen onu sorguya çekin, inandırıcı gerekçeler söylüyorsa okula gitmenize gerek yoktur (!) Çocuğunuzu haklı bile olsa okuldaki davranışlarına çeki düzen verme konusunda uyarın yeter (!)

11 10 7. Çocuğunuz derslerini bahane edip evdeki görevlerini aksatabilir (!) Böylesi bir şeye asla izin vermeyin. Bu, bir süre sonra evdeki egemenliğinizi sarsıp çocuğunuzun size hükmetmesine yol açabilir (!) SİZCE YUAKRIDAKİ ÖNERİLER GÜNÜMÜZ VELİLERİNİ NE KADAR TANIMLIYOR

12 11

13 12 Bilindiği gibi günümüzde, çocuklar eğitime ayak bastıkları ilk günden itibaren zorunlu bir yarış içine itilmekte, daha yaşama fırsatı bulamadan sınav üstüne sınavla tanışmakta, sürekli bilgi depolayıp bunu öğretmenlerine, akrabalarına ve (en önemlisi) ailelerine göstermek, kanıtlamak zorunda kalmaktadırlar.

14 13 Ailelerin, çocuklarını hep başarılı olarak görmek istemesi, çocuklarını sürekli bu yönde güdülemeleri, aileleri de bu rekabet içine itmekte; deyim yerindeyse, sınavlara sadece çocuklar değil, aileler hazırlanmaktadır.

15 14 Aile, elbette ki çocuğunun iyi bir eğitim alması, sınavlarda ve okulunda başarılı olması için çaba gösterecektir. Bunda bir yanlışlık yoktur.

16 15 Burada dikkat edilmesi gereken, çocuğun olası başarısızlıkları karşısında yıkıma uğramasına yol açabilecek bir tavır içine girmemektir.

17 16 Yaşamda başarı kadar başarısızlık da doğaldır. Çoğu kez bir dersten başarısız olmak da dünyanın sonu değildir.

18 17 Sınava hazırlanan bir öğrencinin anne ve babasına önemli görevler düşmektedir. Anne ve babaya düşen temel görevler,ailenin bütçesinin sınırlarını zorlayarak çocuğuna en iyi eğitim olanaklarını sunmak ve ona uygun çalışma şartlarını hazırlamakla sınırlı değildir.

19 18 Çocuğunuzun başarısını etkileyen en önemli etkenlerden birisi, ailenin yaşantı ortamı ve tutumudur. Çocuğunuz için sağlayacağınız hiçbir olanak evdeki mutlu ve insancıl ilişkilerden daha teşvik edici değildir.

20 19 Bunun yanı sıra bazı küçük özveriler, onların başarılı olmalarına katkı sunarak, mutlu kişiler olarak topluma katılmalarını sağlayacaktır.

21 20 Yaptığınız özverileri çocuklarınızın başına kakmayın. Onlarla ilgilenin, veli toplantılarına mutlaka katılın, toplantıların dışında da durumlarını öğrenmek için okullarına gidin.

22 21 Öğretmenleri ile tanışın. Bu davranışlar öğrencinize güven verecektir. Okula ve dershaneye devam durumunu sürekli izleyin.

23 22 Öğrenci böylece kendisi ile ilgilenildiğini ve değer verildiğini düşünür. Çağımız gençliğinin yakındığı konulardan biri de velilerin ilgisizliğidir.

24 23 Öğreniminiz yeterli ise çocuğunuzun derslerine yardımcı olun. Sadece " çalış, daha ne duruyorsun, sınava ben mi gireceğim !" demeyin.

25 24 Unutmayın ki " çalışan çocuğunuzun eline getirdiğiniz bir bardak çay " onu dünyanın en mutlu insanı yapacaktır

26 25 Çocuklarınıza Sevgi Saygı ve Dostluğu Öğretin düşmanlık görürse kavgacılığı; alay edilirse utangaçlığı; hoşgörü, sabır, cesaret gösterilirse kendine güveni; ödül ve övgü ile sadece almayı değil vermeyi; güven duyularak dostluğu; beğenilerek sevmeyi öğreneceklerini, ilgi ve dostluk görerek sevgiyi yürekten sezip dünya ile arkadaşlık kuracaklarını" unutmamalıyız.

