Sunum yükleniyor. Lütfen bekleyiniz

Sunum yükleniyor. Lütfen bekleyiniz

Lozan Antlaşması (24 Temmuz 1923) Konferansı toplayan devletler: İngiltere, Fransa, İtalya, Japonya. Bütün görüşmelere davet edilen devletler: Türkiye,

Benzer bir sunumlar


... konulu sunumlar: "Lozan Antlaşması (24 Temmuz 1923) Konferansı toplayan devletler: İngiltere, Fransa, İtalya, Japonya. Bütün görüşmelere davet edilen devletler: Türkiye,"— Sunum transkripti:

1 Lozan Antlaşması (24 Temmuz 1923) Konferansı toplayan devletler: İngiltere, Fransa, İtalya, Japonya. Bütün görüşmelere davet edilen devletler: Türkiye, Yunanistan, Romanya, Yugoslavya, ABD (Gözlemci) Boğazlar için katılan; Rusya ve Bulgaristan Ticari konular için; Belçika ve Portekiz. İtlaf devletleri Türk tarafını kendilerine karşı mağlup gösterip ayrıcalık kazanmak istiyordu. Türk tarafını İsmet Paşa temsil etmiştir. (Mudanya’daki başarısı bunda etkili olmuştur) Türk tarafının taviz vermeyeceği konular: Kapitülasyonlar, Ermenistan, Türk ordusuna sınırlama getirilmemesi.

2 Lozan’da Görüşülen Konular Sınırlar: Yunan sınırı: Mudanya’ya göre Meriç Nehri sınır kabul edilmiş, Karaağaç savaş tazminatı olarak Türkiye’ye verilecek. Suriye sınırı: Ankara antlaşması sınırı aynen kabul edildi. Irak sınırı: Musul, Kerkük ve Süleymaniye konusunda İngiltere ile tartışma çıkmış, bu konu iki ülke arasında çözülmek üzere karara bağlanmıştır. Adalar: İmroz, Bozcaada ve Tavşanlı Türkiye’ye Oniki Ada İtalya’ya diğer adalar Yunanistan’a bırakıldı. Bulgaristan Sınırı: İstanbul antlaşmasına göre Meriç nehrine kadar olan kısım sınır kabul edilmiştir.

3 Borçlar ve Savaş Tazminatı: Borçlar ve Savaş Tazminatı: Osmanlı Devleti’nin savaş boyunca aldığı borçlar Osmanlı’dan ayrılan devletlere eşit şekilde bölüştürüldü. Osmanlı’ya kalan borcun 10 yıl içinde Frank veya Lira olarak ödenmesi kararlaştırıldı. Kapitülasyonlar: Kapitülasyonlar: Kapitülasyonlar kaldırılmıştır. (Ekonomik bağımsızlık yönünde en önemli adımdır) Boğazlar: Boğazlar: Milletler cemiyetinin gözetiminde başkanı Türk olan bir komisyon tarafından idare edilecektir. (Bu durum Milli egemenliğe aykırıdır). Türkiye’nin tarafsız olduğu savaş durumunda ticaret gemileri serbestçe, Türkiye’nin düşmanı olmayan savaş gemileri ise belli şartlarda geçebilecek, Türkiye’nin müdahil olduğu savaşta ise askeri gemiler engellenebilecektir.

4 Patrikhane: Patrikhane: Yalnızca dini meselelerle ilgilenmek kaydıyla İstanbul’da kalmasına izin verilmiştir. Azınlıklar: Azınlıklar: Türkiye ve Yunanistan arasında nüfus değişimi yapılacak, azınlıklar Türk vatandaşı sayılacak. (Azınlıklar bahane edilerek iç işlerimize karışılması engellenmek istemiştir) Yabancı Okullar: Yabancı Okullar: Tam çözüme kavuşmayan okullar sorunu ilgili devletlerle yapılan görüşmeler sonucu Türkiye’nin iç sorunu kabul edilerek Türklerin koyduğu şartlara göre faaliyet göstermiştir. İstanbul’un Boşaltılması: İstanbul’un Boşaltılması: Antlaşma onaylandıktan sonra 2 Ekim’de işgalciler İstanbul’u terk ettiler.

