Sunum yükleniyor. Lütfen bekleyiniz

Sunum yükleniyor. Lütfen bekleyiniz

Ergenlikte Duygusal Geli ş im. ERGENLERDE DUYGULARIN GELİŞİMİ Duygu ve heyecan ruhsal değişimler için kullanılan kelimelerdır. Duygularla ilgili gelişme.

Benzer bir sunumlar


... konulu sunumlar: "Ergenlikte Duygusal Geli ş im. ERGENLERDE DUYGULARIN GELİŞİMİ Duygu ve heyecan ruhsal değişimler için kullanılan kelimelerdır. Duygularla ilgili gelişme."— Sunum transkripti:

1 Ergenlikte Duygusal Geli ş im

2 ERGENLERDE DUYGULARIN GELİŞİMİ Duygu ve heyecan ruhsal değişimler için kullanılan kelimelerdır. Duygularla ilgili gelişme doğumdan itibaren hayat boyu devam eder. Yaşamın değişik dönemlerinde bireylerin duygusal tepki biçimleri, duyguyu doğuran olaylar, ve duygusal durumlardaki değişiklikler farklılık gösterir. YERKÖY REHBERLİK VE ARAŞTIRMA MERKEZİ

3 Duygu Yoğunluğu daha az olan ruh halleridir. Örn:Sevme, beğenme, mutlu olma, gurur duyma, hoşlanma, kıskanma, alınma, gücenme YERKÖY REHBERLİK VE ARAŞTIRMA MERKEZİ

4 HEYECAN Kısa süreli ve yoğun olan ve genellikle denetlenemeyen duygusal tepkilere denir. Örn: Korkma, dehşete düşme, öfkelenme, ürkme, irkilme, coşku duyma, aşırı sevinme, hayrete düşme YERKÖY REHBERLİK VE ARAŞTIRMA MERKEZİ

5 Ergen Duygularının Genel Özellikleri Çocukluk dönemi ile ergenlik dönemi arasında duygusal yönden en belirgin fark nedir? YERKÖY REHBERLİK VE ARAŞTIRMA MERKEZİ

6 Çocuklar öfke sevinç ve kızgınlık gibi duygularını daha açık davranışlarla ve anında ifade edebilir. Ergenlerde ise bu duygular daha fazla gizlenir ve maskelenir. YERKÖY REHBERLİK VE ARAŞTIRMA MERKEZİ

7 Ergenlikte genel olarak kızların erkeklerden daha önce duygusal olgunluğa ulaştıkları söylenebilir. Aynı yaştaki kızlar daha heyecan dengesine sahip ve duygularını kontrol etme bakımından daha olgundur. YERKÖY REHBERLİK VE ARAŞTIRMA MERKEZİ

8 Duyguların yoğunluğunda artış Ergenliğin başında büyümenin hızlı oluşu, biyolojik- cinsel değişmeye eşlik eden hormonsal salgılar buluğ çağı ve onu izleyen yıllarda ergenin hem duygularında hem de davranış ve tutumlarında belirgin farklılıklar sergilemesine neden olur. YERKÖY REHBERLİK VE ARAŞTIRMA MERKEZİ

9 Ergenlikle birlikte, üzüntü, sevinç, öfke, korku gibi duyguların ifadesinde bir yoğunluk göze çarpar. YERKÖY REHBERLİK VE ARAŞTIRMA MERKEZİ

10 Artan çoşku hali ve yoğun duygular, ergende bunları dışa vurma ve ifade etme ihtiyacını doğurur. YERKÖY REHBERLİK VE ARAŞTIRMA MERKEZİ

11 Olumsuz duygular el kol hareketleri, yüz ifadeleri ve bağırma gibi sessiz ya da sesli davranışlarla dışa vurulur, YERKÖY REHBERLİK VE ARAŞTIRMA MERKEZİ

12 Heyecan, coşku ve karşı cinse yönelik duygular, şiirler, öyküler ya da hatıra defterlerinin satırlarında kağıda yansıtılır. YERKÖY REHBERLİK VE ARAŞTIRMA MERKEZİ

13 Duygularda İstikrarsızlık Ergenin duygusal tepkileri düzensizdir. Aynı olaya bir gün ara ile gösterdiği tepki farklı olabilir. Neşeli ve mutlu iken birden duygusal durumu değişebilir. YERKÖY REHBERLİK VE ARAŞTIRMA MERKEZİ

