Sunum yükleniyor. Lütfen bekleyiniz

Sunum yükleniyor. Lütfen bekleyiniz

FETH İ YE MEHMET ERDO Ğ AN ANADOLU L İ SES İ Mücahid Serçek Türk Edebiyatı Ö ğ retmeni DÎVÂN EDEBİYATI.

Benzer bir sunumlar


... konulu sunumlar: "FETH İ YE MEHMET ERDO Ğ AN ANADOLU L İ SES İ Mücahid Serçek Türk Edebiyatı Ö ğ retmeni DÎVÂN EDEBİYATI."— Sunum transkripti:

1 FETH İ YE MEHMET ERDO Ğ AN ANADOLU L İ SES İ Mücahid Serçek Türk Edebiyatı Ö ğ retmeni DÎVÂN EDEBİYATI

2 DÎVAN EDEBİYATI Türklerin İ slam kültüründen etkilenmeleri sonucu olu ş turdukları bir edebiyattır. “Klasik Türk Edebiyatı”, “Yüksek Zümre Edebiyatı”, “Havas Edebiyatı” adları ile de anılır. Belirli ilkeler çevresinde geli ş en bu edebiyat; ş airlerin, ş iirlerini “Divan” denilen yazma kitaplarda toplamalarından dolayı daha çok “Divan Edebiyatı” adıyla ifade edilmektedir. Divan edebiyatının ilk ürünleri olan Kutadgu Bilig, Atabetü’l- Hakâyık gibi eserler daha Orta Asya’da iken(11.ve 12. yy.da) verilmi ş tir. Anadolu’ya göçen Türkler, Divan edebiyatını burada da sürdürmü ş ler, yeni eserler vermi ş lerdir. Divan edebiyatı 11.yy.dan 1860’a kadar ürünler vermi ş tir. Bu edebiyatta hem ş iir hem düzyazı alanında eserler vardır; ancak Divan edebiyatı, ş iir a ğ ırlıklı bir edebiyattır. Mücahid SERÇEK FMEAL Ed. Ö ğ rt.

3 DÎVAN EDEBİYATININ KAYNAKLARI İ slam inançları (ayetler ve hadisler), İ slami bilimler(tefsir, kelam, fıkıh), İ slam tarihi, Tasavvuf felsefesi ve terimleri, İ ran mitolojisi( ki ş iler ve olaylar ), Peygamberlerle ilgili öyküler, mucizeler, efsaneler, söylentiler… Tarihî, efsanevî, mitolojik ki ş iler ve olaylar, Ça ğ ın bilimleri, Türk tarihi ve kültürü, Dönemin edebiyat anlayı ş ı, Arapça, Farsça sözcük ve tamlamalar. Yunan mitolojisi Mücahid SERÇEK FMEAL Ed. Ö ğ rt.

4 DİVAN ŞİİRİNİN ÖZELLİKLERİ Ş iirde aruz ölçüsü kullanılmı ş tır. Nazım birimi beyittir. Dörtlük ve bentlerle yazılan ş iirler de vardır. Konular oldukça sınırlıdır: “ İ slam mitolojisi, klasik a ş k öyküleri, kadın, ş arap, din ve tasavvufla ilgili konular ile bazı felsefi dü ş ünceler” en çok i ş lenen konulardır. Tüm ş airlerin kullandı ğ ı mazmunlar (kli ş ele ş mi ş, kalıpla ş mı ş sözler) aynıdır. “servi”_”boy” yerine; “ok”_ “kirpik” yerine kullanılır. Dil süslü ve sanatlıdır. Arapça ve Farsça kelime ve tamamlamalara sıkça yer verilir. Ş iirde konu bütünlü ğ ü aranmaz. Parça bütünlü ğ ü esastır. Her beyit ayrı bir konuyu i ş ler. Mücahid SERÇEK FMEAL Ed. Ö ğ rt.

5 Anlamdan çok söyleyi ş önemlidir. Ne söylendi ğ i de ğ il nasıl söylendi ğ i önemlidir. Kafiye, göz içindir. Genellikle tam ve zengin kafiye kullanılmı ş tır. Ş iire ba ş lık konmaz. Her ş iir, redif veya türünün adı ile anılır. İ nsanın iç dünyasına yönelik, soyut ve kitabî bir edebiyattır. Özgün de ğ il taklitçidir.(Arap ve Fars edebiyatları etkisindedir. Nazım biçimi olarak gazel, kaside, rubai gibi Arap ve Fars edebiyatlarından alınan nazım ş ekilleri kullanıldı ğ ı gibi tuyu ğ ve ş arkı gibi; divan edebiyatına Türklerin kazandırdı ğ ı nazım ş ekilleri de kullanılmı ş tır. Mücahid SERÇEK FMEAL Ed. Ö ğ rt.

6 Divan ş iiri, kuralcı bir ş iirdir. Divan ş iirinde konudan çok konunun i ş leni ş i ( üslup, anlatım ) önemlidir. Aynı konu, birçok ş air tarafından de ğ i ş ik biçimlerde anlatılmı ş tır. Ş iirde en küçük nazım biçimi tek dizeden olu ş ur.Bir manzum parça içinde yer almayan böyle dizelere “mısra-ı azâde” denir. Ş iirde, tasavvuf,Türki-i Basit (Basit Türkçe), Sebk-i Hindî ve Mahallîle ş me akımlarının etkileri görülür. Divan ş iirinde  ş ık Pa ş a, Nedim ve Ş eyh Galip heceyle birer ş iir denemesi yapmı ş lardır. Mücahid SERÇEK FMEAL Ed. Ö ğ rt.

7 Aruz Ölçüsü Araplardan, İ ranlılara; İ ranlılardan bize geçti Hecelerin uzunlu ğ u, kısalı ğ ı esasına dayanır. Uzun(kapalı)hece: Sonu sessiz ile biten veya uzun ünlü ile biten hecelere denir. ( _ ) ile gösterilir. Kısa(açık)hece:Sonu ünlü ile biten hecelere denir.(.) ile gösterilir. İ male:Kısa hecenin vezin gere ğ i uzun okunmasıdır. Zihaf:Uzun hecenin vezin gere ğ i kısa okunmasıdır. Med:Bir çubuk hece okumadır.( _. ) ile gösterilir. Vasl:Ulama Mücahid SERÇEK FMEAL Ed. Ö ğ rt.

8 Takti:Aruz ölçüsü ile yazılan şiirde vezin bulmak için yapılan işleve denir. O benim mil letimin yıl dızıdır par layacak.. _ _.. _ _.. _ _.. _ Fe i la tün fe i la tün Fe i la tün Fe i lün Tef’ile tef’ile tef’ile tef’ile Ey Nedim ey bülbül-i şey dâ niçin hâ mûş sun _. _ _ _.. _ _. _ _ _ _ Fa i la tün fa i la tün fa i la tün fa lün İmale Senden evvel çok nevalar güft ü gûlar var idi. _ _ _ _ _.. _ _. _ _ _. _ Her zaman kapalı hece(son hece) Senden evvel: Ulama(vasl) Mücahid SERÇEK FMEAL Ed. Ö ğ rt.

9 DİVAN ŞİİRİ NAZIM BİÇİMLERİ -Beyitlerle kurulan nazım biçimleri: Gazel, kaside, mesnevi, müstezad, kıt’a -Dörtlüklerle kurulan nazım biçimleri: Rubai, tuyu ğ, murabba, ş arkı, terbi -Bentlerle kurulan nazım biçimleri: Muhammes, tahmis, tardiye, ta ş tir, müseddes, tesdis, müsebba, müsemmen, mütessa, mua şş er, terkib-i bend, terci-i bend. Mücahid SERÇEK FMEAL Ed. Ö ğ rt.

10 Divan Edebiyatı Nazım Türleri: Tevhid Münacat Naat Methiye Mersiye Hicviye Fahriye Mücahid SERÇEK FMEAL Ed. Ö ğ rt.

11 NAZIM BİRİMİ BEYİT OLANLAR GAZEL KAS İ DE MESNEV İ MÜSTEZAT KIT’A Mücahid SERÇEK FMEAL Ed. Ö ğ rt.

12 GAZEL A ş k, ayrılık, hasret,felsefi ve didaktik dü ş ünceler, ölüm gibi lirik konuların i ş lendi ğ i ş iir türüdür. Konu yönünden Halk ş iirindeki “ko ş ma”ya benzer. Türk edebiyatına Arap edebiyatından girmi ş tir. Aruzun her kalıbıyla yazılabilir. İ lk beytine‘matla’ son beytine ‘makta’denir. En güzel beyite “beytü’l-gazel” denir. Son beyitte ş airin mahlası yer alır.Makta beytine “Tac-beyit” de denir. Mücahid SERÇEK FMEAL Ed. Ö ğ rt.

13 Gazelin bütün beyitlerinde aynı konu i ş leniyorsa buna “yek- ahenk gazel” denir. Genellikle gazelin beyitleri arasında konu birli ğ i yoktur. Bütün beyitleri aynı güzelli ğ e sahipse “yek- avaz gazel” denir. Beyit sayısı 5-15 beyit arasındadır. İ lk beyit kendi arasında kafiyelidir. Di ğ er beyitlerin ikinci beyitleri birinci beyit ile kafiyelidir. Yani aa,ba,ca,da,ea ş eklindedir. Mücahid SERÇEK FMEAL Ed. Ö ğ rt.

14 A ş kın verdi ğ i mutlulu ğ u, sıkıntıyı, sevgiliden yakınmayı, sevgiliye kar ş ı yakarı ş ları, içli ve duygulu olarak anlatan gazellere “â ş ıkâne (garami, lirik) gazel” adı verilir. Divan edebiyatında bu alanın tek temsilcisi Fuzûli’dir. Genellikle içkiyi, içki zevkini, içki ile ilgili dü ş ünceleri, hayata kar ş ı kayıtsızlı ğ ı, ya ş amaktan zevk almayı konu olarak i ş leyen gazellere “rindâne gazel” denir. Bu türde en ba ş arılı sanatçı Bâki’’dir. Kadını ve a ş kın güzelliklerini konu alan, zarif ve çapkın bir anlatımla söylenmi ş gazellere “ ş ûhâne gazel” denir. Nedim bu yoldaki gazelleriyle tanınmı ş tır. Bu tür gazellere Nedimâne gazel de denir. Ahlakla ilgili ö ğ ütler veren, türlü hayat görü ş lerini yansıtan, özdeyi ş niteli ğ indeki sözlerin a ğ ır bastı ğ ı gazellere “Hikemî gazel” denir. Nâbi bu tarz gazelleriyle ün kazanmı ş tır. Mücahid SERÇEK FMEAL Ed. Ö ğ rt.

15 İçerisinde iç kafiye bulunan, ortadan bölündüğünde dörtlük oluşturabilen gazellere “musammat gazel” denir. Değildim ben sana mail \ sen ettin aklımı zail Beni tan eyleyen gafil\ seni görgeç utanmaz mı Mücahid SERÇEK FMEAL Ed. Ö ğ rt.