5 Önemi - Misak-ı Milli büyük oranda gerçekleşmiş, Türk Devleti’nin bağımsızlığı uluslararası alanda kabul edilmiştir. - Türk bağımsızlık savaşı başarı ile sonuçlanmış, bu mücadele sömürge altındaki milletlere örnek olmuştur. - Şark Meselesi başarısızlıkla sonuçlanmıştır. - Sevr Antlaşmasını geçersiz kılan, I. Dünya Savaşı’nı sona erdiren son antlaşmadır. - Dünyada en uzun ömürlü ve geçerliliğini hala koruyan antlaşma olarak kabul edilmektedir.

6 Siyasi Alanda Yapılan İnkılaplar Saltanatın Kaldırılması İtilaf Devletlerinin Lozan’a İstanbul Hükümetini çağırması aranan fırsatı verdi. 1 Kasım 1922’de Meclis aldığı kararla Hilafetle Saltanatı birbirinden ayırmış ve Saltanatı kaldırmıştır. - Osmanlı Devleti resmen sona ermiştir. - Sultan Vahdettin yurt dışına çıkmış, kardeşi Abdülmecit Efendi Halife seçilmiştir. - Son Sadrazam Tevfik Paşa hükümeti istifa etmiştir. - TBMM İstanbul’da tam yönetimi aldı ve Refet Bey vali atandı. - Milli egemenlik yolundaki en büyük adım atıldı. - Bu karar Laiklik ilkesinin ilk aşamasını teşkil etmiştir. - Cumhuriyetin ilanını hızlandırmıştır.

7 Cumhuriyetin İlanı Milletin kaderini milletin azim ve kararı kurtaracaktır ve Meclisin üstünde hiçbir güç yoktur ifadeleri Cumhuriyet yolunda atılan önemli adımlardır. 1 Nisan 1923’te seçimler yenilenmiş, Ağustos’ta II. Meclis göreve başlamıştır. 13 Ekim’de Ankara resmen başkent ilan edilmiştir. 28 Ekim’de hükümet bunalımı yaşanmış Fethi Bey hükümeti istifa etmiştir. 29 Ekim’deki toplantıda Mustafa Kemal Paşa’nın hazırladığı kanun teklifi TBMM’de kabul edildi. - Yeni devletin adı konulmuş ve rejim konusundaki belirsizlik ortadan kalmıştır. - Milli egemenlik yolundaki en önemli adımlardan biri daha atılmıştır.

8 - Kabul edilen kanunla rejimin işleyiş şekli belirlenmiş, Meclis Hükümeti sistemi yerine bugün kullandığımız kabine sistemi uygulanmaya başlamıştır. - Bu doğrultuda Cumhurbaşkanlığı ve Başbakanlık makamları oluşturulmuştur. Halifeliğin Kaldırılması Saltanat kaldırıldığı sırada halkın Halifeliğe bağlılığı devam ettiği için bu makam yerinde bırakılmıştır. Son halife Abdülmecit Efendinin siyasi birtakım girişimleri ve eski adetleri devam ettirmesi kaldırılmasını gündeme getirdi. Bazı milletvekillerinin sık sık halifeyi ziyaret etmesi, Cuma selamlığına çıkması, elçi kabul etmesi, yabancı devlet adamlarıyla mektuplaşmaları tartışmalara neden oldu.

9 Halifenin İsmet Paşa’dan siyasi konumunun açığa kavuşturulması ve ödeneğinin artırılması talebinde bulununca durum Mustafa Kemal Paşa’ya iletilmiştir. O da asıl fonksiyonunu yitirmiş, artık gerçek bir anlamı ve varlığı olmayan bu kurumun kaldırılmasına vurgu yapmıştır. 3 Mart 1924’te verilen kanun teklifiyle Halifeliğin kaldırılması ve Osmanlı hanedanının yurt dışına çıkarılması kabul edilmiştir. Aynı gün Tevhid-i Tedrisat kanunu çıkarılmış, Şeriye ve Evkaf Vekaleti ile Erkanı Harbiye Vekaletinin kaldırılmasına karar verilmiştir. - Siyasi alandaki yenileşmenin son adımı gerçekleştirilmiş, devlet merkezindeki iki başlılığa son verilmiştir. - Laikleşme yolundaki en önemli adım atılmış oldu. - Eski rejimin yeniden canlanmaması için Osmanlı hanedanı yurt dışına çıkarılmıştır.

