Sunum yükleniyor. Lütfen bekleyiniz

Sunum yükleniyor. Lütfen bekleyiniz

EUCALYPTUS L’HERIT- OKALİPTUSLAR. Nüfusun hızla artması ve yaşam düzeyinin yükselmesi, buna karşılık Türkiye de ormanların verimlilik yönünden yetersiz.

Benzer bir sunumlar


... konulu sunumlar: "EUCALYPTUS L’HERIT- OKALİPTUSLAR. Nüfusun hızla artması ve yaşam düzeyinin yükselmesi, buna karşılık Türkiye de ormanların verimlilik yönünden yetersiz."— Sunum transkripti:

1 EUCALYPTUS L’HERIT- OKALİPTUSLAR

2 Nüfusun hızla artması ve yaşam düzeyinin yükselmesi, buna karşılık Türkiye de ormanların verimlilik yönünden yetersiz oluşu gibi nedenlerle, ülkemizde endüstriyel odundaki arz-talep dengesi sağlanamamaktadır. Bu açığın giderilebilmesi için silvikültürel tedbirlerle doğal ormanların niteliklerinin arttırılması çözüm şeklidir. Ancak bu çözüm şekli çok uzun yıllar gerektirdiği gibi yeterlide olmayabilir. İşte bu durumda hızlı gelişen türlerle, endüstriyel ağaçlandırmalar yapma gereği ortaya çıkmaktadır. E.Camaldulensis ve E.Grandis odunu endüstri de çok alanda kullanılmaktadır. Bu iki türün Afrika’daki plantasyonlarından elde edilen odun hammaddesinin 23 değişik yerde kullanıldığı belirtilmektedir. Bunlar ; 1-Yapı kerestesi, 2-Yer döşemesi, 3- Maden direği, 4- Tekne yapımı, 5- Karasör yapımı, 6- Mobilyacılık, 7- Alet sapı, merdiven, 8- Spor malzemeleri, 9- Tarımsal aletler, 10- Kaplama ve kontrplak,

3 11-Kağıt hamuru, 12- Enerji odunu, 13- Odun kömürü, 14- Ambalaj sanayi, 15- İç dekorasyon, 16- Dolgu malzemesi, 17- Doğramacılık, 18- Travers, 19- Müzik aletleri, 20- Direk ve kazık, 21- Oyuncak, 22- Tornacılık, 23- Odun yünü gibi kullanım alanları vardır. Egzotik olarak yetiştirildiği yerlere uyum sağlayabilmesi ve hızlı gelişmesi ile birlikte odunun yanında, kağıt ve kağıt hamuru,tanen,metil alkol,asetik asit,suni ipek ve selafon üretimi gibi oldukça geniş bir alanda kullanılabilmesi, yapraklarından eterik yağ elde edilebilmesi,çiçeklerinin bal ve balmumu üretimine uygun olması gibi özellikleri,öncelikle orman kaynakları pek iyi olmayan pek çok ülkede yaygın olarak yetiştirilmesine neden olmuştur (PENFOLD ve WILLIS 1961).

4 Okaliptus’lar genel olarak Avustralya ve yakın çevresindeki adaların asli ağacı olarak bilinirse de,yayılışları buralarla sınırlı değildir. (KAYACIK.1982) E.oceanicafolia türünün tersiyerde bundan milyon yıl önce Tarsus dolaylarında doğal olarak yetiştiğinin saptandığı ifade edilmektedir. Okaliptüsler, yurdumuza 1885 yılında, Adana-Mersin demiryolu hattını yapan Fransız şirketi tarafından, bu hat güzergahındaki istasyonlara süs bitkisi olarak dikilmek amacıyla getirilmiştir(ADALI 1944).

5 Daha sonra kömür havzalarının maden direk ihtiyacının karşılanması ve Tarsus Kara bucak bataklığını kurutup sıtma hastalığından kurtulmak için ülkemizde ilk defa ‘da 885 hektarlık alanda fidan dikilmiştir (ADALI.1944).Okaliptus ağaçlarının sıtma konusunda hizmeti büyük olduğundan, bu ağaçlara halk arasında ‘’sıtma ağcı’’ adı verilmiştir. Kara bucak ağaçlandırması için gerekli tohumlar Fransız tohum firması Vilmorin kanalıyla yurt dışından getirilmiş olup, firmanın okaliptüs tohumlarını Cezayir okaliptüs ağaçlandırmalarından sağladığı tahmin edilmektedir.(SAATÇİOĞLU ve PAMAY 1957). İlk plantasyon yılları arasında tesis edilen 105,8 hektar büyüklüğündeki Antakya- Hacer aslı Okaliptus ağaçlandırması izlemiştir(GÜRSES 1990). Orman Genel Müdürlüğümüz envanter kayıtlarına göre ; 2289,2 Ha. Normal, Ha. Bozuk vasıflı, Toplam 2419,2 Ha. Okaliptüs ormanımız bulunmaktadır(2007 Orman Atlası) yılında Doğu Akdeniz Ormancılık Araştırma Enstitüsünün, kurulması ile bilimsel nitelikli çalışma ve araştırmalar başlatılarak günümüze kadar gelmiştir.

