Sunum yükleniyor. Lütfen bekleyiniz

Sunum yükleniyor. Lütfen bekleyiniz

HAYATIMIZDA SABRIN ÖNEMİ UZMAN İMAM HATİP BAŞAKŞEHİR MÜFTÜLÜĞÜ DOLAPDERE SAN. SİT. CAMİİ BAŞAKŞEHİR/İSTANBUL.

Benzer bir sunumlar


... konulu sunumlar: "HAYATIMIZDA SABRIN ÖNEMİ UZMAN İMAM HATİP BAŞAKŞEHİR MÜFTÜLÜĞÜ DOLAPDERE SAN. SİT. CAMİİ BAŞAKŞEHİR/İSTANBUL."— Sunum transkripti:

1 HAYATIMIZDA SABRIN ÖNEMİ UZMAN İMAM HATİP BAŞAKŞEHİR MÜFTÜLÜĞÜ DOLAPDERE SAN. SİT. CAMİİ BAŞAKŞEHİR/İSTANBUL

2 يَا اَيُّهَا الَّذينَ اٰمَنُوا اصْبِرُوا وَصَابِرُوا وَرَابِطُوا وَاتَّقُوا اللّٰهَ لَعَلَّكُمْ تُفْلِحُونَ «Ey iman edenler! Sabredin. Sabır yarışında düşmanlarınızı geçin. (Cihat için) hazırlıklı ve uyanık olun ve Allah'a karşı gelmekten sakının ki kurtuluşa eresiniz.» (Ali İmran 200)

3 SABIR NEDİR? Sözlükte “dayanma, dayanıklılık” gibi anlamlara gelen sabır, ahlaki bir kavram olarak, başa gelen musibetlerden dolayı Allah’tan başka kimseye şikayetçi olmamak, yakınmamak, sızlanmamak; nefse ağır gelen ve hoşa gitmeyen şeyler karşısında dünya ve ahiret yararını düşünerek, ruhi dengeyi bozmamak için insanın kalbinde bulunmakta olan sükunet ve dayanma gücü demektir.

4 Sabır kavramı Kur’an’da yetmişten fazla ayette geçmektedir. Diğer ahlaki faziletlere de kaynaklık etmesi sebebiyledir ki Kur’an’da müminlere ısrarla sabırlı olmaları emrolunmuştur (Kehf, 18/28). Mümin bela ve musibetlere karşı sabırlı olduğu kadar dinin emirlerini yerine getirme ve yasaklarından kaçınma konusunda da sabırlı olmalıdır (Bakara, 2/249; Meryem, 19/65). Peygamberler çevresindekilere daima sabrı tavsiye etmişlerdir. Mesela, Hz. Musa İsrailoğullarına, “Allah’tan yardım dileyin ve sabredin.” (A’raf, 7/128) tavsiyesinde bulunmuş, Hz. Lokman da oğluna; “Yavrucuğum! Namazı kıl, doğru ve yararlı olanı emret, kötü ve eğriden vazgeçir, başına gelebilecek her belaya sabırla katlan; bu azim ve kararlılık göstermeye değer bir şeydir.” (Lokman, 31/17) diye öğütte bulunmuştur. Ayrıca Cenab-ı Hak, başına gelen belalara sabırla katlandığı için Hz. Eyyub’u, “O ne güzel kul.” (Sad, 28/44) buyurarak övmüştür.

5 Hz. Peygamber (s.a.s.) de müminlere başlarına gelen bela ve musibetlere karşı sabırlı olmaları tavsiyesinde bulunmuş, kendisi de “Sabret ve senin sabrın ancak Allah’ın yardımıyladır.” (Nahl, 16/127) ilahi buyruğuna uyarak hayatı boyunca sabır konusunda ümmetine örneklik etmiştir.

6 SABIR ALLAH’IN MÜJDESİNE MAZHAR OLAMAKTIR وَلَنَبْلُوَنَّكُمْ بِشَىْءٍ مِنَ الْخَوْفِ وَالْجُوعِ وَنَقْصٍ مِنَ الْاَمْوَالِ وَالْاَنْفُسِ وَالثَّمَرَاتِ وَبَشِّرِ الصَّابِرينَ «Andolsun ki sizi biraz korku ve açlıkla, bir de mallar, canlar ve ürünlerden eksilterek deneriz. Sabredenleri müjdele.» (Bakara Suresi 155)

7 SABREDENLERİN MÜKAFATLARI ALLAH KATINDA BOLDUR إنما يُوَفَّى الصَّابِرُونَ أجرهُمْ بِغَيْرِ حِسَابٍ “ «Her türlü güçlüklere göğüs gerenlere mükafatları tartılmaksızın, ölçülmeksizin, hesapsızca bol bol verilir.»

