Sunum yükleniyor. Lütfen bekleyiniz

Sunum yükleniyor. Lütfen bekleyiniz

GALATA GEZ İ S İ. Bugün bitanecik arkadaşım Büşra ile birlikte gezi yazısı ödevimiz için Galata Kulesi’nin çevresini gezmeye karar verdik. İkimiz de kuleye.

Benzer bir sunumlar


... konulu sunumlar: "GALATA GEZ İ S İ. Bugün bitanecik arkadaşım Büşra ile birlikte gezi yazısı ödevimiz için Galata Kulesi’nin çevresini gezmeye karar verdik. İkimiz de kuleye."— Sunum transkripti:

1 GALATA GEZ İ S İ

2 Bugün bitanecik arkadaşım Büşra ile birlikte gezi yazısı ödevimiz için Galata Kulesi’nin çevresini gezmeye karar verdik. İkimiz de kuleye daha önce ayrı ayrı gelmiştik. Fakat bu gezimize öncü olan Ebru Hoca’nın kuleden ziyade sokakları gezmemizi istediğini öğrenince gezimizi yineleme kararı aldık. Okul çıkışı Hasköy’den bindiğimiz otobüsle vardık gideceğimiz yere. Yürüme mesafesini kat ederken günlerdir tutmaya çalıştığımız diyet bu sefer benim sayemde bozulmuştu. Yemeğimizi yer yemez zaman kaybetmemek için başladık kulenin sokaklarında gezmeye.

3

4 Galata camileri, kiliseleri, butikleri, kafeleri ve birbirinden tatlı seyyar satıcılarıyla şehrin kalp atışını hissedebileceğimiz tarihi bir semt olarak çıkmıştı karşımıza. Burayı gezmeye gelen yerli, yabancı herkesi büyülüyordu. Biz gezimize Komando Merdivenlerinden başlamak istedik. Komando Merdivenleri Voyvoda Caddesi ile Banker Sokağını birleştiriyordu. Ne kadar güzel bir yapı olduğu konusunda hemfikirdik. Gezdiğimiz yerler arasında en sevdiğimiz yerlerin başında geliyordu burası. Herkes deli gibi fotoğraf çekiyor, çekiniyordu. Tabi biz de bu kervanın birer üyesiydik.

5

6 Fotoğraf çekinirken merdivenlerden geçen ne olduğu belli olmayan serseri kılıklı birisi Büşra ile benim beraber fotoğrafımızı çekme teklifinde bulundu. Uygun bir dille gerek olmadığını söyledim. Israr etti ama izin vermedik. Belki de ısrarından dolayı tedirgin olmuştuk. Neler duyuyorduk sonuçta tedirgin olmamız gayet normaldi. O sırada yaşlı, tonton, oldukça tatlı bir dede kendisinin de fotoğrafını çekmemizi istedi. Biz de bu tonton dedeyi kırmamak için çektik fotoğrafını. Daha sonra yoluna devam etti.

7 Biz fotoğraf çekinmeye devam ederken merdivenlerden geçen bir gencin laf atması üzerine bir kez daha sinirlerimiz bozulmuştu. O sırada gayet düzgün yirmili yaşlarda bir genç aldırmayın dengesiz bunlar dedi. Konuşmasından, ses tonundan düzgün birisi olduğunu anlamıştık. Büşra ile benim birkaç fotoğrafımızı çekti. Adı İbrahim’di. Az yukarıdaki Ege Eczanesi’nde çalışıyormuş. Ödevimiz olduğu için buraları gezmeye geldiğimizi söyledik. O da yardımcı olmak amaçlı bizi terkedilmiş üzerinde graffitilerin olduğu harabe bir binaya getirdi. Aslında içine girecektik ama içeride bir çalışma olduğunu ve bu çalışmanın yaklaşık bir saat süreceğini söylediler. Bizde bu süre zarfında gezimize başlamadan önce araştırma yaptığımız yerleri gezmeye karar verdik. Gezeceğimiz yerleri tamamladıktan sonra buraya geri dönüp bu binanın terasına çıkacaktık.