16 Tek mısradan oluşan,ikinci mısraya ihtiyaç duyulmayan dizelere “mısra-ı azade” denir. Örnek: Her ne ararsan bulunur derde devâdan gayri Bir beyitin bir dizesinin akılda kalıcı vecize niteliği taşıyan mısrasına “mısra-ı berceste” denir. Örnek: Avaze-yi bu aleme Davud gibi sal Bâki kalan bu kubbede bir hoş sada imiş. Mücahid SERÇEK FMEAL Ed. Ö ğ rt.

17 KASİDE Din ve devlet büyüklerini övmek amacıyla belirli kurallar içinde yazılan uzun ş iirlere denir. Arap edebiyatından geçmi ş tir. Kafiye düzeni gazelin kafiye düzeniyle aynıdır. İ lk beytine “matla”; son beytine “makta” denir Ş air matla beytini kasidenin her hangi bir yerinde yineleyebilir. Birden fazla matla beyti olan kasidelere “zatü’l- metali” denir. Mücahid SERÇEK FMEAL Ed. Ö ğ rt.

18 Kimi kasidelerde fahriye ve tegazzül bölümleri olmayabilir. Ama di ğ er bölümlerin bulunması zorunludur. Kimi zaman kasideyi olu ş turan beyitlerin dize ortalarında uyaklı oldu ğ u görülür. Bunlara “musammat kaside” denir. Ş air mahlasının bulundu ğ u beyte taç beyit denir. En güzel beytine «beytü’l kasid» denir. En az 31en fazla 99 beyit olur. Mücahid SERÇEK FMEAL Ed. Ö ğ rt.

19 Kasidelerin Adlandırılışı: Kasidelerin özel bir adı yoktur. Adlandırma nesib bölümünde i ş lenen temaya, uya ğ ın son harfine ya da rediflere göre yapılır: “ 1)Nesib kısmındaki tasvire göre: Kaside-i Bahariye Kaside-i Şitaiye (Kışı anlatır.) Kaside-İydiyye (Kurban Bayramını anlatır.) Kaside-i Ramazaniye (Ramazanı anlatır.) 2)Kasidenin redifine göre : Su kasidesi, Sümbül Kasidesi, Kerem Kasidesi 3)Kasidenin kafiyelerindeki bir harfe göre: Kaside-i tııyye, Kaside-i raiye, Kaside-i mimiyye Mücahid SERÇEK FMEAL Ed. Ö ğ rt.

20 Kaside belli bölümler halinde yazılır. a) Nesib ya da Te ş bib: Kasidenin ilk bölümüdür. Bahar mevsimi, kı ş manzaraları betimlenir ya da kurban ve ramazan bayramı anlatılır.Genellikle kasidenin en uzun ve sanatlı bölümüdür. Kasidelere ismini veren bölümdür. b) Girizgah: Nesib bölümünden asıl konuya geçi ş i ifade eden bir veya birkaç beyittir. Nükteli, ince sözlerin söylendi ğ i bölüm. c) Medhiye : Asıl anlatılmak, övülmek istenen ki ş i için ne denecekse açıklanır.Asıl bölümdür. d)Fahriye: Ş airin kendini övdü ğ ü ve di ğ er ş airlerle kar ş ıla ş tırdı ğ ı bölümdür. e)Tegazzül : Kasideyle ayni ölçüde ve uyakta gazel yazılır. f)Dua : Ş air övdü ğ ü ki ş inin ba ş arılarının devamlı olması, ömrünün uzun olması için dualar eder iyi dileklerde bulunur. Mücahid SERÇEK FMEAL Ed. Ö ğ rt.

21 Kasideler Konularına Göre de De ğ i ş ik Adlar Alır. Bunlara Divan edebiyatı nazım türleri de denir. Tevhid: Allah’ın birli ğ ini anlatan kasideler. Münacaat: Allah’a yalvarmak,dua etmek amacıyla yazılan kasideler. Naat: Peygamberimizi övmek için yazılan kasideler. Medhiye: Devrin ileri gelenlerini övmek için yazılan kasideler. Hicviye: Devrin yöneticilerini ele ş tirmek için yazılan kasideler. Mersiye: Devlet büyüklerinin ölümünden duyulan üzüntülerin anlatıldı ğ ı kasideler. Fahriye: Ş airlerin kendilerini övmek amacıyla yazdıkları kasidelerdir. Mücahid SERÇEK FMEAL Ed. Ö ğ rt.

22 KIT’A Belli bir uyak düzeniyle yazılmı ş olan, dizeleri arasında ölçü birli ğ i bulunan; herhangi bir dü ş ünce ya da duyguyu en az ikiden ba ş lamak üzere, en çok on iki beyitte anlatan nazım biçimine denir. Aruzun her kalıbıyla yazılır. İ ki beyitten fazla olan biçimine “kıta-i kebire” denir. Kıtada genellikle ş airin mahlası yoktur. Genelde beyitler arasında anlam birli ğ i vardır. Gazelden farklı olarak matla ve makta beyitleri yok. Kafiyeleni ş i xa,xa,xa... Daha çok felsefi ve toplumsal dü ş ünceler, ele ş tiriler, hicivler kıta biçimiyle anlatır. Mücahid SERÇEK FMEAL Ed. Ö ğ rt.

23 a Tahir Efendi bize kelp demiş. b İltifatı bu sözde zahirdir. c Mezhebim Malikidir zira b İtikadımca kelp tahirdir. Nef’i Mücahid SERÇEK FMEAL Ed. Ö ğ rt.

24 MESNEVİ Mesneviler ö ğ üt verici bir olayı anlatan uzun ş iirlerdir. (sava ş, a ş k, tarihi olaylar, evlenme ve sünnet törenleri, didaktik konular, din ve tasavvuf…) İ ran edebiyatından geçmi ş tir. Mesneviler, Divan edebiyatında, bir bakıma günümüzdeki roman ve hikâyenin yerini tutuyordu. Beyit sayısı sınırsızdır. Divan ş iirinin en uzun nazım biçimidir. Beyitler arasında anlamca ba ğ lılık vardır. Her beyit kendi arasında kafiyelidir. (aa,bb,cc,dd...) Mücahid SERÇEK FMEAL Ed. Ö ğ rt.

25 Aruzun kısa kalıpları ile yazılır. Divan edebiyatındaki hamse sahibi ilk ş airimiz Ali Ş ir Nevai’dir. Türk edebiyatının ilk mesnevisi Yusuf Has Hacib(11.yy.)’in yazdı ğ ı Kutadgu Bilig’ dir. Mevlana Celaleddin-i Rumi’nin beyit olan ve 6 cilt tutan ünlü eseri de mesnevi adıyla bilinir. Mücahid SERÇEK FMEAL Ed. Ö ğ rt.

26 Beş mesnevinin bir araya gelmesiyle “hamse” oluşur. Türk edb. Ali Şir Nevai ilk hamse sahibidir. Batı Türkçesinde(Anadolu sahasında)15.yy da Hamdullah Hamdi’dir. Nevi-zade Atayi, Taşlıcalı Yahya, Lamii Çelebi, Genceli Nizami (Türk edebiyatında hamse sahibi şairlerdir), Nergisi (düz yazıda hamse sahibi) Mücahid SERÇEK FMEAL Ed. Ö ğ rt.

27 Mesnevinin bölümleri ş unlardır: Dibace (Mensur ya da manzum ) Tevhid, Münacaat, Naat, Miraciye (Kimi mesnevilerde bu bölüm yoktur). Medh-i Çehar-ı Yar-i Güzin (Dört halifeye övgü) Eserin sunuldu ğ u ki ş iye medhiye, Sebeb-i telif ya da sebeb-i nazm-ı kitab, A ğ az-ı destan Hatime Mücahid SERÇEK FMEAL Ed. Ö ğ rt.

28 TÜRK EDEB İ YATINDAK İ EN ÖNEML İ MESNEV İ LER Türk edb. ilk mesnevisi Kutadgu Bilig(6645 beyit):Yusuf Has Hacip (11.yy) Mesnevi: Mevlana(13.yy) Risaletün’n Nushiye: Yunus Emre(13.yy) Mantıku’t Tayr: Gül ş ehri(14.yy) Yusuf-u Züleyha: Ş eyyad Hamza(14.yy) Garipname: Â ş ık Pa ş a(14.yy) İ skendername: Ahmedi(14.yy) Cem ş id-u Hur ş id: Ahmedi(14.yy) Mücahid SERÇEK FMEAL Ed. Ö ğ rt.

29 Vesiletü’n Necat (Mevlid): Süleyman Çelebi(15.yy) Harname: Şeyhi(15.yy) Hüsrev-ü Şirin: Şeyhi(15.yy) Leyla ve Mecnun: Fuzuli(16.yy) Beng ü Bade: Fuzuli(16.yy) Hayrabad: Nabi(17.yy) Hayriye: Nabi(17.yy) Mücahid SERÇEK FMEAL Ed. Ö ğ rt.

30 Surname: Nabi(17.yy) Hüsn-ü Aşk: Şeyh Galib(18.yy) Mihnet-ü Keşan: Keçecizade İzzet Molla( yy) Hüsn-ü Aşk, Nabi’nin Hayrabâd’ının üstüne bir daha güzel bir mesnevi yazılamayacağının söylenmesi üzerine yazılmıştır. Şeyh Galip Divan edb. son büyük temsilcisidir. Mücahid SERÇEK FMEAL Ed. Ö ğ rt.

31 MÜSTEZAT Gazelin özel bir biçimine denir. Bir uzun bir kısa dizeden olu ş an nazım ş eklidir. Kısa dizelere ziyade denir. Aruzun bir tek kalıbıyla yazılır. Genellikle mef'ûlü mefâ'îlü mefâ'îlü fe'ûlün vezniyle yazılmı ş olan gazellerden türetilmi ş ve beyitlerin mısra aralarına mef'ûlü fe'ûlün cüzleriyle yazılan kısa mısralar eklenmi ş tir. Sayıları az da olsa ba ş ka vezinlerle yazılmı ş müstezâdlar da vardır. Mücahid SERÇEK FMEAL Ed. Ö ğ rt.

32 Kafiyeleni ş i gazel gibidir. Makta beyti yoktur. Genellikle divanların gazelleri ve kasideleri arasında yer alır. Müstezatta gazelde oldu ğ u gibi a ş k, ş arap, güzellik ve a ş kın ıstırabı gibi konular i ş lenir. Divan ş iirinin sanatlı ve artistik ş ekillerindendir. Kısa dizeler okunsa da okunmasa da beytin anlamı bir bütünlük olu ş turur. Mücahid SERÇEK FMEAL Ed. Ö ğ rt.

