Sunum yükleniyor. Lütfen bekleyiniz

Sunum yükleniyor. Lütfen bekleyiniz

EKOLOJİ (2009-2010 Bahar Yarıyılı) Prof. Dr. Cemalettin Y. ÇİFTÇİ A.Ü. Ziraat Fakültesi Tarla Bitkileri Bölümü.

Benzer bir sunumlar


... konulu sunumlar: "EKOLOJİ (2009-2010 Bahar Yarıyılı) Prof. Dr. Cemalettin Y. ÇİFTÇİ A.Ü. Ziraat Fakültesi Tarla Bitkileri Bölümü."— Sunum transkripti:

1 EKOLOJİ ( Bahar Yarıyılı) Prof. Dr. Cemalettin Y. ÇİFTÇİ A.Ü. Ziraat Fakültesi Tarla Bitkileri Bölümü

2 2 Tarla bitkileri; tarla dediğimiz zaman, tamamen doğal koşullara açık işlenebilen geniş alanlarda yetiştirilen bitkileri anlarız. Tarla bitkileri içerisinde çok yıllık bitkiler bulunsa da çoğunluğu tek yıllıktır. Bu nedenle tarla alanları çoğunlukla her yıl işlenen alanlar olarak da isimlendirilir. Tarla bitkileri; tarla dediğimiz zaman, tamamen doğal koşullara açık işlenebilen geniş alanlarda yetiştirilen bitkileri anlarız. Tarla bitkileri içerisinde çok yıllık bitkiler bulunsa da çoğunluğu tek yıllıktır. Bu nedenle tarla alanları çoğunlukla her yıl işlenen alanlar olarak da isimlendirilir. 1. Tahıllar ve Yemeklik Baklagiller 1. Tahıllar ve Yemeklik Baklagiller A- Serin İklim Tahılları A- Serin İklim Tahılları B- Sıcak İklim Tahılları B- Sıcak İklim Tahılları C- Yemeklik Baklagiller C- Yemeklik Baklagiller 2. Endüstri bitkileri 2. Endüstri bitkileri A- Lif Bitkileri A- Lif Bitkileri B- Nişasta Şeker Bitkileri B- Nişasta Şeker Bitkileri C- Yağ bitkileri C- Yağ bitkileri D- Tütün- İlaç ve baharat bitkileri D- Tütün- İlaç ve baharat bitkileri 3. Yem Bitkileri Çayır ve Meralar 3. Yem Bitkileri Çayır ve Meralar A- Buğdaygil yem bitkileri A- Buğdaygil yem bitkileri B- Baklagil yem bitkileri B- Baklagil yem bitkileri Serin İklim Tahılları; Buğday, Arpa, Yulaf, Çavdar ve Tiriticale, Sıcak iklim Tahılları; Mısır, Çeltik, Darılar ve Kuş yemi, Yemeklik Baklagiller; Nohut, Mercimek, Fasulye, Bakla, Bezelye, Börülce

3 3 EKOLOJİ DERSİNİN GENEL KONULARI EKOLOJİNİN TANIMI EKOJİ ve DİĞER BİLİMLER EKOLOJİNİN BÖLÜMLERİ EKOSİSTEM

4 4 EKOSİSTEMLERİN İŞLEYİŞİ Ekosistemlerin genel özellikleri ve ekosistemlerin öğeleri EKOLOJİK DÖNGÜLER SU DÖNGÜSÜ

5 5 KARBON DÖNGÜSÜ AZOT DÖNGÜSÜ FOSFOR DÖNGÜSÜ OKSİJEN VE KÜKÜRT DÖNGÜSÜ

6 6 AGRO EKOSİSTEMLER AGRO EKOSİSTEMLERİN EVRİMİ GEN MERKEZLERİ TARIM VE ÇEVRE FAKTÖRLERİ

7 7 Türkiye’nin genel ve tarım ürünleri dışsatım dışalım farkları ve değişimleri Genel ( $) Tarım Ürünleri ( $) DışsatımDışalımFarkDeğiş.DışsatımDışalımFarkDeğiş