8 Şimdilik ayrılmıştık oradan. Sıra etrafında çok fazla olayların görüldüğünü öğrendiğimiz Doğan Apartmanı’ndaydı. Bu büyük ve sarı binanın yapımı tamı tamına 20 yıl sürmüş. 20 yıl kadar uzun bir zaman sürdüğünü öğrenince biraz şaşırmıştık fakat daha sonra ortaya böylesine muazzam, büyük ve oldukça güzel bir yapı çıktığını görünce hakta vermiştik doğrusu. Doğan Apartmanı Beyoğlu'nda Serdar-ı Ekrem sokağında 1895 yılında yapılan İtalyan Mimari tarzında bir binadır. Şu anki ismini o zamanki sahibi Kazım Taşkent'in İsviçre'de dağda kayak yaparken ölen (Doğan Kardeş) oğlundan almış.

9 Ayrıca yaptığım araştırmalara göre bu apartmanda Okan Bayülgen’in üç, Tarkan ve Sezen Aksu’nun da birer dairesi olduğunu ve Okan Bayülgen’in belli bir süre burada yöneticilik yaptığını öğrendim. Özellikle sanatçıların büyük ilgi gösterdiği Doğan Apartmanı, Şener Şen ile Uğur Yücel’in başrol oynadığı “Muhsin Bey” filmine de ev sahipliği yapmış.

10

11 Bu yol üzerinden devam ederken vitrininde Osmanlı kıyafetlerinin bulunduğu bir dükkan dikkatimizi çekti. Vitrinine bakınırken içeriden genç bir kadın yanımıza geldi. Bize yardımcı olmak istedi. Biz de ödev icabı buraları gezmemiz gerektiğini içeri girip birkaç fotoğraf alabilmeyi rica ettik ve ricamızın kabulü üzerine içeri girdik. Burası GİYÇEK Nostalji Fotoğraf Stüdyosu imiş. Girişi iki odalıydı. Bizi girişte cam bir sehpa ve karşımızda eski bir gelinlikle damatlık kıyafetler karşılamıştı. Cam sehpanın üzerinde duran kırmızı fesi alıp sırayla birbirimizi çekerken genç kadın bize bir de kahverengi tonlarında tülleri aşağı kadar uzanan bir fes daha getirmişti. Birbirimizi tek tek çektikten sonra ricamız üzerine genç kadın Büşra ile beni aynı kareye sığdırmıştı.

12

13 Oldukça değişik bir havaya sahip olan bu stüdyo hayatınızın rutin koşturmacasının dışına çıkıp, birbirinden güzel Osmanlı dönemi kostümleriyle unutulmaz bir deneyim yaşamaya davet ediyor herkesi. Stüdyoya gelip, Osmanlı İmparatorluğu ‘nun heybetli Padişahı, hanedanın yüksek rütbeli Paşası, saraylı bir Hanımefendi, keyf-i sefa içinde haremin güzeller güzeli Cariyesi, isyankar ruhlu bir Külhanbeyi ya da gözüpek bir Yeniçeri kılığına girmek oldukça mümkün. Biz bu stüdyoyuda, içeri girer girmez bizi eskilere götüren o havayı da çok sevmiştik. Şahsen bir daha ki sefere herkesi toplayıp burada toplu bir fotoğraf çekinmenin planlarını yaparak ayrılmıştım bu stüdyodan.

14

15 Bu yol üzerinde yürürken yeşillikler içinde bir bahçedeki masanın etrafındaki rengarenk sandalyeler dikkatimizi çekti. Buraya girip buranın güzelliğinden de faydalanıp birkaç fotoğraf çekinmek istedik. Ağaçlar, yeşillikler, çimenler ve sandalyelerin rengarenk oluşu insanın içindeki doğa aşkını kabartıyordu doğrusu. Bu renk karmaşası huzurumuzu artırmıştı. Saatlerce kalabilirdim burada. Fakat daha gezecek çok yerimiz olduğunu düşünüp ayrılmıştık buradan da.

16

17 Derken sol tarafta eski harabe bir bina görmüştük. İçine girememiştik ama oldukça hoş duruyordu.

18 Gezerken bir kilise çıkmıştı karşımıza. Adının ne olduğu yazmıyordu burada ya da biz görememiştik. Yoldan geçen birisine sorduk. Bize Kırım Kilisesi olduğunu söyledi. Kırım Kilisesi 1868 yılında İngilizlerin Kırım Savaşının ardından bu olayların anısına yaptırmış olduğu bir kiliseymiş. İçeri girmek istesekte giriş kapısını bulamadığımızdan dolayı girememiştik, galiba kapalıydı. Dışarıdan birkaç fotoğraf çektikten sonra Galata’nın tarih kokan sokaklarına attık yine kendimizi.

