Sunum yükleniyor. Lütfen bekleyiniz

Sunum yükleniyor. Lütfen bekleyiniz

SINAV KAYGISI VE SINAVA HAZIRLIĞIN SON DÖNEMLERİNDE VELİLERE ÖNERİLER.

Benzer bir sunumlar


... konulu sunumlar: "SINAV KAYGISI VE SINAVA HAZIRLIĞIN SON DÖNEMLERİNDE VELİLERE ÖNERİLER."— Sunum transkripti:

1

2 SINAV KAYGISI VE SINAVA HAZIRLIĞIN SON DÖNEMLERİNDE VELİLERE ÖNERİLER

3 KAYGI NEDİR? İnsanoğlunun yaşadığı en doğal ve varoluşundaki en temel duygulardan biridir. Kaygı, insanın kaynağı belirsiz bir uyaranla karşılaştığında yaşadığı (üzüntü,endişe ve sıkıntı gibi) bedensel,zihinsel ve duygusal değişimlere neden olan uyarılmışlık haline denir.

4 SINAV KAYGISI NEDİR? KAYGININ ÖZEL BİR TÜRÜDÜR. Öğrenilen bilginin sınav sırasında etkili bir biçimde kullanılmasına engel olan ve başarının düşmesine yol açan yoğun gerilime denir.Yüksek kaygı verimli çalışmayı, öğrenmeyi,hatırlamayı, ve problem çözmeyi güçleştirdiğinden öğrenme hızını düşürür.Aslında kaygı tamamen de kötü bir psikolojik durum değildir.Belli düzeyde kaygı öğrenmeyi olumlu etkiler.Aşırı olmadığı sürece kaygı olumlu yönde güdüleyip başarıyı yükseltir.

5 SINAV KAYGISININ BELİRTİLERİ FİZYOLOJİK BELİRTİLERİ: Kalp atışlarında hızlanma, çarpıntı,nefes darlığı, Gerginlik ve sinirlilik hali, terleme,mide şikayetleri Telaş, şaşkınlık,baş ağrısı,huzursuz uyku,kabus görme, Adale kasılmaları,yorgunluk hissetme gibi şikayetler. PSİKOLOJİK BELİRTİLERİ: Endişe,huzursuzluk,öfke ve kızgınlık,korku,umutsuzluk, Utanma,tedirginlik,mutsuzluk,Çaresizlik Güvensizlik,düş kırıklığı,hiçbir işe dikkatini verememe ve bir işini bitirmeden diğerine başlama

6 ZİHİNSEL BELİRTİLERİ: Unutkanlık, Felaket yorumları içeren tüm inanç ve düşünceler Sınav sorularını okuyup anlamada, düşünceleri organize etmede, anahtar kelimeleri ve konuları hatırlamada güçlük çekme, DAVRANIŞSAL BELİRTİLERİ: Kaçma (Ders çalışmayı bırakma,sınavı yarıda bırakma) Kaçınma (Ders çalışmayı erteleme,sınava girmeme)

7 SINAV KAYGISININ NEDENLERİ: Programlı çalışmama,tekrar yapmama, Akılcı ve gerçekçi olmayan olumsuz düşünceler ve duygular, Başaramama korkusu, Zamanı verimli kullanamama, Mükemmeliyetçi yaklaşım, Aile ve sosyal çevrenin yüksek beklenti düzeyi, Fizyolojik ihtiyaçların karşılanmaması (uykusuzluk yorgunluk,beslenme) Görev ve sorumlulukları erteleme,

8 Sınav Kaygısına yönelik okulda yapılacak çalışmalar Sınav kaygısının öncelikle tespit edilmesi amacıyla önümüzdeki haftalarda test uygulanacak ve testin sonuçlarına göre öğrencilerle görüşme yapılacak ve bu görüşme sonuçlarına göre gerek görüldüğü takdirde sınav kaygısı grup çalışması veya bireysel olarak çalışma yapılacaktır.Bunun daha yoğun ve şiddetli yaşayan öğrencilerin aileleri ile görüşülerek daha farklı çözüm yolları izlenecektir.

9 ÇOCUĞUN KAYGISINI AZALTMAYA YÖNELİK AİLELERE ÖNERİLER

10 Kaygı bulaşıcı bir duygudur.Çocuğunuzun geleceği konusundaki endişeleriniz çocuğunuza yansır. Çevresindeki kaygılı insanların varlığıyla özdeşim kurması sonucu kaygısı artmaktadır. Bu nedenle öncelikle aileler kaygılarını azaltmaya çalışmalıdırlar.

