Sunum yükleniyor. Lütfen bekleyiniz

Sunum yükleniyor. Lütfen bekleyiniz

Davranışçı Öğrenme Kuramları Eğitim Psikolojisi Yrd. Doç. Dr. Cenk Akbıyık.

Benzer bir sunumlar


... konulu sunumlar: "Davranışçı Öğrenme Kuramları Eğitim Psikolojisi Yrd. Doç. Dr. Cenk Akbıyık."— Sunum transkripti:

1 Davranışçı Öğrenme Kuramları Eğitim Psikolojisi Yrd. Doç. Dr. Cenk Akbıyık

2 Başlıca davranışçı öğrenme kuramları şunlardır: Klasik koşullanma (Ivan Pavlov) Edimsel koşullanma (Burrhus F. Skinner) Bitişiklik kuramı (John Watson) Bağlaşımcılık (Edward L. Thorndike) Bitişiklik kuramı (Edwin Ray Guthrie)

3 Klasik Koşullama Pavlov’un, köpeklerin mide ve tükürük salgılarını çalışırken köpeğin henüz eti görmeden deneyi yapan kişinin ayak seslerini duyduğunda salya salgılaması, dikkatini çekmiştir. Böylece doğal tepkilerin koşullandırılabileceğini ve zamanla tarafsız uyaranlarla oluşturulabileceğini keşfetmiştir.

4 Pavlov, bu amaçla yaptığı deneylerde, köpeğe yiyecek vermişken, yiyecekle birlikte ya da yiyecekten biraz sonra zil çaldığında ve bu durum birçok kez tekrarlandığında bir süre sonra yiyecek verilmediği halde bile köpeğin salya salgıladığını saptamıştır.

5 Yani zil sesinin yiyeceğin yerini aldığını görmüştür. Bu durum köpeğin zil sesinden sonra yiyecek geleceğini öğrenmiş olduğunu ortaya koymaktadır.

6 Pavlov, bu deneyi ile klasik koşullanma olarak bilinen ilkeyi bulmuştur. Klasik koşullanmaya göre birçok öğrenme, koşullandırılmış davranış zincirinden oluşmaktadır.

7 Klasik koşullama ile ilgili önemli kavramlar şunlardır: Koşulsuz uyarıcı Koşullu uyarıcı Koşulsuz tepki Koşullu tepki Nötr uyarıcı Bitişiklik Sönme Genelleme Ayırt etme

8 Öğrenme yaşantısı gerektirmeksizin tepkiye yol açan uyarıcıya “koşulsuz uyarıcı” denirken, öğrenme yaşantısı sonucu tepkiye yol açan uyarıcıya ise “koşullu uyarıcı” denmektedir.

9 Koşulsuz uyarıcılar koşulsuz tepkiye yol açarken, koşullu uyarıcılar koşullu uyarıcıya yol açar.

10 Nötr uyarıcı ise organizmada herhangi bir tepkiye yol açmayan uyarıcıdır.

11 Bitişiklik, koşullu ve koşulsuz uyarıcıların birbirine yakın zamanlarda verilmesidir.

12 Sönme, koşullu uyarıcının bir süre verilmemesi durumunda koşullu tepkinin azalması ve yok olması durumudur. Örneğin zil sesine tepki vermeyi öğrenmiş bir köpeğe uzun süre yalnızca zil sesi uyarıcı olarak sunulduğunda köpek zil sesine tepki vermeyi bırakmaktadır. Sönmenin gerçekleşmemesi için koşullu ve koşulsuz uyarıcılar aralıklarla bitişik olarak sunulmalıdır.

13 Genelleme, belirli bir uyarana karşı verilen koşullu tepkinin benzer uyarıcılara karşı da gösterilmesidir. Örneğin zil sesine tepki vermeye koşullanan bir köpek benzer zil seslerine de aynı tepkiyi vermektedir.

14 Ayırt etme, koşullu uyaranın diğer uyarıcılardan ayırt edilmesidir. Diğer bir deyişle ayırt etme, genellemenin tersidir.

15 Klasik koşullanmanın bilişsel öğrenmelerle ilgili etkisi düşük olmasına karşın bu kuram genellikle tutum ve duyguların biçimlendirilmesinde etkili olmaktadır. Örneğin okula ilk başlayan öğrencilerde okul korkusunun oluşmaması için onların okuldan korkmalarına yol açabilecek etmenlerin kontrol edilerek okulu sevmelerini sağlayacak önlemlerin alınması etkili olmaktadır.

