Sunum yükleniyor. Lütfen bekleyiniz

Sunum yükleniyor. Lütfen bekleyiniz

KAY 361 Türk İdare Tarihi Ders 6 Konu: Osmanlı Devleti’nin Merkez Örgütü Okuma: Ortaylı, 2007, sf. 169-222.

Benzer bir sunumlar


... konulu sunumlar: "KAY 361 Türk İdare Tarihi Ders 6 Konu: Osmanlı Devleti’nin Merkez Örgütü Okuma: Ortaylı, 2007, sf. 169-222."— Sunum transkripti:

1 KAY 361 Türk İdare Tarihi Ders 6 Konu: Osmanlı Devleti’nin Merkez Örgütü Okuma: Ortaylı, 2007, sf

2 Osmanlı Yönetim Örgütü Merkez ve Eyalet Örgütleri Merkez Örgütü 1. Padişah ve Saray 2. Divan-ı Hümayun ve bağlı bürolar 3. Vezir- Azam ve Bab-ı Ali 4. Bab-ı Fetva ve İlmiyye Örgütü 5. Defterdarlık ve Maliye Örgütü 6. Kapıkulu Ocakları ve Donanma

3 Padişah ve Saray Padişah, merkez örgütünün başıdır İlk zamanlarda “Bey” ya da “Han” ünvanlarını taşımıştır Askeri Gelenek: Sade bir protokol Örf ve adetlere, istişareye dayanan bir yönetim tarzı Etrafında önemli nüfuz gruplarının ve hanedanların temsilcileri vardı Savaşçı kişilik ve yetenekler ile sivrilen bir primus inter pares (eşitler arasında birinci) Yıldırım Bayezid’den itibaren Şaşaalı bir protokol Mutlak bir hükümdar Padişah tipini asıl yaratan Fatih Sultan Mehmed Protokol esasları Kanunlar

4 Hükümdarlık Gerekleri Hanedana mensup olmak Oğuz boyları ve Selçuklular’daki gibi ülke hanedanın ortak malı değil Her hanedan üyesinin veraset hakkı yok Primogenituras (Büyük oğulun tahta çıkması) İlk kardeş katli, Yıldırım Bayezid Fatih Kanunnamesi kardeş katlini yasalaştırdı I. Ahmet’ten itibaren senyoritas (tahta hanedanın en yaşlı erkeğinin çıkması) Şehzadeler artık sancaklara tayin edilmeyip haremde kapalı bir hayat sürmüşlerdir

5

6 Egemenliğin Kaynakları Meşruiyeti sağlayan siyasal formüller: 1. “Oğuz Han” neslinden gelme iddiası Kayı boyunun Oğuzlar’ın en asil boyu olduğu iddiası 2. Mistik rivayetler: Osman Gazi’nin rüyası, Şeyh Edebali’nin yorumu İlahi işaretler ile egemeliği ele alma motifi Rus Rürik Hanedanı’nda ve Avusturya Habsburgları’nda da vardır 3. Hanedanın hakimiyetinin meşru kaynağının Allah’a dayandırılması Halifelik kurumu

7 Şehzadelerin Yetişmesi 17. Asıra kadar sancaklarda idare ve askerlik öğrenirlerdi II. Selim’den sonra şehzadeler sarayda hapsedilmeye başlandı Cellat korkusu ile yaşamışlardır Çoğunlukla iyi bir eğitim görememişlerdir İç ve dış entelektüellerden kopuk bir hayat yaşamışlardır

8 Padişahlar ve Hilafet 15. Asır’da artık Oğuz boylarının başkanlığından çok Roma Kayzeri olmak benimsenmiş Müslümanların koruyucusu ve emiri Fatih ve II. Bayezid hilafete benzer ünvanlar taşımıştır Yavuz Sultan Selim’in hilafet sembollerini törenle aldığı rivayeti 18. Asır’da ortaya atılmıştır Yavuz, halifelik ünvanını kullanmamıştır 1789 Ayanlı Kavak Antlaşması ile Kırım’ın Rusya tarafından ilhakı kabul edilmiştir Bu ülkedeki Müslümanlar üzerinde ruhani otorite kurmak için hilafet makamı ileri sürülmüştür Uluslararası ruhani bir kurum oluşturulması Abdülaziz ve II. Abdülhamit tarafından kullanılmıştır Cesaro-papizm