27 26 Çocukların devlete ve topluma olan saygı duygusu ailede doğar, okul boyunca gelişir. O nedenle çocuklarınızın yanında tanıdıkları, arkadaşları, öğretmenleri çekiştirmeyiniz.

28 27 Çocuklarınız, öğretmenlerinden ya da okuldan yakındıkları zaman, yakınmalarının derinleşmesine fırsat vermemelisiniz. Onlara kimi gerçekleri açıklayabiliriz

29 28 ÇOCUĞUNUZA UYGUN ÇALIŞMA ORTAMINI HAZIRLAYIN Çocuğunuzun evde rahatça çalışabilmesi için, olanak ve yer hazırlayın. Durumunuz elverirse, masa ve iskemle alın. Ayrıca çalışma odası düzenleyin.

30 29 Çantasını, odasındaki kitaplığını, yatağını kendisi düzeltsin. Gitgide bu işlere alışsın. Eğer ayrı bir çalışma odası düzenlemeniz mümkün değilse uygun odalardan birinde çalışma köşesi de düzenleyebilirsiniz.

31 30 Çalışma odası mümkün olduğu kadar fazla sıcak veya soğuk olmamalıdır, iyi havalandırılmalı ve sessiz olmalıdır. Çalışma masası ve yüksekliği çocuğunuzun boyuna göre ayarlanmalıdır.

32 31 Ders çalışırken müzik dinlemek, poster, afiş ve resimler dikkatin dağılmasına, öğrencinin hayal dünyasına kaymasına yardımcı olur.

33 32 Posterler en azından öğrencinin ders çalışırken göremeyeceği yerlere asılmalıdır. Öğrenci çalışma masasını, sadece ders çalışırken kullanmalıdır.

34 33 Belirli bir çalışma alanı ile çalışma davranışı arasında şartlı refleks türünden ilişki kurabilmek büyük önem taşır. Böylece çalışma masasına oturmak, çalışmaya başlamak için " uyarıcı " rolü oynar ve çalışmayı başlatır.

35 34 Çalışmaya başlamadan önce çalışma sırasında gerekli olacak bütün malzemenin el altında bulunması, dikkatte kopmalara yol açacak kesintileri önlemek açısından yararlıdır.

36 35 ÇOCUĞUNUZUN OKULLA İLGLİLİ DİLEKLERİNİ YERİNE GETİRMEYE ÇALIŞIN Bu dilekler, size zor geliyorsa; okul yönetimi ile aile arasında çocuğunuzu aracı olarak kullanmayın. Onun yanında yakınmayın.

37 36 Doğruca okul yönetimi ile görüşün. Düşüncelerinizi onlara açıklayın. Böylece okul yönetimine de yardımcı olursunuz.

38 37 Okulla geliştirilecek işbirliği, çocuklarınızın başarısında büyük yarar sağlayacaktır. Çocuklarınızın bir sorunu olduğunda, okulla işbirliği yapmanıza karşın bu sorun giderilememişse hemen en yakınınızdaki Rehberlik ve Araştırma Merkezine başvurun.

39 38 Size gerekli eğitim tedbirleri sağlanarak çocuğunuzun başarı yolları açıklanacaktır. Bu konularla ilgili olarak, üniversitelerimizde bölümler bulunmaktadır.

40 39 Çocuklarınızın giyim ve harçlığı, arkadaşlarının derecesinden aşağı düşürülmemeli, yukarı da çıkarılmamalıdır.

41 40 Bir başka deyişle; çocuklarımızın savruk olmaması için, onlara fazla harçlık vermeyelim. Ama arkadaşları arasındaki yerini bulabilmesi için, harçlıksız da bırakmayalım.