11 Yoğun kaygı yaşayan kişiler geleceği düşünmekten bugünü kullanamazlar. Sizin sınav sonucu ile aşırı meşgul olmanız, çocuğunuzun da bu yönde meşguliyetini arttıracaktır. Çocuğunuza yardımcı olmak için çocuğunuzun bugünkü yaptıkları ile ilgilenebilirsiniz.

12 Beden dili ve ses tonu ile verdiğiniz mesajlara dikkat edin. Sözlerini, beden dili ve ses tonları desteklemiyorsa yani ağızlarından çıkan ile bedenlerinin söylediği çelişiyorsa öğrenci daha çok beden diline dikkat edecektir.

13 En az şu kadar net yapmalısın. ‘’Kimya ve biyolojiden ful yapmalısın.’’ Başarılı olmalısın.’’ Kendini dersine vermelisin. ’’ Bu yıl mutlaka kazanmalısın’’ vb. türünden zorunluluk ifade eden cümleler öğrencinin kaygısının artmasına neden olmaktadır. Bu tür zorunluluk ifade eden sözleri mümkün olduğunca az kullanmaya çalışın.

14 Çocuklarınıza tekrar tekrar ders çalış demeyin. Sorumluluğunu bilen ve sınavlara hazırlanan öğrenciler için ailelerin uyarılarına ihtiyaç yoktur. Bazı öğrenciler bu nedenle kendisi için değil ailesi için ders çalışması gerektiği düşüncesine kapılıp daha yoğun kaygı hissedebilir. Ya da ailesine tepki göstererek ders çalışmayı aksatabilir.

15 Negatif motivasyondan uzak durun. Bazı anne babalar çocuklarının motivasyonunu artırmak için; “bu gidişle sen asla kazanamazsın”, “yata yata sınav kazanılmaz” “bu kadar çalışmayla kazanamazsın“, “bu kafayla gidersen zor kazanırsın" gibi sözler söylerler.

16 Gereğinden fazla fedakarlıktan kaçının ve bunları hatırlatmayın. Örneğin bir yıl boyunca eve misafir çağırmamak, evde televizyonu açmamak gibi. Öğrenci bu durumu ailemin bu fedakarlıklarına yanıt vermek zorundayım biçiminde düşünerek daha fazla kaygılanabilir. Bu fedakarlıkların sürekli hatırlatılması öğrenciyi ders çalışamaz hale getirir.

17 * Çocuğu sınavlara hazırlanan bazı aileler kendi yaşamlarını bir kenara bırakarak çocukları için uğraşmaya başlamaktadırlar. Kendi hayatınızı unutmayın. Örneğin, çocuğuna daha fazla yardımcı olmak için annenin işinden ayrılması, annenin çocuğunu sınav salonlarının kapısında beklemesi.

18 * Çocuğunuzdan beklentilerinizde gerçekçi olmaya çalışın. *Her anne baba çocuğunun özel olduğunu düşünür. Objektif bakıldığında belli alanlarda kuvvetli yönleri olabileceği gibi belli alanlarda da zayıf özellikleri olabilir. * Beklentileriniz ile çocuğunuzun yapabilecekleri birbiriyle uyumlu olursa çocuğunuz daha az kaygı yaşayabilir.

19 Bu zor dönemde çocuklarınıza anlayışlı ve destekleyici davranın. Sınav yaklaştıkça anne ve babaların stresi artar.”acaba çocuğum sınavı kazanacak mı? Kazanamazsa mahvoluruz “şeklinde düşüncelere kapılırlar.Kaygının yoğunlaşması ile birlikte çocuklarınız kendilerini daha çaresiz ve çözümsüz hissedebilirler. Daha önceden kızmadıkları şeylere şimdilerde daha sert tepkiler gösterebilirler.

20 Çocuğunuzu hiçbir zaman başka çocuklarla kıyaslamayın. " Dayının kızı fen lisesine girdi, sen de oraya girmelisin“, "Teyzenin kızı anadolu lisesini kazandı, havasından yanına varılmıyor, aman bizi mahcup etme." vb. türünden yaklaşımlar çocuğunuza zarar verebilir.

21 * Çocuğa, sınavların onun kişiliğini değerlendiren bir ölçü olmadığı, kazanmak kadar kaybetmenin de hayatın bir parçası olduğu, hayatın sonu olmadığı anlatılmalıdır.