8 وَلَمَنْ صَبَرَ وَغَفَرَ اِنَّ ذٰلِكَ لَمِنْ عَزْمِ الْاُمُورِ «Her kim de sabreder ve bağışlarsa, işte bu elbette azmedilecek işlerdendir.» (Şura Suresi 43)

9 ALLAH SABREDENLERLE BERABERDİR يَا اَيُّهَا الَّذينَ اٰمَنُوا اسْتَعينُوا بِالصَّبْرِ وَالصَّلٰوةِ اِنَّ اللّٰهَ مَعَ الصَّابِرينَ «Ey iman edenler! Sabrederek ve namaz kılarak Allah'tan yardım dileyin. Şüphe yok ki, Allah sabredenlerle beraberdir.» (Bakara Suresi 153)

10 SABIR RABBİMİZİN MÜSLÜMANI DENEMESİDİR وَلَنَبْلُوَنَّكُمْ حَتّٰى نَعْلَمَ الْمُجَاهِدينَ مِنْكُمْ وَالصَّابِرينَ وَنَبْلُوَا اَخْبَارَكُمْ «Andolsun, içinizden, cihad edenleri ve sabredenleri belirleyinceye ve durumlarınızı ortaya koyuncaya kadar sizi deneyeceğiz.» (Muhammed Suresi 31)

11 SABIR AYDIKLIKTIR َنْ أبي مَالِكٍ الْحاَرِثِ بْنِ عاَصِمِ الأشعري  قال : قال رَسُولُ اللَّهِ : اَلطُّهُورُ شَطْرُ الإيمان, وَالْحَمْدُ لِلَّهِ تَمْلأُ الميزان, وسبحان اللَّهِ وَالْحَمْدُ لِلَّهِ تَمْلأن - أَوْ تَمْلأُ - مَا بَيْنَ السَّمَاوَاتِ وَالأرض, وَالصَّلاَةُ نُورٌ, وَالصَّدَقَةُ بُرْهَان, وَالصَّبْرُ ضِيَاء, ٌ وَالقرآن حُجَّةٌ لَكَ أَوْ عَلَيْكَ, كُلُّ النَّاسِ يَغْدُو فَبَايعٌ نَفْسَهُ فَمُعْتِقُهَا أَوْ مُوبِقُهَا.

12 Ebû Mâlik Hâris ibn Âsım el Eş’arî (RA)’den rivayet edildiğine göre Rasûlullah (SAV) şöyle buyurmuşlardır: “Temizlik yani her türlü günah ve pisliklerden arınmak; imanın yarısıdır. Elhamdülillah demek mizanı doldurur, Sübhanallah ve Elhamdülillah sözleri ise yerler ve gökler arasını doldurur, namaz bir nurdur, sadaka bir bürhan, sabır aydınlıktır. Kur’ân senin ya lehinde ya da aleyhinde delildir. Herkes sabahleyin işine gücüne çıkar kendisini satar ya kazanır ya da kaybeder (yani kişi Allaha emirlerini yerine getirmekle nefsini Allaha satarak kazanır, yada kendi nefsinin sefasına uyup Allahın emirlerini çiğneyip kendisni şeytana satarak kaybeder).” (Müslim, Tahâra 1)

13 عَنْ أبي سَعِيدٍ سَعْدِ بْنِ سنان الخدري  أن نَاسًا مِنَ الأنصار سَأَلُوا رَسُولَ اللَّهِ  فَأَعْطَاهُمْ, ثُمَّ سَأَلُوهُ فَأَعْطَاهُمْ, حَتَّى نَفِدَ مَا عِنْدَهُ, فَقال لَهُمْ حِينَ أنفق كُلَّ شَيْءٍ بِيَدِهِ : مَا يَكُنُ عندي مِنْ خَيْرٍ فَلَنْ أَدَّخِرَهُ عَنْكُمْ, وَمَنْ يَسْتَعْفِفْ يُعِفَّهُ اللَّهُ, وَمَنْ يَسْتَغْنِ يُغْنِهِ اللَّهُ, وَمَنْ يَتَصَبَّرْ يُصَبِّرْهُ اللَّهُ. وَمَا أُعْطِيَ أَحَدٌ عَطَاءً خَيْرًا وَأَوْسَعَ مِنَ الصَّبْرِ. 26: Ebû Saîd Sa’d ibn Sinân el Hudrî (Allah Ondan razı olsun)’den rivayet edildiğine göre ensardan bir kısmı Rasûlullah (sallallahu aleyhi vesellem)’ den bir şeyler istediler O da verdi, tekrar istediler yine verdi, sonunda yanındaki mal bitti. Elindeki olan herşeyi verdikten sonra onlara şöyle dedi: “Yanımda mal olsaydı sizden esirgemezdim, kim istemekten çekinir iffetli davranırsa Allah onun iffetini artırır, kim tokgözlü olmak isterse Allah onu başkalarına muhtaç olmaktan kurtarır, kim sabretmeye gayret ederse Allah ona sabır verir, hiçbir kimseye sabırdan daha geniş ve hayırlı birşey verilmemiştir.” (Buhârî, Zekat 50)

