Sunum yükleniyor. Lütfen bekleyiniz

Sunum yükleniyor. Lütfen bekleyiniz

SÖZLEŞME ÖNCESİ AŞAMADA TÜKETİCİ HAKLARININ KORUNMASI SÖZLEŞME ÖNCESİ TÜKETİCİNİN KORUNMASI VE SÖZLEŞME ÖZGÜRLÜĞÜ.

Benzer bir sunumlar


... konulu sunumlar: "SÖZLEŞME ÖNCESİ AŞAMADA TÜKETİCİ HAKLARININ KORUNMASI SÖZLEŞME ÖNCESİ TÜKETİCİNİN KORUNMASI VE SÖZLEŞME ÖZGÜRLÜĞÜ."— Sunum transkripti:

1 SÖZLEŞME ÖNCESİ AŞAMADA TÜKETİCİ HAKLARININ KORUNMASI SÖZLEŞME ÖNCESİ TÜKETİCİNİN KORUNMASI VE SÖZLEŞME ÖZGÜRLÜĞÜ

2 Tüketicinin hakkının korunmasına ilişkin ilk çalışmalar 1971 yılında başlamıştır ve 21 yıl sonra Sanayi ve Ticaret Bakanlığı tarafından “Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun Tasarısı” 2 Şubat 1995 tarihinde Meclis tarafından kabul edilmiştir. Kanun yürürlüğe girdikten sonra yapılan yoğun eleştiriler nedeniyle kanunda köklü değişikler yapılarak 4822 Sayılı Kanunda 4077 Sayılı Tüketicinin Korunması Kanun’da değişiklikler yapılmış ve yürürlüğe girmiştir Sayılı Kanunun genel gerekçesinde belirtildiği gibi Avrupa Konseyi’nce öngörülen temel tüketici hakları yasanın hazırlanmasında göz önünde tutulmuştur.

3 4822 Sayılı Tüketicinin Korunması hakkında Kanunun amacı; Kamu yararına uygun olarak tüketicinin sağlık ve güvenliği ile ekonomik çıkarlarını koruyucu,aydınlatıcı,eğitici,zararlarını tanzim edici,çevresel tehlikeler korunmasını sağlayıcı önlemleri almak ve tüketicilerin,kendilerini koruyucu girişimlerini özendirmek bu konudaki politikaların oluşturulmasında gönüllü örgütlenmeleri teşvik etmeye ilişkin hususları düzenlemektir.

4 Tüketicinin korunması çağımızda bilimsel ve teknolojik gelişmeler ile sanayileşme, insan yaşamını kolaylaştırdığı gibi toplumsal gereksinimleri ve sorunları Tüketici Hakları Kavramının doğmasına neden olmuştur.

5 SÖZLEŞME ÖZGÜRLÜĞÜ (Akit Serbestisi) 1-KAVRAM Sözleşme Özgürlüğü, sözleşmenin kurulması ve koşullarının belirlenmesinde kişilerin özgür iradeleriyle karar verebilme serbestisini ifade eder. Buna göre sözleşme dediğimiz borç kaynağı ancak kişinin kendi serbest vadesi varsa hak veya borç doğurabilir. Sözleşme Özgürlüğü kavramı iki özgürlüğü içermektedir: Bir yandan kişinin kendi iradesi ve isteği olmadan borç altına sokulmasının mümkün olmamasını ifade eder.öte yandan kişinin dilediği konuda ve koşullarda sözleşmeler yapılabilme ve haklar elde edebilme özgürlüğünü kapsar.

6 2-KAPSAMI SÖZLEŞME YAPMA ÖZGÜRLÜĞÜ Sözleşme özgürlüğü her şeyden önce sözleşme yapıp yapmama özgürlüğünü ifade eder. Kural olarak, kimse bir sözleşme yapmaya zorunlu değildir. Ancak bu kuralın dürüstlük kurallarından, kanundan ya da anlaşmadan doğan istisnaları vardır.

7 Bazı mal ve hizmetlerin üretiminde “tekel” konumda bulunan kişi yada kuruluşların sözleşme yapıp yapamama özgürlükleri olamaz. Elektrik, su, doğalgaz, telefon gibi hizmetleri tekellerinde bulunduranların “Sözleşme Özgürlüğünden” yararlanmaları, bu nedenle diledikleri kişilerle sözleşme yapıp, diledikleri kişilerle yapmama yetkisine sahip olmaları, bu hizmetlerden yararlanan zayıf durumdaki kişilerin mağduriyetine yol açar. Bu nedenle, kitlelere “tekel halinde mal yada hizmet sunuların” sözleşme yapıp yapmama özgürlüğüne sahip olmadıkları burada dürüstlük kurallarından kaynaklanan sözleşme yapma zorunluluğunun bulunduğu kabul edilmektedir

8 Sözleşme yapma özgürlüğü bir anlaşma ile de kurtarılmış olabilir. Bu durumda, kişi yapmış olduğu bir anlaşma ile sözleşme yapma zorunluluğu altına girmektedir. Bu durum özellikle “Sözleşme yapma vaadine” dayanan anlaşmalarda sözleşmeleri oluşturmaktadır

9 Sözleşme yapma özgürlüğü bazen başkasının yada mahkemenin buna rızası koşuluna bağlanmış olması nedeniyle kısıtlanmış olabilir. Bu durumda ilgilinin rızası alınmadan yapılan sözleşme geçersiz olacaktır. Buna örnek olarak Medeni Kanunumuzun “Eşlerin Hukuki İşlemleri” ile ilgili 193. maddesi gösterilebilir.

10 SÖZLEŞME ÖZGÜRLÜĞÜNE GETİRİLMİŞ OLAN SINIRLAMALAR Sözleşmenin konusu kanunun emredici kurallarına aykırı olamaz Sözleşmenin konusu kamu düzeyine aykırı olamaz

11 Sözleşmenin konusu kişilik haklarına aykırı olamaz Sözleşmenin konusu ahlaka aykırı olamaz Sözleşme konusu imkansız olamaz

12 SÖZLEŞMENİNKONUSUNU VE KOŞULLARINI SEÇME ÖZGÜRLÜĞÜ Kural olarak, taraflar sözleşmenin konusunu serbestçe seçme özgürlüğüne sahiptir. Yasa da düzenlenmiş olan yada düzenlemediği halde taraflarca kabul edilen bir sözleşme ile diledikleri konuda sözleşme yapma serbestisi vardı. Bu kuralda mutlak bir kural değildir.

13 SÖZLEŞMENİN TARAFINI SEÇME ÖZGÜRLÜĞÜ Sözleşme Özgürlüğü, sözleşmenin tarafını, yani kişiye seçme özgürlüğünü de kapsar. Ancak; sözleşme yapıp yapmama özgürlüğünde açıklamış olduğumuz gibi, sözleşme yapma zorunluluğu bulunan kişilerin taraf seçme özgürlüğü de yoktur

14 ŞEKİL ÖZGÜRLÜĞÜ Taraflar, sözleşmelerini diledikleri şekilde yapabilirler. Buna göre; taraflar sözleşmelerini sözlü olarak da yapabilirler. Ancak; bu özgürlüğünde kanunlardan ve anlaşmadan kaynaklanan istisnaları vardır. Bu gibi durumlarda, taraflar sözleşmelerini kanunda yada anlaşmada öngörülen şekle uygun olarak yapma zorundadır

15 SÖZLEŞME TÜRLERİNİ TAYİN ÖZGÜRLÜĞÜ Taraflar, kanunda düzenlenmemiş olan yeni bir sözleşme türü yaratabilirler. Bu anlamda olmak üzere, kanunda hiç düzenlenmemiş bir sözleşmenin yapılması mümkün olduğu gibi kanunda düzenlenmiş olan birden fazla sözleşme türüne ilişkin unsurları, kanunun öngörmediği şekilde bir araya getirmek suretiyle yeni bir sözleşme türü yaratmaları da mümkündür.

16 SÖZLEŞME ÖNCESİ SORUMLULUK Sözleşme görüşmeleri aşamasında henüz sözleşme kurulmamıştır. Bu nedenle bu aşamada taraflar için sözleşme nedeniyle bir sorumluluk söz konusu olmayacaktır. Ancak öğretide sözleşme görüşmelerinin başlamasıyla birlikte henüz sözleşmenin kurulmadığı aşamada da tarafların birbirlerine verdikleri zararlar nedeniylede bir sorumluluğun söz konusu olacağı kabul edilmektedir. Bu sorumluluk “Sözleşme Öncesi Sorumluluk” adını almaktadır.

17 Taksitli Satış Sözleşmesinin Yazılı Şekilde Yapılması Zorunlu Sözleşmede bulunması gereken koşullar: –Tüketicinin ve satıcı veya sağlayıcının isim, unvan, açık adresleri ve varsa erişim bilgileri –Malın veya hizmetin Türk Lirası olarak toplam satış fiyatı –Vadeye göre faiz ile birlikte ödenecek Türk Lirası olarak toplam satış fiyatı –Faiz miktarı, faizin hesaplandığı yıllık oran veya sözleşmede belirlenen faiz oranının % 30 fazlasını geçmemek üzere Gecikme Faiz Oranı. –Peşinat tutarı –Ödeme planı –Borçlunun temerrüde düşmesinin hukuki sonuçları

18 Satıcı veya sağlayıcı, bu bilgilerin sözleşmede yer almasını sağlamak ve taraflar arasında akdedilen sözleşmenin bir nüshasını tüketiciye vermekle yükümlüdür. Sözleşme şartları tüketici aleyhine değiştirilemez. Bunlara ek olarak kampanyalı satış sözleşmelerinde de “kampanya bitiş tarihi” ve “mal ve hizmetin” teslim veya yerine getirilme tarih ve şekline ilişkin bilgileri de içeren sözleşmenin bir nüshasını tüketiciye vermek zorundadır. Sözleşmede aksi kararlaştırılmadıkça ön ödeme tutarı mal veya hizmetin satış bedelinin %40’ından fazla olamaz.

19 Kapıdan satış sözleşmelerin ise sözleşmede bulunması gereken diğer unsurlara ilave olarak mal veya hizmetin nitelik ve niceliğine ilişkin açıklayıcı bilgiler, cayma bildiriminin yapılacağı açık adres ve en az 16 punto ve koyu siyah harflerde yazılmış olmalı.

20 Ayrıca Tüketici Kredisi Sözleşmelerinde Tüketici kredisi tutarı Faiz ve diğer unsurlarla birlikte toplam borç tutarı Faizin hesaplandığı yıllık oran Ödeme tarihleri, ana para, faiz, fon ve diğer masrafların ayrı ayrı belirtildiği ödeme planı

21 İstenecek teminatlar Akdi Faiz Oranının %30 fazlasını geçmemek üzere gecikme faiz oranı Borçlunun temerrüde düşmesinin hukuki sonuçları Kredinin vadesinden önce kapatılmasına ilişkin taksitlerin ve toplam kredi tutarının hesaplanmasında, hangi tarihteki kurun dikkate alınacağına ilişkin şart yer alır

22 GENEL İŞLEM KOŞULLARI

23 GİŞ Tanımı ve Unsurları Genel işlem şartları,sözleşme taraflarından birinin, ileride kuracağı sözleşmelerde, sözleşmenin karşı tarafına, değiştirilmeden kabul edilmek üzere sunma niyetiyle, önceden, tek yanlı olarak saptadığı sözleşme koşullarıdır. Bu tanımlardan hareketle,GİŞ’in unsurlarını şu şekilde saptamak mümkündür:

24 Her şeyden önce, GİŞ, kısmen veya tamamen bir sözleşmenin şartlarını oluşturur. Ancak tek yanlı olarak hazırlanmıştır. Sözleşme, her türlü sözleşme olabilir. Önemli olan bu sözleşmenin taraflarından birisince, diğer tarafa sunulmak üzere önceden hazırlanmış ve böylece diğer tarafın etki edemediği sözleşme şartlarının varlığıdır. GİŞ sözleşmenin, tamamını veya bir kısmını oluşturabileceği gibi, asli edimleri veya tali edimleri de oluşturabilir

25 GİŞ’in diğer bir özelliği, sözleşmenin kurulmasından önce düzenlenmesidir. GİŞ’i hazırlama, sözleşmenin diğer tarafının kendi faaliyeti olabileceği gibi, bu koşullar üçüncü bir kişi tarafından da düzenlenmiş olabilir. Önemli olan, sözleşme yapıldığı sırada, sözleşmenin taraflarınca birlikte hazırlanmamış, daha önceden hazırlanarak, taraflardan birinin diğerine sunmuş olmasıdır.

26 Genel işlem şartlarının varlığından bahsedebilmek için, bunların ya sözleşme kurulmadan yazıya dökülmüş olması ya da en azından işletme tarafından yazılı olmadan belirlenmiş olması gerekir.

27 GİŞ sadece tek bir sözleşmede kullanılmak üzere hazırlanmaz,aksine birden fazla sözleşme ilişkisinde kullanılmak üzere düzenlenir. Bu nedenle genel ve soyut olarak formüle edilmesi gerekmektedir. Satıcı, pek çok farklı sözleşme ile uğraşmak yerine tek tip bir sözleşmeyi önceden hazırlayıp, sürekli aynı sözleşmeyi kullanmayı hedeflemektedir.

28 GİŞ varlığını kontrol edebilmek için aranan en son şart, bunların GİŞ kullanan tarafından sözleşmeye dahil edilmek niyetiyle karşı akide sunulmalarıdır. Bu durumda öncelikli olarak. GİŞ kullananın kim olduğu saptanmalıdır. Kural olarak bir sözleşmenin kurulması anında önceden hazırlanmış genel işlem şartlarını karşı tarafa sunan ve bunların sözleşme içeriği olmasını isteyen kişi kullanıcıdır.

29 SÖZLEŞMENİN DÜZENLENMESİ ALANINDA TÜKETİCİNİN KORUNMASI

30 Bu başlık altındaki en önemli nokta sözleşmenin düzenlenmesi alanında tüketicinin korunmasının öncelikle genel işlem koşulları altında yapılacak düzenlemeler ve bu tür işlem koşullarının denetlenmesine ilişkin kurallar yoluyla olması gereğidir. GİŞ çeşitli biçimlerde karşımıza çıkar. Yolcu ya da eşya taşınması sözleşmelerinin veya biletin arka yüzünde banka tasarruf cüzdanlarında sigorta poliçelerinde alım satımlarda sözleşmenin arka yüzünde bunun gibi iş yerlerinde bankalarda bir yere asılmış şekildedir.

31 Henüz Türk Hukukunda Gİ koşullarını düzenleyen bir hüküm yoktur sayılı tüketicinin korunması hakkında kanun ise 6. maddesinde yetersiz bir düzenleme ile ”sözleşmedeki haksız şartlar” başlığı altında bu konuya değinilmiştir. Ayrıca çeşitli hükümlerin de sözleşmede yer alması gerekli işlem koşullarına yer vermiştir. Bu konuda önemli bir adım Yeni Borçlar Kanunu Tasarısı ile atılmış,genel hükümle çerçevesinde sorunu çözümlemeye yönelik hükümler getirilmiştir.

32 GENEL İŞLEM KOŞULLARI ALANINDA TÜKETİCİNİN KORUNMASI

33 Borçlar kanunun konusunu borç ilişkileri oluşturur. Borç ilişkilerinin en önemli kaynaklarından olan hukuki işlemlerin günlük yaşamımızdaki en çok karşılaşılan türü ise sözleşmelerdir.Borçlar hukuku bu anlamda ”bireysel sözleşme”olarak adlandırılan,tarafların karşılıklı olarak ilettikleri öneri ve kabul beyanlarının uyuşmasıyla meydana gelen sözleşme modelini esas almış ve yüz yıl öncesinin egemen anlayışına uygun olarak Borçlar Kanununun 1.ve devamı maddelerinde düzenlenmiştir.

34 Ancak günümüzde bireysel sözleşme modelinin yerini kütle ya da formüller sözleşme olarak adlandırılan sözleşmeler yer almıştır.özellikle bankacılık,sigortacılık,taşıma gibi alanlarda aynı konulara ilişkin pek çok kimse ile ilerde yapılması planlanan sözleşmelerin içeriği önceden tek taraflı olarak bu gibi kurumlarca hazırlanmakta ve bireysel sözleşme modelinde gerçekleştiği varsayılan müzakerelere olanak tanımaksızın sözleşmenin karşı tarafının önüne konulmaktadır.

35 GİŞ girişimcinin ilerde kurmayı düşündüğü ve işletmesine uğraş alanına giren sözleşmelerin içeriklerini, önceden ve tek yanlı bilinmesi ve belirlenmesi anlamına gelir.girişimcinin her yönüyle kendisini güvence altına aldığı ve hemen bütün olasılıkları düşünerek uzman hukukçulara hazırlattığı bu tür koşullar onu,gelecekteki sözleşenine karşı güçlü bir konuma getirir.

36 Bu tür sözleşmeler, yasa benzeri cümlelerle donatılmıştır.Buna karşılık öğretide belirtildiği gibi genel işlem koşulları, ne yasalar gibi objektif ne de kendine özgü bir hukuk kaynağıdır. Belirlenen şartlar ancak tarafların bunları bilerek ve isteyerek sözleşmeye soktukları taktirde bağlayıcı bir hüküm ifade eder.

37 GENEL İŞLEM KOŞULLARI İLE SÖZLEŞME ÖZGÜRLÜĞÜ VE SÖZLEŞME ADALETİ İLKELERİ ARASINDAKİ İLİŞKİ

38 Günümüzdeki bilimsel görüşlerden,sözleşme özgürlüğü ile sözleşme adaleti arasında işlevsel bir bağlılığın varlığı kabul edilmektedir. Sözleşme mekanizmasına tarafların çıkar dengesinin uygun bir biçimde sağlanması görevi yüklenmiştir.Bu durum sözleşme şartlarının tarafların özgürce sürdürecekleri pazarlıklar sonucunda tespit edilmesiyle ortaya çıkar. Bu da öncelikle tarafların sözleşmenin korunmasındaki amaçlarına uygunluk ve bu amacın kabul edilebilir olması biçimindeki şartları taşıdığı umulabiliyorsa gerçekleşir

39 Ancak sözleşme tarafların her ikisince de kabul edilebilecek bir düzenleme kendiliğinden ortaya çıkmaz. Sözleşme özgürlüğü modelinin unsurları arasında yer alan olgulara sözleşme taraflarının ağırlıkları arasındaki denge de girer. Bununla birlikte sözleşmede özgürce oluşmuş irade serbestisi ve ilk olarak gerçekçi bir fırsat eşitliği ile ilgili olarak, ötaraflar arasında ağır yapısal bozukluklar varsa, güçlü olan tarafın yalnız kendi çıkarlarını kabul ettirmesi ve sözleşme özgürlüğünün ekonomik olarak daha güçlü olanın diğer tarafı bastırmak üzere kullandığı bir araç haline getirilmesi tehlikesi doğar. Sözleşme özgürlüğünün gerçekleştirilmesi sadece ve öncelikli olarak pasif tarafın korunmasının sağlanmasını değil aksine ve öncelikle,uygun yasal ve yargısal önlemlerle gerçekleşir.