6 Botanik özellikleri: Bölü : Spematopyta Alt bölüm: Angıospermae(Kapalı tohumlular) Sınıf : Dicotyledoneae(Çift çenekliler) Alt sınıf : Choripetalae(Periyant yaprakları ayrı) Grup : Dialypetalea Takım : Myrtales Familya : Myrtaceae Cinsi : Eucalyptus

7 Okaliptüslerin; Yaprak şekilleri, vejetatif tomurcukları, çiçek tomurcukları, tomurcuklarındaki operkulum ile odunsu meyveleri en önemli özelliklerindendir. Yaprak şekilleri: Birkaç tür haricindeki bütün okaliptüs türleri, yaşam süreci içinde 5 farklı yaprak tipi geliştirirler ve bu her tip ağacın gelişiminde belli bir aşamaya karşılık gelmektedir. Bunlar sırasıyla; 1-Kotiledon’lar 2-Fidan yaprakları 3-Genç (Jüvenil) yapraklar 4-Ara yapraklar 5-Yetişkin yapraklar dır.

8 Okaliptüslerin büyük bir kısmı her dem yeşildir. Yaprağını döken birkaç tür, yapraklarını yaz ayları süresince dökerler.(PENFOLD ve WİLLIS). Okaliptus yapraklarının ağaçta kalma süreleri türler arasında farklılıklar göstermektedir. Nedeni, Türlerin genetik karakterlerine ve büyüme oranları arasındaki farklılıklara bağlıdır.

9 Genç fidanlarda yapraklar karşılıklı, sapsız, oval,tam kenarlı, açık yeşil renkli ve üzeri beyazımtırak bir mum tabakası ile örtülüdür. Yaşlı fertlerde ise diziliş almaşlı olup, uzun saplı, lamina (yaprak ayası) orak şeklinde, derimsi ve koyu yeşil renklidir. Orta damardan başka, yaprağın kenarlarını takip eden 2 damar daha bulunur. Vejetatif tomurcuklar; Her okaliptüs yaprağının koltuğunda başlangıçta iki adet tomurcuk bulunur.Bunlardan biri çıplak tomurcuk olarak adlandırılır ve tomurcuk pullarına sahip değildir. Bunlar olağan büyüme döneminde yapraklı sürgün oluşturmaktadırlar. İkinci tomurcuk dinlenme (dormant) halindedir ve bunlar ilk büyüme döneminde genellikle yapraklı sürgün geliştirmezler.

10 Fakat pek çok doğal okaliptüste, çevrelerindeki kurak sezon stresinden kışın çıplak tomurcuğun büyümesi durur, çoğu defa domur’a uğrar ve ölür. Sonraki sezonda büyüme tekrar başladığı zaman yeni sürgüler işte bu tomurcuklardan oluşur. Dormant tomurcuklar dinlenme durumundan kurtuldukları zaman epikormik sürgün denilen yapraklı sürgünler oluşur ve bunların yaprakları genç(juvenil) tiptedir(PRYOR 1975). Dormant tomurcuklara bazen yardımcı tomurcuk da denilmekte dir.

11 Çiçek tomurcukları; Bunlar üç aşamada gelişmektedir. ilk aşamada çiçek tomurcukları brakte yaprakları ile kuşatılmış durumdadır ve bu aşama şemsiye tomurcuğu aşamasıdır. Genellikle 7 çiçekli olan bir çiçek şemsiyesi şeklinde,

12 İkinci aşamada sepal yapraklardan oluşmuş olan dış operkulum (şapka)dökülür. Böylece sadece içteki petal operkulum kalır ve bu operkulumun dökülmesiyle üçüncü aşama anthesis (çiçeğin açıldığı ilk gün) meydana gelir.

13 Bu organların dökülmesinden önce renk değişimleri görülür. Dış operkulumda yeşilden kahverengiye doğru bir renk değişimi olurken içteki operkulumdaki değişim sarıya doğru olur. Çiçeklenme; Okaliptüslerde genel olarak, 2-3 yaşında ilk çiçeklenme görülebilir ve kapsüller anthesisden 5-7 ay sonra toplanabilir. Böylece generasyon 4 yıl içinde tamamlanabilir.

14 Olgunlaşmamış meyve(Meyve teşekkülü); Anthesis ten yaklaşık bir ay sonra ovaryumun üst kısmının yüzeyinde radyal çatlaklar görülür. Bu çatlaklar çevreden içe doğru uzanır. Fakat tam ortada çakışmazlar. Bu çatlaklar olgun meyve kapakçıklarının göstergesidir. Sayısı genellikle 5 dir. Buda ovaryumdaki lokulların(göz,oda) sayısına denktir. Bu çatlaklar oluştuktan sonra kapakçıklar, hatta bu aşamada tohumlar olgun olmasada açılma yeteneğindedirler. Kapakçıkların açılması kurumayla görülür. Buna lokulların genişlemesi eşlik eder ve lokul duvarları kırılır(HODGSON1976.d).

15 Meyve olgunlaşması (Olgun meyve);Okaliptuslerin meyveleri kapsül şeklindedir. SEÇMEN ve ARKADAŞLARI 1995 Kapsülün genel tarifini ; Bileşik bir ovaryumdan(sinkarp) oluşmuş en az iki karpelden (Meyve yaprağı) meydana gelmiş, kendiliğinden açılan çok tohumlu kuru bir meyve şeklinde yapmaktadır. Okaliptüslerde bu kapsül, hipantiyum(çukurlaşmış çiçek tablası) ve daha aşağı durumlu ovaryumun birlikte gelişmesiyle oluşmaktadır. Operkulum düştükten sonra yara izi şeklinde kalan ve dış kısmı çevreleyen halkaya kalisin halkası denilmektedir(ANON 1976 ).