14 - عَنْ أبي يَحْيَي صُهَيْبِ بْنِ سِنان قال : قال رَسُولُ اللَّهِ : عَجَبًا لأمر الْمُؤْمِنِ إن أمرهُ كُلَّهُ لَهُ خَيْرٌ, وَلَيْسَ ذَلكَ لأَحَدٍ إلا لِلْمُؤْمِنِ : إن أصابتْهُ سَرَّاءُ شَكَرَ فَكان خَيْرًا لَهُ, وَإن أصابتْهُ ضَرَّاءُ صَبَرَ فَكان خَيْرًا لَهُ. Ebû Yahyâ Suheyb ibn Sinân (Allah Ondan razı olsun)’den rivayet edildiğine göre Rasûlullah (sallallahu aleyhi vesellem) şöyle buyurdu: “Mü’minin durumuna gerçekten hayret edilir. Zira her durumu onun için hayır sebebidir, bu özellik sadece mü’minlerde bulunur. Çünkü sevinecek olsa şükreder bu onun için hayırdır, başına bir bela gelse sabreder bu da onun için bir hayırdır.” (Müslim, Zühd 64)

15 Rasûlullah (sallallahu aleyhi vesellem)’in azatlısı, dostu ve dostunun oğlu olan Ebû Zeyd Üsâme ibn Zeyd ibn Hârise (Allah Onlardan razı olsun)’den nakledildiğine göre şöyle söyledi: Kızı Zeynep Peygamber (SAV)’e: Oğlum ölmek üzeredir bize kadar lütfen geliniz diye haber gönderdi. Rasûlullah (sallallahu aleyhi vesellem)’de selam gönderdi ve: “Veren de alan da Allah’tır, O’nun katında herşeyin belli bir vakti vardır, sabretsin ecrini Allah’tan beklesin.” buyurdular. Bunun üzerine kızı Peygamberimiz (sallallahu aleyhi vesellem)’e and veriyorum mutlaka gelsin diye tekrar haber gönderdi. Bu sefer Rasûlullah (SAV) yanında Sa’d ibn Ubâde, Muâz ibn Cebel, Übeyy ibn Ka’b, Zeyd ibn Sâbit ve başka bazı sahabilerle beraber kalkıp kızına gitti. Çocuğu Peygamber (SAV)’e verdiler. Onu kucağına aldı canı çıkmak üzere çırpınıp duruyordu. Rasûlullah (SAV)’in gözlerinden yaşlar boşandı. Durumu gören Sa’d ibn Ubâde bu ne haldir ya Rasûlallah? diye sordu. Rasûlullah (SAV) de: “Bu Allah’ın kullarının kalbine koyduğu acıma duygusudur” buyurdu. ((Buhârî, Ce nâiz 33; Müslim, Cenâiz 9).

16 ASIL SABIR FELAKETİN İLK ANINDA OLANIDIR Enes ibn Mâlik (RA)’den rivayet edildiğine göre Peygamberimiz (SAV) bir mezarın başında bağırarak ağlamakta olan bir kadının yanından geçmişti ve ona: “Allah’tan kork ve sabret” buyurdu. Kadın: Geç git, çünkü benim başıma gelen senin başına gelmemiştir dedi. Peygamber (SAV)’i tanıyamamıştı. Kendisine O’nun Peygamber (SAV) olduğunu söylediler. Bunu duyar duymaz Peygamber (SAV)’in kapısına geldi, kapıda kapıcılar bulunmadığını gördü ve: Ben sizi tanıyamamıştım dedi. Peygamber (SAV) de: “Asıl sabır felaketin ilk anında olanıdır” buyurdular. Müslimin rivayet ettiği başka bir rivayette : Ölen çocuğun özerine ağlıyordu. (Buhârî, Cenâiz 32)

17 SABRIN MÜKAFATI CENNETTİR عَنْ أبي هُرَيْرَةَ أن رَسُولَ اللَّه ِ قال : يَقُولُ اللَّهُ تَعَالَى : مَا لِعَبْدِي الْمُؤْمِنِ عِنْدِي جَزَاءٌ إذا قَبَضْتُ صَفِيَّهُ مِنْ أَهْلِ الدُّنْيَا ثُمَّ احْتَسَبَهُ إلا الْجَنَّةُ. Ebû Hureyre (RA)’den rivayet edildiğine göre Rasûlullah (SAV) şöyle buyurdu: “Allah: Mü’min kulumun dünyada sevdiği dostunu aldığım zaman, o kimse sabredip mükafatını benden beklerse karşılığı cennettir.” buyurdu. (Buhârî, Rikak 6)

