Sunum yükleniyor. Lütfen bekleyiniz

Sunum yükleniyor. Lütfen bekleyiniz

10.04.20151 AKRAN ZORBALIGI Yrd. Doç. Dr. Nüket İŞİTEN.

Benzer bir sunumlar


... konulu sunumlar: "10.04.20151 AKRAN ZORBALIGI Yrd. Doç. Dr. Nüket İŞİTEN."— Sunum transkripti:

1 AKRAN ZORBALIGI Yrd. Doç. Dr. Nüket İŞİTEN

2 Erinlik DÖNEMYAŞFREUDERİCKSONPİAGETKOHLBERG Bebeklik0-18 ayOral D.T Güven /Güvensizlik Duyu Hareket Ahlak Öncesi Erken Çocukluk 18ay-6yAnal FallikÖzerklik/ şüphe Girişkenlik/ suçluluk İşlem öncesi1.Evre Geç Çocukluk 6-12yÖrtülü D.Çalışkanlık/ Aşağılık Somut işlemler 2. Evre Erinlik13-21yGenital D.Kimlik kazanma/ rol karışıklığı Soyut İşlemler 3-4. Evre Genç Yetişkinlik 20-45yYakınlık/ Yalıtılmışlık 5. Evre Orta Yaş45-60Üretkenlik/ durgunluk 6. Evre (çok nadir) İleri Yaş60-/Bütünlük/ umutsuzluk

3 Çocukluktan yetiskinlige geçis sürecinde, ergenlik döneminde gençler, akranlarıyla daha fazla vakit geçirmeye baslar ve akranlarının kendilerini ailelerinden daha iyi anladıgını düsünür ve inanır. Kendilerini, o akran gruplarının dogal bir parçası olarak görür ve gruptaki diger üyelere benzemeye çalısırlar. Ergenlik döneminde ait olma, kabul görme, sosyal onay, baglanma gibi sosyal gereksinmeler genç tarafından daha yogun bir sekilde yasanır ve bu, gencin akran grubunun kontrolüne girmesine yol açar. Ergenlik döneminde ait olma, kabul görme, sosyal onay, baglanma gibi sosyal gereksinmeler genç tarafından daha yogun bir sekilde yasanır ve bu, gencin akran grubunun kontrolüne girmesine yol açar.

4 Akran gruplarının bu dönemde ergenin tercihleri üzerindeki etkisi daha belirgin hale gelmektedir. Başkalarının ergen hakkındaki görüşleri ve ergenin hakkında neler düşünüldüğü ergenin düşüncesinin merkezine yerleşir. Ergenler bu dönemde kimlerin ve ne tür davranışların akran grupları tarafından olumlu biçimde kabul gördüğünü araştırarak bunları uygulamaya çalışır. Bu nedenlerle dış görünüşe verilen önem de belirgin

5 5 Akran grubunun kontrolüne girmek pesinden akran baskısını da beraberinde getirmektedir. Akran baskısı kisinin, yasıtları tarafından kendilerine benzer sekilde davranması için zorlanmasıdır. Bu kavram, kisinin arkadasları tarafından kabul edilme, onaylanma gereksiniminden ortaya çıkar. Kisi, grup tarafından dıslanmamak, onay almak, grubun bir parçası olmak ya da alay edilmemek için akran baskısına boyun eger.

6 ERGENLİK. Çocuklukla yetiskinlik arasınd’a, gençlik ya da delikanlılık adı da verilen ve on lu yaşlardan, yirmili (uzamış ergenlıkle yirmibeşli) yaşlara dek uzanan dönemdir. Bu dönem psikolojik alanda önemli degisikliklerin oldugu, hızlı bir büyüme ve olgunlasma çagıdır (Yörükoglu, 1994). Fiziksel degisikliklerin yogun olarak yasandıgı ve bireyin bu sürece uyum saglamak için çaba harcadıgı bir dönemdir. Ergen kendini tanımak, kim ve ne oldugunu, ne yapmak istedigini kesfedebilmek istemektedir.