16 Kapsüllerin rengi olgunlaşmayla yeşilden kahverengiye dönüşmektedir.Olgun kapsüller ağaç üzerinde aylarca ve hatta bazı türler 2 veya daha fazla yıl tohumlarını dökmeden kapalı kalabilirler.Eğer kapsüller veya bunları taşıyan dallar koparsa kapsül kapakçılarının açılmasıyla tohum ve chafflar dökülür(ANON 1979)

17 Okaliptüslerin adaptasyonu konusunda bilimsel çalışmaların başlatıldığı 1967 yılından buyana oryantasyon ve mukayese denemelerinde 191 okaliptüs türüne ait 609 orijin kullanılmıştır( GÜRSES1990). Çalışmalar ege, Akdeniz ve güneydoğu anadolu bölgelerinin uygun iklim bölgelerini kapsamıştır. Bu alan içinde 24 adet oryantasyon, 12 adet de mukayese denemesi yapılmıştır. Ülkemizin toprak ve iklim şartlarına uyum sağlayabilen okaliptus türleri tesbit edilmiştir. Bu çalışmaları sonucunda E.Camaldulensis, E.Grandis, E.Occidentalis, E.Bicostata, E. Maidenii, E.Globulus,E.Gomphocephola,E.Dalrympleana gelişme yönünden başarılı bulunmuşlardır(AVCIOĞLU,GÜRSES 1984).

18 Bunlara ilaveten iklim ve toprak şartları ülkemize benzer ve diğer ülkelerde başarılı gözüken E.Delegatensis ve E.Rubida türleri F.A.O. uzmanlarının tavsiyesi üzerine deneme alanlarında kullanılmaya değer bulunmuştur. 10 tür ve 34 orijinini içeren tohum koleksiyonu temin edilmiştir.Fidanlık çalışmaları 1985 ve 1986 yılları olmak üzere iki tekrarlı yapılmıştır. E.Occidetalis, E.Camaldulensis,E.Gomphocephola ve E.Grandis türlerinde tohum ekimleri nisan ayının 20 ‘sinde başlatılmıştır.E.Globulus ssp.globulus, E.Globulus ssp.bicostoto, E.Globulus ssp. maideni türlerinde ise en uygun tohum ekim zamanı mayıs tarihleri olduğu tesbit edilmiştir.

19 Bu çalışmaların arazi deneme aşamasında potansiyel alanları karakterize eden Aydın, Muğla, Antalya, Tarsus, Adana yörelerinde değişik ekolojik koşullara sahip 6 deneme alanında çalışılmıştır.Mukayese denemelerinde elde edilen sonuçlarda E.Camaldulensis 3,5x3,5 dikim aralıklarında hektardaki yıllık artım 33,482 m³, E.Grandis’te 35,000 m³ olmuştur. 3x3 m. Dikim aralığında E.Grandis orijin denemesinde 5.yıl sonunda hektarda 252 m³ servete ulaşmış yıllık ortalama artım ise 50 m³/ha. Olmuştur (AVCIOĞLU,GÜRSES 1988). Çok daha kısa idare süresinde E.Grandis, E.Camaldulensis’e nazaran yılda 15 m³/ ha. farklılık meydana getirmiştir. İklim faktörü olarak en düşük sıcaklık yönünden Akdeniz iklim rejyonunda okaliptus ile ilgili sorun olmayıp, toprak faktörünün çok iyi incelenmesi gerekir. Okaliptüslerin yurdumuzda adapte olmuş iki türü vardır. 1- Eucalyptus Camaldulensis 2-Eucalyptus grandis’dir.

20 Eucolyptüs camaldulensi’sin genel özellikleri ( KAYACIK 1982) Hızlı büyüyen ve 50 metre boya ulaşabilen bir türdür. Tanence zengin olan ve levhalar halinde dökülen kabuk, genç iken gümüş renginde, yaşlılar da; esmer,boz renktedir.Yaprakları mızrak yada tırpan biçiminde,saplı ve her iki yüzü de mavimsi yeşil renktedir. ve kahverengi dir.

21 Çiçekler beyaz renkte olup 5-10 çiçekli şemsiye kurulları halindedir. Meyve kapsülleri 5-6 mm. Uzunlukta olup topaç biçimindedir.Tohumlar küçük, çok yüzlü,köşeli

22 Diri odunu koyu renkli,öz odun açık sarı renklidir. Sürgün verme yeteneği fazla olduğundan baltalık olarak da işletilmektedir.

23 Eucolyptüs camaldulens’is(GÜRSES,M.K,1995) Doğal yayılış alanlarında m. yükseltilerde ve genellikle düzlük ve düşük eğimli arazilerde bulunur. Akdeniz ve ege bölgeleri kıyı kesimlerinde 250 m. yükselti ve yüzde onbeş eğime kadar olan ağaçlandırmalarda kullanılabilir.Ancak verimli bir işletme için 50 m. Yükseltiye kadar olan arazilerde dikilmesi uygundur.

24 Doğal yayılış alanlarında ılıktan sıcağa,yarı nemliden yarı kuraklığa kadar geniş bir aralığa sahip iklim koşullarında yetişir.Yayılış alanlarında en sıcak aya ait ortalama yüksek sıcaklık Ċ,en soğuk aya ait ortalama düşük sıcaklık 3-15 Ċ dır.Başarılı bir plantasyon için toprak derinliğinin pek derin(100 cm.den fazla) olması tercih edilir.

