Sunum yükleniyor. Lütfen bekleyiniz

Sunum yükleniyor. Lütfen bekleyiniz

MÜMTAZ TURHAN SERDAL ACAR SEYİT AHMET ŞİŞMAN. MÜMTAZ TURHAN 1908 tarihinde Erzurum’da doğdu. 1927 tarihinde Ankara Lisesi’ni bitirdikten sonra 1928-35.

Benzer bir sunumlar


... konulu sunumlar: "MÜMTAZ TURHAN SERDAL ACAR SEYİT AHMET ŞİŞMAN. MÜMTAZ TURHAN 1908 tarihinde Erzurum’da doğdu. 1927 tarihinde Ankara Lisesi’ni bitirdikten sonra 1928-35."— Sunum transkripti:

1 MÜMTAZ TURHAN SERDAL ACAR SEYİT AHMET ŞİŞMAN

2 MÜMTAZ TURHAN 1908 tarihinde Erzurum’da doğdu tarihinde Ankara Lisesi’ni bitirdikten sonra yılları arasında da Berlin ve Frankfurt Üniversiteleri’nde eğitim gördü. 1939’da İstanbul Üniversitesi’nde doçent olduktan sonra, 1944 yılında İngiltere’ye gitti.

3 Turhan, Almanya’daki eğitimi sırasında Wolfhang Köhler, Kurt Koffka gibi Gestalt psikoloji ekolünün kurucularını tanır ve onların görüşlerinden etkilenir.Ayrıca deneysel psikoloji doktora tezini yanında hazırladığı ve Gestalt’çı olan Wertheimer’in kişiliği de Turhan’ı etkilemiştir.

4 Mümtaz Turhan 1940’lı yıllarda kaleme aldığı Kültür Değişmeleri adlı eserinde bilimsel yöntemin ışığını Türkiye’nin son ikiyüzelli yıllık değişme macerasına çevirmiştir. Turhan’ın bu eserinden sonra yayınlanan kitapları, o bilimsel temel üzerindeki uygulama projeleri niteliğindedir.

5 Maarifimizin Ana Davaları ve Bazı Hal Çareleri, Garplılaşmanın Neresindeyiz?, Atatürk İlkeleri ve Kalkınma, Toprak Reformu ve Köy Kalkınması, Üniversite Problemi adlı kitapları Türk toplumunu sağlıksız değişmenin fırtınalı havasından kurtaracak ve düzenli gelişmenin emin iklimine kavuşturacak tedbirler ve projeler önermektedir.

6 GÖRÜŞLERİ Turhan batlılaşmayı bir milli eğitim davası olarak görür. Turhan’a göre batılılaşmanın yolu, bilim zihniyetinin ve bilim metodunun toplumun bütün işlevlerine sindirilmesinden geçiyorsa, bu yolu hazırlayacak olan ancak milli eğitimdir.

7 Milli eğitim, her türlü ilerlemenin temelidir. Bundan dolayı milli eğitim sistemine büyük bir görev ve ağır bir sorumluluk düşmektedir. Günümüzde dünyanın kaderini belirlemeye çalışan “ ilerlemiş” sayılan ülkeler bilimsel araştırmaları en üst düzeyde yürüterek sürekli bilgi üreten ve bu bilgileri teknolojiye dönüştüren ülkelerdir.

8 Bu durum karşısında bilim ve teknoloji kapasitemizi arttıracak önlemler almada eğitime büyük görevler düşmektedir. Milli eğitimin bu işi başaracak şekilde yapılandırılması şüphesiz bilim ve uzmanlık ister. Turhan’ın burada üzerinde ısrarla durduğu konu, uzmanların yetiştirilmesidir.

9 Mümtaz Turhan’a göre çağdaş bir millet olmamız için alınması gereken tedbirler şunlardır: A) Avrupa’ya ve Amerika’ya Öğrenci Gönderme: Avrupa'ya öğrenci gönderme tedbiri batılılaşma çabası kadar eskidir. Bu çabaya ilk olarak, III. Selim döneminde başlanmış; II. Mahmut ve Tanzimat döneminde bu faaliyetler hızlanmıştır.

