Sunum yükleniyor. Lütfen bekleyiniz

Sunum yükleniyor. Lütfen bekleyiniz

Beynimiz! Onun hakkında ne düşünüyorsunuz?. Belki yaşamımız esnasında hiç de düşünmeyiz bu organımızı. Fazla söze gerek yok. Yaşamın kontrol merkezi,

Benzer bir sunumlar


... konulu sunumlar: "Beynimiz! Onun hakkında ne düşünüyorsunuz?. Belki yaşamımız esnasında hiç de düşünmeyiz bu organımızı. Fazla söze gerek yok. Yaşamın kontrol merkezi,"— Sunum transkripti:

1 Beynimiz! Onun hakkında ne düşünüyorsunuz?

2 Belki yaşamımız esnasında hiç de düşünmeyiz bu organımızı. Fazla söze gerek yok. Yaşamın kontrol merkezi, bedenimizin idare mekanizmasıdır bu müthiş yapı. Sorun şurda ki böylesine önemli bir parçamızın, organımızın korunmasında geliştirilmesinde yeterli özeni göstermememiz, biraz da bu organımızı ihmal etmemiz yönünde bir yaşam biçimine itilmiş olmamızdır. Aslında bu parçamıza organ demek bile garip duruyor. O merkez, bir tür benlik, kişilik, bizi biz yapan ruhsal güçlerin dünyaya açıldığı bireysel odaktır gramlık biyo bilgisayar Bir anlamda o biziz! Yani beynimiz üzerinde ne yapıyorsak kendi varlığımıza doğrudan müdahale ediyoruz. Dolaylı yönden bedenimize gösterdiğimiz özen veya bakımlar ile farkında olsak da olmasak da beynimizi, yaşam merkezini korumaya çalışırız.

3 Peki beynimize doğrudan nasıl bakım veya zararlı müdahalelerde bulunabiliyoruz. Bakım konusunu araştıracak çeşitli araştırmalar bulabiliriz. Ancak bu sunumda, çok ciddi bir tehdidi hatırlatarak sizleri uyarmak; bu konuda nasıl uyutulduğumuzu ve nasıl uyuduğumuzu iyi anlamanızı sağlamak istiyoruz. Bu tehdit CEP TELEFONLARIDIR!

4 Beynimiz sandığımız gibi elektromanyetik radyasyondan etkilenmeden her koşulda çalışan bir yapı değildir. Nöron adlı hücreleriyle çok ince hesaplarla yaratılmış çok hassas elektriksel iletimlerle çalışan beynimiz, bu hassasiyetin en küçük bir şekilde bozulmasıyla dahi benliğimizi ortaya koymamız ve ruhsal dengeyi sağlamamız konusunda zorlanmaktadır. Nihayetinde o da bir tür biyolojik bilgi işlem sistemidir. Doğuştan DNA’larımızda kodlanmış olan işletim sisteminde onun nasıl işleyeceği ile ilgili bildirimler dışarıdan gelen elektomanyetizma ile bozulduğunda, hayati yönlendirme mekanizmamız bizi arzu edilen yaşam standartlarının dışına çıkarır! Herşey yolunda sanırız ama hayatımız çok ince bir biçimde kaymıştır! Üstelik hayat yolundaki bu bozulma tam da sistemin istediği şekilde, bizlerin sömürülmesine, doğru düşünemememize, gönül bağımızın kopmasına neden olacak şekildedir.Gönül bağı koptuğunda kendimizi her zaman depresyonda hissederiz. Sonuç olarak kendimizi sürekli gereksiz alışveriş çılgınlığı, alkol, uyuşturucu ve yıkıcı gece hayatı ile boğuşurken buluruz. Beyin hücresi:Nöron

5 Hayata hakim olmuş bu sistem ise bizlerin sağlıklı olmasıyla ilgilenmez. Tersine, ne kadar çok alışveriş yapıp ona ne kadar para kazandırdığımızla ilgilenir. Fabrikalarda makine yağları arasında her türlü kimyasallarla yapılıp göze hoş görünmesi için alıcı renklerle boyanan, çekici kokular enjekte edilen hazır gıda(!)larla paramız söğüşlenmekte, ayrıca bu maddelerin yaptığı beyin tahribatı tekrar bizleri bu sistemin çileli ellerine yönlendirmektedir. Cep telefonu radyasyonu ise sistemin işine yarayan en güçlü etkiyi yapmakta üstüne bir de para kazanmaktadır.