18 HASTALIĞA(TAUN) SABIR EDENE ŞEHİT SEVABI VERİLİR 33- عَنْ عَائِشَةَ رضي اللهُ عَنْهَا إنهَا سَأَلَتْ رَسُولَ اللَّهِ  عَنِ الطَّاعُونِ, فَأَخْبَرَهَا أنهُ كان عَذَابًا يَبْعَثُهُ اللَّهُ تَعَالَي عَلَى مَنْ يَشَاءُ, فَجَعَلَهُ اللَّهُ تَعاَلَي رَحْمَةً لِلْمُؤْمِنِينَ, فَلَيْسَ مِنْ عَبْدٍ يَقَعُ فِي الطَّاعُونِ فَيَمْكُثُ فِي بَلَدِهِ صَابِرًا مُحْتَسِباً, يَعْلَمُ أنهُ لاَ يُصِيبَهُ إلا مَا كَتَبَ اللَّهُ لَهُ إلا كان لَهُ مِثْلُ أجر الشَّهِيدِ. Hz. Aişe (RA)’dan rivayet edildiğine göre: Aişe anamız Rasûlullah (SAV)’e tâûn hastalığından sormuştu da O da şöyle cevap vermişti: “Tâûn hastalığı; Allah’ın dilediği kimseleri bu hastalıkla cezalandırdığı bir azap şekliydi. Allah onu mü’minlere rahmet kıldı. Bu sebeble tâûna yakalanan bir kul sabredip mükafatını Allah’tan bekleyerek bulunduğu yerde başına Allah’ın yazdığından başka hiç birşey gelmeyeceğini bilerek oturup dışarı çıkmazsa kendisine şehid sevabı verilir.” (Buhârî, tıbb 31)

19 AMA OLAN SABREDERSE KARŞILIĞI CENNETTİR - عَنْ أنس قال : سَمِعْتُ رَسُول اللَّهِ يَقُولُ إن اللَّهَ عَزَّ وَجَلَّ قال : إذا ابْتَلَيْتُ عَبْدِي بِحَبِيبَتَيْهِ فَصَبَرَ عَوَّضْتُهُ مِنْهُمَا الْجَنَّةَ. يُرِيدُ عَيْنَيْهِ Enes ibn Mâlik (RA) Rasûlullah (SAV)’in şöyle buyurduğunu işittim demiştir: “Allah’ü teâlâ buyuruyor ki: Kulumu gözlerinden mahrum ederek imtihan ettiğim zaman sabrederse, gözlerinin karşılığı ona cenneti veririm.” (Buhârî, Merda 7)

20 MÜTHİŞ SABIR TAVSİYE ÖRNEĞİ HZ MUHAMMED SAV EFENDİMİZDEN Atâ ibn Ebî Rebâh (RA)’den şöyle dediği rivayet edilmiştir: Abdullah ibn Abbas (RA) bana: Sana cennetlik bir kadını göstereyim mi? dedi. Ben de evet göster dedim. İbn Abbas (RA) şöyle dedi: İşte şu siyah kadındır ki, bu kadın Peygamber (SAV)’e geldi ve: Beni sara hastalığı yakalıyor ve üstüm başım açılıyor, iyileşmem için Allah’a dua ediniz dedi. Peygamber (SAV) de: “Eğer sabredeyim dersen sana cennet vardır, ama yine de sen istersen sana şifa vermesi için Allah’a dua ederim” buyurdu. Bunun üzerine kadın: O halde ben hastalığıma sabrederim. Ancak sara tuttuğu zaman üstümün başımın açılmaması için dua ediniz dedi. Peygamberimiz (SAV) ona dua etti de sara nöbeti geldiğinde bir daha üstü başı açılmadı. (Buhârî, Merda 6; Müslim, Birr 54)

21 HER ŞEYE SABIR GÜNAHLARIN BAĞIŞLANMASINA SEBEPTİR عَنْ أبي سَعِيدٍ وَأبي هُرَيْرَةَ مَسْعُودٍ رضي الله عنهما عَنِ النَّبِيِّ قال : مَا يُصِيبُ الْمُسْلِمَ مِنْ نَصَبٍ, وَلاَ وَصَبٍ وَلاَ هَمٍّ وَلاَ حَزَنٍ وَلاَ أَذًى وَلاَ غَمٍّ, حَتَّى الشَّوْكَةِ يُشَاكُهَا إلا كَفَّرَ اللَّهُ بِهَا مِنْ خَطَايَاهُ. Ebû Saîd ve Ebû Hureyre (RA)’den rivayet edildiğine göre Rasûlullah (SAV) şöyle buyurdu: “Herhangi bir müslümanın başına gelen yorgunluk, hastalık, tasa, keder, sıkıntı ve gamdan ayağına batan dikene kadar her şeyi Allah müslümanın hata ve günahlarının bağışlanmasına sebeb kılar.” (Buhârî, Merda 1; Müslim, Birr 49)