8 8 Türkiye’nin dış ticareti ve dış ticaretinde tarım ürünlerinin oranı Dışsatım ( $) Dışalım ( $) GenelDışsatımTarımÜrünleriDışsatımı Tarımın Payı GenelDışalımTarımÜrünleriDışalımı (%)Değişim(%)Değişim , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , ,73583

9 9 Dünya ve Türkiye’de Arazi Kullanımı Çizelge yılı Dünya ve Ülkemizde arazi varlığının kullanıma göre dağılımı (000 ha) (1994*) (FAO,2006) Arazi Kullanım Şekli Dünya%Türkiye% Toplam Alan Karalar Alanı Tarım Alanı İşlenen Alanlar Her Yıl İşlenen Alanlar Sürekli Tarım Alanları Çayır ve Meralar Orman Alanları * * 26.9 Diğer Alanlar * * 21.6 Sulanan Tarım Alanları

10 10 EKOLOJİNİN TARİHÇESİ Çevre sorunları günümüz dünyasında ve ülkemizde son 25 – 30 yıldır gündeme gelmiş ve önemini giderek artan bir hızla sürdürmektedir. Özellikle son yıllarda artan;  ormanların tahribi,  erozyon sorunu,  tarım alanlarının tarım dışı amaçlarla kullanımı,  gelişmekte olan ülkelerde görülen hızlı nüfus artışı ve buna bağlı olarak görülen çarpık kentleşme,

11 11  yeşil alanların eksikliği,  deniz kıyılarının yapılaşma nedeniyle bozulması,  sanayide kullanılan kimyasal maddelerin doğaya verilmesi ve insan sağlığı ile diğer canlılara etkisi gibi  Sorunlar, tüm ülkelerin ve Türkiye’nin ana sorunları olup, bu sorunların çözümleri konusunda arayışlar sürmektedir.

12 12  Hansen (1920)’e göre ekoloji terimi ilk kez Alman zoolog Ernst Haecel tarafından 1869 yılında kullanılmış; Yunanca’da yurt, yuva, ev ya da yaşanılan yer anlamına gelen “oikos” sözcüğü ile Yunanca ve Latince’de söyleyiş, sözler ve bilim anlamına gelen “logia” sözcüklerinden oluşmuştur.  Haecel ekolojiyi; “hayvanların inorganik ve organik çevreleri ile ilişkilerinin incelenmesi olarak tanımlamıştır.

13 Daha sonra Tansley (1926) ekolojiyi; geniş anlamda “organizmaların (canlıların) doğal yaşama yerlerindeki fonksiyonlarını inceleyen bilim dalı” olarak ifade etmiştir. Bugün ise ekoloji; canlıların (organizmaların) kendi aralarındaki ve canlıların çevreleriyle olan karşılıklı ilişkilerini inceleyen bilim dalı” olarak tanımlanmaktadır

14 14  tarım ise “Bitki yetiştirme (fitotekni), hayvan yetiştirme (zootekni), bitkisel ve hayvansal ürünler elde etme, bitkisel ve hayvansal ürünlerin nitelik ve niceliklerini iyileştirme, bitkisel ve hayvansal ürünleri pazara hazırlama (marketing ve standardizasyon) ve saklama (depolama), bitkisel ve hayvansal ürünleri işleyip, değerlendirme (teknoloji) bilim ve sanatıdır.  Tarım bilimin yanında ayrıca, seziş, içgüdü ve özel beceri de istemektedir. Tarım bilimi kısaca, uygulamalı bir bilim dalı olup, amacı insanlığın yararına ekonomik değerler elde etmektir.