25 Eucolyptus grandis’in genel özellikleri (KAYACIK,1982);Hızlı gelişen, m. Boya ulaşabilen düzgün gövdeli bir ağaçtır.Beyaz,gri yada mavimsi yeşil olan gövde,dipten cm.lik kısmı haricinde kabuk, uzunca şeritler halinde parçalanır ve dökülür.Yapraklar,mızrak biçiminde dalgalı, üst yüzü parlak koyu yeşil,alt yüzü solgun yeşil renkte ve saplıdır.

26 Çiçekler beyaz renkte olup 3-10 çiçekli şemsiye kurulları halindedir.Meyve kapsülleri 6-8 mm. çap ve 7-8 mm. Uzunlukta olup,mavimsi yeşil renkte sapsız yada çok kısa saplı ve armut biçimindedir.

27 Bitkilerin yeniden yapraklanma, çiçek tomurcuklarının oluşumu,çiçeklenme,meyve teşekkülü oluşumu,olgunlaşma ve tohum dökümü gibi fenolojik olaylarının bilinmesi islah ve melezleme gibi genetik çalışmalarda, fidanlık ve ağaçlandırmalarda, modern arıcılıkta ve tıpta alerjik hastalıkların teşhis ve tedavisinde oldukça önemlidir.

28 Biyoloji biliminin bir şubesi sayılan Fenoloji; Hayvan ve bitki dünyasının yıl içinde göstermiş oldukları hayatsal faaliyetleri tesbit etmekte ve bu suretle de bu değişiklikler dolayısıyla hayvan ve bitki dünyası ile hava şartları arasındaki ilişkileri ortaya koymaktır(ÇÖLAŞAN 1949). Meteorolojik mevsimlerin geldiğini en iyi olarak bitkiler ifade ettiği için, meteorolojik mevsimlerin oluşturulması bitkilerin fenolojik gözlemlerinin yapılmalarıyla mümkün olur(ÇÖLAŞAN 1949).Fenoloji’nin, özellikle orijin ve tohum transferi problemlerinde islahçı’ya önemli dayanak olduğu bildirilmektedir (ÜRGENÇ 1982).

29 Fenolojik gözlem yapılan E.Camaldulensis ve E.Grandis bireylerinde dikim yapıldığı ilk yaşta sadece çap ve boy büyümesi yaptıkları halde ikinci yaşta buna ek olarak yılın 167. Gününde çiçek tomurcuk taslağı görülmüştür. Bunlar E.Grandis ‘de hızla çiçek tomurcuklarına gelişerek aynı yılın 264. Günü çiçeklenirken E.Camaldulensis’de kışı tomurcuk olarak geçirdikten sonra ertesi yılın 149. Günü çiçeklenmişlerdir. E.Camaldulensis’de çiçeklendiği yılın 249. Günü, E.Grandis’de ertesi yılın 100.günü olgunlaşmışlardır.

30 Arıcılar tarafından Okaliptüslerde çiçeklenme günlerinin bilinmesi bal verimi ve kalitesini arttırma yönünden önemli bulunmaktadır. Bu nedenle arıcılar kovanlarını,E.Camaldulensis için mayıs-haziran; E.Grandis için eylül aylarında getirmeleri tavsiye edilebilir. EUCALYPTUS CAMALDULENSIS EUCALYPTUS GRANDİS BİRİNCİ YAŞTA ÇAP VE BOY BÜYÜMESİ YAPAR. İKİNCİ YAŞTA YILIN 167. GÜNÜ TOMURCUK TASLAĞI OLUŞUR. İKİNCİ YAŞTA YILIN 167.GÜNÜ TOMURCUK TASLAĞI, 264. GÜNÜ ÇİÇEKLENİR( EYLÜL AYI). KIŞI TOMURCUK OLARAK GEÇİRİR. ÜÇÜNCÜ YILIN 149. GÜNÜ ÇİÇEKLENİR( HAZİRAN AYI), OLUŞAN KAPSÜL ŞEKLİNDEKİ MEYVE TEŞEKKÜLLERİ YILIN 249. GÜNÜ OLGUNLAŞIR (EYLÜL AYI). OLUŞAN KAPSÜL ŞEKLİNDEKİ MEYVE REŞEKKÜLLERİ ÜÇÜNCÜ YIL’IN 100. GÜNÜ OLGUNLAŞIR(NİSAN AYI).

31 Okaliptuslar’ın üretimi: Okaliptuslar’ın hem çelikten,hem de tohumdan üretim imkanı vardır. Çelikten üretim: İslah çalışmaları sonucu belirlenen üstün niteliklere sahip bireylerden alın dal,gövde,kök parçalarının köklendirilmesiyle elde edilir. Amaç ;üstün nitelikli ağaçların özelliklerini kaybetmeden aynı genetik özellikleri taşıyan bireyler yetiştirmektir.

32 Bu sayede bireyler arası gelişim farklılığı en az düzeyde olacak, verimde ise yüksek oranda artış sağlanacaktır. Dolayısıyla istenilen teknik özellikte ürün yetiştirmek olanaklı hale gelmiş olur. Zor köklenir o nedenle çelik alınacak anaçların ve çelik materyalinin fizyolojik olarak genç olması, köklendirme ortamının rutubet, sıcaklık ve ışığın optimum seviyede tutulması köklenme ortamında olması gereken unsurlardır.