42 41 ÇOCUĞUNUZUN KAYGISINI ARTTIRMAYIN Okuldaki sınavlara, Anadolu - Fen Lisesi ya da ÖSS gibi sınavlara hazırlanan bir öğrencinin yaşadığı kaygının iki nedeni vardır:

43 42 Birinci neden bütünüyle gerçek ve akılcı bir temele dayanır. Sonuçları yaşamın akışını etkileyecek büyük bir yarışta yer alacak olmaktan kaygı duymak, doğal ve yerinde bir durumdur.

44 43 Ancak ikinci neden, birincisi gibi gerçek ve akılcı bir temele dayanmaz. "Anneme - babama ne diyeceğim?", "Arkadaşlarımın yüzüne nasıl bakacağım?", "Akrabalarımın önüne nasıl çıkacağım?", "Tanıdıklarıma karşı mahcup olacağım?" gibi düşünceler sınavlara hazırlanan öğrencinin kaygısını yükseltir.

45 44 Her konuda olduğu gibi sınavlarda başarı için de belirli bir düzeyde kaygıya gerek vardır. Sınavlara hazırlanan bir genç (çok ender rastlanabilecek çok az sayıda kişi hariç), öğrenme ve başarı için gerekli olan düzeyde kaygıya sahiptir.

46 45 Öğrenmeyi, akıl yürütmeyi ve sınav başarısını olumsuz yönde etkileyen, temelinde öğrencinin kendine güvensizliği altında yatan yüksek kaygıdır.

47 46 Gencin kendisine güvensizliği ise önemli ölçüde anne ve babasının bilerek veya bilmeyerek uyguladığı eğitim ve yaklaşımların sonucudur.

48 47 Anne-babanın çok küçük yaştan başlayarak yüksek başarı beklentisi, çocuğun hatalarını düzeltmek için onu eleştirmek, çocuğun dayak, hırpalama gibi cezalarla eğitilmesi, yargı ifadesi (haylaz, tembel, sorumsuz, dağınık, pısırık, yavaş, vb...) çocuğun kendine olan güvenini zayıflatır.

49 48 Bunun sonucu ortaya çıkan kaygı, başarıya olumlu katkısı olmayan kaygıdır ve bununla başa çıkmak çok zordur.

50 49 Çocukların sınava hazırlandıkları sırada anne- babalara düşen en önemli görev, çocuklarının çalışma isteğini artırmak ve onu çalışmaya teşvik etmek için kaygı yükseltici yaklaşımlardan kaçınmaktır.

51 50 "Bu kadar çalışmayla kazanamazsın..." "Bu kafayla gidersen zor kazanırsın..." "Amcanın oğlu Fen Lisesi" ni kazandı, bakalım sen ne yapacaksın..." "

52 51 Teyzenin kızı tıbbı kazandı, çalımından, havasından yanına varılmıyor, aman bizi mahcup etme..." türünden yaklaşımlar genci çalışmaya teşvik etmez, tam tersine yükselen kaygı sebebiyle onu adeta "kıpırdayamaz" duruma getirir.

53 52 Çocuklar kendilerine genel olarak nasıl davranılırsa kendilerini öyle algılama eğilimindedirler. Öncelikle konuşma ve davranışlarda kardeşleri karşılaştırmaktan kaçınmak gerekir.

54 53 Çocuklar arasında yaş farkı az ise onlardan beklentilerinizin ve evdeki sorumluluklarının da benzer olması gerekmektedir. Bu konuya bir örnek verelim:

55 54 Çocuklardan birinin boyunun kısa olduğunu varsayalım. Onu teselli etmekten çok, ona bazı sorumluluklar verip yaptığı işleri takdir ederek kendisini önemli hissetmesine yardımcı olmak gerekir.

56 55 Genel sağlık durumu, beslenme, spor yapma gibi çeşitli faktörler de bedenin gelişmesi ve boy uzaması üzerinde etkili olmaktadır. Yeteneklerini araştırarak zevk alabileceği derslerin dışında spor ya da güzel sanatlar gibi bir alanda faaliyette bulunmasını sağlamakta yarar vardır.