40 GENEL İŞLEM KOŞULLARININ DENETLENMESİ

41 Sözleşme adaletinin gerçekleştirilmesinin bir yolu da sözleşmede yer alan genel işlem koşullarının denetlenmesinden geçmektedir. Hukukumuzda ise bu konu dediğimiz gibi henüz genel bir düzenleme ile ele alınmamıştır. Buna karşılık borçlar kanununun tümüyle gözden geçirilmesi ve güncelleştirilmesi amacıyla Adalet Bakanlığınca oluşturulan komisyon tarafından bu husus adalet ve hakkaniyet düşünceleri etrafında ele alınarak yeni bir tasarı ortaya çıkarılmış ancak henüz yasalaşmamıştır. Bu konudaki mevcut en önemli düzenleme ise; 4077 Sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun’da 4822 sayılı kanunla yapılan değişiklikle eklenen “Sözleşmelerdeki Haksız Şartlar” başlığını taşıyan 6. maddesidir.

42 Bu hükmün dahi yer almadığı daha önceki dönemlerde ise Medeni Kanunun 2. maddesinde yer alan “dürüstlük kuralının” dışında, küçük harflerle, çok sık bir şekilde satır aralarındaki boşluk küçültülmüş ve özellikle basım evi tarafından silik bir biçim- de yazılmış genel işlem koşullarına karşı sözleşmenin diğer yanını koruyabilecek önemli bir araç olarak TK md. 1266/2 hükmünde yer alan düzenleme gösterilmekteydi. Bu hükme göre sigorta poliçesinde yer alan genel koşulların “zahmetsizce okunabilir” olması gerekmek- tedir. Bu düzenlemenin bütün genel işlem koşulları için geçerli olması gerektiği kabul edilir.

43 TÜKETİCİNİN KORUNMASI HAKKINDA KANUN’UN GENEL İŞLEM KOŞULLARI HAKKINDAKİ DÜZENLEMESİ

44 TKHK’nin “Sözleşmelerdeki Haksız Şartlar” başlığını taşıyan 6. maddesinin 1. fıkrasında genel işlem şartları kavramının kullanılmasından kaçınılarak bu husus “Haksız Şart” olarak adlandırılmış ve bu anlamda Haksız Şart: “Satıcı veya sağlayıcının tüketiciyle müzakere etmesinden, tek taraflı olarak sözleşmeye koyduğu, tarafların sözleşmeden doğan hak ve yükümlülüklerinde iyi niyet kuralına aykırı düşecek biçimde tüketici aleyhine dengesizliğe neden olan sözleşme koşulları” biçiminde tanımlanmıştır.

45 Yasada getirilen düzenleme ile taraflardan birini tüketicinin oluşturduğu hertürlü sözleşmede yer alan haksız şartların tüketici için bağlayıcı olmayacağı hükmüne yer verilmiştir. (md.6/2) Söz konusu 6. maddenin 3. fıkrasında getirilen düzenlemeye göre, eğer bir sözleşme şartı önceden hazırlanmışsa ve özellikle standart sözleşmede yer alması nedeniyle tüketici içeriğine etki edememişse, o sözleşme şartını tüketici ile müzakere edilmediği kabul edilecektir.

46 . Yine aynı maddenin 4. fıkrasına göre sözleşmenin bütün olarak değerlendirilmesinden, standart sözleşme olduğu sonucuna varılırsa, bu sözleşmedeki bir şartın belirli unsurlarının veya münferit bir hükmünün müzakere edilmiş olması, sözleşmenin kalan kısmına bu maddenin uygulanmasını engellemeyecektir. Bir satıcı veya sağlayıcı, bir standart şartın münferiden tartışıldığı ileri sürülüyorsa, bunun ispat yükü ona aittir.

47 6/A, 6/B, 6/C, 7, 9, 9/A, 10, 10/A ve 11/A maddelerinde yazılı olarak düzenlenmesi öngörülen tüketici sözleşmeleri en az 12 punto ve koyu siyah harflerle düzenlenir ve sözleşmede bulunması gereken şartlardan bir veya birkaçının bulunmaması durumunda eksiklik sözleşmenin geçerliliği etkilemez. Bu eksiklik satıcı veya sağlayıcı tarafından derhal giderilir. Bakanlık standart sözleşmelerde yer alan haksız şartların tespit edilmesine ve bunların sözleşme metninden çıkartılmasının sağlanmasına ilişkin usul ve esasları belirler.

48 GENEL İŞLEM KOŞULLARININ BİREYSEL SÖZLEŞMEYE DAHİL OLMASI

49 Genel işlem koşullarının yargısal denetiminin yapılabilmesi için öncelikle bireysel sözleşmenin içeriğine girmiş olması gerekir.

50 Genel işlem koşulları kulübede bekleyen yedek oyuncu gibidir: Teknik direktörün direktifi ve hakemin izni olmadan sahaya giremez. Genel işlem koşulları da Tasarıda belirtildiği gibi “sözleşmenin yapılması sırasında düzenleyenin karşı tarafa, bu koşulların varlığı hakkında açıkça bilgi verip, bunların içeriğini öğrenme olanağı sağlamasına ve karşı tarafında bu koşulları kabul etmesine bağlı” olarak bireysel sözleşmenin içeriğine dahil olacaktır.

51 GENEL İŞLEM KOŞULLARININ YORUMLANMASI

52 Genel işlem koşullarında yer alan bir hükmün, açık ve anlaşılır olmadığı veya birden çok anlama gelmesi halinde, düzenleyenin aleyhine ve karşı tarafın lehine yorumlanacağı, Tasarının 22. maddesinde belirtilmiştir. Bu düzenleme de, hükmün amacı hakkında diğer yorum araçları ile bir sonuca varılamadığı, kuşku ve duraksamalar sürdüğü takdirde, sözleşmeyi kaleme alan taraf aleyhine olan anlama üstünlük tanınması kuralının (in dubio contra stipulatorem) bir görünümü biçimindedir. Öğretide belirtildiği gibi, yorum güven ilkesi gereğince her olay için ayrı ayrı değerlendirilerek gerçekleştirilmelidir. Alman hukukundan ayrı olarak İsviçre Hukukunda nesnel bir yorum aranmamaktadır

53 SÖZLEŞME KOŞULLARININ TEK TARAFLI DEĞİŞTİRİLMESİNİ SAĞLAYACAK KOŞULLARIN YASAK OLMASI

54 Tasarının “değiştirme yasağı” başlığını taşıyan 24.maddesinde genel işlem koşullarının bulunduğu bir sözleşmede veya ayrı bir sözleşmede yer alan ve düzenleyene tek yanlı olarak karşı taraf aleyhine genel işlem koşulları içeren sözleşmenin bir hükmünü değiştirme ya da yeni düzenleme getirme yetkisi veren kayıtların geçersiz olduğu belirtilmiştir.

55 Bu düzenleme ile ilgili madde gerekçesinde getirilmek istenen hükmün, anlamı ve uygulamadaki hangi gereksinimi gidereceği şu şekilde açıklanmaktadır “Genel işlem koşullarının, düzenleyen tarafından tek yanlı ve önceden hazırlanmış olması, bunların Tasarının 21 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca sözleşmenin kapsamına girmesi, bu sözleşmenin düzenleyen tarafından tek yanlı olarak değiştirilebileceği anlamına gelmez.

56 Ancak, uygulamada genel işlem koşulları içinde, bu koşulların tamamının veya bir kısmının değiştirilmesi konusunda düzenleyene yetki verildiği görülmektedir. Madde ile, kendisinde böyle bir yetkiyi saklı tutmuş olsa bile, düzenleyenin bu yetkisine dayanarak, sözleşmeyi tek yanlı. Yani dilediği gibi değiştirme ya da yeni düzenleme yapma yolu kapatılmış ve bu tür kayıtların geçersizliği hükme bağlanmıştır

57 DÜRÜSTLÜK KURALLARINA AYKIRI KOŞULLARIN GEÇERSİZLİĞİ

58 Tasarının 25. maddesinde yer alan düzenlemeye genel işlem koşullarında yer alan hükümlerden, karşı tarafa dürüstlük kurallarına aykırı olarak zarar verici veya karşı tarafın durumunu ağırlaştırıcı nitelikte olanlar geçersiz olarak nitelendirilmiştir. Madde gerekçesinde de belirtildiği gibi getirilen bu düzenlemeler ile, “ahlaka aykırılık ölçüsünde olmasa bile, öğretide dürüstlüğe aykırı olarak nitelendirilen bu tür davranışların genel işlem koşulları alanında da önlenmesi amaçlanmıştır

59 Burada söz konusu olan geçersizlik, kısmı geçersizliktir. Bu nedenle, geçersiz olan sözleşme koşulları dışındaki sözleşme hükümleri geçerliliklerini sürdürecek ve geçersiz sözleşme hükümleri yerine kanun hükümleri uygulanacaktır. Bu madde ile Alman Medeni Kanununun 307 nci paragrafı arasında benzerlik bulunmaktadır

60 EK BEŞİNCİ MADDENİN SON FIKRASINDA ANILAN TÜRDEN HAKSIZ ŞARTLAR

61 HAKSIZ SÖZLEŞME ŞARTININ TANIMI VE UNSURLARI Satıcı veya sağlayıcının tüketiciyle müzakere etmeden tek taraflı olarak sözleşmeye koyduğu tarafların sözleşmeden doğan hak ve yükümlülüklerinde iyi niyet kuralına ayrı düşecek biçimde tüketici aleyhine dengesizliğe neden olan sözleşme koşulları haksız şartlardır. Bir sözleşmenin haksız sayılabilmesi için sözleşme şartının 1-Tek yanlı olarak konması 2-Tarafların hak ve yükümlülüklerinde tüketici aleyhine bir dengesizlik olması 3-Bu durum iyi niyet kurallarına aykırı olması aranır. HAKSIZ SÖZLEŞME ŞARTI ÖRNEKLERİ a)Aşağıda yer alan sonuçları hedefleyen veya bu sonuçları doğuran şartlar haksız şarttır.

62 Tazminat sorumluluğunun sınırlandırılması ile ilgili madde: 1)Tüketicinin, satıcı, sağlayıcı veya kredi verenin yapma veya yapmama şeklinde bir fiil sonucu hayatını kaybetmesi veya maddi zarara uğraması halinde, satıcı, sağlayıcı veya kredi verenin yasal sorumluluğunu kaldıran veya sınırlayan şartlar, 5)Yükümlülüklerini yerine getirmeyen tüketiciyi, ölçüsüz derecede yüksek bir tazminatla mükellef kılan şartlar

63 İfa ile ilgili sınırlamaları içeren maddeler: 2)Satıcı, sağlayıcı veya kredi verenin sözleşmeden kaynaklanan yükümlülüklerinden birisini kısmen veya tamamen ifa etmemesi veya ayıplı ifa etmesi halinde, tüketicinin satıcı, sağlayıcı veya kredi verene veya bir üçüncü şahsa yöneltebileceği taleplerini, herhangi bir alacağını satıcı, sağlayıcı veya kredi verene karşı var olan bir borcuyla takas etme hakkı dahil, bertaraf eden ya da ölçüsüz şekilde sınırlayan şartlar 3)Satıcı, sağlayıcı veya kredi verenin, sadece kendisi tarafından belirlenen koşullarda edimini ifa edeceği, buna karşılık tüketicinin her halde ifa ile yükümlü tutulduğu şartlar

64 Sözleşmeden dönme ve fesih ile ilgili maddeler: 4)Tüketicinin sözleşmeyi kurmaktan veya ifa etmekten vazgeçmesi hallerinde satıcı, sağlayıcı veya kredi verene, tüketicinin kendisine ödediği bedeli muhafaza etme hakkı tanıyan, ancak satıcı, sağlayıcı veya kredi verenin aynı türden davranışları için tüketiciye benzer bir tazminat hakkı tanımayan şartlar 6)Satıcı, sağlayıcı veya kredi verene sözleşmeyi özgürce fes etme hakkı tanıyan, ancak tüketiciye aynı hakkı vermeyen şartlar ile, satıcı, sağlayıcı veya kredi verene fesih hakkını kullanmasına rağmen, henüz ifa etmediği edimler karşılığı almış olduklarını muhafaza etme hakkı veren şartlar,

65 7)Satıcı, sağlayıcı veya kredi verene haklı sebeplerin varlığı dışında süresiz bir sözleşmeyi her hangi bir uyarıda bulunmaksızın fesh etme hakkı tanıyan şartlar, 8)Süreli bir sözleşmenin, tüketicinin aksine bir beyanı olmaması halinde kendiliğinden uzatılmış sayılacağını öngören ve tüketicinin sözleşmeyi uzatmama yönündeki iradesini beyan etmesi için sözleşmenin sona ereceği tarihten aşırı derecede uzak bir tarih saptayan şartlar

66 Sözleşmenin tek taraflı olarak değiştirilmesini kapsayan maddeler : 10)Satıcı, sağlayıcı veya kredi verenin sözleşme şartlarını tek taraflı olarak ve sözleşmede belirlenmiş olan önemli sebeplerden biri olmaksızın değiştirebileceğine ilişkin şartlar, 11)Satıcı, sağlayıcı veya kredi verenin, teslim edilecek olan malın veya ifa edilecek olan hizmetin niteliklerini tek taraflı olarak ve haklı bir sebep olmaksızın değiştirebileceğine ilişkin şartlar

67 12)Satıcı,sağlayıcı veya kredi verenin,semeni,ifa anında tespit edeceğini veya yükseltebileceğini öngören ve tüketiciye nihai fiyatın,sözleşmenin kurulması anında tespit edilen fiyata nazaran çok yüksek olması halinde sözleşmeden dönme hakkı tanımayan şartlar, 13)Satıcı,sağlayıcı veya kredi verene,teslim edilen malın veya ifa edilen hizmetin sözleşme koşullarına uygun olup olmadığını tespit etme hakkı veya bir sözleşme şartının nasıl yorumlanacağı konusunda münhasır yetki veren şartlar

68 16)Satıcı,sağlayıcı veya kredi verene,tüketici açısından teminatların azalması sonucunu doğuracak olmasına rağmen tüketicinin onayını almadan,sözleşme ilkesini devretme hakkı veren şartlar

69 Yükümlülükleri kısıtlayan kayıtlar ile ilgili maddeler: 14)Satıcı,sağlayıcı veya kredi verenin temsilcileri tarafından üstlenilen sorumluluklarını yerine getirme yükümlülüğünü sınırlandıran veya bu yükümlülüğü belli bir şekil şartına uyulmuş olmasına bağlayan şartlar, 15)Satıcı,sağlayıcı veya kredi verenin yükümlülüklerini yerine getirmemesine rağmen tüketicinin bütün yükümlülüklerini yerine getirmek zorunda olduğuna ilişkin şartlar

70 Dava ve ispat hakkının kısıtlanması ile ilgili maddeler: 9)Tüketicinin, sözleşmenin kurulmasından önce fiilen bilgi sahibi olamayacağı sözleşme şartlarını, aksi ispat edilemeyecek şekilde kabul ettiğini gösteren şartlar, 17)Tüketicinin mahkemeye gitme veya başka başvuru yollarını kullanma imkanını ortadan kaldıran veya sınırlandıran,özellikle onun hukuki düzenlemelerde öngörülmemiş bir hakeme müracaatını öngören,gösterebileceği delilleri ölçüsüz derecede sınırlandıran veya mevcut hukuki düzen uyarınca diğer tarafta olan ispat külfetine ona yükleyen şartlar

71 b)(7),(10) ve(12 nci) alt bentlerin uygulama alanı 1)(7 nci alt bent,) finans hizmetleri ifa edenlere süresiz bir sözleşmeyi tek taraflı ve önemli bir sebebin varlığı halinde süre vermeksizin feshetme hakkını tanıyan şartlara engel değildir,yeter ki sağlayıcının,bu durumdan tüketiciyi derhal haberdar etme yükümlülüğü bulunsun 2) (10 uncu alt bent,) finans hizmeti ifa edenlere,tüketici tarafından ödenecek veya tüketiciye ödenecek faiz oranlarını veya finans hizmetlerinin diğer bütün masraflarının bedelini haklı sebeplerin varlığı halinde önceden bildirmeksizin değiştirme hakkı veren şartlara engel değildir,yeter ki sağlayıcının, bu durumdan tüketiciyi derhal haberdar etme yükümlülüğü ve tüketicinin sözleşmeyi derhal feshetme hakkı bulunsun.

72 (10) uncu alt bent ayrıca,meslek sahibine,süresiz bir sözleşmenin hükümlerini tek taraflı olarak değiştirme hakkı tanıyan şartlara engel değildir, yeter ki sağlayıcının bu durumdan tüketiciyi vaktinde haberdar etme yükümlülüğü ve tüketicinin sözleşmeyi feshetme hakkı bulunsun.

73 3) (7), (10) ve(12 nci alt bentler) aşağıdaki işlemlere uygulanmazlar: Fiyatı borsa kotasyonuna veya endeksine veya sermaye piyasasındaki kur oynamalarına bağlı olarak, sağlayıcının müdahalesi olmaksızın değişebilen menkul kıymet,finansal araç veya diğer mal ve hizmetlere ilişkin işlemlere. Yabancı paranın alımına veya satımına,yabancı para değeri üzerinden seyahat çekleri veya milletlerarası posta havalelerine. 4) (12 nci alt bent,) hukuka uygun olmaları ve fiyat değişikliği yönteminin içinde açıkça tanımlanmış olması koşuluyla fiyat endeksi şartlarına engel değildir

74 TÜKETİCİ KREDİLERİ Gerçek kişilerin (bireylerin) ticari amaç dışında mal ve hizmet alımlarının finansmanına yönelik olarak, genellikle bir defada kullandırılan ve başlangıçta belirlenen faiz oranlarına göre geri ödenen kredidir. TKHK'nın bu hususu belirten tanımında ise; "tüketici kredisi, tüketicilerin bir mal veya hizmet edinmek amacıyla kredi verenden nakit olarak aldıkları kredidir"

75 AYIPLI İFA VE ÜRÜN SORUMLULUĞU

76 Tüketim ihtiyaçları daha çok mal ve hizmet edimleri ile karşılanmaktadır. İhtiyaçların temini zorunluluğu, karşısında ekonomik olarak daha güçlü olup da mal ve hizmet arz edenler karşısında daha zayıf durumda olan bireylerin istismarının önlenmesi bir hukuk politikası olmuştur. Önceleri konusu mal ve hizmet olan sözleşmelerin taraflarının korunması amacıyla kanunlarda düzenleyici hükümler yer almıştı. Ancak bu hükümler nazarında sadece bu edimlere alacaklı olan taraf vardı; özel olarak bir tüketici sosyal kitlesi esas alınmamıştı. Mal ve hizmet ifası olan sözleşme çeşitleri ile ilgili olarak Borçlar Kanununda yer alan hükümlerde ayıplı ifaya karşı ilgili tarafları koruyucu hükümler yer almaktadır. Bunlar içinde en genel ve teferruatlı düzenleme satım sözleşmesi için satıcının ayıba karşı tekeffül borcuna dair hükümlerdir.Satım sözleşmesinde ürünü piyasaya sürenle (üretici-yapımcı) bunu tüketiciye ileten (satıcı, sağlayıcı v.s) bu ürünün eksikliklerinden,bozukluklarından dolayı alıcı tüketiciye karşı özel olarak sorumlu tutulmak istenmiştir.