14 Aşık olma Karşı cinse yönelik ilgiler buluğ öncesinden başlar. Ergenlikteki cinsel içerikli beğenme ve beğenilme arzusu bireye heyecan veren bir duygudur. Önceleri grupta bir arada olma isteği sonraları karşı cinsten belirli bireylere yönelmiş romantik duygulara dönüşür. YERKÖY REHBERLİK VE ARAŞTIRMA MERKEZİ

15 Saf bir sevgi taşıyan gençlik aşklarında duygular bazen karşı tarafa iletilmeden kalır. Ergen çocukluktaki her iki cinse yönelik sosyal ilişkilerin yoğunluğuna ve kız-erkek ilişkisinin aile ve kültürel çevre tarafından karşılanışına bağlı olarak karşı cinsle kuracağı ilişki biçimini belirler. YERKÖY REHBERLİK VE ARAŞTIRMA MERKEZİ

16 Mahcubiyet ve Çekingenlik Çıplak görünmekten utanma ve mahçup olma buluğ öncesinde başlar ve ergenlikte de devam eder. Anne-babası tarafından baskıcı bir şekilde yetiştirilmiş çocuklarda çekingenlik ve mahçubiyet kalıcı bir özellik olarak devam eder. YERKÖY REHBERLİK VE ARAŞTIRMA MERKEZİ

17 Aşırı Hayal Kurma Biyolojik-cinsel gelişme, duygululuktaki artış ve zihinsel gelişme nedeni ile ergenin aklından geçenler ve bunların yoğunluğu ve niteliği değişir. YERKÖY REHBERLİK VE ARAŞTIRMA MERKEZİ

18 Ergen hayal kurma yolu ile arzularını düşüncelerine yansıtır. Hayal etme yaratıcı düşünceyi besleyen en önemli itici güçtür. YERKÖY REHBERLİK VE ARAŞTIRMA MERKEZİ

19 Gündüz rüyaları Ergenin gerçekleştiremediği istekleri sanki olmuş gibi hayal ediliyorsa, o zaman hayal etme ergenler için bir sığınma ve telafi etme aracı haline gelebilir. YERKÖY REHBERLİK VE ARAŞTIRMA MERKEZİ

20 Ergenlikteki yoğunluğu bu eylemin ‘gündüz rüyası’ olarak adlandırılmasına neden olmuştur. Hayaller o kadar artabilir ki ergen yolda yürürken, ders dinlerken, başkası ile konuşuyorken aslında hayal kuruyor olabilir. YERKÖY REHBERLİK VE ARAŞTIRMA MERKEZİ

21 Tedirgin ve Huzursuz Olma Bu duygu ergenin karşı karşıya kaldığı stres uyaranlarının etkisine göre ve uyaranları algılayış biçimine göre değişmektedir. Nedenler: Biyolojik, cinsel ve bedence gelişmenin getirdiği yeni duruma alışma çabaları, Akranları ve yetişkinlerle olan sosyal ilişkilerdeki aksamalar Bir isteğinin engellenmesi YERKÖY REHBERLİK VE ARAŞTIRMA MERKEZİ

22 Yalnız Kalma İsteği Buluğdaki bir kız veya erkek zaman zaman başkalarından uzaklaşmak, kendisi ile başbaşa kalmak ister. Bazen anne-baba ve arkadaşların beraber olma isteğini reddetip içe dönebilir. YERKÖY REHBERLİK VE ARAŞTIRMA MERKEZİ

23 Çalışmaya Karşı İsteksizlik Hızlı büyümenin olduğu dönemde ergenin durgun ve atıl olduğu adeta hareket etmeye üşendiği zamanlar vardır. Çalışırken ve oyun oynarken yorulur, çalışmaya daha az isteklidir. Vücut enerjisi adeta büyümeye harcanıyor gibidir. ( Hurlock, 1987:120). Öğrencilerin 7. ve 9. sınıflarda ders başarısının düşmesi biraz da buna bağlıdır. YERKÖY REHBERLİK VE ARAŞTIRMA MERKEZİ