22 SABIR EDEN İÇİN AĞACIN YAPRAKLARI DÖKÜLDÜĞÜ GİBİ GÜNAHLARI DÖKÜLÜR Abdullah ibn Mes’ûd (RA) şöyle demiştir: Rasûlullah (SAV)’in huzuruna vardım, şiddetli sıtmaya yakalanmıştı. Ey Allah’ın Rasûl’ü sıtma nöbetinden dolayı çok şiddetli zahmet çekiyorsun dedim. “Evet sizden iki kişinin çekebileceği kadar ızdırap çekiyorum” buyurdu. Bundan dolayı size iki kat ecir var mıdır? dedim. “Evet öyledir. Bir müslümanın vücuduna batan bir dikenden en ağırına kadar hiç bir musibet yoktur ki; Allah bu sebeble onun kusurlarını örtmüş ve günahlarını bağışlamış olmasın. Ağacın yapraklarının döküldüğü gibi o müslümanın günahları da öylece dökülür.” (Buhârî, Merda 13 Müslim, Birr 45)

23 ALLAH İNSANIN DERECESİNİ YÜKSELTMEK İÇİN SABIR İMTİHANINA SOKAR عَنْ أبي هُرَيْرَةَ قال : قال رَسُولُ اللَّهِ : مَنْ يُرِدِ اللَّهُ بِهِ خَيْرًا يُصِبْ مِنْهُ Ebû Hureyre (Allah Ondan razı olsun)’den rivayet edildiğine göre Rasûlullah (sallallahu aleyhi vesellem) şöyle buyurdu: “Allah hayırını dilediği bir kimseyi günahlarını bağışlamak ve derecesini yükseltmek için onu sıkıntıya sokar” (Buhârî, Merda 1)

24 İNSANIN BAŞINA GELEN BELALARDAN DOLAYI ÖLÜMÜ İSTEMEYİP SABRETMELİDİR SABRIN SONU SELAMETTİR َنْ أنس قال : قال رَسُولُ اللَّهِ : لاَ يَتَمَنَّيَنَّ أَحَدُكُمُ الْمَوْتَ لِضُرٍّ أصابهُ, فَإن كان لاَ بُدَّ فَاعِلاً فَلْيَقُل : ِ اللَّهُمَّ أَحْيِنِي مَا كانت الْحَيَاةُ خَيْرًا لِي, وَتَوَفَّنِي إذا كانت الْوَفَاةُ خَيْرًا لِي. Enes ibn Mâlik (RA)’den rivayet edildiğine göre Rasûlullah (SAV) şöyle buyurdu: “Başına gelen bir musibetten dolayı hiçbir kimse ölmeyi istemesin. Mutlaka böyle bir şey temenni etmek zorunda kalırsa; Allah’ım benim için yaşamak hayırlıysa beni yaşat, ölmek hayırlıysa beni öldür desin.” (Buhârî, Merda 19; Müslim, Zikir 10)

25 SABIR SELAMET YURDUNUN OLUŞMASINA SEBEPTİR Ebû Abdullah Habbâb ibn Eret (RA) şöyle demiştir: Hırkasını yastık ederek dayamış Kâbe’nin gölgesinde istirahat ederken, biz Rasûlullah (SAV)’e müşriklerden çektiğimiz sıkıntılardan dolayı şikayette bulunduk. Bizler için Allah’tan yardım dilemiyecek misiniz, bizim için dua etmeyecek misiniz? dedim. Rasûlullah (SAV) de şöyle buyurdular: “Önceki toplumlardan bir mü’min yakalanır, yerde bir çukur kazılır ve onu çukura gömerler, sonra bir testere getirilir ve başından aşağı testereyle ikiye ayrılır, vücudu demir taraklarla etinin altındaki kemiği ve siniri taranırdı. Fakat bütün bu yapılanlar onu dininden döndüremezdi. Yemin ederim ki Allah mutlaka bu dini yeryüzüne hakim kılacaktır. Öylesine hakim kılacak ki, tek başına bir atlı San’adan Hadramevt’e kadar selametle gidecek, Allah’tan ve koyunlarına zarar verecek kurttan başka hiç bir şeyden korkmayacaktır. Ne var ki siz acele ediyorsunuz. (Buhârî, Menâkıb 25)