57 56 Böylece kendisini yaşıtları ile karşılaştırırken boyunun dışındaki özelliklerini de dikkate almasını sağlamış olursunuz.

58 57 Olumlu bir özelliği ile yaşıtları ve yakın çevresinin dikkatini çekmesi, ilgi gördüğünü hissetmesi çocuğunuzun kendine olan güvenini artıracaktır. Arkadaşları arasına katılmasını sağlayacaktır.

59 58 Başka çocuklarda bulunan üstünlükleri onda da görmek istiyorsak bunları ona duyurma ya da sezdirmeyi yeterli saymalıyız. Sert davranışlar, geçici olarak çocuğa yön verirmiş gibi görünürse de sürekli gelişme ve başarıyı sağlamaz.

60 59 ÇOCUĞUNUZUN SINIRLARINI ZORLAMAYIN Kendi özlemlerinizle çocuğunuzun sınırları arasında gerçekçi bir denge kurun.

61 60 Çocuğunuz girebilse Fen Lisesi'nde okuyabilir veya kazanabilse Tıp Fakültesini bitirerek iyi bir doktor olabilir. Ancak çocuğunuzun kapasitesi binlerce - kişi arasından sıyrılarak bu yerlere ulaşmaya yeterli olmayabilir.

62 61 Bu iki durumu birbirinden ayırın ve içinizden veya yüksek sesle çocuğunuzun "beceriksiz" olduğunu düşünmeyin.

63 62 Çünkü bu düşüncenizi nasıl olsa hisseder veya duyar.

64 63 Çocuğunuz meslek seçerken anne- baba olarak yanıtlanması gereken birkaç soru var: Çocuğumun meslek seçiminde benim sorumluluğum nedir ? Çocuğumun mesleğini kim belirleyecek ?

65 64 Çocuğumun mesleği nasıl sağlıklı olarak belirlenir ?

66 65 Çocuğumu nasıl gözlemlemeliyim - nasıl davranmalıyım ?

67 66 Çocuğumun geleceği ile ilgili beklentilerim neler ve bunlar gerçekleşebilir mi? Nasıl?

68 67 Bu ve buna benzer sizin de kafanızda dolaşan birçok sorun vardır. Biz yetişkinlerin, gencin meslek seçiminde en önemli görevimiz çocuğumuzun "bir mesleki tercihi billurlaştırmasına "yardımcı olmaktır.

69 yaş arasındaki öğrenciler, mesleki gelişimin araştırma evresinin deneme basamağındadırlar. Bu basamakta üstlenilmesi gereken mesleki gelişim görevi "bir mesleki tercihi billurlaştırma"dır.

70 69 Bireyin kendini tanıması, gizil güçlerinin farkında olması bir mesleği tercih edebilmek için yeterli değildir. Bireyin "Mesleki Olgunluk Düzeyi"nin de yüksek olması gerekmektedir.

71 70 Çocuğumuzun mesleki olgunluk düzeyinin gelişmesine katkıda bulunabileceğimiz nokta onun yeteneklerini ve ilgilerini ortaya koymasına olanak vermek veya olanak yaratmak olduğu söylenebilir.

72 71 Burada önemli olan ilgiler ve yeteneklerin tek başına keşfi değil, keşfedilmiş ilgi ve yeteneklerin bir biçimde ifade edilmesidir.

73 72 Çocuğun nerede başarılı ve mutlu nerede başarısız ve tatmin edici olmadığını görmesi mesleki olgunluğu açısından önemlidir.

74 73 Anne ve baba için önemli olanın, çocuğun toplumca "kariyeri" yüksek olduğu belirtilen bir meslekten çok; kendini gerçekleştirebileceği, mutlu ve başarılı olabileceği bir mesleği seçebilmesi olmalıdır.

