Sunum yükleniyor. Lütfen bekleyiniz

Sunum yükleniyor. Lütfen bekleyiniz

 Ergenlik çocukluktan yetişkinliğe geçişi işaret etmektedir.  Bu dönemde fiziksel değişimler diğer dönemlere göre daha hızlıdır.  Özellikle buluğ çağında.

Benzer bir sunumlar


... konulu sunumlar: " Ergenlik çocukluktan yetişkinliğe geçişi işaret etmektedir.  Bu dönemde fiziksel değişimler diğer dönemlere göre daha hızlıdır.  Özellikle buluğ çağında."— Sunum transkripti:

1

2  Ergenlik çocukluktan yetişkinliğe geçişi işaret etmektedir.  Bu dönemde fiziksel değişimler diğer dönemlere göre daha hızlıdır.  Özellikle buluğ çağında hızlı hormonal değişiklikler meydana gelmektedir.  Toplum ergenlerin ailelerine olan bağımlılığından kurtularak bir takım sorumluluklar almasını beklemekte ve yetişkinliğe geçişe işaret eden iş, özel ilişki konularında bir takım kararlar vermesini beklemektedir.  Bu geçiş sürecini bu dönemde oldukça önemli olan akran ilişkileri kolaylaştırmaktadır.  Ergenler kazandıkları bilişsel yetenekler sonucu gelecek hakkındaki olasılıkları kafalarında canlandırabilmektedirler.  Bu dönemde kendileri hakkında daha fazla düşünmeye başlamakta ve kendilerini daha fazla değerlendirmektedirler.  Bu dönemde ergenlerin kendilerine sordukları soru: ‘Ben kimim’ sorusudur. (

3  Bu geçiş sürecini bu dönemde oldukça önemli olan akran ilişkileri kolaylaştırmaktadır.  Ergenler kazandıkları bilişsel yetenekler sonucu gelecek hakkındaki olasılıkları kafalarında canlandırabilmektedirler.  Bu dönemde kendileri hakkında daha fazla düşünmeye başlamakta ve kendilerini daha fazla değerlendirmektedirler.  Bu dönemde ergenlerin kendilerine sordukları soru: ‘Ben kimim’ sorusudur.

4  Geleneksel olarak ergenlik dönemi çatışmalı ve kargaşalı bir dönem olarak görülmüştür.  Bu dönem ‘fırtınalı ve stresli’ bir dönem olarak tanımlamıştır.  Psikanalistler ise bu dönemde psikoseksüel gelişimin erken dönemlerindeki ilkel dürtülerin ve çözülmemiş dürtülerin tekrar ortaya çıkmasını vurgulamışlardır.  Erikson’a göre ise ergenlik döneminde zayıflamış ego kimlik krizi ve rol karmaşasıyla başa çıkmak için mücadele etmektedir.  Daha yakın zamandaki literatür ise bu dönemde yaşanan sıkıntıların kuşak farkından ve uyuşmazlıktan kaynaklandığını ileri sürmektedir.

5  Ancak ergenlik karmaşasının imajı çok az bir ergen grubunda açıkça görülebilir.  Bir çok ergen ergenliğe geçişte duygusal problem yaşamayabilmektedir.  Akranlarla olan ilişkiler kuvvetlenirken ergenler ebeveynleriyle saç stili, giyiniş tarzı gibi güncel konularda münakaşa etmektedirler.  Ancak yine de ergenler bu dönemde ebeveynleriyle bazı değerleri paylaşmayı sürdürürler ve bazı düşünce ve kararlarında ebeveynlerinin rehberliğine ihtiyaç duyarlar.  Böylelikle her ne kadar gelecek hakkında ergen kaygı yaşasa da ergenin kimlik arayışına kriz eşlik etmez.

6  Ancak bu durum ergenin bu dönemde sakin olduğu anlamını taşımaz.  Ergenlik döneminde duygu durumunda sık değişiklikler olabilir.  Depresyon ortaya çıkabilir.  İntihar ve intihar girişimleri, alkolizm, madde kötüye kullanımı, şizofreni, anoreksiya nevroza ve depresyon gibi patolojilerin görülme ihtimalide bu dönemde artış göstermektedir.