26 AĞIR SÖZLERE VE HAKARETLERE UĞRASAKTA SABRETMEK BÜYÜK ERDEMDİR, BÜYÜK DÜŞÜNENLERİN HALİDİR Abdullah ibn Mes’ûd (RA) şöyle demiştir: Huneyn savaşından gelen ganimetleri taksim ederken Rasûlullah (SAV) bazı kimselere diğerlerinden fazla hisse vermişti. Akra’ ibn Hâbis’e yüz deve, Uyeyne ibn Hısn’a da bir o kadar, bazı arapların ileri gelenlerine de taksimde farklı hediyeler vererek onları bölüşmede üstün tuttu. Bunun üzerine bir kişi: Vallahi bu paylaştırmada ne adalet ne de Allah rızası gözetilmiştir dedi. Ben de: Vallahi bunu Peygamber (SAV)’e söyleyeceğim dedim. Yanına gidip adamın söylediklerini haber verdim. Bunun üzerine Rasûlullah (SAV)’in rengi kıpkırmızı kesildi, sonra da şöyle cevap verdi. “Allah ve Rasûlü adalet yapmazsa kim yapar” sonra şöyle buyurdu: “Allah Musa (a.s.)’a rahmet etsin. O bundan daha ağır sözlerle eziyete uğradı da sabretti” buyurdu. Ben de kendi kendime vallahi bundan sonra O’na hiçbir haberi iletmiyeceğim dedim. (Buhârî, Edeb 53)

27 SABIR ALLAH’IN HOŞNUTLUĞUNU KAZANMAKTIR عَنْ أنس قال : قال رَسُولُ اللَّهِ : إذا أَرَادَ اللَّهُ بِعَبْدِهِ الْخَيْرَ عَجَّلَ لَهُ الْعُقُوبَةَ فِي الدُّنْيَا, وَإذا أَرَادَ اللَّهُ بِعَبْدِهِ الشَّرَّ أَمْسَكَ عَنْهُ بِذَنْبِهِ حَتَّى يُوَافِيَ بِهِ يَوْمَ الْقِيَامَةِ. وَقال النَّبِيِّ : إن عِظَمَ الْجَزَاءِ مَعَ عِظَمِ الْبَلاَءِ, وَإن اللَّهَ تَعاَلَي إذا أحب قَوْمًا ابْتَلاَهُمْ, فَمَنْ رَضِيَ فَلَهُ الرِّضَا, وَمَنْ سَخِطَ فَلَهُ السُّخْطُ. Enes ibn Mâlik (RA)’den rivayet edildiğine göre Rasûlullah (SAV) şöyle buyurdu: “Allah iyiliğini istediği kulun cezasını dünyada verir, fenalığını istediği kulun cezasını da kıyamet günü günahını yüklenip gelsin diye dünyada vermez.” Peygamberimiz (SAV) devamla buyurdu ki: “Mükafatın büyüklüğü bela ve musibetin büyüklüğüne göredir. Allah sevdiği topluluğu belaya uğratır. Kim başına gelen bela ve musibetlere razı olursa Allah ondan hoşnut olur. Bir kimse başına gelen bela ve musibetleri öfke ile karşılarsa o da Allah’ın gazabına uğrar.” (Tirmîzî, Zühd 57

28 GÜÇLÜ KİMSE SABREDENDİR عَنْ أبي هُرَيْرَةَ أن رَسُولَ اللَّهِ قال : لَيْسَ الشَّدِيدُ بِالصُّرَعَةِ إنما الشَّدِيدُ الَّذِي يَمْلِكُ نَفْسَهُ عِنْدَ الْغَضَبِ. Ebû Hureyre (Allah Ondan razı olsun)’den rivayet edildiğine göre Peygamber (sallallahu aleyhi vesellem) şöyle buyurdu: “Güçlü kimse insanları güreşte yenen kimse değil, öfkelendiği zaman kendine hâkim olan kimsedir.” (Buhârî, Edeb 102; Müslim, Birr 106)

29 KIZGINLIK ANINDA KOVULMUŞ ŞEYTANIN ŞERRİNDEN ALLAH’A SIĞINMAK عَنْ سليمان بْنِ صُرَدٍ قال : كُنْتُ جَالِسًا مَعَ النَّبِيِّ ورجلان يَسْتَبَّان, وَأَحَدُهُمَا قَدْ اِحْمَرَّ وَجْهُهُ, وانتفخت أَوْدَاجُهُ. فَقال رَسُولُ اللهِ : إني لأَعْلَمُ كَلِمَةً لَوْ قالهَا ذَهَبَ عَنْهُ مَا يَجِدُ, لَوْ قال : أَعُوذُ بِاللَّهِ مِنَ الشَّيْطَان الرَّجِيمْ ذَهَبَ منهُ مَا يَجِدُ. فَقالوا لَهُ : إن النبي قال : تعَوَّذْ بِاللَّهِ مِنَ الشَّيْطَان الرَّجِيمْ. Süleyman ibn Surâd (RA) şöyle demiştir: Günün birinde Peygamber (SAV) ile oturuyorduk. İki kişi birbirine sövüp duruyordu. Bunlardan birinin yüzü kıpkırmızı olmuş ve şah damarları şişmişti. Bunun üzerine Peygamber (SAV) şöyle demişti: “Ben bir söz biliyorum, eğer bu kişi Rahmetten kovulmuş, taşlanmış şeytandan Allah’a sığınırım derse üzerindeki bu kızgınlık hali geçer. Bunun üzerine Ashab bu adama Peygamber (SAV): ”Şeytandan Allaha sığınsın” buyurdu, dediler. (Buhârî, Bed’ül Halk 11; Müslim, Birr 109)