77 I. NİTELİK YÖNÜNDEN KÖTÜ İFADAN SORUMLULUK(AYIBA KARŞI TEKEFFÜL) Borçlunun yasa ya da sözleşme ile öngörülen nitelikleri taşımayan edimi ifa etmesi durumun da eksik ifa söz konusudur. Ayıba karşı tekeffülün kapsamına satılan maldaki maddî ayıplar, hukukî ayıplar ve iktisadî ayıplar girmektedir.Hukukî ayıp, hukukî bir sebepten dolayı alıcının satılan maldan gereği gibi istifade edememesidir. İktisadî ayıplar alıcının maldan beklediği faydalanma ve kullanma imkanını azaltan,kullanılabilse bile malın iktisadî değerini düşüren özelliklerdir.İktisadî ayıpların da maddî ayıplar olarak düşünülmesi gerekir. Hizmet edimlerinin öngörülen niteliği taşımaması harcanması gereken özenin ölçüsüne göre belirlenir.Borçlanılan özenden sapma hizmet sözleşmesinin ayıplı ifa edilmiş sayılır.Maddi(nesnel) edimlerde borçlanılan edimin öngörülen nitelikleri taşıyıp taşımadığı, bizzat edimin konusunun niteliklerine göre belirlenecek ve edimin konusu yasa tarafından ya da sözleşmede aranan niteliklerine sahip değilse ayıplı ifa sayılacaktır.Ayıplı ifa kavramı ve buna bağlanan sonuçlar BK değişik sözleşme tipleri için özel hükümlerle düzenlenmiştir.Fakat daha öncede belirdiğimiz gibi en geniş düzenleme satım sözleşmesinde yapılmıştır.

78 SATIM SÖZLEŞMESİNDE AYIBA KARŞI TEKEFFÜL Satıcının ayıba karşı tekeffül (ayıbı üstlenme) sorumluluğuna ilişkin düzenlemeler satım hukukunun esas noktasını oluşturur. Satım sözleşmesinde ayıptan söz edebilmek için ayıbın önemli ve gizli olması gerekmektedir.Satıcının ayıptan arındırılmış mal teslim etme borcuna aykırılık halinde satıcı maldaki eksikliği (ayıbı) bilmese bile sorumlu tutulacaktır.

79 AYIBA KARŞI TEKEFFÜLÜN TANIMI Ayıba karşı tekeffülü düzenleyen yasa hükümleri satıcının teslim ettiği ve bu suretle mülkiyetini geçirdiği satılanın satım amacına ya da sözleşme yanlarının iradesine bakılarak belirlenecek kullanmaya uygun olmasını da esas alır. Açık ya da örtülü olarak satılana ilişkin bir nitelik bildirimi yoksa satılanın olağan özgüleniş yönünün ve niteliğinin değerlendirilmesi bu kullanmayı ve satılandan beklenebilecek yararlılığı belirlemeği sağlayacaktır.Bu da satıcının ayıba karşı tekeffül borcu ya da satılanın gerekli niteliklerinin bulunmaması nedeniyle tekeffül borcu olarak adlandırılır

80 SATICININ AYIBA KARŞI TEKEFFÜL BORCUNA İLİŞKİN OLARAK ÖĞRETİDE YAPILAN TANIMLAR Borçlar Kanununun 194 m.sine göre "Satıcı, alıcıya karşı satılanın zikir ve vaat ettiği vasıflarını mütekeffil olduğu gibi maddî veya hukukî bir sebeple kıymetini veya maksut olan menfaatini izale veya ehemmiyetli bir suretle tenkis eden ayıplardan salim bulunmasını da mütekeffildir." Yani o malın vaat edilen niteliklerinin ya da doğruluk ve ya dürüstlük kuralları gereğince o şeyde bulunması zorunlu niteliklerden birisinin veya bir kaçının olmaması anlamına gelir.Başka bir deyimle satılan maldan ortaya çıkan ve alıcının o maldan tamamen ya da gerektiği gibi yararlanmasını engelleyen eksiklikler ve aksaklıklar ayıp kavramını oluşturur.

81 SATICININ AYIBA KARŞI TEKEFFÜL BORCUNUN HUKUKİ NİTELİĞİ Satıcının ayıba karşı tekeffül borcu, esas itibariyle yan borcu niteliğindedir61. Asıl borç olmaksızın veya asıl borcun sona ermesi halinde yan borç niteliğindeki ayıba karşı tekeffül borcu da sona erer. Ayıba karşı tekeffül borcu, kanunda öngörülmüş olması dolayısıyla kanunî bir borçtur. Satıcı sözleşme ile ayrıca tekeffül etmese bile satılanın ayıbından dolayı sorumludur. Ancak bu sorumluluk kamu hukuku karakteri taşımaz, emredici nitelikte bir kural olmadığından sorumluluğu ortadan kaldırıcı sözleşme yapmak mümkündür. Satıcının hile ile gizlediği ayıplardan sorumluluğu kaldıran sözleşme hükümlerinden veya alıcının malın kontrolünü engelleyen sorumsuzluk kayıtlarından istifade edebilmesi mümkün değildir. Satıcı satılan maldaki ayıpları bilmese bile ayıba karşı sorumlu olur.Satıcının bu borcu kusura dayanmayan bir sorumluluktur. Alıcının, satıcının sorumluluğu için onun kusurlu olduğunu ispat etme yükümlülüğü bulunmadığı gibi satıcı da satılandaki ayıbın kendi kusurundan ileri gelmediğini ispat ederek sorumluluktan kurtulamaz.

82 AYIBA KARŞI TEKELLÜF BORCUNUN MADDİ VE BİÇİMSEL KOŞULLARI Nitelik, yalnızca satım konusu malı diğerlerinden ayıran doğal özellikler değil,aynı zamanda işlerde yaygın anlayışa göre mal ile ilgili olan ve değerini etkilediği kabul edilen hususlardır.Nitelikler ekonomik,fiziksel veya hukuksal olabilir.

83 Zikir ve vaat ciddi olmalı, alıcıyı sözleşme yapmaya yöneltmiş olmalıdır.Yalnızca tanıtım amacıyla yapılan beyanlar nitelik vaadi kabul edilemez.Ancak normal bir tüketici açısından, yapılan tanıtımın nitelik vaadi sayıldığı durumlarda yine ayıp hükümlerinden yaralanılabilir.

84 BULUNMASI GEREKLİ NİTELİKLERDE AYIP YÖNÜNDEN Satıcı belirtmese bile,satılan şey,kendisinden beklenilen gerekli niteliklere sahip olmalıdır.Satılan şeyin satımdan beklenen amacı yerine getirecek nitelikleri taşıması ticari doğruluğun bir gereği olarak görülmekte ve bu nitelikler “lüzumlu vasıflar” olarak adlandırılmaktadır.Satılan mal,somut sözleşmeye ve güven ilkesine göre belirlenecek taraf iradelerine uygun olmalıdır.

85 Satıcı bu niteliklerin varlığını bilmese de sorumludur.Ayıp hukuksal,fiziksel ya da ekonomik olabilir.Miktar eksikliği,niteliği etkilemediği sürece kural olarak ayıp sayılmaktadır.Yasa, taşınmaz senedinde ya da tapu kütüğünde yazılı kayıtlara uygun çıkmayan taşınmazlardaki bu nicelik ayıbını satıcıya yüklemiştir.Satılan yerine,tamamen başka nitelikte bir şey verilmesi halinde ayıplı teslimden söz edilemez.Buna göre ayıptan söz edebilmek için şu koşulların gerçekleşmesi aranır.

86 *Ayıp, malın değerini ve alıcının ondan beklediği yararı önemli ölçüde azaltıcı ya da bütünüyle ortadan kaldırıcı bir nitelik taşımalıdır. Önemsiz ayıplardan satıcı sorumlu olmaz. *Ayıp gizli olmalıdır.Alıcı sözleşme kurulurken bildiği ayıpları kabul etmiş sayılır ve satıcıyı artık sorumlu tutamaz.Yani satıcının kusursuz(garanti)sorumluluğu söz konusudur.

87 *Ayıp hasarın alıcıya geçmesinden önce bulunmalıdır.Daha sonra ortaya çıkan ayıplar,önceden var olan nedenlere dayanıyorsa yine satıcı sorumlu olur. *Taraflar satıcının sorumluluğunu ortadan kaldıracak bir anlaşma yapmamış olmalıdır.Ancak böyle bir anlaşma satıcının hilesi durumunda geçerli olmayacaktır.

88 BİÇİMSEL KOŞULLAR A-ALICININ MALI MUAYENE(YOKLAMA)KÜLFETİ Borçlar Kanunu alıcıyı “kabzettiği satılanın halini örf adete göre imkan hasıl olur olmaz muayene etmekle yükümlü tutmuştur.Ayıpların alıcının anlamayacağı türden olması durumunda yoklama bir uzman aracılığı ile de yaptırılabilir.Yoklama teslimden itibaren ilk fırsatta yapılmalıdır.Kullanmayla ortaya çıkabilecek ayıplarda bu süre daha uzun tutulmuştur.Yasa ile,ticari satımlarda sekiz,hayvan satımlarında dokuz günlük yoklama süreleri öngörülmüştür.Sözleşme ile bir garanti süresinin getirilmesi,kural olarak muayene süresinin uzatıldığını göstermez.Yoklamanın,yine kural olarak teslim yerinde yapılması gereklidir.Yoklama giderleri alıcıya ait olup,sözleşmeden dönme halinde satıcıdan istenir.

89 B-Alıcının ayıbı ihbar külfeti Yoklama sonucunda ayıplar “derhal” alıcıya bildirilmeli ve satılanın bu haliyle kabuk edilmek istenmediği açıklanmalıdır.İhbar kural olarak biçime bağlı değildir.Ancak tacirler arasında bir satım söz konusu ise ve ihbarla birlikte sözleşmeden dönüleceği de bildiriliyorsa Ticaret Kanunu gereğince biçim koşulu aranacaktır.Ayıp ilk fırsatta bildirilmelidir.Tacirler arasındaki ticari satışlarda açık ayıplar için iki,yoklama sonucu ortaya çıkacak ayıplar için sekiz günlük süre tanınmıştır.Yoklama ve ihbar bu sürelerde yapılmalıdır.

90 Yoklama ve ihbar zamanında yapılmamışsa, alıcı malı kabul etmiş sayılır ve ayıba karşı tekeffül hükümlerinden yararlanamaz.Yasada ayrıca hayvan satışlarına ve uzağa satımlara ilşkin özel düzenlemeler getirilmiştir

91 C- TÜKETİCİNİN KORUNMASI HAKKINDA KANUNUN AYIPLA İLGİLİ DÜZENLEMESİ Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun, “ ayıplı mal” başlığını taşıyan 4. ve “ayıplı hizmet başlığını taşıyan 4/A maddesi kapsamında, ayıplı mal ve hizmetlerin niteliği ile bu tür sözleşmelerden dolayı girişimcinin sorumluluğu ve tüketicinin haklarını düzenlemektedir.

92 1- Yeni düzenlemede “Nitelik” Kavramının Somutlaştırılması Yasa, getirdiği bu düzenleme ile Borçlar Kanununda belirtilen “lüzumlu vasıflarda ayıp” ve “vaat edilen vasıflarda ayıp” kavramlarına açıklık getirerek, nitelik vaadi deyiminin Somutlaştırılmasını sağlamıştır. Buna göre, malın ambalajında, etiketinde, tanıtma ve kullanma kılavuzunda yer alan nitelikler satıcı tarafından vaat edilmiş sayılacaktır. “Nitelik” kavramından, alışveriş hayatındaki görüşlere,ya da alıcının satıcı tarafından bilinen veya bilinebilir öznel gereksinimlerine göre, satım konusu malın değeri ya da yararlılığını etkileyen özellikler anlaşılır.

93 2-Satıcının Ayıptan Doğan Sorumluluğunun sınırlandırılması Borçlar Kanununun ayıba karşı tekeffül ile ilgili hükümleri, taraflarca aksi kararlaştırılabilecek, satıcının hilesi olmadığı sürece anlaşma ile sorumluluğu kaldırılabilecek bir nitelik taşımaktadır. Yeni düzenleme ile de tüketicinin haklarından feragatinin ve satıcının sorumsuzluk kayıtlarının geçersizliğine ilişkin herhangi bir kural öngörülmüş değildir.

94 a) Tüketicinin Yoklama ve İhbar Yükü (Külfeti) Yeni düzenleme ile Borçlar Kanununun ayıplı satım halinde alıcıya tanıdığı haklar genişletilerek, tüketicinin daha etkin bir biçimde korunması amaçlanmıştır.TKHK da bu hususta bir düzenleme getirilmemiş ancak ihbarın 30 gün içinde gerçekleşmesi aranmıştır. Bu yüzden yapılacak yoklamanın da 30 gün içinde gerçekleşmiş olması gereği kabul edilecektir. 3-Ayıp Dolayısıyla Tüketiciye Tanınan Hakların Kullanılması

95 b)Tüketicinin Seçimlilik Hakları ve Tüketiciye Garanti Verilmesi Zorunluluğu Tüketicinin genel hükümlerde de düzenlenen; Alıcının, -malı değiştirme -bedelin iadesi -ayıptan kaynaklananbedel indirimi -ücretsiz onarım isteme haklarına sahiptir.Bu haklardan hangisini kullanacağı hakkında seçme serbestisi ve satıcıya da bu talep edilen hakkın yerine getirilmesi yükümlülüğü getirilmiştir. İmalatçı ve ithalatçılar ithal ettikleri veya ürettikleri sanayi malları için Bakanlıkça onaylı garanti belgesi düzenlemek zorundadır. Satıcı;garanti belgesi kapsamındaki malların, garanti süresi içerisinde arızalanması halinde malı işçilik masrafı, değiştirilen parça bedeli ya da başka herhangi bir ücret talep etmeksizin tamir ile yükümlüdür.

96 aa-TÜKETİCİNİN MALI GERİ VEREREK ÖDEDİĞİ BEDELİ İSTEME HAKKI(SÖZLEŞMEDEN DÖNME) Bu düzenlemeye göre alıcıya bir dönme hakkı tanınmış olmaktadır.Tüketici bu durumda 30 gün içinde ayıbı ihbar etmek koşuluyla 2 yıl içinde bu hakkını kullanacaktır.

97 bb-TÜKETİCİNİN AYIBIN NEDEN OLDUĞU DEĞER KAYBININ BEDELDEN İNDİRİLMESİNİ İSTEME HAKKI Tüketici bu hakkını, diğer seçimlik haklarında olduğu gibi varması ve yönetilmesi gerekli bir irade açıklamasıyla kullanır. Taraflar satım parasının indirilecek miktarını anlaşarak belirleyebilecekleri gibi, bu konuda anlaşmazlık olduğunda indirilecek tutar yargıç tarafından belirlenecektir.

98 cc-TÜKETİCİNİN MALI TEKRAR VEREREK DEĞİŞTİRİLMESİNİ İSTEME HAKKI Tüketiciye sunulan seçimlik haklardan birisi de ayıplı malı geri vererek yenisi ile değiştirilmesini isteyebilmesidir.tüketici aynı zamanda ayıplı maldan kaynaklanan zararlarının giderilmesini de talep edebilecektir.

99 dd- TÜKETİCİNİN AYIPLI MALIN ÜCRETSİZ OLARAK ONARILMASINI İSTEME HAKKI Tüketici bu durumda, dilerse malın onarılmasını ve uğradığı zararın giderilmesini satıcıdan isteyebilecektir.

100 4) Ayıplı Hizmet Edimlerinde Tüketiciye Tanınan Haklar TKHK”nın ön gördüğü geniş kapsamlı bir değişiklik, satım sözleşmesi dışında parasal çıkar karşılığı mal yada hizmet sunulmasına yönelik işlemlerinde koruma kapsamına alınması olmuştur.

101 5) Ayıplı Olduğu Bilinen Mallardan Doğan Sorumluluğun Kapsamı Ayıplığı olduğu bilinerek alınan mallar için tüketici bu korumalardan kararlanamaz. Bununla birlikte tamir edilmiş, kullanılmış ayıplı mal üzerine yada ambalajına kolaylıkla okuna bilecek şekilde “ Özürlüdür” ibaresi koyulmak zorunluluğu getirilmiştir. Ayrıca malın özürlü olduğunun tüketiciye verilecek fiş, fatura, yada satış belgesi üzerinde gösterilmesi gereklidir.

102 6) Zamanaşımı Ayıp yada ayıbın doğurduğu zararlardan dolayı, ayıbın ortaya çıkması daha sonra olsa bile, eğer satıcı daha uzun süreli bir garanti süresi ön görmemişse, dava açma süresinin 2 yıl geçmekle zamanaşımına uğrayacağı düzenlenmiştir. Ancak hile olması durumunda yine bu 2 yıllık süre ile bağımlı olunmayacaktır.

103 D-AYIPLI MALIN SEBEP OLDUĞU ZARARLARDAN DOLAYI SORUMLU KİŞİLERİN KAPSAMI TKHK’un 10/5 hükmünde ayıplı malın neden olduğu ölüm ve/veya yaralanmaya yol açan ve/veya kullanımında diğer mallarda zarara neden olduğu hallerde tüketici üreticiden tazminat isteme hakkına sahiptir. Bu düzenlemeye göre imalatçı-üretici, satıcı, bayi, acente, ithalatçı, ayıplı maldan müteselsilen sorumludur. Satılan malın ayıplı olduğunun bilinmemesi bu sorumluluğu ortadan kaldırmaz. Bu hükmün amacı ürünün dağıtımı sırasında bağımlı ve bağımsız tüm aracı işletmeleri sorumlu tutmaktır.

