Sunum yükleniyor. Lütfen bekleyiniz

Sunum yükleniyor. Lütfen bekleyiniz

İonia Bölgesi İzmir ve Aydın İllerinin Ege Denizi Kıyısındaki tüm batı kesimi İle Sakız ve Sisam Adalarını kapsar. Kuzeyini Gediz (Hermos)Nehri, güneyini.

Benzer bir sunumlar


... konulu sunumlar: "İonia Bölgesi İzmir ve Aydın İllerinin Ege Denizi Kıyısındaki tüm batı kesimi İle Sakız ve Sisam Adalarını kapsar. Kuzeyini Gediz (Hermos)Nehri, güneyini."— Sunum transkripti:

1 İonia Bölgesi İzmir ve Aydın İllerinin Ege Denizi Kıyısındaki tüm batı kesimi İle Sakız ve Sisam Adalarını kapsar. Kuzeyini Gediz (Hermos)Nehri, güneyini Tekağaç (Poseidon) Burnu, Batısını Ege Denizi sınırlamaktadır.

2 İonia Bölgesi Kentleri Didyma Ephesos Magnesia Ad Maindros Metropolis Miletos Priene Erytrai Klaros Smyrna Teos Notion Klozemenai Kolophon

3 İONİA BÖLGESİ İonia Bölgesi M.Ö. 18. yy’da Hitit İmparatorluğunun bir eyaleti durumundaydı (Olasılıkla Arzawa), M.Ö.12. yy’da hem Hitit İmparatorluğu hem de bu bölge işgal edildi ve büyük tahribata uğradı -İ.Ö. IX. Yüzyılın ortalarına doğru surlarla çevrili ilk ufak kentler oluşmaya başladı. -İonia kent devletleri olasılıkla İ.Ö. 700 yıllarından önce belki de İ.Ö. IX yüzyılının sonlarına doğru Bölge, bölge kentlerinin katılımıyla oluşan bir konfederasyon tarafından yönetiliyordu. -İ.Ö. VII. Yüzyılın başlarından VI. Yüzyılın ortalarına değin Lydia Devleti’nin baskısı altında kalan bölge büyük çapta özgürlüğünü korudu. İ.Ö. 638 yıllarında Ephesos ve güneyindeki yöre Kimmer ve Tirer çapulcuları tarafından yağmalandı. Bu yağmadan özellikle Ephesos kentinin yakınındaki Artemis Kutsal alanı olumsuz etkilendi. -Lydia Devleti’nin İ.Ö. 547 yılında yıkılışını izleyen yılların hemen ardından Persler İonia’yı ele geçirmeye başladılar. Nitekim İ.Ö. 545 yıllarına gelindiğinde tüm Batı Anadolu Akhaemenid sülalesinden Perslerin eline geçmişti.

4 -Ionlar İ.Ö. 499 yılında Pers egemenliğinden kurtulabilmek ümidiyle Miletos’un önderliğinde büyük bir ayaklanma başlattılar. Başlangıçta Perslere karşı bazı başarılar elde etseler de ayaklanma İ.Ö. 494’te Miletos’un ele geçirilişi, yıkımı ve halkının büyük bir bölümünün Basra Körfezi kıyılarına sürülüşü ile son buldu. -Ancak özellikle Atinalıların İ.Ö. 479 yılında Palataia ve Mykale’de;İ.Ö yılında da Pamphylia’daki Eurymedon ‘da Perslere karşı kazandıkları zaferler ile İ.Ö. 449’da imzalanan “Kallias Barışı” İon kentlerine görece bir iç huzuru sağladıysa da açık ve kesin bir özgürlük ortamı yaratmadı. Bu sırada hemen hemen bütün batı Anadolu kentleri Perslere karşı kurulan Attika-Delos Deniz Birliğine üye olmuşlardı. -Buna karşın İ.Ö. 386 yılında yapılan Kral Barışı ile bölge tekrar Perslerin egemenliği altına girdi. -Pers egemenliğine İ.Ö. 334 yılında Büyük İskender son verdi. -İskenderin İ.Ö. 334’te ölümünden sonra bölge generalleri arasında çekişme konusu oldu. Önce Antigonos’un İ.Ö. 301 tarihindeki Ipsos Savaşı’ndan sonra Lysimakhos’un İ.Ö. 281 yılından sonrada Seleukos’un yönetimi altına girdi. -İ.Ö. 190’da Seleukos kralı III. Antiokhos ile Roma ve müttefikleri arasında Magnesia (Manisa) yöresinde yapılan savaştan sonra İ.Ö. 188’de imzalanan Apameia Barışı ile Smyrna, Erythrai, Khios, Klazomenai ve Kolophon gibi kimi özgür kentler bir yana, Bergama Krallığı’nın denetimine bırakıldı. Bergama Kralı III. Attalos’un İ.Ö. 133 yılındaki ölümünden sonra vasiyeti gereği Romalıların eline geçti ve bu sırada kurulan Asia Eyaleti’nin sınırları içine alındı.

