Sunum yükleniyor. Lütfen bekleyiniz

Sunum yükleniyor. Lütfen bekleyiniz

MİRAÇ KANDİLİ Emin YAVUZYİĞİT UZMAN İMAM HATİP Facebook grup: VAAZ DOSYALARI Emin YAVUZYİĞİT UZMAN İMAM HATİP Facebook grup: VAAZ DOSYALARI.

Benzer bir sunumlar


... konulu sunumlar: "MİRAÇ KANDİLİ Emin YAVUZYİĞİT UZMAN İMAM HATİP Facebook grup: VAAZ DOSYALARI Emin YAVUZYİĞİT UZMAN İMAM HATİP Facebook grup: VAAZ DOSYALARI."— Sunum transkripti:

1 MİRAÇ KANDİLİ Emin YAVUZYİĞİT UZMAN İMAM HATİP Facebook grup: VAAZ DOSYALARI Emin YAVUZYİĞİT UZMAN İMAM HATİP Facebook grup: VAAZ DOSYALARI

2

3 BİSMİLLAHİRRAHMANİRRAHİM سُبْحَانَ الَّذى اَسْرٰى بِعَبْدِه لَيْلًا مِنَ الْمَسْجِدِ الْحَرَامِ اِلَى الْمَسْجِدِ الْاَقْصَا الَّذى بَارَكْنَا حَوْلَهُ لِنُرِيَهُ مِنْ اٰيَاتِنَا اِنَّهُ هُوَ السَّميعُ الْبَصيرُ «Kendisine ayetlerimizden bir kısmını gösterelim diye kulunu (Muhammed'i) bir gece Mescidi Haram dan çevresini bereketlendirdiğimiz Mescidi Aksa 'ya götüren Allah'ın şanı yücedir. Hiç şüphesiz O, hakkıyla işitendir, hakkıyla görendir.» (İsra suresi 1)

4 MİRAÇ; MESCİD-İ HARAMDAN MESCİD-İ AKSAYA YOLCULUK VE ORADAN SİDRETÜL MÜNTEHAYA ÇIKIŞ

5

6 MİRAÇ MUCİZESİ İKİ BASAMAKTAN OLUŞUR: 1. İSRA 1) İSRA: sözlükte gece yürümek demektir. Din dilinde: Peygamberimiz Hz. Muhammed (S.A.V)’in hicretten bir buçuk sene önce, Recep ayının 27. gecesinde Mekke de ki Mescidi Haramdan mescidi aksaya, bir mucize olarak geceleyin götürülmesi olayına denir. Bu husus Kuran-ı Kerimde açıkça bildirilmiş olup Kuran’ın 17. süresinin adı isra olmuştur.

7 2. MİRAÇ MUCİZESİ: Cebrail (A.S.) Hz. Muhammed (S.A.V.)’i Burak adında bir binitle Mescidi-i Haramdan Mescidi Aksaya götürmüş, oradan da birlikte semalara yükselmişlerdir ve Peygamber (S.A.V.) Sidretül Müntehaya ulaşmış olup Miraç mucizesi gerçekleşmiştir. Bu konu Hadis-i şeriflerde zikredilmiştir.

8 MİRAÇ NE ZAMAN VUKU BULMUŞTUR Ünlü alim ve tarihçi İbn Kuteybe (H ) ile allâme İbn Abdülberr (H ), Mirac’ın, kamerî aylardan Recep ayında olduğunu söylerler. İmam Nevevi (H ) bu tarihi gerçeğe daha yakın bulur. Ayrıca hadis alimi Abdülgani el-Makdisi (H.659)’de bu tarihi kabul eder, hatta Mi’rac’ın Recep ayının 27’nci Cuma gününde vuku bulduğunu söyledikten sonra: “Müslümanlar bu tarihi benimsemiş bulunuyor ve bunu en doğru rivâyet kabul ediyorlar”der. (Zurkânî, c. I, s )

9 MİRACI HAZIRLAYAN SEBEPLER  1) Efendimiz (S.A.V.)’in eşi H.z. Hatice anamızın vefatı  2) Efendimiz (S.A.V.)’in amcası Ebu Talibin vefatı  3) Efendimiz (S.A.V.)’in taifte taşlanması,  4) Müslümanlara işkencelerin artması ve Peygamberimiz (S.A.V.) çok sıkıntılar çekmesi üzerine miraç mucizesi gerçekleşmiştir.  -Miraç; Miladi 621 yılında Recep ayının 27. Cuma gecesi vuku bulmuştur. Efendimiz (S.A.V.) miraç mucizesinde 52 yaşındadır.

10 ŞEHR-İ SADR NEDİR VE NASIL OLMUŞTUR Buhârî ve Müslim’de yer alan rivayetlere göre olay şöyle olmuştur: Peygamberimiz Mekke’de, evinde iken veya Kâbe’de bulunduğu sırada Cebrail (A.S.) bazı meleklerle birlikte gelerek Peygamberimizin göğsünü açmışlar, içini zemzem ile yıkadıktan sonra hikmet ve iman nuru doldurmuşlardır. Peygamberimizle ilgili göğüs açma (şerh-i sadr) denilen olay budur. Ancak bu olay ne zaman ve nerede olmuştur? Bu, ihtilaflıdır. Bazıları bunun, sütannesi Halime’nin yanında iken çocukluğunda olduğunu söylerken, diğer bazıları ise bir defa Halime yanında, bir defa da Mi’rac’tan önce olmak üzere iki defa olduğunu söylerler.

11 Şah Veliyyullah ed-Dehlevî, bu olayı yani göğüs açma olayını manevî bir operasyon olarak değerlendirir ve: “Peygamberimizin ruhunda meleklik ruhunun üstün gelmesi, tabiat özelliklerinin yok olması, tabiatın, kutsiyet âleminin ilhamlarına tabi olması” ile yorumlamaktadır. Bir gün Peygamberimize soruldu: —Ey Allah’ın Resulü, göğüs açılır mı? Peygamberimiz. —Evet, açılır, buyurdu. —Nasıl olur? diye sorduklarında, Peygamberimiz: —Bir nurdur ki Allah onu mü 'minin kalbine atar, o da onunla ferahlanır, açılır, buyurdu. —Onun alâmeti nedir? dediler. Peygamberimiz: —Aldanma yurdu (dünyadan) uzaklaşmak, ebediyet yurduna (ahirete) yönelmek ve gelmeden önce ölüm için hazırlanmaktır, buyurdu.» (Hüccetüllahi’l-Baliğa, c. II, s. 866.)

12 İSRA (GECE) YÜRÜYÜŞÜ

13 MİRAÇTA SELAMLAŞMA TAHİYYAT DUASI EFENDİMİZ (S.A.V) et- Tahiyyâtü lillahi: Senâ, selam ve merhaba sana ey yüce Allah'ım! Ve's-salevâtü: Niyaz, dua, yalvarış sana ey yüce Allah'ım! Ve't-tayyibât: Arınmışlığın ve güzelliğin en hoşusun. Senden güzel, senden hoş ve arınmış olamaz. ALLAH (C.C.): es-Selâmü aleyke eyyühe'n-nebiyyü ve rahmetullâhi ve berekâtüh: Bu selâm, rahmetim ve bereketim ilâvesiyle senin üzerine olsun ey sevgili Peygamberimiz! EFENDİMİZ (S.A.V.):es-Selâmü aleynâ ve lâ ibâdillahi's-sâlihin: Yâ rabbi! Bu selâm bizim ve salih kullarının üzerine de olsun. BU MUHABBET ÜZERİNE CEBRAİL (A.S): Eşhedü ella ilahe illellah ve eşhedü enne muhammeden abdühu veresülüh dedi.

14 EFENMİZ (S.A.V.) MİRAÇTA ALLAH’I GÖRDÜMÜ? Hz. Mesrûk (ra.), Hz. Aişe (R.A)’ya şöyle demiştir. —Vâlide, Muhammed (s.a.v.) Rabbini gördü mü? dedim. O: —Söylediğin sözlerden tüylerim diken diken oldu. Nasıl oluyor da bunu bilmiyorsun. Üç şey vardır ki, onları her kim sana söylerse yalan söylemiş olur: —Her kim Muhammed (sas.) Rabbini gördü derse yalan söylemiş olur, dedi ve sonra:

15  لَا تُدْرِكُهُ الْاَبْصَارُ وَهُوَ يُدْرِكُ الْاَبْصَارَ وَهُوَ اللَّطيفُ الْخَبيرُ  Gözler O'nu idrak edemez ama O, gözleri idrak eder. O, en gizli şeyleri bilendir, (her şeyden) hakkıyla haberdar olandır.» (Enam suresi 103)  وَمَا كَانَ لِبَشَرٍ اَنْ يُكَلِّمَهُ اللّٰهُ اِلَّا وَحْيًا اَوْ مِنْ وَرَائِ حِجَابٍ اَوْ يُرْسِلَ رَسُولًا فَيُوحِىَ بِاِذْنِه مَا يَشَاءُ اِنَّهُ عَلِىٌّ حَكيمٌ  «Allah, bir insanla ancak vahiy yoluyla, yahut perde arkasından konuşur. Yahut bir elçi gönderip, izniyle ona dilediğini vahyeder. Şüphesiz O yücedir, hüküm ve hikmet sahibidir.(Şura suresi 51)