9 Osmanlı Şeriat Devleti miydi? Tartışmalı bir konu 1. Kimi yazarlara göre, yönetim ve yargıda şer’i hükümlerin hakim olduğu bir sistem 2. Kimileri, gayrimüslim gruplara tolerans gösterildiğini; yönetim ve adalet konusunda özerlik tanındığını, bunun bir tür laiklik olduğunu söylerler 3. Bir grup da, uygulamada şer’i mevzuattan çok örf ve adetlerin hakim olduğunu söyler Toplum ve devlet hayatının temel kurum ve ilişkileri, örfi kanunlarla, hatta mahalli gelenek ve teamüllere göre düzenlenmiştir

10 Osmanlı Şeriat Devleti miydi? Ulema bazı konularda “şer’i maslahat değildir, ul’ulemr ne ise öyle olsa...” diyerek dünyevi otoritenin koyduğu kanunları tanımıştır Toplumsal örgütlenme şer’i ve geleneksel bir düzendedir Laik devlette, merkezi olarak belirlenmiş kanunlar herkese eşit bir biçimde uygulanır Bu anlamda Osmanlı düzeni laik değildir Millet sistemi Vergi, yargı, eğitim, nüfus sayımı, vb. alanlarda, yani adli ve yönetsel örgütlenmede dine dayalı bir adem-i merkeziyetçilik

11 Şeyhülislamlık Şeriate ait sorunları çözmekle görevli Padişah otoritesini sınırlandırır Katl, harb gibi konular fetvasına bağlı 18. Asır’dan itibaren başkent müftisine dendi 19. Asır’da Şer’iye Nazırı olarak kabineye girdi Klasik dönemde devlet işlerinde rolü yokken, 16. Asır’dan sonra sosyal rolleri arttı 17. ve 18. Asırlarda dini baskı ve taassub 18. ve 19. Asırlarda yaşanan felaketlerin tesellisi İslam’ı ideolojileştirmek olmuştur

12 Saray Teşkilatı Sarayın Bölümleri Harem Hükümdarın ailesi ile özel hayatını yaşadığı yer 16. Asır’dan itibaren hükümdarlar komşu devlet hükümdarlarının kızları yerine cariyelerle evlenmeye başladılar Haremin önemi arttı Valide ve Haseki sultanların çevresinde oluşan baskı grupları Saray dışı görevlere gönderilen Enderunlular haremden çıkarılan cariyelerle evlendirildi Enderun Birun Her üç bölümde de hükümdarın özel hizmetleri kadar kamu hizmetleri de görülür Babüssaade kapısından itibaren hükümdarın özel ikametgahı

13 Enderun Saraya mensup içoğlanlarının hizmet gördüğü, padişahların günlük hayatlarının geçtiği yer Enderun Mektebi Osmanlı yönetici zümresinin kültürünün doğup geliştiği yer İçoğlanlarına hizmet içi eğitim verilen yer Devşirme çocuklarının en zeki ve seçkinleri alınır Usta-çırak ilişkisi ile eğitim Devşirme sistemi kalkınca da aristokrat okulu olmamıştır II. Meşrutiyet ile ortadan kalkmıştır Tanzimat’tan sonra modern bürokrasiye eleman yetiştiren Mekteb-i Sultani (GS) ve 1859’da da Mülkiye kurulmuştur.