33 Çelik alımların da sadece fenotipin değil genotipik özelliklere de dikkat edilmesi gerekir. Açık tozlaşma sonucu döllenen tohumlar dan üretilen fidanlarda genetik farklılıklar bulunmaktadır. Dolayısıyla ağaçlandırma sahalarında da bu farklılıklar boy farklılıkları şeklinde görülmektedir. Bu da üretim kaybı demektir. Çelikle üretilen fidanlarda genetik farklılıklar olmadığı için tüm bireyler aynı boy ve kalitede olacağından gelişim farklılığı en az düzeyde olur. Üretim verimi yüksektir. Dolayısıyla okaliptüs ürünü işleyen sanayi kuruluşlarına istenilen kalitede ürün temin edilmiş olur.

34 Tohumdan üretim: Kaliteli fidan üretimi öncelikli olarak tohum kaynağının tesbiti ile başlar.Tohum kaynağı olarak ; öncelikle tohum bahçeleri ve döl denemeleri sonucuna göre aralanmış tohum plantasyonları kullanılmalıdır.Bunlar yoksa düzgün gövdeli,daha boylu,daha kalın çaplı, sağlıklı ve birbirlerinden en az 45 m. Mesafede, asgari 5 ağaçtan alınacak tohumlar karıştırılarak kullanılmalıdır.

35 Kozalak toplama Eucalyptus Grandis’de nisan, Eucalyptus Camaldulensis’ de eylül aylarından sonra olur. Okaliptüs tohumları yastıklara ekilip daha sonra şaşırtma yapılabileceği gibi, doğrudan tüplere de ekim yapılabilir. Ekim zamanı 15 mayıs -15 haziran dır. Geç ekimler damping-off denen mantar hastalığına karşı da duyarlı olmak gerekir. Burada en önemli konu sulamadır. tohumların çimlenmesi esnasında ve gerekse çimlendikten sonra sulamanın dikkatli olarak yapılması gerekir.

36 1 kğ. E. Cameldulensis türünde adet, E. Grandis türünde de adet tohum var. Ortalama metrekareye ekilen tohum miktarı ise gramdır.Yastıklarda yetiştirilen fidecikler 3-5 cm. boya ulaşınca ekimden yaklaşık gün sonra tüplere şaşırtılmak üzere sökülür. Söküm anında fideciklerin köklerinin zedelenmemesi için yastıklar iyice sulanmalı ve güçlü gelişme gösteren sağlıklı fidecikler şaşırtmaya alınmalıdır.

37 E.Camaludensis de 1991 yılında klonal (çelikle) fidan üretimi çalışmalarına başlanılmış ve 1992 yılında ilk klon denemeleri kurulmuştur.İlk altı yıllık sonuçlara göre ; En iyi hacim artımını gösteren ilk 10 klonun ortalaması 43,189 m³/ha/yıl, en iyi yıllık ortalama hacim gelişimini gösteren klonun ortalaması ise 49,349 m³/ha/ yıl olmuştur. Kontrol amacıyla denemeye dahil edilen tohumdan yetiştirilmiş fidanların ise 18,275 m³/ha/yıl olmuştur.

38 Ağaçlandırma sahalarına dikilecek fidanların görünüşleri sağlıklı olmalı, mantar, böcek gibi zaralılara bulaşık, çatal, yaralı ve cılız olmamalıdır.Fidanların dip çapı 3-5 mm.,boyları ise tüp boyunun 3 katı ve en fazla 50cm. olmalı dır.

39 Tohumların ekim zamanına bağlı olarak, fidan boyları cm ‘de olabilir. Gövde odunlaşmış, kahve renkli, tepesinden tutulup eğildiğinde kısa sürede tekrar dik hale gelmelidir.Özellikle uç yapraklar kırmızılaşmış olmalıdır(GÜLBABA,A.G.,1997).

40 Endüstriyel okaliptüs Ağaçlandırmaları açısından göz önünde bulundurulması gereken en önemli konu yetişme muhiti faktörleridir. Bunların başında da iklim gelmektedir. İklim faktöründe de en etkili olanı sıcaklıktır. Okaliptüs suyu seven bir ağaçtır. Su tüketimi ilk yıllarda az, sonraki yıllar da transprasyon yeteneğine bağlı olarak artmaktadır. İlk üç yılda yapılacak olan sulama, elde edilecek hasılayı önemli derecede etkilemektedir. Sulama yılın en kurak peryodu mayıs- Eylül ayları arası en az 3 defa yapılması gerekir. Üçüncü yıldan sonra yapılan her sulama bitkinin daha iyi gelişmesine katkı sağlayacaktır. Sulama salma sulama yöntemiyle (eğim %0-1 arasında olan yerlerde, yani tesviye eğrileri istikametinde) olmalıdır.

41 Türkiye’de Okaliptüslerin en iyi gelişme gösterdiği Çukurova yöresinde yıllık yağış 616 mm. Civarındadır.(DERVİŞ ve ÖZEL 1987) ve bu yağışın büyük bir kısmı kış aylarında (vejetasyon mevsimi dışında) düşmektedir. Bölgede 15 mayıs- 15 ekim arasında 5 aylık kurak bir dönem bulunmaktadır ve bu dönem zarfında (mayıs- eylül) düşen yağış miktarının 59,7mm. Olduğu, bunun da toplam yağış miktarının %10 ‘una bile ulaşmadığı ifade edilmektedir(GÜRSES 1995). Tarsus-Kara bucak yöresi Okaliptüs yetiştiriciliği açısından optimum olarak değerlendirilmektedir. Bu yöreye ilişkin yılları kapsayan 44 yıllık değerler şunlardır. Yıllık ortalama sıcaklık : 17,9°C Maksimum ekstrem sıcaklık : 43,0°C (Ağıstos) Minimum ekstrem sıcaklık ; -8,5°C (Ocak) Yıllık ortalama yağış : 609,5 mm.