5 PANİONİON BİRLİĞİ Panionion (veya Latince ismiyle Panionium), Aydın kıyı şeridinde, milli park konumuna sahip Dilek Yarımadasında yer alan Dilek Dağının, (antik çağdaki adıyla Mykale) denize bakan kuzey yamacında bulunan tarihi sit. Sitte MÖ 8. yüzyıldan itibaren kullanılmaya başlandığı bilinen, Poseidon'a adanmış bir İon tapınağı bulunmaktadır. Tapınakta düzenli olarak yapılan festivaller sırasındaki toplantılar ve tartışmalar Panionia Birliği'nin politik çerçevesini oluşturmuştur. On iki İon Şehir Devleti'ne Smyrna'nın da katılmasıyla oluşan bu birlik, daha sonraları sadece dini olarak varlığını sürdürmüştür. Festivalin ve oyunların yanı sıra, daha sonra kazandığı tarihi önemde bir diğer unsur, MÖ 6. yüzyılda Pers İmparatorluğu'nun Lidya Krallığı'nı yıkması ve Anadolu'yu tamamıyla işgalinden sonra 12 İon kenti arasındaki işgale direniş amaçlı toplanma yeri olmasından kaynaklanmaktadır (İon Ayaklanması).

6 Tapınak İonya kentlerinden biri olan ve Samsun Dağı'nın iç bölgeye bakan yamaçlarından 5 km. uzaklıkta bulunan Priene kentinin denetimindeydi. Dini ayinlerin, festivalin ve oyunların yönetim ve denetimi ve burada toplantılar düzenlendiğinde başkanlık Priene kenti temsilcileri tarafından sağlanmaktaydı.

7 Pers İmparatorluğu idaresi altında Panionion'daki dini faaliyetlerin sekteye uğradığı bilinmektedir. MÖ 5. yüzyılın sonlarında yazan Tukididis İonyalıların o çağda festivallerini artık Efes'te düzenlemeye başladıklarını belirtmekte, Diodorus da yarımadadaki sürekli çatışma ortamı nedeniyle Panionia festivalinin Efes'e taşındığı bilgisini doğrulamaktadır. Büyük İskender çağında oyunlar ve festival yeniden Panionion'a dönmüş ve önemleri zaman içinde giderek azalsa da, varlıklarını Roma İmparatorluğu dönemine kadar sürdürmüşlerdir MİLETOS MYUS PRİENE EPHESOS KOLOPHON LEBEDOS TEOS KLAZOMENAİ ERYTHRAİ PHOKAİA SAMOS KHİOS

8 MİLET Milet (Klasik Yunanca: Μίλητος, Milētos ve Latince Miletus) Anadolu'nun batısında, Ege bölgesinde (klasik adı Meander olan) 'Büyük Menderes Nehrinin hemen ağzına yakın deniz kıyısında bir antik liman şehridir. Şimdi Aydın'in Söke İlçesi'nde Akkoy'un 5km. kuzeyinde ve Balat köyü yakınında bir harebe halinde olup limanı Büyük Menderes tarafından doldurulduğu için yaklaşık 10km denizden içeride bir mevkidedir.