75 74 Örneğin sıradan ve işini sevmeyen bir "doktor" olmaktansa, aranan, işini yapan ve başarılı bir "öğretmen" olmak çok daha iyidir. Mesleğin seçilmesi sorumluluğu çocuğumuza aittir.Biz üzerimize almamalıyız.

76 75 Bir mesleğe yönlendirmeden söz ediliyorsa, iki yöntemden birisi tercih edilerek yapılıyordur. Yöneltme ya da yönelme. Yönlendirmenin bir biçimi olan yöneltme biz yetişkinlerin çocuk için neyin iyi olduğuna karar verip bir mesleğe yönlendirmemizdir.

77 76 Kuşkusuz çok da iyi niyetle yapılan bir mesleğe yöneltme çocuğu dıştan kontrole alıştırdığından günümüzde önerilmemektedir.

78 77 Yönelme ise meslek seçimi sorumluluğunu çocuğa bırakarak onun kendi geleceği için çaba harcamasını ve uygun alanı keşfetmesini öneren yaklaşımdır. Doğal olarak, anne ve babalar, kendi bilgi ve deneyimlerini çocuklarının meslek seçiminde, onlara yardımcı olmak için kullanmak isteyeceklerdir.

79 78 Anne ve babaların deneyimlerini mesleği belirlemede, yönlendirmede kullanmak yerine, çocuklarının önlerindeki engelleri, seçenekleri, ayrıntıları, bilgiye ulaşma yollarını göstermede kullanmaları, çocuklara daha çok yardımcı olacaktır.

80 79 Bizler çocuğumuzun kendi geleceğinin sorumluluğunu üstlenip kendi yaşam çizgilerini oluşturmalarına yardımcı olmalıyız. Çocuğumuzun zayıf olduğu yönleri yerine güçlü olduğu yönlerini vurgulamaya çalışmalıyız.

81 80 Durmadan eksiklerini çocuğun yüzüne vurmak onu geliştirmez. Onu geliştirecek şey aslında onda olan özelliklerdir. Etkili ana - babalar çocuklarının güçlü yönlerini fark edip bu durumu çocuklarına hissettirirler.

82 81 Teşvik ve ödül birbirine karıştırılmamalıdır. Aldığı iyi bir nottan sonra çocuğumuza bir ödül vermek yerine "Bu benim çok hoşuma gitti”. “Bir gün bu gidişle hedefine ulaşabilirsin." gibi onu motive edici konuşmak çok daha etkili olacaktır.

83 82 Çünkü biz öyle bir noktaya ulaşmalıyız ki çocuğumuz biz istediğimiz için değil, kendisi istediği için ders çalışsın, üniversiteye hazırlansın ve meslek tercihi yapsın.

84 83 Örnek teşvik sözleri şunlardır: "Bu işi yapabileceğini biliyorum.“ "Çaba gösterdikçe başarılı olduğunu görüyorum." "Bu yaptıklarını takdir ediyorum." "Kararına güveniyorum."

85 84 "Bu konuyu ayrıntılı düşündüğün belli oluyor." "Eminim ki bu biçimde çalışmayı sürdürürsen başarılı olacaksın."

86 85 Yukarıdaki teşvik sözlerine dikkat ederseniz ne akıl verme ne de ödül var. Sadece çabanın fark edilmesi, çocuğun yaptığı işe güven duyması ve takdir edilme var.

87 86 Teşvik sözleri ile ulaşacağımız nokta, çocuğumuzun kendi geleceğine sahip çıkması, çaba ve gelişmelerinin fark edilmesi ve olumlu yönlerinin vurgulanmasıdır.

88 87 Meslek Seçiminde Bazı Olumsuz Anne ve Baba Tutumları “Ben olamadım sen olacaksın": Bazı anne ve babalar gerçekleştiremedikleri kendi özlemlerini ve ideallerini çocuklarının gerçekleştirmesini isterler.

89 88 Eğer böyle bir anlayışınız varsa belki kendi hayal kırıklığınızı çocuğunuza da yaşatıyor olabilirsiniz. "Komşunun çocuğu oldu ama...": Komşularımızın, akrabalarımızın, arkadaşlarımızın çocukları ile bizi çocuğumuzun farklı olduğunu kabul etmeliyiz.