6 Beynimizin bu hassasiyetini, yaşarken anlayamadığımız için elektromanyetik radyasyonun etkilerini de küçümseyerek kullanmaya devam eder dururuz. Çoğu zaman zihnimizin sıradan bir düşünce akışını bile sağlayamadığı, düşüncelerin koptuğunu biliriz. Ama genelde rastladığımız bu gibi durumları olağan sanarak üzerinde durmayız. Ama dostlarımız biliniz ki çok hassas bir mekanizma olan beynimiz bu gibi aksaklıklarla kolay karşılaşmaz! Bunun sebebi artık tehlike sınırını çoktan aşmış elektromanyetik radyasyon ve bunun başrol oyuncusu cep telefonlarıdır. Beynimizin işlediği bilgi kapasitesi bütün yaşamımızı içerir. Böyle bir işi dünyada yapabilecek bir bilgisayar bulamazsınız. O devasa süper bilgisayarlar asla insanın ruhsal ve bilişsel gücünü ortaya koyan beynin yerini alamazlar. Bütün bu işi yapan beynimiz 12 wattlık bir güce eşdeğer enerji harcayarak size yaşamınızı verir. Onun bu hassasiyetini beynin elektriksel dengesini bozan cep telefonu radyasyonu ile bozmaya değer mi bir daha düşünün.

7 Bilinçli olmadığımız sürece beynimizin bu hassasiyetinin çeşitli dış etkenlerle bozulduğunun farkına varamayız. Siztemin bize dayattığı kaotik yaşam bunlardan biridir. Eğer bizlerin bilişsel yetenekleri kısa bir süreliğine sağlıklı işleseydi, bu kadar büyük bir hengamenin içinde ne yaptığımızı kendimize sorardık. Televizyonun hiç aralıksız yaptığı reklam bombardımanı, beyni uyuşturan ucuz eğlencelik programlar, şehrin korkunç gürültüsü... Sonuç olarak farkında olmadan sakin bir ortam yerine nerde bir kalabalık veya kargaşa varsa oralara sokulduğumuzu farkederdik.

8 Bizi bu kaosun tam merkezinde tutan ise cep telefonlarıdır. Hem beynimizi tahrip ederek sistemin istediği şekilde olmamız sağlanmakta hem de kaotik çirkin yaşamdan bir saniyeliğine dahi uzak durmamız istenmemektedir. Cep telefonu sayesinde her birey bu çirkin oluşumun içinde tutulmakta yengeç sepeti misali dibe çekilmektedir. “Ama cep telefonsuz bugün iş yürümüyor” dediğinizi duyar gibiyiz. Biraz durup düşünürseniz aynı işlerin cep telefonu olmadan önce de yürüdüğünü hatırlarsınız. Cep telefonları sadece bu işlerin hızlanmasını ve sistemin daha çok para kazanmasını; bizlerin ise daha çok mesai yapmamızı sağlamıştır. Bu bir kolaylık olsaydı sisteme kazandırdıkları bize de yansır bizlerin kendimize daha çok zaman ayırmamızı sağlardı. Ama bu düzenin yapısı gereği elde edilen avantaj sömürgeci sistemin, çalışanın ensesinden düşmemesine, daha çok kazanılan paranın da bu sistemin daha güçlenmesini sağlamaya dönüşmüştür. Ah o eski günler; Cep telefonlarının ilk çıktığı günleri hatırlarsınız. Cep telefonu aldı diye patronu veya yöneticisi tarafından işten atılan personelleri duymayanınız var mıdır? Yoksa öğrenmiş oldunuz. O dönemlerde lüks diye bu melanet cihazı alanları işten atarlardı! Ancak bir de bugüne bakın. Şimdi cep telefonu olmayan var mı? Daha doğrusunu söyleyelim, sıkıysa kapatın telefonunuzu! Bu beyin katili cihazı neredeyse zorunlu haline getiren bizler olduk. Şimdi de iş işten geçmeden hayatımızdan çıkarmanın vakti geldi. Yoksa çok yakında bir kimlik gibi üzerimizde taşımak zorunda kalacağız. Sonra da sistemin resmi barkodlu bir kölesi olacağız! Ne demiştik; Bizi bu kaosun tam merkezinde tutan cep telefonlarıdır.