9 Miletos'un taş devrinden beri yerleşim gördüğü bilinmektedir. Fakat Miletos ve etrafında bulunan adalarda taş devrinde yaşayanlar hakkında arkeolojik delil bulunmamaktadır ve bu Ege Denizi'nin sularının yükselmesine ve Büyük Menderes'in ağzının birkaç kere değişmesine bağlanmaktadır.. Miletos hakkında ilk yazılı arkeolojik kaynaklar Geç Bronz Dönemi'ne ait olup bunlar Hitit kaynaklıdır. Bu yazılı belgeler Miletos şehrinin o zamanlar bir Hitit şehri olduğunu doğrulamaktadırlar. Miletos şehrinin surlarının da diğer Hitit surlu şehirler planına göre inşa edildiği gösterilmiştir. Hitit Boğazköy arşivlerinde Miletos hakkında tarihleri tam olarak saptanamayan çivi yazısı belgelerde bulunmuştur. Bu belgelerde Miletos ismi değişik şekillerde (Milawata, Milwata) yazılmıştır.

10 Milet her ne kadar bir Yunan koloni kenti gibi gösterilse de ele geçen arkeolojik ve epigrafik kanıtlar hem İonia’nın hem de büyük İon kenti Milet’in Anadolu’nun yerli halkı olduğunu göstermiştir. M.Ö. 11. yüzyılda Akha’lardan kaçarak Ege kıyılarına gelen Yunanlıların başlarında bir lider, kral ya da komutan olmadığını aynı şekilde elimize geçen yazıtlardan biliyoruz. Sonuç olarak M.Ö. 11.yy’da Ege Kıyılarına gelen Yunanlılar buradaki yerli halka savaşacak, onları yerlerinden edecek güç ve konumda değildi. Sadece yaşamlarını sürdürmek isteyen sığınmacılardı.

11 İonia'da merkez durumundaki Miletos, Anadolu kıyılarında bir sanat, ilim ve felsefe merkezi olarak parlamıştır. Klasik çağların çok ünlü Miletos’lu tabiat bilginleri arasında Thales, Anaksimenes, Anaksimendros, ve Hekataios sayılabilir. Thales MÖ 582'de güneş tutulmasını önceden hesaplayıp astronomi ve geometride yeni teoriler üretmiş; Anaksimenes varoluşu açıklamaya çalışmış; Anaksimandros tanrılara dayanmayan evrensel kanunları taşlara kazdırmış; Hekataios corafyada üstünlük göstermiştir. Birbirine paralel ve birbirine dik sokaklardan oluşup bir ızgara gibi dikdörtgen bloklar ortaya çıkaran yeni şehir planlama sistemi Milet şehri planlamacısı Hippodamos tarafından geliştirilmiş; Milet'e uygulanmış ve sonra Roma İmparatorluğu'nun özellikle ordu merkezi ve ordu mensuplarının kurduğu koloni yeni şehirlerinde uygulanmıştır.

12 Milet MÖ 304'te Büyük İskender tarafından Perslerin elinden alınmıştır. Büyük İskender’in ölümünden sonra MÖ 313'te Antigones ve MÖ 301'de Seleukosların eline geçmiştir. MÖ 188'de Miletos şehri tekrar bağımsızlığını kazanmıştır. Fakat MÖ 133'te Pergamon'un son Kralı ülkesini Romalılara miras olarak verdikten sonra Miletos bağımsız kalmamış Roma'ya bağlanmıştır.

13 Miletos'ta ilk arkeolojik kazılar 1873'de Fransız arkeolog Olivier Rayet tarafından yapılmıştır ve onu Alman arkeoloğu Theodor Wiegand'ın yaptığı kazılar takip etmiştir. Fakat kazılar devamlı yapılmamış; zaman zaman savaşlar ve diğer nedenlerle aksamıştır. Şu anda Miletos'ta kazılar Almanya Bochum'daki Ruhr Üniversitesi tarafından organize edilmektedir. 20. yüzyıl başında Theodor Wiegand arkeolojik araştırma ve kazılarına ait eserinde Miletos'ta bulunan Helenistik Dönem ve Roma döneminden kalma eserler şöyle sıralanmıştır: Bouleuterion: Şehir Senatosu'nun toplantı salonu kişi alacak kapasitede. Kuzey Agorası Güney Agorası: Bu pazar yerine girişte yapılmış olan giriş anıtı parçalarına bölünerek Berlin'e taşınmıştır.