42 Bundan anlaşılıyor ki genel olarak Akdeniz ve Ege bölgeleri kıyı arazileri yetiştiricilik açısından uygun bölgeler olduğu görülüyor. Toprak ; Kumlu-Killi balçık, killi balçık ve kil tipindeki, derin pek derin( ), pH= 7,4 – 9.0, Organik madde bakımından zengin olmalıdır.

43 E. Camaldulensis tuzsuz- orta tuzlu (0- 8 milimhos/ cm.), E.Grandis için tuzsuz- hafif tuzlu (0- 4 milimhos/cm ) topraklar önerilmektedir. Arazi sulamaya imkan vermesi açısından düz veya düze yakın olmalı,drenaj sorunu bulunmamalı, büyüme mevsiminde taban suyu düzeyi cm. derinliğinde olmalıdır. E.GrandisE. Camaldulensis

44 Günümüzde en çok tüketilen maddelerden biri kağıttır. Kağıdın hammaddesi ise selilozdur, yani bitkilerdir. Seliloz üretiminde en önemli kaynak odunsu bitkilerdir. Kağıt hamuru üretimine uygun okaliptüs tür ve orijinlerinin seçimi; Başlığı ile yapılan çalışmada Türkiye’de yetişebileceği varsayılan ve aynı zamanda kağıt hamuru üretimine uygun tür ve orijinleri kullanılmıştır. İncelenen tüm orijinler içerisinde Kara bucak 2 deneme alanındaki E.Grandis Kara bucak orijini en fazla ümit veren orijin olmuştur. Bu orijinlerden elde edilen hamurun yüksek verimi % 49,6 odun ve 14,7 lik kapa indisi hamurun beyaz kağıt üretiminde kullanılabilirliğini göstermektedir. Dolayısıyla Okaliptüs odununun kağıt hamuru üretiminde kullanılması doğal ormanların korunmasına da katkıda bulunacaktır. Hızlı büyüme, düşük maliyet odunun kullanılması için önemli bir tercihtir.

45 Okaliptüs yağı ; Değişik okaliptüs türlerinin yapraklarından su buharı destilasyonu ile elde edilen uçucu bir yağdır. Karakteristik, aromatik, kafura benzer kokuda, açık sarı renkte ve kafur benzeri ferahlatıcı ve yakıcı tat dadır. Suda çok az, alkolde % 70 oranında çözünür. İyice doldurulmuş kaplarda 25 °C yi geçmeyen sıcaklıkta ışıktan korunarak saklanabilir. (REYNOLDS 1982). Uçucu yağ; Katı ya da sıvı değişik birçok bileşiğin birbiri içinde çözünerek homojen bir çözelti oluşturduğu uçucu özellikte olan kompleks bir karışımdır.

46 Kimyasal ve fiziksel özellikleri bakımından sabit yağlardan oldukça farklıdır. Uçucu yağlar salgı kanalları, salgı cepleri veya salgı tüylerinde bulunur. Okaliptüs Yağının Faydaları: Solunum yolları rahatsızlıklarında, astım, bronşit, nezle ve soğuk algınlığında kullanılır. Kabızlık, öksürük, sinüzit, şeker hastalığı, romatizma, selülit, sindirim sistemleri sorunları, diş eti ve ağız içi rahatsızlarında etkilidir. Saç dökülmesine ve kepeğe faydalıdır. Mikrop öldürücü ve kas gevşeticidir. Sinüzit için buğu şeklinde antiseptik olarak da faydalıdır. Uçucu yağların dünya üretiminin yılda ton olduğu tahmin edilmektedir. Dünya üretiminin %54 ü gelişmekte olan ülkeler, % 9 u ise Avrupa ülkelerince sağlanmaktadır. Çin, Brezilya, Türkiye, Endonezya, Fas, Hindistan ve mısır gibi 7 ülke gelişmekte olan ülkelerin toplam üretiminin % 85 ini karşılamaktadır(BAŞER 1993;1994).

47 Zararlıları: E.Camaldulensis ve E.Grandis Türkiye için yabancı orijinli tür olmasına karşın günümüze kadar iki böceğin zararına rastlanmıştır. Bunlar; Phoracontha Semipunctata (okaliptus teke böceği) ve Abgrallaspis Cyanophylli (ACATAY 1960;SEKENDİZ ve YILDIZ 1969; YILDIZ ve ARK. 1981; GÜLER 1990) dir. Bu iki tür arasından P.Semipunctata ‘nın zararına dönem dönem halen rastlanmaktadır. Phorocaantha semipunctata (okaliptus teke böceği) sekonder bir zararlı olup kesilmiş gövde, fırtına devriği ve kırıkları ile herhangi bir sebeple zayıf düşmüş, cılız, hastalıklı, ve ölmekte olan ağaçların genellikle 2,5 cm. den daha kalın dal ve gövdelerine yumurtalarını bırakmaktadır.

48 Yumurtadan çıkan larvalar önce odun yüzeyinde daha sonra odun içerisinde çeşitli istikamette galeriler açarak odunun vasfını düşürerek yakacak odun vasfına dönüştürmektedir Ağacın iletim demetlerini keserek ağaçların kurumasına sebep olmaktadır.