19 Buraları gezerken kulenin olduğu yere kaç kere geldiğimizi sayamamıştık artık. Gezeceğimiz yerler bitmişti. İbrahim’i bulma vaktiydi şimdi. Camekan Sokağı’ndan Ege Eczanesi’nin oraya doğru ilerledik. İbrahim’ide aldıktan sonra duvarlarında graffitilerin olduğu bu binaya girdik. Işıkları bozuktu oldukça harabe olan bu binanın. Kırık, eski çerçeveli pencerelerinden içeri giren güneş ışıklarıyla aydınlanmıştı ortalık bir kat çıktığımızda. Her katında farklı farklı graffitiler vardı. Hemen hemen hepsinde fotoğraf çekinerek ölümsüzleştirmiştik bu güzel anlarımızı.

20

21 Ayrıca geçtiğimiz dönemin gözde dizisi olan Suskunlar’ın birkaç bölümünün de bu harabe binada çekildiğini öğrendik. Kırmızı bir buzdolabı ve bu diziye ait yazılan bir not bulunuyordu burada.

22 Camdan bakıldığında görünen manzara katları çıktıkça güzelleşiyordu. Altı ya da yedinci katın sonunda terasa ulaşmıştık. Manzara o kadar güzeldi ki zaman dursun istedim o an. Hava aydınlıktı. Güneş aşağıya doğru süzülüyordu. Deniz, gemiler ve sürü halinde birbirleriyle dans edercesine uçuşan kuşlar insanın içini huzurla dolduruyordu resmen. Tarifi anlatılmaz bu görüntü aslında içimizden hiç gitmeyen ama bir anlık görüntüyü izlemeye daldığımız için unuttuğumuz fotoğraf çekinme aşkını içimizde yeniden doğurmuştu. Deli gibi bir sürü fotoğraf çekinip bu manzaranın keyfini çıkarmaya bakmıştık.

23

24 Eline kahveni alıp çıkıp oturacaksın burada. Dinleyeceksin kafanı bir güzel. Tüm derdini, kederini unutup bir köşeye atacaksın. Bakacaksın şu Yeditepe İstanbul’a en tepelerden. Huzura bu kadar yakın hissedeceksin kendini. Hatta hissetmekle kalmayacak yaşayacaksın o anı. Durdurmak isteyeceksin zamanı. Hayatın bütün yorgunluğunu gerilerde bırakacaksın. Her şeyin ne kadar boş olduğunu anlayacaksın. Öylece oturup izleyeceksin işte. Bin bir türlü işlerin döndüğü bu şehri uzaklardan bir de sen izleyeceksin. Belki sandalyem, kahvem ve oturup düşünmeye çok fırsatım olmadı ama huzuru bulduğuma emin olabilirsiniz.

25 Uzun süre burada durup etrafa bakındık. Burası gerçekten harika bir yerdi. Tüm yaşanılmazlıklarına rağmen en güzel şehir İstanbul’dur diye boşuna denilmiyor. Herkesin mutlaka gelip gezmesi, bu güzellikleri mutlaka görmesi gerekir bence.

26

27 Günümüz fazlasıyla güzel geçmişti. Oldukça da şanslıydık. İbrahim’i bize Allah göndermişti resmen. O olmasaydı o harabe binanın güzelim manzarasından mahrum kalırdık. Ama böyle bir günü geçirmemizdeki en büyük etken Ebru hocamızdı. Onun verdiği bu ödev sayesinde en azından bir günlüğüne tüm stresimizi atıp asla unutamayacağımız böylesine güzel bir gün geçirme fırsatı yakalamıştık…


"GALATA GEZ İ S İ. Bugün bitanecik arkadaşım Büşra ile birlikte gezi yazısı ödevimiz için Galata Kulesi’nin çevresini gezmeye karar verdik. İkimiz de kuleye." indir ppt

Benzer bir sunumlar


Google Reklamları