16 Âyetlerini okudu. Sana her kim yarın ne olacağını bildiğini söylerse yalan söylemiş olur dedi ve: اِنَّ اللّٰهَ عِنْدَهُ عِلْمُ السَّاعَةِ وَيُنَزِّلُ الْغَيْثَ وَيَعْلَمُ مَا فِى الْاَرْحَامِ وَمَا تَدْرى نَفْسٌ مَاذَا تَكْسِبُ غَدًا وَمَا تَدْرى نَفْسٌ بِاَىِّ اَرْضٍ تَمُوتُ اِنَّ اللّٰهَ عَليمٌ خَبيرٌ «Kıyametin ne zaman kopacağı bilgisi şüphesiz yalnızca Allah katındadır. O, yağmuru indirir, rahimlerdekini bilir. Hiç kimse yarın ne kazanacağını bilemez. Hiç kimse nerede öleceğini de bilemez. Şüphesiz Allah hakkıyla bilendir, (her şeyden) hakkıyla haberdar olandır.» (Lokman suresi 34) ayetini okudu

17 Her kim sana Peygamberin bir şey sakladığını söylerse yalan söylemiş olur, dedi ve: يَا اَيُّهَا الرَّسُولُ بَلِّغْ مَا اُنْزِلَ اِلَيْكَ مِنْ رَبِّكَ وَاِنْ لَمْ تَفْعَلْ فَمَا بَلَّغْتَ رِسَالَتَهُ «Ey Peygamber! Rabbinden sana indirileni tebliğ et. Eğer bunu yapmazsan, O'nun verdiği peygamberlik görevini yerine getirmemiş olursun.» (Maide suresi 67) Ayetini okudu. (Hz. Aişe devamla) Fakat Peygamberimiz Cebrâil (as.)’i kendi suretinde iki defa gördü, dedi.» (Buhârî, “Tefsîru’l-Kur’an, Sûre ve’n-Necm”, 1; Müslim, “İman”, 77) İbn Mes’ûd (ra.) da Hz. Aişe’nin görüşündedir.» (Askalânî, Fethu’l-Bârî, Mısır, 1948, c. IX, s. 493.)

18 Ebû Zer (R.A.) da şöyle demiştir: “Peygamberimize sordum: —Ey Allah’ın Resulü, Rabbini gördün mü? dedim. Peygamberimiz: —O, bir nur, O’nu nasıl göreyim, buyurdu.» (Müslim İman 78)

19 EFENDİMİZ (S.A.V.)’İN PEYGAMBERLER İLE GÖRÜŞMESİ VE BEŞ VAKİT NAMAZ Hz. Enes (RA.) Mâlik İbnu Sa'sa'a (R.A.)'tan naklen anlatıyor: "Resûlullah (S.A.V.), onlara, Mirac'a götürüldüğü geceden anlatarak demiştir ki: "Ben Ka'be'nin avlusunda Hatîm kısmında -belki de Hıcr'da demişti- yatıyordum. -Bir rivayette şu ziyade var: Uyku ile uyanıklık arasında idim.- Derken bana biri geldi, şuradan şuraya kadar (göğsümü) yardı. -Bu sözüyle boğaz çukurundan kıl biten yere kadar olan kısmı kasdetti.- Kalbimi çıkardı. Sonra bana, içerisi imanla (ve hikmetle) dolu, altından bir kab getirildi. Kalbim (çıkarılıp su ve zemzem ile) yıkandı. Sonra içerisi (imanla) doldurulup tekrar yerine kondu. Sonra merkepten büyük katırdan küçük beyaz bir hayvan getirildi. Bu Burak'tı. Ön ayağını gözünün gittiği en son noktaya koyarak yol alıyordu. Ben onun üzerine bindirilmiştim. Böylece Cibril aleyhisselâm beni götürdü. Dünya semasına kadar geldik. Kapının açılmasını istedi. "Gelen kim?" denildi. "Cibril!" dedi. "Beraberindeki kim?" denildi. "Muhammed aleyhissalâtu vesselâm!" dedi. "Ona Mirac daveti gönderildi mi?" denildi. "Evet!" dedi. "Hoş gelmişler! Bu geliş ne iyi geliştir!" denildi.

20 Derken kapı açıldı. Kapıdan geçince, orada Hz. Adem aleyhisselam'ı gördüm. "Bu babanız Adem'dir! Selam ver O'na!" dendi. Ben de selam verdim. Selamıma mukabele etti. Sonra bana: "Salih evlat hoş gelmiş, Salih peygamber hoş gelmiş!" dedi. Sonra Hz. Cebrail beni yükseltti ve ikinci semaya geldik. Kapıyı çaldı. "Bu gelen kim?" denildi. "Ben Cibril'im!" dedi. "Beraberindeki kim?" denildi. "Muhammed!" dedi. "Ona Miraç daveti gönderildi mi?" denildi. "Evet!" dedi. "Hoş gelmişler! Bu geliş ne iyi geliş!" dediler. Derken bize kapı açıldı. İçeri girince, Hz. Yahya ve Hz. İsa (A.S.) ile karşılaştım. Onlar teyze oğullarıydı.

21 Hz. Cebrail: "Bunlar Hz. Yahya ve Hz. İsa'dırlar, onlara selam ver!" dedi. Ben de selam verdim. Onlar da selamıma mukabelede bulundular. Sonra: "Hoş geldin Salih kardeş, hoş geldin Salih peygamber" dediler. Sonra Cebrail beni üçüncü semaya çıkardı. Kapıyı çaldı. "Bu gelen kim?" denildi. "Cibril'im!" dedi. "Yanındaki kim?" denildi. "Muhammed'dir!" dedi. "Ona Miraç daveti gitti mi?" denildi. "Evet!" dedi. "Hoş gelmişler! Bu geliş ne iyi geliş!" denildi. Kapı bize açıldı. İçeri girince Hz. Yusuf (A.S.)'la karşılaştık. Cebrail: "Bu Yusuf'tur! Ona selam ver!" dedi. Ben de selam verdim. Selamıma mukabele etti..

22 Sonra: "Salih kardeş hoş gelmiş, Salih peygamber hoş gelmiş!" dedi. Sonra Cebrail beni dördüncü semaya çıkardı. Kapıyı çaldı. "Bu gelen kim?" denildi. "Cibril'im!" dedi. "Beraberindeki kim?" denildi. "Muhammed!" dedi. "Ona Miraç davetiyesi indi mi?" denildi. "Evet!" dedi

23 "Hoş gelmişler! Bu geliş ne iyi geliş!" dediler. Kapı açıldı. İçeri girdiğimizde, Hz. İdris (A.S.) ile karşılaştık. Hz. Cebrail: "Bu İdris'tir, ona selam ver!" dedi. Ben selam verdim. O da selamıma mukabele etti. Sonra bana: "Salih kardeş hoş geldin, Salih peygamber hoş geldin!" dedi. Sonra Hz. Cebrail beni yükseltti. Beşinci semaya geldik. Kapıyı çaldı. "Kim bu gelen?" denildi. "Ben Cibril'im!" dedi. "Beraberindeki kim?" denildi. "Muhammed!" dedi. "Ona Miraç daveti indirildi mi?" denildi. "Evet!" dedi. "Hoş gelmişler! Bu geliş ne iyi geliş!" denildi. Kapı açıldı. İçeri girince, Hârun (A.S.)ile karşılaştık. Cebrail (A.S.):

24 "Bu Hârun (A.S.)'dır. Ona selam ver!" dedi. Ben selam verdim, o da selamıma mukabelede bulundu ve: "Salih kardeş hoş geldin, Salih peygamber hoş geldin!" dedi. Sonra Cebrail beni yükseltti ve altıncı semaya geldik. Kapıyı çaldı. "Bu gelen kim?" denildi. "Ben Cibril!" dedi. "Beraberindeki kim?" denildi. "Muhammed!" dedi. "Ona Miraç daveti indirildi mi?" denildi. "Evet!" dedi. "Hoş gelmişler! Bu geliş ne iyi geliş!" dendi. Kapı açıldı. İçeri girince, Hz. Musa (A.S.) ile karşılaştık. Hz. Cebrail: "Bu Hz. Musa'dır! Ona selam ver!" dedi. Ben selam verdim, o da selamıma mukabelede bulundu. Sonra:

25 "Salih kardeş hoş geldin, Salih peygamber hoş geldin!" dedi. Ben onu geçince ağladı. Kendine: "Niye ağlıyorsun?" denildi. "Çünkü dedi, benden sonra bir delikanlı peygamber oldu. Onun ümmetinden cennete gidecekler benim ümmetimden cennete gideceklerden daha çok!" dedi. Sonra beni yedinci semaya çıkardı ve kapıyı çaldı. "Bu gelen kim?" denildi. "Cibril'im!" dedi. "Beraberindeki kim?" denildi. "Muhammed!" dedi. "Ona Miraç daveti indirildi mi?" denildi. "Evet!" dedi. "Hoş gelmişler! Bu geliş ne iyi geliş!" denildi. İçeri girince, Hz. İbrahim aleyhisselam ile karşılaştık. Cebrail: "Bu baban İbrahim'dir, ona selam ver!" dedi. ben selam verdim. O da selamıma mukabele etti. Sonra: "Salih oğlum hoş geldin, salih peygamber hoş geldin!" dedi.