33 Ey ş ûh-ı kerem-pî ş e dil-i zâr senindir Yok minnetin aslâ V'ey kân-ı güher anda ne kim var senindir Pinhân ü hüveydâ Sen kim gelesin meclise bir yer mi bulunmaz Ba ş üzre yerin var Gül goncesisin gû ş e-i destâr senindir Gel ey gül-i ra'nâ N'eylersen edip bir iki gün bâr-ı cefâya Sabreyle de sonra Peymâne senin hâne senin yâr senindir Ey dil tek ü tenhâ Mücahid SERÇEK FMEAL Ed. Ö ğ rt.

34 Bir bûse-i can-bah ş ına ver nakd-i hayâtı Ger ka - 'il olursa Senden yanadır söz yine bâzâr senindir Ey â ş ık-ı ş eydâ Çe ş mânı siyeh-mest-i sitem kâkülü pür-ham Ebrûları pür-çîn Benzer ki bu dildâr-ı cefakâr senindir Bî- ş übhe Nedîmâ Mücahid SERÇEK FMEAL Ed. Ö ğ rt.

35 Günümüz Türkçesiyle: 1 Ey âlicenap ş uh, zavallı gönlüm senindir; hiç minnet etme ve ey mücevher madeni, bu gönüldeki gizli açık ne varsa, hepsi senindir. 2 Sen meclise gelirsin de bir yer mi bulunmaz; yerin ba ş üzerindedir; çünkü, gül goncasısın, senin yerin sarı ğ ın kö ş esidir, gel ey ra'nâ gül! Açıklama: Gül-i ra'nâ yaprakları sarı ve kırmızı olan iki renkli güldür. 3 Ey gönül, ne yaparsan yap, bir iki gün cefa yüküne sabret; sonra kadeh de ev de sevgili de senindir; hem de yalnız senin! 4 Ey çılgın â ş ık, e ğ er o güzel razı olursa, ölülere can veren bir öpücü ğ ü kar ş ılı ğ ında bütün ömrünü ver; bu sözüm sana, ama yine de sen bilirsin. 5 Ey Nedîm, gözleri zilzurna zulüm sarho ş u, kâkülü kıvrım kıvrım, ka ş ları çatık bu güzelin senin zalim sevgilin oldu ğ u anla ş ılıyor; bunda hiç ş üphe yok. Mücahid SERÇEK FMEAL Ed. Ö ğ rt.

36 NAZIM BİRİMİ DÖRTLÜK OLANLAR RUBA İ TUYU Ğ MURABBA TERB İ ( DÖRTLEME) Ş ARKI Mücahid SERÇEK FMEAL Ed. Ö ğ rt.

37 RUBAİ İ ran edebiyatından geçmi ş tir. Dört dizeden olu ş ur. Kafiye düzeni aaxa ş eklindedir. Ş arap, dünyanın türlü nimetlerinden yararlanma, hayatın anlamı ve hayat felsefesi ve ölüm gibi konular i ş lenir. Dizeler arasında anlam birli ğ i vardır. Kendine özgü 24 kalıbı vardır. Mücahid SERÇEK FMEAL Ed. Ö ğ rt.

38 Rubai biçiminin en büyük şairi, İranlı Ömer Hayyam (12.yy.)’ dır. Divan edebiyatında rubai yazmayı meslek edinmiş tek şair Azmizâde Haleti (17.yy.)’dir. Mevlana Azmizâde Haleti Arif Nihat Asya Yahya Kemal Türk edebiyatında rubaiyi en çok kullanan şairlerdir. Mücahid SERÇEK FMEAL Ed. Ö ğ rt.

39 Esrârını dil zaman zaman söyler imi ş Hengâme-i gamda dâstan söyler imi ş A ş k ehli olup da mihnet-i hicrâne Ben sabr iderin diyen yalan söyler imi ş Azmizade Haleti Günümüz Türkçesiyle Gönül, sırlarını zaman zaman söylermi ş. Gama dü ş tü ğ ü zaman destan söylermi ş. Â ş ık olup da ayrılık acısına, Ben sabrederim diyen yalan söylermi ş. Mücahid SERÇEK FMEAL Ed. Ö ğ rt.

40 GÜLLER Gülller bilirim, dalında güller:deste; Ku ş lar, yuvasında yavru ku ş lar: beste! "Geçmi ş denemez o devr için..madem ki, Gözler güllerdedir, kulaklar seste... Arif Nihat ASYA ARILAR Yollarda yemi ş yemi ş bütünler, yarılar.. Yerlerde çiçek çiçek beyazlar, sarılar Ku ş lar gelerek Kıbrıs'a kursun sofra... Kıbrıs'ta petek yapmıya gelsin arılar! Arif Nihat ASYA Mücahid SERÇEK FMEAL Ed. Ö ğ rt.

41 TUYUĞ Türklerin buldu ğ u bir nazım biçimidir. Dört dizeden olu ş ur. Kafiyeleni ş i rubai gibidir(aaxa).Tüm dizeleri uyaklı tuyu ğ lar da vardır. Aruzun Failatün, Failatün, Failün kalıbıyla yazılır. Konu sınırlaması yoktur. Rubaide i ş lenen konular tuyu ğ da da i ş lenir. Halk ş iirindeki maninin kar ş ılı ğ ıdır. Azeri ve Ça ğ atay edebiyatlarında geli ş mi ş tir. Nesimi, Kadı Burhaneddin, Ali Ş ir Nevai… tuyu ğ larıyla tanınmı ş tır. Mücahid SERÇEK FMEAL Ed. Ö ğ rt.

42 a Hakk’a şükür koçların devrânıdur. a Cümle âlem bu demün hayrânıdur. x Gün batandan gün doğana değün a Aşk erinin bir nefes seyrânıdır. Kadı Burhanettin Dilberün işi itâb u nâz olur Çeşmi câdû gamzesi gammâz olur Ey gönül sabr it tahammül kıl ona Yâra irişmek işi az az olur Kadı Burhaneddin Mücahid SERÇEK FMEAL Ed. Ö ğ rt.

43 MURABBA Nazım birimi dörtlüktür. En az 3, en çok 7 dörtlük halinde yazılır. İ lk dörtlük kendi arasında kafiyelidir.Di ğ er dörtlüklerin 4. dizeleri 1. dörtlük ile kafiyelidir.(aaaa,bbba,ccca,) Murabbalarda övgü, yergi, dini ve ö ğ retici konular i ş lenir. Bizde bu türün önemli ş airleri A ş kî, Fuzûlî ve Namık Kemal’dir. Mücahid SERÇEK FMEAL Ed. Ö ğ rt.

44 MURABBA Gül yüzünde göreli zülf-i semen-sây gönül Kara sevdaya yiler bî-ser ü bî-pây gönül Dimedüm mi sana dolaşma ana hay gönül Vay gönül vay gönül vay gönül ey vay gönül Bizi hâk itdi hevâ yolına sevdâ nidelüm Pây-mâl eyledi bu zülf-i semen-sâ nidelüm Kul idinmezdi güzeller bizi illâ n ’ idelüm Vay gönül vay gönül vay gönül ey vay gönül Felekün nûş iderem nîşini sâğarlar ile Doğradı hâr-ı cefâ bağrumı hançerler ile Baş koşam dimez idüm ben dahi dil-berler ile Vay gönül vay gönül vay gönül ey vay gönül … Ahmet Paşa Mücahid SERÇEK FMEAL Ed. Ö ğ rt.

45 TERBÎ ( DÖRTLEME) Bir ş airin bir gazelinin her beytinin üstüne ba ş ka bir ş airin iki ş er dize eklenmesiyle olu ş an murabbadır. Eklemelerin ölçüye ve uya ğ a uyma zorunlulu ğ u vardır. A B A A Mücahid SERÇEK FMEAL Ed. Ö ğ rt.

46 ŞARKI Besteyle okunmak için yazılan, dörder dizelik bentlerden oluşan nazım biçimidir. Halk edebiyatındaki türkünün etkisiyle oluştuğu söylenebilir. Dörtlük sayısı 3-5 arasındadır. Birinci dörtlükte 2. ve 4.;diğer dörtlüklerde ise 4. dize tekrarlanır.Bu dizelere nakarat denir. Miyan: Her dörtlüğün üçüncü dizesidir.Şarkının daha çok en güzel, en dokunaklı dizesini oluşturur. Kafiye örgüsü abab, cccb, dddb … veya aaaa, bbba, ccca Türklerin kazandırdığı bir nazım şeklidir. Mücahid SERÇEK FMEAL Ed. Ö ğ rt.

47 Kalbim yine üzgün seni andım derinden Geçtim yine dün eski hazan bahçelerinden Üzgün ve kırılmı ş gibi en ince yerinden Geçtim yine dün eski hazan bahçelerinden Sendin bo ş alan ba ğ rıma gözya ş ları dolmu ş Gördüm ki yazın bastı ğ ımız otlar solmu ş Son demde bu mevsim gibi benzim Geçtim yine dün eski hazan bahçelerinden (Yahya Kemâl) Mücahid SERÇEK FMEAL Ed. Ö ğ rt.

48 Lale Devri’nde(18.yy.) geli ş mi ş ve yaygınla ş mı ş tır. Günlük hayat, a ş k, sevgi gibi konular i ş lenir. Ş arkı türünün en büyük ş airi Nedim’dir. Cumhuriyet döneminde Yahya Kemal de bu türde ş iirler yazmı ş tır. Mücahid SERÇEK FMEAL Ed. Ö ğ rt.

49 NAZIM BİRİMİ BENT OLANLAR MUHAMMES TAHM İ S(BE Ş LEME) TA Ş T İ R TARD İ YE MÜSEDDES TESD İ S MÜSEBBA MÜSEMMEN MÜTESSA MUA ŞŞ ER TERK İ B- İ BENT TERC İ - İ BENT Mücahid SERÇEK FMEAL Ed. Ö ğ rt.

50 MUHAMMES: Be ş er dizelik bentlerle kurulan bir nazım biçimidir. Her konuda yazılabilir: Felsefi konular, tasavvuf, övgü ve a ş k en çok i ş lenen konulardır. 4-8bentten olu ş ur. Kafiye düzeni aaaaa,bbbba,cccca… biçimindedir. BA Ş LICA TÜRLER İ : TAHM İ S(BE Ş LEME): Bir gazelin her beytinin üstüne üçer dize eklenmesiyle olu ş turulan muhammestir. TA Ş T İ R: Bir gazelin her beytinde iki dize arasına üçer dize eklenmesiyle olu ş turulan muhammestir. TARD İ YE: Divan edebiyatında be ş dizelik bentlerden olu ş an musammat türüdür. Aruzun "Mef'ûlü, Mefâilün, Feûlün" vezniyle yazılır. Muhammesten ayrılan yanı, ilk bend dâhil, be ş inci dizelerin kendi arasında uyaklı olmasıdır. Ş eyh Galip sıkça kullanmı ş tır. Mücahid SERÇEK FMEAL Ed. Ö ğ rt.

