Sunum yükleniyor. Lütfen bekleyiniz

Sunum yükleniyor. Lütfen bekleyiniz

 Çiçeği olan ve çiçeği sayesinde üreyip tohum ve meyve oluşturan meyvelere çiçekli bitkiler denir. Elma, çam, papatya, domates, buğday ve gül gibi bitkiler.

Benzer bir sunumlar


... konulu sunumlar: " Çiçeği olan ve çiçeği sayesinde üreyip tohum ve meyve oluşturan meyvelere çiçekli bitkiler denir. Elma, çam, papatya, domates, buğday ve gül gibi bitkiler."— Sunum transkripti:

1

2  Çiçeği olan ve çiçeği sayesinde üreyip tohum ve meyve oluşturan meyvelere çiçekli bitkiler denir. Elma, çam, papatya, domates, buğday ve gül gibi bitkiler çiçekli bitkilere örnek verilebilir. Çiçekli bitkilerde madde taşınmasını sağlayan iletim boruları vardır. Çiçekli bitkiler kök, gövde, yaprak ve çiçek olmak üzere dört kısımdan oluşur. Çiçekli bitkilerin üreme organına çiçek denir. Bir çiçekte çiçek tablası, çiçek sapı, çanak yaprak, taç yaprak, erkek organ ve dişi organ gibi kısımlar bulunur. Bu kısımlara çiçeğin organları denir.

3  Çiçeğin değişik renklerde yapraklarıdır. Canlı renkleriyle hayvanları çiçeğe çekerek tozlaşmaya yardımcı olurlar.

4  Çiçek Tablası Çiçek sapının ucundaki geniş kısımdır. Çiçeğin organlarının üzerine dizildiği yapıdır.

5  Tomurcuk halindeki çiçeği dış etkenlerden koruyarak taç yaprakların dağılmasını önler. Yeşil renkli yapraklardır.

6  Çiçeği bitkinin dalına bağlayan kısımdır. Çiçeğin ihtiyacı olan su, çiçek sapı yoluyla çiçeğe ulaşır.

7  Taç yaprakla dişi organ arasında erkek organlar bulunur. Erkek organ bir sapçık ve bir başçıktan meydana gelir. Başçıklar sapçıkların ucunda bulunur. Başçıklarda çiçek tozu (polen) keseleri bulunur. Çiçek tozları olgunlaşınca keseler çatlayarak polenler etrafa dağılır.  Polenler içerisinde erkek üreme hücresi olan spermler bulunur.

8  Çiçeğin en iç kısmında çiçek tablasının ortasında dişi organ bulunur. Şekli vazoya benzer. Dişi organ tepecik, dişicik borusu ve yumurtalıktan oluşur. Tepecik polenlerinin dişi üreme organına yerleştiği ilk kısımdır. Tepecik yapışkan bir yapıda olduğundan polenleri tutar. Tutulan polenler tepecikten yumurtalığa dişicik borusu ile taşınır. Yumurtalıkta birkaç tane tohum taslağı bulunur. Tohum taslağı içinde dişi üreme hücresi olan yumurta bulunur.

9  Olgunlaşan çiçek tozları (polenler), erkek organın başçığı çatlayınca çevreye dağılır. Dağılan çiçek tozlarının bir kısmı yağmur, rüzgâr, kuşlar, böcekler veya insanlar gibi dış etkilerle dişi organın tepeciğine taşınır. Bu olaya tozlaşma denir.  Dişi organın tepeciğine gelerek yapışan polenlerin zarı, dişi organın tepeciği nemli olduğu için çatlar. Polenin içindeki spermlerden biri yumurtalığa doğru polen tüpünü oluşturur. Diğer sperm polen tüpünden ilerleyerek yumurtalığa ulaşır. Yumurtalıkta bulunan yumurta hücresinin çekirdeği ile spermin çekirdeği birleşerek kaynaşır. Bu olaya döllenme denir. Yumurta hücresinin içinde bulunduğu tohum taslağı döllenme sonrasında gelişerek tohumu oluşturur. Tohumun içinde bulunduğu yumurtalığın gelişmesiyle de meyve oluşur.

10  Döllenmiş yumurtanın (zigotun) geçirdiği çok sayıda bölünmeler sonucu yapıya embriyo denir. Embriyo bitkinin taslağıdır. Çimlenme sırasında hücre bölünmeleri geçirerek bitkiyi oluşturur.