26 Sonra Sidretü'l-Müntehâ'ya çıkarıldım. Bunun meyveleri (Yemen'in) Hacer testileri gibi iri idi, yaprakları da fil kulakları gibiydi. Cebrail aleyhisselâm bana: "İşte bu Sidretü'l-Müntehâ'dır!" dedi. Burada dört nehir vardı: İkisi bâtıni nehir, ikisi zahirî nehir. "Bunlar nedir, ey Cibrîl?" diye sordum. Hz. Cebrail: "Şu iki batıni nehir cennetin iki nehridir. Zahiri olanların biri Nil, diğeri Fırat'tır!" dedi. Sonra bana el-Beytü'l-Ma'mur yükseltildi. Sonra bana bir kabta şarap, bir kapta süt, bir kapta da bal getirildi. Ben sütü aldım. Cebrail aleyhisselâm: "Bu (aldığın), fıtrat(a uygun olan)dır, sen ve ümmetin bu fıtrat (yaratılış) üzerindesiniz!" dedi.

27 Resûlullah devamla dedi ki: "Sonra bana, her günde elli vakit olmak üzere namaz farz kılındı. Oradan geri döndüm. Hz. Musa aleyhisselâm'a uğradım. Bana: "Ne ile emr olundun?" dedi. "Gece ve gündüzde elli vakit namazla!" dedim. "Ümmetin, her gün elli vakit namaza muktedir olamaz. Vallahi ben, senden önce insanları tecrübe ettim. Benî İsrail'e muamelelerin en şiddetlisini uyguladım (muvaffak olamadım). Sen çabuk Rabbine dön, bunda ümmetine hafifletme talep et!" dedi. Ben de hemen döndüm (hafifletme istedim, Rabbim) benden on vakit namaz indirdi. Musa aleyhisselâm'a tekrar uğradım. Yine:

28 "Ne ile emr olundun?" dedi. "Benden on vakit namazı kaldırdı!" dedim. "Rabbine dön! Ümmetin için daha da azaltmasını iste!" dedi. Ben döndüm. Rabbim benden on vakit daha kaldırdı. Dönüşte yine Musa aleyhisselam'a uğradım. Aynı şeyi söyledi. Ben, beş vakitle emr olunmama kadar bu şekilde Hz. Musa ile Rabbim arasında gidip gelmeye devam ettim. Bu sonuncu defa da Hz. Musa'ya uğradım. Yine: "Ne ile emredildin?" dedi. "Her gün beş vakit namazla!" dedim. "senin ümmetin her gün beş vakit namaza da takat getiremez. Rabbine dön, hafifletme talep et!" dedi.

29 "Rabbimden çok istedim. Artık utanıyorum, daha da hafifletmesini isteyemem! Ben beş vakte razıyım. Allah'ın emrine teslim oluyorum!" dedim. Musa (A.S.)'ı geçer geçmez bir münadi (Allah adına) nida etti: "Farzımı kesinleştirdim, kullarımdan hafiflettim de!" Bir rivayette şu ziyade geldi: "Namazlar (günde) beştir. Ve onlar ellidir de. İndimde hüküm değişmez artık! ("Buhari, bed'ü'l-Halk 6, Enbiya 22, 43, Menâkıbu'l- Ensâr 42; Müslim, İman 264 (164); Tirmizi, Tefsir, İnşirah, (3343); Nesâî, Salât 1, (1, ))

30 SÜLEYMAN ÇELEBİ MİRAÇ OLAYINI ŞÖYLE ŞİİRLEŞTİRMİŞTİR Süleyman Çelebi bu anı tarif ederken: - "Söyleşürken Cebrâil ile kelâm, Geldi Refref önüne verdi selâm, Aldı ol şâh-ı cihanı ol zaman Sidreden gitti ve götürdü heman.

31 MİRACIN ESRARI: NECM SURESİ وَالنَّجْمِ اِذَا هَوٰىۙ ﴿١﴾ مَا ضَلَّ صَاحِبُكُمْ وَمَا غَوٰىۚ ﴿٢﴾ وَمَا يَنْطِقُ عَنِ الْهَوٰىۜ ﴿٣﴾ اِنْ هُوَ اِلَّا وَحْيٌ يُوحٰىۙ ﴿٤﴾ عَلَّمَهُ شَد۪يدُ الْقُوٰىۙ ﴿٥﴾ ذُومِرَّةٍۜ فَاسْتَوٰىۙ ﴿٦﴾ وَهُوَ بِالْاُفُقِ الْاَعْلٰىۜ ﴿٧﴾ ثُمَّ دَنَا فَتَدَلّٰىۙ ﴿٨﴾ فَكَانَ قَابَ قَوْسَيْنِ اَوْ اَدْنٰىۚ ﴿٩﴾ فَاَوْحٰٓى اِلٰى عَبْدِه۪ مَٓا اَوْحٰىۜ ﴿١٠﴾ مَا كَذَبَ الْفُؤٰ۬ادُ مَا رَاٰى ﴿١١﴾ اَفَتُمَارُونَهُ عَلٰى مَا يَرٰى ﴿١٢﴾ وَلَقَدْ رَاٰهُ نَزْلَةً اُخْرٰىۙ ﴿١٣﴾ عِنْدَ سِدْرَةِ الْمُنْتَهٰى ﴿١٤﴾ عِنْدَهَا جَنَّةُ الْمَأْوٰىۜ ﴿١٥﴾ اِذْ يَغْشَى السِّدْرَةَ مَا يَغْشٰىۙ ﴿١٦﴾ مَا زَاغَ الْبَصَرُ وَمَا طَغٰى ﴿١٧﴾ لَقَدْ رَاٰى مِنْ اٰيَاتِ رَبِّهِ الْـكُبْرٰى ﴿١٨﴾

32 Rahmân ve Rahîm olan Allah´ın adıyla  «Battığı zaman yıldıza and olsun ki, arkadaşınız (Muhammed haktan) sapmadı ve azmadı. ﴾ 1-2)  O, nefis arzusu ile konuşmaz. ﴾ 3 ﴿  (Size okuduğu) Kur'an ancak kendisine bildirilen bir vahiydir. ﴾ 4 ﴿  (Kur'an'ı) ona, üstün güçlere sahip, muhteşem görünümlü (Cebrail) öğretti. O, en yüksek ufukta bulunuyorken (aslî suretine girip) doğruldu. ﴾ 5-7 ﴿  Sonra (ona) yaklaştı derken sarkıp daha da yakın oldu. ﴾ 8)  (Peygambere olan mesafesi) iki yay aralığı kadar, yahut daha az oldu. ﴾ 9 ﴿  Böylece Allah kuluna vahy edeceğini vahy etti. ﴾ 10)

33 Kalp, (gözün) gördüğünü yalanlamadı. ﴾ 11 ﴿ (Şimdi siz) gördüğü şey hakkında onunla tartışıyor musunuz? ﴾ 12 ﴿ And olsun ki, o, Cebrail'i bir başka inişte daha (aslî suretiyle) görmüştü. ﴾ 13 ﴿ Sidretü'l Müntehâ'nın yanında. ﴾ 14) Me'va cenneti onun (Sidre'nin) yanındadır. ﴾ 15) O zaman Sidre'yi kaplayan kaplamıştı. ﴾ 16 ﴿ Göz (gördüğünden) şaşmadı ve (onu) aşmadı. ﴾ 17 ﴿ Andolsun, o, Rabbinin en büyük alametlerinden bir kısmını gördü. ﴾ 18 ﴿ »

34 YUNUS EMRENİN DİLİNDEN MİRAÇ YEDİ KAT GÖKLERİ SEYRAN EYLEYEN KÜRSÜNÜN ÜSTÜNDE CEVLAN EYLEYEN MİRAÇ’DA HAK’TAN ÜMMETİNİ DİLEYEN ADI GÜZEL KENDİ GÜZEL MUHAMMED