16 Edimsel koşullanma (Burrhus F. Skinner) Skinner, organizmanın davranışlarını uyarıcılara karşı gösterilen otomatik bir tepki olmaktan çok, kasıtlı olarak yapılan hareketler olarak tanımlamaktadır.

17 Skinner, davranışların, eylemlerden önceki olaylardan çok, eylemlerin sonuçları tarafından kontrol edildiğini öne sürmektedir.

18 Skinner, iki tür koşullamadan ve davranıştan söz eder: Tepkisel Edimsel

19 Tepkisel davranışlar bir uyarıcı tarafından oluşturulan davranışlardır. Tepkisel davranışlar tüm refleksleri kapsar.

20 Edimsel davranışlar ise, organizmanın hiçbir dış uyarana bağlı olmadan ortaya koyduğu davranışlardır. Kendiliğinden ortaya çıkar ve sonuçları tarafından kontrol edilir.

21 Örneğin çocuğun ayağa kalkması, yürümesi, konuşması edimsel davranıştır. Çocuğun ayağa kalktığı çevresi tarafında sevinçle karşılanır. Yani çocuğun ayağa kalkma davranışı, sonuçları tarafından kontrol edilir.

22 Edimsel koşullama ise pekiştirme tepkiye bağlı olarak yapılmaktadır. Tepki doğru olduğunda uyarıcı verilmektedir. Edimsel koşullamada uyarıcı, yapılan tepkinin sonucunda ortaya çıkmaktadır.

23 Örneğin; Skinner deneyinde edimsel davranış olarak organizmanın manivelaya basma davranışını kullanmıştır. Aç olan hayvan ilk başta rastlantı eseri manivelaya basma davranışını göstererek yiyeceği elde etmiştir. Sonrasında manivelaya basma davranışı tekrar edilerek güçlenmiştir.

24 Edimsel koşullama ile ilgili önemli kavramlar da şekil verme ve zincirlemedir.

25 Şekil verme, yeni bir davranışın ardışık yaklaşıkları sergilendikçe pekiştirilerek öğretilmesidir.

26 Şekil vermede başta hedef davranışa benzeyen bir davranış pekiştirilirken giderek hedef davranışa daha çok benzeyen davranışlar pekiştirilmekte, diğer davranışların sönmesi beklenmektedir. Şekil verme yoluyla öğrenmenin sağlanabilmesi için hedef davranışın basamak analizi ile daha basit davranışlara ayrılması gerekmektedir.

27 Zincirleme ise hedef davranışın tek basamaklı davranışlara bölünerek kazandırılmaya çalışılmasıdır.

28 Zincirleme tekniği her seferinde aynı sırada oluşan davranışların kazandırılmasında etkilidir. Örneğin öz bakım becerilerinin kazandırılmasında zincirleme tekniği etkili olmaktadır.

29 Zincirleme tekniğinin uygulanışı şöyledir: Hedef davranışın belirlenerek tek basamaklı davranışlara ayrılması. Her bir basamakla ilgili öğretim durumlarının tasarlanması. Her bir basamağın öğretiminde ipucu ve pekiştireçlerin kullanılması. Öğrenme gerçekleştikçe ipuçlarının öğretimin başında, pekiştireçlerin ise davranışların sergilenmesinden sonra verilmesi yoluyla silikleştirilmesi.

30 Bitişiklik Kuramı Bitişiklik kuramının kurucusu olan Watson, davranışların başlangıç noktası olarak refleksleri kabul eder. Koşullanan refleksler yeni davranış biçimleri olarak kazanılırlar ve davranış repertuarını zenginleştirirler.

31 Watson’a göre öğrenme bitişiklik ile oluşur. Yani koşullu ve koşulsuz uyarıcının birbirine yakın zamanda verilmesiyle oluşur.

32 John Watson, eğer köpek koşullanabiliyorsa insan da koşullanabilir düşüncesiyle yola çıkmış ve arkadaşı Rayner ile 10 aylık Albert isimli bir bebek üzerinde çalışmışlardır.