30 SABIR KIYAMET GÜNÜNDE BÜYÜK İLTİFATA MAZHAR OLMASINA SEBEP OLUR عَنْ مُعَاذٍ بْنِ أنس أن رَسُولَ اللَّهِ قال : مَنْ كَظَمَ غَيْظًا, وَهُوَ قَادِرٌ عَلَى أن يُنْفِذَهُ, دَعَاهُ اللَّهُ سبحانه وَتَعَالَى عَلَى رُؤُوسِ الْخَلاَئِقِ يَوْمَ الْقِياَمَةِ حَتَّى يُخَيِّرَهُ مِنَ الْحُورِ الْعِينِ ماَ شَاءَ. Muâz ibn Enes (RA)’den rivayet edildiğine göre Peygamberimiz (SAV) şöyle buyurmuştur: “Gereğini yapmaya gücü yettiği halde öfkesini yenen kimseyi Allah kıyamet günü herkesin gözü önünde çağırır, huriler arasında dilediğini seçmekte serbest bırakır.” (Ebû Davûd, Edeb 3; tirmîzî, Birr 74)

31 EFENDİMİZ SAV’İN ÖĞÜDÜ KIZMAMAK SABIR ÜZERİNEDİR عَنْ أبي هُرَيْرَةَ أن رَجُلاً قال لِلنَّبِيِّ : أَوْصِنِي ؟ قال : لاَ تَغْضَبْ فَرَدَّدَ مِرَارًا, قال : لاَ تَغْضَبْ. Ebû Hureyre (Allah Ondan razı olsun)’den rivayet edildiğine göre bir adam Peygamber (sallallahu aleyhi vesellem)’e gelerek bana öğüt ver dedi. Peygamber (sallallahu aleyhi vesellem) da: “Kızma” buyurdu. Adam isteğini bir kaç sefer tekrarladı. Peygamberimiz (sallallahu aleyhi vesellem) de her defasında “Kızma” buyurdu. (Buhârî, Edeb 76)

32 HER TÜRLÜ BELAYA SABIR GÜNAHSIZ ALLAH’A KAVUŞMAKTIR عَنْ أبي هُرَيْرَةَ قال : قال رَسُولُ اللَّهِ : مَا يَزَالُ الْبَلاَءُ بِالْمُؤْمِنِ وَالْمُؤْمِنَةِ فِي نَفْسِهِ وَوَلَدِهِ وَمَالِهِ حَتَّى يَلْقَى اللَّهَ تَعاَلَي وَمَا عَلَيْهِ خَطِيئَةٌ. Ebû Hureyre (RA)’den rivayet edildiğine göre Rasûlullah (SAV) şöyle buyurdu: “Erkek olsun kadın olsun her mü’min kimsenin kendisine, çocuğuna ve malına devamlı olarak bela ve musibet iner. Kişi bütün bunlara sabredip tahammül gösterirse günahsız olarak Allah’a kavuşur.” (tirmîzî, Zühd 57)

33 DÜŞMANLA KARŞILAŞINCA SABREDİP MÜCADELE ETMEK İSLAMIN ŞIARIDIR Ebû İbrahim Abdullah ibn Ebû Evfâ (Allah Onlardan razı olsun)’den rivayete göre Rasûlullah (sallallahu aleyhi vesellem) düşmanla karşılaştığı savaş günlerinden birinde güneş tepe noktasından batıya meyledinceye kadar bekledi sonra kalktı ve: “Ey insanlar düşmanla karşılaşmayı arzu etmeyin. Allah’tan afiyet dileyiniz, fakat düşmanla karşılaşınca da sabrediniz ve biliniz ki; cennet kılıçların gölgesi altındadır.” buyurdu ve şöyle devam etti: “Ey kitabı indiren, bulutları gökyüzünde gezdiren, İslâm’a karşı olan düşman ordularını darmadağın eden Allah’ım şu düşmanları perişan eyle ve onlara karşı bize yardım et.” (Buhârî, Cihad 112; Müslim, Cihad 20).

