Sunum yükleniyor. Lütfen bekleyiniz

Sunum yükleniyor. Lütfen bekleyiniz

Kur’ân Buluşmaları: 36 ÜMİT ŞİMŞEK. وَاِذْ اَخَذْنَا م۪يثَاقَكُمْ لَا تَسْفِكُونَ دِمَٓاءَكُمْ وَلَا تُخْرِجُونَ اَنْفُسَكُمْ مِنْ دِيَارِكُمْ ثُمَّ اَقْرَرْتُمْ

Benzer bir sunumlar


... konulu sunumlar: "Kur’ân Buluşmaları: 36 ÜMİT ŞİMŞEK. وَاِذْ اَخَذْنَا م۪يثَاقَكُمْ لَا تَسْفِكُونَ دِمَٓاءَكُمْ وَلَا تُخْرِجُونَ اَنْفُسَكُمْ مِنْ دِيَارِكُمْ ثُمَّ اَقْرَرْتُمْ"— Sunum transkripti:

1 Kur’ân Buluşmaları: 36 ÜMİT ŞİMŞEK

2 وَاِذْ اَخَذْنَا م۪يثَاقَكُمْ لَا تَسْفِكُونَ دِمَٓاءَكُمْ وَلَا تُخْرِجُونَ اَنْفُسَكُمْ مِنْ دِيَارِكُمْ ثُمَّ اَقْرَرْتُمْ وَاَنْتُمْ تَشْهَدُونَ Yine hatırlayın ki, sizden, “Kanınızı dökmeyeceksiniz; birbirinizi yurdunuzdan çıkarmayacaksınız” diye söz almıştık; siz de şahitsiniz ki, bu ahdi kabul etmiştiniz.

3  “Kanınızı dökmeyeceksiniz, kendinizi yurdunuzdan çıkarmayacaksınız”  Mü’minler birbirini sevmekte, birbirine merhamet etmekte ve birbirini korumakta bir vücut gibidir. Vücudun bir uzvu hasta olduğu zaman, diğer uzuvların da uykusu kaçar, ateşi çıkar.  Buharî, Edeb: 27; Müslim, Birr: 66

4  Ey iman edenler! Birbirinizin malını haksız şekilde yemeyin. Ancak karşılıklı rıza ile yaptığınız ticaret müstesnadır. Nefislerinizi (kendinizi / birbirinizi) öldürmeyin. Muhakkak ki Allah size karşı pek merhametlidir.  Nisâ, 4:29  Birbirinizi (kendinizi) ayıplamayın, birbirinize kötü lâkaplar takmayın.  Hucurat, 49:11

5  Allah, taşları birbirine kenetlenmiş bir bina gibi saf tutarak Onun yolunda savaşanları sever.  Saf, 61:4  Erkek olsun, kadın olsun, sizden iyi bir iş yapanın emeğini Ben asla boşa çıkarmam. Siz zaten birbirinizdensiniz.  Âl-i İmrân, 3:195

6  “Siz de şahitsiniz ki, bu ahdi kabul etmiştiniz”  Siz (atalarınız) de şahit idiniz ki...  Siz de biliyorsunuz ki...

7 و ثُمَّ اَنْتُمْ هٰٓؤُ۬لَٓاءِ تَقْتُلُونَ اَنْفُسَكُمْ وَتُخْرِجُونَ فَر۪يقاً مِنْكُمْ مِنْ دِيَارِهِمْۘ تَظَاهَرُونَ عَلَيْهِمْ بِالْاِثْمِ وَالْعُدْوَانِۜ وَاِنْ يَأْتُوكُمْ اُسَارٰى تُفَادُوهُمْ وَهُوَ مُحَرَّمٌ عَلَيْكُمْ اِخْرَاجُهُمْۜ اَفَتُؤْمِنُونَ بِبَعْضِ الْكِتَابِ وَتَكْفُرُونَ بِبَعْضٍۚ فَمَا جَزَٓاءُ مَنْ يَفْعَلُ ذٰلِكَ مِنْكُمْ اِلَّا خِزْيٌ فِي الْحَيٰوةِ الدُّنْيَاۚ وَيَوْمَ الْقِيٰمَةِ يُرَدُّونَ اِلٰٓى اَشَدِّ الْعَذَابِۜ وَمَا اللّٰهُ بِغَافِلٍ عَمَّا تَعْمَلُونَ Şimdi siz yine birbirini öldüren ve içinizden bir kısmını yurtlarından çıkaran kimselersiniz. Onlara karşı kötülükte ve azgınlıkta birbirinize arka çıkıyorsunuz. Onlar size esir olarak getirildiklerinde ise fidyelerini verip onları kurtarıyorsunuz. Oysa onları yurtlarından çıkarmak da size yasaklanmıştı. Yoksa kitabın bir kısmına inanıp bir kısmını inkâr mı ediyorsunuz? Sizden kim bunu yaparsa, onun cezası dünya hayatında rezillikten ibarettir; kıyamet gününde de onlar azabın en şiddetlisine uğratılır. Allah yaptıklarınızdan habersiz değildir.