7 Kisilerarası iliskiler, karsı cins, cinsellik, ahlaki degerler gibi alanlarda kendi bireyselligini basarılı bir sekilde yürütmek ister. Ergenlikte arkadaslıgın önemli bir yeri vardır. Arkadaslık ergenin toplumsal becerilerini kazanmasında, kendini tanımak için yaptıgı arastırmalarda, kimliginin sekillenmesi açısından önemli bir yere sahiptir

8 Bununla birlikte ergenin olumlu arkadas iliskileri gelistiremeyisi veya arkadaslarıyla kurduğu çatısmalı iliskiler daha sonra yasayacagı problemlerin belirtileri olabilmektedir. Bununla birlikte ergenin olumlu arkadas iliskileri gelistiremeyisi veya arkadaslarıyla kurduğu çatısmalı iliskiler daha sonra yasayacagı problemlerin belirtileri olabilmektedir

9 9 Olumsuz akran grupları da ergenin davranıslarının yönünü belirleyen unsurlardan birisidir (Lempers, 1993; Akt: Yıldırım, 2007). Ergenlik döneminde yogunlasan aitolma, kabul görme, baglanma gibi gereksinimler gencin akran grubunun kontrolüne girmesine yol açabilir (Aydın, 1999). Her konuda dengesizlik içinde olan ve denge olusturmaya çalısan ergen, arkadaslık konusunda dengesizlik içinde degildir. Bu dönemde akranlarının ergen üzerindeki etkisi çogu kez ailenin etkisi kadardır (Cüceloglu, 1996).

10 Bazen ergenler sırf arkadaslarına uyum saglamak amacıyla istenmeyen davranıslar sergileyebilmektedirler. Özellikle duygusal problemleri bulunan ergenlere anne-babaların sundugu destek azalmakta arkadaslarının destegi ise artmaktadır. Arkadas desteginin artısı ile genç, akranlarının kontrolüne girebilmektedir. Bu durum akran baskısını da getirmektedir (Helsen vd., 2000; Akt: Yıldırım, 2007).

11 Ebeveyn tutumları ergenin aile içindeki davranışlarını ve psikolojisini şekillendirmektedir. Otoriter bir ailede yaşayan ergen, ergenlik dönemi ve sonrasında her şeye başkaldıran ya da içine kapanık bir kişilik gelişimi gösterebilir. Her şeye başkaldıran çocuk otoriter aile yapısında kendisiyle sağlıklı iletişim kurulmadığı için kendini kontrol edemeyen ama çevresine hâkimiyet kurabilen bir yapıya sahip olabilmektedir. İçine kapanık bir kişilik geliştiren gençler ise her şeye boyun eğen, korkak, çekingen, kendisinden istenileni fazlasıyla yapan bir yapıya bürünür (Durmuş, 2003).

12 Birçok araştırma bulgusu, annelerin her iki cinsiyetteki çocuğa karşı benzer davranışlar gösterdiğini, babaların ise kız ve erkek çocuklara karşı farklı tutumlar içinde olduklarını ortaya koymuştur. Diğer bir deyişle; babalar annelerden daha çok cinsiyet ayrımı yapmaktadırlar. Bu doğrultuda; babaların oğullarına karşı daha katı, yönlendirici, daha az şefkatli davrandıkları, kız çocuklarına kıyasla daha çok ödül ve ceza verdikleri, kızlarına ise daha olumlu ve hoşgörülü davrandıkları belirtilmektedir

13 aile yapısı, ailenin problem çözme yöntemleri, ergenlerin şiddet eğilimleri ve madde kullanımları arasında güçlü ilişkiler bulunmaktadır. Avcı’nın araştırmasında (2006) suça yönelen ergenlerin ailelerinde genel aile işlevlerinde yetersizlikler tespit edilmiştir.

14 Ergenlerin ruh durumu çoğu zaman dalgalıdır. Ergenler enerjilerinin önemli bölümünü kendilerini başkalarından ayıran farklılıklar üretmeye ayırırlar. Bütün bunlar saygın bir benlik oluşturma kaygısından doğmaktadır. Farklılaşma ihtiyacı ergenleri farklı grupların üyesi olma yönüne iterken, bu yönelim ergenin okul ve aileyi algılama biçimlerini olumsuz yönde etkileyebilmektedir. Örneğin, Aktuğ (2006) tarafından yapılan çalışmada öğrencilerin yaşadıkları akran baskısı ile genel, ailevi ve akademik benlik saygıları arasında negatif yönde anlamlı bir ilişkinin olduğu tespit edilmiştir.