11  Bir tohum içten dışa doğru embriyo, çenek ve tohum zarı olmak üzere üç kısımdan oluşur.

12  Embriyoyu çevreler. Bitkinin türüne göre nişasta, protein, yağ ve selüloz gibi maddeleri depolar. Embriyoyu çimlenme sırasında besler.

13  Tohum taslağının dış çeperinin kalınlaşmasıyla meydana gelir. Embriyoyu olumsuz çevre koşullarına karşı korur. Tohum zarı sayesinde embriyo çimlenme yeteneğini kaybetmeden uzun zaman korunur. Bu süre, tohum zarının kalınlığına ve besin deposuna bağlı olarak değişebilir.

14  Çiçekler, tohumlar ve meyveler bitkilerin nesillerini devam ettirmelerini sağlar. Meyvelerin bazılarında bir tane tohum bulunur. Erik, kiraz, kayısı, şeftali bu meyvelere örnek verilebilir. Bazı meyvelerde ise birden fazla tohum bulunur. Elma, ayva, armut, mandalina, portakal bu meyvelere örnek verilebilir. Meyveler domates, elma, salatalık gibi etli ve sulu ya da fındık, ceviz gibi sert kabuklu ve kuru olabilir. Tohumun yapısıyla çevreye yayılma şekli arasında bir ilişki vardır. Atkestanesinin dikenli tohumları insanların giysilerine ya da hayvanların tüylerine yapışarak taşınır. Karahindiba bitkisinin paraşüt şeklindeki tohumları rüzgârın etkisiyle taşınır. Böğürtlen kuşlar tarafından yenilir ve tohumları kuşların dışkılarıyla toprağa karışır.

15  Tohumun içindeki embriyonun uygun şartlarda gelişerek yeni bir bitki  Meydana getirmesine ÇİMLENME denir.  Tohumun çimlenebilmesi için:  *Canlı olması gerekir. Pişirilmiş ve çürümüş tohumlar çimlenmez.  *Sıcaklığın uygun olması gerekir. Çok yüksek sıcaklıkta ya da çok düşük sıcaklıkta çimlenme olmaz.  *Su(nem)gerekir. Kuru ortamda çimlenme olmaz.  *Oksijen gerekir. Oksijensiz ortamda çimlenme olmaz.  Tohumlar genellikle kuru ve soğuk ortamlarda uyku halindedir.  Tohum çimlenip ilk yapraklar oluşuncaya kadar fotosentez yapılmaz.  Bu nedenle çimlenme için ışık ve karbondioksit gerekli değildir. Karanlık ortamda çimlenme olur. Bu dönemde solunum yapılır. Solunum için gerekli olan besin çeneklerden karşılanır. Bundan dolayı çimlenme sırasında çenekteki besin miktarı gittikçe azalır.

16  Gün geçtikçe artan dünya nüfusunun en önde gelen ihtiyaçlarından biri de beslenmedir. Ancak dünyada tarımın yapabileceği alanlar sınırlıdır. Dolayısıyla insanlar, tarımda verimliliği artıracak arayışlara girmişlerdir. Bunun sonucu olarak da tarımda kimyasal ilaç, gübre, katkı maddeleri ve makineleşme bilinçsizce kullanılmaktadır. Toprakta biriken kimyasal maddeler, yapay gübreler canlıların yaşamını tehlikeye sokan kalitesiz ürünlerin ortaya çıkmasına sebep olmaktadır. Son zamanlarda uzmanlar ve medya sağlıklı beslenme konusunda toplumu bilinçlendirmeye çalışmaktadır. Günümüzde birçok ülke bitki yetiştiriciliğinde çevre dostu üretim yöntemlerini tercih etmektedir. Toprak, su ve havayı kirletmeden, çevreyi ve canlıların sağlığını koruyan tarımsal üretim yöntemine organik tarım denir. Organik tarımda hiçbir şekilde yapay gübre ve ilaç kullanılmaz. Organik tarımda amaç; ürün miktarındaki artış değil, kalitesindeki artıştır. Bu sebeple organik tarımda organik gübrelerin kullanımı sıralı ekim, bitkilerin direncinin artırılması tavsiye edilmektedir.