22 * Çocuğunuzu taktir edin. Çocuğunuzun, sürekli olumsuz yanlarını, yapamadıklarını vurgulamak yerine, olumlu yanlarını görmek onun kendisine olumlu bakmasını kolaylaştırır. * Sık sık eleştirmek yerine, geçmişteki başarılarını onaylayın. Olumlu yanlarını ve çabalarını tespit ederek övün.

23 İyinin düşmanı mükemmeldir.Sizin beklentileriniz; çocuğunuzun mükemmel olması olabilir. Ancak bu, iyiye sevinip mutlu olmanıza engel olmamalıdır. Öğrenci bir dönem okulda takdirname almamış olabilir ama bu onu aldığı teşekkür belgesinden dolayı tebrik etmeniz için bir engel değildir. Bu onu daha başarılı olma konusunda motive eder.

24 Çocuk, söylediği veya hissettiği şeyler için sorgulanmamalı “ bu şekilde hissetmemelisin” diyerek duyguları düzeltilmeye çalışılmamalıdır. ‘’Anne kazanamayacağım diye endişeleniyorum.’’ ‘’Kızım öyle düşünmemelisin, boşver ne var endişelenecek.’’

25 Öğrenci sınavda başarılı olamazsa yaşayacağı durumu bir ceza gibi göstermeyin. "Eğer kazanamazsan, falan okula gidersin." gibi sözler onun gideceği okulu, yapacağı işi sevmesine imkan bırakmaz. Çocuğun eğitim alabilmesi ve yararlanabilmesi ancak okulunu ve eğitimi sevmesiyle mümkündür.

26 Birbirinize bağlılığın amaç, sınavın araç olduğunu unutmayın. Çocuğunuzun ders çalışması ve sınavda başarılı olması uğruna onunla ilişkilerinizi tehlikeye atmayın. Çocuğunuzun başarısı için maddi-manevi fedakarlık yaptığınız doğrudur.Karşılık beklemek de en doğal hakkınızdır. Çocuğunuz, gayret sarf ettiği halde eğer sonuç istediğiniz gibi değilse, elinden gelenin o kadar olduğunu kabullenin.

27 Çocuğun değerini sınavdaki başarısıyla eş tutmak, sonuçlarla ilgili olarak korkutmak, tehdit etmek, "sen hele bir kazanama, o zaman görüşürüz" ya da, ‘’aile dostlarımızın hepsine rezil oluruz" gibi ifadeler gencin motivasyonunu değil kaygısını arttırır. Çocuk, ailesinin ve başkalarının gözünde kendisinin değil, sınavdaki başarısının önemli olduğunu düşünür ve sınava gerçek dışı bir anlam yükler.

28 “Sen bizim evladımızsın. Seni seviyoruz ve hep seveceğiz.” şeklinde açıklamalar yaparak öğrenci rahatlatılmalıdır. Öğrenci, ailesinin sevgisini kazanmak için özel bir gayret sarf etmek zorunda olmadığını anlayacaktır. Bu rahatlama, öğrencinin sınavda daha iyi performans göstermesini sağlayacaktır.

29 Sınavlar sadece birer fırsattır. Bu fırsatların bir şekilde telafisi vardır. Aile, öğrenciye sınavın bir ölüm-kalım meselesi olmadığını, yararlanılması gereken bir fırsat olduğunu, bu fırsat kaçırılsa bile hayatta başka fırsatların onu beklediğini, bir kapı kapanırsa başka bir kapının açılacağını anlatmalıdır. Öğrencinin de yapacağı, iyi niyetle ve elinden geldiğince sağlanan imkanları sınavlara hazırlık adına değerlendirmesidir.

30 LAO TZU’NUN ÖYKÜSÜ Öykümüz ünlü Çin düşünürü, Taoizm'in iki kurucusundan biri olan Lao Çu'nun (Lao Tzu) devrinde geçer. Lao Çu bu öyküyü çok sever, sık sık anlatırmış. Efendim köyde yaşlı bir adam varmış. Çok fakir. Ama imparator bile onu kıskanırmış.. Öyle dillere destan beyaz bir atı varmış ki.. İmparator at için ihtiyara neredeyse hazinesinin tamamını teklif etmiş, ama adam satmaya yanaşmamış. "Bu at, bir at değil benim için.. Bir dost.. İnsan dostunu satar mı?" dermiş hep.. Bir sabah kalkmışlar ki, at yok.. Köylüler ihtiyarın başına toplanmış.. " Bu atı sana bırakmayacakları, çalacakları belliydi. İmparatora satsaydın, ömrünün sonuna kadar beyler gibi yaşardın. Şimdi ne paran var, ne de atın" demişler.. İhtiyar, "karar vermek için acele etmeyin" demiş.. Sadece 'at kayıp' deyin. Çünkü gerçek bu.. Ondan ötesi sizin yorumunuz ve verdiğiniz karar. Atımın kaybolması bir talihsizlik mi, yoksa bir şans mı, bunu henüz bilmiyoruz. Çünkü bu olay henüz bir başlangıç. Arkasının nasıl geleceğini kimse bilemez.." Köylüler ihtiyara kahkahalarla gülmüşler. Ama aradan iki hafta geçmeden, at bir gece ansızın dönmüş.. Meğer çalınmamış, dağlara gitmiş kendi başına. Dönerken de, vadideki 12 vahşi atı peşine takıp getirmiş. Köylüler, ihtiyar adamın etrafına toplanıp özür dilemişler.. "Sen haklı çıktın.. Atının kaybolması bir talihsizlik değil, adeta bir devlet kuşu oldu senin için.. Şimdi bir at sürün var.."