14 Milet Bouleterion

15 Milet Güney Agora

16 Nymphaion: Heykellerle bezenmiş mermerden üç katlı halk havuzu ve çeşmesi Batı Agorası: Athena Tapınağı yanında Delphinion: Apollon Delphinios için tapınak ve sığınma yeri. Şehrin ana tapınağı. Bu tapınak- sığınak yüksek duvarla çevrilidir. Ortasında Helistik devirden kalan bir yuvarlak bir kahraman anısına anıt-bina (heroon) bulunmaktadir Stadion: 230m uzunlukta 74m genişlikte olup bir düzlük arazide şehrin en eski binaları üzerine etrafına kemerler kuşaklar halinde üzerine seyirci oturma yerleri ile yapılmıştır. Faustina Hamamı: Roma devrinde (MS ) de Roma İmparatoru Marcus Aurelius'un karısı Faustina tarafından verilen para ile yapılmıştır.

17 Roma Hamami: MÖ 1. yüzyılda yapılmış; üstü açık atletik eksersizler için bir palestra ve büyük bir avlu etrafında 5 büyük odadan ve bazı küçük odalardan oluşmaktadır. Tiyatro : kişilik. MÖ 4. yüzyılda yapılıp; Helenistik devride genişletilmiş ve şimdiki şeklini Roma döneminde almıştır. 140m çapında bir yarım daire seklinde olup seyirci oturma yerleri bir tepenin güney tarafında olup tiyatronun üst katlarından şehrin 4 limanı da görülmekte; önünde 30m yükseklikte şimdi yıkık giriş ve sahne arkası ile günümüzde de tam olan bir sahne yeri bulunmaktadır. Athena Tapınağı: MÖ 5. yüzyılda yapılan bir İonik usulde tapınak ve anıttır. Şehrin en eski binasıdır. Kutsal Yol: Bu sokak 100m uzunlukta ve tretuvarlar hariç 28m genişliktedir. Kaldırım taşları Roma İmparatoru Traian zamanında tamir görmüştür.

18 Kutsal Kapı: Demir Kapı olarak bilinmekte; şehir savunma kapısı olup Kutsal Yola açılmaktadır. MÖ 5. yüzyılda yapılıp Roma İmparatoru Traian (MS ) zamanında restore edilmiştir. Liman Anıtı: MÖ 31'de yapılan Actium Deniz Savaşı anısınadır ve yarı balık yarı insan bir Triton rölyefi halindedir. Diğer tapınma binaları: Şehrin tarihsel önemini ve kozmopolit yaşamını gösteren çeşitli tarihi tapınma yerleri bulunmaktadır: Serapis: Mısır'da Ptolemaios hanedanının resmi dini olup eski Mısır tanrılarını ve tapınma gelenek ve göreneklerini de içerlemektedir. MÖ 3. yüzyılda bazilika planına göre yapılmış olup önünde üç sütunlu bir anıtsal kapı bulunmakta. Asklepios tapınağı. Sağlık için tapınak. Bouleuterion'un hemen sağında bulunan bina. Sinagog: Liman Anıtının kuzeyindeki iki küçük tepe arasındadır.

19 Bizans kiliseleri: Roma Hamamı güneyinde Piskopos Sarayı ve yanındaki Bizans kilisesi. Delphinion yanında yüksek duvarları kısmen restore edilmiş bir Bizans kilisesi. Nymphaion'nun hemen doğusunda geniş bir apsis ile üç iç yoldan oluşan bir büyük Bizans kilisesi İlyas Bey Camii: 1494'de Menteşe Beyi İlyas Bey tarafından yaptırılmış olan külliyeden tek kalan parça. Agora'dan 200 m, Kutsal Yol'dan 1km uzaktadır. Tek minareli ve tek kubbelidir. Minberi ve mihrabı çok güzel işçilikle yapılmıştır. Duvarlar ve taban mermerle kaplıdır. Selçuklu devleti çöküşü ile ortaya çıkan ufak beyliklerde İslam-Türk sanat anlayışının kaybolmadığına bilakis geliştiğine çok güzel göstergedir.