33 Çocuğa beyaz bir fare göstermişler ve o anda yüksek gürültü çıkarmışlar. Başlangıçta beyaz fareden korkmayan bebek bir süre sonra çocuk fareyi görür görmez ağlamaya başlamıştır. Bu şekilde bebeğe koşullanma yoluyla korku tepkisi kazandırılmıştır.

34

35 Ancak, Watson'a göre koşullanma süreci, yalnız çeşitli uyarıcılara tepkilerde (koşullu tepki) bulunmayı öğrenme şeklinde değil, aynı zamanda davranış repertuarında bulunmayan yeni tepkiler vermeyi ve daha karmaşık davranışlarda bulunmayı öğrenme olanağı sağlar.

36 Watson'a göre karmaşık ve becerili bir davranışta uyarıcı ile tepki arasında oluşan bağların ardışıklığını sağlayan üç temel vardır: Bağ ilkesi Sıklık ilkesi Yenilik ilkesi

37 Bağ ilkesi Bu ilkeye göre karmaşık ya da becerili davranışı oluşturan koşullu uyaranla tepki arasında bir bağın oluşması ve bunun zincirleme olarak sürmesidir. Bundan dolayı koşullanmış bir dizi uyarıcı-tepki bağları zinciri oluşmuş olur.

38 Sıklık ilkesi Belirli bir uyarıcıya karşı daha sık gösterilen bir tepkinin, aynı uyarıcı ile karşılaşıldığında gösterilme olasılığının daha fazla olmasıdır.

39 Yenilik ilkesi Belirli bir uyarıcıya karşı yapılan en son davranışın, uyarıcı tekrar edildiği zaman, ortaya çıkma olasılığının daha yüksek olmasıdır. Örneğin televizyonu tutukluk yaptığında ona vurarak çalışmasını sağlayan biri, bir sonraki arızada tekrar aynı davranışı gösterir.

40 Watson’a göre eğer korku sonradan öğrenilen bir davranışsa onun yok edilmesini sağlamak da olasıdır.

41 Nesne ile korku arasında kurulan bağın çözülmesi ile ilgili kavramlardan birisi sistematik duyarsızlaştırmadır.

42 Bu teknikte bireyde korku yaratan uyarıcı ilk başta en az korku uyandıran dozda verilir. Korku tepkisinin görülmemesi halinde uyarıcının dozu yavaş yavaş artırılır. Bir basamakta korku tepkisi görülürse bir önceki basamağa dönülür ve bu işleme uyarıcının korku tepkisi uyandırmadığı duruma gelinceye kadar devam edilir.

43 Örneğin topluluk önünde konuşma yapmaktan korkan bir öğrenciye önce 2-3 kişi önünde konuşma yaptırılır, daha sonra 5-6 kişi, daha sonra 10 ve en son 20 kişi önünde konuşma yaptırılarak bu korkusu ortadan kaldırılmaya çalışılır.

44 Bağlaşımcılık (Edward L. Thorndike) Thorndike, öğrenmeyi bir problem çözme olarak görmüş ve problemle karşılaşıldığında yapılan deneme- yanılma davranışlarıyla çözüm üretildiğini savunmuştur.

45 Thorndike'ın öğrenme kuramına bağ kuram denildiği gibi, sınama-yanılma yoluyla öğrenme de denmektedir.

46 Thorndike'a göre en yaygın öğrenme biçimi sınama- yanılma yoluyla öğrenmedir.

47 Belli bir amaca ulaşma çabası içinde olan organizma, amaca ulaşmak için bir takım tepkilerde bulunur. Bu tepkilerden biri rastlantısal olarak organizmanın amaca ulaşmasını sağlar. Bundan sonra, amaca götürmeyen tepkiler terk edilirken, amaca ulaştıranların tekrarlanma olasılığı artar. En sonunda yalnız problemin çözümüne götüren tepki ya da tepkiler yapılarak öğrenme sağlanmış olur.

48 Thorndike hayvanlarla yaptığı çalışmalardan sonra üç öğrenme ilkesi saptamıştır: Etki Alıştırma Hazır oluş

49 Etki ilkesi Etki ilkesi uyarıcı ile tepki arasındaki bağın güçlenmesini ya da zayıflamasını açıklar. Bu ilkeye göre bireyin sınama-yanılma davranışları sonucunda başarıya ya da başarısızlığa, ödül ya da ödülsüzlüğe (cezaya) yol açan en uygun tepkiyi seçeceği var sayılmaktadır.