7  Erikson’un kimlik kavramı ergene farklı nitelikler ve sorumluluklar kazandırır. Kimlik içsel sürekliliği ve kişiler arası karşılıklı ilişkileri içerir. Erikson’a göre ergenlik kimlik krizi ile damgalanır çünkü bu süreç doyurucu iş, cinsel rol, ideoloji bulabilmek için ergenin bu zorluklarla zihninin mücadele ettiği ‘gerekli bir dönüm noktası, kritik bir andır’

8  Ergen bu dönemde geçmişinden getirdiği güven, otonomi, girişim, gayret gibi olumlu yada utanç, şüphe, suçluluk, aşağılık duyguları gibi olumsuz durumlarla birlikte kimlik görevini başarmayla yüzleşir. Ergen bu dönemde kendini keşfetmek ve toplumun sunduğu seçenekleri kavramak için bilişsel olarak daha yeterli hale gelir.

9  Fizyolojik değişiklikler nedeniyle, bedenin psikolojik temsili yada bedensel imaj daha önceki yıllarda olduğundan çok daha fazla göze çarpmaktadır.  Artan bilişsel yetiler ergenin hipotetik olasılıklar hakkında düşünmesine, kendisi ve geleceği ile ilgili soyut sorular sormasına imkan tanımaktadır.  Ergenler bu dönemde ben kimim ve nereye gidiyorum şeklinde sorular sormaktadırlar.

10 Anoreksiya Nevroza Bulimia Nevroza Depresyon Kaygı Bozuklukları Madde Kötüye Kullanımı

11  A. Tekrarlayan aşırı yeme nöbetleri. Aşırı yeme nöbetleri aşağıdakilerden ikisiyle de karakterizedir.  Yeme belirli bir zaman dilimi ile sınırlıdır (örneğin herhangi bir iki saatlik dönem), yenen yiyecek miktarı aynı koşullarda ve benzer zaman dilimi içinde pek çok kimsenin yiyebileceğinden belirgin şekilde fazladır.  Nöbet sırasında yeme davranışı üzerindeki kontrol kaybedildiği duygusu (örn. kişinin ne ve ne kadar yediğini kontrol edememesi veya yemeği durduramayacağı duygusu)  B. Kilo alımını önlemek için uygun olmayan tekrarlayıcı telafi davranışları, kendi yarattığı kusma, laksatif, diüretik ve lavman kötüye kullanım veya diğer ilaçlar, zorlayıcı egzersizler.  C. Üç ay boyunca en az iki haftada iki kez, aşırı yeme ve uygun olmayan telafi davranışları birlikte görülür.

12  D. Kendilik değerlendirmesi beden ölçüleri ve kilo tarafından etkilenir.  E. Bozukluk anoreksiya nevroza nöbetleri sırasında görülmez.  Tipin Belirlenmesi:  Çıkarma olan tip: Bulimia nevroza nöbeti sırasında kişi, düzenli olarak kendi yarattığı kusma davranışı yada laksatif, diüretik ve lavman kötüye kullanımı gösterir.  Çıkartma olmayan tip: Bulimia nevroza nöbeti sırasında kişi zorlayıcı egzersizler gibi diğer uygun olmayan telafi davranışlar gösterir, fakat düzenli olarak kendi yarattığı yarattığı kusma davranışı yada laksatif, diüretik ve lavman kötüye kullanımı yoktur.

13  Düzenli olarak aşırı yemek yeme ( kısa bir süre içinde ardı ardına aşırı yemek yeme)  Düzenli kusma ( isteyerek yarattığı kusma, diüretik, laksatif veya lavman kötüye kullanım gibi, katı diyet yapma, aşırı egzersiz yapma)  Çok sık diyet yada egzersiz yapmasına rağmen kilonun aynı kalması yada kilo alımı  Kilo alımı olmamasına rağmen bir oturuşta aşırı miktarda yemek yeme  Kusmak için uzun süre banyodan çıkmama  Madde ve alkol kötüye kullanımı yada düzenli çalma  Uzun süreli depresyon  Düzensiz ay hali

14  Yaşa veya boya göre normal olan en düşük beden ağırlığına ulaşmayı reddetme (örneğin beklenen beden ağırlığının %85’inden daha az ağırlığa yol açacak kilo kaybı ve büyüme döneminde beklenen beden ağırlığına sahip olmayı sağlayacak biçimde beklenen kilo alımını gerçekleştirememe, beklenen beden ağırlığının %85’inden daha az kiloya sahip olma)  Beklenenden daha az bir beden ağırlığına sahip olduğu halde kilo almaktan ve şişman biri olmaktan aşırı korkma.  Kişinin beden ağırlığını, büyüklüğünü yada biçimini algılamada bozukluk olması(örn. bir deri bir kemik haline gelmişken bile kişi kendisini şişman olarak hissettiğini ileri sürer, beklenen ağırlığın açıkça altında olduğu zaman bile vücudunun bir bölgesinin aşırı şişman olduğuna inanır.