14 Birun Farsça’da “taşra, dış” anlamında Babüssaade kapısı dışındaki görevlere denir Enderun’dan Birun’a çıkmak mezuniyet ve dış görev ile taşraya atanmak demektir Saray hizmetleri de dahil Ziyafetler, protokol, ahırlar, av kuşları ve köpekleri, hekimlik, terzilik, hattatlık vb. işleri gören saray çalışanları Zamanla sayılarının artması mali sorunlar ortaya çıkardı

15 Kul Sistemi Devletin, padişahın kulu olan devşirmeler tarafından yönetilmesi Sarsılmaz bir merkeziyetçilik (mi?) Halbuki devşirme sistemi kısa bir döneme özgü 14. Asır’a kadar Çandarlı ailesi gibi yerel hanedan mensupları ile Kösemihaloğulları gibi aileler komuta kademelerindeydiler 16. Asır’ın ikinci yarısında devşirme adetinin kalkması ile bürokrasi ve ordu yönetimi yeniden Türklere ve diğer unsurlara geçti 17. Asır’da Köprülüler Ordunun önemli bir kısmını oluşturan tımarlı sipahiler devşirme değildi Sonuç olarak, kapıkulu sistemi kısa ömürlü olup, iktidarın odak merkezi olmamıştır

16 Divan-ı Hümayun Devlet işlerinde birinci derecede sorumlu bir organ Kabine çekirdeği durumunu koruyup gelişimini tamamlayamamıştır Hükümdarın özel danışma organıdır Savaşta ve barışta devamlı toplanır Mülki, askeri ve şer’i konulardaki devlet işleri, devlet reisi olan padişah adına görüşülür, onun adına karar alınır veya onun karar almasına yardım edilir Padişahlar, Fatih’ten sonra toplantılara katılmamış, görüşülüp kendilerine arz edilen hükümleri onaylamışlardır. Kazasker adli, defterdar mali, sadrazam genel konularda alınan kararları arz ederlerdi Kararlar padişah ağzından ilan edilir Padişahın kabulü ile mühimme defterlerine kaydedilir Mühimme defterlerinde eyaletlerle ilgili konular, tayin ve terfiler, merkezden eyaletlere veya diğer devletlere yazılan konular bulunurdu

17 Divan-ı Hümayun Aynı zamanda yüksek temyiz mercii Kararları kesin Yargı, kazaskere havale edilmiştir, padişah onayı gerekmez Mühimme defterine girmez Yolsuzluk ve zulüm şikayetleri de dinlenir Divanda bitmeyen veya padişaha arzı gerekmeyen işler, sadrazamın kendi sarayındaki ikindi divanında görüşülürdü 17. Asır’dan itibaren Divan-ı Hümayun’un önemi azaldı ve daha az toplandı Uzmanlaşma ve görev alanlarının çoğalması ile sadrazamlığa bağlı ofisler oluştu Harpte toplanan divana “ayak divanı” denilirdi Yeniçeri ayaklanmalarında Galebe ve ulufe divanları

18 Divan-ı Hümayun Hizmetli grupları 1. Asil Üyeler (Erkan-ı Devlet) Tartışmalara katılan ve oy veren yüksek rütbeli devlet adamları Vezir-i azam Rumeli ve Anadolu Kazaskerleri Rumeli ve Anadolu Beylerbeyleri (Vezir rütbesinde) Nişancı Rumeli Defterdarı Kubbealtı vezirleri (3-7 tane, tecrübeli yüksek rütbeli komutanlar) Vezir iseler kaptan-ı derya ve yeniçeri ağası Şeyhülislam (19. Asır’a kadar üye değildi)

19 Divan-ı Hümayun Kalemleri İşlerin yürütüldüğü bürokratik örgüt Örgütün başı 17. Asır’a kadar nişancıdır Padişah adına yazılan kararların bazılarını kaleme alır ve bunlara tuğra çeker Örfi kanunlar ve arazi meseleleri hakkında hem divanın bilirkişisi, hem de kararların uygulayıcısıdır Arazi tahrir defterlerini saklar İmparatorluğun bütün tapu kayıtlarını tutar Toprak sisteminin bozulmaya başladığı 17. Asır’dan sonra nişancının önemi azalmıştır Sadrazama bağlı uzmanlık ofisleri nişancının yerini almıştır