51 MÜSEDDES Bentleri altı dize olan nazım biçimlerine denir. Genelde 5 – 7 bent arasında yazılmı ş lardır. Her konuda yazılabilen müseddesler, özellikle tasavvufi fikirlerin anlatımında tercih edilmi ş tir. Edebiyatımızda pek çok ş air divanında en az bir müseddese yer vermi ş tir. TESDÎS (Altılama) Bir gazelin her beytinin önüne aynı ölçü ve uyakta dört dize eklenerek yapılır. Uyak düzeni aaaa (aa) bbbb(ba) cccc(ca) ş eklindedir. Mücahid SERÇEK FMEAL Ed. Ö ğ rt.

52 MÜSEBBA Bentlerinin dize sayısı 7 olan nazım biçimidir. Hemen hemen edebiyatımızda hiç kullanılmamı ş tır. MÜSEMMEN Bentlerinin dize sayısı 8 olan nazım biçimidir. Mücahid SERÇEK FMEAL Ed. Ö ğ rt.

53 MÜTESSA Bentleri 9 dize olan nazım biçimidir MUA ŞŞ ER Bentlerinin dize sayısı 10 olan nazım biçimidir. Mücahid SERÇEK FMEAL Ed. Ö ğ rt.

54 TERKİB-İ BENT Bentlerde kurulan bir nazım ş eklidir. Her bent 7 ile 10 beyit arasında de ğ i ş ir. Bent sayısı 5 ile 10 bent arasında de ğ i ş ir. Gazeldeki gibi kafiyelenir. Her bent arasında vasıta beyti bulunur. Terkib-i bentlerde her bentten sonra vasıta beyti de ğ i ş ir. Vasıta beytinin üstündeki beyitlerin tümüne “terkibhane” denir. Sosyal konular, talihten, hayattan ş ikayet; dini, tasavvufi ve felsefi dü ş ünceler anlatılır. Ba ğ datlı Ruhi ve Ziya Pa ş a bu nazım biçiminin usta ş airlerindendir. Mücahid SERÇEK FMEAL Ed. Ö ğ rt.

55 TERCİ-İ BENT Biçim ve uyak yönüyle Terkib-i Bende benzer. Terkib-i Bentte de ğ i ş en vasıta beyti Terci-i Bentte de ğ i ş mez. Vasıta beytinin aynen tekrarlanması bütün bentlerde aynı konuyu i ş lemeyi zorunlu kılar. Her bent terci-hane ve vasıta olmak üzere iki bölümden olu ş ur. Felsefi konular, Allah’ın kudreti, kâinatın sırları, tabiatın zıtlıkları gibi konular i ş lenir. Ziya Pa ş a terci-i bentleriyle ünlüdür. Mücahid SERÇEK FMEAL Ed. Ö ğ rt.

56 NOT Ünlü bir ş airin ş iirine ba ş ka bir ş air tarafından aynı ölçü ve kafiye ile yazılan benzerlerine “nazire” denir. Ünlü bir ş iire, aynı ölçü ve kafiye ile ş aka yollu ve alay edilerek yazılmı ş nazirelere “tehzil” denir. Bir mısra veya beytin, ba ş ka bir ş air tarafından herhangi bir nazım biçimine tamamlanmasına ve bu ş ekilde olu ş turulmu ş ş iirlere “tanzim” denir. Mücahid SERÇEK FMEAL Ed. Ö ğ rt.

57 DİVAN EDEBİYATINDA AKIMLAR Mücahid SERÇEK FMEAL Ed. Ö ğ rt.

58 Yerlileşme (Mahallileşme) Akımı Divan şiirimizde İstanbul’un fethinden sonra (15.yy) başlayarak gittikçe koyulaşan bir akımdır.Şiirde İstanbul şivesine ve İstanbul tabiatına daha fazla yaklaşmak amacı güden bu akım ilk önce Necati Bey ve Baki’de görülmüş, 18. yüzyılda en güçlü örneklerini Nedim’le verdikten sonra, 19. yüzyılda Enderunlu Vasıf bu akımı genişletmiştir. Yerlileşme;şuurlu ve düzenli bir akım değildir.Yüzyıllar geçip şairlerimiz İstanbul’a ısındıkça bu kendiliğinden olmuştur.Divan edebiyatının soyut telakkisi içinde İstanbul’un manzaralarına, insanlarına ve başka özelliklerine yer ayırmak oldukça zordur ve arzu edilen genişliği hiçbir zaman bulamamıştır. Yerlileşme, gittikçe daha güzel ve daha canlı bir İstanbul halk diline yaklaşan sadelik isteği ile birlikte görülür.18. yüzyılda, bilhassa Nedim’den sonra İstanbul yaşayışından alınmış konu ve temalar çoğalır.İstanbul’un türlü semtleri,köşkleri, eğlenceleri aşk yaşayışları, insan çehreleri yalnız mesnevilerde değil, şarkı, gazel hatta kaside nesiblerinde en çok da şehrengiz’lerde görülmeye başlar. Mücahid SERÇEK FMEAL Ed. Ö ğ rt.

59 Türkî-i Basit (Sade Türkçe) Akımı 15. ve 16. yüzyıllarda, Türk divan ş iiri içinde dilde Türkçecilik, biçim ve özde yenilik yapmak isteyen bir akımdır. Türki-i Basit’çiler, aruz veznini ve Divan Edebiyatını nazım ş ekillerini kullanmakla birlikte hemen hemen öz Türkçe ş iirler yazdılar.Yabancı söz ve tamlamaları ş iire sokmadılar.Öz bakımından mazmunlar yerine halk dilindeki mecazları, deyimleri, atasözlerini kullanmaya çalı ş tılar.Bu akım ne yazık ki, ömürsüz ve süreksiz olmu ş tur.Çünkü asıl büyük ş airler, bu mutlu te ş ebbüse katılmadı ğ ı gibi sonraki yüzyıllarda bunu izleyenlerde görülmemi ş tir. Türki-i Basit akımının öncüsü 15. yüzyıl sonlarında ya ş amı ş bulunan Aydın’lı Visali’dir.Daha kuvvetli temsilcileri ise 16. yüzyılda yeti ş en Edirneli Nazmi ile Tatavlalı Mahremi’dir.Adı geçen her üç ş airin büyük bir sanat gücünde olmayı ş ları bu akımı ömürsüz kılmı ş tır Mücahid SERÇEK FMEAL Ed. Ö ğ rt.

60 Sebk·i Hindi Akımı Hindistan’da ortaya çıkmı ş İ ran üzerinden divan ş airlerini etkilemi ş tir. Türk edebiyatında 17. yy’da görülmü ş tür. Ş iirde anlam derinli ğ i önemsenmi ş bunun için hayal gücünden yaralanılmı ş tır. İ nsan ruhunun çekti ğ i acılar dolayısıyla da tasavvuf bu tarz ş iirlerin ana konusunu olu ş turur. Arapça ve Farsça sözcük ve tamlamalarla yüklü, ba ğ laçlarla örülü a ğ ır bir dil kullanılmı ş tır. Sanatlı ve süslü ifadeler hayal gücüyle birle ş ince soyut, güç anla ş ılır bir dil ortaya çıkmı ş tır. Anlatımlar sanatlı, süslü, soyut ve semboliktir. Bu akım, 19 yüzyıl sonlarında Fransa’da görülen ve bizde Ahmet Ha ş im’in temsil etti ğ i Sembolizm akımını andırmaktadır. Naili, Ne ş ati ve Ş eyh Galip Sebk-i Hindi akımının en önemli temsilcileridir. Mücahid SERÇEK FMEAL Ed. Ö ğ rt.

61 Hikemi (Hakimane) Şiir Dü ş ünceye a ğ ırlık veren, okura yol gösteren ş iirlerdir. İ nsanı, dünyayı, olayları de ğ erlendiren çe ş itli konular i ş lenmi ş tir. Anlatım kısa ve özlüdür. Daha öncesinde böyle ş iirler yazılmakla birlikte akım ola­rak ortaya çıkması 17. yy’da olmu ş tur. En önemli temsilcisi Nabi’dir. Nabi Ekolü olarak da bilinen hikemi ş iirlerin önemli di ğ er temsilcisi 18. yy divan ş airlerinden Koca Ragıp Pa ş a’dır. Mücahid SERÇEK FMEAL Ed. Ö ğ rt.

62 DİVAN EDEBİYATI NESİR D İ VAN DÜZYAZISININ (NESR İ N İ N) ÖZELL İ KLER İ Divan edebiyatında düzyazı ikinci plandadır. Divan düzyazısı “in ş â”; düzyazıyla u ğ ra ş an ki ş iler “mün ş î”; düzyazıdan olu ş an eserler de “mün ş eât” olarak adlandırılmı ş tır. Uzun cümle kurmak hüner sayıldı ğ ından cümleler fiilimsilerle yapay bir ş ekilde uzatılmı ş tır. Arapça ve Farsçadan alınan “ ki, ve” ba ğ laçları çok kullanılmı ş bu da cümlenin uzayarak yapısının ve anlam bütünlü ğ ünün bozulmasına yol açmı ş tır. Cümle yapısına ve cümlede anlam bütünlü ğ üne önem verilmemi ş tir. Dü ş ünceler kümelenmedi ğ i için paragraf düzeni yoktur. Mücahid SERÇEK FMEAL Ed. Ö ğ rt.

63 Tamlamalar Arapça ve Farsça kurallara göre yapılmı ş tır. E ş anlamlı sözcüklerin birlikte kullanılması bir sanat sayılmı ş tır. Seci adı verilen sözcük öbekleri arasında ses uyumları bulunmasına dikkat edilmi ş böylece söz sanatlarının kullanılmasıyla birlikte nesir Divan ş iirine yakla ş tırılmı ş tır. Genellikle “ne’’yin de ğ il “nasıl’’ anlatıldı ğ ının önemli sayılmasından içerik göz ardı edilmi ş söyleyi ş güzelli ğ ine önem verilmi ş tir. Noktalama i ş aretleri hiç kullanılmamı ş tır. Noktalama i ş aretleri 19. yüzyılda (Tanzimat Döenmi’nde) Ş inasi ile ilk kez kullanılmı ş tır. Mücahid SERÇEK FMEAL Ed. Ö ğ rt.

64 Divan edebiyatında düzyazı 3 bölümde incelenir: 1- Sade nesir, 2- Orta nesir, 3- Süslü nesir Mücahid SERÇEK FMEAL Ed. Ö ğ rt.