15 Ergenlerin psikolojik olarak çalkantılı oldukları bu dönemde karşı karşıya oldukları bazı riskler vardır. Bunlar şiddete uğrama veya şiddet uygulama, evden kaçma ve suça yönelme, madde kullanımı ve intihar olarak sıralanabilir. Bütün bu risk faktörleri kendi aralarında çeşitli güçlü ilişkilere sahiptir. Örneğin, evden kaçan ya da madde kullanan bir ergenin suça yönelme olasılığı kat kat artmaktadır. Bahsedilen bu risklerin en yaygın olanı şiddettir

16 Ergenler şiddete maruz kalırken aynı şekilde yüksek oranlarda şiddet de uygulamaktadır. Şiddetin başlıca kaynaklarından biri de şiddete maruz kalmış olmadır. Şiddet adeta bir kısır döngü oluşturmakta, şiddete tanık olan veya maruz kalanların şiddet uygulama oranları da artmaktadır

17 ergen şiddetini belirlemede güçlü bir risk faktörüdür. Çoğu araştırmacı ergenlerde gözlenen şiddet ve saldırganlığın yoksullukla bağlantılı olduğunu düşünmektedir. Aileler yoksul çevrelerde yaşadıklarında ebeveynler çocuklarına sağladıkları bakım ve gözetim konularında fazla etkili olamamaktadırlar ve bu durum saldırganlığın ve suçun artmasına neden olmaktadır. Aşırı yoksulluk sosyal dokuya zarar vermektedir. Bu durum sosyal kurumların ve yetişkinlerin, gençlerin gereksinim duyduğu rehberliği ve danışmayı sağlamasını güçleştirmektedir (Steinberg, 2007). 17

18 Ergenlerin gelişimini sağlıklı biçimde sürdürmesini engellemesi açısından karşı karşıya olduğu bir diğer risk unsuru da kuraldışı davranışlar sergileme ve suça yönelmedir. Türkiye’nin de içinde bulunduğu tüm dünya ülkelerinde çocuk suçluluğuna ilişkin yapıla gelen araştırmalar, anti- sosyal adı verilen suçluluk davranışının, özellikle on dört yaş dolaylarında görüldüğünü ortaya koymuştur

19 ergenlerin aile ilişkilerini algılamalarının bazı değişkenlere göre incelenmesi amacıyla yapılan çalışmada erkeklerin kızlara göre problem çözmede daha başarılı oldukları ve 1 kardeş olanların daha rahat problemlerin üstesinden geldikleri bulgulanmıştır. 15 yaşını doldurmuş olan ergenlerin daha rahat iletişim kurdukları ve duygularını daha rahat ifade ettikleri saptanmıştır. Ayrıca, anneleri okur-yazar ya da ilkokul mezunu olan ergenlerin iletişim kurmada daha başarılı oldukları, anneleri lise ya da dengi okul mezunu olanların ise duygularını daha rahat ifade edebildikleri belirlenmiştir. İlk çocuk olanların genel işlevlerde daha başarılı oldukları görülmektedir. Problemleri çözme ve iletişim kurmada ergenler ve anneleri arasında anlamlı bir fark olduğu saptanmıştır. 19

20 Ergenlikte Ruhsal Problemler yapılan bir çalışmada, kız öğrenciler arasında ağır depresyon görülme oranı %9,6, erkek öğrenciler arasında %5,4 olarak belirlenmiştir

21 risk faktörleri Örneğin, evden kaçan ya da madde kullanan bir ergenin suça yönelme olasılığı kat kat artmaktadır. bu risklerin en yaygın olanı şiddettir. Ergenler şiddete maruz kalırken aynı şekilde yüksek oranlarda şiddet de uygulamaktadır. Şiddetin başlıca kaynaklarından biri de şiddete maruz kalmış olmadır. Şiddet adeta bir kısır döngü oluşturmakta, şiddete tanık olan veya maruz kalanların şiddet uygulama oranları da artmaktadır

22 Aile yapıları ve yoksulluk ergen şiddetini belirlemede güçlü bir risk faktörüdür. bir diğer risk unsuru da kuraldışı davranışlar sergileme ve suça yönelmedir. Suçlu gençler çocukluklarında standart zekâ testlerinden akranlarına göre daha düşük puan alma eğilimindedir ve okul başarıları da daha düşüktür (Steinberg, 2007). Suça karışan ergenlerin bireysel ve ailevi özelliklerin üzerinde Akduman ve arkadaşlarının (2007) bulguları bu konuyu bütün açıklığı ile gözler önüne sermektedir: yaş artıkça suça bulaşmanın artması, erkek ergenlerin daha fazla suça karışmaları yanı sıra, düşük anne-baba eğitim düzeyi, parçalanmış aileden gelme (%64) ve göç ergen suçluluğu ile ilişkilidir. Şiddetle ilgili en çok üzerinde durulan faktörlerden biri de kitle iletişim araçlarıdır