20 Milet Stoa

21

22 Milet Agora Kapısı

23 İlyas Bey Camii Mihrabı

24 PRİENE Priene Aydın Söke'de Efese yaklaşık 100 km uzaklıkta kurulmuş bir İon şehridir. Güllübahçe kasabasının yakınında, Mykale dağı yamacında güneye bakan doğal bir platform ve çevresine kurulmuştur Şehir Menderes nehrinin 10 km kuzeyindedir. Şehir kurulduğunda deniz kıyısındaydı. Menderesin alüvyonu nedeniyle şehir şimdi denizden5.5 km uzaklaşıp iç kent haline gelmiştir

25 Kentin Pers istilasından büyük zarar gördüğü, bir süre adeta varlığının bile son bulduğu öğrenilmektedir. Fakat sonra, Perslere karşı İ.Ö. 494 yılında yapılan Lade Savaşı’na on iki gemiyle katılacak derecede toparlanmıştır. İlk Priene’den günümüze hiçbir yazıt gelmemiştir; yalnızca bir sikke bilinmektedir. İki etken, Priene’ye boyutu ile oransız bir önem kazandırdı. Bunlardan biri, kentin antik çağın Yedi Bilge’sinden birini, Bias’ı yetiştirmesiydi. Priene’ye ün kazandıran ikinci etken, Panionion için seçilen yerin Priene toprakları içinde bulunması ve buranın yönetiminden büyük ölçüde Prienelilerin sorumlu olmasıydı. Örneğin, birtakım toplantılara başkanlık edecek kişiyi Prieneliler seçiyordu. Panionion’un kurulduğu kıyı şeridi üzerinde Samoslular da hak iddia etmişlerdi. İki kent arasındaki anlaşmazlık yüzyıllarca sürdü. Ama genelde Priene üstün geldi. Bu arada Maiandros’un birikintileri kıyı şeridini sürekli daha batıya itiyordu. Kuşkusuz bu nedenle, kentin başka bir yerde yeniden kurulmasına karar verildi. Söz konusu yer, günümüzde kalıntılara rastladığımız yerdir. Yeni kent eskiden Priene’nin limanı olarak kullanılan Naulokhos’ta kurulmuştur. Strabon, Priene’nin başlangıçta kıyıda bulunduğunu, ama kendi zamanında 40 stad, yani yaklaşık 6.5 km. içeride kaldığını belirtir. Eğer bu doğru ise kıyı o dönemde şimdikinden çok daha hızlı bir şekilde ilerlemiş olmalıdır.

26 Şehir, 4. yüzyıl da tekrar kuruldu. Şehrin yeni planı, yolların birbirini dik açı ile kestiği bir dikdörtkendir. Bu plan günümüzün modern şehir planı Grid in öncüsünü oluşturur. Şehir güvenlik kuleleri olan 2 metre kalınlığında taş duvar ile çevrilidir. Şehre giriş, üç ana kapıdan yapılır.

27 Akropolisin aşağısındaki yamaçta Demeter tapınağı bulunmakta idi. Şehrin, 7 m genişliğinde doğu-batı doğrultusunda altı ana yolu ve bunları dik kesen genişliği 3,5 m olan 15 tali yolu vardır. Şehirdeki tüm kavşaklar arasındaki mesafe aynıdır. Dolayısıyla şehir 80 eşit alanlı bloğa ayrılmıştır. Özel evler, her bloğa sekiz ev seklinde düzenlenmiştir. Şehirde temiz su ve kanalizasyon yapıları açıkça görülebilir. Priene evleri ile eski Pompei evleri arasında benzerlikler vardır. Athena Polias tapınağı, şehrin bati yarısında, ana yolun kuzeyinde yüksek bir terasa kurulmuştu. Yüksek bir isçiliğin eseri bir merdivenle çıkılan bu tapınak ön yüzünde 6 sütunu bulunan (hexastyle) bir yapıya sahiptir. Tapınağın mimarı aynı zamanda Dünyanın Yedi Harikasından biri Mausoleum'un da mimari Pytheos'tur. 1870'te Athena heykelinin kaidesinin altında, Kapadokya tarafından yapılan restorandan kalması olası, Orophernes resimli gümüş yirmi-drahmi ve bazı mücevherler bulunmuştur.