15  Menarş sonrası kadınlarda amenore, yani ardışık üç menstrüel siklusun olmaması (primer yada sekonder amenore) (sadece hormon verildiğinde, örneğin estrojen uygulaması, periyodlar görülüyorsa o kadının amenoresi olduğu düşünülür).  Tipin belirlenmesi  Kısıtlı tip: Varolan anoreksiya nevroza nöbetleri sırasında kişi düzenli olarak ziyafet tarzı (binge eating) yeme yada kusma davranışı içinde değildir ( kendi yarattığı kusma, diüretik, laksatif veya lavman kötüye kullanım gibi).  Tıkınırcasına yeme/Çıkarma tipi: Varolan anoreksiya nevroza nöbetleri sırasında kişi düzenli olarak aşırı yeme (binge eating) yada kusma davranışı içindedir ( kendi yarattığı kusma, diüretik, laksatif veya lavman kötüye kullanım gibi).

16  Kısa bir süre içinde çok fazla kilo kaybı  Kişinin bir deri bir kemik olmasına rağmen diyete devam etmesi  Diyet yaparak kilo konusunda istediği amaca ulaşmasına rağmen daha fazla kilo vermek için hemen yeni bir diyet programı yapması  İstediği kiloya ulaşmasına rağmen kilosu hakkında memnuniyetsizliğini sürdürme  Ay hali döngüsünün bozulması  İlginç yeme adetlerine sahip olması yada aşırı derecede çok az miktarda yemek yeme  Gizlice yemek yeme  Egzersiz yapma konusunda obsesif olma  Uzun süreli depresyon  Aşırı yeme ve çıkarma

17  A. maddenin uyumu bozacak, klinik olarak belirgin bir rahatsızlığa yol açacak biçimde kullanılması ve 12 aylık bir süre içinde herhangi bir zamanda aşağıdakilerden üçünün bulunması:  Tolerans  Yoksunluk (kesilme) belirtilerin olması ve bunları gidermek için maddeye gereksinim duyma  Maddenin tasarlandığından (niyetlenenden) çok daha fazla miktarda ve daha uzun bir süre alınması

18 Mersin Hizmet İç i E ğ itim Enstit ü s  Madde kullanımına son vermek ya da bunu denetim altına almak için sürekli bir istek hissetme ve birçok kez bırakma girişiminde bulunma  maddeyi elde etmek için ve madde etkisi altında çok zaman harcama  Kişinin günlük işlerini yerine getirmesi beklenen zamanlarda madde etkisi altında olma ve bunları yerine getirmeme  madde kullanımının neden olduğu sosyal, ruhsal ya da bedensel bir sorunun varlığına rağmen madde kullanmayı sürdürüyor olmak  Fizyolojik bağımlılık var: Tolerans veya kesilme belirtileri var.  Fizyolojik bağımlılık yok: tolerans veya kesilme belirtileri yok.

19  A. maddenin uyumunu bozacak, klinik olarak belirgin bir rahatsızlığa yol açacak biçimde kullanılması ve 12 aylık bir süre içerisinde aşağıdaki ölçülerden biri veya daha fazlasının bulunması:  Kişinin işte, evde veya okuldaki hükümlülüklerinin önleyecek şekilde yenileyici bir biçimde madde kullanması.  fiziksel tehlike yaratabilecek durumlarda ( örneğin araç kullanırken ) madde etkisi altında olma ve bu durumun tekrar tekrar olması.  madde kullanımıyla ilişkili olarak yasal sorunların varlığı.  madde kullanımının sosyal yaşamda ve kişinin yakınlarıyla ilişkisinde yineleyici ve kalıcı sorunlara yol açmasına rağmen madde kullanımını sürdürme.  B. bu madde için kişinin bağımlılık tanısı olması.