15 15 Çevre koşulları denildiğinde, canlıların içinde bulundukları ortamın tüm koşulları anlaşılır. Bu koşullar sırasıyla; (1)Çeşitli iklim faktörleri (ışık, sıcaklık, yağış, hava ve hava hareketleri gibi), (2)Çeşitli toprak faktörleri (toprağın yapısı ve dokusu, toprak fiziği, toprak kimyası, toprak suyu, toprak havası ve toprak sıcaklığı gibi), (3)Çeşitli canlı faktörler (toprak içinde ve toprak üstünde yaşayan tüm canlılar) olmak üzere, başlıca üç ana grupta toplanabilir.

16 16 Çevre koşullarını oluşturan bu faktörler, canlıları her zaman ve her yerde aynı önem ve yoğunlukta etkilemezler. Bunların en düşük (minimum), en uygun (optimum) ve en yüksek (maksimum) etki sınırları; canlıların cins, tür, çeşit ve gelişme devreleri ile yetiştirme yerlerinin özelliklerine göre büyük değişiklikler gösterir. Bu faktörler, en düşük ve en yüksek sınırları arasında yoğunluklarına göre, canlıların morfoloji ve biyolojilerinde büyük değişiklikler ortaya çıkartırlar.

17 17 Canlılarda ortaya çıkan bu değişimler içinde yaşadığı çevre koşullarını etkilerler. Kısa­cası hem canlı hem de içinde bulunduğu çevre koşulları karşılıklı ve sürekli birbirlerini etkilerler, işte bu karşılıklı etkileri incelerken de ekoloji bilimi; (1)Canlıların iklim ve toprakla olan ilişkilerini açılıyabilmek için; iklim bilimi (klimatoloji), toprak bilimi (pedoloji) ve yeryüzü bilimin (geoloji)'den; (2)Canlılar üzerinde; iklim, toprak ve diğer tüm canlıların etkilerini kavrayabilmek için de biyoloji, fizyoloji, histofizyoloji ve genetik ile morfoloji, anatomi, histoloji, sitoloji ve sitogenetik bilimlerinden yararlanır

18 18  Tarımsal ekoloji ise; sonuçta tarımsal ürünleri ortaya çıkaran bitkisel ve hayvansal canlıların kendi aralarındaki ve yine bu canlılarla çevre koşulları arasındaki karşılıklı ilişkileri inceleyen, tarımsal üretimde verimliliği ve kaliteyi artırmanın temel ilkelerini açıklayan bilim dalıdır.  Ekoloji bilimi içersinde bazı özel alanların gelişmesi, bazı yeni ekoloji dalları ya da yeni çalışma alanlarının oluşmasına neden olmuş olup, yeni alanların ekoloji ile ilgileri Şekil 1’de özetlenmiştir.

19 19 EKOLOJİ TarımRadyoekoloji Biyocoğrafya Çevre Biyolojisi Paleoekoloji Uzay Ekolojisi Ormancılık Balıkçılık Ekolojisi Oseonografi Limnoloji Yaban Hayatı

20 20 Biyocoğrafya: Ekolojinin bitki ve hayvanların yeryüzündeki yayılışını inceleyen alanı, Limnoloji: İç suların canlı ve cansız öğelerini inceleyen ekoloji alanı, Oseonografi: Okyanus ve deniz ekosistemlerinin biyotik ve fiziki koşullarını inceleyen ekoloji alanı, Radyoekoloji: Yeni gelişmekte olan ve uzayın ekolojik sorunlarını inceleyen ekoloji alanı,

21 21 Canlılar organizasyon derecesine göre sıralandığında, biyolojik spektrum meydana gelmekte ve bu spektrum; (Protoplazma  Hücreler  Dokular  Organlar  Organ sistemleri  Organizmalar  Populasyonlar  Kommuniteler  Ekosistemler  Biyosfer) şeklinde oluşmaktadır. Bu biyolojik spektrumda her bölüm arasında kesin sınırlar olmamakla beraber, bir bölümden diğer bölüme tedrici ve devamlı bir geçiş olmaktadır.