50 Thorndike, önceleri ödül ve cezanın öğrenme olayını aynı şekilde etkilediğini düşünmüş, fakat sonraki deneylerinden ödülün daha etkili olduğunu görmüştür. Ona göre, ceza; yanlış tepkinin tekrarlanma olasılığını, ödülün doğru tepkiyi arttırma olasılığı kadar azaltmamaktadır.

51 Alıştırma ilkesi Alıştırma ilkesi tekrara bağlı olarak alışkanlığın oluşmasıdır. Bu ilke 'uygulama mükemmeli yaratır' düşüncesine dayanmaktadır. Öğrenme olduktan sonra uyaran-tepki bağının güçlendirilmesi için alıştırma yapmak gerekir. Alıştırma bu bağın güçlenmesine, alıştırmanın olmaması ise zayıflamasına yol açar.

52 Hazır oluş ilkesi Hazır oluş belirli bir konunun, herhangi bir düzeyde öğretilebilme zamanını belirtir. Thorndike hazır olmayı yalnızca fizyolojik açıdan ele almaktadır.

53 Bitişiklik Kuramı (Edwin Ray Guthrie) Guthrie, öğrenmeyi tek bir ilkeyle (bitişiklik ilkesiyle) açıklamaya çalışmıştır.

54 Bitişiklik; bir uyarıcıya karşı verilen tepkinin daha sonra aynı ya da benzer uyarıcıyla karşılaşıldığında da gösterilme eğilimidir.

55 Buna göre eğer uyarıcı ile tepki beraberce oluşmuşsa öğrenme meydana gelmiştir. Bir tepki bir uyarıcıya bir kere eşlik ederse, büyük olasılıkla bu tepki belirtilen uyarıcıyı yine takip edecektir.

56 Guthrie, davranışların değiştirilmesinde (kötü alışkanlıkların yok edilmesinde etkili olabilecek üç yöntemin kullanılmasını salık verir. Bu yöntemler şöyledir: Eşik Yorgunluk Karşıt uyarıcılar

57 Eşik Yöntemi Eşik, bir tepki oluşturabilecek en düşük değerdeki uyarılmadır. Bu yöntemde uyarıcının tepkiye yol açmayacak kadar zayıf bir şekilde verilmesi gerekir. Örneğin atları eğere alıştırırken önce sırtına hafif bir battaniye atılması, sonra giderek uyarıcının arttırılması gibi.

58 Eşik yöntemi ile istenmeyen davranışı meydana getiren uyarıcı organizmaya azar azar ve yavaş yavaş uzun sürede verilerek, istenmeyen davranışın ortaya çıkması önlenir ve istenen davranışın yapılması sağlanır.

59 Bıktırma (Yorgunluk) Yöntemi Yorgunluk yönteminde, uyarıcıyı organizmada tepkisel bir yorgunluk oluşuncaya kadar tekrarlamak söz konusudur. Sonunda, yorulan ve sıkılan organizma uyarıcı duruma başka tepkiler vermeye başlar. Örneğin, aşırı derecede sigara içerek sigaraya karşı olumsuz bir tepki geliştirmek ve sigarayı bırakmak gibi.

60 Karşıt Uyarıcılar (Zıt Tepki) Yöntemi İstenilmeyen davranışı yol açan uyarıcılar değişik, karşıt davranışlar yaratacağına inanılan diğer uyarıcılarla birlikte verilir. Yani Bireye yapmaktan kaçındığı ve hoşlanmadığı davranış, hoşlandığı ve yapmak istediği bir davranış ile birlikte yaptırılır.

61 Karşıt uyarıcılar yönteminde birey istenmeyen uyarıcıya istenen hatırına katlanır.

62 Uygulama Davranışçı öğrenme kuramlarının özelliklerini ana hatlarıyla bir tablo biçiminde gösteriniz.

63 Kaynaklar Can, G. (Ed.) (2013). Eğitim Psikolojisi. Anadolu Üniversitesi Açıköğretim Fakültesi Yayını, Eskişehir. Senemoğlu, N. (2005). Gelişim Öğrenme ve Öğretim, Kuramdan Uygulamaya. Gazi Kitabevi, Ankara.


"Davranışçı Öğrenme Kuramları Eğitim Psikolojisi Yrd. Doç. Dr. Cenk Akbıyık." indir ppt

Benzer bir sunumlar


Google Reklamları