Sunum yükleniyor. Lütfen bekleyiniz

Sunum yükleniyor. Lütfen bekleyiniz

Ne lâle zamanı ne de devr-i gül Bir tatlı hayâlin sonudur eylül Gül solar da, diner nağme-i bülbül Bir tatlı hayâlin sonudur eylül.

Benzer bir sunumlar


... konulu sunumlar: "Ne lâle zamanı ne de devr-i gül Bir tatlı hayâlin sonudur eylül Gül solar da, diner nağme-i bülbül Bir tatlı hayâlin sonudur eylül."— Sunum transkripti:

1

2

3 Ne lâle zamanı ne de devr-i gül Bir tatlı hayâlin sonudur eylül Gül solar da, diner nağme-i bülbül Bir tatlı hayâlin sonudur eylül

4 Kâinatın her dem yeniden diriliş müjdesi olan bahar ve meyvelerin sabırla olgunlaştığı yaz geçti. Bir gün batımıyla elveda mendilini sallayan, sonra yağmuru taşıyan bulutlar arasından, soğuk esen rüzgârla birlikte merhaba nidalarıyla doğan güneş, sonbaharın geldiğinin melodisini çalıyor.

5 Saniyeler dakikaları, dakikalar saatleri, saatler günleri, günler haftaları, haftalar ayları kovalarken takvimler eylül mührünü basıyor. Pembe hayallerle ayakların yere basmadığı bahar ve uçarı yaz aylarından sonra ayakların tekrar gerçeklerle temas etmeye başladığı ilk aydır eylül...

6 Bir haykırış var eylül de; düşünebilene, okuyabilene… Dile gelir Eylül; der ki: Ben geldim öteler ötesinden, heybesinde dolu haberlerle...

7 Erguvan kokulu bahar, yerini ne çabuk savrulan hazan yapraklarına bıraktı. Gökyüzünün mavisi hüzün gölgesine... Su toprağa karıştı. Yaprak toprağa... Ve toprak da alabildiğine sükûta...

8 Devran döner, çıkagelir sonbahar bir hüzünlü beste eşliğinde. Ayva sarı, nar kırmızıdır bahçelerde. Dalları, titrek bir sancı kuşatmıştır. Sarı yapraklar birikir küf kokan kuytularda.

9 Üzerinde yürürken insanı ürperten yaprak birikintileriyle birlikte yeşilin saltanatı da sona ermiştir. Sonbaharın o hazan yemiş bahçelerinde artık sarının, kırmızının, morun ve grinin hükmü sürmektedir.

10 Kadîm ve harabe bir yapının görüntüsüne eşlik eden bir keman sesi gibi. Baki'nin yaz günlerinin ardından yaktığı ağıt düşer dillere: "Nâm ü nişane kalmadı fasl-ı bahardan, Düşdü çemende berg-i dıraht i'tibardan" (Sonbaharın gelmesiyle baharın şan ve şöhretinden eser kalmadı. Çimenlikteki ağaçların yaprakları da itibar kaybına uğradı)

11 Ey çocukların ve yolcuların mevsimi, ey fakirlerin yakacak ve okul telaşı, ey ayrılıkları ince bir bıçak gibi içimize sokan mahir cerrah, ey köylülerin ve inşaat işçilerinin hasat mevsimi, rençperin alın teri, ey şaşkın âşıkların ayaklarını yere bastıran gerçek öğretici, ey bunca sararış ve kurumanın ardından gelen en büyük hatırlatıcı, sarsıcı, ölüp ölüp yaratılmanın habercisi. Hazan mevsimi sen geldin, hoş geldin, sefalar getirdin...

12 Mevsimlerin insan hayatıyla benzer yönleri vardır. Çocuklukta, gençlikte insan hep hayal kurar, "şöyle yapsam, böyle yapsam" şeklinde. Yaz mevsimi insanın olgunluk dönemine benzer. Bu dönemde birtakım düşüncelerini gerçekleştirmeye çalışır.

13 Sonbahar ise artık kışın yaklaştığı, yani yolun sonunun göründüğü mevsimdir. Sıkıntılar, dertler bu dönemde başlar. Bu yüzden güz, hüzün mevsimidir. Bir başka deyişle "ağır ağır çıkılan merdivende eteklerin güneş rengi bir yığın yaprak"la dolduğu bir mevsimdir hazan... Bahardan ve yazdan sonra gelen hüzün. Hazan ve hüzün çiledaş iki kelime. Hep birbirlerini çağrıştırırlar. İnsana hayatın ölümlü oluşunu hatırlatır, bir ders verir âdeta. "Hazan ömrün bekâsı olmadığının alâmetidir" der Zâtî…

14 Hazan mevsimi denince Sonbahar aklına gelir insanın aklına. Hüzünlerin doruk noktasına ulaştığı, aşkların, aşklardaki ayrılıkların daha bir insanı vurduğu mevsimdir bu. Hazan mevsimi; dertlilerin derdine dert katar. Yatağa düşen hastaların ümitleri tükenir azar azar ve bazen kış ölümleriyle yürekleri burkulur sevenlerin…

15 Yahya Kemal'in hazan bahçesi şiiri tamda bunu tasvir ediyor: Kalbim yine üzgün, seni andım da derinden Geçtim yine dün eski hazan bahçelerinden Yorgun ve kırılmış gibi en ince yerinden Geçtim yine dün eski hazan bahçelerinden Senden boşalan bağrıma gözyaşları dolmuş Gördüm ki yazın bastığımız otları solmuş Son demde bu mevsim gibi benzimde kül olmuş Geçtim yine dün eski hazan bahçelerinden

16 Cahit Sıtkı Tarancı, hatıralarıyla halleşirken, kanat çırpışın, cama vuruşun boşuna olduğunu, güllerin açmayacağını, ötenlerin bülbül olmadığını ve bu rüzgârın başka rüzgâr olduğunu söyledikten sonra çıkışmaktadır: "Ne istersiniz benden, / Bilmem ki hâtıralar / Gelir gelmez sonbahar?"

17 İşte böyledir hazan: Güzeldir ama nazlıdır, Çirkindir ama sevimlidir. Solgundur ama sadedir, Üşütür ama sıcaktır.

18 Sonbahar bir şiirle karşılar, bir hüzünle konuk edilir, bir masalla uğurlanır. Onu tanımadığınız adreslerde ararken susuzluğunuzda bulur, vahalarda yüreğinize dokunur, son nefesinize yetiştirdiği kuru bir yaprakla kaybedersiniz."

19 Şairin dediği gibi; "Sonbahar belli ki bir hatırlatıştır". Şimdi doğrulup deruni bir tefekkürle mevsimlerin bize hatırlatmak istediklerini yeniden okuma zamanıdır. İşte o zaman sevgiliye varmanın kıymetini daha iyi anlarız. Makyaj yapsan da ‘hüzün’e/ Örtmüyor, yansıyor yüzüne/ Güller soldu, dökülüyor yapraklar/ Geldik mevsimlerin güzüne…


"Ne lâle zamanı ne de devr-i gül Bir tatlı hayâlin sonudur eylül Gül solar da, diner nağme-i bülbül Bir tatlı hayâlin sonudur eylül." indir ppt

Benzer bir sunumlar


Google Reklamları