23 %43,4’ünün aile içinde anne babası tarafında şiddete maruz kaldığı, bunların ;%46,1’inin kız %53,9’unun erkek dir. Bu öğrencilerin %54’ünün annesi tarafından, %46’sının ise babası tarafından şiddet gördüğü; annelerin şiddet uygularken çoğunlukla terlik, babaların ise tekme- tokat gibi yöntemleri kullandığı görülmüştür

24 Çocuklarda ve Gençlerde Artan Şiddet Eğilimi ile Okullarda Meydana Gelen Olayların araştırılarak, Alınması Gereken Önlemlerin Belirlenmesi Amacıyla Kurulan Meclis Araştırması Komisyon Raporu’na göre, raporun hazırlanmasından önceki son üç ay içinde evde, okulda ve sokakta gençlerin %22’si fiziksel şiddet, %53’ü sözel şiddet, %36,3’ü duygusal şiddet ve %15,8’i cinsel şiddet ile karşılaşmıştır

25 . Aynı üç ay içerisinde, öğrencilerin % 35,5’i fiziksel, % 48,7’si sözel, % 27,6’sı duygusal, % 27,6’sı duygusal, % 11,7’si cinsel şiddet uygulamıştır. Ceza ve infaz kurumlarındaki çocukların, bu kurumlara girmeden önceki son üç ayda fiziksel şiddet ile karşılaşma sıklığı yüzde 69,2 olduğu, fiziksel şiddet uygulama sıklığının ise yüzde 69,3 olduğu ayrıca raporda bildirilmiştir (TBMM, 2007). Ceza ve infaz kurumlarındaki çocukların, bu kurumlara girmeden önceki son üç ayda fiziksel şiddet ile karşılaşma sıklığı yüzde 69,2 olduğu, fiziksel şiddet uygulama sıklığının ise yüzde 69,3 olduğu ayrıca raporda bildirilmiştir (TBMM, 2007)

26 Ergenlikte Riskli Davranışlar ve Madde Kullanımı Toplumsal kurallarla çatışan davranışlar, intihar düşüncesi madde kullanımı bu risklerden bazılarıdır sene tekrarı olan erkekler ile karne notu düşük olan kız ve erkek öğrenciler daha çok kuraldışı davranış eğilimi bildirmişlerdir. Kız ve erkeklerde babanın eğitim düzeyinin yüksekliği ve az çocuklu ailede yaşama, kızlarda ise annenin eğitim düzeyinin ve aile gelirinin yüksekliği kuraldışı davranışlarla ilişkili ailesel özellikler olarak bulunmuştur

27 Başka bir deyişle gencin yaşadığı bir ruhsal travmaya, içinde bulunduğu depresyona verdiği bir yanıt, bir uyum çabasıdır. Bir diğer riskli davranış ise alkol, sigara vb. maddeleri kullanmaya başlama veya bu maddelere bağımlı olmadır. Madde kullanım riski erkeklerde eroin kullanımı için 10 kat, esrar için yaklaşık 4 kat, ekstazi için ise yaklaşık 3 kat daha fazladır

28 Öğrenci ergenlerin %73,1’i rehber öğretmenle özel bir görüşme yapmadığını bildirmiştir. ERP96 araştırmasında %22,4 olan rehberlik servisine başvuru oranı 2008 yılında %27’ye çıkmıştır. Üst SES gruplarında görüşme oranları daha yüksektir Başvuru nedenlerinde arkadaşlar ile ilgili sorunlar 2 sıradadır. (%39 Dersler, %14.9 Ark). Gör nedenleri gelişimsel değil problem çözme odakıdır

29 Erkekler kızlara göre baba ile daha çok tartışırken; kızlar anne, küçük kız kardeşler ve ağabey ile erkeklere göre daha çok tartışmaktadır. Kırsalda yaşayan ergenlerde hiç kimse ile tartışma/çatışma yaşamadığını belirtenler kenttekilerden yüksekken; anne, baba, ağabey ve abla ile yaşadıkları çatışmaların oranı da kenttekilerden düşüktür. Düşük SES gruplarında aile içindeki tartışmalar daha fazla yaşanmaktadır