22 22 Ekoloji bilimi, bu biyolojik spektrum içersinde organizmalar, populasyonlar, kommuniteler, ekosistemler ve biyosfer bölümleri ile ilgilenmektedir. Bu terimleri tanımlamak gerekirse, Populasyon; Aynı türden bireylerin oluşturduğu gruplardır. Kommunite; Ekolojik anlamda belirli bir yeri işgal eden bütün populasyonlar olarak tanımlanabilir. Ekosistem; Kommunite cansız çevre ile birlikte ekolojik sistem ya da diğer bir ifade ile ekosistemi oluşturmaktadır.

23 23 DÜNYA BESİN DENGESİ Dünya Nüfusu ve Değişimi 2000 yılı FAO verilerine göre Dünya nüfusu kişi olup, bu nüfusun % 60.5’i Asya kıtasında ( ) yaşamaktadır. Dünyanın en kalabalık ülkesi olan Çin’in nüfusu kişi ve Dünya nüfusunun % 21.2’si yani diğer bir ifadeyle yaklaşık 1/5’ i bu ülkede yaşamaktadır yılı FAO verilerine göre Dünya nüfusu kişi olup, bu nüfusun % 60.5’i Asya kıtasında ( ) yaşamaktadır. Dünyanın en kalabalık ülkesi olan Çin’in nüfusu kişi ve Dünya nüfusunun % 21.2’si yani diğer bir ifadeyle yaklaşık 1/5’ i bu ülkede yaşamaktadır. Gelişmiş ülkelerin nüfusu , gelişmekte olan ülkelerin nüfusu kişi olup, Dünya nüfusunun % 21.7 si gelişmiş ülkelerde, % 78.3’ü gelişmekte olan ülkelerde yaşamaktadır. Gelişmiş ülkelerin nüfusu , gelişmekte olan ülkelerin nüfusu kişi olup, Dünya nüfusunun % 21.7 si gelişmiş ülkelerde, % 78.3’ü gelişmekte olan ülkelerde yaşamaktadır. Türkiye nüfusu ise, dünya nüfusunun % 1.1’ini oluşturmaktadır (Çizelge 1). Türkiye nüfusu ise, dünya nüfusunun % 1.1’ini oluşturmaktadır (Çizelge 1).

24 %2015%2025%2050% Afrika Asya Avrupa Avustralya Kuzey-Orta Amerika Güney Amerika Okyanusya Dünya Çin Türkiye Gelişmiş Ülkeler Gelişmekte Olan Ülkeler Çizelge 1. Dünya, Kıtalar ve Bazı Ülkelerde 2015, 2025 ve 2050 Yıllarında Beklenen Nüfus Değişimi (FAO)

25 25 Çizelge 2. Dünya, Kıtalar ve Bazı Ülkelerde 2000 Yılı Verilerine Göre 2015, 2025 ve 2050 Yıllarında Beklenen Nüfus Değişim Oranları Afrika Asya Avrupa Avustralya Kuzey-Orta Amerika Güney Amerika Okyanusya Dünya Çin Türkiye Gelişmiş Ülkeler Gelişmekte Olan Ülkeler

26 26 Çizelgelerden de görüldüğü gibi, tüm dünyanın halen ve gelecekte en önemli sorununun, beslenme sorununun olacağı açıktır. Bu nedenle besin maddesi üretiminde kendine yeterli ve aynı zamanda dış satım da yapabilecek üretim fazlasına sahip ülkeler, sanayileşmelerini de geliştirerek planlı ve programlı bir yol izleyebilirlerse dünya ekonomisinde söz sahibi olabileceklerdir. Bilinebilir insanlık tarihi içersinde dünya nüfusu ve bir asırdaki büyüme hızı Çizelge 3’de verilmiştir (Cox ve Atkins 1979).