65 1-SADE NES İ R Halk için, sade bir dille yazılır, temelde konu ş ma dili özelli ğ ini kaybetmemi ş tir. Sade nesir, “kolay anla ş ılır olma”yı esas almı ş tır. Kur’an tercümeleri ve tefsirleri, fıkıh ve hadis kitapları, menkıbeler, İ slam tarihleri, fütüvetnameler, gazavatnameler, fetihnameler, tarih kitapları, ahlak ve siyaset kitapları, menakıbnameler, dani ş mentname ve hamzaname benzeri dini, destansı hikayelerde ço ğ unlukla sade nesir kullanılmı ş tır. Sade nesirde yabancı sözcükler az kullanılmı ş tır. Mücahid SERÇEK FMEAL Ed. Ö ğ rt.

66 Kabusname: Mercümek Ahmet(15.yy) Kelile ve Dinme (Çeviri):Kul Mes’ut Müzekkin Nüfus: E ş refo ğ lu Rumi Muhakemetü’l Lügateyn: Ali Ş ir Nevai Babürname: Babür ş ah Ke ş fü’z Zünün: Katip Çelebi eserleri sade nesrin örnekleridir. Mücahid SERÇEK FMEAL Ed. Ö ğ rt.

67 2-ORTA NES İ R Bu nesir türünde asıl amaç ö ğ retmek olmakla birlikte sanat yapmak amacı da güdülmü ş tür. Bu türde eser veren yazarlar sade nesre oranla biraz daha süslü bir anlatım yolunu tercih etmi ş eserlerinde edebi havanın da bulunmasını önemsemi ş lerdir. Bu nesir türünde süs ve gösteri ş ten çok, anlatılanların açık ve anla ş ılır olmasına dikkat edilmi ş anlatılmak istenenin okuyucuya kavratılması yani ö ğ reticilik önemsenmi ş tir. Mücahid SERÇEK FMEAL Ed. Ö ğ rt.

68 Özellikle tarih, co ğ rafya, din, seyahat, biyografi, ahlak, siyaset alanındaki eserlerle yabancı ülkelere elçi olarak gönderilen devlet görevlilerinin yazdı ğ ı sefaretnameler orta nesir özelli ğ i ta ş ır. Tarih Kitapları: Naima Tarihi, Peçevi Tarihi, A ş ık Pa ş azade Tarihi, Mütercim Asım Tarihi Risale: Koçi Bey Miratül Memalik: Seydi Ali Reis Seyahatname: Evliya Çelebi Paris Sefaretnamesi: 28 Çelebi Mehmet Mücahid SERÇEK FMEAL Ed. Ö ğ rt.

69 Mizanü’l Hak: Katip Çelebi Düsturu’l Amal: Katip Çelebi Cihannüma: Katip Çelebi Tuhfetü’l Kibar fi Esfaril Bihar : Katip Çelebi Heşt Behişt: Sehi Bey Tezkire-i Şuara: Latifi Şikayetname: Fuzuli Mücahid SERÇEK FMEAL Ed. Ö ğ rt.

70 3-SÜSLÜ NES İ R Sanat yapma kaygısının ön planda tutuldu ğ u nesir türüdür. Yani verilen bilgiden ziyade o bilginin okuyucuda edebi zevk uyandıracak ş ekilde sanatkarane bir üslupla verilmesine özen gösterilmi ş anlam ikinci planda tutulmu ş tur. Estetik bir duyarlılıkla olu ş turulan bu tür metinlerde seci denen düzyazı kafiyesiyle ve cinasla cümlelerin ahenkli olmasına özen gösterilmi ş tir. Seciler noktalama i ş aretlerinin ve ş iirdeki durakların yerini tutmu ş tur. Süslü nesir özelli ğ i ta ş ıyan metinlerde hüner göstermek esas alındı ğ ından dil daha çok ş iirsel i ş levde kullanılmı ş tır. Bu da metinlerde te ş bih, istiare, tenasüp gibi anlam sanatlarının yanı sıra Arapça ve Farsça kelime ve tamlamalarla yüklü, sanatlı bir dil kullanılmasına yol açmı ş tır. Mücahid SERÇEK FMEAL Ed. Ö ğ rt.

71 Sade nesirde oldu ğ u gibi kısa ve net cümleler de ğ il uzun ve girift(karı ş ık) cümleler kullanılmı ş tır. Art arda sıralanan zincirleme tamlamalar zarf-fiil ve ba ğ laçlarla cümleler uzatılmı ş ; bu durum metni anla ş ılmazlı ğ a sürüklemi ş tir. Bu tür metinleri genellikle medrese ö ğ renimi gören Arapça, Farsça ve Osmanlıcayı çok iyi bilen sanatçılar kaleme almı ş tır. Ahlaki ve edebi konularda yazılan metinlerde özellikle tezkirelerde sanatkarane nesir tercih edilmi ş tir. “Mün ş eat”: Süslü nesir örneklerinden olu ş an kitaplara denir. Bu nesir türünün en önemli örneklerini 15. yy’da Sinan Pa ş a, 17. yy’da Veysi ve Nergisi vermi ş tir. Mücahid SERÇEK FMEAL Ed. Ö ğ rt.

72 Tazarruname: Sinan Paşa(15.yy) Maarifname: Sinan Paşa Münşeat-ı Veysi: Veysi(17.yy) Hamse: Nergisi Tuhfetü’l Harameyn: Nabi Sürname-i Vehbi: Vehbi Tezkiretü’ş Şuara: Hasan Çelebi Gülşen-i Şuara: Ahdi Meşairü’ş Şuara: Aşık Çelebi Tevarih-i Al-i Osman: Kemal Paşazade Mücahid SERÇEK FMEAL Ed. Ö ğ rt.

73 Nesir Alanında İ lkler Edebiyatımızda ilk tezkire: Mecalisü’n-Nefais – Ali Şir Nevai İlk Osmanlı tezkiresi: Heşt Behişt – Sehi Bey Edebiyatımızdaki ilk rapor örneği: Koçi Bey Risalesi 4.Murat’a sunuldu. Divan nesrinin son önemli eseri: Sefaretname – Yirmi Sekiz Mehmet Çelebi(18.yy.) Mücahid SERÇEK FMEAL Ed. Ö ğ rt.

74 DİVAN EDEBİYATINDA NESİR TÜRLERİ Mücahid SERÇEK FMEAL Ed. Ö ğ rt.

75 TEZKİRE: Divan ş airlerinin edebi özelliklerinden söz eden, eserlerinden örnek veren bir biyografik kitaptır. İ lk kez İ ran’da ortaya çıkmı ş tır. Türk edebiyatının ilk tezkiresi, Ali Ş ir Nevai’nin Mecalisü’n-Nefais’tir. Ş airlerin hayat hikayelerini anlatan tezkirelere “Tezkiretü’ ş - Ş uara”; din adamlarının hayat hikayelerini anlatan tezkirelere “Tezkiretü’l-Evliya” denir. Mücahid SERÇEK FMEAL Ed. Ö ğ rt.

76 TARİH Geçmi ş olayları, geçmi ş belli bir dönemi anlatan sanatlı düzyazıdır. Peçevî Tarihi, Naimâ Tarihi Mücahid SERÇEK FMEAL Ed. Ö ğ rt.

77 SEFARETNAME Siyasi bir görevle yurt dı ş ına gönderilen elçilerin, devlet adamlarının gittikleri yerin durumuna ili ş kin izlenimlerini, görü ş lerini anlatan eserlerdir. Bu tür eserlerin en önemlisi, Yirmi Sekiz Çelebi Mehmet’in “Paris Sefaretnamesi” adlı eseridir. Mücahid SERÇEK FMEAL Ed. Ö ğ rt.

78 SEYAHATNAME Yazarların gezip gördükleri yerlerden edindikleri izlenimleri anlatan eserlerdir. Türk edebiyatında ilk seyahatname örne ğ i, Ahmet Fakih’in “Kitab-ı Evsaf-ı Mesacid-i Ş erife” (Mescid- Nebevî’nin güzellikleri anlatılır.) adlı eseridir. Evliya Çelebi : Seyahatname Pirî Reis: Kitab-ı Bahriye Seydi Ali Reis : Miratü’l Memalik Mücahid SERÇEK FMEAL Ed. Ö ğ rt.

79 SİYASETNAME ve NASİHATNAMELER İ nsanlara Devlet adamlarına sorumluluklarını hatırlatan, nasıl davranmaları gerekti ğ ini bildiren, devlet yönetimi hakkında bilgi veren, ö ğ üt niteli ğ i ta ş ıyan ahlak ve siyaset kitaplarıdır. Pendname olarak da bilinir (Kabusname, Risale, Hayriye) Siyasetnamelerde padi ş ahların sahip olması gereken nitelikler, saltanatın ko ş ulları ve kuralları, ideal devlet örgütünün nasıl olması gerekti ğ i, kötü yönetimin zararları anlatılır. En ünlüsü; Selçuklu veziri Nizamülmülk’ ün Melik ş ah’ın iste ğ i üzerine kaleme aldı ğ ı “Siyasetname”dir. İ lk siyasetname örne ğ i; Yusuf Has Hacib’in “Kutadgu Bilig” adlı eseridir. Mücahid SERÇEK FMEAL Ed. Ö ğ rt.

80 MÜNŞEAT Divan edebiyatında de ğ i ş ik konularda yazılan düzyazı biçimindeki ürünlerin ya da mektupların toplandı ğ ı ürünlere ya da kitaplara verilen genel addır. Mün ş eatlarda konu birli ğ i yoktur. Ş airlerin mektuplarından olu ş an mün ş eatlar da vardır: En önemlisi Fuzuli’nin Ş ikâyetname adlı eseridir. Veysî ve Nergisî mün ş eatlarıyla ünlüdür. Mücahid SERÇEK FMEAL Ed. Ö ğ rt.

81 KISAS-I ENBİYA Peygamberlere ait kıssaları içeren eserlerdir. Türk edebiyatında ilk kısas-ı enbiya Ça ğ atay hükümdarı Terma ş ir’in emiri Nasuriddin Tokbo ğ a’nın emri üzerine Rabguzi’nin kaleme aldı ğ ı “Kısas-ı Enbiya” adlı eserdir. Tanzimat döneminde Ahmet Cevdet Pa ş a’nın Kısasü’l-Enbiya ve Tevarih-i Hülefa adlı eserleri önemlidir. Mücahid SERÇEK FMEAL Ed. Ö ğ rt.

82 SURNAME Şehzadelerin doğumlarını, sünnet düğünlerini, hanım sultanlarının evlenme merasimlerini konu eden manzum ve mensur eserlerdir. Mücahid SERÇEK FMEAL Ed. Ö ğ rt.

83 Tefsir Kitapları: Kur-an’ı yorumlayan kitaplardır. Hadis Kitapları: Hz.Muhammed’in sözlerinin toplandı ğ ı kitaplardır. Fıkıh Kitapları: İ slam hukukunun anlatıldı ğ ı kitaplardır. Hilye: Hz Muhammed’in fiziki ve ruhi özelliklerini anlatan eserlerdir. Siyer: Hz. Muhammed’in ya ş amını menkıbevi bir dille anlatan kitaplardır. Akaid: İ slam dinine imanın esaslarının, dinin temel kural ve hükümlerinin anlatıldı ğ ı eserdir. Mücahid SERÇEK FMEAL Ed. Ö ğ rt.