8  Birbirine düşman kabilelerle ittifak halinde oldukları için savaşta birbirleriyle karşı karşıya geliyorlardı  Savaştan sonra ise her iki taraftan esir alınanlar için fidye toplayıp onları kurtarıyorlardı

9  “Yoksa siz kitabın bir kısmına inanıp bir kısmını inkâr mı ediyorsunuz?”  Allah’ı ve peygamberlerini inkâr eden, “Kimine inanır, kimini reddederiz” diyerek Allah ile peygamberlerinin arasını ayıran ve böyle bir orta yol bulmak isteyenlere gelince:  Öyleleri kelimenin tam anlamıyla gerçek kâfirlerin tâ kendisidir. Biz ise o kâfirlere aşağılayıcı bir azap hazırlamışızdır.  Nisâ, 4:

10  Siz onları seven kimselersiniz; oysa onlar sizi sevmezler. Ayrıca siz kitabın bütününe (bütün kitaplara) inanırsınız.  Âl-i İmrân, 3:119  Kendilerine verdiğimiz kitabı gereği gibi okuyanlar, ona iman ederler. Kim onu inkâr ederse, işte onlar da hüsrana düşenlerdir.  Bakara, 2:121

11  Yerilen davranış:  Birbirlerini öldürme yahut yurtlarından çıkarma  Onlara karşı kötülükte ve azgınlıkta birbirlerine arka çıkma  Esir düşenlerini kurtarmak DEĞİL

12  “Allah sizin yaptıklarınızdan habersiz değildir”  2:74, 85, 140, 144, 149, 3:99  6 yerde geçiyor  6’sı da Ehl-i Kitap ile ilgili âyetlerde  Önceki kitaplarda yapılan tahrifatın en önemli hedefi, Allah’ın ilim sıfatını sınırlamak olmuştur

13 اُو۬لٰٓئِكَ الَّذ۪ينَ اشْتَرَوُا الْحَيٰوةَ الدُّنْيَا بِالْاٰخِرَةِۘ فَلَا يُخَفَّفُ عَنْهُمُ الْعَذَابُ وَلَا هُمْ يُنْصَرُونَ۟ Öyleleri, âhireti dünya hayatıyla değiştiren kimselerdir. Onların azabı hiç hafifletilmez; kimseden yardım da görmezler.

14  Kendilerine kitaptan bir nasip verilmiş olanları görmedin mi? Onlar sapıklığa müşteri oluyorlar ve sizin de yoldan sapmanızı istiyorlar.  Nisâ, 4:44

15  Onlar doğru yolu sapıklıkla, bağışlanmayı azapla değiştirmiş olan kimselerdir. Ateşe ne kadar da dayanıklı şey bunlar!  Bakara, 2:175  İmanlarını inkârla değiştirenler bununla Allah’a hiçbir zarar vermiş olmazlar. Onlar için acı bir azap vardır.  Âl-i İmrân, 3:177

16  Her ümmetten birer şahit tuttuğumuz gün, artık kâfirlere ne özür beyan etmeleri için izin verilir, ne de onlardan kusurlarını affettirecek birşey istenir.  Zulmedenler bir kere azabı gördükten sonra, ne o azap hafifletilir, ne de onlara süre tanınır.  Allah’a ortak koşanlar, şeriklerini gördüklerinde, “Ey Rabbimiz,” derler. “İşte şunlar, Senden gayrı dua ettiğimiz şeriklerimiz.” Şerikleri ise onların sözünü reddeder, “Siz yalancısınız” derler.  O gün onlar Allah’a teslim olmuş, uydurdukları şeyler ise onları bırakıp kaybolmuştur.  İnkâr eden ve halkı Allah yolundan alıkoyanları, fesat çıkarıp durmaları yüzünden azap üstüne azapla cezalandıracağız.  Nahl, 16:84-88