34 HAKKIN YENSEDE ADAM KAYIRMALAR OLSADA SEN SABRET VE NE İSTERSEN ALLAH’TAN DİLE عَنْ اِبْنِ مَسْعُودٍ أن رَسُولُ اللَّهِ قال : إنهَا سَتَكُونُ بَعْدِي أَثَرَةٌ وَأُمُورٌ تُنْكِرُونَهَا ! قالوا : يَا رَسُولَ اللَّهِ فَماَ تَأمرناَ؟ قالت : تؤَدُّونَ الْحَقَّ الَّذِي عَلَيْكُمْ, وَتَسْأَلُونَ اللَّهَ الَّذِي لَكُمْ. Abdullah ibn Mes’ûd (RA)’den rivayet edildiğine göre Rasûlullah (SAV): “Şüphesiz benden sonra adam kayırmalar ve hoşunuza gitmeyen bazı şeyler meydana gelecektir” buyurdu. Ashab: Ey Allah’ın Rasûl’ü o zaman nasıl davranmamızı tavsiye edersin dediler. Peygamber (SAV) de: “Üzerinizdeki hakkı görevi yerine getirir, kendi haklarınızın yerine getirilmesini Allah’tan dilersiniz” buyurdu. (Buhârî, Fiten 2; Müslim, İmâra 45)

35 SABRIN İNSANA KAZANDIRDIKLARI SABIR AYDINLIKTIR SABIR MÜKAFATLANMAKTIR SABIR OLGUNLUKTUR SABIR SELAMETTİR SABIR GÜNAHLARIN BAĞIŞLANMASINA SEBEPTİR SABIR MAHŞERDE İLTİFATA TABİ OLMAKTIR SABIR ALLAH’A YAKLAŞMAKTIR SABIR GÜNAHLARIN DÜNYADA TEMİZLENMESİDİR SABIR PEYGAMBERLERİN YOLUNDA GİTMEKTİR SABIR HZ EYYÜP OLABİLMEKTİR SABIR TAİFTE HZ MUHAMMED OLMAKTIR

36 SABIR HZ SÜMEYYE GİBİ ŞEHADET ŞERBETİNİ İÇMEKTİR SABIR HZ BİLAL GİBİ TAŞLARIN ALTINDA ALLAH DİYEBİLMEKTİR SABIR HZ HAMZA GİBİ UHUDA AŞK BIRAKMAKTIR SABIR HZ YUNUS GİBİ BALIĞIN KARNINDA DA RABBİNİ ANMAKTIR SABIR MAĞARADA HZ MUHAMMED SAV EFENDİMİZE BİR ŞEY OLMASIN DİYE SIZLANAN HZ EBU BEKİR OLMAKTIR SABIR ÖLÜME GİDERKEN HAKTAN AYRILMAYAN HABİL OLABİLMEKTİR.

37 SABIR ZULME BOYUN EĞMEYEN İMAMI AZAM OLMAKTIR SABIR ZİNDANA DÜŞSE DAHİ HAKTAN AYRILMAYAN HZ YUSUF OLMAKTIR SABIR NAMAZA EHEMMİYYET GÖSTEREREK NAMAZ DA MİRAÇA ERMEKTİR SABIR KURTULUŞA, ESENLİĞE VE MUTLULUĞA ULAŞMANIN ADIDIR. SABIR ALLAH’I DAİMA ANMAKTIR SABIR BÜTÜN MURATLARA ERMEKTİR SABREDEN DERVİŞ MURADINA ERMİŞ SABRIN SONU SELAMETTİR

38 DUAMIZ YA RAB BİZE SABRETME GÜCÜ İHSAN EYLE YA RAB BU İMTİHAN DÜNYASINDA SABREDEREK BAŞARILI OLMAYI BİZLERE NASİP KIL YA RAB KÖTÜLÜKLERE, BELALARA VE MUSİBETLERE SABREDEN VE SENİN RIZANI KAZANAN KULLARINDAN OLMAYI BİZE İHSAN EYLE YA RAB MUSİBETLERİ VEREN SEN SABRIDA VEREN SENSİN BİZE DAİMA SABREDEN VE ŞÜKREDEN KULLARINDAN EYLE BİZİ Not:Bu vaaz diyanet, Kuran Meali ve Riyazussalin hadislerinden faydalınarak hazırlanmıştır


"HAYATIMIZDA SABRIN ÖNEMİ UZMAN İMAM HATİP BAŞAKŞEHİR MÜFTÜLÜĞÜ DOLAPDERE SAN. SİT. CAMİİ BAŞAKŞEHİR/İSTANBUL." indir ppt

Benzer bir sunumlar


Google Reklamları