84 Menakıbname ve Velayetnameler: Tarihe mal olmuş kişilerin şahsiyetleri etrafında oluşan hikayelere “menakıbname” denir. Evliya kişilerin şahsiyetleri etrafında oluşan hikayelere “velayetname” denir. “Hacı Bektaş-ı Veli” Gazavatname: Türk edebiyatında sefer hazırlıklarını, ordunun yolculuklarını, savaşları, fetihleri, zaferleri konu edinen eserlerin adıdır. Fütüvvetname: Dini ve ahlaki bir esnaf teşkilatı olan ahiliğin kurallarını, özelliklerini anlatan eserlerdir. Mücahid SERÇEK FMEAL Ed. Ö ğ rt.

85 Mersiyeler: Bir kimsenin ölümünden duyulan üzüntü ile yazılan eserlerdir. Genellikle manzum olarak yazılan mersiyelerin mensur olanları da vardır. Hadikatü’s Süeda: Hz.Hüseyin’in Kerbela da Yezid tarafından ş ehit edilmesini anlatır. Ş ehrengiz: Bir ş ehrin güzelliklerini anlatan yazılardır. Manzum da olabilir. Mücahid SERÇEK FMEAL Ed. Ö ğ rt.

86 Habname: Görülen bir rüya anlatılıyormu ş gibi bir olay yada ki ş i hakkında görü ş lerin söylenmesi biçiminde yazılır. Manzum da olabilir. Ele ş tiri ve yergi içerir. Kıyafetname: Ki ş ilerin dı ş görünü ş lerinden ahlak ve karakter yapıları hakkında çıkarılan yargıları konu alan eserlere denir. Manzum da yazılabilir. Mücahid SERÇEK FMEAL Ed. Ö ğ rt.

87 DİVAN EDEBİYATI ŞAİRLERİ Mücahid SERÇEK FMEAL Ed. Ö ğ rt.

88 MEVLANA CELALEDDİN-İ RUMİ ( ) Tasavvuf edebiyatının en önemli sanatçısıdır. Mevlevi tarikatını kurmu ş, “Mesnevi” adlı eseriyle İ slam dünyasını etkilemi ş tir. Mesnevi Farsça yazılmı ş tır. Mesnevisinde tasavvufun açıklanması ile ilgili hikâyeler, semboller, ö ğ ütler vardır. Mevlana sanatı mabede sokar, sanatı ibadetten sayar. Onun için hayatın her anı, her davranı ş ; ş iir, müzik, sema ve bütün güzel sanatlarla u ğ ra ş maktan ibarettir. Allah’a ula ş manın tek yolu,insandaki nefsi yenmek, üstün insan olmaktır. Ölümü “ ş eb-i arus” (dü ğ ün gecesi) olarak telakki eder. Eserlerini dönemin edebiyat dili olan Farsça ile yazmı ş tır. Mücahid SERÇEK FMEAL Ed. Ö ğ rt.

89 ESERLER İ : “Mesnevi”: “Divan-ı Kebir”:En co ş kun oldu ğ u dönemlerde söyledi ğ i gazel ve rubailerinin toplandı ğ ı eser. Tasavvufi a ş k konusunu i ş lemi ş tir. “Fih-i Mafih”:Mevlana’nın bazı dü ş ünce ve sözlerinin toplandı ğ ı eseri. “Mektubat”: Selçuklu büyüklerine yazılmı ş 147 mektubu içerir. “Mecalis-i Seba”: Yedi hutbe yer alır. Hutbelerden sonra açıklayıcı öykülere geçilir. “Rubailer” Mücahid SERÇEK FMEAL Ed. Ö ğ rt.

90 SULTAN VELED ( ) Mevlana’nın o ğ ludur. Ömrü boyunca Mevlevilik tarikatını yaymaya çalı ş mı ş tır. Mevlevilik tarikatını sistemle ş tirmi ş tir. Farsça ş iirlerin yanında Türkçe ş iirler de yazmı ş tır. Ş air aynı zamanda mutasavvıftır. ESERLER İ : İ btida-name İ ntiha-name Rübab-name Mücahid SERÇEK FMEAL Ed. Ö ğ rt.

91 HOCA DEHHANİ (13.YY.) Anadolu’da Divan ş iirinin ilk temsilcisi, din dı ş ı divan ş iirinin kurucusu sayılır. Horasan’dan Anadolu’ya gelerek Konya’da Selçuklu sarayına girmi ş, 3.Alaaddin’in emriyle beyitlik “Selçuklu Ş ehnamesi”ni yazmı ş tır. Vatan hasretini yansıtan ş iirlerini Divan’ında toplamı ş tır. Arapça, Farsça ve Türkçe’ye aynı de ğ eri verir. Mücahid SERÇEK FMEAL Ed. Ö ğ rt.

92 AHMET FAKİH -13.yy tasavvuf edebiyatının hem aruz hem heceyi kullanan şairidir beyitlik didaktik kasidesi “Çarhname” ile tanınır. Mücahid SERÇEK FMEAL Ed. Ö ğ rt.

93 ŞEYYAD HAMZA 13.yy’da yaşamış dini-tasavvufi şiirler yazmıştır. Gezgin bir derviştir. Din dışı konularda da yazmıştır. Sade Türkçeyi kullanmıştır. “Yusuf-u Züleyha” mesnevisi Türk edebiyatında yazılan ilk Yusuf u Züleyha mesnevidir. Mücahid SERÇEK FMEAL Ed. Ö ğ rt.

94 GÜLŞEHRİ (1250? – 1335) Esas adının Ş eyh Ahmet oldu ğ u sanılmaktadır. Kır ş ehirlidir. İ yi bir mutasavvıftır, Gül ş eni tarikatının kurucusudur. Arapça ve Farsça ö ğ renmi ş ; ancak ş iirlerini Türkçe yazmı ş tır. Türkçeyi sanat dili haline getirmeye çalı ş mı ş tır. Dü ş üncesi ve edebi kimli ğ i bakımından bir tasavvuf ş airi olmakla birlikte, Türkçeyi idealist bir görü ş ve duyu ş la kullanmı ş tır. ESERLER İ : Mantıku’t-Tayr Felekname (Farsça olarak kaleme almı ş tır.) Aruz Risalesi Kudûri Tercümesi Mücahid SERÇEK FMEAL Ed. Ö ğ rt.

95 ÂŞIK PAŞA ( ) Kır ş ehir do ğ umludur. Anadolu Türkleri arasında tasavvufu yaymak için u ğ ra ş mı ş tır. Türkçenin geli ş mesi ve yayılmasında hizmetleri bulunan ilk Türkçeci ş airlerimizdendir. Yunus Emre’nin etkisinde kalan, hem hece hem de aruzla ş iirler yazmı ş tır. En ünlü eseri Anadolu Türklerine tasavvufu ö ğ retmek amacıyla yazdı ğ ı beyitlik dini, ahlaki, didaktik mesnevisi “Garipname” dir. Mücahid SERÇEK FMEAL Ed. Ö ğ rt.

96 KADI BURHANEDDİN ( ) Kayseri kadısının oğludur. Sivas’ta yaşamış kadılık, vezirlik, sultanlık yapmıştır. Hem şair hem bilgin hem de devlet adamıdır. Aşk, yiğitlik, tasavvuf temalarını kendine özgü bir söyleyişle dile getirmiştir. Çoğu aruz, bir kısmı da hece ile yazdığı şiirlerinde Azeri Türkçesini kullanmıştır. Gazel ve özellikle tuyuğlarıyla tanınmıştır. Kadı Burhaneddin Divan’ı vardır. Mücahid SERÇEK FMEAL Ed. Ö ğ rt.

97 AHMEDİ ( ) 14.Yüzyıl’ın en önemli şairidir. İran edebiyatının tüm güzellik ve zenginliklerini edebiyatımıza aktarmaya çalışmıştır. Zekâya dayanan ölçülü şiirleriyle divan edebiyatının gelişmesine katkıda bulunmuştur. Tamamen din dışı konularda şiirler yazmıştır. Dili, kendinden önce yetişen sanatçılardan ağırdır. ESERLERİ: İskendername : Makedonyalı Büyük İskender’in hayatını çerçeve bir hikaye olarak kullanıp geometri, astronomi, tıp, felsefe, siyaset, etik, teoloji gibi bilimlere dair çeşitli bilgiler vermiştir. Cemşid ü Hurşid: İlk Cemşid-ü Hurşid mesnevisidir. Divan Mücahid SERÇEK FMEAL Ed. Ö ğ rt.

98 SEYYİT NESİMİ (?-1404) Ba ğ dat do ğ umlu olan Nesimi için üslubundan dolayı “Divan ş iirinin Yunus Emresi” denir. Hurufilik tarikatını yaymaya çalı ş mı ş tır. Halep’te derisi yüzülerek öldürülmü ş tür. Ş iirlerini Azeri Türkçesi’yle yazmı ş tır. Tuyu ğ larıyla tanınmı ş tır. Ş iirlerinde düzgün bir anlatım, co ş kulu bir lirizm vardır. Ölümünden sonra özellikle Bekta ş iler arasında kutsalla ş tırılmı ş tır. Tuyu ğ larıyla tanınır. ESERLER İ : Farsça Divan, Türkçe Divan Mücahid SERÇEK FMEAL Ed. Ö ğ rt.

99 ŞEYHİ ( ) Germiyano ğ ulları ve Osmanlı saraylarında bulunmu ş devlet büyüklerine kasideler sunmu ş tur. İ ran’da tasavvuf ve tıp e ğ itimi almı ş tır. Padi ş ahtan aldı ğ ı tımarın verilmemesi üzerine “Harname”yi yazmı ş tır. İ kinci Murat’a sundu ğ u söylenir. “Harname” 126 beyitlik küçük bir mesnevidir. Fabl türünün bir örne ğ idir. Didaktik ve alegorik bir eserdir. Divan ş iirinin ortak malzemesini derli toplu kullanan ilk ş airdir. “Harname” dı ş ında “Hüsrev ile Ş irin” adlı mesnevisi ve Divan’ı vardır. Mücahid SERÇEK FMEAL Ed. Ö ğ rt.

100 AHMET PAŞA ( ? – 1497) Fatih Sultan Mehmet’in hocası, sohbet arkadaşı, veziridir. Aruzu Türkçeye başarıyla uygulamıştır. Şeyhi’den sonra yetişen en kuvvetli divan şairi, Baki’ye gelinceye kadarki şairlerin şairler sultanıdır. (Sultanü’ş Şuara) «Kerem» redifli kasidesi ile idamdan kurtulmuştur. Nazire yazma geleneğinin en önemli şairidir. Din dışı konuları, beşeri aşkı, gündelik hayat zevklerini üstün bir söyleyiş güzelliği ile yansıtır. 15.yy’da kaside türünün en önemli şairidir. Mücahid SERÇEK FMEAL Ed. Ö ğ rt.