31 "Karar vermek için gene acele ediyorsunuz" demiş ihtiyar. Sadece atın geri döndüğünü söyleyin. Bilinen gerçek sadece bu. Ondan ötesinin ne getireceğini henüz bilmiyoruz. Bu daha başlangıç.. Birinci cümlenin ilk kelimesini okur okumaz kitap hakkında nasıl fikir yürütebilirsiniz?.." Köylüler bu defa ihtiyarla dalga geçmemişler açıktan ama, içlerinden "bu adam aptal " diye düşünmüşler.. Bir hafta geçmeden, vahşi atları terbiye etmeye çalışan ihtiyarın tek oğlu attan düşmüş ve ayağını kırmış. Evin geçimini temin eden oğul şimdi uzun zaman yatakta kalacakmış. Köylüler gene gelmişler ihtiyara.. "Bir kez daha haklı çıktın" demişler. "Bu atlar yüzünden tek oğlun uzun süre yürüyemeyecek. Sana bakacak başkası da yok.. Şimdi eskisinden daha fakir, daha zavallı olacaksın" demişler. İhtiyar "Siz erken karar verme hastalığına tutulmuşsunuz" diye cevap vermiş. "O kadar acele etmeyin. Oğlum bacağını kırdı. Gerçek bu.. Ötesi sizin verdiğiniz karar.. Ama acaba ne kadar doğru.. Hayat böyle küçük parçalar halinde ilerler ve ondan sonra neler olacağı size asla bildirilmez.." Birkaç hafta sonra, düşmanlar kat kat büyük bir ordu ile saldırmış. İmparator son bir ümitle eli silah tutan bütün gençleri askere çağırmış. Köye gelen görevliler, ihtiyarın kırık bacaklı oğlu dışında bütün gençleri askere almışlar. Köyü matem sarmış. Çünkü savaşın kazanılmasına imkan yok gibiymiş; giden gençlerin ya öleceğini ya esir düşüp köle diye satılacağını herkes adeta biliyormuş.

32 Köylüler, gene ihtiyara gelmişler.. "Gene haklı olduğun kanıtlandı" demişler. "Oğlunun bacağı kırık, ama hiç değilse yanında. Oysa bizimkiler belki asla köye dönemeyecekler. Oğlunun bacağının kırılması talihsizlik değil, şansmış meğer.." "Siz erken karar vermeye devam edin" demiş, ihtiyar.. Oysa ne olacağını kimseler bilemez. Bilinen bir tek gerçek var. Benim oğlum yanımda, sizinkiler askerde.. Ama bunların hangisinin talih, hangisinin talihsizlik olduğunu bilmiyoruz." Bir yol biter yenisi başlar. Lao Tzu, öyküsünü şu nasihatle tamamlarmış, etrafına anlattığında: "Acele karar vermeyin. O zaman sizin de herkesten farkınız kalmaz. Hayatın küçük bir parçasına bakıp tamamı hakkında karar vermekten kaçının. İlk bakışta olumsuz kötü gibi görünen kimi durumlar, insanlar için çok güzel fırsatlara dönüşebilir. Yolculuk asla sona ermez. Bir yol biterken, yenisi başlar. Bir kapı kapanırken, bir başkası açılır.

33 BEYOĞLU ANADOLULİSESİ ÖĞRETMENLERİ OLARAK TÜM ÖĞRENCİLERİMİZE BAŞARILAR DİLİYOR


"SINAV KAYGISI VE SINAVA HAZIRLIĞIN SON DÖNEMLERİNDE VELİLERE ÖNERİLER." indir ppt

Benzer bir sunumlar


Google Reklamları