49 2000 yılında boyu 10 m. yi aşan bir Eucalyptüs Camaldulensis ağacının yan dalında bulunan taze yaprakların orta damarı, yaprak sapı ve nadiren de yeni sürgünlerde gal (ur) oluşumuna neden olan yeni bir okaliptüs zararlısı görülmüştür. Erginlerinden böceğin ; Leptocybe İnvasa Fisher &Lasalla olduğu saptanmıştır. Bu tür hem dünya için yeni bir tür, hem de Okaliptüslerin yeni zararlısıdır (MENDEL ve ARK.2004); CHEGE 2004).

50 Zararlının ergin dönemi hariç, diğer yaşam evrelerinin gal (ur) içinde geçirmesi ayrıca parazitoid ve predatörlerinin henüz keşfedilmemiş olması böcekle mücadelede önemli sorunlar olarak ortaya çıkmaktadır.

51 Leptocybe İnvasa ‘nın yıllarında önemli bir zararına rastlanmamasına karşın yıllarında tesis edilen plantasyon ve yakın çevrede bulunan fidanlıklarda epidemi (önceki tecrübelere göre beklenenden fazla etki gösteren) meydana getirmiştir yılında 1500 ha. Üzerinde yayılış gösterdiği saptanmıştır. Böceğin Türkiye’deki geçmişine ilişkin yapılan çalışmalarda, ancak 1992 yılına kadar inilebilinmiştir. Belirtilen tarihten önce böceğin Türkiye ye hangi yolla veya ne biçimde girdiği konusunda yeterli bilgi mevcut değildir

52 Biyolojisine ait yapılan gözlemlerde L.İnvasa 1.jenerasyonu mayıs –temmuz, ll. Jenerasyonu ağustos- kasım periyotları olmak üzere yılda iki döl vermektedir. Ancak hava koşullarının uygun olması durumunda lll. Döle de başlayabileceği tahmin edilmektedir. İsrail ‘de yılda 2-3 döl verdiği bilinmektedir (MENDEL ve ARK. 2004). KELEBEĞİN YAŞAM EVRELERİ

53 L.İvansa erginleri özellikle genç sürgünleri tercih etmektedir. Konukçu bitki türünün taze sürgün ucunda bulunan yaprak orta damarı, yaprak sapı ve sürgünlerinde tipik gal(ur) oluşumu meydana getirmektedir. Özellikle yaprak orta damarındaki gal oluşumu ile diğer okaliptüs gal arısı Ophelimus Eucalypti’ den kolaylıkla ayırt edilmektedir. 0.Eucalypti(Gohan) konukçusunun yaprağının ayasına dağınık bir şekilde yumurtasını koyarken, L.İnvasa yaprağın sadece orta damar veya sapına yumurtasını gruplar halinde bırakmaktadır. 0phelimus Eucalypti( O.Gal arısı)

54 L.İnvasa toprak yüzeyinden 32,70 m. Yüksekliklere kadar yumurta koyabildiği saptanmıştır. Doğu Akdeniz bölgesinde,Adana- Ceyhan hattından başlayarak Ege Bölgesi’nde İzmir’e kadar uzanan sahil kuşağı boyunca yayılış gösterdiği saptanmıştır. Böceğin Türkiye’de görüldüğü en yüksek rakım 682 m. İle Anamur-Kızıl kaya olmuştur. Yapılan gözlemlerde Türkiye’de yoğun olarak bulunan E.Camaldulensis ve E.Grandis ‘ lere arız olmaktadır. Zaralı; yumurta, larva ve pupa evrelerini oluşturdukları gal (ur) içersinde geçirmektedir.

55 Dolayısıyla Zaralı ile kimyasal savaş, ancak sistemik insektisitlerle mümkün olabilecektir. Ancak gerek alanın büyüklüğü, gerekse ağaçların büyük bölümünün boylu olması uygulamada mümkün gibi görünmemektedir. Diğer taraftan kimyasalların doğal denge üzerindeki olumsuz etkileri ve konukçu bitkiler üzerindeki fitotoksik etkileri de göz önüne alındığında bu yöntemin son çare olarak düşünülmesinin uygun olacağı düşünülmektedir. Genç Okaliptüs plantasyonlarında yapılabilecek en kolay mücadele, gal’lerin gözle fark edilecek boyuta geldiğinde toplatılarak yakılması olacaktır.

56 Okaliptus zararlılarına karşı alınacak tedbirler şu şekilde sıralanabilir; 1-Sağlıklı,doğal şartlara uyum sağlayabilecek üstün nitelikte ki fidanlarla ağaçlandırma yapılmalıdır. 2-Kurulacak okaliptus ormanı, türün yetişme muhiti özelliklerine uygun alanlarda kurulmalıdır. 3-Topraktaki bitki besin maddeleri tam olmalıdır. 4-Sulama trasprasyona bağlı olarak yeterince yapılmalıdır.

57 5-okaliptus ormanı içinde kesilmiş gövde, fırtına devriği ve kırıkları, herhangi bir sebeple zayıf düşmüş, cılız, hastalıklı ve ölmekte olan fertler alandan en kısa zamanda çıkarılmalıdır. 6-Kesimler, böcek erginlerinin görülmediği Kasım- Şubat ayları arasında gerçekleştirilmelidir. Şayet kesim bu aylar dışında yapılmasında zorunluluk varsa kesilen ağaçların kabukları derhal soyulmalı dır. Daha sonra uygun ilaç ile ortam ilaçlanmalıdır. 6-Böceğin görüldüğü alanlarda, yumurta koyma zaman olan nisan-mayıs ve Ağustos-eylül aylarında dikili tuzak ağacı hazırlanarak 5-8 hafta kadar bekledikten sonra, kabuk ile odun yüzeyi arasında bulunan larvalar imha edilerek yok edilmelidir.