10 Çok Partili Hayata Geçiş Denemeleri Birinci TBMM’de siyasi partiler yoktu. Ülkedeki siyasi yapıların temsilcileri mecliste gruplar kurarak görüşlerini dile getiriyorlardı. I. Grup: Ortaya çıkan görüş ayrılıkları tarafları daha örgütlü olmaya itmiş ve bu doğrultuda gruplar kurulmaya başlamıştır. Mustafa Kemal kendisine yakın gördüğü mebuslarla 10 Mayıs 1921’de Anadolu ve Rumeli Müdafaa-i Hukuk Grubu’nu kurdu. - Misak-ı Milli çerçevesinde bütünlüğü ve bağımsızlığı sağlamak, milleti bu doğrultuda seferber ederek Teşkilatı Esasiye çerçevesinde örgütlendirmek. II. Grup: İlk dönemlerde Anadolu ve Rumeli Müdafaa-i Hukuk Grubu çok etkindi ancak bu grup da farklı görüşleri içinde barındırıyordu.

11 Vatanın kurtarılması fikri ön planda olduğu için ilk etapta bu farklılık ciddi sorun çıkarmamıştır. Sonraki dönemlerde herkes kendi grubunu oluşturmuştur. I. Grupla çoğu kez görüş ayrılıkları içinde olan muhalif kesim Temmuz 1922’de II. Grubu kurmuştur. Lideri Erzurum mebusu Hüseyin Avni Bey’dir. Farklı düşüncelere sahip kişileri bir araya getirmiş, bundan dolayı görüşlerinde ortaklık yoktur. Tesanüt (Dayanışma-İttihatçılar), İstiklal (Bağımsızlık), Halk Zümresi (Sosyalist), Islahat (Yenileşme), Halk İştirakıyyun (Sosyalist), Komünist Fırka gibi gruplar oluşmuştur.

12 Siyasi Partilerin Kuruluşu Halk Fırkası Türkiye Devleti’nin ilk siyasi partisidir. Mustafa Kemal, ölümüne kadar partinin lideri olarak kalmıştır. Parti programının temeli Atatürk’ün altı ilkesinden oluşur. Sadece bir grubun değil bütün halkın refahını sağlamayı amaçlamıştır. Tam bağımsızlık ve Millet egemenliği ilk şarttır. 1923’ten 1950’ye kadar iktidarda kalarak en uzun süre bunu yapan parti olmuştur.

13 Terakkiperver Cumhuriyet Fırkası (1924) Milli mücadele sırasındaki görüş ayrılıkları ortak amaç için bir araya gelen kadrolar arsında pek ön plana çıkmamıştı. Ancak Mustafa Kemal ve bazı arkadaşlarına muhalif gruplar sonunda bir parti çatısı altında birleştiler. Başkanlığını Kazım Karabekir’in yaptığı partinin diğer üyeleri Ali Fuat Cebesoy, Refet Bele, Rauf Orbay gibi tanınmış isimlerdi. - Parti siyasal ve ekonomik alanda Liberal demokrasiyi savunan muhafazakar bir partiydi.

14 Şeyh Sait İsyanı (1925) Nedenleri: Saltanat ve hilafetin kaldırılmasına tepki göstermek, doğuda Kürt devleti kurmak, Teokratik düzen oluşturmak. Diyarbakır’da başlayan isyan kısa sürede yayılmış, Ali Fethi hükümeti olayları önleyemeyince İsmet Paşa hükümet kurmuştur. Yeni hükümet isyanın bastırılması hususunda sert tedbirler almış ve bu iş orduya bırakılmıştır. İsyan başarı ile bastırılmış ve yakalananlar İstiklal mahkemelerinde yargılanarak idam edilmişlerdir. Sonuçları: Cumhuriyet rejimine karşı yapılan ilk isyandır. İsyanı bastırmak için çıkarılan Takrir-i Sükun yasası 1929 yılına kadar yürürlükte kalmış ve bu sırada birçok inkılap yapılmıştır.

15 Terakkiperver partisinin isyanda rolü olduğu tespit edilmiş ve parti kapatılmıştır. Çok partili hayata geçişin ilk denemesi başarısız olmuştur İzmir Suikastı (1926) İttihatçılar meclisteki fikirlerini II. Grup içerisinde dile getirmişler, daha sonra Terakkiperver Fırkasına girmişler, bu parti kapatılınca meclis dışında kalmışlardı. Bundan dolayı Mustafa Kemal Paşa’ya İzmir gezisi sırasında suikast yapmaya karar verdiler. Mustafa Kemal Paşa’nın İzmir’e bir gün geç gelmesi suikastın ortaya çıkmasına neden olmuş, suikastçılar yakalanarak idam edilmişlerdir.