104 2-AYIPLI ÜRÜN DOLAYISIYLA SORUMLULUK (ÜRÜN SORUMLULUĞU) A-GENEL OLARAK Günümüzde endüstri alanındaki gelişmeler sonucu, tüketiciye sunulan ürünler yığınlar şeklinde yapılmaktadır ve bundan dolayı ürünlerin yapımına ilişkin bozukluklar da yığınlara yönelik tehlikelere neden olmaktadır. Bunun sonucunda sorumluluğun genişletilmesi için, yapımcının kusurundan bağımsız sorumluluğun bulunduğu düzenlemeler yapılmıştır.

105 B-YAPIMCININ ÜRÜN GÜVENLİĞİNDEN DOĞAN SORUMLULUĞU Ürün güvenliği açısından sorumluluk, tüketicilerin beklentilerine göre her bir ürün için belirlenmelidir. Her ürünün azami bir güvenliği olmalıdır. Ürünün güvenilirliği arttıkça ürünün fiyatında da artış olabilir. Avrupa Topluluğu Konseyi tüketiciye yönelik ürünlerin genel güvenliklerinin saptanmasını amaçlayan bir direktif çıkartmıştır. Buna göre güvenli olmayan ürünlerin kullanımından doğan zararlardan satıcı sorumludur. Yasa üreticiye tedbirler alması konusunda yükümlülükler getirmiştir.

106 Bu yasaya göre üretici: Ürünün belirtilen kulanım süresi içinde, fark edilmeyecek nitelikteki riskleri tüketiciye bildirmek Özelliklerinin belirtecek şekilde ürünü işaretlemek Piyasada bulunan ürünlerden numuneler alarak ürünü test etmek Şikayetleri soruşturmak ve dağıtıcılara denetim sonuçlarını bildirmek Riskleri önlemek için ürünleri toplamak ve bertaraf etmek de dahil olmak üzere önlemler almakla yükümlüdür. Üretici ürün ile ilgili teknik düzenlemede belirtilen tüm belgeleri bulundurmak ve gerektiğinde yetkili kuruluşlara vermekle yükümlüdür.

107 C-YAPIMCININ SORUMLULUĞUNA İLİŞKİN UYGULANMASI GEREKEN HÜKÜMLER TKHK’nun 4.maddesinde tüketicinin ayıplı maldan zarar gördüğünde tazminat isteme hakkına sahip olduğu belirtilmiştir. Ayıplı Malın Neden Olduğu Zararlardan Sorumluluk Hakkında Yönetmelik’in 6. maddesine göre tüketici ayıplı maldan zarar gördüğünde üretici kusuru aramaksızın zararı ödemekle yükümlüdür.

108 Yasada, yapımcının sorumluluğunun her türlü zararı içermemeci ve en yüksek sınırları hakkında düzenleme olmaması eksikliktir. Buna rağmen düzenlemede tüketicinin korunması açısından zarar verici olgunun ürünün kendisinde olması ile diğer ürünlere zararı ya da sağlık zararları arasındaki ayırt edici özellikler belirtilmiştir. Yasaya göre ayıbın giderilmesi için, bedelin indirimi, değiştirim, onarım ya da hizmet etmemeden dolayı zararın giderilmesi biçimindeki yasal taleplerle karşı karşıya kalınabilir.

109 Yasa maldan zarar görecekleri belli bir kapsam içine almamıştır. TKHK yapımcının tehlike sorumluluğuna ilişkin bir düzenleme getirmemiştir. Sözleşme dışında kusurlu bir davranış sonucu oluşan zararın giderilmesi, haksız fiil sorumluluğunun konusunu oluşturur. Yapımcının haksız fiil sorumluluğunun ortaya çıkması için, zararın varlığı, hukuka aykırılık, fiille zarar konusunda sorumlu kişinin kusuru aranır. Hukuka aykırılık; yazılı ya da yazılı olmayan emir veya yasaklar ile hukukça korunan varlıklara zarar verilmesi durumunda ortaya çıkar.

110 D-YAPIMCI VE YAPIMCI GİBİ SORUMLU TUTULAN KİŞİLERİN BELİRLENMESİ Avrupa Topluluğu Konseyi; tüketicinin sağlık, güvenlik ve ekonomik menfaatlerinin korunmasına yönelik bir direktif çıkartmıştır. Bu yönergenin 1. maddesi üründeki bozukluğun neden olduğu zarardan yapımcıyı sorumlu tutmaktadır. Düzenlemeye göre ürüne kendi ismini, markasını ya da tanıtım işaretini veren veya kendini yapımcı gibi gösteren kişiler de yapımcı gibi sorumlu tutulacaktır. Ürünün yapımcısı belirtilmemiş ise satıcı yapımcı gibi sorumlu tutulacaktır. Bu konu TKHK’nda 3/1’de belirtilmiştir. Üreticinin tespit edilemediği durumlarda yetkili kuruluşlarca belirlenecek süre içinde üreticinin veya malı tedarik ettiği kişinin kimliğini bildirmeyen dağıtıcı üretici olarak kabul edilecektir. Bu konu 5. maddede belirtilmiştir.

111 ÜRÜN VE GÜVENLİ ÜRÜN KAVRAMLARI Bir başka taşınır ya da taşınmaz malın parçasını oluştursa bile tarımsal(temel) doğal ürünler (yeraltı, hayvancılık, balıkçılık), av ürünleri ve işlenerek imal edilen ürünler haricindeki her tür, taşınır ürün kavramına girer ve ürün, piyasaya arz edilmesi hedeflenen tüm ürünleri ifade eder.

112 Normal ya da akla uygun bir şekilde kullanımında(buna kullanım süresi de dahildir) kullanımıyla bağlantılı ve topluluk için yüksek bir korunma seviyesi göz önünde tutularak kişilerin güvenliğini tehlikeye düşürebilecek nitelikleri barındırmayan her ürün güvenli üründür.

113 AYIPLI (BOZUK) ÜRÜN KAVRAMI Malın piyasaya sunum arzı, makul kullanım şekli ve piyasaya sürüldüğü an ve benzeri diğer hususlar göz önüne alınarak, bir kimsenin o maldan haklı olarak bekleyebileceği güvenliği sağlamayan mal, ayıplı maldır.

114 Üretici, piyasaya sadece güvenli ürünleri arz etmek zorundadır. Dağıtıcı da sahip olduğu bilgiler çerçevesinde güvenli olmadığını bildiği ürünleri piyasaya arz edemez. Dağıtıcı, faaliyetleri çerçevesinde, ürünlerin taşıdığı riskler ve bu risklerden korunmak için alınması gereken önlemler hakkında ilgililere bilgi verir. Üreticinin tespit edilemediği durumlarda ve dağıtıcının malı tedarik ettiği kişinin kimliğini bildirmemesi durumunda dağıtıcı, üretici olarak kabul edilir ve sorumlulukları yüklenir.

115 Yapımcının sorumluluğu sonucunu doğuracak çeşitli hata(ayıp)türleri: 1.Yapım Hataları Yapım hataları, ürünün yapımı aşamasında ortaya çıkan hatalardır.Bu tür hatalar o serideki bütün ürünleri etkileyerek, ürünün başlangıçtan itibaren yaralılık niteliğini ortadan kaldırırlar ya da daha önemlisi ürünü tehlikeli hale getirirler.

116 2.Fabrikasyon Hataları Üretilen bir malın hatalı olmasına karşın diğer ürünlerin yararlılığının değişmediği ve tehlike oluşturmadığı durumlarda fabrikasyon hatalarından söz edilir. Burada yapım sırasında hatasız olarak üretim ortaya çıkmasına karşılık eksik (ayıplı) bir nitelik taşımaktadır.Zarar gören, fabrikasyon aşamasında ürün güvenliği için gerekli ve beklenebilir önlemleri almayan yapımcıdan, doğan zararın giderilmesini talep edecektir.

117 Kaçak ürünler de fabrikasyon hatalarının bir özel hali biçimindedir. Daha önce özenle ve defalarca gerçekleştirilmiş denetlemelere rağmen bir parçada ortaya çıkan eksiklik halinde kaçak ürünlerden söz edilir. Bu tür bozukluklar, kütle üretimi biçiminde yapılan üretimde önlenemeyecek türde ve nadiren rastlanan bozukluklardır; burada ihmal de sorumluluk doğurur.

118 3.Yönerge Hataları(Uyarma, Aydınlatma ve Kullanım Talimatlarında Eksiklik) Kullanım yönergeleri ile tüketiciyi ürünün tehlikelerine karşı korumak amaçlanmaktadır. Yapımcının ürünün kullanılması hakkında uygun bir şekilde, doğabilecek tehlikeler ve bunlardan kaçınmaların nasıl olacağını yönergeler yoluyla tüketiciye bildirmesi yükümlülüğü kabul edilmiştir. Bu tür bozukluklar öğretide “uyarma, aydınlatma ve kullanım talimatlarında eksiklikler“ olarak da nitelendirilmektedir. Bu gibi yönergelerin eksik olması ya da hiç olmaması durumunda yönerge hatalarından söz edilmektedir.

119 4.Ürünü İzleme ve Gözetleme Hataları Bazı tehlikeler ancak ürünün piyasaya sürülmesinden sonra ortaya çıkmakta ve üreticinin bu aşamadan sonra da ürünün kullanımı sürecinde sorumluluğunu sürdürmesi gerekmektedir. Tüketicinin bu tür hataları belirlemesi durumunda, yapımcının gerektiğinde ürünü toplatma ya da gerekli yönergeleri yerine getirmesi zorunluluğu doğacaktır.

120 5.Bilim ve Tekniğin Gelişimi Sonucu Saptanan Bozukluklar Teknolojide ve bilimde gerçekleştirilmiş en son aşamalara göre geliştirilmiş, denenmiş ve bu aşamadan sonra üretilmiş bir ürünün piyasaya sürüldükten sonra kimse tarafından bilinmeyen bazı tehlikeler ve zararlı sonuçlar doğurduğu, daha sonra gelişen bilim ve teknik sonucu ortaya çıkarılabilir. Buna örnek olarak, bir ürünün, en ihtiyatlı ve en uygun koşullarda çalışan bir yapımcı tarafından dahi bilinemeyecek bir başka madde ile tepkimeye girdiğinde, zararlı ve tehlikeli sonuçlar doğurması verilebilir.

121 İLLİYET BAĞI Yapımcının bozuk ürünler dolayısıyla sorumluluğu yerine gidilebilmesi için gerekli bir diğer unsur ise ortaya çıkan zarar ile ürünün ayıplı olması arasında bir nedensellik bağının varlığıdır.Bir başka deyişle zarar ayıplı ürün nedeniyle ortaya çıkmış olmalıdır.imalatçının sorumlu tutulabilmesi için zarar görenin,malın ayıbını, uğradığı zararı ve ayı ile zarar arasındaki nedensellik bağını ispat etmesi gerekir.

122 YAPIMCININ SORUMLULUĞUNUN ORTADAN KALKMASI İmalatçı/üretici aşağıdaki durumlardan birini ispatladığı takdirde malın sebep olduğu zarardan sorumlu tutulamaz. malı piyasaya sürmemiş olması malın satılmak gayesiyle veya ticari faaliyetleri seyri sırasında üretilmemiş olması tüm hal ve şartlar göz önünde bulundurulduğunda zarara sebep olan ayıbın, mal piyasaya sürüldüğünde mevcut olmaması malın teknik düzenlemesinin ayıba neden olması mal piyasaya sürüldüğünde mevcut bulunan bilimsel teknolojik bilgilerin, ayıbın varlığının bilinmesine imkan vermemesi

123 YAPIMCININ DİĞER ZARARLARDAN SORUMLULUĞU Yapımcı, aranan objektif özen yükümüne uymayarak yapılışında fabrikasyon aşamasında hata olan yada kullanma yönergesi eksik olan bir üründen zararı doğabileceği durumlarda,bu ürünün kullanıcısı açısından tehlikeli bir durumun ortaya çıkmasına neden olur.Yapımcı,işletmesini ne kadar iş dağılımı yapılmış olsa da dolaşım güvenliği yükümlerinin yerine getirilmesi için özen gösterecek biçimde organize etmeli ve buna göre yönetmelidir.Yargıtay da bir kamyonetin bozuk yapım ve montajı nedeniyle yapımcı firmanın zararı giderimle yükümlü olduğunu açıklamış ve yerinde olarak bir fabrikanın doğrudan doğruya imal ettiği malın sebebiyle, fabrikasyon hatasına müsteniden, o malı alan herkese karşı sorumlu olacağını belirtmiştir.Böyle bir durumda zarar gören zararın varlığını ispatlamalıdır.

124 ZAMANAŞIMI VE HAKDÜŞÜMÜ SÜRELERİ Ayıplı ürün nedeniyle ortay çıkan, ölüm ve bedensel zarar ile birlikte kullanımdaki diğer mallara verilen maddi zarar nedeniyle sorumluluk için zamanaşımı süresi üç yıl olarak belirlenmiştir.Ayrıca ve her halükarda malın piyasaya sürülmesinden itibaren 10 yıl olarak belirlenmiştir.

125 KAPI ÖNÜ İŞLEMLERİ VE MESAFELİ SÖZLEŞMELER KAPIDAN SATIŞ VE MESAFELİ SÖZLEŞMELERDE TÜKETİCİNİN KORUNMASI

126

127 TAKSİTLİ İŞLEMLER VE KAMPANYALI SATIŞLAR

128 TAKSİTLE SATIM SÖZLEŞMELERİNDEN TÜKETİCİNİN KORUNMASI GENEL OLARAK TAKSİTLE SATIM SÖZLEŞMELERİ Batılı ülkelerde özellikle İkinci Dünya Savaşı’ndan sonra ortaya çıkan, son on yıllarda ülkemizi saran ve Sovyetler Birliği’nin dağılması ile birlikte hemen tüm dünya toplumlarının içine girdiği “tüketim ekonomisi” sarmalı, bireyin, parasal gücünü aşan bir oranda tüketime katılmasına sebep olmaktadır. Bu sonucun doğmasında da taksitli satışlar önemli bir rol oynamaktadır. Bu tür satışlarda satıcı malı tümüyle yada bir bölümüyle teslim etmekle birlikte, alıcı satış parasını peşin olarak değil belirli aralıklarla ve birden çok taksitlerle ödemektedir. Günlük yaşamda ve ticari yaşamda sıkça karşılaşılan bu sözleşme kredili satış sözleşmesinin bir türü niteliğindedir. Genel olarak Borçlar Kanununun 222 ve devamı maddelerinde düzenlenen taksitli satıma, 4077 Sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun ile de değinilmiştir.

129 SÖZLEŞMENİN TANIMI, ŞEKLİ ve İÇERİĞİ TANIM Borçlar Kanunu taksitle satış sözleşmelerini tanımlamış değildir. Buna karşılık Tüketicinin Korunması hakkında Kanun açısından tüketici işlemi niteliğinde olan bir taksitle satım sözleşmesi, “satım bedelinin en az iki taksitle ödendiği ve malın veya hizmetin sözleşmenin düzenlendiği anda teslim veya ifa edildiği satım türü” olarak tanımlanmıştır. Borçlar Kanunu tasarısı da bu konuda bir tanım vermiştir. Buna göre “Taksitle satış, satıcının, satılan taşınırı alıcıya satış bedelinin ödenmesinden önce teslim etmeyi, alıcının da satış bedelini kısım kısım ödemeyi üstlendikleri satıştır.” ŞEKİL Sözleşmelerin belirli biçime uygun olarak yapılması zorunluluğu, tüketicilerin korunmasında bir araç olarak yaralanılan yöntemlerdendir.

130 İÇERİK Tüketicinin korunması amacına uyun olarak; yeni Borçlar kanunu tasarısı da taksitle satım sözleşmelerinde zayıf tarafı oluşturan alıcıyı korumak amacıyla, sözleşme içeriğine müdahale diyebileceğimiz bir takım hükümler getirmiştir. Bunlardan TKHK md. 6/A f.III c. 2 gereğince satıcı veya sağlayıcı yasada belirtilen ve sözleşmede bulunması gerekli olan bilgileri sözleşmeye koymak ve aralarında akdedilen sözleşmenin bir nüshasını tüketiciye vermekle yükümlü tutulmuştur. Buna göre yasa gereği sözleşmede bulunması gerekli hususlar şunlardır :

131 Tüketicinin ve satıcı veya sağlayıcının isim, unvan, açık adresleri ve varsa erişim bilgileri, Malın veya hizmetin Türk Lirası olarak vergiler dahil peşin satış fiyatı, Vadeye göre faiz ile birlikte ödenecek Türk Lirası olarak toplam satış fiyatı, Faiz miktarı, faizin hesaplandığı yıllık oran ve sözleşmede belirlenen faiz oranının yüzde otuz fazlasını geçmemek üzere gecikme faizi oranı, Peşinat tutarı, Ödeme planı, Borçlunun temerrüde düşmesinin hukuki sonuçları. Yasada belirtilen bu hususların sözleşmede yer alması zorunludur. Bu zorunluluğa uymamanın yaptırımı ise idari para cezasına çaptırılmalı (Md. 25/II) ve Yargıtay’ın anlayışına göre sözleşmenin geçersizliği olacaktır.

132 TAKSİTLE SATIM SÖZLEŞMELERİNDE TÜKETİCİYİ KORUYUCU DİĞER DÜZENLEMELER Bu sayılanların dışında, taksitlerin kıymetli evraka bağlanması halinde her bir taksit için ayrı kıymetli evrak düzenlenmesi ve bunların nama yazılı senet olması; taksitlerden birinin ödenmediği durumlarda kalan borcun istenmesinin belli koşullarla bağlanması; sözleşme koşularının tüketici aleyhine olarak değiştirilememesi; erken ödeme halinde satıcının faiz indirimi yapmak zorunda olması da sözleşmenin kurulması ve ifası aşamalarında tüketiciyi koruyucu önlemler olarak yasadaki yerlerini almışlardır.

133 TAKSİTLERİN KIYMETLİ EVRAKA BAĞLANMASI Yasa koruyucu tüketicinin korunması amacıyla taksitle satım sözleşmelerinde kıymetli evrak düzenlenmesine bir takım sınırlandırmalar getirmiştir. Buna göre, öncellikle bir kıymetli evrak düzenlenecekse bunun “nama” düzenlenmesi gerekecektir. (md. 6/A,f..III, c. 2) Nama yazılı senet, senette alacaklının adını içerdiği halde onun “emrine” kaydını içermeyen senettir. Bunun önemi senedin devrinde ortaya çıkar. Emre yazılı senetler alacağın temliki kurallarına göre devredilir. Alacağın devrinin geçerliliği yazılı şekle bağlıdır. Ancak, devir bayanı ayrı bir kağıda yazılabileceği gibi, ciroda olduğu üzere devredilecek senedin üzerine de yazılabilir. Emre yazılı senedin devri ise senet üzerine yazılacak bir ciro bayanı ve senedin teslimi ile kolayca gerçekleşebilir. Hamiline yazılı senetlerde ise devir, sadece senedin teslimi ile gerçekleşmektedir. Yasa senedin nama yazılı olmasını aramakla, tüketicinin alacağı devralacak üçüncü kişiye karşı da ileri sürebileceği def’i ve itirazlara sahip olmasını sağlamayı amaçlamıştır. Yukarıda düzenlemelere uyulmaması, yani senedin emre yazılı olmaması yada toplam borç için tek bir senet düzenlenmesi halinde bu senetler geçersiz olacak, ayrıca idari para cezası ile de karşılaşılacaktır.