24 Çabuk Heyecanlanma Ergen yeni bir durumla karşılaştığında bu kendisi için alışık olmadığı bir durumsa heyecanlanıp korkabilir. Heyecan dengesi tam oluşmadığı için duyguların kontrolü zordur. Çoğu ergen heyecan verici durumlar karşısında kolayca kızarabilir. Bu da onu korkutan kaygısını artıran bişr durumdur. YERKÖY REHBERLİK VE ARAŞTIRMA MERKEZİ

25 Çünkü kendisinin aciz, korkak, güvensiz gibi algılanacağını düşünür ve bu izlenimi bırakmaktan dolayı üzüntü duyar. Heyecanların kontrolü öğrenme ve olgunlaşma ile kazanılır. Zamanla duygusal tepkilerde dengelilik artar. YERKÖY REHBERLİK VE ARAŞTIRMA MERKEZİ

26 Belirli Duyguların Ergenlikteki İfadesi Üç türlü öğrenilmemiş duygunun var olduğu bilinmektedir: 1-Sevgi 2-Korku 3-Öfke ( Crow & Crow, 1956:145) Ancak bu duyguları hissetme ve ifade etme donanımına kalıtsal olarak sahibiz. YERKÖY REHBERLİK VE ARAŞTIRMA MERKEZİ

27 Sevgi, korku ve hiddet duyguları ve buna ilişkin duyguların ergenlikteki ifadesi aşağıdaki gibidir. YERKÖY REHBERLİK VE ARAŞTIRMA MERKEZİ

28 SEVGİ Ergenlik dönemindeki bireyin duygusal durumunu belirleyen en önemli etken onun başkaları tarafından sevilme ihtiyacı ve başkalarına sevgi gösterme kapasitesidir. YERKÖY REHBERLİK VE ARAŞTIRMA MERKEZİ

29 İnsan, doğumdan itibaren sevilme ve korunma ihtiyacındadır ve çocuklar kendilerine yöneltilen sevgi gösterilerine olumlu cevaplar verirler. İlgi ve sevgi görme ihtiyacının karşılanması ruhsal sağlığın ilk koşuludur. YERKÖY REHBERLİK VE ARAŞTIRMA MERKEZİ

30 Sevgi ve şevkat görerek yetişen çocuklar başkalarına sevgi göstermede ve başkalarından gelen sevgi mesajlarını almada daha başarılıdırlar. YERKÖY REHBERLİK VE ARAŞTIRMA MERKEZİ

31 Sevgi ve kabul görerek büyüyen ergenler dış dünyanın zorluklarına, dışlanan ve yeterince sevgi görmeden büyüyenlere göre daha kolay alışmakta, onlarla baş edebilmektedirler (Jersild, 1978: 160) YERKÖY REHBERLİK VE ARAŞTIRMA MERKEZİ

32 Başkalarını beğenme, gurur duyma, takdir etme, hoşlanma, değer verme sevgi duygusunun farklı biçimde ifade edilmesidir. YERKÖY REHBERLİK VE ARAŞTIRMA MERKEZİ

33 Ebeveynlerin çocuklarına olan sevgilerini açık bir biçimde ifade etmeleri ergenler için önemli bir güven kaynağıdır. YERKÖY REHBERLİK VE ARAŞTIRMA MERKEZİ

34 Sevgiden mahrum büyüyenler dikkatleri üzerlerine çekmek için uyumsuz davranabilir veya isyankar biçimde hareket edebilirler. Ortada belirgin bir neden olmadan gösterilen olumsuz davranışların ardında yeterince sevgi ve kabul görmemeye karşı tepki yatmaktadır. YERKÖY REHBERLİK VE ARAŞTIRMA MERKEZİ

35 Duyguların bastırıldığı sevginin belli edilmediği ortamlarda yetişen gençlerde donukluk, duygusal tepkilerde azalma görülür. Bu gençler başkaları ile sosyal ilişki kurma konusunda daha az girişimde bulunurlar, benlik değerlerini gerçekçi bir biçimde algılayamadıklarından kendilerini değersiz bulmaktadırlar. (Jersild, 1978: ) YERKÖY REHBERLİK VE ARAŞTIRMA MERKEZİ

36 KORKU Korku, tehlikeli bir durumdan kaçınma-sakınma belirtisidir. İnsanın hayatını koruması için tehlikelerden sakınması korku sayesinde mümkündür. Doğuştan sahip olduğumuz korkular; yüksek sesten korkma, bir desteğin yokluğundan duyulan korku ve boşluğa düşme korkusu gibi korkulardır. YERKÖY REHBERLİK VE ARAŞTIRMA MERKEZİ