20  Madde öncelikle beyin sistemini etkiler, algılama, bellek, dikkat düşünce gibi işlevleri bozar, kişi yaşadıklarını farklı bir biçimde algılamaya başladığı için kontrolünü kaybeder. Bu nedenle kendine veya başkalarına zarar verebilir.  Madde beynin bilgiyi alma, ayırma sentez yapma yeteneğini etkiler. Bu nedenle bütün bilgiler birbirine karışır, yeni bilgiler daha önce normalde algıladıklarını durdurur.  Algılamayı etkiler. Örneğin kokain ve amfetaminler öyle bir algılama yaratır ki ergen bu maddeleri aldığı sırada her şeyi mükemmel yaptığına inanacak kadar kendini iyi hissetmektedir. Ancak gerçekte işlevlerde bozulma ortaya çıkar.

21  Madde kullanılan maddenin farmakolojik özelliklerine göre alışkanlık veya bağımlılık yapar. Fiziksel bağımlılık oluşunca madde alınmadığı veya azaltıldığı zaman yoksunluk belirtisi ortaya çıkar, bu belirtilerin ortadan kalkması madde miktarının devamlı çoğaltılması gerekir.  Maddenin bağımlısı olan kişi madde olmadan günlük yaşamını sürdüremez. Madde kişi için ruhsal ve fiziksel gereksinim durumuna gelmiştir.

22  Madde kişi için bedensel ve ruhsal gereksinim durumuna gelmiştir. Maddeyi almak için önüne geçilmeyen şiddetli istek duyar, tek amaç ve beklenti durumuna gelmiştir. Yasal olan ve olmayan kullanarak kişi maddeye ulaşmaya çalışır  Madde miktarı günden güne çoğaltılır. Çünkü maddenin kesilmesi veya yetersiz miktarda alınması sonucu yoksunluk belirtileri ortaya çıkar.  Yoksunluk belirtileri genellikle şiddetli baş ağrısı, kusma, bulantı, aşırı terleme,iştahsızlık, ishal, uykusuzluk, taşkınlık, kasılma, sara nöbetleri, biçimindedir.  Yoksunluk belirtileri tedavi altına alınmazsa koma ve ölümle sonuçlanabilir.

23  Aldığı miktara, maddenin farmakolojik özelliğine, kullanan kişinin kişilik yapısına ve içinde bulunduğu ortamın etkisine göre kısa ve uzun süreli ruhsal bozukluklara ve zehirlenmelere neden olur.  Ruhsal bozukluklar arasında bilinç bulanıklığı, bellek yitimi, duygu durum ve kaygı bozuklukları, algı ve düşünce bozukluklarıyla birlikte olan ruhsal hastalıklar, cinsel işlev sapmaları ve kalıcı ruhsal hastalıklar ilk sıradadır.

24  Heyecan arama  Dürtüsellik  Davranım bozukluğu  Suça yönelik davranışlar  Okul başarısızlığı  Duygusallık  Çökkün duygu durum  Kendine karşı güvensizlik  Kendini küçük görme

25  Denetlenemeyen olumsuz yaşam olayları ve bunlara ikincil duygu durum bozuklukları  Anne-babada alkolizmin varlığı ve buna bağlı olarak anne-babada ilgi ve denetimde yetersizlik  Ergende yüksek stres düzeyi ve duygusallık

26  Akran gruplarının baskısı  Toplumsal değer ve normlar  Bireyin yaşamakta olduğu semt

27  Arkadaş etkisi  Merak  Taklit  Teşvik  Özenti  Özdeşleşme  Özerklik

28  Sorumsuzluk  Başkaldırma  Bağımlılık  Güvensizlik  Güçsüzlük  Yetersizlik  İlişki kurma  Toplumdan kaçmak  Deneme

29  Ergenlik çağına özgü olan bu özelliklerin etkisinde altında duyduğu endişe, kaygı, korkuyu gideren, gereksinimlerine doyum sağlayan ortamı, yolu, yöntemi bulamadığında, aile ve çevre bunları sağlayamadığında, ergen kişiliğini ve kimliğini farklı alt kültürlerde bulmaya çalışacaktır.

30  Grup içine giren birey başkalarıyla birlikte olmanın verdiği anlayış, dayanışma, güven, paylaşma duyguları içinde birbirinden farklı ve çeşitli öğrenme süreçleriyle farkında olarak veya olmadan madde kullanan altkültürün bir üyesi haline gelebilir. Ergen grup içinde rolü ve yeri olduğuna inanır.

31  Grupta kalabilmek için ergen boyun eğme, inanma, özdeşleşme, özümseme süreçlerinden birini yada bir kaçını kullanarak grubun ortak amaçlarını, beklentilerini, ilkelerini, kurallarını benimsemeye başlar. Böylece tutum davranış ve eylem değişiklikleri ortaya çıkar.