9 Amerika’da başlayıp dünyanın diğer yerlerine de sıçrayan bu cep telefonu kuyruğu ne anlama geliyor? Bu olayı ne kadarımız doğru yorumladık! Bütün bu insanları soğuk ve yağmurda sabaha kadar teknoloji şirketinin kapısında tutan neydi? Açlıktan ekmek kuyruğu mu bekliyorlardı, yoksa bir ölüm kalım meselesi mi var dı? Gençlerin bu telefonu ilk ben aldım diyecek kadar düşüncelerini(beynini- benliğini) ne değiştirmişti?

10 Belki de “biz bunu biliyoruz zaten, ama modern hayatın getirdiği koşullardan dolayı mecburen kullanıyoruz” diyorsunuz. Eğer böyle diyorsanız cep telefonu ve şebekelerinin verdiği zarardan gerçekten haberiniz yok demektir. Olsaydı bugün elinizde bu makinalardan çifter ya da üçer tane olmazdı. Bir evde her bireyde birden fazla hem de çifter hatlı telefonlarla nerereyse bir düzine cep telefonu beyin yapınıza, topyekün sinir sisteminize nasıl etkide bulunduğunu bilseydiniz nasıl bir oyuna geldiğinizi anlardınız. Sizlere sunmak istediğimiz bazı detaylara girmeden önce bu konuda çıkmış ama her ne hikmetse kimsenin tepkisini çekmeyen bazı haberlere bakalım.

11

12

13

14

15

16

17 Hiç şüpheniz olmasın.

18 İnsanlar bu konudaki şüphelerini bir türlü giderememekte, durumun ciddiyetini ispat edenlerin sesi ise yayınlanmamaktadır.

19 Cep telefonlarını kullaklıkla kullanmayı öneren çaresiz çözümler ise daha tehlikeli sonuçlara götürüyor.

20

21

22

23 Buraya kadar genelde cep telefonunun çocuklar üzerinde daha büyük etkide bulunduğunu gösterir haberler gördük. Çocukların hassas olduğunu hepimiz biliyoruz. Yandaki yazıyı yapan site ise sözde radyasyon engelleyici cihazını satabilmek için bu aciliyet hissini daha iyi anlamış olmalı. Çözüm daha beter sonuca götürüyor. Cep telefonu ve baz istasyonlarının ortadan kaldırılmasının önüne yeni bir bahane çıkarıyor. Üstelik buradan da bir kazanç kapısı elde ederek. Radyasyon engelleyici bu aparatlar cep telefonundan yayılan elektromanyetizmaya engel oluyor da iletişim için cepten yayılan bu dalgalar baz istasyonuna nasıl ulaşıyor? Tabi ki bu aparatlar engel olmuyor. Belki elekromanyetik alanın yönünü değiştiriyor. Bu da ne yazık ki beynimize gelen dalgayı engellemeyeceği gibi gözümüzle göremediğimiz yönlendirmenin daha şiddetli bir biçimde hangi beyin hücrelerimize odaklandığını anlayamamamıza neden oluyor. Sonuç daha kesin ve hızlı kanser hücresi oluşumu ve ölüm! bizleri bekliyor.

24

25 Değerli sanatçımız Ediz Hun’dan güzel bir haber 1

26 2

27 3

28 4 Ediz Hun’a teşekkürler; Oldukça güzel bir haberle şunu doğru demiş. Acaba baz istasyonların böylesine yayılmasında ses çıkarmayan bizlerin kabahati yok muydu?