16 Serbest Cumhuriyet Fırkası (1930) Mustafa Kemal Paşa’nın en büyük ideallerinden biri Cumhuriyet idaresi için gerekli olan çok partili hayata geçilmesiydi. Böylece iktidarın kararları denetlenebilir, halkın daha geniş temsili sağlanabilirdi. Bu amaçla Mustafa Kemal Paşa Fethi Okyar’a parti kurmasını teklif etmiş partinin ismini ve kurucularını kendi belirlemiştir. Parti milliyetçilik, laiklik ve cumhuriyetçilik esaslarını, kadınlara siyasal haklar vermeyi, ekonomide liberal politikayı benimsemiştir. İlk yerel seçimlerde büyük başarı gösteren partinin İzmir mitinginde olaylar çıkınca Atatürk'le karşı karşıya gelmemek için Fethi Bey partiyi kapatmıştır.

17 Menemen Olayı (23 Aralık 1930) Kurulduktan sonra bu partinin büyük ilgi görmesi herkesi şaşırtmıştı. Bu durumdan rejim karşıtları da cesaret almıştı. Bunun en somut göstergesi ise Menemen Olayı oldu. Kendilerinin derviş olduklarını belirten ve şeriat istediklerini söyleyen Derviş Mehmet önderliğindeki altı kişi halkı kendilerine katılmaya davet etmişlerdi. Yedek Subay Kubilay askerleri ile beraber olay yerine gelmiş, Derviş Mehmet'in uyarılara ateşle karşılık vermesi üzerine Kubilay şehit edilmiştir. Olayların büyümesi üzerine jandarma takviye birlikleri gelmiş, çıkan çatışmada elebaşı Derviş Mehmet ve iki arkadaşı öldürül­müş, diğer üçü ise yaralı olarak yakalanmıştır.

18 Cumhuriyet yönetimine karşı yapılan bu ikinci önemli isyan hareketi Türkiye'nin çok partili hayata geçmesini engellemiştir. Ahali Cumhuriyet Fırkası, Laik Cumhuriyetçi İşçi Partisi, Türkiye Cumhuriyeti Amele ve Çiftçi Partisi, Sosyal Demokrat Fırkası gibi partiler Cumhuriyetin ilk yıllarında kurulan diğer partilerdir

19 Hukuk Alanında Yapılan İnkılaplar Hukukta modernleşme çabası Osmanlı Devleti döneminde başlamış, Cumhuriyet döneminde ise neticeye bağlanmıştır. Hukuk alanında yapılan en önemli değişiklik egemenlik kavramı ile ilgilidir. TBMM’nin açılmasıyla bütün yetki meclise verilmiştir. Türkiye Cumhuriyeti TBMM tarafın­dan yapılan anayasa ve yasalar çerçevesinde yönetilmektedir. Kişi veya zümre egemenliğine son veren bu anlayış hukuk alanında yapılan en temel inkılâptır. Cumhuriyet'in ilan edilmesi ile beraber yeni rejim, temel hukuksal düzenlemelerin çerçevesini ortaya koymuştur.

20 Anayasa Hareketleri Anayasa; devleti kuran ve devletin, tüm işlevlerini yerine getirirken bağlı olduğu üst hukuk kurallarıdır. 20 Ocak 1921 Anayasası-Teşkilat-ı Esasiye 1. Hakimiyet kayıtsız şartsız milletindir. (Açıkça belirtilmese de saltanat ve hilafet hükümsüz kılınmıştır) 2. Yasama ve yürütme yetkisi milletin tek temsilcisi TBMM’ye aittir. (Güçler birliği ilkesi benimsenmiştir) 3. Türkiye Devleti Büyük Millet Meclisi tarafından idare edilir ve hükümeti TBMM hükümeti adını taşır. (Yeni bir devletin kurulduğu hukuki yönden belgelenmiştir) 4. Din hükümlerinin uygulanması, kanunların çıkarılması, antlaşmalar yapılması, savaş ve barış yapılması gibi yetkiler meclise aittir. (Laik Anayasa değildir)