30 Aile içinde şiddete maruz kalma %60,1 Kırsal bölgelerde yaşayanlar hanede şiddet içerikli olayların kenttekilere göre daha az yaşandığını belirtmektedir Ergenlerin evde temel olarak sözel şiddete maruz kaldığı (%35,8), bunu %8,7 ile fiziksel şiddetin ve %0,6 ile cinsel şiddetin takip ettiği bulunmuştur. Kızların evde fiziksel olaylara hiç maruz kalmama oranı erkeklere göre biraz daha yüksektir. Alt SES’tekilerin evde fiziksel şiddete maruz kalma oranı üst SES’tekilere göre daha fazladır

31 Ergenlerin okulda en sık uğradığı şiddet biçimleri sözel (%27), fiziksel (%10), ve (%3) şiddet biçimleridir 15 yaş altındakilerin okulda fiziksel şiddete maruz kalma oranları biraz daha yüksektir. Erkeklerin okulda fiziksel şiddete maruz kalma oranları kızlara göre biraz daha fazladır

32 Ergenlerin okulda cinsel tacize (sözlü sarkıntılık, elle taciz vb.) maruz kalma sıklığı sosyal ve demografik özelliklere göre farklılık göstermemektedir. Erkeklerin okulda fiziksel şiddete maruz kalma oranları kızlara göre biraz daha fazladır Erkeklerin okulda fiziksel şiddete maruz kalma oranları kızlara göre biraz daha fazladır

33 Okulda ergene şiddet uygulayanların bu araştırmanın bulgularına göre, toplamda en fazla şiddet uygulayanların öğretmenler olduğu, bunu arkadaşlar ve idarecilerin takip ettiği görülmektedir. Sözel ve fiziksel şiddet daha çok öğretmenler tarafından uygulanırken, cinsel şiddeti uygulayanların genellikle ergenin arka daşları olduğu görülmektedir

34 15 yaş üstündekilerin sokakta cinsel tacize uğraması 15 yaş altındakilere göre az da olsa yüksektir. Kızlar erkeklere göre sokakta daha fazla cinsel tacize uğramaktadır %39,5’i de arkadaşlarından cinsel şiddet gördüklerini ifade etmişlerdir

35 Sokakta sözel şiddete maruz kaldığını belirten ergenler kendilerine şiddet uygulayanların arkadaşları (%48,7) ve tanımadıkları kimseler (%41,7) olduklarını belirtmişlerdir

36 ailede şiddet içerikli olayların yaşanma sıklığı arttıkça ergenin küsme, sözel ve fiziksel şiddet uygulama oranının da arttığı görülmüştür. Ayrıca, ailesinde sürekli şiddet yaşanan ergenlerin bir sorunla karşılaştığında aldırış etmeme davranışı diğer gruplardan belirgin biçimde yüksek olduğu bulunmuştur. Sonuç olarak, ailede şiddetin ergenleri ya şiddete yönelttiği ya da sorunlara karşı duyarsızlaştırdığı görülmektedir

37 Son bir yıl içerisinde bir başkasına fiziksel şiddet uyguladığını belirten ergenlerin oranının %21,2, sözel şiddet uygulayanların %33,3 ve cinsel şiddet uygulayanların %2,9 olduğu görülm ektedir. Erkeklerin kızlara göre başkalarına şiddet uygulama oranı belirgin bir şekilde yüksektir. Kırsaldakilerin bir başkasına fiziksel şiddet (dayak yeme, zor kullanma vb.) uygulama sıklığı kenttekilerden düşüktür. Ayrıca kırsaldakilerin bir başkasına sözel ve cinsel tacizde bulunma sıklığı kenttekilerden anlamlı ölçüde düşüktür 37

38 zorbalıkla ilgili bir derleme çalışmasında, zorbalığın tanımlarında bulunan ortak noktaların altını çizmektedir. Bunlar; Zorbalık, bilinçli ve kasıtlı olarak yapılan ve kurbana fiziksel, zihinsel, sosyal ya da psikolojik zarar verme amacı güden söz ve eylemleri içerir. Zorbalığın belli bir süre tekrarlama özelliği vardır. Kurban kendini koruyamayacak ve savunamayacak durumdadır. Zorbalar eylemlerini bireysel ya da grupla yapabildikleri gibi, kurbanlar da bu eylemlerden bireysel ya da grup olarak zarar görebilirler. Zorbalar, bu tür eylemlerden dolayı genellikle kendilerine çıkar sağlayabilirler