101 ALİ ŞİR NEVAİ ( ) Büyük bir devlet adamı ve büyük bir edebiyatçıdır. Türkçenin Farsçadan üstünlü ğ ünü ortaya koymaya çalı ş mı ş tır. “Muhakemet’ül Lügateyn” adlı eserinde Türkçeyle Farsçayı kar ş ıla ş tırarak Türkçenin daha üstün bir dil oldu ğ unu söyler. Sanatıyla birçok Divan ş airini etkilemi ş bilinçli bir Türk milliyetçisidir. Türk dil birli ğ ini kurmaya çalı ş mı ş ve bu amaçla ş iirleri yazmı ş tır. Ça ğ atay lehçesini kullanmı ş tır. 5 Mesneviden meydana gelen hamse sahibidir. Düz yazıları da vardır. Mücahid SERÇEK FMEAL Ed. Ö ğ rt.

102 ESERLER İ : Mahzenü’l –Esrar (Sırlar Hazinesi) Mantıku’t-Tayr (Ku ş ların dili) İ lk ş airler tezkiresi olan Mecalisü’n-Nefais, Mizanü’l-Evzan (Vezinlerin terazisi “aruz ölçüsünü sistemle ş tirmeye çalı ş mı ş tır.”), Türkçe ş iirlerini 4 divanda; Farsça ş iirlerini bir divanda toplamı ş tır. Ferhat-ü Ş irin, Leyla vü Mecnun, Hayretü’l Ebrar, Sedd-i İ skenderi, Seb’a - i Seyyare (Ali Ş îr Nevai’nin hamsesindeki mesnevileri) Muhakemet’ül Lügateyn (Türkçe ile Farsçayı kar ş ıla ş tırmı ş Türkçenin Farsçadan üstün oldu ğ unu belirtmi ş tir. Mücahid SERÇEK FMEAL Ed. Ö ğ rt.

103 SÜLEYMAN ÇELEBİ Çağına göre sade bir dille yazmış olduğu Vesiletün Necat (Kurtuluş Vesilesi) olarak da bilinen “Mevlid”adlı eseriyle tanınmıştır.Nazım şekli mesnevidir. Edebiyatımızda bu eser ile Mevlid yazma geleneğini başlatmıştır. Bursa’da bir vaizin “Bütün peygamberler eşittir, birbirlerine üstünlüğü yoktur.” demesi üzerine Süleyman Çelebi Hz. Muhammed’in diğer peygamberlerden üstün olduğunu kanıtlamak amacıyla bu eseri yazmıştır. Münaacat, Veladet (doğum), Risalet(peygamber oluşu), Miraç(göğe yükselişi), Rıhlet(ölümü), Dua gibi bölümlerden oluşur. Mücahid SERÇEK FMEAL Ed. Ö ğ rt.

104 NECATİ(BEY) ( ?- 1509) Ahmet Pa ş a’dan sonra 15.yy.ın en ünlü divan ş airidir. Ş iirlerinde atasözlerine ve halk söyleyi ş lerine yer vererek Divan edebiyatında “Mahallile ş me” akımını ba ş latmı ş tır. Divan ş iirine yerli ve milli bir özellik katmı ş, yön vermi ş tir. Derin anlamları ça ğ ındaki herkesin anlayabilece ğ i bir ş ekilde dile getirmi ş tir. Türkçeyi, Arapça ve Farsçanın etkisine kar ş ı korumaya çalı ş mı ş tır. Divan sahibidir. Mücahid SERÇEK FMEAL Ed. Ö ğ rt.

105 FUZULİ( ) Asıl adı Mehmet’tir. Tüm ya ş amını Irak topraklarında geçmi ş tir. Türk edebiyatının en büyük ş airlerinden biridir. Ş iirlerini Azeri Türkçesiyle yazmı ş tır. Divan ş iirinin en lirik ş airidir. A ş kı kendine özgü bir üslupla ve bütün boyutlarıyla i ş lemi ş tir. Ş iirlerinde özellikle tasavvufu i ş lemi ş tir. Ş iirlerinde a ş k acısıyla kıvranırken, bu acılardan duydu ğ u mutlulu ğ u dile getirir. “Bilimsiz ş iir temelsiz duvar gibi olur” dü ş üncesindedir. Gazel ve kasideleriyle tanınmı ş tır. Kendinden sonra gelen divan ş airleri, ş iirde onun seviyesine yakla ş abilmek için ş iir yazmaya çalı ş mı ş lardır. Mücahid SERÇEK FMEAL Ed. Ö ğ rt.

106 ESERLER İ : “Beng ü Bade”( Ş arap ve Esrar) - Ş arap ile esrar arasındaki tartı ş mayı anlatır. Ş ah İ smail ile II.Beyazıd'ı anlattı ğ ı sanılan alegorik eserdir. Ş ah İ smail’e takdim edilmi ş tir. Leyla ile Mecnun” – İ lahi a ş k anlatılmı ş, en güzel ş ekilde yazılmı ş tır. “Hadikatü’s-Süeda”(Kutlu Ki ş iler Bahçesi) – Kerbela olayı anlatılmı ş tır. Nesir ş eklindedir. “Rind ü Zahid”, “Sıhhat ü Maraz”(Sa ğ lık ve Hastalık), Mücahid SERÇEK FMEAL Ed. Ö ğ rt.

107 “ Ş ah ü Geda”( Ş ah ve Kulları), “Enisü’l-Kalb”(Gönül Dostu), 134 beyitlik bir kasidedir. “Terceme –i Hadis-i Erbain”, “ Ş ikayetname”, İ lk edebi mektup özelli ğ i ta ş ır. Sosyal aksaklıkları dile getiren toplumsal hiciv örne ğ idir. “Türkçe Divan”, “Arapça Divan”, “Farsça Divan” Sohbetü'l Esmar: 200 beyitlik manzum bir eserdir. Mücahid SERÇEK FMEAL Ed. Ö ğ rt.

108 HAYALİ BEY Asıl adı Mehmet ' tir. Baki ' ye kadarki dönemin en önemli ismidir. Kanuni ' nin takdirini kazanmış, onunla Bağdat seferine katılmış, Fuzuli ile tanışma fırsatı bulmuştur. Zengin bir hayal gücü, ince ve duyarlı bir üslubu vardır. Sade yaşayışı, derviş meşrep hayatı, mala ve şöhrete önem vermeyişi önemini arttırmıştır. Divan ' ı vardır Mücahid SERÇEK FMEAL Ed. Ö ğ rt.

109 ZÂTİ 16.yy ' ın büyük şairlerindendir. Ayakkabıcılık, remilcilik(kum falı) yaparak hayatını devam ettirmiştir. Devrin genç şairlerini yetiştiren usta bir şairdir, Baki ' nin de hocasıdır. Eserleri: Şem ü Pervane Edirne Şehrengizi Mücahid SERÇEK FMEAL Ed. Ö ğ rt.

110 BAKİ ( ) İ yi bir Medrese e ğ itimi görmü ş ve çe ş itli medreselerde müderrislik yapmı ş tır. 16.yy.da “Sultanu’ ş - Ş uara” adıyla anılmı ş tır. Ş iirlerde tasavvufa yer vermemi ş tir. Genellikle din dı ş ı konuları i ş lemi ş tir. Baki’ye göre insan, Dünya nimetlerinden zevk almasını bilmelidir. A ş k, tabiat ve devrinin ihti ş amı ş iirlerinde yer alan ba ş lıca konulardır. Gazel türünün tanınmı ş ş airlerindendir. Dili kullanmada ba ş arılıdır. Ş iirlerinde İ stanbul Türkçesini kullanmı ş tır. Divan ş iirinin tüm kurallarını, edebi sanatları ş iirde ustaca kullanmı ş tır. Ahenkli, akıcı, zevkli bir dili vardır. Söz sanatlarını ba ş arıyla kullanır. Türkçe Divanı ile nesir türünde Fezailü’l-Mekke adlı eseri vardır. Divanındaki Kanuni Mersiyesi (terkib-i bend ) önemlidir. Mücahid SERÇEK FMEAL Ed. Ö ğ rt.

111 BAĞDATLI RUHİ ( ? – 1605) Daha çok sosyal konuları i ş lemi ş tir. Terkib-i bendinde ve gazellerinde yer yer tasavvufun etkileri görülür. Bilgili, çok gezen, rind açık sözlü bir ş airdir. Ömrünün sonuna do ğ ru yazdı ğ ı terkib-i bendiyle ün kazanmı ş tır. Bu ş iirinde döneminin insanlarını, ikiyüzlülüklerini, ahlakça dü ş ük taraflarını ele ş tirmi ş tir. Bu nedenle bir çok ş air bu esere nazire yazmı ş tır. Bunlar arasında en ünlüsü Tanzimat I.Dönem sanatçısı Ziya Pa ş a'nın terkib-i bendidir. Eserindeki dil sade ve sanatlardan uzaktır. Ş airin bir Divan’ı vardır. Mücahid SERÇEK FMEAL Ed. Ö ğ rt.

112 NEV ' İ Gazel şairi olmasına rağmen kasideciliği ile ünlüdür. Hamse sahibi şair Nev ' i–zade Atai ' nin babasıdır. Mücahid SERÇEK FMEAL Ed. Ö ğ rt.

113 TAŞLICALI YAHYA Divan edebiyatının ünlü mesnevi şairlerindendir. 16.yy ' da Fuzuli ' den sonra gelen en üstün mesnevi şairi sayılır. Aslen askerdir, yeniçeridir. Kanuni ' nin büyük oğlu şehzade Mustafa ' nın boğdurulması üzerine yazdığı mersiye ile ünlüdür. Hamse sahibidir: Yusuf-u Züleyha(en güzeli), Şah u Geda Gencine-i Raz Gülşen-i Envar Usulname Mücahid SERÇEK FMEAL Ed. Ö ğ rt.

114 NEF’Î ( ) Asıl adı Ömer'dir, Erzurumludur. İ yi bir e ğ itim görmü ş tür. Padi ş ahlara ve ileri gelenlere yazdı ğ ı kasideleri ve hicivleriyle tanınır. Divan ş iirinin en büyük övgü ve yergi ş airidir. Ölçüsüz birimidir. Övdü ğ ünü göklere çıkarır; kötüledi ğ ini yerin dibine sokar. Kasideleriyle tanınır. Dili süslü ve sanatlıdır. Dilini çok iyi kullanır. Vezir Bayram Pa ş a’yı hicvetmesi nedeniyle bo ğ durularak öldürülmü ş tür. Hicivlerini “Sihâm-ı Kazâ” isimli eserinde toplar. Bunun dı ş ında Türkçe ve Farsça divanları vardır. Mücahid SERÇEK FMEAL Ed. Ö ğ rt.