17  İnkâr edenlere gelince, onlar için de Cehennem ateşi vardır. Ne ecellerine hükmolunur ki ölsünler, ne de azapları hafifletilir. İnkârda ileri giden o nankörlerin hepsini de Biz böyle cezalandırırız.  Orada bağrışıp durmaktadırlar, “Rabbimiz, bizi buradan çıkar ki, daha önce yaptıklarımızın yerine güzel işler yapalım” diye. Düşünüp de ibret alacak olan kimseye yetecek kadar bir ömrü Biz size vermedik mi? Üstelik size uyarıcı da geldi. Şimdi tadın azabı; zalimlerin yardımcısı yoktur.  Fâtır, 35:36-37

18  Mücrimler ise ebediyen Cehennem azabındadırlar.  Azapları hafifletilmez; orada ümitsizdirler.  Biz onlara zulmetmedik ki! Onlar kendilerine yazık ettiler.  “Yâ Mâlik! Rabbin işimizi bitirsin artık” diye seslenirler. O da “Siz kalıcısınız” der.  Biz size hakkı getirmiştik; fakat çoğunuz haktan hoşlanmazsınız.  Zuhruf, 43:74-78

19  Âyetlerimizi inkâr edenleri ateşe sokacağız. Derileri piştikçe de, azabı tatsınlar diye derilerini yenileyeceğiz. Allah Azizdir, Hakîmdir.  İman edip güzel işler yapanları ise, ebediyen kalmak üzere, altlarından ırmaklar akan Cennetlere yerleştireceğiz. Orada onlar için tertemiz eşler vardır. Böylece onları serin ve hoş gölgeler altına alırız.  Nisâ, 4:56-57

20 لَقَدْ اٰتَيْنَا مُوسَى الْكِتَابَ وَقَفَّيْنَا مِنْ بَعْدِه۪ بِالرُّسُلِ وَاٰتَيْنَا ع۪يسَى ابْنَ مَرْيَمَ الْبَيِّنَاتِ وَاَيَّدْنَاهُ بِرُوحِ الْقُدُسِۜ اَفَكُلَّمَا جَٓاءَكُمْ رَسُولٌ بِمَا لَا تَهْوٰٓى اَنْفُسُكُمُ اسْتَكْبَرْتُمْۚ فَفَر۪يقاً كَذَّبْتُمْۘ وَفَر۪يقاً تَقْتُلُونَ And olsun ki, biz Musa’ya kitap verdik; ondan sonra da peş peşe peygamberler gönderdik. Meryem oğlu İsa’ya da apaçık deliller verdik ve onu Ruhu’l-Kudüs ile teyid ettik. Size ne zaman bir peygamber hoşunuza gitmeyen birşeyle gelse büyüklük taslayacak ve kimini yalanlayıp kimini de öldürecek misiniz?

21  Peş peşe peygamberler gönderdik  Birbirinin izi üzerinde, birbirini takip edecek şekilde  Tebliğ ve irşaddan mahrum kalmadılar  Meryem oğlu İsa’ya da apaçık deliller verdik  İsa da “Ey İsrailoğulları,” demişti. “Ben de size, daha önce indirilen Tevrat’ı doğrulamak ve benden sonra gelecek Ahmed adındaki peygamberi müjdelemek üzere Allah tarafından gönderilmiş peygamberim.” Fakat kendilerine apaçık deliller getirdiğinde, “Bu düpedüz büyü” dediler. ▪ Saf, 61:6