29 Okuduğunuz haberler ara ara internet veya gazetelerde yayınlanmıştır. Ancak genel bir değerlendirme yapabilmeniz için hepsini olmasa da bir kısmını burada toplu verdik. Bu haberlerden aşağı yukarı bir fikir edinmişsinizdir. Ancak yine de bu konuda bir kesinlik hissetmiyorsunuz değil mi? İşte bu haberlerin verdiği de, düşünceleri manipüle edilmiş kardeşlerimizin hissettiklerinin yansımasıdır. Özellikle büyük gsm cep telefonu şirketlerinin önderliğinde sistemin istediği yönde bu araştırmaların kesin sonuçları saklanmakta, sonuçları edinen kişilerin ise sesi duyurulmamaktadır. Okuduğunuz haberlere dikkat ettiyseniz “risk var, dikkat edilmeli, kullanırken dikkatli olunmalı, ya da şöyle kullanılmalı” şeklinde şüpheli ibareler hakimdir. İnsanlar sürekli tedirginlik yaşamakta, arada bu şüphelerini gidermek için araştırmalar yapmakta ama yine şüpheli sonuçlar ile çaresizlik içinde bu teknolojinin zincirlerine kendisini bırakmaktadır. Bu şüpheli haberleri aynı şüpheli ifadeler ile bastıran ve insanların duymak istediği, cep telefonunun zararı ispatlanamadı yönündeki ibret verici bir haberi sonraki sayfamızda göreceksiniz. Haberdeki araştırmayı destekleyenlerin içinde cep telefonu şirketlerinin olması gerçeğin bunun tam tersi olduğunu ispatlıyor. Bunca şüpheli haberin ardından böyle bir haberle insanların kendini iyi hissetmesi sağlanarak sömürge ve beyin yıkımına devam ediliyor. Doğruları yalanlayan, gerçekleri ise saklayan şeytandan başka ne olabilir!

30 Eğer cep telefonu sevdalısıysanız ve bunu kullanmak sağlığınızdan önce geliyorsa aşağıdaki haberi okuyup rahatlayabilir, bunun verdiği mutlulukla kendi yalanlarınız içinde hayat enerjinizi yitirmeye devam edebilirsiniz. Haber tamamıyla bu işten büyük paralar kazanan kartellerce hazırlanmış ve yandaş kişiler ile medyasıdan yayınlanmıştır. Cep telefonu radyasyonunun bahsedilen tehlikelerini tam tersinden göstermiş özellikle tehlike odaklarını belirterek bu araştırma noktalarında daha az bir bağlantı var demiştir.. Zaten haberin yanlı olduğu kullanılan resimden de bellidir. Resimde ilk icat edilen, ilk tasarlanan telefonlardan biri gösterilmiş, bununla cep telefonu teknolojisinin özenle ve büyük evrelerden geçerek bugüne geldiği duygusu aşılanmak istenmiş, bir kötü algılama riski varsada bu riskin ilk çıkan bu telefonlarda bulunduğunu, modern yeni telefonlarla zihinlerin ilişki kurulmaması sağlanmıştır.

31 Frekans seviyesi mikrodalga ile Tv vericileri arasında olan cep telefonu radyasyonunun ne kadar zararlı olduğunu anlatan bilim adamlarından gelen raporlar, medyadan vatandaşa gelene kadar,kulaktan kulağa geçen bir bilgi misali, raporu eline geçirenlerin işine nasıl gelirse o şekilde algılanmasını sağlayacak şüpheli bir habere dönüşüyor. Daha sonrasında ise aşağıdaki gibi “insan sağlığını ciddi şekilde etkilemeyeceğine inanıyorlar” diyen birisinin zanna dayalı düşünceleri ile zararsız ilan ediliyor. Oysa hatırlanmalıdır ki TV vericilerinin önünde kimse duramaz, baz istasyonlarına kuşlar yuva bile yapmaz. Bir daha düşünün sizce şüphe var mı?

32 Haberleri okuduğunuzda hep bir şüphe vardır. İnsanlık süper şirketlerin örtbasları yüzünden acabalarından kurtulamamakta, net yanıt veremeyen üstünkörü haberler ise insanlarda yeterli etkiyi bırakamamaktadır. Biz size söyleyelim. Cep telefonlarının 2+2=4 eder kadar açık bir ölümcül etkisi vardır.