27 27 Bilinebilen insanlık tarihi içersinde dünya nüfusu ve bir asırdaki büyüme hızı YIL Hesaplanabilen dünya nüfusu Bir asırdaki artış yüzdesi M.Ö ? M.Ö M.S M.S M.S M.S M.S

28 28 TÜRKİYE NÜFUSU ve DEĞİŞİMİ Çizelge 4. Türkiye’de yıllara göre toplam, kentsel ve kırsal nüfus ile oranları YıllarKentsel%Kırsal%ToplamArtış ,586, , ,572,561,

29 29 Besin Üretim Yöntemleri Besin maddesi üretim yöntemleri büyük farklılıklar göstermekle beraber, başlıca altı grupta toplanabilir. 1. Bitkisel üretim. 2. Küçük ve büyükbaş hayvan yetiştirme, 3. Deniz ve göl (tatlı su) balıkçılığı, 4. Avcılık ve yabani ürünlerin toplanması, 5. Tatlı su ve deniz suyu kültürü, 6. Sentetik yoldan besin maddesi üretimi. Ancak, bugün tüm dünyada tarımsal üretim denildiğinde, hemen ilk akla gelen bitkisel ve hayvansal üretimdir.

30 30 Dünya ve Türkiye’de Arazi Kullanımı Çizelge yılı Dünya ve Ülkemizde arazi varlığının kullanıma göre dağılımı (000 ha) (1994*) (FAO,2006) Arazi Kullanım Şekli Dünya%Türkiye% Toplam Alan Karalar Alanı Tarım Alanı İşlenen Alanlar Her Yıl İşlenen Alanlar Sürekli Tarım Alanları Çayır ve Meralar Orman Alanları * * 26.9 Diğer Alanlar * * 21.6 Sulanan Tarım Alanları

31 31 Bu verilere göre işlenen alan miktarının yakın gelecekte önemli boyutlarda artırılması olası değildir. Halen verimli, orta derecede verimli ve verimsiz alanlarda bile tarım yapılmaktadır. Kalan işlenebilir alanların büyük çoğunluğu; verimsiz, asit, tuzluluk gibi sorunları bulunan alanlardır. Bu alanların verimli tarım alanlarına çevrilmesi, birçok sorunun çözümüne bağlıdır. Bu konuda gerekli teknoloji ve girdilerin kullanımı, drenaj ve sulama gibi benzeri işlemler, ekonomik ve ekolojik koşullar büyük önem taşımaktadır. İşlenen alanların artırılmasında bir yol olarak, ormanların ve çayır meraların bozulmasıdır. Burada da uzun vadede yarar ve zararların çok iyi belirlenmesi gereklidir.

32 32 Dünya ve Türkiye’de Beslenme Türkiye ve Dünyada Gıda Tüketimi (kalori/gün/kişi) ToplamBitkisel Kaynaklı Hayvansal Kaynaklı Miktar%Miktar%Miktar% DÜNYA TÜRKİYE Gelişmiş Ülkeler Gelişmekte Olan Ülkeler

33 33 Dünyada Besin Üretiminin Seyri Son yıllarda besin maddeleri üretimindeki artış hızı, gelişmiş ve gelişmekte olan ülkelerde hemen hemen aynı olup, bu oran % 2.8 kadardır. Ancak gelişmiş ve gelişmekte olan ülkelerde besin maddesi artışında görülen bu benzerlik, nüfus artış hızında çok farklı seyretmiştir. Örneğin; gelişmiş ülkelerde nüfus artış hızı 1950 yılında % 1.3 iken, bu oran 1970 li yıllarda % 0.9'a, 2000’li yıllarda % 0.05’lere (halen Almanya’da % 0.06, Finlandiya'da % 0.2 ve Fransa'da % 0.04 kadardır) düşmüştür.

34 34 Gelişmekte olan ülkelerde ise nüfus artışı 1950’li yıllarda % 1.9 kadar iken 2000’li yıllarda % 2.5'lerin üzerine çıkmıştır. Bu da göstermektedir ki, gelişmiş ülkelerde, yılda kişi başına düşen besin maddesi üretimi artışı, gelişmekte olan ülkelere oranla daha yüksek seyretmektedir. Bir başka ifade ile yılda kişi başına besin maddesi üretimi artışı, gelişmiş ülkelerde % 2.7 kadar iken; gelişmekte olan ülkelerde çoğu zaman nüfus artışı, kişi başına besin maddesi üretimi artışından fazla olmakta ve kişi başına düşen besin maddesi miktarı yıldan yıla azalma göstermektedir.