90 89 Çocuğumuz akranları ile rekabet edebilir, bu onun yaşantısı ancak biz yetişkinler çevremizle rekabetimizde çocuklarımızı kullanmamalıyız.

91 90 Bu rekabet çocuğumuzun kendilik saygısının düşmesine neden olabileceği gibi gerçek yeteneklerini ve kapasitesini ortaya koymasına da engel olabilir. Komşunun çocuğu ile karşılaştırarak onun daha iyi olmasını beklerken çok daha yıkıcı olabiliriz.

92 91 "Bak kardeşin": Dikkatli bir anne - babaysanız çocuklarınızın birbirlerinden ne kadar çok olumlu veya olumsuz etkilendiklerini fark etmişsinizdir.

93 92 "Bak kardeşin..." diye başlayan her cümle onların kıskançlığını kışkırtacak, biri bir süre hep başarılı olurken diğeri sürekli başarısızlığa doğru sürüklenecek, başarısız olan kendisini toplamaya başladığında, başarılı olanın birden başarısının düştüğünü göreceksiniz.

94 93 "Ancak senin gibi bir tembel bu alanı seçer...": Çocuğunuzu küçümsemek, değersiz görmek, alay etmenin onun yaşamla mücadelesini zayıflatmanın dışında bir etkisi olmaz.

95 94 Asıl Önemli Olanın Birbirinize Bağlılığınız, Sınavınsa Araç Olduğunu Unutmayın Ders çalışmak ve sınav kazanmak uğruna çocuğunuzla olan yakınlığınızı tehlikeye atmayın. Önündeki sınavda başarılı olsa da, olmasa da önemli olan çocuğunuzla aranızdaki sıcaklığın tehdit edilmemesidir.

96 95 Çocuğun sınavda başarılı olması uğruna yapılan mücadele bazen aileyle çocuk arasına soğukluk girmesine ve duygusal açıdan uzaklaşmaya sebep olmaktadır.

97 96 Eğer çocuğunuzla ilişkiniz genel olarak iyi ve yumuşak ise, ölçülü miktarda "çalış" uyarısı ve çalışma şartlarının hazır edilmesi biraz sıkıcı gelse de çocuğunuza sorumluluğunu hatırlatacaktır.

98 97 Kaç yaşında olursa olsun birçok kişinin çalışmaya başlamak için bu tür bir uyarıcıya ihtiyaç duyduğu bilinir. Ancak çocuğunuzla ilişkiniz iyi gibi gözükse de sık sık sertleşiyorsa, o zaman "çalış" uyarıları aranızdaki gerginliğin dozunu artırmaktan başka bir işe yaramayacaktır.

99 98 Böylece birbirinize kızmak için özel bir nedene gereksinim kalmayacak eğitim ve diplomadan daha önemli bir şey, çocuğunuzla aranızdaki sıcaklık bütünüyle kaybolacaktır.

100 99

101 100 Yukarıda anlatılanlardan, çocuğunuza "çalış" demeyin anlamını çıkarmayın. Çocuğunuzun başarısı için maddi - manevi özveri yaptığınız ve gayret gösterdiğiniz doğrudur.

102 101 Bunun karşılığını beklemeniz son derece doğaldır. Ancak çocuğunuzun elinden geleni yaptığına inanın. Eğer sonuç istediğiniz gibi olmazsa, çocuğunuzun elinden gelenin bu kadar olduğunu da kabullenin.

103 102 Siz sofrada kitap konuşan, güzel sanatlardan söz eden, eğitim düzeyiniz ne olursa olsun kendisini yetiştirmeye çalışan ve okuyan bir insansanız, büyük bir ihtimalle çocuğunuzun başarısızlığı da geçicidir.