22  Apaçık deliller:  Allah ona okuyup yazmayı, hikmeti, Tevrat’ı ve İncil’i öğretecek.  Onu İsrailoğullarına peygamber olarak gönderecek. O da diyecek ki: Ben size Rabbinizden bir âyetle geldim. Size çamurdan bir kuş sureti yapar, sonra ona üflerim; o da Allah’ın izniyle kuş oluverir. Anadan doğma körleri ve abraşları iyileştirir, Allah’ın izniyle ölüleri diriltirim. Ayrıca, size, evinizde ne yediğinizi ve ne sakladığınızı haber veririm. Eğer inanan kimselerseniz, bunda sizin için bir âyet vardır.  Benden önce gönderilen Tevrat’ı doğrulayıcı olarak ve size haram edilmiş olan şeylerden bazılarını helâl kılmak üzere, Rabbinizden bir âyetle size geldim. Allah’tan korkun ve bana itaat edin.  Sizin de, benim de Rabbimiz Allah’tır; Ona kulluk edin. Dosdoğru yol işte budur.  Âl-i İmrân, 3:48-51

23  Onu Ruhu’l-Kudüs ile teyid ettik  Ruhu’l-Kudüs: Cebrail  Ruhu’l-Emîn, Ruhumuz, Ruh  Vahyin hayat oluşuna vurgu  Meryem oğlu İsa’ya ise apaçık deliller verdik ve onu Ruhu’l-Kudüs ile teyid ettik.  Bakara, 2:253

24  O zaman Allah, Meryem oğlu İsa’ya “Senin ve annenin üzerindeki nimetimi hatırla,” buyurur.  “Hani seni Ruhu’l-Kudüs ile teyid etmiştim.  Sen beşikte iken de, yetişkin iken de insanlarla konuşurdun.  Hani Ben sana okuma yazmayı, hikmeti, Tevrat’ı ve İncil’i öğretmiştim.  Hani Benim iznimle çamurdan bir kuş sureti yapar, ona üflerdin de, Benim iznimle o bir kuş oluverirdi. . /..

25  Yine Benim iznimle anadan doğma körlerin gözlerini açar, abraşı iyileştirirdin.  Yine Benim iznimle ölüleri diriltirdin.  Hani, sen İsrailoğullarına deliller getirdiğin ve onların kâfir olanları “Bu düpedüz büyü” dedikleri zaman onların elinden seni kurtarmıştım.  Mâide, 5:110

26  De ki: Onu, iman edenlere sebat vermek, hakka teslim olanlara da hidayet ve müjde olmak üzere, Rabbinden hak ile Ruhu’l- Kudüs indiriyor.  Nahl, 16:102

27  Hiç şüphesiz, o Âlemlerin Rabbi katından indirilmiştir.  Onu Ruhu’l-Emin indirdi.  Senin kalbine indirdi, uyarıcılardan olasın diye,  Apaçık bir Arapça lisan ile.  Şuarâ, 26:

28  Hassan bin Sâbit hakkında Resulullahın (s.a.v.) duası:  Allahım, Peygamberini teyid ettiğin gibi, Hassan’ı da Ruhu’l-Kudüs ile teyid et!  Buharî, İlim: 68; Müslim, Fedâilü’s-Sahâbe: 151, 152

29  “Size ne zaman bir peygamber hoşunuza gitmeyen birşeyle gelse...”  Hüdâ / hevâ çatışması  De ki: Doğru söylüyorsanız, bu ikisinden daha doğru bir kitabı Allah katından getirin de ona uyayım.  Sana cevap veremezlerse, bil ki onlar sadece heveslerine uymaktadırlar. Allah tarafından gelen bir hidayet olmaksızın hevesine uyan kimseden daha sapık kim var? Doğrusu, Allah zalimler güruhuna yol göstermez.  Kasas, 28:49-50

30  Zulmedenler, hiçbir bilgiye dayanmaksızın, heveslerinin peşine düştüler. Allah’ın saptırdığını kim yola getirebilir? Onların hiçbir yardımcısı da olmaz.  Rum, 30:29  Ey Davud, Biz seni yeryüzünde bir halife yaptık. İnsanlar arasında adaletle hükmet. Hevâya tâbi olma ki seni Allah yolundan saptırmasın. Allah yolundan sapanlara, hesap gününü unutmaları yüzünden, çetin bir azap vardır.  Sâd, 38:26

31  Sana da, ondan önceki kitapları tasdik edici ve onları gözetici olarak kitabı hak ile indirdik. Onun için, sen de Allah’ın indirdiğiyle hükmet; sana gelmiş olan haktan sonra artık onların heveslerine uyma. ...  Sana şunu da bildirdik: Onlar arasında Allah’ın indirdiğiyle hükmet. Onların heveslerine uyma. Dikkat et, seni şaşırtıp da Allah’ın indirdiklerinin bir kısmından caydırmasınlar. Eğer yüz çevirirlerse, bil ki, Allah onları bazı günahları yüzünden belâya uğratmak istiyordur. Gerçekten de insanlardan birçoğu Allah’a itaatten çıkmış kimselerdir.  Mâide, 5:48-49