39 Zorbalığa İlişkin Kuramsal Açıklamalar Araştırmacılar, zorbalığa ilişkin açıklamalarını farklı kuramlara dayandırmaktadırlar. Literatürde çoğunlukla sosyal bilgi işleme, zihinsel çerçeve kuramı ve ahlak gelişimi kuramlarının zorbalığı açıkladığı görülmektedir

40 Zorbalığın Türleri Zorbalık türleri doğrudan zorbalık ve dolaylı zorbalık olarak sınıflanmaktadır Doğrudan zorbalık fiziksel ve sözel saldırı davranışlarını içerirken, dolaylı zorbalık ise kasıtlı yalnız bırakma veya sosyal ortamlardan yalıtım gibi davranışları içermektedir (Totan, 2007)

41 Akran Zorbalığının Görülme Sıklığı öğrencilerin % 35’i kurban, %30’u zorba/ kurban ( hem zorba hem de kurban olma durumu) ve %30’u zorba/ kurban ( hem zorba hem de kurban olma durumu) ve % 6’sınında zorba olduğu bulunmuştur Zorbalık türlerine göre bakıldığında ise, kurbanlarının % 34’ünün fiziksel zorbalığa, % 29’unun sözel zorbalığa, % 21’inin dolaylı zorbalığa ve % 11’inin ise eşyalarının zarar görmesi şeklinde zorbalığa maruz kaldıklarını belirtmişlerdir

42 Akran Zorbalığının Nedenleri Okullarda meydana gelen zorbalığın nedenlerini yalnızca okul ortamında aramak doğru sonuçlara ulaşmayı güçleştirmektedir. Okullarda yaşanan şiddet, saldırganlık ve zorbalık olaylarının nedenini kişi, okul ortamı ve toplum olarak üç düzeyde ele almak mümkündür. İstenmeyen davranışlar bu değişkenlerden yalnızca birinin sonucu olarak değil, genellikle bu üç grupta toplanan değişkenlerin etkileşiminin bir sonucu olarak ortaya çıkmaktadır İstenmeyen davranışlar bu değişkenlerden yalnızca birinin sonucu olarak değil, genellikle bu üç grupta toplanan değişkenlerin etkileşiminin bir sonucu olarak ortaya çıkmaktadır

43 Zorba ve Kurban’ın Özellikleri Zorbaların sert disiplin teknikleri aracılığı ile ve bedensel ceza alarak yetiştirildikleri sonucuna ulaşılmaktadır. Zorbalar düşmanlık hisleri ile dolu, saldırgan, atak ve genellikle popüler bireylerdir. Zorbalar düşmanlık hisleri ile dolu, saldırgan, atak ve genellikle popüler bireylerdir. Anne babalarının kullandıkları saldırgan disiplin tekniklerinin ve ailelerin saldırganlığa gösterdikleri esnekliğin çocukta saldırgan davranışın ortaya çıkma riskini arttırdığını ileri sürülmüştür. (-Akran zorbalığı gösteren bireylerin empati gücünün çok zayıf olduğu bulunmuştur

44 Kurbanların fiziksel olarak zayıf, kendine güvenlerinin düşük, diğer çocuklardan daha duyarlı, kaygılı, mutsuz ve çekingen olduğuna inanılır. 1. Pasif Kurban. Utangaç, duyarlı, güvensiz ve aşırı korunmuş çocuklardır. Zorbalığa kaçınarak ya da ağlayarak tepki verirler ve durumdan çok etkilenirler. 2. Kışkırtıcı Kurbanlar Aynı zamanda saldırgan özellikler de gösterirler. Daha güçlü olanlar tarafından zorbalığa uğratılırken, kendinden daha güçsüz olanlara ise zorbalık yaparlar

45 Araştırma bulgularına göre, kurban ve zorba çocuklar kurban ve zorba olmayan çocuklara göre daha yalnızdır ve akademik başarıları daha düşüktür