37 Buna karşılık, karanlıktan, yangından, yabancıdan, yılandan vb. den korkma öğrenme ve şartlanmaya bağlıdır. Şartlanma olmadan korku hissedilmez. Ergenlikteki korku tepkisi çocukluktaki ile hemen hemen aynıdır. Çocukluktaki korku türleri ergenlikte de devam eder. YERKÖY REHBERLİK VE ARAŞTIRMA MERKEZİ

38 Olgunlaştıkça korkunun nedeni veya korku doğuran olay ve durumların türü de değişir. YERKÖY REHBERLİK VE ARAŞTIRMA MERKEZİ

39 Ergen Korkuları 1-Olay veya nesnelere karşı duyulan Korkular: Yılan,acayip ses, yangın vb. 2-Genel Korkular: Ölümden, hasta olmaktan, fakirlikten, okul başarısızlığından, gelecekten duyulan korkular. 3-Sosyal İlişkilerden Duyulan Korkular Yeni insanlarla tanışma, karşı cinsten tanımadığı akranlarının olduğu grupta bulunma, grup içinde konuşmak zorunda olma, bir grupta yanlız kalma. (Origlia&Ourillon, 1987:169) YERKÖY REHBERLİK VE ARAŞTIRMA MERKEZİ

40 Korkunun ifadesi çevreden gelen uyarılarla biçimlenir. Korkak olmak kültürümüzde erkekler için onaylanmaz. Ergenlikteki korkular yaşa, zeka düzeyine, sosyal olgunluğa, kendine olan güvene, çocuklukta ne tür korkulara karşı şartlandırıldığına bağlı olarak değişebilir. YERKÖY REHBERLİK VE ARAŞTIRMA MERKEZİ

41 224 erkek-135 kız 359 lise öğrencisi ile yapılan araştırma (Özkan, 1984:82) 1-hayvan korkusu, 2-savaşla ilgili korkular, 3-üniversiteye girememe, 4-Başarısızlık, 5-Kendini gerçekleştirememe,6- Ölümden sonrasına dair kaygılar, 7-İnsanlara güvenmeme YERKÖY REHBERLİK VE ARAŞTIRMA MERKEZİ

42 KAYGI Kaygı nedeni yeterince tanımlanamayan tedirgin edici bir duygu veya mantıksız korku olarak tanımlanabilir. YERKÖY REHBERLİK VE ARAŞTIRMA MERKEZİ

43 Kaygıyı Korkudan Ayıran Farklar 1-Kaygının kaynağı çok belli değildir, 2-Korku kaygıdan daha şiddetli hissedilir, 3-Korku kısa sürelidir, kaygı ise uzun sürer. YERKÖY REHBERLİK VE ARAŞTIRMA MERKEZİ

44 Durumluk ve Sürekli kaygı Kaygı iki şekilde incelenir. Durumluk kaygı: Tehlikeli olarak adlandırılan durumlar ya da olaylar sırasında ortaya çıkar. Çoğu kez mantıki sebeplere bağlıdır, başkalarınca da nedeni anlaşılır. YERKÖY REHBERLİK VE ARAŞTIRMA MERKEZİ

45 Sürekli Kaygı: Belirli olay ve duruma bağlı olmayan genel ve devamlı kaygılılık halidir. Bireyin içinde bulunduğu durumla doğrudan bağdaşmayan, başkalarınca nedeni açıkça anlaşılamayan kaygılardır. YERKÖY REHBERLİK VE ARAŞTIRMA MERKEZİ

46 Bu bireyler başkalarınca hiç de tehdit edici ya da rahatsızlık verici algılanmayacak durumlarda bile kaygılılık gösterirler. Bu bireylerin özellikleri: bulunduğu durumdan hoşnut olmama, genel hoşnutsuzluk, her an başına kötü bir şey gelecekmiş gibi durma. YERKÖY REHBERLİK VE ARAŞTIRMA MERKEZİ

47 Üzülme ve Kırıklığa Uğrama Ergende üzüntü ve kırıklığa yol açan olaylar ve durumlar çok çeşitlidir. Karşı cins tarafından beğenilmememe, Aşkta hayal kırıklığına uğrama, Arkadaşları arasında yeterince kabul görmeme, Reddedilme YERKÖY REHBERLİK VE ARAŞTIRMA MERKEZİ