115 NÂBÎ ( ) Urfalıdır. Asıl adı Yusuf’tur. Divan edebiyatında didaktik ş iirin en büyük ustasıdır. “ Ş eyhü’ ş - Ş uara” ünvanına sahiptir. Edebiyatımızda Nabi ekolü olarak da bilinen hikemi tarz veya Nabi tarzı akımının kurucusu ve en büyük ş airdir. Ş iir ile dü ş ünceyi birle ş tiren ş air olarak görülür. Ş iirlerde hikmetli sözlere, atasözlerine yer verilmi ş tir. Dili akıcı ve pürüzsüzdür. Ş iirlerde toplanan düzensizlikleri hayatın ki ş iyi kötülüklere götüren yönlerini göstermeye çalı ş mı ş tır. Amacı iyiye ve do ğ ruya ula ş maktır. Mücahid SERÇEK FMEAL Ed. Ö ğ rt.

116 ESERLER İ : “Hayriyye” Didaktik bir mesnevidir. O ğ luna ö ğ ütler verir, deneyimlerini anlatır. “Hayrabat” adlı eseri de didaktik mesnevidir. ( Ş eyh Galib’in ünlü mesnevisi Hüsn ü A ş k’ın yazılma sebebidir.) “Tühfetü’l-Harameyn” de hac yolculu ğ unu anlatır. “Mün ş eat” adlı kitapları da vardır. “Surname”de ise 4.Mehmet’in ş ehzadelerinin sünnet törenlerini anlatır. Fetihname-i Kamaniçe Hadis-i Erbain Tercümesi (Kırk Hadis Tercümesi) Veysi’nin siyerine ek yapmı ş tır (Zeyl-i Siyer-i Veysi) Bunların dı ş ında Türkçe ve Farsça Divanı vardır. Mücahid SERÇEK FMEAL Ed. Ö ğ rt.

117 NAİLİ (NAİLİ-İ KADİM) 17. yy’ın gazel ustalarındandır. Bu yy’ın Sebk-i Hindi denilen akımının en başarılı şairi olarak bilinir. Bu şiir akımında görülen anlam genişliği dilde yabancı sözcük ve tamlama kullanımı şiirlerinin en belirgin özelliğidir. Şiirlerindeki karamsar ve kötü ruh halini tasavvuf içinde eriterek vermeye çalışır. Divan’ı vardır. Şarkı türünün ilk örneklerini vermiştir. Mücahid SERÇEK FMEAL Ed. Ö ğ rt.

118 NEŞÂTİ Sebk-i Hindi’nin bu yüzyıldaki önemli temsilcilerindendir. Kaside yazmakla beraber asıl başarısını gazellerde göstermiştir. Tasavvufa fazla yönelmemiş, daha çok içli, duygulu gazeller yazmıştır. Divan’ı vardır. Mücahid SERÇEK FMEAL Ed. Ö ğ rt.

119 ŞEYHÜLİSLAM YAHYA İyi eğitim görmüş, medrese hocalığı, şeyhülislamlık yapmıştır. Gazel şairidir. Aşk, rindlik gazellerinin başlıca konularıdır. Gazelde rubai veznini ilk o kullanmıştır. Mahalileşme akımında Baki ile Nedim arasında köprü görevindedir. Divan’ı vardır. Sakiname adlı mesnevisi vardır. Mücahid SERÇEK FMEAL Ed. Ö ğ rt.

120 NEDİM ( ) İstanbul’da doğmuş, Damat İbrahim Paşa’nın himayesinde yaşamıştır. Patrona Halil İsyanı’ndan kaçarken ölmüştür. Şiirlerinde Lale Devri’nin zevk ve eğlencesi yani dönemin zihniyeti belirgin bir şekilde görülür. Mahallileşme akımının 18.yy’daki en önemli temsilcisidir. İstanbul Türkçesini şiirlerinde yeterince yansıtmıştır. Hep din dışı konularda yazmıştır. Divan’ında tek bir naat bile yoktur. Mücahid SERÇEK FMEAL Ed. Ö ğ rt.

121 Her türlü halk inanışını, halk yaşayışını yansıtmayı benimsemiş, halk şiiri nazım biçimlerini ve hece ölçüsünü kullanmıştır. Hece ölçüsüyle yazılmış bir türküsü vardır. Divan şiirinin katı kuralları ve dar sınırları içinde Nedimane denilen yeni bir çığır açma başarısını göstermiş, yaşadığı dönemde yeterince takdir edilmese de daha sonraları şöhreti artmıştır. Divan edebiyatındaki soyut, platonik, kalıplaşmış aşk anlayışından uzaklaşmış, Halk edebiyatındaki Karacaoğlan’ın benzeri (beşeri ) aşkı işlemiştir. Divanında en güzel şiirleri şarkı ve gazelleridir. Şarkı nazım biçiminin ve şûhane gazel türünün edebiyatımızdaki en güzel örneklerini vermiştir. Mücahid SERÇEK FMEAL Ed. Ö ğ rt.

122 ŞEYH GALİP ( ) Divan edebiyatının son büyük ş airidir. Mevlevi tarikatının üyesi olmu ş, Galata Mevlevihanesi’nde ş eyhlik yapmı ş tır. Divan ş iirinin daralan ufkunu yeni imajlarla geni ş letmi ş tir. Tasavvuf dü ş üncesini ş iirle ş tirmi ş, Allah a ş kını dile getirmi ş tir. Süslü ve çe ş itli söz sanatları ile yüklü, a ğ ır bir dili vardır. Sebk-i Hindi adı verilen üslubun edebiyatımızdaki temsilcisidir. Dü ş ünce ve tasvirlerdeki örülü yo ğ un bir hayal gücü vardır. Ş iirlerinde musiki önemlidir. Tardiyye biçimini ustaca kullanmı ş tır. Ş airin hece ile yazılmı ş bir türküsü de vardır. Mücahid SERÇEK FMEAL Ed. Ö ğ rt.

123 ESERLER İ : “Hüsn ü A ş k”: Nabi’nin “Hayrabad” adlı mesnevisinden daha güçlü bir eser yazabilece ğ ini kanıtlamak için bu eseri yazar. Eserde ilahi a ş k yolunda, ki ş ilerin katlanması gereken zorlukları i ş ler. Alegorik bir eserdir beyittir. Sanatçının bir de Divan’ı vardır. Mücahid SERÇEK FMEAL Ed. Ö ğ rt.

124 DİVAN EDEBİYATI YAZARLARI S İ NAN PA Ş A(15.YY.): 15.yy. Divan edebiyatının süslü nesir yazarıdır. En önemli eseri “Tazarruname”dir. Bu eser secilerle ve söz oyunlarıyla sanat göstermek amacıyla yazılmı ş tır. Cümlelerin ba ğ laçlarla ba ğ lanması; uzun cümlelere yer verilmesi eserin dikkati çeken önemli özelliklerindendir. Mücahid SERÇEK FMEAL Ed. Ö ğ rt.

125 MERCİMEK AHMET(15.YY.) 15.yy. sade nesir örnekleri veren sanatçıdır. En önemli eseri “Kabusname”dir. Eser didaktik niteliklibir nasihatname olup hemen herkesin anlayaca ğ ı biçimde kaleme alınmı ş tır. Eser aslında bir çeviridir. 2.Murat tarafından açık bir anlatımla tercüme edilmesi istendi ğ i için dilimize çevrilmi ş tir. Mücahid SERÇEK FMEAL Ed. Ö ğ rt.

126 KÂTİP ÇELEBİ ( ) İ stanbul do ğ umludur. Asıl adı Mustafa’dır. Hacı Halife diye anılır.(Hacı Kalfa) Uzun yıllar divan katipli ğ i yapmı ş,çe ş itli seferlere çıkmı ş tır. Arapça, Farsça, Fransızca ve Latince bilir. Tarih, co ğ rafya, bibliyografya, toplumbilim alanlarında yazılmı ş güçlü eserleri vardır. Daha çok didaktik amaçlı eserler vermi ş tir. Eserlerinin bazılarında sade nesir; bazılarında ise orta nesir özellikleri görülür. Mücahid SERÇEK FMEAL Ed. Ö ğ rt.

127 “Cihannüma:Batılı anlayı ş ı ile hazırlanmı ş dünyanın 6 kıtası hakkında bilgi veren dünyanın yuvarlak oldu ğ unu da anlattı ğ ı co ğ rafya kitabıdır. Eserde Japonya’dan Irak sınırına kadar olan ülkelerin co ğ rafyasını, kısa tarihini, bitkiler ve hayvanlar dünyasını anlatır. “Fezleke” adlı eserde 17.yy.ın tarihi olaylarını i ş ler. “Tuhfetü’l-Kibar fi Esfari’l-Bihar” (Büyüklerin deniz seferlerinden yadigar) Deniz seferlerinden ve büyük Türk denizcilerinden söz eder. Mücahid SERÇEK FMEAL Ed. Ö ğ rt.

128 Ke ş fü’z-Zünun: eser ve yazarın tanıtıldı ğ ı bibliyografya kitabıdır. Mizanü’l-Hak: Dönemin tartı ş ma konularını aktarır. Dini, ahlaki, toplumsal konuları i ş leyen didaktik bir eserdir. Pozitif bilimlerin gereklili ğ i, batıl inançların açtı ğ ı yaralar, inanç özgürlü ğ ü, ho ş görü gibi konuları i ş ler. Düsturu’l Amal: Devlet i ş lerinde gördü ğ ü aksaklıkları ve çarelerini anlatan bir kitaptır. Mücahid SERÇEK FMEAL Ed. Ö ğ rt.

129 EVLİYA ÇELEBİ Babür Ş ah’ın “Babürname” ve Seydi Ali Reis’in “Mir’atü’l- Memalik” adlı eserlerinden sonra edebiyatımızda gördü ğ ümüz, adıyla anılan önemli bir seyahatname örne ğ ini Evliya Çelebi yazmı ş tır. Osmanlı topraklarının hemen her yerini dola ş mı ş tır. Bunun yanında kom ş u ülkeleri, Kuzey Afrika’yı, Avrupa’nın bir bölümünü dola ş mı ş tır. Eserinde 17.yy. toplumlarının ya ş ayı ş larını, gelenek, töre, kültür ve uygarlıklarını anlatması bakımından önemlidir. Söyleyeceklerini ço ğ unlukla açık, anla ş ılır, ama abartılı bir anlatımla hikâye etmi ş tir. Yabancı sözcükler kullandı ğ ı uzun cümleleri de vardır. Mücahid SERÇEK FMEAL Ed. Ö ğ rt.


"FETH İ YE MEHMET ERDO Ğ AN ANADOLU L İ SES İ Mücahid Serçek Türk Edebiyatı Ö ğ retmeni DÎVÂN EDEBİYATI." indir ppt

Benzer bir sunumlar


Google Reklamları