134 TAKSİTLERDEN BİRİNİN ÖDENMEMESİ DURUMUNDA KALAN BORCUN TAMAMININ İSTENEBİLMESİ Genel hükümler gereğince taksitle satım sözleşmesinde alıcı taksitlerden birisini ödemezse, satıcı taksitin ödenmesini isteyebileceği gibi sözleşmeyi feshedebilir de. Taksitin ödenmesini isteyen satıcı, ödeme zamanı belirli olduğu için, ihtara gerek olmaksızın temerrüt faizini de isteyebilir. Ancak sözleşmenin feshinin istenebilmesi, satıcının daha önce fesih hakkını sözleşmede saklı tutmasına bağlı kılınmıştır. Bunun dışında eğer taksitle satım sözleşmesinin konusunu bir tanışır oluşturuyorsa ve satıcı malı mülkiyeti saklı tutma kaydıyla satmışsa, taksitlerden birisinin ödenmemesi nedeniyle mülkiyet hakkına dayanarak malın kendisine verilmesini de isteyebilir. Taksitle satım sözleşmelerinde tüketicinin/alıcının karşılaştığı önemli bir sorun da, bu tür sözleşmelerde yer alan, taksitlerden birisinin ödenmemesi durumunda kalan borcun tamamının muaccel hale geleceğine ilişkin kayıtlardır.

135 Öğretide, mahkeme kararlarında ve uygulamada "muacceliyet kaydı" olarak adlandırılan bu durum Borçlar Kanunu tarafından da ele alınmış ve bir takım emredici kurallarla alıcı korunmaya çalışılmıştır. BK md. 223 gere­ğince alıcı taksitlerden birisini ödemediğinde, geri kalan taksitlerin tamamının muaccel olması ancak bu hususun sözleşmede daha önceden yer almasına, yani bu konuda tarafların anlaşmış olmasına bağlı tutulmuştur. Ayrıca tek bir taksitin ödenmesinde temerrüde düşülmüş olması da tek başına yetmez. Bununla birlikte satıcının bu kayıttan yarar­lana bilmesi için alıcının art arda gelen iki taksitin ödenme­sinde temerrüde düşmüş olması ve bu temerrüde düşülen taksitlerin toplamının, satış bedelinin en az onda birini oluşturması gerekmektedir.

136 ERKEN ÖDEME NEDENİYLE FAİZDEN İNDİRİM YAPILMASINI İSTEME HAKKI Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun ise bu yasanın kapsamına giren taksitle satım sözleşmeleri (keza tüketici kredisi sözleşmeleri: md. 10/.IV) açısından bu kural istisna getirerek, erken ödeme halinde faiz indirimli yapılması gerektiğini hükme bağlamıştır. Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun md.6/IV gereğince “Taksitli satışlarda; tüketici, borçlandığı toplam miktarı önceden ödeme hakkına sahiptir. Tüketici aynı zamanda, bir taksit miktarından az olmamak şartıyla bir veya birden fazla taksit ödemesinde bulunabilir. Her iki durumda da satıcı, ödenen miktara göre gerekli faiz indirimini yapmakla yükümlüdür".

137 SÖZLEŞME KOŞULLARININ TÜKETİCİ ALEYHİNE DEĞİŞTİRİLMEMESİ Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun’un Taksitle satımı düzenleyen 6A maddesinin son fıkrası aynı zamanda kampanyalı satışlarda ve kapıdan satışlarda da uygulama alanı bulacak" Sözleşme şartları tüketici aleyhine hiçbir şekilde değiştirilemez" hükmüyle, tüketicinin taraf olduğu bir taksitle satım sözleşmesi açısından yukarıda ­belirtilen sakıncaları tüketici lehine gidermiş bulunmaktadır. Maddenin yazılış biçiminden olduğu anlaşı­lan bu hüküm gereğince, sözleşmede tüketici aleyhine bir değişiklik öngören hükümler yer alamayacak, varsa geçersiz sayılacaktır. Buna karşılık mevcut. hüküm tüketici lehine olan değişikliklerin geçerliliğini ise etkilemeyecektir. Yani örneğin faiz indirimini sağlayacak bir değişiklik sözleşmeye koyulabilecektir.

138 KAMPANYALI SATIŞLAR KAMPANYALI SATIŞLARDA TÜKETİCİNİN KORUNMASI Kampanyalı satış olarak adlandırılan sözleşmeler TKHK'nın 7. maddesinde düzenlenmektedir. Yasada getiri­len tanıma göre kampanyalı satış, "gazete, radyo, televiz­yon ilanı ve benzeri yollarla tüketiciye duyurularak düzenle­nen kampanyalara, iştirakçi kabul edilmesi ve malın veya hizmetin daha sonra teslim veya ifa edilmesi suretiyle yapı­lan satımdır"(md. 7/I). Kampanyalı satışlarla ilgili olarak çıkarılan yönetmeliğin 2. maddesine göre "bu Yönetmelik hükümleri, kampanyalı satışlar ile kampanyalı satış olarak nitelendirilmeyen ancak, malın veya hizmetin daha sonra teslim veya ifa edilmesi suretiyle yapılan her türlü satışı ve bu satışları yapan gerçek veya tüzel kişilere ilişkin uygulama esaslarını kapsar" demek suretiyle kampanyalı satışa ilişkin kuralların uygulama alanını genişletmiştir.

139 TKHK md. 7/II gereğince kampanyalı satışlar Bakanlığın izni ile yapılır. Bu konuya ilişkin olarak çıkarılan yönetmeliğin 10. maddesine göre kampanya konusunu konut ve tatil amaçlı taşınmaz, motosiklet, otomobil ve minibüs" oluşturması durumunda, bu mal gruplarına ait ülke genelini kapsayan kampanyalı satış düzenleyenler Genel Müdürlüğe, yerel düzeyde kampanya düzenleyenler ise merkezlerinin bulunduğu Müdürlüğe müracaat ederek "Kampanyalı Satış İzin Belgesi" almak zorundadırlar.”

140 SÖZLEŞMENİN ÇEŞİTLERİ, BİÇİMİ ve ZORUNLU İÇERİĞİ Kampanyalı satış sözleşmeleri satış parasının öden­me biçimine göre peşin kampanyalı satışlar ya da taksitle kampanyalı satışlar olarak ikiye ayrılmaktadır. Bir de bunlara bir kampanya çerçevesinde olmaksızın tüketicinin önce para borcunu ifa ettiği, girişimcinin ise borcunu daha sonra yerine getirdiği tipik ön ödemeli satışlarla bu unsurları için­de barındırmakla birlikte tarafların ifa koşulları üzerinde anlaştıkları diğer ön ödemeli satışlar girer. TKHK’nın 7/V hükmü ve ilgili yönetmeliğin 2. maddesi bu tür satış sözleşmeleri yazılı olmak zorundadır. Aynı zamanda Yönetmeliğin 6. maddesi ile sözleş­menin içeriğinde yer alması gereken hususlar belirlenmiştir. "Sözleşme Zorunluluğu" başlığını taşıyan bu maddeye göre "Kampanyalı satışlarda satıcı, veya sağlayıcı aşağıdaki bilgileri yazılı olarak bildirmek ve taraflar arasında aktedilen sözleşmenin bir nüshasını tüketiciye vermek zorundadır.

141 Tüketicinin ve kampanyayı düzenleyenin isim, unvan, açık adres, telefon ve varsa diğer erişim bilgileri, Sözleşmenin düzenlendiği tarih, Mal veya hizmetin Türk Lirası olarak peşin satış fiyatı, Mal veya hizmetin Türk Lirası olarak toplam satış fiyatı, Faiz miktarı, faizin hesaplandığı yıllık oran ve sözleşmede belirlenen faiz oranının yüzde otuzunu geçmemek üzere gecikme faizi oranı, Borçlunun temerrüde düşmesinin hukuki sonuçları, Ön ödeme tutarı, Ödeme planı, Kampanya bitiş tarihi, Mal veya hizmetin teslim veya ifa tarihi ve şekli,

142 Mal veya hizmetin marka, model, renk ve benzeri ayırıcı özellikleri, Tüketicinin ödemelerinin, malın teslim ve hizmetin ifa edileceği tarihe kadar sigorta ettirilmesi veya banka teminatı altına alınmasına ilişkin şartlar.” Yukarıda sözleşmenin zorunlu içeriği arasında yer alan ön ödeme tutarı ile ilgili olarak getirilen hükme göre, sözleşmede aksi kararlaştırılmadıkça, ön ödeme tutarı, mal veya hizmetin satış bedelinin yüzde kırkından fazla olamayacaktır (TKHK md. 7/VI). Aynı zamanda kampanyalı satışlarda malın teslim ya da hizmetin ifa süresi on iki ayı aşamaz.

143 KAMPANYALI SATIŞLARDA SORUMLU TUTULANLAR TKHK ‘nın bu konudaki düzenlemesine göre “İlan ve taahhüt edilen mal veya hizmetin teslimatının veya ifasının hiç ya da gereği gibi yapılmaması durumunda, satıcı, sağlayıcı, bayi, acente, imalatçı-üretici, ithilatçı ve 10 uncu maddenin beşinci fıkrasına göre kredi veren müteselsilen sorumludur.” (TKHK md. 7/III). Aynı zamanda tüketicinin ödemeye ilişkin tüm edimlerini yerine getirmesi durumunda, malın teslimi ya da hizmetin ifası, ödemenin bitimini takiben en geç bir ay içinde yapılmak zorundadır.

144 KAMPANYALI TAKSİTLİ SÖZLEŞMELER Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun'un kam­panyalı satışları düzenleyen 7. maddesinin son fıkrası hükmüne göre kampanyalı taksitle satışlarda yasanın 6/A maddesi hükümleri de uygulanacaktır. Bu konuda taksitle satım sözleşmeleri için verilen açıklamalar burada da aynen geçerli olacaktır. Buna ilişkin yönetmelik md. 9 hükmü şu şekildedir: “Taksitli kampanyalı satışlarda, tüketici borçlandığı toplam miktarı önceden ödeme hakkına sahiptir. Tüketici aynı zamanda bir taksit miktarından az olmamak şartıyla bir veya birden fazla taksit ödemesinde bulunabilir. Her iki durumda da satıcı veya sağlayıcı ödenen miktara göre gerekli faiz indi­ rimini yapmakla yükümlüdür.

145 Satıcı veya sağlayıcı taksitler­den birinin veya birkaçının ödenmemesi halinde kalan borcun tümünün ifasını talep etme hakkını sözleşmeye koya­cağı bir şartla saklı tutmuşsa, bu hak ancak, Satıcı veya sağlayıcının sözleşmeden doğan edimlerini getirmiş olması, Tüketicinin birbirini takip eden en az iki taksidi ödemede temerrüde düşmesi ve ödenmeyen taksit toplamının satış bedelinin en az onda biri olması, Tüketiciye kalan borçlarını ödemesi için bir hafta süre vererek muacceliyet uyarısında bulunulması, halinde kullanılabilir. "

146 KAMPANYALI SATIŞLARDA TÜKETİCİNİN CAYMA HAKKI Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun'un kampanyalı satışlara ilişkin 7. maddesinin 4. fıkrasında "Tüketici kampanyadan ayrılmaya karar verdikten sonra kampanyayı düzenleyen, mal veya hizmetin tüketiciye teslim tarihini geçmemek şartıyla tüketicinin o ana kadar ödediği tüm bedeli ödemekle yükümlüdür" demektedir. Buna göre tüketiciye tanınmış "kampanyadan ayrılmaya karar verme" hakkının varlığından söz edilebilecektir. Ancak bu hakkın niteliği hususunda bir açıklık olmadığı için muğlak olan ifade öğretide eleştirilmektedir.

147 Yasada açık olmayan tüketicinin bu hakkının niteliği hakkında Yönetmelik hükmü açıklık getirmektedir. "Cayma Hakkı" başlığını taşıyan 14. maddeye göre bu durum cayma hakkı olarak nitelendirilmiş ve bu hakkın kullanılma koşulları belirlenmiştir. Bu düzenlemeye göre "Düzenlenen kampanyalarda, tüketicilere malın veya hizmetin teslim veya ifa edilmemesi koşulu ile tüketicinin bu talebini satıcı veya sağlayıcıya noter aracılığı ile ya da iadeli-taahhütlü mektup ile bildirmesinden sonra, satıcı veya sağlayıcı, mal veya hizmetin teslim veya Ha tarihini geçmemek şartıyla ödemiş olduğu tüm bedeli ve kıymetli evrakı tüketiciye iade etmekle yükümlüdür.

148 HAZIRLAYANLAR 1- Sinem ÜK 2- Nergiz TUNÇEL 3- Yasemin YAĞIZ 4- Feyzan SEZER

149 KAPI ÖNÜ İŞLEMLERİNİN (KAPIDAN SATIŞLARIN) GENEL ÖZELLİKLERİ Tüketicinin karşı karşıya kaldığı çeşitli oldu bittilerle kurulan sözleşmeler, tüketicinin korunması gereksiniminin olduğu en önemli alanlardan birisi olarak ortaya çıkmıştır. Özellikle konusunda uzmanlaşmış pazarlamacıların tüketicilerle yaptıkları işlemlerde satıcıdan kaynaklanan çeşitli pazarlama taktik ve stratejileri ile karşılaşılması bu gereksinimi oldukça belirginleştirmiştir.Yasanın cayma hakkı dediği ancak teknik anlamda bir geri alma hakkı oluşturan bu hakka dayanarak tüketici, mutad satış mekanları dışında gerçekleşen sözleşmelerde verdiği kararı neticesinde satıcı açısından bağlayıcı olan sözleşmeden, belli bir süre içinde, hiçbir gerekçe göstermeye gereksinim duymaksızın kolayca sıyrılabilecektir.

150 Ayrıca yasada satış ve hizmet satışı deyimlerine yer verilmesine karşılık öğretide de kabul edildiği gibi burada kastedilen satış veya hizmet sözleşmeleriyle birlikte diğer tüketici işlemlerinin de olduğudur. Bu anlamda yasada yer aldığı gibi ‘kapıdan satış’ yerine daha kapsayıcı olan ‘kapıdan işlem’ ya da bizim tercih ettiğimiz gibi ‘kapı önü işlemi’ deyimlerinden birisinin kullanılması amaca daha uygun bir sonuç doğururdu.

151 İlk defa 1995’te yasaya giren kapı önü işlemlerinde tüketiciyi koruma amaçlı kurallar geçen zaman içinde kötü niyetli satıcılar tarafından tüketicinin haklarını ortadan kaldırıcı bir şekilde dolanılmaya başlanması sonucunda, aşağıda söz edeceğimiz bazı değişiklerle tüketicinin sahip olduğu hakkın kullanılması güvence altına alınmaya çalışılmıştır.

152 TKHK md. 8 hükmüne göre ‘Kapıdan satış; işyeri, fuar, panayır gibi satış mekanları dışında yapılan satımlardır.’ Bakanlık, kapıdan satış yapacaklarda aranılacak nitelikleri, bu kanuna tabi olan ve olmayan kapıdan satışları ve kapıdan satışlara ilişkin uygulama usul ve esaslarını belirler.

153 Bu tür satışlarda; tüketici, teslim aldığı tarihten itibaren yedi gün içinde malı kabul etmekte veya hiçbir gerekçe göstermeden ve hiçbir yükümlülük altına girmeden reddetmekte serbesttir. Hizmetlerin satımında ise bu süre, sözleşmenin imzalandığı tarihten itibaren başlar. Bu süre dolmadan satıcı veya sağlayıcı, kapıdan satış işlemine konu mal veya hizmet karşılığında tüketiciden herhangi bir isim altında ödeme yapmasını veya borç altına sokan herhangi bir belge vermesini isteyemez. Satıcı, cayma bildirimi kendisine ulaştığı andan itibaren yirmi gün içerisinde malı geri almakla yükümlüdür.

154 Tüketici, malın mutat kullanımı sebebiyle meydana gelen değişiklik ve bozulmalarından sorumlu değildir. Taksitle yapılan kapıdan satışlarda 6/A maddesi, kampanyalı kapıdan satışlarda 7. madde hükümleri ayrıca uygulanır.

155 KAPIDAN SATIŞLARLA İLGİLİ DÜZENLEMENİN UYGULAMA ALANI Tüketici işleminin yapıldığı yer ve işlemin türü, bu işlemin kapıdan satış sayılmamasının,dolayısıyla da bu işleme kapıdan satışlara ilişkin yasa ve yönetkelik hükümlerinin uygulanıp uygulanmamasının kıstaslarını belirlemek anlamına gelir. Kapıdan satışların yersel anlamda uygulama alanı ‘işyeri,fuar, panayır gibi satış mekanları dışında’ yapılan satışlar olarak belirlenmiştir.

156 Buna göre olağan satış yerleri dışında kalan en önemli satış yerlerinin söz konusu olduğu alıcının konut ve işyerinde yapılan kapıdan satışlar, yasa kapsamına alınmıştır. Kapıdan satışlarla ilgili olarak çıkarılan Yönetmelik 4/f hükmüne göre işyeri, mal satanın veya hizmet verenin işyeri niteliğindeki mağaza, yazıhane, idarehane, muayenehane, imalathane, şube, depo, otel, eğlence ve spor yerleri, madenleri inşaat şantiyeleri gibi ticari, sınai, zirai veya mesleki bir faaliyetin icrasına tahsis edilen veya bu faaliyetlerde kullanılan yerleri ifade etmektedir.Anılan yönetmelikte fuar ve panayır kavramları tanımlanmamıştır.

157 Sözleşmenin yapıldığı yerin yasa kapsamında sayılan yerlerden olup olmadığı konusunda ortaya çıkan uyuşmazlıkta, herkesin iddiasını ispatla yükümlü olduğunu belirleyen MK md. 6 hükmü uygulanacaktır. Buna bağlı olarak işyeri, fuar, panayır gibi mutad satış mekanlarının dışında yapılmış olmasına karşılık yazılı sözleşmede işyerinde yapıldığını gösteren ibarenin bulunduğu durumlarda yazılı belgenin aksinin yine yazılı belge ile kanıtlanması zorunluluğu nedeniyle tüketicinin kanıtlama güçlüğü ile karşılaşması büyük bir olasılıktır. Öğretide bu gibi durumlarda kanuna karşı hile söz konusu olacağı ve kanuna karşı hilenin her türlü delille kanıtlanabileceği, ayrıca bu gibi kayıtların TKHK md. 6 kapsamında değerlendirilebilecek sözleşmedeki haksız şart oluşturacağı haklı olarak ileri sürülmektedir.