10 Bu çabaların başarılı olabilmesi bazı şartların yerine getirilmesi gerekir. Bunlar: 1) Avrupa'ya öğrenci göndermenin hedefi belirlenmeli ve bu yönde plan yapılmalıdır. 2) Avrupa'ya gönderilen öğrencilerin tahsil planları ve rehberleri olmalıdır. 3) Her bilim branşı için belli sayıda öğrenci gönderelim ki döndüklerinde kendi branşlarında çalışabilsinler.

11 B) Araştırma Enstitüleri: Ülkede araştırma enstitüleri kurma fikri, az evvel bahsettiğimiz Avrupa’ya öğrenci gönderme tedbirlerini tamamlamak üzere onunla bir bütün teşkil eder. Bu sayede Avrupa’dan dönen gençler branşlarıyla ilgili olarak çalışmalar yapabilecektir.

12 Yukarıda anlatılan araştırma enstitüleri projesinin gerçekleşmesi, üniversitelerin ıslahı meselesini de çözüme kavuşturmuş olacaktır. Şimdiye kadar yapılan üniversite reformları bilimsel seviye yükselmesini sağlayamamıştır.

13 Bütün düzenlemeler, yeni kanun ve yönetmelikler hazırlanarak ama çoğunluğu bakımından eski elemanlarla yapılmıştır. Eski elemanların zihniyet ve alışkanlıkları daima değişikliklerin ruhunu bozmuştur. Yeni şekiller içinde eski zihniyet ve alışkanlıklar sürüp gitmiştir.

14 Sistemsiz bir şekilde, belirsiz zamanlarda, rasgele branşlarda yurt dışına gönderilen gençler çok iyi yetişmiş olsalar bile döndüklerinde eski zihniyet ve alışkanlıkların sürdüğü üniversite bölümlerinde yalnız kalmışlardır. Bu yüzden de gençler verimli olamamışlardır.

15 Esasen bu sorun üçyüz yıla yakın bir süredir devam eden batılılaşma çabalarının bir sonuç verememesinin temelindeki baş etkendir. Bütün girişimler, gerekli uzmanları yetiştirmeden kanun ve yönetmeliklerle şekil ve teşkilat olarak yeni kurumlar açmak suretiyle yapılmıştır.

16 Sonuçta hep başarısızlığa uğranılmış, işler dönüp dolaşıp yine eskisi gibi yapılır olmuş, yani hep bir kısır döngü içerisinde kalınmıştır. Turhan bu çabaları, “insan ruhunun dışında kalkınma olmaz” diyerek eleştirmiştir.

17 Turhan’ın araştırma enstitüleri projesi, mevcut üniversitelerin dışında, Batı’nın en yüksek bilim düzeyinde yeni bir zihniyete göre yetişmiş araştırıcı, orijinal düşünme kabiliyeti gelişmiş, uzmanlaşmış, verimli ve koordinasyonlu bir biçimde çalışmaya alışmış bilim adamlarından oluşan yepyeni kurumlarla ilgilidir.

18 “MAARİFİMİZİN ANA DAVALARI VE BAZI HAL ÇARELERİ”

19 Türk maarifi 2.Mahmud’a kadar şüphesiz bazı farklarla Çin tipi bir sistemi andırmaktadır. Enderun mektepleri, medreseler fonksiyon ve gaye itibariyle Çin mekteplerinden farklı değildir. Türk maarifi 2.Mahmud’a kadar şüphesiz bazı farklarla Çin tipi bir sistemi andırmaktadır. Enderun mektepleri, medreseler fonksiyon ve gaye itibariyle Çin mekteplerinden farklı değildir. Bu tarihten bilhassa Tanzimat’tan itibaren yapılan ilavelerse tamamıyla günlük ihtiyaçları karşılamak maksadıyla yapılmış eklemeler ve taklitlerden ibarettir. Bu tarihten bilhassa Tanzimat’tan itibaren yapılan ilavelerse tamamıyla günlük ihtiyaçları karşılamak maksadıyla yapılmış eklemeler ve taklitlerden ibarettir.