35 MİRAÇ’TA EFENDİMİZ S.A.V.)’E CENNETİN GÖSTERİLİŞİ Yüce Allah, Peygamberimize (S.A.V.) vahy yedeceğini vahy yettikten sonra, Peygamberimiz (S.A.V.), Cebrail (A.S.) tarafından cennete götürüldü.» (Buhârî, Sahihi c. 1, s. 93) Cennetin eni, göklerle (altlarındaki) yer kadar olup Peygamberimiz (S.A.V.) orada: İnciden, yakuttan, zebercetten,.. köşkler,(İbn Esîr, Kâmil, c. 2, s. 55.) cennetin toprağını da, misk kokar bir halde buldu.(Müslim, c. 1, s. 149) Peygamberimiz (S.A.V.), cennette; iki yanında içi boş inciden yapılmış kubbeler (kubbeli evler) dizili bir ırmak da gördü (Buhârî, Sahîh, c. 6, s. 92) ki, inci, yakut çakılları ve misk üzerinde akıp gidiyordu.(İbn Esîr, Kâmil, c. 2, s. 55.) Peygamberimiz (S.A.V.): "Ey Cebrail! Nedir bu?" diye sordu. Cebrail (as): "Bu, sana Yüce Allah'ın vermiş olduğu Kevser ırmağıdır!" dedi. Kevser ırmağının suyu da, baldan daha tatlı ve sütten daha ak idi.(Buhârî, c. 6, s. 92)

36 MİRAÇ’TA EFENDİMİZ (S.A.V.)’E CEHENNEMİM GÖSTERİLMESİ Peygamberimiz (S.A.V.); dünya semasında kendisini güler yüzle karşılayan melekler arasında, yüzü hiç gülmeyen, cehennemin bekçisi Malik adındaki bir melekle de karşılaşmıştı. Peygamberimiz (S.A.V.), onun kim olduğunu Cebrail (as)’dan sorup öğrenince, Cebrail (as)’a: "Cehennemi bana göstermesini ona emretmez misin?" diye sormuştu. Cebrail (as) da: "Olur!" diyerek, cehennemin bekçisi Malik'e: "Ey Malik! Muhammed’e (S.A.V.) cehennemi göster!" demişti. Malik; cehennemin üzerinden örtüsünü açınca, cehennem öyle kaynamaya ve kabarmaya başladı ki, Peygamberimiz (S.A.V.) onun gördüğü her şeyi yakalayıp yakıvereceğini sandı. Hemen, Cebrail (as)’a: "Ey Cebrail! Malik'e emret de, onu yerine geri çevirsin!" buyurdu.

37 Cebrail (as) da, cehennemi yerine çevirmesi için, Malik'e emretti. O da, cehenneme: "Sakin ol!" dedi. Cehennem, çıkmış olduğu yerine girince, Malik onun üzerine örtüsünü tekrar örttü.(İbn İshak. İbnHişam, Sîre, c.2, s ) Peygamberimiz (S.A.V.); cehennemdeki susuzluk azaplarını, azap zincirlerini, azap yılan ve akreplerini, oradaki azaplardan daha bazılarını da gördü.(Buhari, Sahih, c. 5, s. 190) Peygamberimiz (S.A.V.), bir hadis-i şeriflerinde şöyle buyurmuştur: "Eğer benim bildiğimi sizler de bilmiş olsaydınız, muhakkak ki, pek az güler ve çok ağlardınız!» (İbn Sa'd, Tabakâtü'l-kübrâ, c. 1, s )

38 CEHENNEMLİKLERİN FİİLLERİ VE AZAPLARI EFENDİMİZE GÖSTERİLİŞİ  1) Faiz yiyenlerin,  2) Zina edenlerin,  3) Dedikodu edenlerin,  4) Namazı kılmayanların,  5) Emanete hıyanet edenlerin,  6) İnsanları fitneye çağıranların,  7) Hak yiyenlerin,  8) Helal eşleri bırakıp harama yönelenlerin  9) Kuran okuyup amel etmeyenlerin,  10) Gıybet edenlerin vs ibretlik azap halleri Efendimiz (S.A.V.)’e miraçta gösterildi. Bu halleri sizlere aktaralım:

39 EFENDİMİZ (S.A.V.)’E GÖSTERİLEN CEHENNEMLİKLERİN HALLERİ Semûre İbn’u Cündeb(R.A.) şöyle anlatır: Bir sabah Allah Resulü her zaman sorduğu gibi: – Sizden rüya gören yok mu? diye sordu. Kendisinin rüyasını anlattı: “Bana iki kişi geldi, “yürü” dedi, yürüdük. Yatan bir adamın yanına geldik. Yanında da elinde kocaman bir taş olan adam duruyordu. Adam o taşı o adamın başına vuruyordu. Böyle devam edip gidiyordu. Ben: “Suphanallah, nedir bu hal?” dedim. – Yürü! Yürü! dediler. Yürüdük, sırtüstü yatan birinin yanına geldik. Onun yanında da elinde kancalar bulunan bir adam duruyordu. Bu demir çengelle yüzünün bir tarafını parçalıyordu. Sonra diğer yüzünü parçalıyordu. İyileşince tekrar bu işi yapıyordu. Ben: – Suphanallah, nedir bu hal? dedim. Yürü! Yürü! dediler.

40 Yürüdük. Fırın gibi bir yere geldik. Bir adam nehirde yüzüyor. Bir adamda yanındaki taşlarla o adamın her kenara gelişinde o taşları ağzına atıyordu. Bu kim dedim. “Yürü, yürü!” dediler. Çirkin görünümlü bir adamın yanına geldik. Böyle çirkin birini görmemişsinizdir. Adam ateş yakıyor etrafında dönüyordu. Kim bu diye sordum. “Yürü” dediler. Yürüdük. Büyük bir ağacın yanına geldik. Bu ağaç büyük ve güzeldi. Beraberce ağaca çıktık. Altın ve gümüş malzeme ile yapılmış evler gördük. Bizi, bir yarısı güzel, bir yarısı çirkin insanlar karşıladı. Yanımdakiler onlara bir nehir gösterip “gidin, yıkanın” dedi. Onlar yıkandı ve çirkinlikleri yok oldu. Bana oranın cennet olduğunu söylediler. Makamını gösterdiler. Girmek istedim, sokmadılar.

41  Olanları sordum. Bana şöyle anlattılar:  – Taşla başı yarılan, Kur’an-ı ve namazları terk edendir.  – Yüzü parçalanan, yalan söyleyen, etrafa yalan yayan kimsedir.  – Fırındakiler, zina yapanlardır.  – Kan nehrinde yüzüp ağzına taş atılan, faiz yiyendir.  – Ateş yakıp etrafında dönen, cehennem bekçisidir.  – Bahçedeki uzun boylu adam, İbrahim (A.S.)’dır. Çocukları ise buluğa ermeden ölen çocuklarıdır. Biri:  – Müşriklerin çocukları da mı? diye sordu. Peygamber:  – Evet dedi ve anlatmaya devam etti:  – Yarısı güzel yarısı çirkin olanlar, hem iyi hem de kötü amel işleyenlerdir. (Prof.Dr.İ.Canan Hadis Ans: 3/427)

42 MİRAÇTA, EFENDİMİZ (S.A.V.)’İN DUASI “Ey kusurları bağışlayan, kullarına nimetleri sonsuz olan cömert Allah’ım! Günah işleyen ümmetimin hali nice olur. Kıyamet gününde senin önüne gelmek için nasıl yol bulurlar? Korkarım o günde onların yerleri pek iyi değildir. yüce katından dileğim budur ki, ümmetimden razı ol. Onları bağışla Allah’ım!”

43 MİRAÇTA VERİLEN HEDİYELER Abdullah b. Mesud (R.A.) anlatıyor: “…Miraçta Hz. Peygamber (a.s.m)’e şu üç şey verildi: Beş vakit namaz verildi, Bakara Suresinin son kısmı (Amenerresul) verildi ve bu ümmetten Allah’a şirk koşmadan ölen kimsenin günahlarının bağışlanacağı hususu (söz verildi).” (Müslim, İman, 279).

44 MİRAÇTA VERİLEN LUTUFLAR MADDELER HALİNDE 1) Beş vakit namaz farz kılındı 2) Bakara suresinin son iki ayeti indirildi. 3) Hz. Muhammed (S.A.V.)’in ümmetinden Şirk koşmayanların muhkimat(büyük günahları) affedileceği müjdesi verildi(Ahmet Bin Hanbel) 4) İsra suresinde ki ahlakı prensipler

45 1) BEŞ VAKİT NAMAZ FARZ KILINDI EFENDİMİZ (S.A.V.): الصلوة معراج المؤمن «Namaz müminin miracıdır». buyurarak Ümmeti miraca çıkamayınca namazda mümine miracı hediye eden Peygamberimiz ümmetini namazla miraçlaştır mıştır.