104 103 Bu defa olmasa da gelecek defa başarılı olacaktır. Siz okumak için elinize gazeteden başka bir şey almıyorsanız, çocuğunuz büyürken bir kitapla ilgili tartışmaya tanık olmamışsa, sofranızda sadece artan fiyatlar, alınan ve satılanlar, kazanılan ve kazanılamayan paralar konuşuluyorsa, o zaman o da "başarı" konusunda sizi örnek almış demektir.

105 104 Ancak siz kendinizi birinci grupta değerlendirebilir ve buna rağmen çocuğunuzun başarısını yeterli görmeyebilirsiniz.

106 105 Bu ender rastlanan bir durum değildir. Bu durum pek çok ailenin başına gelmektedir. Çünkü bazı çocuklar hayat başarısını "okumak" ve eğitimin dışında görürler.

107 106 Bunu da çocuğunuzun "seçimi" olarak görmeniz yerinde olur. Bu noktada olgun insanın tanımını hatırlamakta yarar vardı

108 107

109 108 Psikoloji tarihinde dönüm noktası olan araştırmalardan bir tanesi Rosenthal ve arkadaşlarının yaptığı bir çalışmadır.

110 109 Bir grup psikolog çeşitli ilköğretim okullarında ders yılı başında sınıflarda zekâ testi uygular ve bir süre sonra öğretmene, her sınıfta 4 öğrencinin üstün zekâlı olduğunu, ancak bunu çocuklara aktarmamasını söylerler.

111 110 Gerçekte öğretmene isimleri bildirilen çocuklar üstün zekâlı olmayıp, isimleri kurayla saptanmış olan çocuklardır. Ders yılı sonunda bu çocukların başarılarının yükseldiği görülmüştür.

112 111  Bu araştırma büyük yankılar yapmış ve Rosenthal buna "Kendini Doğrulayan Kehanet" adını vermiştir. Bu önemli araştırmadan çıkarılması gereken en önemli sonuç, çocuklarımıza ne söylüyorsak, öyle olma ihtimallerini artırdığımızdır.

113 112 Çocuklarımıza "tembel, savruk, sarsak, haylaz, dağınık, sorumsuz, yaramaz, düşüncesiz, sakar" gibi sıfatlarla yaklaştığımız takdirde, gerçekte de "tanımladığımız gibi" olma ihtimallerini artırırız.

114 113 Kısacası çocuğumuza olumsuz olarak ne dersek "öyle" olmasını kolaylaştırırız. O zaman akla hemen şöyle bir çözüm gelmektedir.

115 114 "Çocuğuma iyi sıfatlarla yaklaşırsam iyi olur." Halk arasındaki deyişle, "Paşa dersem paşa olur." Gerçek ne yazık ki buna uygun değildir. Çünkü çocuğumuza, olumsuz bir sıfatla yaklaştığımız zaman ortada daima bir sebep vardır.

116 115 Bu nedenle çocuğumuzun kafasındaki olumsuz benlik imajını pekiştirmiş oluruz. Ancak ortada bir neden yokken olumlu benlik imajını pekiştirmemiz mümkün değildir.

117 116 Bu konuda temel ilke esas olarak çocuğu değil, davranışı övmektir. Genel olarak eğitimde, özel olarak yeni bir davranışın kazandırılmasında temel ilke "yanlışların görülmesi ve düzeltilmesi değil, doğruların fark edilmesidir.

118 117 " Bir başka ifadeyle söylersek, "eğitimde esas amaç yanlışların yakalanması olmayıp, doğruların yakalanması" dır.

119 118 Modern eğitim uygulamalarının bize getirdiği bu görüşlerin ülkemizde işlerlik kazanması hiç şüphesiz zaman alacaktır. Çünkü görüldüğü gibi bu bulguların önemli bir bölümü, geleneksel eğitim sistemimizin özüyle çelişmektedir.


"1 2 3 1. Çocuklarınızın eğitimi için her türlü özveriyi göstermiyor musunuz ? Öyleyse onlara düşen sizin bu özverili tutumunuza layık birer evlat olarak." indir ppt

Benzer bir sunumlar


Google Reklamları