33 Önceki sayfamızda ve aşağıda da gördüğünüz araştırma sonucunu yorumlamak için bilim adamı olmak gerekmez. Aşağıda yazıldığı gibi cep telefonu şöyle ya da böyle kullanılmalı şeklindeki ifadeler ise kökten yanlıştır. Tek çözüm bu cihazı ortadan kaldırmak, hiç kullanmamaktır. Yapmamız gereken ilk iş hemen cep telefonunu hayatımızdan çıkarmak için plan yapmak ve gereğini yerine getirmektir.

34 Haberlerin geneli şüpheli durumuna düşürülmüştür. Cep telefonu zararlı veya cep telefonu zararsız diyen kaynaklar bunu hep “olabilir” şeklinde vermiştir. Şimdi dikkat. Size kendi haberimizi veriyoruz. Cep telefonuna maruz kalan deneysel beyin hücreleri doğrudan olay anında mikroskop altında incelendi. Cihazın hücrelere beyin kılıfı altında gönderdiği enerji aynı standartlarda tutuldu. Sonuç; anında ve şüpheye yer vermeyecek şekilde alındı. Beyin hücrelerini çevreleyen gri miyelin tabakası kızartmalık yağ gibi moleküler değişime uğramış, içindeki beyin hücresi ise kızartmalık yağın içindeki balık gibi niteliğini değiştirmiş, en yakındaki hücreler yıkıma uğramış daha derinlerdekiler ise beynin mucizevi yapısı ile kendi içinde elektrik iletimini engellememiş, sakatlanan hücre kendini minimum işlevsellikte korumaya almıştır !!! Bunun anlamı açıktır. Beyniniz artık içinde bulunduğu gerçekliği algılamıyor sadece öyle sanıyor. Artık bu cihazı kullanan hepimiz birer sistem kölesiyiz. Bu en iyi ifadedir. Bu cihazı kullanmak da baz istasyonlarına itiraz etmemek de ruhumuzu satmaktan, herbirimizi üzerinde barkod taşıyan mal haline getirmekten başka bir işe yaramamaktadır. Yukardaki gibi beyin hücrelerimizin sürekli işlemden geçmesinin sonucu da çok açıktır. KANSER! Peki beyin kanserinin anlamını biliyor musunuz? Bizce bu konuya şimdi girmeyelim. Beynin ne olduğunu az çok biliyorsunuz. Bu muazzam merkezin kanser olması demek sizin bitmeniz demektir. Ölmekten korkmayanlarınıza beyin kanserinden ölmeden önceki cehennem azabını hatırlatalım. Korkunç acıların pençesine düşmeden beyninize kendi elinizle yapılan bu teknolojik terörün hemen durdurulması için harekete geçmelisiniz.

35 04/02/2010 Tarihli Tv haberinde şöyle diyor. Flaş haber: Kanser vakaları katlanarak artıyor. Bu yıl kanserli hasta sayısının 7,5 milyona ulaşması bekleniyor. Kanser vakalarındaki bu ani artışın sebebleri az sonra bültenimizde. Bizden ayrılmayın… Yine vatandaşın sömürülmeye uygun bir bilinç halinde kalması için haberde, program aralarında programlar ve filmlerde altyazı veya patlayan baloncuklarla devam eden reklam bombardumanının ardından kanser sebeblerini kendilerince açıklamaya koyulurlar. Yine daha önce okuduğunuz gibi şüpheli sebebler sıralanır. Bunlar arasında GDO’lu yiyecekler, yapay gıdalar, elektromanyetik kirlilik ve cep telefonları sıralanır ama yine net bir ifade olmadığı gibi kimseye çözüm sunulmamaktadır. Başka bir medya ise başvuruların dışında toplamda kanseli hasta vakasının 20 milyonu bulacağı yönünde daha korkunç bir haber vermiştir. Biz size bunun sebebini net olarak verebiliriz. Kanserin patlarcasına artmasının en büyük ve kesin nedeni elektromanyetik radyasyonun katlanarak artmasıdır. Bunun da en büyük kaynağı cep telefonları ve baz istasyonlarıdır. Ama neden 2010’da böylesine büyük bir artş bekleniyor. Bu ana kadarki ani artışın sebebi nedir? Hemen hatırlatalım. GSM şirketlerinin 3G denilen eskisinden çok daha fazla radyasyon yayan şebeke ve telefonların kullanılmaya başlaması bu son zamana denk geliyor da ondan! 2009’da iyice yaygınlaşan 3G şebeke ve cihazlarının da etkisiyle kanser vakaları gittikçe artmış, rahatlığından ödün vermek istemeyen bir çok uzman ve gelirinden ödün vermek istemeyen GSM şirketleri medya ile el ele sonuçları her zamanki gibi saklamaya devam etmektedir.