20 Cumhuriyet devrine kadar yapılan bütün ıslah hareketleri hep aynı karakteri taşımıştır. Cumhuriyet devrine kadar yapılan bütün ıslah hareketleri hep aynı karakteri taşımıştır. Ampirik bilgi ve zihniyetteki eğitimcilerin deneme ve yanılmaya; yani yapalım ne olacak, sonuç ne çıkacak gibi kör bir denemeye girişmeleri bugün işsizlik gibi çok derin bir buhrana yol açmıştır. Ampirik bilgi ve zihniyetteki eğitimcilerin deneme ve yanılmaya; yani yapalım ne olacak, sonuç ne çıkacak gibi kör bir denemeye girişmeleri bugün işsizlik gibi çok derin bir buhrana yol açmıştır.

21 Bilimsiz hiçbir işimiz gibi eğitim sorunlarının da halledilemeyeceğini, memleket içinde mümkün olmasa bile biran evvel dışarıda bilim adamı yetiştirmek gerektiğini belirtmektedir. Bilimsiz hiçbir işimiz gibi eğitim sorunlarının da halledilemeyeceğini, memleket içinde mümkün olmasa bile biran evvel dışarıda bilim adamı yetiştirmek gerektiğini belirtmektedir. Genel öğretim bir ülkenin medeniyet ve kültürünün sebebi olmaktan çok bir neticesidir. Genel öğretim bir ülkenin medeniyet ve kültürünün sebebi olmaktan çok bir neticesidir.

22 Memleketin bugünkü asıl derdi okuma yazma bilenlerin azlığından değil, aydınların iyi yetişmemiş olmasındandır. Memleketin bugünkü asıl derdi okuma yazma bilenlerin azlığından değil, aydınların iyi yetişmemiş olmasındandır. Genel öğretime karşı olmamakla birlikte ülkenin o günkü durumunun buna uygun olmadığını belirtmektedir. Genel öğretime karşı olmamakla birlikte ülkenin o günkü durumunun buna uygun olmadığını belirtmektedir.

23 Hedefsiz, gayesiz bir sistem içinde genel öğretim modasına tabi tutularak yetiştirilen bir aydın kitlesi de ülke kalkınmasının bir başlatıcısı değil onun ekonomik yıkılmasının bir sebebi olacaktır. Hedefsiz, gayesiz bir sistem içinde genel öğretim modasına tabi tutularak yetiştirilen bir aydın kitlesi de ülke kalkınmasının bir başlatıcısı değil onun ekonomik yıkılmasının bir sebebi olacaktır. İyi bir üniversiteniz yoksa liseyi düzeltemezsiniz. Lise demek öğretmen demektir. Onun yerini ne programla ne de müfredatla ne de iyi kitaplarla dolduramazsınız. Bu hüküm diğer tahsil kademeleri içinde aynen doğrudur. İyi bir üniversiteniz yoksa liseyi düzeltemezsiniz. Lise demek öğretmen demektir. Onun yerini ne programla ne de müfredatla ne de iyi kitaplarla dolduramazsınız. Bu hüküm diğer tahsil kademeleri içinde aynen doğrudur.

24 Yarım batılılaşmanın ülkede kültür ikiliğine sebep olduğunu, büyük şehirlerde yarı doğu yarı batı bir medeniyet olduğunu küçük şehir, kasaba ve köylerde Türk ve doğu medeniyetlerinin etkisi altında kalmış bir kültür ve medeniyet olduğunu belirtmiştir. Yarım batılılaşmanın ülkede kültür ikiliğine sebep olduğunu, büyük şehirlerde yarı doğu yarı batı bir medeniyet olduğunu küçük şehir, kasaba ve köylerde Türk ve doğu medeniyetlerinin etkisi altında kalmış bir kültür ve medeniyet olduğunu belirtmiştir.