48 Ekonomik seviyesi ortanın altında olan ergenler, daha üst gelir grubundaki akranları tarafından giyim tarzları, ilgilerindeki farklılıklar ve para harcama alışkanlıkları bakımından dışlanabilir veya daha az benimsenebilirler (Jersild,1978:166). YERKÖY REHBERLİK VE ARAŞTIRMA MERKEZİ

49 Babalarının meslekleri, ailelerin statüleri (orunları) arasındaki farklılık da ergenler arasında ayrışmaya yol açtığı, düşük statülülerin yüksek statülülerce daha az kabul edildiği anlaşılmıştır. YERKÖY REHBERLİK VE ARAŞTIRMA MERKEZİ

50 Üzüntü ve Kırıklığın Dışa Yansıtılması Kız ve erkek çocuklar, küçüklüklerinden itibaren duygularını ifade etmekte aile ve kültürün etkisi altında kalırlar. Kızlar, erkeklere göre daha kolay üzüntülerini ağlayarak ifade edebilirler. Ana-baba, öğretmen, arkadaş tarafından yapılan tenkit ve azar da ergenlere üzüntü veren onları kıran, yaralayan bir unsurdur. YERKÖY REHBERLİK VE ARAŞTIRMA MERKEZİ

51 Bireylerin kendilerine yönelik üzüntü veren olaylara karşı tepkisi onların kişiliğine, yaşına bu olayla ilgili önceki yaşantılarına bağlı olarak değişebilir. Ergenlik döneminde kedere, kırıklığa uğratan durumlarda ‘tolerans eşiği’ dardır. YERKÖY REHBERLİK VE ARAŞTIRMA MERKEZİ

52 Bu darlık, olumsuz olaylardan sonra ergenin kolaylıkla umutsuzluğa kapılmasına ve kederli halin hiç bitmeyeceğine dair bir duyguya kapılmasına neden olur. YERKÖY REHBERLİK VE ARAŞTIRMA MERKEZİ

53 Öğrenilmiş Çaresizlik Yapılan araştırmalarda insanların da çaresizlik veya acizlik duygusunu öğrendiği, onlara acı veren olumsuz durumları bir süre sonra kabul edip boyun eğdikleri ve bu durumdan kurtulmak için herhangi bir çaba göstermedikleri ortaya çıkmıştır. YERKÖY REHBERLİK VE ARAŞTIRMA MERKEZİ

54 Deney (Cüceloğlu, 1991:317) Maymun, köpek, tavşan gibi hayvanlar bir deney kutusuna konur veonlara devamlı elektrik şoku verilir. Bir süre sonra deney düzeneği isterlerse elektrik şokundan kurtulabilecekleri şekilde değiştirilir. Ancak hiç bir hayvanın şoktan kurtulmak için çaba harcamadığı görülmektedir. YERKÖY REHBERLİK VE ARAŞTIRMA MERKEZİ

55 Ağlama Çocukluktan Ergenliğe geçişte ağlamanın sıklığında azalma olur ve ağlamaya yol açan nedenler de değişir (Jersild,1978:179). Üzüntü verici bir duygudan sonra ağlama ortaya çıkabilri bazen de öfkenin doğrudan dışa vurumu ağlama ile olur. YERKÖY REHBERLİK VE ARAŞTIRMA MERKEZİ

56 Ağlamaya neden olan uyaran, ağlama biçimi, ağlamaya eşlik eden sözler, çıkarılan sesler, yapılan hareketler, mimikler çocukluktan getirilen ağlama ile ilgili alışkanlıklar, cinsiyete, o kültürde ağlama ile ilgili kabullere bağlı olarak değişebilir. YERKÖY REHBERLİK VE ARAŞTIRMA MERKEZİ

57 Öfke ve Kızgınlık Çocuklukta öfke ve kızgınlık duygusunu yaratan durum ve olaylarla bu duyguların dışa vurumu anne- baba ve ailedeki diğer yetişkinlerin taklit edilmesi ile öğrenilir. YERKÖY REHBERLİK VE ARAŞTIRMA MERKEZİ

58 Öfke ve kızgınlığın her durumda dışa vurulmasının olumlu bir davranış olmadığı, aile ve yakın çevrenin etkisi ile çocuğa ve ergene kazandırılır. YERKÖY REHBERLİK VE ARAŞTIRMA MERKEZİ