20 Divan-ı Hümayun Kalemleri Yazışma işlerinin şefi, başlangıçta nişancının yardımcısı olan reis-ül küttab (katiplerin reisi)dır. Zamanla dışişlerini yürüten bir görevliye dönüştü Emrinde divan ve hazine katipleri vardı Dar bir kadro Bir dönemde nişancı ve defterdarın ofislerinde 25’er katip vardı Yoğun bir merkezi kontrolden söz etmek zor

21 Reis-ül Küttab’a Bağlı Bürolar 1. Beylikçi/ Divan Kalemi Tüm kanunname, ahidname ve fermanlar yazılıp kaydedilirdi 2. Tahvil kalemi Yüksek memurların tayin, terfii ve dirlik kayıtları 3. Ruus Kalemi Tımar ve has sahipleri dışındaki bürokratların maaş, tayin ve emeklilik işleri 4. Amedi Kalemi Müzakerelerin kaydı İdare ve saray arasındaki yazışmaların yürütülmesi Diğer bölümler Teşrifatçılar Protokol işleri Fethedilen ülkelerdeki yerli hanedanların genç üyelerinden Vakanüvisler Resmi tarih yazıcıları Tercümanlar Güvenlik ve düzeni sağlayan çavuşlar ve kapıcılar Çavuşlar elçilik ve ulaklık görevi de görürlerdi

22 Dış İlişkiler Sistemi 18. Asır’a kadar Divan-ı Hümayun tarafından düzenlenirdi 18. Asır’da bu bürolar sadarete bağlandı 18. Asır’a kadar geçici elçiler gönderilirdi Yeni padişahın tahta çıkışını bildirmek Barış ve ticaret antlaşmaları yapmak Dostluk, nezaket, iade-i ziyaret Mektup ve hediye gönderme “Pembe İncili Kaftan” öyküsü, Ömer Seyfettin O ülkenin istemiyle Osmanlı hükümdarları yabancı hükümdarların hepsini protokol bakımından kendilerine eşit saymazlardı 19. Asır’da Hariciye nezareti kuruldu Diğer devletlere devamlı elçiler gönderildi

23 Sadrazam ve Bab-ı Ali Vezir-i azam, sadrazam, sahib-i devlet Padişahın mutlak vekili, onun mührünü taşır Sadece padişaha hesap verir Has denilen yüksek gelirli dirliklerin sahibidir Elçilerle görüşür Siyaseten katl yetkisi vardır Adliyeye (kazasker) ve maliyeye (defterdar) müdahale edemez Padişah askeri sayılan kapıkulu askeri üzerinde etkili değildir Ama savaşta serdar-ı ekrem sıfatıyla padişah yerine komutan olabilir

24 Sadrazam ve Bab-ı Ali Kuruluş döneminde vezirlerin ve sadrazamların çoğu Türklerden ve ilmiyye sınıfından çıkmıştır Fatih’le beraber güç devşirmelere geçmiştir 4. Mehmet devrinde Köprülüler’le birlikte tekrar Türk unsur Hükümet işlerini çeşitli divanlar toplayarak görür Her vezir tek tek saltanata karşı sorumludur Kabine kavramı, II. Meşrutiyet’ten sonradır Sadrazama bağlı görevliler Sadaret kethudası: Tüm dahili işlerden sorumlu Mektubçu: Özel yazışmalar Sadaret kaymakamı: Sadrazam seferdeyken vekili Sadrazam adına haslarından vergi toplayan görevliler


"KAY 361 Türk İdare Tarihi Ders 6 Konu: Osmanlı Devleti’nin Merkez Örgütü Okuma: Ortaylı, 2007, sf. 169-222." indir ppt

Benzer bir sunumlar


Google Reklamları