21 29 Ekim 1923’te yapılan değişiklikle Cumhuriyet ilan edilmiş, ʺ Türkiye devletinin şekl-i hükümeti Cumhuriyettir ʺ ifadesi eklenmiştir. Bu ifade ile ilk etapta Cumhuriyet, hükümet şekli olarak düşünülmüş fakat 1924 Anayasası ile bu durum devlet şekline dönüştürülmüştür. 20 Nisan 1924 Anayasası 1921 Anayasası olağanüstü şartlarda hazırlanmış, zamanla ihtiyaçlara cevap veremediği için, yeni devletin geçirdiği siyasi, sosyal ve kültürel değişikliklere göre yeni bir anayasaya ihtiyaç duyulmuştur. 1. Türkiye Devleti bir Cumhuriyettir. 2. Türkiye Devleti’nin dini İslam, resmi dili Türkçe, başkenti Ankara’dır. 3. Hakimiyet kayıtsız şartsız milletindir. 4. Yasama yetkisini meclis kendisi kullanır.

22 5. Meclis yürütme yetkisini kendince seçilmiş Cumhurbaşkanı ve onun atayacağı Bakanlar Kurulu eliyle kullanır. 6. Yargı hakkı, millet adına bağımsız mahkemelerce kullanılır. Bu anayasa 1921 Anayasasından daha yumuşak bir kuvvetler ayrımına yer vermekte, millet egemenliği, tek meclis prensiplerini geliştirmekte ve parlamenter sistemi hızlandırmaktadır Anayasasında yapılan değişiklikler: ’de Devletin dini İslam’dır maddesi çıkarıldı. (Laiklik Anayasa yolunda önemli bir adımdır) ’da kadınlara belediye, 1934’te milletvekili seçme ve seçilme hakkı getirilmiş, seçmen yaşı 18’den 22’ye çıkarılmıştır ’de altı ilke Anayasaya girmiş, Cumhuriyetin temel ilkeleri olarak sayılmıştır. Türkiye Cumhuriyeti’nin en uzun süre yürürlükte kalan anayasasıdır.

23 3 Mart 1924’te Şer'iyye ve Evkaf Vekâletinin kaldırılması ile yasaların laikleşmesinin önü açıldı yılında İsviçre Medeni Kanunu tercüme edilerek kabul edilmiştir. (Bu kanunun alınmasında Avrupa’da en son hazırlanan, sorunlara pratik ve akılcı çözümler getiren kanun olması etkili oldu) Çok eşlilik yasaklanmış, miras ve şahitlik konusunda kadın erkek eşitliği getirilmiş, evlilikte resmi nikâh uygulamasına geçilmiştir. - İsviçre’den Borçlar kanunu (22 Nisan 1926) - İtalya’dan Ceza kanunu (1926) - Almanya’dan Ticaret kanunu alınmıştır (29 Mayıs 1926). - Türk limanları arasında taşımacılık yetkisinin Türk bayrağı taşıyan gemilere verilmesi amacıyla Kabotaj Kanunu kabul edilmiştir (1926).

24 Eğitim ve Kültür Alanında Yapılan İnkılaplar - Eğitim konusunda ilk girişim Sakarya Savaşı öncesinde (16 Temmuz 1921) 1. Maarif Kongresi toplanmasıyla yapılmıştır 'te ortaokullar ve liseler açıldı. - 3 Mart 1924’te Tevhid-i Tedrisat (Eğitim-Öğretim Birliği) kanunu kabul edildi. Osmanlı eğitim sistemin­de var olan farklı eğitim kurumları bu kanun ile tek çatı altında birleştiril­miştir. Eğitim alanında atılmış ilk ve en önemli adımdır Bütün eğitim kurumları Maarif Vekâlet'ine bağlanmıştır. Medreseler kapatılmıştır. Bunun yerine İmam-Hatip okulları ve İlahiyat fakülteleri açılmıştır.

25 - 2 Mart 1926'da Maarif Teşkilâtı hakkındaki kanun kabul edildi 'de öğretmen yetiştirmek üzere Gazi Eğitim Enstitüsü açıldı. - Darülfünun, İstanbul Üniversitesine dönüştürülmüştür. Sanat alanında Devlet Konservatuarı, Güzel Sanatlar Akademisi, Resim ve Heykel Müzesi açıldı. Latin Alfabesinin Kabulü (1 Kasım 1928) Osmanlı Devletinde alfabenin ısla­hı konusunda çeşitli girişimler olmuştu. Harflerin ıslahı ve alfabenin değişimi hususun­daki tartışmalar Cumhuriyet Dönemi'ne kadar geldi. 1928'de düzenleme yapmak üzere bir Dil Encümeni kuruldu. Çalışmalar sonucu pratik ve kolay öğrenilebilen Latin alfabesi benimsendi. Bu encümenin hazırladığı Türkçe Latin harflerine Türk Alfabesi adı verildi.