46 2) BAKARA SURESİNİN SON İKİ AYETİ NAZİL OLDUN اٰمَنَ الرَّسُولُ بِمَٓا اُنْزِلَ اِلَيْهِ مِنْ رَبِّه۪ وَالْمُؤْمِنُونَۜ كُلٌّ اٰمَنَ بِاللّٰهِ وَمَلٰٓئِكَتِه۪ وَكُتُبِه۪ وَرُسُلِه۪ۜ لَا نُفَرِّقُ بَيْنَ اَحَدٍ مِنْ رُسُلِه۪۠ وَقَالُوا سَمِعْنَا وَاَطَعْنَا غُفْرَانَكَ رَبَّنَا وَاِلَيْكَ الْمَص۪يرُ ﴿٢٨٥﴾ لَا يُكَلِّفُ اللّٰهُ نَفْساً اِلَّا وُسْعَهَاۜ لَهَا مَا كَسَبَتْ وَعَلَيْهَا مَا اكْتَسَبَتْۜ رَبَّنَا لَا تُؤَاخِذْنَٓا اِنْ نَس۪ينَٓا اَوْ اَخْطَأْنَاۚ رَبَّنَا وَلَا تَحْمِلْ عَلَيْنَٓا اِصْراً كَمَا حَمَلْتَهُ عَلَى الَّذ۪ينَ مِنْ قَبْلِنَاۚ رَبَّنَا وَلَا تُحَمِّلْنَا مَا لَا طَاقَةَ لَنَا بِه۪ۚ وَاعْفُ عَنَّا۠ وَاغْفِرْ لَنَا۠ وَارْحَمْنَا۠ اَنْتَ مَوْلٰينَا فَانْصُرْنَا عَلَى الْقَوْمِ الْكَافِر۪ينَ ﴿٢٨٦﴾ Amenerresulü diye bildiğimiz Bakara suresinin bu iki ayeti Allah’tan lütuf olarak nazil olmuş ve Muhammed ümmetine müjdedir.

47 «Peygamber, Rabbinden kendisine indirilene iman etti, mü'minler de (iman ettiler). Her biri; Allah'a, meleklerine, kitaplarına ve peygamberlerine iman ettiler ve şöyle dediler: "Onun peygamberlerinden hiçbirini (diğerinden) ayırt etmeyiz." Şöyle de dediler: "İşittik ve itaat ettik. Ey Rabbimiz! Senden bağışlama dileriz. Sonunda dönüş yalnız sanadır." ﴾ Bakara suresi 285 ﴿ Allah bir kimseyi ancak gücünün yettiği şeyle yükümlü kılar. Onun kazandığı iyilik kendi yararına, kötülük de kendi zararınadır. (Şöyle diyerek dua ediniz): "Ey Rabbimiz! Unutur, ya da yanılırsak bizi sorumlu tutma! Ey Rabbimiz! Bize, bizden öncekilere yüklediğin gibi ağır yük yükleme. Ey Rabbimiz! Bize gücümüzün yetmediği şeyleri yükleme! Bizi affet, bizi bağışla, bize acı! Sen bizim Mevlâmızsın. Kâfirler topluluğuna karşı bize yardım et.» ﴾ Bakara suresi 286)

48 3) Hz. Muhammed (S.A.V.)’in ümmetinden Şirk koşmayanların muhkimat (büyük günahları) affedileceği müjdesi verildi(Ahmet Bin Hanbel) Abdullah b. Mesud anlatıyor: «… bu ümmetten Allah’a şirk koşmadan ölen kimsenin günahlarının bağışlanacağı hususu (söz verildi).” (Müslim, İman, 279).

49 4) İSRA SURESİNDE Kİ AHLAKİ YAŞAM PRENSİPLER 1)Sadece Allah'a ibadet etmeli, O'na hiçbir şeyi ortak koşulmaması, Anne-babaya iyi davranılması zorunlu olduğu 2)Hısım akrabaya, fakir ve yoksullara yardım etmeli 3)İsraf ve cimrilikten sakınmak ve kazancı helal yerlerde harcamalı, 4)Çocukların öldürülmemesi

50 5) Toplumu, aileyi ve fertleri temelinden sarsan zinayı ve ona teşvik eden sebeplere yaklaşılmamalı 6) İnsan hayatı değerlidir ve saygı gösterilmelidir, 7) Yetimlere iyi davranılmalı ve onların haklarını korumalı, verilen söze mutlaka riayet edilmeli, 8) Ölçü ve tartıda hile yapılmaması, her söz ve davranışlarımız da doğru olunmaya dikkat etmeli

51 9) Bilinmeyen bir şeyin ardına körü körüne düşmemeli ve onun peşinden gitmemeliyiz, 10) Yeryüzünde kibir ve gururla yürünmemeli ve kibir, gurur taslamamalıdır. İsra suresindeki bu ahlaki prensipleri ayet ayet görelim

52 1) Sadece Allah'a ibadet etmeli, O'na hiçbir şeyi ortak koşulmaması, Anne-babaya iyi davranılması zorunlu olduğu, وَقَضٰى رَبُّكَ اَلَّا تَعْبُدُوا اِلَّا اِيَّاهُ وَبِالْوَالِدَيْنِ اِحْسَانًا اِمَّا يَبْلُغَنَّ عِنْدَكَ الْكِبَرَ اَحَدُهُمَا اَوْ كِلَاهُمَا فَلَا تَقُلْ لَهُمَا اُفٍّ وَلَا تَنْهَرْهُمَا وَقُلْ لَهُمَا قَوْلًا كَريمًا «Rabbin, kendisinden başkasına asla ibadet etmemenizi, anaya babaya iyi davranmanızı kesin olarak emretti. Eğer onlardan biri, ya da her ikisi senin yanında ihtiyarlık çağına ulaşırsa, sakın onlara "öf!" bile deme; onları azarlama; onlara tatlı ve güzel söz söyle.» (Bakara suresi 23)

53 وَاخْفِضْ لَهُمَا جَنَاحَ الذُّلِّ مِنَ الرَّحْمَةِ وَقُلْ رَبِّ ارْحَمْهُمَا كَمَا رَبَّيَانى صَغيرًا «Onlara merhamet ederek tevazu kanadını indir ve de ki: "Rabbim! Tıpkı beni küçükken koruyup yetiştirdikleri gibi sen de onlara acı.» (İsra suresi 24)

54 رَبُّكُمْ اَعْلَمُ بِمَا فى نُفُوسِكُمْ اِنْ تَكُونُوا صَالِحينَ فَاِنَّهُ كَانَ لِلْاَوَّابينَ غَفُورًا «Rabbiniz, içinizde olanı en iyi bilendir. Eğer siz iyi kişiler olursanız, şunu bilin ki Allah tövbeye yönelenleri çok bağışlayandır.» (İsra suresi 25)

55 2) Hısım akrabaya, fakir ve yoksullara yardım etmeli وَاٰتِ ذَا الْقُرْبٰى حَقَّهُ وَالْمِسْكينَ وَابْنَ السَّبيلِ وَلَا تُبَذِّرْ تَبْذيرًا «Akrabaya, yoksula ve yolda kalmış yolcuya haklarını ver, fakat saçıp savurma.» (İsra suresi 26) اِنَّ الْمُبَذِّرينَ كَانُوا اِخْوَانَ الشَّيَاطينِ وَكَانَ الشَّيْطَانُ لِرَبِّه كَفُورًا «Çünkü saçıp savuranlar şeytanların kardeşleridir. Şeytan ise Rabbine karşı çok nankörlük etmiştir.» (İsra suresi 27)

56 وَاِمَّا تُعْرِضَنَّ عَنْهُمُ ابْتِغَاءَ رَحْمَةٍ مِنْ رَبِّكَ تَرْجُوهَا فَقُلْ لَهُمْ قَوْلًا مَيْسُورًا «Eğer Rabbinden umduğun bir rahmeti istemek için onlardan yüz çevirecek olursan, o zaman onlara yumuşak bir söz söyle.» (İsra suresi 28)

57 3) İsraf ve cimrilikten sakımak ve kazancı helal yerlerde harcamalı, وَلَا تَجْعَلْ يَدَكَ مَغْلُولَةً اِلٰى عُنُقِكَ وَلَا تَبْسُطْهَا كُلَّ الْبَسْطِ فَتَقْعُدَ مَلُومًا مَحْسُورًا «Eli sıkı olma, büsbütün eli açık da olma. Sonra kınanır ve çaresiz kalırsın.» (İsra suresi 29) اِنَّ رَبَّكَ يَبْسُطُ الرِّزْقَ لِمَنْ يَشَاءُ وَيَقْدِرُ اِنَّهُ كَانَ بِعِبَادِه خَبيرًا بَصيرًا «Şüphesiz Rabbin, dilediğine rızkı bol bol verir ve (dilediğine) kısar. Çünkü O, gerçekten kullarından haberdardır ve onları görmektedir.» (İsra suresi 30)

58 4) Çocukların öldürülmemesi وَلَا تَقْتُلُوا اَوْلَادَكُمْ خَشْيَةَ اِمْلَاقٍ نَحْنُ نَرْزُقُهُمْ وَاِیَّاكُمْ اِنَّ قَتْلَهُمْ كَانَ خِطْاً كَبيرًا «Yoksulluk korkusuyla çocuklarınızı öldürmeyin. Onları da, sizi de biz rızıklandırırız. Onları öldürmek gerçekten büyük bir günahtır.» (İsra suresi 31)

59 5) Toplumu, aileyi ve fertleri temelinden sarsan zinayı ve ona teşvik eden sebeplere yaklaşılmamalı وَلَا تَقْرَبُوا الزِّنٰى اِنَّهُ كَانَ فَاحِشَةً وَسَاءَ سَبيلًا «Zinaya yaklaşmayın. Çünkü o, son derece çirkin bir iştir ve çok kötü bir yoldur.» (İsra suresi 32)