28

29 Ana yolun bir yanında, yüzü yola bakan bir seri toplantı binaları diğer yanında ise güzel bir alışveriş merkezi vardır. Kuzeyde, Belediye binaları, Roma tipi gymnasium ve iyi korunmuş bir tiyatro vardır. Şehir planının ortasındaki tüm yapılar gibi, Isis ve Asclepius tapınakları tamamen harap haldedir. Büyük bir stadyum, şehrin en alçak yerinde, güneyde duvarların içinde kurulmuştu ve İyon zamanından kalan gymnasium ile bağlantısı vardı.

30 Kentin batı konutları, Helenistik Dönemin en iyi bilinen örnekleri arasındadır. Kentin kuruluşunu izleyen evrede, M.Ö. geç 4. yy ve 3. yy`da, eşit büyüklükte sekiz parsele bölünmüş (yak. 8,80 x 23, 50 m = 208 m2) bir insula modeli söz konusuydu. Her bir parselde, aynı tipte prostaslı ev inşa edilmişti. Avlunun kuzeyinde oturma, güneyinde ise işlik mekanları bulunmaktaydı. Konutlar güney yamaç boyunca teras şeklinde sıralanmış olmalarından dolayı hem kış güneşini alıyor hem de yazın kuvvetli güneşinden korunuyordu.

31

32 Evlere giriş avlu ve prostastan (ön mekan) sağlanıyordu. Yan tarafta ev sahibinin akşam davetlerini verdiği andron (selamlık) yer almaktaydı. Ön avlunun arkasında evin ana mekanı oikos ve bunun yanında bir mekan daha bulunuyordu. Konutlar daha geç bir zamanda ikinci bir kata sahiptiler.

33

34

35 Priene Athena Polias Tapınağı Bu tapınağın mimarı Pytheos’dur. Tapınağın yapımına M.Ö. 350 – 340 yıllarında başlanmıştır. Tapınağın yapımına maddi destekte bulunan İskender bu tapınağın kendisine ithaf edilmesini istemiştir. 17. y.y. İngiliz gezginleri tarafından bulunan tapınağın cella duvarında yazıtı bulunmaktadır. Tapınak kentin hippodamik planı içerisinde en üstteki terasa yerleştirilmiştir. 6 x 11 sütunu olan Hexastylos Peristylos tipli bir plana sahiptir. Yapımında yerel mermer kullanılmıştır.

36 Tapınak ana kayaya oyulmuş veya taş temellerle yapılmıştır. 3 basamaklı bir krepis üzerinde yükselmektedir. İon düzeninde yapılmıştır ancak sadece Opystodomosun olması Dor düzenine ait bir özelliktir. Fakat opystodomosta Helenistik dönem mimarisinin özelliğidir. Tapınağı çevreleyen sütunlar soyut bir sayısal eksen üzerinde yerleştirilmiştir. İki sütun arasında ki uzaklık 12 ion ayağı: 3,54 m. Yapının üzerinin ahşap bir çatı ile kapatıldığı düşünülmektedir. Naos daha yüksektedir bu yüzden Pronaostan naosa merdivenle çıkılmaktadır. Sellada bulunan 1m yüksekliğindeki kaidenin üzerinde Athena Polias’ın kült heykeli bulunmaktadır. Pytheos bu tapınakta kullandığı ölçüleri bir kitapta toplayarak yayınlamıştır. Bu bilgileri bize Vitruvius De Architectura adlı eserinde bildirmektedir.

37


"İonia Bölgesi İzmir ve Aydın İllerinin Ege Denizi Kıyısındaki tüm batı kesimi İle Sakız ve Sisam Adalarını kapsar. Kuzeyini Gediz (Hermos)Nehri, güneyini." indir ppt

Benzer bir sunumlar


Google Reklamları