26 Hazırlanan alfabe taslağı Türk Harflerinin Kabul ve Tatbiki adı ile kanun­laştı. Çeşitli kurslar düzenlenerek halkın yeni alfabeyi hızla öğrenmesi için çalışıldı. Bu amaçla ülkenin birçok yerinde 1 Ocak 1929'da Millet Mektepleri açıldı. Türk Tarih Kurumunun Kurulması: Türkiye Cumhuriyeti'nin iki temel esasından biri millî olması diğeri de laik olmasıdır. Millî bir devletin kendi tarihini de millî bir çerçevede ele almasından tabii bir şey olamaz. O yüzdendir ki Cumhuriyet'in ilk yıllarında Türk tarihine ağırlık verilmiştir yılında Türk Ocağı Türk Tarihi Tetkik Heyeti kuruldu. Bu heyet tarafından yapılan çalışmalarla yeni bir Türk Tarih Tezi ortaya konmuştur.

27 1931 yılında Türk Tarihi Tetkik Ce­miyeti kurulmuş ve bu cemiyet 1935'te Türk Tarih Kurumu adını almıştır. Türk Dil Kurumunun Kurulması: Osmanlı Devleti'nde Osmanlıca denilen ve üç dilin terkibinden oluşan bir dil ortaya çıktı. II. Meşrutiyet Dö­nemi'nde dil konusunda millileşme çalışmaları başladı. Ziya Gökalp, Ömer Seyfettin, Ali Canip gibi isimler Genç Kalemler Mecmuası'nda Türkçenin sade­leşmesi yolunda bir akım başlattılar. Milli bir karaktere sahip olan Türkiye Cumhuriyeti Dönemi'nde Türkçenin tercih edilmesi kaçınılmazdı.

28 12 Temmuz 1932'de Türk Dili Tetkik Cemiyeti kurulmuştur. Bu cemiyet daha sonra Türk Dil Kurumu adını almıştır. Türkçeyi çağdaş medeniyetin gerektirdiği işlek bir dil durumuna getire­bilmek. Arapça veya Farsçadan geçmiş ve Türkçeye yabancı kalmış, halk tarafın­dan benimsenmemiş, kelime ve kurallardan arındırmak. Türkçe üzerinde bilimsel araştırmalar yaparak Türkçenin zenginliğini orta­ya koymak. Türkçenin kendi kaynaklarından elde edilecek terimlerle ilim dili haline gelmesini sağlamak.

29 Toplumsal Alanda Yapılan İnkılaplar Tekke ve Zaviyelerin Kapatılması: 30 Kasım 1925 tarihinde kabul edilen kanunla, tekke ve zaviyeler kaldırılmıştır. Bununla bera­ber, türbedarlık, dedelik, seyitlik, emirlik, naiplik, falcılık, üfürükçülük, şeyhlik, dervişlik gibi unvanların kullanılması yasaklanmıştır. Tekke ve zaviye­lerin kapatılması ile laikleşme yolunda önemli bir adım atılmış oldu. Şapka Kanunu: Osmanlı Devleti'nde insanlar başlarına çok çeşitli başlıklar giyerlerdi. II. Mahmut döneminde kılık kıyafet düzenlemesi yapılmış Fes zorunluluğu getirilmiştir.

30 Başa giyilen başlıklar konusunda farklılıkları or­tadan kaldırmak amacı ile Şapka İktisası (giyilmesi, takılması) hakkındaki ka­nun kabul edildi. Bu kanunla beraber Türkiye'de adına serpuş denilen tek tip bir şapkanın giyilmesi mecbur kılındı (25 Kasım 1925). 3 Aralık 1934'te çıkartılan bir kanun ile de dini kisvelerin dini mahallerin dı­şında giyilmesi yasaklandı. Takvim, saat ve rakamlarda değişiklik: 26 Aralık 1925'te Hicri ve Rumi Takvimin kullanılması yasaklan­dı. Ocak 1926'dan geçerli olmak üzere Miladi Takvim kullanılmaya başlandı. Özel durumlar için Hicri Takvimin kullanılmasına izin verildi. Osmanlıların kullandığı saat sistemi günlük 12 saat üzerinden işlem görürdü.