58 E.Camaldulensis ve E.Grandis türleri doğal dal budaması yapmaktadır. Büyüdükçe alt dallar kendiliğinden kururlar ve gövdeden ayrılırlar. İlk yıllarda çatal olan veya kalın dal oluşumu istidadı gösteren dallar gövdeden keskin bir testereyle alınmalıdır.

59 Hasat yapıldıkta sonra eğer aynı yerde yine okaliptüs üretimine devam etmek istiyorsak kesimlerin usta işçiler tarafından itina ile yapılması gerekir. Toprak seviyesinden yerden, yüksek kısmı cm., alçak kısmı 8-13 cm. olacak şekilde eğimli olarak kesilmesi gerekir. Ana kütük kambiyumun ölümüne ve kabuk ayrılmasına sebep olunmamalıdır. Kesim motorlu testere ile iki aşamada yapılmalıdır. l. Aşama ağaç önce 80 cm. yükseklikten kesilmeli, ll.aşamada toprak seviyesinden kesilmelidir. Kesim ve Saha temizlik işleri en geç şubat 15’ ine kadar yani vejetasyon başlangıcına kadar bitirilip sahadan çıkarılmalıdır, daha sonra sürüm yapılarak yeni sürgünlerin çıkması beklenmelidir.

60 AFRİKA Ha. ASYA Ha. AVRUPA Ha. KUZEY VE ORTA AMERİKA Ha. OKYANUSYA Ha. GÜNEY AMERİKA Ha. T O P L A M Ha. Dünyadaki endüstriyel okaliptüs ormanları

61 E.Grandis’in tarım ürünlerine göre kazanç tablosu : Dalaman ve Ortaca ilçe tarım müdürlüğü 2002 yılı verileri ÜRÜN ÇEŞİDİ DEKARDA ORTALAMA ÜRETİM MİK. PİYASA SATIŞ FİATI TL / BİRİMİ DEKARDA ORTALAMA GELİR. TL. DEKAR MASRAFI TL NET KAZANÇ TL EUCALYPTUS GRANDİS 4 M ³ ZEYTİN 350 Kğ BUĞDAY 500 Kğ MISIR 800 Kğ PAMUK 365 Kğ

62 Görülüyor ki Okaliptüs ürünü 1. Sırada yer almaktadır. Bu katkıya pazardaki talebi de eklersek daha da cazip ve çekici olduğu görülmektedir. MART A R Z E D E R İ M SİLVİKÜLTÜR DAİRESİ BAŞKANLIĞI İsmail ERSOY Orman Mühendisi 905

63 YARARLANILAN KAYNAKLAR: 1-Okaliptus yetiştiriciliği Doğu Akdeniz ormancılık araştırma Enstitüsü yayınları. Tarsus Yayın no:22 2-Okaliptüslerde Fenoloji araştırmaları Doğu Akdeniz ormancılık araştırma Enstitüsü yayınları. Yayın no: 12 3-Okaliptüs’te genetik ıslah çalışmaları. Doğu Akdeniz ormancılık araştırma Enstitüsü dergisi. No: 8 sayfa: Türkiye’de Okaliptüslerin yetişebileceği bölgelerde tür ve orijin seçimi üzerine araştırmalar. Doğu Akdeniz ormancılık araştırma Enstitüsü. Teknik bülten : 1 5-Türkiye’de yetişebilen bazı okaliptüs türlerinin uçucu yağ verimi ve bileşimlerinin ve üretim teknolojilerinin belirlenmesi Doğu Akdeniz ormancılık araştırma Enstitüsü yayın no :11 6-Okaliptüs gal arısı Türkiye deki biyolojisi yayılışı ve mücadelesi. Doğu Akdeniz ormancılık araştırma Enstitüsü yayınları. Tarsus Sayı. 9 Sayfa: Eucolypus Camaludensis Eucolyptüs Grandis ‘ in Fenolojik araştırma sonuçları. Orman Bakanlığı yayın no: 095 Doğu Akdeniz ormancılık araştırma Enstitüsü yayınları. Yayın no: 12 8-Okaliptüste genetik ıslah çalışmaları. Doğu Akdeniz ormancılık araştırma Enstitüsü dergisi. No: 8 Sayfa: (GÜLBABA, A.G,2002). 9-Kağıt hamuru üretimine uygun okaliptüs tür ve orijinlerinin seçimi. Doğu Akdeniz ormancılık araştırma Enstitüsü yayın no: 8 10-Türkiye’de yetiştirilen bazı Okaliptüs türlerinin uçucu yağ verimi ve bileşiklerinin ve üretim teknolojilerinin belirlenmesi. Doğu Akdeniz ormancılık araştırma Enstitüsü yayın no: Türkiye’de Okaliptüslerin orman ürünleri endüstrisindeki yeri ve önemi. I.Ulusal orman ürünleri endüstri kongresi. Cilt: 1, Sayfa: Ankara, (GÜRSES, M.K,1992).


"EUCALYPTUS L’HERIT- OKALİPTUSLAR. Nüfusun hızla artması ve yaşam düzeyinin yükselmesi, buna karşılık Türkiye de ormanların verimlilik yönünden yetersiz." indir ppt

Benzer bir sunumlar


Google Reklamları