60 6) İnsan hayatı değerlidir ve saygı gösterilmelidir, وَلَا تَقْتُلُوا النَّفْسَ الَّتى حَرَّمَ اللّٰهُ اِلَّا بِالْحَقِّ وَمَنْ قُتِلَ مَظْلُومًا فَقَدْ جَعَلْنَا لِوَلِيِّه سُلْطَانًا فَلَا يُسْرِفْ فِى الْقَتْلِ اِنَّهُ كَانَ مَنْصُورًا «Haklı bir sebep olmadıkça, Allah'ın, öldürülmesini haram kıldığı cana kıymayın. Kim haksız yere öldürülürse, biz onun velisine yetki vermişizdir. Ancak o da (kısas yoluyla) öldürmede meşru ölçüleri aşmasın. Çünkü kendisine yardım edilmiştir.» (İsra suresi 33)

61 7) Yetimlere iyi davranılmalı ve onların haklarını korumalı, verilen söze mutlaka riayet edilmeli, وَلَا تَقْرَبُوا مَالَ الْيَتيمِ اِلَّا بِالَّتى هِىَ اَحْسَنُ حَتّٰى يَبْلُغَ اَشُدَّهُ وَاَوْفُوا بِالْعَهْدِ اِنَّ الْعَهْدَ كَانَ مَسْؤُلًا «Rüştüne erişinceye kadar, yetimin malına ancak en güzel şekilde yaklaşın, verdiğiniz sözü de yerine getirin. Çünkü söz (veren sözünden) sorumludur.» (İsra suresi 34)

62 8) Ölçü ve tartıda hile yapılmaması, her söz ve davranışlarımız da doğru olunmaya dikkat etmeli وَاَوْفُوا الْكَيْلَ اِذَا كِلْتُمْ وَزِنُوا بِالْقِسْطَاسِ الْمُسْتَقيمِ ذٰلِكَ خَيْرٌ وَاَحْسَنُ تَاْويلًا «Ölçtüğünüzde ölçmeyi tam yapın, doğru terazi ile tartın. Bu daha hayırlı, sonuç bakımından daha güzeldir.» (İsra suresi 35)

63 9) Bilinmeyen bir şeyin ardına körü körüne düşmemeli ve onun peşinden gitmemeliyiz, وَلَا تَقْفُ مَا لَيْسَ لَكَ بِه عِلْمٌ اِنَّ السَّمْعَ وَالْبَصَرَ وَالْفُؤَادَ كُلُّ اُولٰئِكَ كَانَ عَنْهُ مَسْؤُلًا «Hakkında kesin bilgi sahibi olmadığın şeyin peşine düşme. Çünkü kulak, göz ve kalp, bunların hepsi ondan sorumludur.» (İsra suresi 36)

64 10) Yeryüzünde kibir ve gururla yürünmemeli ve kibir, gurur taslamamalıdır. وَلَا تَمْشِ فِى الْاَرْضِ مَرَحًا اِنَّكَ لَنْ تَخْرِقَ الْاَرْضَ وَلَنْ تَبْلُغَ الْجِبَالَ طُولًا «Yeryüzünde böbürlenerek yürüme. Çünkü sen yeri asla yaramazsın, boyca da dağlara asla erişemezsin.» (İsra suresi 37)

65 كُلُّ ذٰلِكَ كَانَ سَيِّئُهُ عِنْدَ رَبِّكَ مَكْرُوهًا «Bütün bu sayılanların kötü olanları, Rabbinin katında sevimsiz şeylerdir.» (İsra suresi 38) ذٰلِكَ مِمَّا اَوْحٰى اِلَيْكَ رَبُّكَ مِنَ الْحِكْمَةِ وَلَا تَجْعَلْ مَعَ اللّٰهِ اِلٰهًا اٰخَرَ فَتُلْقٰى فى جَهَنَّمَ مَلُومًا مَدْحُورًا «Bunlar, Rabbinin sana vahyettiği bazı hikmetlerdir. Allah ile birlikte başka ilâh edinme. Sonra kınanmış ve Allah'ın rahmetinden kovulmuş olarak cehenneme atılırsın.» (İsra suresi 39)

66 HZ MUHAMMED S.A.V. EFENDİMİZİN MEKKEYE DÖNÜŞÜ VE YAŞANAN HADİSELER Peygamberimiz (S.A.V.), Mekke'ye dönmek üzere, Beytü'l-Makdis mescidinin kapısına bağladığı Burak'a binip Mekke'ye döndü. Peygamberimiz (S.A.V.) İsrâ ve Miracı, bir gece içinde, yatsı namazı ile sabah namazı arasında vuku buldu.» (İbn Sa'd, Tabakâtü'l- kübrâ, c. 1, s )

67 Abdulmuttalib oğulları, İsrâ ve Mirac gecesinde, Peygamberimiz (asm)’ı bulamayınca, ara­maya çıkmışlardı. Hatta, Hz. Abbas, Zîtuvâ'ya kadar gitti. Oralarda, yüksek sesle: "Yâ Muhammed! Yâ Muhammed!" diyerek bağırdı. Peygamberimiz (asm): "Lebbeyk! = Buyur!" diye karşılık verince, Hz. Abbas: "Ey kardeşimin oğlu! Sen kavmini geceden beri zahmet ve meşakkate soktun!? Nerede idin?" dedi. Peygamberimiz (asm): "Beytü'l-Makdis'e gittim." buyurunca, Hz. Abbas: "Bu gecenin içinde mi?" diye sordu. Peygamberimiz (asm): "Evet. Bu gecenin içinde gidip geldim!" buyurunca, Hz. Abbas: "Her halde, senin başına ancak hayır gelmiş olmalıdır!" dedi. Peygamberimiz (a.s.): "Benim başıma hayırdan başka bir şey gelmemiştir!" buyurdu» (İbn Sa'd, Tabakâtü'l-kübrâ, c. 1, s.214)

68 Sabah olunca Kabe'nin yanında Mekkelilere Miraçı anlattı.(İbn Sa'd, Tabakât, c. 1, s. 215) Onlar Peygamberimiz (asm)’den delil istediler. Peygamberimiz Aleyhissalâtü Vesselam da onlara yolda gördüğü kafilelerinden haber verdi. Kureyşliler hemen kafileleri karşılamak için Mekke dışına çıktılar. Gelenleri aynen Peygamberimizin Aleyhissalâtü Vesselam haber verdiği gibi gördüler, ama iman nasip olmadı.» (İbn Hisam, Sîre, c. 2, s. 44)

69 Ama yine de Peygamberimiz (asm)’den üst üste Miraç’a çıktığına dair delil istediler. Peygamberimiz Aleyhissalâtü Vesselam Kudüs'e, Mescid-i Aksâ'ya uğradığını anlatınca Kureyşliler,“Bir ayda gidilebilen bir yere Muhammed nasıl bir gecede gidip gelebilir?” diye itiraz ettiler; ardından da Mescid-i Aksâ'yı görmüş olanlar, “Mescid-i Aksâ'yı bize anlatır mısın?” diye Peygamberimize (asm) soru yönelttiler. Peygamberimiz Aleyhissalâtü Vesselam şöyle anlattı: “Onların yalanlamalarından ve sorularından çok sıkıldım. Hatta o ana kadar öyle bir sıkıntı hiç çekmemiştim. Derken Cenab-ı Hak birden Beytü'l-Makdis'i bana gösterdi. Ben de ona bakarak her şeyi birer birer tarif ettim. Hatta bana, ‘Beytü'l-Makdis'in kaç kapısı var?’ diye sordular. Halbuki ben onun kapılarını saymamıştım. Beytü'l-Makdis karşımda görününce ona bakmaya ve kapılarını teker teker saymaya ve anlatmaya başladım.” Bunun üzerine müşrikler:“Vallahi dos doğru tarif ettin.” dediler, ama yine de iman etmediler.» (Ahmed b. Hanbel, Müsned, c. 1, s. 309)

70 O esnada Hz. Ebû Bekir (ra) çıkageldi, müşrikler durumu ona haber verdiler. Hz. Ebû Bekir (ra), “Eğer bu sözleri ondan duymuşsanız şeksiz şüphesiz doğrudur.” diyerek hemen tasdik etti ve bundan sonra Hz. Ebû Bekir (ra) “Sıddîk, tereddütsüz inanan” unvanını aldı.» (İbn Hişam, c. 2, s )

71 MÜBAREK ÜÇ AYLARDA, MÜBAREK GÜN VE GECELERDE YAPILACAK İBADETLER 1)Bu mübarek aylarda ve mübarek gün ve gecelerde kendimizi hesaba çekmeliyiz. Hayatımızın ahirete taalluk eden hesabını iyi yapmalıyız. Şeddad b. Evs (r.a.)’den nakledildiğine göre Resulullah (s.a.v.) şöyle buyurmuştur: “Akıllı kişi, nefsine hâkim olan ve ölüm sonrası için çalışandır. Aciz kişi de, nefsini hevâsına tâbi kılan ve Allah’tan dilek(ler)de bulunup duran (bunu yeterli gören) kişidir” (2). Hz. Ömer (r.a.) bir hutbesinde şöyle buyurmuştur: “Hesaba çekilmeden önce, kendinizi hesaba çekiniz. Amelleriniz tartılmadan önce, kendi amellerinizi tartınız. Hesaba çekilmek üzere, kıyamet günündeki en büyük arz, huzura alınma için gerekli güzel hazırlıklarınızı yapınız. O gün huzura alınırsınız, öyle ki size ait hiçbir sır gizli kalmayacak, bütün sırlar meydana çıkacak” (3). Çünkü Allah; “Rabb’ine andolsun, onların hepsine yapmakta olduklarını mutlaka soracağız” (Hicr, 15/92-93) buyurmaktadır. Ey mümin! Ahiret hesabına hazırlıklı mısın?