46 Akran Zorbalığında Aileye İlişkin Özellikler Anne ile olumlu bağlanma geliştirmemiş çocuklar, çevresine karşı güvensiz, aşırı şüpheci ve başkalarına düşmanca yaklaşırlar. Bandura’nın sosyal öğrenme kuramına göre, aile içi anlaşmazlık çocukların akran ilişkilerini olumsuz etkileyebilir. Aşırı cezalandırıcı ebeveynlik stilinin çocuklarda zorbalığı arttırdığını, zorbaların destekleyici olmayan ilgisiz ebeveynlere sahip oldukları. Aşırı koruyucu, kollayıcı, az denetleyici ve katılımcı ve eleştirel ebeveyn tarzlarının çocukta kurban olma olasılığını arttırır

47 Zorbalığın Neden Olduğu Sorunlar Zorbalığa maruz kalan çocukların daha fazla psikolojik yardıma gereksinim duydukları, depresyon ve kaygı düzeylerinin daha yüksek olduğu ve benlik saygılarının da daha düşük olduğu bildirilmektedir. Kurbanlarda enürezis de geliştiğine ilişkin bulgular vardır

48 Her ikisinin de kendilerini algılayış şekillerine bakıldığında, kendilerini kaygılı, yalnız, düşük benlik değeri olan kişiler olarak algıladıkları görülmektedir. Zorbalıkta, erkeklerin daha çok kaygı, depresyon, yeme bozuklukları ve psikosomatik semptomlar gösterdikleri hem kurbanlar hem zorbalar arasında kaydedilmiştir. Zorbalıkta, erkeklerin daha çok kaygı, depresyon, yeme bozuklukları ve psikosomatik semptomlar gösterdikleri hem kurbanlar hem zorbalar arasında kaydedilmiştir. Kızlar arasında daha çok yeme bozuklukları görülmektedir. Kızlar arasında daha çok yeme bozuklukları görülmektedir. Zorbalıkta hem zorbalar hem kurbanlar hoşlanma ve kızgınlık duygularını daha çok yaşadıkları ancak kurbanların zorbalardan daha çok şaşkınlık ve üzüntü yaşadıkları kaydedilmiştir

49 Zorbalarda, erken yaşlarda sigara ve içki, özel ve kamu mallarına zarar verme, kötü arkadaş gruplarına dahil olma, düşük akademik başarı, okul devamsızlığı ve yeteneklerinin veya zihinsel kapasitelerinin altına çalışma söz konusu olabilir. Erken yaşlarda saldırganlık olarak kendini gösteren zorbalık sonraki dönemde silah taşıma, tecavüz, soygunculuk ve gasp gibi çok ciddi sonuçlara öncülük edebilir Erken yaşlarda saldırganlık olarak kendini gösteren zorbalık sonraki dönemde silah taşıma, tecavüz, soygunculuk ve gasp gibi çok ciddi sonuçlara öncülük edebilir

50 YIKICI DAVRANIŞ BOZUKLUKLARI GÖSTEREN PSİKOPATOLOJİLER 1. DEHB 2. Davranım- Dürtü kontrol Boz. 3. Otistik Spektrum Boz. 4. Mental Retardasyon 5. Duygu Durum Boz

51

52 Arastırma sonucu Sargın, Nurten Sonuç Okullarda çatışma, zorbalık, baskı ve şiddetin hızla arttığı gözlenmektedir. Öğrencilerin temel yaşambecerileri içerisinde çatışmayı olumlu yollarla çözmek, şiddeti en aza indirmek, akran baskısını azaltmakgibi durumların olması gerektiği düşünülmektedir. Yapılan bu çalışma ile de akran baskısı azaltılmayaçalışılmış ve uygulanan program deney grubu üzerinde etkili olmuştur. Bu sonuca göre aşağıdaki önerilere yer verilmiştir. - Akran baskısı uygulayan öğrencilerle uygulamaya dayalı çalışmaların okullarda sıklıkla uygulanması, - İzleme çalışmalarının yapılması, - Okullarda çalışan psikolojik danışmanlar tarafından bu öğrencilerle bireysel ve grupla danışmalar yapılarak, öğrencilere akran baskısını azaltmak için sahip olmaları gereken becerileri kazandırmak amacıyla psiko-eğitsel programların geliştirilip uygulanması, - Öğretmen ve ailelerle işbirliği içerisinde çalışılması önerilmektedir.

53 TESEKKÜRLER


"10.04.20151 AKRAN ZORBALIGI Yrd. Doç. Dr. Nüket İŞİTEN." indir ppt

Benzer bir sunumlar


Google Reklamları