32  De ki: Ey Kitap Ehli! Dininizde haktan uzaklaşıp da aşırılığa kaçmayın. Daha önce sapmış, pek çoklarını saptırmış ve yolun doğrusundan ayrılmış bir topluluğun heveslerine uymayın.  Mâide, 5:77  Onların dinlerine uymadıkça ne Yahudiler senden hoşnut olur, ne de Hıristiyanlar. Sen de ki: Allah’ın gösterdiği yol, doğru yolun tâ kendisidir. Eğer sana ulaşan ilimden sonra sen onların heveslerine uyarsan, seni Allah’tan kurtaracak ne bir dostun olur, ne de bir yardımcın.  Bakara, 2:120

33  Kibir  İblis’le başlar, Cehennemde biter  Meleklere, “Âdem’e secde edin” dediğimizde, İblis’ten başka hepsi secdeye kapandı. O ise bundan kaçındı ve büyüklük taslayarak kâfir oldu.  Bakara, 2:34

34  Ne Mesih, ne de meleklerin Allah’a en yakın olanları, Allah’a kul olmaktan çekinmez. Kim Allah’a kul olmayı kibrine yediremez de bundan kaçınırsa, Allah onların hepsini huzuruna toplayacaktır.  İman eden ve güzel işler yapanları Allah eksiksiz ödüllendirir; üstüne de, kereminden, ziyadesini verir. Kibirlenip de Allah’a kul olmaktan kaçınanları ise acı bir azapla cezalandırır; artık onlar kendilerine Allah’tan başka ne bir dost, ne de bir yardımcı bulamazlar.  Nisâ, 4:

35  Âyetlerimizi yalanlayan ve onlara karşı kibirlenenlere semâ kapıları açılmaz; deve iğne deliğinden geçmedikçe onlar da Cennete giremezler. Mücrimleri Biz işte böyle cezalandırırız.  Onlar için Cehennemden bir döşek, üstlerine de ateşten örtüler vardır. Zalimleri Biz işte böyle cezalandırırız.  A’râf, 7:40-41

36  İnkâr edenler o gün ateşe sunulurlar. Siz bütün zevklerinizi dünya hayatınızda tükettiniz. Bugün de, hiç hakkınız olmadığı halde yeryüzünde büyüklük taslamanıza ve yoldan çıkmanıza karşılık, hor ve hakir eden bir azapla cezalandırılırsınız.  Ahkaf, 46:20

37  Kendilerine ulaşmış bir delile dayanmaksızın Allah’ın âyetleri hakkında tartışmaya girenlerin gönüllerinde yatan şey, hiçbir zaman erişemeyecekleri bir kibirden ibarettir. Sen Allah’a sığın. Çünkü O herşeyi işiten, herşeyi görendir.  Mü’min, 40:56

38  Kalbinde zerre kadar kibir olan kimse Cennete giremez.  Müslim, İman: 149  Kibirlenerek elbisesinin eteklerini yerde sürüyen kimsenin, kıyamet gününde Allah yüzüne bakmaz.  Buharî, Libas: 1, 5; Müslim, Libas:43

39  Bir kimse kibirlene kibirlene nihayet zalimler güruhuna kaydedilir. Böylece zalimlere verilen ceza ona da verilir.  Tirmizî, Birr: 61  Büyüklük taslayanlar için Cehennemde yer mi yok?  Zümer, 39:60

40  İnternet adresleri   utesav.org.tr  facebook.com/yazarumitsimsek


"Kur’ân Buluşmaları: 36 ÜMİT ŞİMŞEK. وَاِذْ اَخَذْنَا م۪يثَاقَكُمْ لَا تَسْفِكُونَ دِمَٓاءَكُمْ وَلَا تُخْرِجُونَ اَنْفُسَكُمْ مِنْ دِيَارِكُمْ ثُمَّ اَقْرَرْتُمْ" indir ppt

Benzer bir sunumlar


Google Reklamları