17  Hayvanlarda da üreme olayı için öncelikle eşey hücrelerinin oluşumu gerçekleşir.Erkek üreme organında sperm, dişi üreme organında yumurta üretilir. Ancak döllenme ve gelişme olayları gerçekleştiği yere göre farklılık gösterir.  Balıklar, kurbağalar ve birçok omurgasız hayvanda döllenme suda gerçekleşir.  Yumurta ve sperm canlının vücudu dışında birleşir.  Suda üreme hücrelerinin birbirini bulup birleşmesi zordur. Sudaki spermler yumurtaların bazılarını dölleyemeyebilir. Çünkü yumurtalardan bir kısmını büyük balıklar yer. Yumurtaların bir kısmı da olumsuz çevre şartları sonucu yok olur.  Nesillerini devam ettirmek için bu canlılar çok sayıda üreme hücresini suya bırakırlar. Aynı türün erkek ve dişileri üreme hücrelerini aynı zamanda, aynı yere bırakarak nesillerinin devamını sağlamış olurlar.

18 Erkek balıklar spermleri dişi balıkların suya bıraktığı yumurtaların üzerine bırakır.  Sürüngenlerde, kuşlarda ve memelilerde yumurta ve sperm dişi bireyin vücudu içinde birleşir.  Döllenme ortamı ana canlının yumurta kanalı veya döl yatağıdır. Gametlerini zarar görmemeleri için dış ortama bırakmazlar.  Yumurta sayısı balık ve kurbağalardakine göre daha azdır. Çünkü spermin vücut içinde yumurta ile birleşme olasılığı daha yüksektir. Sperm sayısı yine çoktur.  Canlılarda döllenmiş yumurtanın geliştiği yer de farklılık gösterir. Bazı canlılarda zigot vücut dışında gelişirken, bazı canlılarda ise ana canlının vücudunda gerçekleşir.  Omurgalılardan balık, kurbağa, sürüngen ve kuşlarda döllenmiş yumurta vücut dışında gelişir. Dış gelişme görülen canlılarda yumurta tarafından beslenme ve koruma gerçekleşir. Sürüngenler kara ortamına uygun özellikler gösteren yumurtalarını

19

20  Leylek, kurbağa, kaplumbağa, balık yumurtlayarak, sincap ve yunus doğurarak çoğalır. Yanıt C

21  Kuşlar ve memeliler, yavruları büyüyüp olgunlaşıncaya kadar onlara bakarlar. Hayvanların yavru bakımları, özellikle beslenme yönünden ihtiyaçlarının karşılanması kuş ve memelilerde farklılık gösterir.  Kuş yavrusu yumurtadan çıktıktan sonra uçamadığı için kendisi beslenemez. Ayrıca kendini diğer canlılardan koruyamaz. Kuş yavrularının beslenmesi ve korunması annesi tarafından sağlanır.

22  Kuşlarda süt bezi bulunmaz. Kuşlar, çevreden topladıkları besin maddelerini kursaklarında bulamaç haline getirip yavrularına yedirirler. Memelilerde süt bezleri bulunur. Yavrularını belirli bir döneme kadar süt ile beslerler.

23  Bazı canlılarda yumurtadan çıkan yavru, ana canlıya benzemez. Gelişip farklılaşarak ana canlıya benzer hale gelir. Bu olaya başkalaşım denir. Sinekler, kelebekler, kurbağalar başkalaşım geçirirler.  Kelebeklerde yumurtadan tırtıl çıkar, pupa dönemi sonrası ana canlıya benzer hale gelir.  Ergin bir dişi kelebek yumurtalarını uygun bir yere bırakır. Bu yumurtalardan tırtıl oluşur. Tırtılların çenesi çok güçlüdür. Yumurtadan çıkan tırtıl yapraklarla beslenir.  Tırtıl kendi etrafına ördüğü koza içinde gelişimini tamamlar. Kozayı delerek çıkan canlı, narin bir kelebektir.

24  Kurbağalar da başkalaşım geçirirler. Kurbağa yumurtasından çıkan canlı, ergin bireye benzemez.  Yumurtadan çıkan canlıya iribaş (larva) denir. İribaşta solungaç ve kuyruk bulunur. Balıklar gibi suda yaşar. İribaşın gelişimiyle ergin kurbağa oluşur. Büyüdükçe bacakları gelişir, kuyruğu ve solungaçları kaybolur.  Ergin kurbağada solungaç yerine akciğer gelişir. Kuyruk bulunmaz.  Gelişimini tamamladığında karada yaşayabilir.

25  Hazırlayan: Ali Koçak No:5 6/B


" Çiçeği olan ve çiçeği sayesinde üreyip tohum ve meyve oluşturan meyvelere çiçekli bitkiler denir. Elma, çam, papatya, domates, buğday ve gül gibi bitkiler." indir ppt

Benzer bir sunumlar


Google Reklamları