72 2)Kulluk bilincimizi oluşturmalı ve Allah’a kul olma yolunda gayret göstermeliyiz. Allah kulluk bilincinin nasıl olması gerektiğini şöyle buyurmaktadır: “…Allah’a ve peygamberlerine iman edin. Eğer iman eder ve Allah’a karşı gelmekten sakınırsanız sizin için büyük mükâfat vardır” (Âl-i İmrân, 3/179). Yine Kur’an-ı Kerim’de: “Rabb’imiz! ‘Rabb’inize iman edin’ diye imana çağıran bir davetçi işittik hemen iman ettik. Rabb’imiz! Günahlarımızı bağışla. Kötülüklerimizi ört. Canımızı iyilerle birlikte al” (Âl-i İmrân, 3/193) buyurulmaktadır. Ey mümin! Acaba Allah’a kul olma yolunda gayretin nasıldır?

73 3)Takva bilinci oluşturmalıyız. Allah takva hususunda; “…Allah katında en değerliniz en fazla takva sahibi olanınızdır…” (Hucurat, 49/13), “Allah muttakiler ve iyilik yapanlarla beraberdir” (Nahl, 16/128), “…Allah muttakilerin dostudur” (Casiye, 45/19), “Muhakkak muttakiler için Rableri katında naim cennetleri vardır” (Kalem, 68/34) buyurmaktadır. Ey mümin! Takva sahibi olmak için neler yapmaktasın?

74 4) Çokça dua edilmelidir. Allah şöyle buyurmaktadır: “De ki: Sizin duanız olmasaydı Rabbim size değer verir miydi?...” (Furkan, 25/77) ve Allah başka bir ayette dua etmemizi bizden istiyor ve kabul edeceğini bizlere beyan buyuruyor: “…Bana dua edin, kabul edeyim…” (Mü’min, 40/60). Ey mümin! Acaba her daim duada mısın?

75 5)Kur’an okumalı veya Kur’an dinlemeliyiz ve bu aylarda daha da artırarak devam etmeliyiz. Efendimiz (s.a.v.) şöyle buyurmaktadır: “Kur’an okuyunuz. Çünkü Kur’an, kıyamet gününde kendisini okuyanlara şefaatçi olarak gelecektir” (4). Ey mümin! Kur’an’ı ne kadar okuyorsun?

76 6)Farzları aksatmamaya özen gösterdiğimiz gibi, varsa kaza namazlarımızı kılmaya gayret etmeli, teheccüd namazına ve nafile ibadetlere de azami gayret sarf etmeliyiz. Kaza namazı; Kutsi hadiste Allah şöyle buyurmaktadır: “…Kulum kendisine farz kıldıklarımdan bana göre daha sevimli hiçbir şeyle Zatıma yaklaşmamıştır…” buyuruyor (5). Teheccüd namazı; Ebu Hureyre ve Ebu Saîd el-Hudrî (r.a.) Peygamber Efendimiz (s.a.v.)’in şöyle buyurduğunu rivayet etmişlerdir: “Kim geceleyin uyanır ve karısını da uyandırarak beraberce iki rekât namaz kılarlarsa, Allah’ı çok zikreden erkek ve kadınlardan yazılırlar” (6). Yine Hz. Âişe validemizin şöyle dediği rivayet edilmiştir: “Gece namazını terk etme. Çünkü Resulullah (s.a.v.) onu terk etmezdi. Hasta ve yorgun olduğun zaman oturarak kılardı” (7). Nafile namaz; Efendimiz (s.a.v.) şöyle buyurmaktadır: “Kıyamet günü önce namaza bakılır. O tamamsa, diğer hesaplara geçilir. Namazlar bir insanın kurtuluşu için yeterli olmazsa Allah: “Bakın bakalım kulumun nafile namazları var mı?” der eksikler nafilelerle tamamlanır” (8). Ey mümin! Kaza namazların var mı, teheccüd kılıyor musun, nafile ibadetler ile aran nasıl?

77 7)Zikir ehli olmamız gerekir ve daima zikir üzere hayat sürmenin gayretinde olmalıyız. Zikir kalbin huzura ermesine ve manevi hazza vesile olur. Allah Kuran-ı Kerimde şöyle buyurmaktadır: “Onlar, ayakta dururken, otururken, yanları üzerine yatarken (her vakit) Allah'ı zikrederler, göklerin ve yerin yaratılışı hakkında derin derin düşünürler (ve şöyle derler:) Rabb’imiz! Sen bunu boşuna yaratmadın. Seni tesbih ederiz. Bizi cehennem azabından koru!” (Âl-i İmrân, 3/191). Allah, kalbin tatmininin zikir ile olduğunu bizlere şöyle beyan buyurmaktadır: “Bunlar, iman edenler ve gönülleri Allah’ın zikriyle sükûnete erenlerdir. Bilesiniz ki, kalpler ancak Allah’ı zikretmekle huzur bulur” (Ra’d, 13/28). Ey mümin! Allah’ı acaba ne kadar zikrediyorsun?

78 8)Anaya babaya ve yakınlarımıza iyilikle muamele etmeli ve Allah’ın emri olan sıla-i rahimi gözetmeliyiz. Allah şöyle buyurmaktadır: “Rabb’in sadece kendisine ibadet etmenizi, anne-babanıza da iyi davranmanızı kesin bir şekilde emretti. Onlardan biri veya her ikisi sizin yanınızda yaşlanırsa kendilerine “öf” bile deme; onları azarlama ikisine de güzel söz söyle” (İsra, 17/23). Sıla-i Rahimle ilgili Allah şöyle buyurmaktadır: “…Allah akrabaya yardımı emreder…” (Nahl, 16/90). Ey mümin! Anan-baban ile ilişkilerin nasıl?

79 9)Fakirlere, yoksullara, yetimlere ve ihtiyaç sahiplerine yardım etmeli ve bunların derdi ile her zaman dertlenmeliyiz. Allah şöyle buyurmaktadır: “Sana Allah yolunda ne harcayacaklarını soruyorlar. De ki: "Hayır olarak ne harcarsanız o, ana-baba, akraba, yetimler, fakirler ve yolda kalmışlar içindir. Hayır olarak ne yaparsanız, gerçekten Allah onu hakkıyla bilir” (Bakara, 2/215). Ey mümin! Acaba çevrendeki yetimleri, yoksulları ve ihtiyaç sahiplerini ne kadar gözetiyorsun?

80 10)Kabirleri ziyaret etmeli ve bir gün öleceğimizin farkında olmalı ve kabir ziyaretlerinden ibret almalı ve ahiret yurdunu hatırlamalıyız. Hz. Bureyde (r.a.) şöyle dedi: “Rasulullah (s.a.v.): ‘Ben kabirleri ziyaretten sizi yasaklamıştım. Artık onları ziyaret edebilirsiniz. Çünkü kabirler sizlere ahireti hatırlatır. Kim kabir ziyareti yapmak istiyorsa yapsın, ancak bâtıl bir söz söylemesin’ buyurdu” (9). Ey mümin! Kabirleri ziyaret edip ibret alıyor musun?

81 11)Bu aylarda çokça oruç tutmalı ve bu vesile ile nefsimizi terbiye etmeliyiz. Recep ayında oruç: Abdullah İbn Abbas (R.A.) anlatıyor: “Rasulullah s.a.v. bazı yıllar recep ayında öyle oruç tutardı ki biz, ‘Galiba hiç yemeyecek (ayın her gününde tutacak)’ derdik. (Bazı yıllarda da öyle) yerdi ki biz, ‘(Galiba) bu ayda hiç oruç tutmayacak’ derdik” (10). Şaban ayında oruç: Efendimiz (s.av.) şöyle buyurmaktadır: “Şaban ayı, recep ile ramazan ayı arasında, insanların kıymetinden gaflete düştükleri bir aydır. Hâlbuki o amellerin Allah’a yükseltildiği bir aydır. Ben de amelimin Allah’a oruçlu olduğum halde yükseltilmesini isterim” (11). Ey mümin! Oruç tutanlar Reyyan kapısından cennete gireceklerdir. Reyyan kapısından cennete girmeye hazır mısın?