32  Grup içinde bulunmaktan mutluluk duyan, içinde bulunduğu ortamda rol ve yer sahibi olduğuna inanan ergen,kendisini başkalarından farklı ve üstün görür. Madde kullanımını ve bağımlılığını bir saygınlık imgesi olarak kabul eder. Kendisini ortak kültürden soyutlar. Ortak kültüre karşı, öfke, kızgınlık, nefret gibi duygular besler. Bu durum süreklilik kazandığında kişilik özelliklerinin temel yapısında yer alır.

33  Böylece içinde bulunduğu grubun etkisi altında madde kullanmayı başlar. Ayrıca madde kullanımını sürdürmek amacıyla akla uydurma, gerçekleri çarpıtma, dışa yansıtma, kötüleme, yadsıma, duygu yalıtımı, tepki oluşturma gibi savunma düzenleriyle kendince haklı ve doğru nedenler bulmaya çalışır. Madde kullanımını engel aşmada, sorun çözmede geçerli bir yol olduğuna inanır. Başkalarını da inandırmak için çaba harcar.

34  Madde kullanımı günlük ve gelecek yaşamının tek amacı olur. Bu nedenle aile, ev, iş, okul ilişkileri bozulur. Başkalarıyla çatışma ve sürtüşme ortaya çıkar. Bu durum ise kimi zaman pişmanlık ve suçluluk duygusu yaratır. Ancak bu duyguların yol açtığı endişeyi, kaygıyı, azaltmak için maddeden medet umar.

35  Bitkinlik  Dalgınlık  Uyuklama  Uyku bozukluğu  Konuşma güçlüğü  Burun akıntısı  Terleme  Titreme  Dengesizlik

36  Gözde kanlanma  Göz bebeğinde daralma  Yüzde kızarma -solukluk  Kabızlık  İshal  Mide-barsak yakınmaları  Yürüme bozukluğu  Solunum güçlüğü  Ağrılar

37  Duygu durum değişikliği  İlgi, istek kaybı  Donukluk  Bilişsel bozukluklar  Başarıda azalma  Bakımsız dış görünüş  Gerçek dışı konuşma  İçe kapanma  Çevre değiştirme  Konuşma içeriğinde değişme  Aşırı para harcama  Suç işleme eğilimi  Sorumsuzluk  Evden uzaklaşma

38  Bilgilendirme:Hedef kitle maddeyi hiç kullanmayanlardır. Özendirmeden, merak arttırmadan madde kullanmakla ilgili bilgi verilir. Madde kullanmasının yaşamı üzerinde etkileri tartışılır.  Ergene problemlerinin çözümünde yardım etme: Ergenin kişiliği ve yetersizliği ele alınır. Problem çözme/karar verme becerisi geliştirmede, kişisel sorunları çözmede yardımcı olunur.  Direnç Geliştirme: Sosyal baskıya direnme programıdır. Hayır diyebilmeyi, direnme becerilerini arttırmayı amaçlar. Reklamların etkisi üzerinde durulur.  Alternatif programlar geliştirme: Boş zaman değerlendirme, eğlence,iş ve beceriler geliştirme programları uygulanır.  Yaşıt yönelimli yaklaşım: Yaşıtlar arası ilişki temelinde düzenlenir.

39  Ailenin uyarılması ve toplumsal tutumun değişimi: Sağlıklı çocuk yetiştirme konusunda gerekli önlemler alınır, madde kullanımını hafife alan, bu konuda hoşgörülü toplumsal yaklaşım engellenir.  Ergen aktif biçimde devamlı ve büyük miktarda madde ve alkol kullanıyorsa zaman kaybedilmeden madde bağımlılığını tedavi eden bir hastaneye yatırılmalıdır  Eğer ergen genç sık ve muntazam olmasa da madde kullanıyorsa ve ayrıca değerlendirilmesi veya tedavisi gereken psikopatoloji varsa, mutlaka güven duyduğu bir psikiyatriste gönderilmelidir. Çünkü böyle bir ergen muhtemelen bir tedavi merkezine yatırılmayı reddedecektir.


" Ergenlik çocukluktan yetişkinliğe geçişi işaret etmektedir.  Bu dönemde fiziksel değişimler diğer dönemlere göre daha hızlıdır.  Özellikle buluğ çağında." indir ppt

Benzer bir sunumlar


Google Reklamları