31 26 Aralık 1925 tarihinde kabul edilen kanun ile yeni saat düzenine geçildi. Yeni sistem gece yansından başlıyor ve bir günü 24 saate bölüyordu. 20 Mayıs 1928'de kabul edilen bir kanun ile uluslararası rakamlann kulla­nılması kabul edilmiş, böylece harf devrimine zemin hazırlanmıştır. Ölçü ve tartılarda değişiklik: Osmanlılar uzunlukta endaze, arşın, adım, ayak, ku­laç tartıda ise okka, kantar, çeki, kırat ve dirhemi kullanılıyordu. 26 Mart 1931 yılında kabul edilen bir kanun ile ölçüde metre, tartıda kilo esası getirildi. Böylece ölçü ve tartı birimlerinde standart sağlanmış oldu.

32 Soyadı kanunu: Osmanlı Devleti'nde lakap kullanı­lırdı. 21 Haziran 1934'te kabul edilen bir kanun ile soyadı kullanma mecburiyeti getirildi. Bu kanunun kabulü ile beraber Mustafa Kemal'e TBMM tarafından Ata­türk soyadı verildi. Aynı yıl çıkartılan başka bir kanun ile ağa, bey, paşa, hafız, hacı, efendi, molla, hanım, hanımefendi, hazret gibi unvanların kullanımı yasak­landı. Kadın haklarında iyileştirmeler: Cumhuriyetin ilanından sonraki süreçte yapılan inkılâplarla, eşitlik ve laiklik ilkelerinin gereği olan temel haklar kadınlara verilmeye başlanmıştır.

33 17 Şubat 1926'da kabul edilen Medeni Kanun ile kadın haklan konusunda önemli İlerlemeler sağlanmıştır. Bu kanun ile kadın erkek eşitliği sağlanmış, birden fazla kadınla evlenmek yasaklanmış, boşanmalarda kadınlara da söz hakkı verilmiştir. Kız ve erkek çocukların mirastan eşit pay alması sağlanmıştır. 3 Nisan 1930'da belediye, 26 Ekim 1933'te köy ihtiyar heyeti ve muhtarlık, 5 Aralık 1934'te de milletvekili seçme ve seçilme hakkı verilmiş­tir.

34 Ekonomi Alanında Yapılan İnkılaplar İzmir İktisat Kongresi toplanmış, alınan kararlar Misak-ı İktisadi olarak kabul edilmiştir. Bunlar: Sanayi yatırımlarının teşvik edilmesi Tarım alanında, yeni tarım teknolojileri kullanılması ve makineleşmenin sağ­lanması Sanayi yatırından için uygun kredilerin temin edilmesi ve bu amaçla ban­kaların kurulması 1924 yılında Türkiye İş Bankası, bir yıl sonra Sanayi ve Maadin Bankası kuruldu. Dokuma fabrikalarının genişletilmesi ve yenilerinin kurulması sağlandı yılında Teşvik-i Sanayi Kanunu çıkarılarak özel girişim desteklenme­ye çalışılmış ancak 1929 yılındaki ekonomik bunalım devletin ekonomiye müdahalesini gerekli kılmış­tır.

35 Üç beyaz diye tarif edilen un, şeker, pamuklu kumaş ve üç siyah diye tanımlanan kömür, demir ve petrolün yerli üretim ile kar­şılanması Ne var ki alınan tedbirler beklenildiği ölçüde neticeyi getirmedi. Benimsenen ekonomik model o günkü Türkiye şartlarına uygun değildi. Ülkede yeterli sermaye birikimi yoktu. Yatırım tecrübesine sahip girişimciler bulmak neredeyse imkân­sızdı. Yatırımlar gerçekleşse bile buralarda istihdam edilecek nitelikli işgücü ve teknik eleman konusunda büyük bir eksiklik söz konusu idi. Liberal ekonomik modelinin başarılı olamaması üzerine, planlı kalkınma modelinin tercih edilmesi ve temel yatırımların devlet eliyle yapılması bir zo­runluluk haline gelmiştir.