36 3G 3G 3G 3G 3G 3G 3G 3G

37 3G’ye dur demediğimizde daha beterleri sırada beklemektedir. 4G denilen daha şiddetli radyasyon alanları yapacak şebekeler sonrasındaki sağlık haberlerinin nasıl olacağını varın sizler tahmin edin! Ülkenin yarıdan fazlası kanser hastası ve bu hastalığın çaresi için sistemin ilaç şirketleri elinde kıvranan ve parası kanı canı sömürülen büyük bir kitle!

38 2010 yılına geldiğimiz şu günlerde radyoaktivite öylesine artmıştır ki bütün ortam neredeyse her türlü sınırı geçen radyasyon denizinden etkilenmektedir. Hücrelerimizdeki DNA’larımızı bozan ve temel genetik yapımızı mutayona uğratan bu şiddetli radyasyon alanı kanserin katlanarak artmasındaki asıl sebebtir. Konuya en çok etki eden cihaz Cep telefonu ise neredeyse ikinci sıraya wi-fi denilen kablosuz ağlar girmiştir. Satır arasında bu konuya da değinelim. Kablosuz ağların yaygın olduğu kafeterya veya alanlardan da uzak durmanız önemlidir!

39 Hedefte siz varsınız Bunu anlamanız çok önemlidir! Hedefte beyniniz var!

40 Bir zamanlar her yerde bolca bulunan ankesörlü kartlı veya jetonlu telefonlar neyimize yetmiyordu ki? Yetmezdi, çünkü teknolojiye tapar hale getirildik. Yeni tanrımız haşa bu sömürge teknolojisiydi. Bu küçük cihazdan gelen sesler sanki gaipten gelen sesler gibi beynimizi egomuzu esir almış etkilemişti. Neden köşe başlarındaki ankesörlü telefonları kollayalım ki. Bizler büyük adamlardık. Cep telefonu olmayanı kim adamdan sayar ki? Bütün bu düşünceler sistemin bize dayatmalarıydı. Heryerde öyle konuşuluyordu. Biz de ayak uydurmuştuk. Hiç düşünmedik bu zorunluluğun kölesi olabileceğimizi. Cep telefonu ile ilk görüşmesini hatırlayanınız var mı? Yoksa bu cihaz tarafından kızartılıp tahrip edilmiş beyin hücrelerinizdeki anılar yok mu oldu? Size kısaca bu konuda bir dostumuzun hissettiklerini anlatayım; “ Cep telefonunu daha başıma dayadığım anda bir ağrı ve durgunluk hissettim. Bunun garip olduğunu neden kimsenin böyle ağrıları raporlamadığını düşündüm. Ama belki de bana mahsus bir şeydi. Belki başka bir nedeni vardı? Ama sonraki birkaç görüşmemde de aynısını yaşamıştım. Artık emindim. Bu cihazdan yayılan dalgalar beynimde bir şeye neden oluyordu. Ama niçin bu nedenle bırakacaktım ki. Herkes konuşuyorsa mutlaka alışacaktım. Öyle de yaptım. Beynimi kendi ellerimle üzerine bir de para vererek bu korkunç planlı terör saldırısına maruz bıraktım. Belki diğer kullanıcılar da aynı şeyleri düşünmüş kimse hissettiklerini raporlamamıştır. Bu cihazın egomuza verdiği hoşluk herşeyin üzerindeydi! Teknolojiye tapar hale geldik! “ Bu dostun ifadesine katılıyoruz. Bu planlı bir terör saldırısı haline gelmiştir. Evet, bu iddiamızda eminiz. Cep Telefonu insanlığa yapılmış en büyük terör saldırılarından birisidir! Bizim üzerimizden sağlığımıza yapılan bir saldırı ile inanılmaz büyük paralar kazanıyorlar. Hem de bunu bize gönüllü olarak yaptırıyorlar.