59 Böylece ergen öfke ve kızgınlığını ne zaman kimlere karşı dışa vuracağını, ne zaman bastıracağını bilerek yetişir. Türk kültüründe erkeklerin bu tür duygularını saldırganca söz ve hareketlerle dışa vurması kızlara göre daha çok teşvik görmektedir. YERKÖY REHBERLİK VE ARAŞTIRMA MERKEZİ

60 Çocuk ve ergenin yaşı da kızgınlığın dışa vurumunda ebeveyn tutumunu etkiler. Ergenler büyüdükçe kızgınlıklarını açığa vurma bakımından daha fazla hoşgörü görürler. YERKÖY REHBERLİK VE ARAŞTIRMA MERKEZİ

61 Ergeni Öfkelendiren Nedenler Anne-babası ile olan ilişkisinde bağımsızlık isteklerinin engellenmesi, baskıcı-otoriter davranılması, evdeki yasaklar, kısıtlamalar ergeni öfkelendirir. Gururunun zedelenmesi üzüntüye, kırıklığa ve öfkeye neden olur. YERKÖY REHBERLİK VE ARAŞTIRMA MERKEZİ

62 Eğer herhangi bir durum birey için engelleyici olarak algılanıyorsa kızgınlık ve öfkeye neden olur. Öfke duygusuna saldırganca davranışlar gösterme tepkisi eşlik eder. YERKÖY REHBERLİK VE ARAŞTIRMA MERKEZİ

63 Bazı ergenler, dıştan sakin görünmelerine rağmen çok gergin ve hırçın bir iç dünyaları olabilir. Bu durumda öfke ve düşmanlık duygularını ya kendilerine yöneltirler ya da kendilerini daha güçlü hissettikleri çevrelerde daha güçsüz kişilere yansıtırlar. YERKÖY REHBERLİK VE ARAŞTIRMA MERKEZİ

64 Bağırma: Kızgınlığın ve öfkenin yüksek tonda sözle ifade edilmesi küçük yaşlardan itibaren gösterilen bir davranış biçimidir. YERKÖY REHBERLİK VE ARAŞTIRMA MERKEZİ

65 Küfretme: Öfkenin dışa yansıtılmasında kullanılan bir araçtır. Çocuklar, söyledikleri küfürlerin ne anlama geldiğini bilmeseler de bunları tekrarlarlar. Ergenlikte küfür etme davranışı yaygınlaşır. Kızlar yetiştiriliş biçimi ve toplumsal baskı nedeni ile daha az küfür kullanırlar. YERKÖY REHBERLİK VE ARAŞTIRMA MERKEZİ

66  Ailede küfür etmeye karşı takınılan tavır, akran grubunun ve çevrenin küfürü kullanma sıklığı ergenin bu şekilde konuşmasını etkiler (Jersild, 1978:180) YERKÖY REHBERLİK VE ARAŞTIRMA MERKEZİ

67 Saldırganlık Öfke ve kızgınlığın ifade ediliş yollarındandır. İfadesinde farklı davranışlar sergilenir. Örn: Tokatlama, Yumruk, Tekme Atma, İtme, Sarsma, Isırma, Çimdikleme vb. hareketlerin şiddeti sopa vb. Araçların kullanılıp kullanılmadığı saldırganlığın derecesini belirler. YERKÖY REHBERLİK VE ARAŞTIRMA MERKEZİ

68 Bu davranışların hangileri olacağına kızgınlığın derecesinden çok, yaşadığı kültür, ailenin baskıcı- otoriter mi olduğu, dayak atıp atmadıkları, bastırılmış saldırganca duygularının derecesi, model aldığı kişi ve çevrelerin benzer hareketleri dışavurma sıklığı, ergenin cinsiyeti gibi değişkenler belirler. YERKÖY REHBERLİK VE ARAŞTIRMA MERKEZİ

69 TE Ş EKKÜRLER….. YERKÖY REHBERL İ K VE ARA Ş TIRMA MERKEZ İ SUNDU….


"Ergenlikte Duygusal Geli ş im. ERGENLERDE DUYGULARIN GELİŞİMİ Duygu ve heyecan ruhsal değişimler için kullanılan kelimelerdır. Duygularla ilgili gelişme." indir ppt

Benzer bir sunumlar


Google Reklamları