158 Ne tür işlemlerin yersel olarak işyeri, fuar, panayır gibi mutad satış mekanları dışında yapılsa bile kapıdan satış sayılmayacağına yönelik düzenleme söz konusudur. Kapıdan Satışlara İlişkin Uygulama Usul Esasları Hakkında Yönetmelik’ in 14. maddesinde bu husus açıklanmıştır. Buna göre: A) Gıda maddeleri satışları, B) Halkın gündelik tüketiminin düzenli olarak karşılanmasına yönelik satışlar, C) Sigorta sözleşmeleri,

159 D) Eğitim ve/veya kültürel amaçlı kitap, dergi, ansiklopedi, ses ve video kaseti, sözlü veya görüntülü manyetik bant veya optik disk ve benzerlerini kapsayan satışlar, E) İşyeri dışında satışa sunulması teamül, ticari örf veya adetten kabul edilen mal veya hizmet satışları düzenlemenin kapsamı dışında kalacaktır.

160 SÖZLEŞMENİN ŞEKLİ VE İÇERİĞİ Kapıdan satış sözleşmelerinin yazılı biçimde akdedilmesi gerekmektedir. Yasa belirli bir içeriğin varlığını da aramaktadır. Yönetmeliğin ‘sözleşme’ başlıklı 6. maddesine göre,sözleşmede bulunması zorunlu asgari bilgiler şunlardır: A) Tüketicinin ve satıcının veya sağlayıcının isim, unvan, açık adres, telefon ve varsa diğer erişim bilgileri, B) Sözleşmenin düzenlendiği tarih,

161 C) Malın veya hizmetin teslim veya ifa tarihi, D) Malın veya hizmetin vergiler dahil Türk Lirası olarak peşin satış fiyatı, E) Sözleşme konusu mal veya hizmetin nitelik ve niceliğine ilişkin açıklayıcı bilgiler, F) Cayma bildiriminin yapılacağı açık adres,

162 G) Cayma hakkını belirten en az on altı punto koyu siyah harflerle yazılan; ‘Tüketicinin hiçbir hukuki ve cezai sorumluluk üstlenmeksizin ve hiçbir gerekçe göstermeksizin malı teslim aldığı veya sözleşmenin imzalandığı tarihten itibaren yedi gün içerisinde malı veya hizmeti reddederek sözleşmeden cayma hakkının var olduğunu ve cayma bildiriminin satıcı veya sağlayıcıya ulaşması tarihinden itibaren malı geri almayı taahhüt ederiz.’ ibaresi yer almak zorundadır. Cayma bildiriminin niteliğine ve nasıl yazılması gerektiğine ilişkin bu son hüküm TKHK md. 9/I’ den alınmıştır.

163 Taksitle satış biçimindeki kapıdan satış sözleşmeleri için yönetmeliğin 9. maddesi ile ayrı bir düzenleme getirilmiştir. Düzenleme şu şekildedir: ‘Taksitli Kapıdan Satışlar’ Madde 9- Taksitle yapılan kapıdan satışlarda 6. maddeye ek olarak aşağıdaki unsurların sözleşmede bulunması zorunludur.

164 A) Vadeye göre faiz ile birlikte ödenecek tüm vergiler dahil Türk Lirası olarak toplam satış fiyatı, B) Faiz miktarı, faizin hesaplandığı yıllık oran ve sözleşmede belirlenen faiz oranının yüzde otuzunu geçmemek üzere gecikme faizi oranı, C) Borçlunun temerrüde düşmesinin hukuki sonuçları, D) Peşinat tutarı, E) Ödeme planı.

165 Sözleşmeden ayrı olarak kıymetli evrak niteliğinde senet düzenlenecekse bu senet, her bir taksit ödemesi için ayrı ayrı olacak şekilde ve sadece nama yazılı olarak düzenlenir. Aksi takdirde, kambiyo senedi geçersizdir. Bu senet veya senetlerin toplam tutarı, mal veya hizmetin sözleşmede yer alan toplam satış fiyatını geçemez.

166 Tüketici, borçlandığı toplam miktarı, önceden ödeme hakkına sahiptir. Aynı zamanda, bir taksit miktarından z olmamak şartıyla bir veya birden fazla taksit ödemesinde bulunabilir. Her iki durumda da satıcı ödenen miktara göre gerekli faiz indirimini yapmakla yükümlüdür.

167 Satıcı veya sağlayıcı, taksitlerden birinin veya birkaçının ödenmemesi halinde kalan borcun tümünün ifasını talep etme hakkını sözleşmeye koyacağı bir şartla saklı tutmuşsa, bu hak ancak, satıcı veya sağlayıcının bütün edimlerini ifa etmiş olması, tüketicinin birbirini izleyen en az iki taksiti ödemede temerrüde düşmesi veya ödenmeyen taksit toplamının satış bedelinin en az onda biri olması, tüketiciye kalan borçlarını ödemesi için bir hafta süre vererek muacceliyet uyarısında bulunulması halinde kullanılabilir. Bu maddenin birinci fıkrasının (a) ve (b) bentleri ile dördüncü fıkrası, mal veya hizmetin peşin fiyatı ile taksitli toplam satış arasında fark olması halinde uygulanır.

168 TÜKETİCİYİ KORUYAN GERİ ALMA (CAYMA) HAKKI ‘Cayma’ kavramı mevzuatta pek çok yerde kullanılmış bir terimdir, ama her zaman aynı anlamda kullanılmamıştır. TKHK md. 8’de de yer alan cayma hakkı ile, tüketiciye, kapıdan satış sözleşmelerinde sözleşmenin kurulmasından itibaren 7 günlük süre içerisinde hiçbir yükümlülük altına girmeden ve gerekçe göstermeden sözleşme ile gerçekleşen bağdan serbestçe kurtulma yetkisi düzenlenmektedir. Bu hak, öğretide teknik anlamda tüketiciyi koruyan geri alma hakkı olarak tanımlanmaktadır ve geri alma hakkının bir görünümü niteliğindedir.

169 Geri alma, fesih ve dönme kavramları ile birbirlerine sıkça karıştırılan bir terimdir. Gerçi, geri alma, koşulları ve sonuçları itibariyle kısmen feshe, kısmen de dönmeye benzer. Örneğin BK. md. 245 gereğince bağışlama taahhüdünün geri alınması; BK. Md. 396 gereğince vekaletin geri alınması feshe benzer. Buna karşılık BK. md. 244 gereğince elden bağışlama ile ifa edilmiş bağışlama taahhüdünün geri alınmasında durum dönme ile benzerlik taşır. Ancak dönme hukuki işleminde ani edimli sözleşme ilişkisinin çözülmesi söz konusu iken, fesih sürekli bir sözleşme ilişkisini sona erdirir; buna karşılık geri alma, fesih ve dönme yenilik doğuran haklarını tamamlayan işlerlik alanı ayrımlı bir hak olarak ortaya çıkmaktadır. Buna göre geri alma hakkı, öğretideki baskın görüş tarafından da kabul edildiği gibi varması gerekli tek taraflı bir irade beyanıyla kullanılan değiştirici bir yenilik doğuran haktır.

170 İcabın(önerinin) geri alınabilmesi, hukukumuzda iki durumdan birinin gerçekleşmesi koşuluna bağlı kılınmıştır. Bunlardan birincisi geri alma beyanının muhataba icaptan önce veya icapla birlikte ulaşması, diğeri de geri alma beyanı muhataba, icaptan daha geç ulaşmış olsa bile, muhatap icabı öğrenmeden önce geri alma beyanını öğrenmiş olmasıdır. Borçlar Kanununun sözleşmelerin kurulmasını düzenleyen hükümleri arasında yer alan bu en dar anlamdaki geri alma hakkı ile icap beyanı ulaşmadan ya da öğrenilmeden önce geri alma beyanının ulaşması ya da öğrenilmesi ile icap beyanı etkisizleşecek, sanki hiç yapılmamış gibi bir sonuç doğuracaktır.

171 Öğretide belirtildiği gibi ‘Bir irade beyanının geri alma beyanı olarak kabul edilebilmesi için, daha önce yapılmış bir irade beyanının(icap veya kabul beyanının) mevcut olması, bu irade beyanıyla geri alma beyanının sahip ve muhataplarının aynı kişilerden oluşması ve nihayet ilk yapılan irade beyanının sonuçlarını önlemeye veya ortadan kaldırmaya yönelik bulunması gerekir. Ayrıca geri alınan irade beyanı, dolaylı bir irade beyanı, yani hazır olmayanlar arasındaki bir irade beyanı olmalıdır.’ Bu koşulları içinde barındıran bir geri alma beyanı sözleşmenin kurulmasını engelleyici bir sonuç doğuracaktır.

172 Geri alma, beyan edilmiş iradenin hukuki sonuçlarını doğurmasını önleme fonksiyonu ve verilmiş bir yetkinin geri alınması niteliği ile aceleye getirilmiş, bir bakıma hukuki ilişki içinde baştan itibaren korunan ve kollanan, kendisine geri alma hakkı tanınan kişinin iradesi haricinde ortaya çıkmış hukuki durumu çözerek, daha çok tüketici işlemlerinde tüketicinin korunması amacına hizmet eder.

173 Geri alma hakkı bu haliyle, özellikle tüketicinin düşünüp taşınmasına fırsat verilmeden ve türlü satım tekniklerinin kullanılarak, tüketiciyi gereksinimi olmayan bir malı satın almaya ya da aynı anlamdaki bir hizmet ediminden yararlanmaya yönelten işlemlerin etkisizleştirilmesini sağlamış olacaktır.

174 GERİ ALMA HAKKININ KULLANIMI VE BUN BAĞLANAN SONUÇLAR Bu konuya ilişkin yönetmelik hükmü şu şekildedir: Madde 11- Tüketici; A) Malın teslimi ile sözleşmenin aynı tarihte yapılması durumunda sözleşmenin düzenlendiği tarihten itibaren, B) Malın tüketiciye teslimi sözleşmenin imzalandığı tarihten sonra ise malın teslim tarihinden itibaren, C) Hizmet satımında, sözleşmenin imzalandığı tarihten itibaren, Yedi günlük cayma hakkı süresinin sonuna kadar malı veya hizmeti kabul veya hiçbir gerekçe göstermeksizin reddetmek de serbesttir.

175 Bu süre dolmadan satıcı veya sağlayıcı, kapıdan satış işlemine konu mal veya hizmet karşılığında tüketiciden herhangi bir isim altında ödeme yapmasını veya borç altına sokan herhangi bir belge vermesini isteyemez. Mal veya hizmetin reddedilmesi halinde tüketici cayma kararını, herhangi bir şekil şartına bağlı kalmaksızın satıcıya bildirir. Satıcı veya sağlayıcı, cayma bildiriminin kendisine ulaştığı tarihten itibaren yirmi gün içinde malı geri almakla yükümlüdür.

176 Sözleşmenin ve malın tüketiciye teslim edildiğini ispat satıcı veya sağlayıcıya aittir. Aksi takdirde tüketici cayma hakkını kullanmak için yedi günlük süre ile bağlı değildir. Tüketici, malın mutat kullanımı sebebiyle meydana gelen değişiklik ve bozulmalarından sorumlu değildir.

177 MESAFELİ SÖZLEŞMELER Mesafeli sözleşme kavramı, Tüketicinin Korunması Hakkında Yasada ‘yazılı, görsel, telefon ve elektronik ortamda veya diğer iletişim araçları kullanılarak ve tüketicilerle karşı karşıya gelinmeksizin yapılan ve malın veya hizmetin tüketiciye anında veya sonradan teslimi veya ifası kararlaştırılan sözleşme’ biçiminde tanımlanmaktadır.

178 Bu tür sözleşmelerin kapsamına özellikle televizyon, gazete gibi iletişim araçlarında verilen telefon numaralarının aranması suretiyle yapılan sözleşmeler girer. Bunların arasına e-ticaret olarak adlandırılan alış veriş tekniği de girer. Hem kapı önü işlemlerinde hem de bu anlamda mesafeli sözleşmelerde, çoğunlukla düşünülmemiş, aceleye ya da oldu bittiye getirilmiş sürpriz sözleşme bağlılıklarından tüketiciyi kurtarmak, aslında yapmayı hiç düşünmediği, o an için ya da o koşullar altında hiç yapmak istemediği halde beyanının hukuksal sonuçlarıyla bağlı olmamasının sağlamak biçiminde ortaya çıkan ve mutat satış mekanlarının dışında gerçekleşen sözleşmeler söz konusu olmaktadır.

179 Bu tür sözleşmelerde ortaya çıkan tüketicinin korunma gereksinimini gidermek için yasa birtakım düzenlemeler getirmiştir. Bunlardan birincisi tüketicinin bilgilendirilmesi zorunluluğunun yerine getirilmesidir. Yasanın 9/A maddesinin 2. fıkrası gereğince ‘Mesafeli satış sözleşmesinin akdinden önce, ayrıntıları Bakanlıkça çıkarılacak tebliğle belirlenecek bilgilerin tüketiciye verilmesi zorunludur.

180 Tüketici, bu bilgileri edindiğini yazılı olarak teyit etmedikçe sözleşme akdedilmez. Elektronik ortamda yapılan sözleşmelerde teyit işlemi, yine elektronik ortamda yapılır.’ Aynı zamanda bu çerçevede çıkarılan yönetmeliğin ‘ön bilgiler’ başlığını taşıyan 5.maddesinde mesafeli sözleşmenin akdinden önce tüketiciye verilmesi gereken bilgilerin neler olduğu sayılmıştır. Getirilen düzenlemeyle tüketiciye verilmesi gereken bilgiler şunlardır:

181 A) Satıcı veya sağlayıcının isim, unvan, açık adres, telefon ve varsa diğer erişim bilgileri, B) Sözleşme konusu mal ya da hizmetin temel özellikleri, C) Sözleşme konusu mal ya da hizmetin vergiler dahil satış fiyatı, D) Satıcı veya sağlayıcının fiyat dahil tüm vaatlerinin geçerlilik süresi, E) Tüketicinin ödemelerinin nasıl yapılacağına dair bilgiler,

182 F) Teslimat ve ifanın nasıl yapılacağına ve varsa buna ilişkin masrafların tutarı ve kimin tarafından karşılanacağına dair bilgiler, G) Cayma hakkı ve bu hakkın nasıl kullanılacağına dair bilgiler, H) Tüketiciye bir maliyeti varsa kullanılan iletişim yollarının ücreti, i) Sözleşme konusu mal ya da hizmetin, teslim ve ifa tarihlerine ilişkin program, J) Tüketicinin talep ve şikayetlerini iletebileceği satıcı sağlayıcının açık adres, telefon varsa diğer erişim bilgileri.’ Tüketici, mallar için sözleşme konusu mal kendisine ulaşmadan, hizmetler için de en geç sözleşmenin ifasından önce ön bilgileri içeren yazılı onayı almalıdır.

183 SÖZLEŞMENİN ŞEKLİ VE ZORUNLU İÇERİĞİ Mesafeli sözleşmelerin zorunlu içeriğinin nasıl olması gerektiğini belirleyen hüküm anılan yönetmeliğin 7. maddesidir. Buna göre: Mesafeli sözleşmenin yazılı olarak yapılması ve bu sözleşmenin bir nüshasının tüketiciye verilmesi zorunludur. Sözleşmede;

184 A) Tüketicinin, satıcı veya sağlayıcının isim, unvan, açık adres, telefon ve varsa diğer erişim bilgileri, B) Sözleşmenin düzenlendiği tarih, C) Malın veya hizmetin teslim veya ifa tarihi ve şekli, D) Teslimat ve ifaya ilişkin masrafların tutarı ve kimin tarafından karşılanacağına dair bilgiler, E) Sözleşme konusu malın veya hizmetin cinsi veya türü, miktarı ve varsa marka ve modeli,

185 F) Malın veya hizmetin Türk Lirası olarak vergiler dahil peşin satış fiyatı, G) Vadeye göre faiz ile birlikte ödenecek Türk Lirası olarak toplam satış fiyatı, H) Faiz miktarı, faizin hesaplandığı yıllık oran ve sözleşmede belirtilen faiz oranının yüzde otuz fazlasını geçmemek üzere gecikme faiz oranı, i) Peşinat tutarı, J) Ödeme planı, K) Borçlunun temerrüde düşmesinin hukuki sonuçları yer alır.

186 MESAFELİ SÖZLEŞMELERE İLİŞKİN KURALLARIN UYGULAMA ALANI ‘Kapsam Dışı Sözleşmeler’ olarak 11. maddede belirtilen sözleşmeler şunlardan ibarettir: A) Banka, sigorta ile ilgili, B) Otomatik satış makineleri vasıtasıyla akdedilen, C) Açık arttırma yolu ile akdedilen, D) Gıda, içecek ve günlük tüketim için tüketicinin evine veya işyerine düzenli olarak sağlanan malların tedariki il ilgili,

187 F) Sağlayıcının üstlendiği barınma, ulaşım, yemek tedariki, sportif ve kültürel faaliyetler ve eğlence hizmetlerinin özel bir günde veya sürede tedarik etmesine ilişkin hükümler içeren sözleşmeler. Bu konuda çıkarılan yönetmeliğin geri alma hakkıyla ilgili düzenlemesi şu şekildedir:

188 ‘Cayma Hakkı’ Madde 8- Tüketici; Mal satışına ilişkin mesafeli sözleşmelerde,teslim aldığı tarihten itibaren yedi gün içerisinde hiçbir hukuki ve cezai sorumluluk üstlenmeksizin ve hiçbir gerekçe göstermeksizin malı reddederek sözleşmeden cayma hakkına sahiptir.

189 TARAFLARIN HAKLARI VE BORÇLARI Girişimciye (satıcı/sağlayıcı) yüklenen bazı yükümlülükler de vardır. Bunlar aynı zamanda tüketiciye tanınmış haklar olarak oraya çıkmaktadır. Anılan yönetmeliğin 9. maddesinde buna ilişkin kurallar getirilmiştir. Bu çerçevede girişimci, tüketicinin siparişi kendisine ulaştırdığı andan itibaren en geç otuz gün içerisinde edimini yerine getirmekle yükümlü kılınmıştır.