41 Artık bir kez daha ve basitçe şunu diyebiliriz ki bu cihazları böylece kullanmaya devam edersek sistemin bizi sömürüp kullanıp hasta etmesinden sonra çürüğe çıkacağımız kesindir. Sistem şöyle der: Ahmet ya da Sevinç adlı bu ürün kullanım dışı kaldı. Yeni yetişen büyüyen ürünleri hasat etmemiz gerek. Sonuç; enerjisi sömürülmüş, kendisi için çok değerli bir sınav olan dünya yaşamı heba olmuş bir varlığın morgta yatan bedenidir geriye kalan! Kurban ve katili bir arada. Beyni, özgür düşünme yetileri katledilmiş Kurbanın katilini eliyle beslediğini nereden bilebilirdi!

42 Sağlıklı bir beyin ve zihnin neler yapabileceğini bilmiyoruz. Yeni çağ bilgilerinin yayıldığı günümüzde düşünce gücünün inanılmaz yetenekleri ortaya çıkmakta aynı cep telefonlarında olduğu gibi şüpheyle karşılanan bu olgular inanılmazlar arasında birer spekülasyon olarak kalmaktadır. Gerçek bir mucize olan beynimizin yetenekleri sadece söylentiden ibaret değildir. Olağanüstü güzel gerçekler vardır ki beynin hazineleri olan bu yetenekler ona göstereceğimiz ilgi ile ortaya çıkmayı beklemektedir. Ancak öncelikle beynimize yapılan bu büyük terör saldırısının önüne geçmelisiniz.

43 Sevgili Dostlarımız. Gerçeği öğrendiniz. Şimdi düşünün ne yapacaksınız? Hiçbir şey yapmadan aciz yaşamımızı sürdürmek ve bize sistem tarafından biçilen rolü yaşamak. Ya da kendi gerçeğimizi yaşayabilmek için dörtbir yanımızdan sarıldığımız bu elektromanyetik hapishanenin tellerini kesmeye başlamak. Tercihiniz ne olacak?

44 Sizler ne yapmayı düşünürsünüz bilmiyoruz ama birkaç fikir bizden olsun. Bu gerçeğin karşısında eminiz çok daha fazla alternatif düşüneceksiniz. Öncelikle en kısa sürede(bizce hemen) cep telefonlarınızdan kurtulup sadece sabit telefonlarla iletişim kurun. Gsm şirketlerinin baz istasyonlarının haritalarını yayınlamaları için hükümete dilekçe verin. Öncelikli olarak haritaların dışında kalanlarla birlikte mahalle aralarındaki evlerinizin dibindeki baz istasyonlarının sökülmesi için hemen toplu girişimde bulunun. Kısa süre sonra en yakınınızdan başlayarak büyük miktardaki baz istasyonunun kaldırılması mümkündür. Yeter ki ciddiyetinizi gösterin.

45 Beyninize, ruhunuza, kendinize, çocuklarınıza sahip çıkın. Elektromanyetik zorunluluk durdurulabilir seviyede iken önleyip yaşamınızı koruyun. Bu manyetik ağ yakında önlenemez bir zorunluluk ve korkunç bir hapishane haline gelecek.

46 Farkında olmadan kuruttuğumuz doğal yaşam enerjimiz, bütün doğal güzelliklerimiz gibi sistemin yarattığı teknolojinin elinde yok olmak üzeredir. Kuruyan bu ortamda bir kişi bile olsa cep telfonunu terkermek çölde açan yaşam umudu bir çiçek gibi gelişip büyüyecektir. Beyninize ve geleceğinize sahip çıkın! Hepimiz birer umuduz.

47 Hazırlayanlar: Gönül Dostları


"Beynimiz! Onun hakkında ne düşünüyorsunuz?. Belki yaşamımız esnasında hiç de düşünmeyiz bu organımızı. Fazla söze gerek yok. Yaşamın kontrol merkezi," indir ppt

Benzer bir sunumlar


Google Reklamları