36 Ekonomide devletçilik politikası uygulanmaya başlandı. Liberal ekonomik model yalnız Türkiye'de değil dünyanın her yerinde ba­şarısız olmuştu yılında baş gösteren ekonomik kriz dalgası ilk önce kapitalist ülkeleri etkisi altına aldı ve 1932 yıllarında planlı kalkınma dönemi başladı. Hazırlanan Birinci Beş Yıllık Kalkınma Planı yılları arasında uygulamaya konuldu. An­cak bu plan 1937'de bitirildi. Üre­timin temelini teşkil eden ağır sanayi alanlarına gerekli yatırımların devlet tara­fından ya da millî kuruluşlar tarafından gerçekleştirilmesini sağlandı. Bu manada beş temel sektör tespit edildi. Bunlar dokuma, maden, selüloz, seramik ve kimya alanlarıydı.

37 Yatırım­ların organize edilmesi için 1933'te Sümerbank kuruldu. Ülkenin yeraltı kaynaklarının değerlendirilmesi için 1935'te Etibank, maden arama amacıyla aynı yıl Maden Tetkik Arama Enstitüsü kuruldu. 1936'da Türkiye Emlak Kredi Bankası ve esnaf ve sanatkârların kredi ihtiyacını karşılamak üzere kuru­lan Halk Bankası 1938'de faaliyetlerine başlamıştır. 1938'de II. Beş Yıllık Sanayi Planı hazırlanmış, kısa bir süre sonra Birinci Dünya Savaşı'nın başlaması üzerine uygulanamamıştır. Türk Lirası'nın değerinin korunması için 20 Şubat 1930'da Türk Parasının Değerini Koruma Kanunu çıkartılmıştır. Bu konuda düzenleyici ve denetleyici olarak Türkiye Cumhuriyeti Merkez Bankası kurulmuştur (1 Haziran 1930).

38 - Tarım alanında yeni düzenlemeler yapılmıştır. Cumhuriyetin İlanından sonra tarım kesiminin sorunlarına çözüm bulmak için bazı tedbirler alındı. Bunlar: İlk olarak 1925 yılında aşar vergisi kaldırıldı. Topraksız köylüye 20 yıl vadeli toprak dağıtıldı. Tarım Kredi Kooperatifleri kurularak köylünün ürününü aracısız pazarla­ması sağlandı. Örnek çiftlikler, fidanlıklar ve tohum ıslah istasyonları kuruldu (Ankara'da Atatürk Orman Çiftliği vb). Traktör kullanımı teşvik edildi. Bütün bu çabalara rağmen 1929 dünya ekonomik krizinin de etkisiyle Türk tarımında arzulanan bir düzeye erişilemedi. Bu yüzdendir ki, köylünün çektiği sıkıntı ve yoksulluk yıllarca sürdü.

39 - Ulaşım ve haberleşme alanında yenilikler başlatılmıştır. Ulaştırma; bir ülkenin siyasal, sosyal, kültürel hayatına etki yaptığı gibi, o ülkenin millî birlik ve bütünlüğünün sağlanmasında da başlıca rol oynar. Devletin kuruluşundan itibaren, ekonomik kalkın­mayı sağlamada altyapıya önem verilmiş, bu amaçla demiryolu, karayolu ve denizyolları öncelikle ele alınmıştır yılında, Devlet Demiryolları ve Limanları Umum Müdürlüğü'nün ku­rulması ile önemli bir adım atılmıştır. Yaz-kış motorlu araçların geçişini sağlayan kasaba ve şehir yollarının yapılması Cumhuriyet Dönemi'nde gerçekleşmiştir. Lozan Barış Antlaşması ile kendi denizlerimizde gemi işletmeciliği hakkı bize geçmişti.

40 1 Temmuz 1926 yılında Kabotaj Ka­nunu çıkartılarak Türk karasularında gemi işletmeciliği hakkının Türk şirketle­rinde olduğu esası kabul edildi yılında Ankara-İstanbul arasında düzenli uçak seferleriyle devlet hava yollarının çalışmaları başlamıştır. Sonraları Türk Hava Yolları yurt dışı seferlerine de başlayarak büyük gelişme göstermiştir. İlk yurtdı­şı sefer 1947 yılında Ankara-İstanbul-Atina arasında yapıldı.


"Lozan Antlaşması (24 Temmuz 1923) Konferansı toplayan devletler: İngiltere, Fransa, İtalya, Japonya. Bütün görüşmelere davet edilen devletler: Türkiye," indir ppt

Benzer bir sunumlar


Google Reklamları