190 Belirtilen bu sürenin tüketiciye daha önceden yazılı olarak bildirilmek koşuluyla en fazla on gün uzatılabileceği hüküm altına alınmıştır. Bundan başka girişimciye tüketicinin cayma bildiriminin kendisine ulaştığı tarihten itibaren on gün içinde almış olduğu bedeli, kıymetli evrakı ve tüketiciyi borç altına sokan her türlü belgeyi iade etmek, ayrıca yirmi gün içinde de malı geri almakla yükümlülüğü getirilmiştir.

191 Diğer bir düzenlemeye göre girişimcinin, mesafeli sözleşme konusu malın veya hizmetin tüketiciye teslimi veya ifasından önce sözleşmenin bir nüshasını ve ön bilgilerin teyidine ilişkin yazılı onayın bir nüshasını ve ön bilgilerin teyidine ilişkin yazılı onayın bir nüshasını tüketicinin kendi el yazısı imzalanmasını sağlayarak teslim etme yükümlülüğü söz konusudur. Buna ilişkin uyuşmazlık halinde ispat külfeti satıcı ve sağlayıcıya ait olacaktır.

192 Bir diğer düzenlemeye göre ise haklı bir sebebe dayanmak şartıyla girişimciye, sözleşmeden doğan ifa yükümlülüğünün süresi dolmadan ve sözleşmede belirtmesi şartıyla, tüketiciye eşit kalite ve fiyatta mal ve hizmeti tedarik edebilme olanağı tanınmıştır. Böyle bir durumda tüketici borcun gereği gibi ifa edilmediğini ya da borcun konusundan başka bir şeyin ifa edildiğini ileri sürmektedir.

193 Yönetmeliğin ‘Geri Ödeme’ başlıklı 10. maddesinde ise ödemenin kredi kartı veya benzeri bir ödeme kartı ile yapılması halinde tüketici, kartın kendi rızası dışında ve hukuka aykırı biçimde kullanıldığı gerekçesiyle ödeme işleminin iptalini talep edebileceği düzenlenmiştir. Buna bağlı olarak kartı çıkaran kuruluşa itirazın kendisine bildirilmesinden itibaren 10 gün içinde ödeme tutarını tüketiciye iade yükümlülüğü getirilmiştir.

194 Kredi sözleşmelerinin temelini ödünç (karz) sözleşmeleri oluşturur. Borçlar Kanununun 306 ve devamı maddelerinde düzenlenen karz sözleşmelerinde bir miktar para ya da diğer bir misli malın mülkiyetinin ödünç alan kimseye nakli ve ödünç alan kimsenin de aldığıyla aynı miktar, nitelik ve türden bir başka şeyi geri verme yükümlülüğünden söz edilmektedir.

195 Veriliş amacı Tüketici kredisi buzdolabı, çamaşır makinesı, mobilya, elektrikli ev aletleri gibi dayanıklı tüketim malları veya tatil, eğitim, konut onarımı, sağlık, düğün gibi hizmete yönelik harcamalara yada otomobil, konut alımı gibi menkul veya gayrimenkul bir malın satın alınması amacıyla kullandırılır. Tüketici kredisi, tüketiciye gelecekte elde edecekleri geliri önceden kullanma, peşin para ile alışverişin avantajlarından faydalanma imkanı sağlar.

196 Yararlanabilecek kişiler Verilen tüketici kredisinden; 18 yaşını doldurmuş, medeni haklarını kullanma ehliyetine sahip, düzenli gelir sahibi olan gerçek kişiler yararlanabilirler. Satın alınacak mal ve hizmetlerin karşılığında bankalar tarafından kullandırılan kredi, doğrudan nakit olarak müşteriye ödenebileceği gibi satıcı firmayla anlaşma sağlandığı takdirde fatura karşılığı doğrudan satıcıya da ödenebilir.

197 SÖZLEŞMENİN TARAFLARI VE KONUSU Tüketici kredisi sözleşmelerinin tarafları tüketici ve kredi verendir. Kredi veren kişi TKHK'da "Mevzuatları gereği tüketicilere nakit kredi vermeye yetkili olan banka, özel finans kuruluşu ve finansman şirketleri" olarak tanımlanmıştır. Buna bağlı olarak tüketici kredisi sözleşmesi ancak tüketici ile banka, özel finans kuruluşu ve finansman şirketleri arasında yapılabilecektir. Dolayısıyla da, örneğin satıcıların taksitli satışlar dolayısıyla tüketiciye açmış oldukları krediler, Yasa'da belirtildiği anlamda tüketici kredisi sözleşmesi olarak sayılmayacaktır. Buna karşılık taraflardan birisinin tüketici olduğu her türlü kredi verme işlemine bu hükümlerin kıyasen uygulaması söz konusu olabilecektir. Tüketici kredisi sözleşmesinin konusunu nakit para oluşturur. Para Türk parası olabileceği gibi yabancı para da olabilir.

198 SÖZLEŞMENİN ŞEKLİ VE İÇERİĞİ Özellikle banka, finans kuruluşu ya da finansman şirketleri ile bir mal ya da hizmetin satın alınması amacıyla bu kurumlara başvuran tüketici arasında yapılan anlaşmanın, tüm koşulları ile ayrıntılı bir biçimde yazılı metinler içinde yer alması ve yazılı sözleşmenin bir nüshasının tüketiciye verilmesi zorunluluğu yasayla getirilmiştir. (TKHK md. 10/1) Bu husus kredi sözleşmeleri açısından önemli bir aşamayı ifade eder. Yazılılık koşulunun getirilmesi bu açıdan ortaya çıkabilecek duraksamaları önleyecek ve hukuki bir koruma sağlayacaktır. Ancak bu düzenlemelere aykırılık halinde yaptırım olarak idari para cezaları öngörülmüş(md.25) olması, belirlenen şeklin sağlık şekli mi yoksa ispat şekli mi olduğu hususu açık olarak düzenlenmemesi öğretide eleştirilmektedir.

199 "tüketici kredisi işlem şartları" olarak nitelenen ve tüketici kredisi sözleşmelerinde bulunması gerekli koşullara Yasanın md.10/2 hükmünde yer verilmiştir. Buna göre sözleşmede; a) Tüketici kredisi tutarı, b) Faiz ve diğer unsurlarla birlikte toplam borç tutarı, c) Faizin hesaplandığı yıllık oran, d) Ödeme tarihleri, anapara, faiz, fon ve diğer masrafların ayrı ayrı belirtildiği ödeme planı, e) İstenecek teminatlar, f) Akdi faiz oranının yüzde otuz fazlasını geçmemek üzere gecikme faizi oranı, g) Borçlunun temerrüde düşmesinin hukuki sonuçları, h) Kredinin vadesinden önce kapatılmasına ilişkin şartlar, ı) Kredinin yabancı para birimi cinsinden kullandırılması durumunda, geri ödemeye ilişkin taksitlerin ve toplam kredi tutarının hesaplanmasında, hangi tarihteki kurun dikkate alınacağına ilişkin şartlar, yer alır.

200 Kredi miktarı Tüketici kredileri genellikle bir sınırlamaya tabidir. Bankaya, müşterilere ve kullanılacak alana göre farklılıklar gösterebilir. Vade Her bankada farklı olmakla birlikte tüketici kredilerinin vadeleri 1 ay ile 36 ay arasında değişmektedir. Alınan mal veya hizmetin niteliğine göre çeşitli vade uygulamaları vardır. Örneğin dayanıklı tüketim mallarının alımında vade azami ay olduğu halde otomobil alımında 36 aya kadar vade tanınabilmektedir.

201 Tüketicinin bilgilendirilmesi Bankalar, tüketicinin bilgilendirilebilmesi amacıyla kredi talep eden müşterilerine aşağıdaki konularda, broşür, bilgi formu, başvuru formu, sözleşme aracılığı ve karşılıklı görüşmelerle bilgi verir. Uygulanan faiz oranları, Faiz hesaplama yöntemi, Vergi ve diğer masraflar, Kredinin aylık ve yıllık maliyeti, Geri ödeme koşulları, Temerrüt hali ve hukuki sonuçları, Hesabın vadeden önce kapatılabilmesi ve koşulları, Kredi kullanımına kısıtlama getirilmesi halinde kısıtlamanın sınırları, Kullanım amacına göre azami kredi miktarı.

202 Sözleşme veya Taahhütname Müşterinin talebi halinde banka ile müşteri arasında imzalanan kredi sözleşmesi veya müşterinin imzaladığı taahhütnamenin bir fotokopisi müşteriye verilir. Tüketici kredisi sözleşmesi veya taahhütnamesinde aşağıdaki hususların bulunması gerekir. Uygulamaya ilişkin tanımlar, Kredi limiti, Faiz oranı, Gecikme faizi oranı, Vade, Vergi ve diğer masraflar, Valör uygulaması, Ödeme planı hakkında açıklama, Banka ve müşterinin karşılıklı hak, yetki ve sorumlulukları, Temerrüt hali ve hukuki sonuçları, Bankanın uygun göreceği kuruluş ve mercilere hakkında bilgi verilebilmesini teminen müşteri muvafakatı.

203 BAŞTAN KARARLAŞTIRILAN EDİMİN SONRADAN DEĞİŞTİRİLEMEMESİ ve ERKEN ÖDEME HALİNDE İNDİRİM YAPILMASINA İLİŞKİN DÜZENLEMELER Tüketicinin Korunması Hakkında Kanunun tüketici kredileri ile ilgili düzenlemesindeki (TKHK. md.10), taraflar arasında akdedilen sözleşmede öngörülen kredi şartlarının sözleşme süresi içerisinde tüketici aleyhine değiştirilemeyeceğine ilişkin hüküm olumlu bir düzenlemedir. Buna göre "Taraflar arasında akdedilen sözleşmede öngörülen kredi şartları, sözleşme süresi içerisinde tüketici aleyhine değiştirilemez." Burada aynen taksitle satım sözleşmelerinde olduğu gibi, nispi emredici bir hüküm söz konusudur. Yani daha sonradan tüketici lehine olarak gerçekleşebilecek değişiklikler yasak kapsamında yer almayacaktır.

204 Tüketicinin Korunması Hakkında Kanunun tüketici kredileri ile ilgili 10. maddesinin dördüncü fıkrası gereğince, tüketici borçlandığı toplam kredi tutarının tamamını yada vadesi gelmemiş bir veya birden fazla taksidini vadeden önce ödeyebilecektir. Böyle bir durumda banka yada kredi kurumuna erken ödeme nedeniyle faiz veya komisyondan, ödenen tutar ve vadeye göre hesaplanacak bir indirim yapma zorunluluğu getirilmiştir. Bu konuda çıkarılan yönetmelik (Tüketici Kredisinde Erken Ödeme indirimi ve Kredinin Yıllık Maliyet Oranını Hesaplama Usul ve Esasları Hakkında Yönetmelik) ekinde yapılacak indirimin nasıl belirleneceğine ilişkin yöntem ve hesaplamaları içeren bir örneğe yer verilmiştir.

205 BAĞLI KREDİLERDE KREDİ VERENİN SORUMLULUĞU Tüketicinin kredi kurumundan tüketici işlemi çerçevesinde aldığı krediyi dilediği alanda kullandığı krediler serbest kredi olarak adlandırılmaktadır. Bu bağlamda kredi veren kredinin verilmesini belirli marka bir mal yada hizmetin sağlanması yada belirli bir satıcı yada sağlayıcı ile yapılacak satış/hizmet sözleşmesine bağlamamaktadır. Serbest kredi olarak adlandırılan bu durumda tüketici aldığı krediyi dilediği alanda kullanmakta serbesttir.

206 Buna karşılık öğretide bağlı kredi olarak tanımlanan yada satış finansman kredisi de denilen kredilerde söz konusudur. Bu tür krediler genellikle üçlü bir ilişki sonucunda gerçekleşmektedir. Buna göre banka ile satıcı arasında öncelikle bir çerçeve sözleşme yapılmakta, daha sonra satıcı ile tüketici arasında yapılan satış sözleşmesi yapılmakta; satış sözleşmesinden doğan alıcı/tüketicinin edim borcu ise, tüketici ile banka arasında yapılan ve mevcut ilişkide üçüncü sözleşmeyi oluşturan tüketici kredisi sözleşmesi çerçevesinde tüketici tarafından kendisine sağlanan nakit kredi ile ifa edilmektedir.

207 Adeta kredi kurumu ile satıcının "ifa yardımcısı" gibi davrandıkları bu ilişkiden dolayı yasa koyucu da kredi verenin satın alınan mal dolayısıyla sorumluluğunun olması gerektiğinden hareket etmiştir. Tüketicinin Korunması Hakkında Kanunun yürürlüğe girmesinden önce banka ve finans kurumlarının epeyce şimşeklerini üzerine çeken ancak yine de yasalaşan hükme ve belki de en önemli düzenlemeye göre, (TKHK md.10/5) kredi verenin, tüketici kredisini, belirli marka bir mal veya hizmet satın alınması yada belirli bir satıcı veya sağlayıcı ile yapılacak satış sözleşmesi şartı ile vermesi durumunda, satılan malın veya hizmetin hiç yada zamanında teslim veya ifa edilmemesi halinde kredi veren tüketiciye karşı satıcı veya sağlayıcı ile birlikte müteselsilen sorumlu olur.

208 TÜKETİCİ KREDİSİ SÖZLEŞMELERİNDE GÜVENCE İLE İLGİLİ DÜZENLEMELER Tüketicinin korunması Hakkında Kanun pek çok sorunu içinde barındıran ve tüketici açısından önemli tehlikeleri içinde barındıran tüketici kredisi sözleşmelerinde bir adım daha atarak güvence amacıyla yapılan kefalet sözleşmeleri ve yine güvence amacıyla verilen kıymetli evrak hakkında yeni hükümler sevk etmiştir. Buna göre genellikle kendisi de bir tüketici olan ve tüketicinin yaptığı kredi sözleşmesine kefil olan kişinin sorumluluğunu sınırlandıran bir düzenlemeye gidilmiştir. Her ne kadar hukukumuzda kefalet sözleşmesinden aksi anlaşılmadığı zaman ortada kural olarak bir adi kefalet sözleşmesi olacağı hususu düzenlenmişse de, uygulamada hemen bütün kefalet sözleşmeleri müteselsil kefalet sözleşmesi biçiminde düzenlenmektedir.

209 Bu bağlamda da alacaklı dilerse borçluya, dilerse kefile doğrudan başvurmakta serbest olmaktadır. İşte bu sorunu çözmek isteyen yasa koyucu TKHK md. 10/III’de "Tüketici kredisinin teminatı olarak şahsi teminat verildiği hallerde, kredi veren, asıl borçluya başvurmadan, kefilden borcun ifasını isteyemez" diyerek sözleşmede kefaletin müteselsil olduğu hususunda bir ibare olsun ya da olmasın, sonuç değişmeyecek, kredi kurumu öncelikle alacağını tahsil için asıl borçluya başvurmadan kefilden isteme yoluna gidemeyecektir. Bu da borçlu hakkında yapılan icra takibinin semeresiz kalması ya da borçlu aleyhine Türkiye'de icra takibi yapmanın olanaksız olması hallerinde olacaktır (BK md. 486).

210 Benzer bir amaçla yapılan 10. maddenin son fıkrasına göre de "Kredi verenin ödemeleri bir kıymetli evraka bağlaması ya da krediyi kıymetli evrak kabul etmek suretiyle teminat altına alması yasaktır. Bu yasağa rağmen tüketiciden bir kıymetli evrak alınacak olursa, tüketici bu kıymetli evrakı kredi verenden geri istemek hakkına sahiptir. Ayrıca, kredi veren kıymetli evrakın ciro edilmesi sebebiyle tüketicinin uğradığı zararı tazmin etmekle yükümlüdür."

211 KREDİ KARTLARI Kredi kartı, belirli işyerlerinden mal satın alma veya hizmetlerden yararlanma hakkını nakit ödemeksizin hak sahibi kişilere; yani yetkili hamile sağlayan ödeme aracı olarak tanımlanmaktadır. Bugün artık hemen hemen herkes tarafından yaygın biçimde kullanılan kredi kartı uygulamasının temellerinin ABD'de atıldığı belirtilmektedir.

212 TÜKETİCİ KREDİSİ TÜRÜ OLARAK KREDİ KARTI Tüketicinin Korunması Hakkında Kanunda 2003 yılında yapılan değişiklikler sonucunda tüketicinin korunması hukuku alanında düzenlenen kredi kartları yasada tanım- anmış değildir. Buna karşılık yasanın 10/A maddesi bu hususa ayrılmış, ayrıca yasaya eklenen geçici 2. maddeyle ekonomik kriz neticesinde ağır sorunlar yaratan kredi kartı borçlularının durumlarını kolaylaştırmaya yönelik bir düzenleme getirilmiştir.

213 "Kredi kartı ile mal veya hizmet alımı sonucu nakdi krediye dönüşen veya kredi kartı ile nakit çekim suretiyle kullanılan krediler de 10. uncu madde hükümlerine tabidir". Bu bağlamda tüketici kredilerini düzenleyen 10. madde hükümleri kredi kartı aracılığıyla ortaya çıkan tüketici kredilerine de yaygınlaştırılmış olmaktadır. Ancak kredi kartları vasıtasıyla ortaya çıkan tüketici kredisi ile az önceki bölümde söz edilen anlamda tüketici kredilerinin birbirine uymayan hükümlerini de göz önünde tutan yasa koyucu aradaki farkları vurgulamak amacıyla bir başka hüküm daha sevketmiş ve tüketici kredisinin uygulanmayacak olan hükümlerinin neler olduğunu belirtmiştir.

214 Buna göre "..bu tür krediler hakkında 10 uncu maddenin ikinci fıkrasının (a), (b), (h) ve (ı) bentleri ile dördüncü fıkra hükmü" uygulanmayacaktır. Anılan çerçevede kredi kartı aracılığı ile tüketici kredisine dönüşecek krediler için uygulanmayacak hükümler tüketici kredisi sözleşmesinin zorunlu içeriğinde yer alması gereken hususlarla ilgilidir. Buna bağlı olarak yapılacak kredi kartı sözleşmesinde de aynen tüketici kredisi sözleşmesinde yer alması gereken hususlar yer alacak, buna karşılık istisna edilen ve yukarıda belirtilen unsurlar yer almayacaktır

215 İstisna tutulan hususlar şunlardan ibarettir: a)Tüketici kredisi tutarı, b)Faiz ve diğer unsurlarla birlikte toplam borç miktarı, c)Kredinin vadesinden önce kapatılmasına ilişkin şartlar, d)Kredinin yabancı para birimi cinsinden kullandırılması durumunda, geri ödemeye ilişkin taksitlerin ve toplam kredi tutarının hesaplanmasında, hangi tarihteki kurun dikkate alınacağına ilişkin şartlar.