82 12)Çocuklara hediyeler vermeli ve çocuklarımıza mübarek gün ve gecelerin ehemmiyetini öğretmeliyiz. Çocuklarımızı bu aylarda namaza ve camiye alıştırmalıyız. Efendimiz (s.a.v.) şöyle buyurmaktadır: “Çocuklarınıza gereken ikramı yapın ve terbiyelerini güzel yapın” (12). Yine Efendimiz (s.a.v.) çocuklarımızı şöyle terbiye etmemiz gerektiğini buyurmaktadır: “Çocuklarınızı, peygamberimizi, Ehl-i beyti ve Kur’an okumayı sevmek gibi üç özellikte terbiye ediniz” (13).” Ey mümin! Çocuklarını ahirete hazırlıyor musun?

83 13)Küslerin barışmasına vesile olmaya gayret göstermeli ve üç günden fazla kardeşler arasında küslüğün helâl olmadığının farkında olunmasını sağlamalıyız. Allah müminleri kardeş olarak ilan etmiş olup bu husus Kuranda yerini şöyle almaktadır: “Müminler ancak kardeştirler. Öyleyse kardeşlerinizin arasını düzeltin. Allah’a karşı gelmekten sakının ki size merhamet edilsin” (Hucurat, 49/10). Ey mümin! Acaba kaç küskünü barıştırdın veya gayret gösterdin?

84 14)Hasta ziyaretlerinde bulunulmalı, hastayı ziyaret etmek cennet meyveleri arasında olmaktır. Resulullah (s.a.v.) buyurdular ki: “Hasta ziyaretinde bulunan kimse, ziyaretten dönünceye kadar cennet meyveleri arasındadır” (14). Yine Resulullah (s.a.v.): “Kim bir hastayı akşam vakti ziyaret ederse onunla mutlaka yetmiş bin melek çıkar ve sabaha kadar onun için istiğfarda bulunur, Ona cennette bir bahçe hazırlanır. Kim de hastaya sabahleyin giderse, onunla birlikte yetmiş bin melek çıkar, akşam oluncaya kadar ona istiğfarda bulunur, ona cennette bir bahçe hazırlanır” (15) buyurdu. Ey mümin! Hastaları arayıp sordun mu veya hasta ziyaretlerinde bulunuyor musun?

85 15)İlim ve sohbet meclislerinde bulunmaya gayret göstermek. Efendiniz (s.a.v.): “Âlimlerin sohbetine katılın, onlara yakın oturun! Çünkü Allah Teâlâ, yağmurla ölü toprağı dirilttiği gibi, ölü kalpleri de, hikmet nuru ile diriltir” buyurmuştur (16). İmam-ı Rabbânî Hazretleri, Mektubat-ı Rabbânî’de “Kırk gün içinde bir ilim sohbetinde bulunmayan kimsenin kalbi kararır. Büyük günah işlemeye başlar; çünkü ilim kalbe hayat verir. İlimsiz ibadet olmaz” demekte ve İmam-ı Gazali de âlimin sohbetinde bulunmayı şöyle tarif etmiştir: “Âlimin sohbetinde bulunmak, bin rekât nafile namazdan üstündür”. Ey mümin! Acaba ilim ve sohbet meclislerinde bulunup Rahman’ın yolunda olabiliyor musun?

86 16)Hz Muhammed (s.a.v.) Efendimize çokça salât selâm getirmeliyiz. Allah, Kuran-ı Kerim de şöyle buyurmaktadır: “Şüphesiz Allah ve melekleri Peygamber’e salât ediyorlar. Ey iman edenler! Siz de ona salât edin, selâm edin” (Ahzab, 33/56). Ey mümin! Efendimiz (s.a.v.) her daim bizleri düşünüyordu acaba sen O’nu ne kadar düşünüyorsun veya ne kadar Salât-ü selâm getiriyorsun?

87 17)Ağlayarak ve sızlanarak, için için tövbe ve istiğfarda bulunmalıyız. Efendimiz (s.a.v.) günde 100 defa istiğfarda bulunurdu: “Ey insanlar, Allah’a tövbe edin. Zira ben günde yüz kere O’na tövbe ediyorum” (17) buyurmuştur. Allah, Kuran-ı Kerim’de tövbe ile ilgili şöyle buyurmaktadır: “Ey iman edenler! Allah’a samimiyetle tövbe edin!...” (Tahrim, 66/8). Ey mümin! Günde kaç kez tövbe ve istiğfar ediyorsun?

88 18) Namazları, vaktinde ve cemaat ile kılmaya azami gayret göstermeliyiz. Efendimiz (s.a.v.) şöyle buyurmaktadır: “Kim yatsı namazını cemaatle kılarsa sanki gecenin yarısını ihya etmiş gibidir. Kim de sabahı da cemaatle kılmışsa gecenin tamamını ihya etmiş gibidir” (18) ve cemaatle kılınan namazın ferdi kılınan namazdan yirmi yedi derece daha üstün olduğunu Efendimiz (s.a.v.) bizlere haber veriyor. Ey mümin! Hz. Muhammed (s.a.v.)’in ümmeti olarak cemaatle namaza ehemmiyet veriyor musun?

89 19)Cenneti kazanmak için her türlü gayreti sarf etmeliyiz. Allah, cennete hazırlık yapanların mükâfatını şöyle beyan buyurmaktadır: “Şüphesiz, iman edip, salih ameller işleyenler var ya; işte onlar yaratıkların en hayırlısıdırlar”. “Rableri katında onların mükâfatı, içlerinden ırmaklar akan, içlerinde ebedî kalacakları Adn cennetleridir. Allah onlardan razı olmuştur, onlar da Allah’tan razı olmuşlardır. İşte bu mükâfat Rablerine derin saygı duyanlara mahsustur” (Beyyine, 98/7-8) buyurmaktadır. Ey mümin! Acaba cenneti hakkıyla istiyor musun ve cennete gitmek için neler yapıyorsun?

90 Sonuç olarak hayatımızı bizlere Allah emanet olarak vermiştir. Bizler de her anımızı iyi değerlendirmeli ve ahirette hesabı sorulacağının farkında olarak hayat sürmeliyiz. Mübarek gün ve geceleri usulüne uygun değerlendirmeli ve ahirette her şeyin hesabının sorulacağının farkında olarak ölüm gelinceye kadar Rabbimize kulluk etmeliyiz ki, Allah’ın rızasını kazanalım ve Allah, bizlere cennet kapılarını ardına kadar açsın. Allah şöyle buyurmaktadır: “Ey iman edenler! Allah’a karşı gelmekten sakının ve herkes, yarın için önceden ne göndermiş olduğuna baksın. Allah’a karşı gelmekten sakının. Şüphesiz Allah, yaptıklarınızdan hakkıyla haberdardır” (Haşr, 59/18).

91 DUAMIZ ALLAHIM HEPİMİZE NAMAZLA MİRACI YAŞAMAYI NASİP EYLE ALLAHIM MÜBEREK AYLARI GÜN VE GECELERİ SENİN İSTEDİĞİN ŞEKİLDE DEĞERLENDİRMEYİ BİZLERE NASİP KIL, ALLAHIM RECEP VE ŞABAN AYLARINI BİZE MÜBAREK KIL VE BİZLERİ RAMAZANA ULAŞTIR VE BAYRAM SABAHI KURTULUŞ BERATIMIZI ALMAMIZI İHSAN EYLE AMİN Not: Bu sunum vaaz Diyanet K.M., Diyanet D.K.S. Ve çeşitli dokümanlardan faydalanarak hazırlanmıştır.)

92 MÜBAREK ÜÇ AYLARDA, MÜBAREK GÜN VE GECELERDE YAPILACAK İBADETLER YAZIMIZIN DİP NOTLARI 1) Ahmed b. Hanbel, Müsned, c. 1, s ) Tirmizi, Kıyame 25; İbn Mace, Zühd 31. 3) İbn-i Ebi Şeybe, Kitabu’l-Musannef, 7/96, No: ) Riyazü’s-Salihin, Hadis No: 993. Müslim, Müsafirin, ) Riyazus Salihin, 96. Buharî, Rikâk, 38. 6) Ebû Davûd, Vitr, 13 (1451). 7) Ebû Davûd, Salatu`t-Tatavvu`, 18. 8) Tirmizî, Salât, 188; Riyazus Salihin: 2/398. 9) Müslim, Cenâiz, 977/106; Ebu Davud, Cenâiz, 81 (3235); Nesaî, Cenâiz, 100 (2005). 10) Beyhakî, Şuabü’l-İman, nr ) Nesaî, Sıyam, 69; Tirmizî, Savm, ) Kütüb-i Sitte, c. 17, s. 473, Hadis No: ) Kenzü’l-İrfân; 192/ ) Kütüb-i Sitte, Hadis No: ) Kütüb-i Sitte, Hadis No: ) Taberanî. 17) Müslim, Zikr, ) Müslim, Mesacid 260, (656).


"MİRAÇ KANDİLİ Emin YAVUZYİĞİT UZMAN İMAM HATİP Facebook grup: VAAZ DOSYALARI Emin YAVUZYİĞİT UZMAN İMAM HATİP Facebook grup: VAAZ DOSYALARI." indir ppt

Benzer bir sunumlar


Google Reklamları