25 Batıyla sırf şekil benzerliği altında, fakat herhangi bir hedeften mahrum, memleketin hakiki ihtiyaçlarından uzak bir maarif teşkilatı, gittikçe genişleyen tesisleriyle, boş dönen ve yalnız gürültü çıkaran bir çark halinde memleketin kesesinden çektiği muazzam paralarla sırf onun sırtından geçinen insanlar ortaya atmaktadır. Batıyla sırf şekil benzerliği altında, fakat herhangi bir hedeften mahrum, memleketin hakiki ihtiyaçlarından uzak bir maarif teşkilatı, gittikçe genişleyen tesisleriyle, boş dönen ve yalnız gürültü çıkaran bir çark halinde memleketin kesesinden çektiği muazzam paralarla sırf onun sırtından geçinen insanlar ortaya atmaktadır.

26 Bu durumdan kurtulmak için mevcut eğitim kurumlarının bir kısmının kapatılması, daimi bir kontrol altında bulunmak şartıyla Avrupa’ya çok sayıda öğrenci gönderilmesi gerekmektedir. Bu durumdan kurtulmak için mevcut eğitim kurumlarının bir kısmının kapatılması, daimi bir kontrol altında bulunmak şartıyla Avrupa’ya çok sayıda öğrenci gönderilmesi gerekmektedir.

27 Milli Eğitim Teşkilatı Kanunu tasarısına rağmen maarifin görünen ve şekli bazı değişikliklerle beraber ruh ve anlam itibariyle eskinin bir devamı veya aynısı olduğu görülür. Milli Eğitim Teşkilatı Kanunu tasarısına rağmen maarifin görünen ve şekli bazı değişikliklerle beraber ruh ve anlam itibariyle eskinin bir devamı veya aynısı olduğu görülür. Öğretimin amacının, okumak isteyen çocuğu zekası ve kabiliyeti doğrultusunda memlekete faydalı bir ilim ve ihtisas adamı olarak yetiştirmek olduğunu, okumak istemeyen yeterince zekası ve kabiliyeti olmayan çocuğu da ona ve kendimize işkence eder gibi zorla okutulmaması olduğunu belirtmektedir. Öğretimin amacının, okumak isteyen çocuğu zekası ve kabiliyeti doğrultusunda memlekete faydalı bir ilim ve ihtisas adamı olarak yetiştirmek olduğunu, okumak istemeyen yeterince zekası ve kabiliyeti olmayan çocuğu da ona ve kendimize işkence eder gibi zorla okutulmaması olduğunu belirtmektedir.

28 Memleketin ilim adamı gibi her sahaya ait ustaya, ustabaşına, teknisyene ihtiyacı vardır. Memleketin ilim adamı gibi her sahaya ait ustaya, ustabaşına, teknisyene ihtiyacı vardır.

29 Öğretimde önemli ve esas olan, bilginin bizzat kendisi, miktarı olamayıp onun ruhsal gelişme ve fikir geleneğinde oynadığı roldür. Öğretimde önemli ve esas olan, bilginin bizzat kendisi, miktarı olamayıp onun ruhsal gelişme ve fikir geleneğinde oynadığı roldür. Bu itibarla genç yaşlarda ihmal edilip telafi olunamayan, bizzat bilginin kendisi olmayıp onun vasıtasıyla elde edilmesi lazım gelen zihni formasyon, fikri tekamül ve zekanın inkişafıdır. Bu itibarla genç yaşlarda ihmal edilip telafi olunamayan, bizzat bilginin kendisi olmayıp onun vasıtasıyla elde edilmesi lazım gelen zihni formasyon, fikri tekamül ve zekanın inkişafıdır.


"MÜMTAZ TURHAN SERDAL ACAR SEYİT AHMET ŞİŞMAN. MÜMTAZ TURHAN 1908 tarihinde Erzurum’da doğdu. 1927 tarihinde Ankara Lisesi’ni bitirdikten sonra 1928-35." indir ppt

Benzer bir sunumlar


Google Reklamları