35 35 Türkiye ve Dünyada gıda tüketimi (gr. protein/gün/kişi) Toplam Bitkisel Kaynaklı Hayvansal Kaynaklı Miktar%Miktar%Miktar% DÜNYA TÜRKİYE Gelişmiş Ülkeler Gelişmekte Olan Ülkeler

36 36 Kişi başına günlük protein tüketiminin; Dünya ortalaması olarak % 65’i bitkisel, % 35’i hayvansal kaynaklıdır. Kişi başına günlük protein tüketiminin; Dünya ortalaması olarak % 65’i bitkisel, % 35’i hayvansal kaynaklıdır. Türkiye’de % 80’i bitkisel, % 20’si hayvansal kaynaklı, gelişmiş ülkeler ortalaması % 42’si bitkisel, % 58’i hayvansal kaynaklı, gelişmekte olan ülkelerde % 77’si bitkisel, % 23’ü hayvansal kaynaklıdır. Türkiye’de kişi başına günlük protein tüketimi büyük oranda bitkisel kaynaklı olup, oranı dünya, gelişmiş ve gelişmekte olan ülke ortalamalarından daha yüksektir. İnsanlara gerekli olan besin maddeleri miktarını etkileyen diğer bir faktör, yaşam seviyesidir. Ülkelerde kişi başına düşen milli gelir, kişilerin doğrudan ya da dolaylı yolla tükettikleri tarımsal ürün miktarı ile yakından ilişkilidir (Brown, 1973). Doğrudan tüketim; hasattan sonra ürünlerin olduğu gibi tüketilmesi, Dolaylı tüketim; hasat edilen ürünlerin teknolojik işlemlerle kaliteli ürünlere çevrildikten sonra tüketilmesidir.

37 37 Birim miktarda kaliteli ürün elde edilebilmesi için daha fazla miktarda hammadde kullanılacaktır. Aynı durum, hasat edilen ürün ya da ürünlerin hayvanlara yedirilmesiyle yüksek kaliteli hayvansal ürünlerin elde edilmesi de söz konusudur. Gelişmekte olan ülkelerde yılda kişi başına tüketilen tane ürünü miktarı 100 – 300 kg civarında olup, genellikle doğrudan tüketilmektedir. Gelişmiş ülkelerde yılda kişi başına tüketilen tane ürünü miktarı 450 – 900 kg arasında değişmekte ve önemli bir bölümü dolaylı olarak, kaliteli hayvansal ürünler ya da mamul maddeler halinde tüketilmektedir.

38 – 1975 yılları arasında dünya besin maddeleri artış hızı, gelişmiş ve gelişmekte olan ülkelerde benzer olup, bu oran % 2.8 kadardır (Walters, 1975). Gelişmiş ve gelişmekte olan ülkelerde besin maddeleri artışında görülen bu benzerlik, nüfus artış hızında çok farklı seyretmiştir. Gelişmiş ülkelerde nüfus artış hızı 1950 yılında % 1.3 iken, bu oran 1970 li yıllarda % 0.9’a düşerken, aynı yıllar da gelişmekte olan ülkelerde % 1.9’dan % 2.5’a çıkmıştır. Gelişmekte olan ülkelerde yılda kişi başına düşen ortalama ürün artış miktarı (% 0.4) tüm gelişen ülkelerde aynı oranda değildir. Birçok Afrika ve Asya ülkesinde bunun altında seyretmekte, Afrika ülkelerinin çoğunluğunda, 1961 yılından bu yana kişi başına düşen üretim miktarında geriye gidiş gözlenmektedir


"EKOLOJİ (2009-2010 Bahar Yarıyılı) Prof. Dr. Cemalettin Y. ÇİFTÇİ A.Ü. Ziraat Fakültesi Tarla Bitkileri Bölümü." indir ppt

Benzer bir sunumlar


Google Reklamları