216 KREDİ KARTI SÖZLEŞMESİNİN ŞEKLİ ve ZORUNLU İÇERİĞİ Tüketicinin Korunması Hakkında Kanunun 10/A maddesinde yer alan hükme göre, kredi kartı ile mal veya hizmet alımı sonucu nakdi krediye dönüşen veya kredi kartı ile nakit çekim suretiyle kullanılan krediler de önceki başlık altında belirtilen istisnalar dışında tüketici kredisinin düzenlendiği 10. madde hükümlerine tabi olacaktır (md. 10/A ). Bu çerçevede kredi kartı sözleşmesinin de yazılı olarak yapılması ve sözleşmenin bir nüshasının tüketiciye verilmesi gerekecektir. Bu sözleşmede yer alması gereken hususlar ise :

217 a) Faizin hesaplandığı yıllık oran, b) Ödeme tarihleri, anapara, faiz, fon ve diğer masrafların ayrı ayrı belirtildiği ödeme planı, c)İstenecek teminatlar, d)Akdi faiz oranının yüzde otuz fazlasını geçmemek üzere gecikme faizi oranı, e) Borçlunun temerrüde düşmesinin hukuki sonuçları, olacaktır.

218 . Bunun yanı sıra taraflar arasında akdedilen sözleşmede öngörülen kredi şartlarının sözleşme süresi içerisinde tüketici aleyhine değiştirilemeyeceği (md.lO/f.l c.2) hükmü burada da uygulanma olanağı bulacaktır. Ancak burada da kredi kartı sözleşmelerinin belirli olmayan bir zaman içinde, belirli olmayan bir miktar için ve belirli olmayan kişilerle yapılabilecek mal alımı ya da hizmet ediminden yararlanmaya ilişkin olarak ortaya çıkabileceği olasılığı, yasa koyucunun istisnai bir hüküm koymasını gerektirmiştir.

219 md.lO/A f.3'e göre "Kredi veren faiz artırımını otuz gün önceden tüketiciye bildirmek zorundadır. Kredi veren tarafından artırılan faiz oranı geriye dönük olarak uygulanamaz. Tüketici bildirim tarihinden itibaren en geç altmış gün içinde tüm borcu ödeyip kredi kullanmaya son verdiği takdirde faiz artışından etkilenmez".

220 ". Bu bağlamda artırılan faiz oranı derhal ve geçmişe etkili bir biçimde uygulanamayacak, bunun için bildirimden itibaren 30 günlük bir sürenin geçmesi beklenecektir. Bunun dışında tüketici bu artırılmış faiz oranından memnun değilse faiz oranının artırımının kendisine bildirilmesi tarihinden itibaren 60 gün içinde tüm borcunu ödeyerek kredi kullanmaya son verdiği takdirde faiz artırımından hiç etkilenmemiş olacaktır.

221 Ayrıca; Tüketici kredisindeki düzenlemeler kredi kartları içinde geçerlidir -Kredi veren, faiz artırımını 30 gün önceden kart sahibine yazılı bildirmek zorundadır -Artırılan faiz oranı geriye dönük uygulanamaz -Tüketici 60 gün içinde borcunu öderse faiz artışından etkilenmez -Satıcı, tüketiciden mal/hizmet bedeli dışında hiçbir ad altında komisyon v.b. ilave ücret isteyemez.

222 4077 Sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun' da ve 4226 Sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun’un Bazı Maddelerinde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısının 14. Maddesi ile değiştirilen Kanun’un 10. Maddesi (kredi sözleşmelerinin içeriği ve bankaların sorumlulukları hakkında hükümler) ve Tasarının 15. Maddesi ile eklenen 10/a maddesi (kredi kartları hakkında) ile ilgili AB Direktifi aşağıda incelenmiştir.Kanun kredi kartları Tüketici Kredilerine İlişkin Üye Ülke Mevzuatının Yakınlaştırılmasına Dair 87/102/EEC Sayılı Konsey Direktifi Ayıplı mallarda bankaların sorumluluklarına ilişkin hüküm 87/102/EEC Sayılı Konsey Direktifinin 11. Maddesinde yer almaktadır.

223 Madde 11 (a) Mallar satın almak veya hizmetler elde etmek için, tüketici, malların veya hizmetlerin tedarikçisinden başka bir kişiyle bir kredi anlaşmasına girdiğinde; ve (b) Krediyi veren ile malları veya hizmetleri tedarik eden arasında, söz konusu tedarikçiden mal veya hizmet alınması için, yalnızca söz konusu kredi veren tarafından söz konusu tedarikçinin müşterilerine kredi verilmesine yönelik daha önceden yapılmış bir anlaşma olduğunda; ve (c) Yukarıda alt-paragraf (a)’da belirtilen tüketici, kredisini, söz konusu önceden var olan anlaşma gereğince aldığında; ve (d) Kredi anlaşmasının kapsadığı mallar veya hizmetler, teslim edilmediği veya ancak kısmen teslim edildiği veya tedarik sözleşmesine uygun olmadığı takdirde; ve (e) Tüketici, tedarikçiye karşı yasal yollara müracaat ettiği fakat hakkı olan tatmini elde edemediği takdirde, tüketici, kredi verene karşı yasal yollara müracaat etme hakkına sahip olacaktır. Üye devletler, bu yasal yolların hangi ölçüde ve hangi koşullar altında kullanılabilir olduğunu tespit edeceklerdir.

224 TÜKETİCİNİN ASGARİ ÖDEME TUTARINI VADESİNDE ÖDEMEMESİNİN SONUÇLARI Yasada getirilen düzenlemeyle tüketicinin asgari ödeme tutarını vadesinde ödememesine bağlanan sonuç belirlenmiştir. Buna göre "kredi veren tarafından tüketiciye gönderilen dönemsel hesap özetleri, 10 uncu maddenin ikinci fıkrasının (d) bendinde öngörülen ödeme planı hükmündedir. Dönemsel hesap özetinde yer alan asgari ödeme tutarının vadesinde ödenmemesi halinde; tüketici, 10 uncu maddenin (f) bendinde yer alan gecikme faizi dışında herhangi bir isim altında yükümlülük altına sokulamaz."

225 TATİL VE GEZİ AMAÇLI SÖZLEŞMELERDE TÜKETİCİNİN KORUNMASI

226 Günümüzde pek çok kişi boş vakitlerini değerlendirmek, bilgi ve kültürünü artırmak, dinlenmek ya da eğlenmek gibi pek çok nedenlerle bulundukları yerlerden başka yerlere gitmekte,turizm aktiviteleri olarak adlandırılan faaliyetlere katılmaktadır.

227 Ancak bu tür faaliyetler bazen da kişiler için sonu hüsranla biten maceralar haline dönüşüvermektedir: Kısıtlı kaynaklarla planlanan tatil hayalleri,kötü ulaşım,sıcaktan girilmeyen pansiyon odaları,ilgisiz ve bilgisiz yöneticiler gibi nedenlerle tatilden çok eziyet halini almakta,üstelik kişi bir de azarlanmakta ve çoğu zamanda ortada kalakalmaktadır. Genel hükümler çerçevesinde gerçekleşecek başvuru yolları da çoğunlukla yararlı sonuç vermemekte, bazen de bu yollar baştan kapatılmış olmaktadır. Sonuç olarak tüketici görünümündeki bir hukuk öznesinin,bu tür bir işlemden dolayı korunmasını sağlayacak mekanizmaların işletilmesinin ne denli haklı ve yerinde olduğu birkez daha ortaya çıkmaktadır.

228 Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun da işte bu noktada tatil ve seyahat amaçlı olarak yapılan ve taraflarından birisini tüketicinin oluşturduğu sözleşmeleri özel olarak ele alıp çeşitli hükümler sevk ederek bu boşluğu doldurmaya çalışmıştır. Bu amaçla devre tatil sözleşmeleri ve paket tur sözleşmeleri adı altında iki tür sözleşmeye yasada yer vermiştir.

229 DEVRE TATİL SÖZLEŞMELERİNDE TÜKETİCİNİN KORUNMASI

230 Devre tatil sözleşmesi bir taşınmazdan tatil amaçlı ve sınırlı bir zaman parçası boyunca yararlanmayı amaçlayan bir sözleşme olarak karşımıza çıkar.Aslında “devre tatil sözleşmesi” deyiminde kullanılan “devre tatil” kavramı sözleşmenin amacını ve niteliğini açıklamaya yarayan bir kavram değildir. Bu deyimden sanki tatilin bir devresinin sözleşmenin konusunu oluşturduğu ya da kişinin tatilini devreler halinde gerçekleştireceği gibi bir anlam çıkabilir.Ancak burada söz konusu olan tatilin değil,taşınmazın belli devrelerle tatil için özgülenmesidir.

231 Bu sözleşmenin karşılığını oluşturduğu söylenen(time-sharing;Teilzeitwonrech-tvertrag) sözcüklerde vurgulanan da aslında budur.Bu tür bir kavramın kullanılması,bu sözleşmeye benzer nitelikleri bulunan ancak sağladığı hak açısından çok farklı sonuçlar doğuran devre mülk sözleşmesine benzetilmek istenmesinden kaynaklanmaktadır.

232 Her iki sözleşme arasında varolan ses benzerliğine karşılık,aradaki önemli ayrım devre tatil sözleşmesinin şahsi bir talep hakkı doğuran eşya hukuku sözleşmesi niteliğinde olmasıdır.Aslında uygulamada bu ses benzeşmesi nedeniyle pek çok tüketici kandırılmış,kolayca kötü niyetli kişilerin tuzağına düşmüştür.

233 devre mülk hakkı Devre mülk hakkı ve devre mülk sözleşmesi Kat Mülkiyeti Kanununda düzenlenmektedir(md )Yasada devre mülk hakkının ancak konut (mesken) niteliğinde olan bağımsız yapılarda ya da kat mülkiyetine veya kat irtifakına çevrilmiş yapılarda söz konusu olacağı belirtilmiştir. Anılan yasada getirilen düzenlemelere göre,konut olarak kullanılmaya elverişli bir yapı veya bağımsız bölümün ortaklarından herbiri lehine bu yapı veya bağımsız bölümlerden yılın belirli dönemlerinde yararlanma hakkı kurulabilir.

234 Müşterek mülkiyet payına bağlı olarak kurulan bu irtifak hakkına ise devre mülk hakkı denir.devre mülk üzerinde bu hakla bağdaşan ayni haklar da kurulabileceği yasada ifade edilmiştir. yine yasa gereğince devre mülk hakkı bağlı olduğu müşterek mülkiyet payına bağlı olarak devir ve temlik edilebilir ve mirasçılara geçer.

235 Devre mülk hakkını kurulması için yapılacak sözleşmeye de devre mülk sözleşmesi denir.aksi resmi biçimde yapılacak sözleşmede kararlaştırmadıkça üzerinde devre mülk hakkı kurulacak yapı veya bağımsız bölümlerin ortak malikleri arasında dönem süresi devir ve teslimiyle yararlanma biçimi ve yöntemleri yöneticilerin seçimi ile hak ve sorumlulukları büyük onarım için ayrılacak dönem bakım masrafları gibi hususlar devre mülk sözleşmesinde belirlenir.

236 Devre mülk hakkının yılın belli dönemlerine ayrılması ve 15 günden daha az süreli olmaması yasa gereğidir. Sözleşmede aksi kararlaştırılmamışsa devre mülk hakkı sahibi bu hakkın kullanımını başkalarına bırakabilir.

237 DEVRE TATİL SÖZLEŞMELERİNDE TÜKETİCİNİN KORUNMASI

238 Devre tatil sözleşmeleri Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun’a 2003 değişiklikleri ile girmiştir. “Devre Tatil Sözleşmesi” başlıklı 6/B maddesinde

239 ‘Devre tatil sözleşmeleri,en az üç yıl süre için yapılan ve bu süre zarfında yıl içinde,belirli veya belirlenebilecek ve bir haftadan az olmayacak bir dönem için bir veya daha fazla sayıdaki taşınmazın kullanım hakkının devri ya da devri taahhüdünü içeren ve bir nüshasının tüketiicye verilmesi zorunlu,yazılı sözleşme ya da sözleşmeler grubudur’ Denilerek bu sözleşmeye tek bir madde ayrılmış,maddenin ikinci fıkrasında ise devre tatil sözleşmelerine ilişkin usl ve esasların Bakanlıkça belirleneceği hükmü getirilmiştir.

240 Buna bağlı olarak da tarihli resmi gazetede yayınlanan Devre Tatil Sözleşmeleri Uygulama Usul ve Esasları Hakkında Yönetmelik çıkarılmıştır.

241 DEVRE TATİL SÖZLEŞMESİNİN TARAFLARI NİTELİĞİ VE UNSURLARI Devre tatil sözleşmesi yasada düzenlenen sözleşmelerin çeşitli unsurlarını içinde barındıran atipik karma bir sözleşme niteliğindedir.Bu anlamda içinde kira,satış,hizmet sözleşmesinin unsurlarını barındırmaktadır. Taraflardan birisinin bu belirtilen unsurların birden fazlasını yerine getirmekle yükümlü olduğu diğer tarafın ise bütün bunlara karşılık tek bir edimde bulunma (genellikle bir miktar para ödeme) borcunun söz konusu olduğu bu tür karma sözleşmeler kombine sözleşmeler olarak adlandırılmaktadır.

242 Bu tür sözleşmelere kendisini oluşturan sözleşmelere ait hükümlerin kıyasen uygulanacağı kabul edilir. Bu durumda Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun’un 6/B maddesi ve sözleşme ile ilgili olduğu oranda aynı yasanın diğer hükümleri,uygulanacak bir hüküm bulunmadığı zaman ise belirtilen sözleşmelere ilişkin hükümler uygulama alanı bulacaktır (TKHK md. 30).

243 THKH md.6/B hükmünde getirilen düzenleme ve ilgili yönetmelik hükümlerinde yola çıkılarak devre tatil sözleşmesinin unsurları belirlenebilir.Buna göre: -Sözleşme en az üç yıllık bir süreyi kapsamalıdır. -Sözleşmede belirli veya belirlenebilecek ve bir haftadan az olmayacak bir dönem belirlenmelidir. -Sözleşme bir veya daha fazla sayıdaki taşınmazın kullanım hakkının devri ya da devri taahhüdünü içermelidir. -Sözleşmenin bir nüshasının tüketiciye verilmesi zorunluluğu vardır. -Sözleşme ya da sözleşme grubu yazılı biçimde yapılmalıdır.

244 DEVRE TATİL SÖZLEŞMESİNDE TÜKETİCİNİN VE GİRİŞİMCİNİN HAKLARI VE BORÇLARI Tüketicinin hakkı sözleşmede üstlenilen edimleri talep etmek ve en önemli borcu da kararlaştırılan bir miktar parayı ödemek olacaktır. Bu anlamda sözleşmede belirlenen süre içinde taşınmazdan,sözleşmede belirlenen hizmetlerden ve sözleşmede belirtilen ortak yerlerden yararlanmayı talep edebilecektir.

245 Yine girişimci ile yapılan sözleşmede belirtilmiş olması kaydıyla yararlandığı taşınmazı değiştirme, bir başka kişiye kiraya verme, devretme veya mirasçılara geçme hakkı gibi haklar ileri sürülebilecektir. Bunlara karşılık devre bedelini ödemeden başka,somut sözleşme ilişkisine göre farklı olmakla birlikte;genel olarak kullanım şeklini bildirme,çeşitli yönetim ve bakım giderleri gibi giderleri ve sözleşmeye göre ayrı bir bedel karşılığı elde edilebilen hizmetlerin bedelini ödeme borçlarından söz edilebilir.

246 Girişimcinin (satıcı/sağlayıcı) hakkı tüketicinin borçlarına,tüketicinin hakları da girişimcinin borçlarına karşılık gelmektedir. Bu anlamda girişimcinin önemli hakkı sözleşmede kararlaştırılan devre tatil bedelinin ödenmesini istemektedir. En önemli borcu ise devre tatil konusu taşınmazı sözleşmeye uygun bir biçimde tüketiciye kullandırma borcudur.

247 DEVRE TATİL SÖZLEŞMESİNİN ZORUNLU UNSURU Daha önce söz edilen ve devre tatil sözleşmesine ait usul ve esasların Bakanlıkça belirleneceğine ilişkin TKHK 6/B II hükmüne dayanılarak çıkartılan yönetmeliğin 5. maddesinde sözleşmede bulunması gereken bir takım unsurlar sayılmıştır. Buna göre sözleşmede şu hususlara yer verilmelidir:

248 a) Tüketicinin,sağlayıcının ve malikin isim,unvan,açık adres,telefon,ve varsa diğer erişim bilgileri, b)Sözleşme konusu hakkın niteliği,kapsamı ve kullanım koşulları, c)Sözleşme konusu taşınmazın fiili durumu ve yeri,taşınmaz inşaat halinde ise fiili durumu ve makul bir tamamlanma tarihi, d)Taşınmazın tamamlanmasına veya tamamlanamadığı hallerde yapılmış olan her türlü ödemenin,yasal faiziyle birlikte iade edileceğine dair bir taahhüt,

249 e)Tüketicinin yaralanabileceği yüzme havuzu,sauna ve benzeri ortak tesisler,ışıklandırma,su,bakım ve benzeri hizmetler ile bunlardan yararlanma şartları, f)Taşınmazın bakım ve onarımının,yönetimve idaresinin ne şekilde olacağına ilişkin açıklamalar, g)Sözleşmenin süresi ve sözleşme konusu hakkın kullanılabileceği dönem,

250 h)Sözleşme konusu hakkın kullanılması karşılığı olarak tüketici tarafından ödenecek bedel,ortak tesislerin ve hizmetlerin kullanımı için ödenecek bedel,ortak tesislerin ve hizmetlerin kullanımı için ödenecek bedel,harç gibi zorunlu yasal giderler ve genel idari masrafların ne şekilde hesaplanacağına ilişkin açıklamalar, ı)İktisabın sözleşmede belirtilenler dışında herhangi bir ek ödemeye ve yükümlülüğe yol açmayacağına ilişkin bir kayıt, j)Sözleşme konusu hakkın devir veya takas edilmesinin mümkün olup olmadığı,

251 k)Cayma hakkı ve bu hakkın ne şekilde kullanılacağı,cayma bildirimlerinin gönderileceği sağlayıcıya ilişkin bilgiler, l)Tarafların sözleşmeyi imzaladığı yer ve tarihe ilişkin bilgiler, Bu bilgilerin sözleşmede bulunmaması hali için ön görülen yaptırım ise yönetmeliğin 7. maddesinde belirtilmiştir.

252 Buna göre “Sözleşmede yer alması gereken ve 5. maddede belirlenen asgari koşullardan biri eksik olduğu taktirde tüketici,sözleşmeyi imzaladığı tarihten itibaren 3 ay içinde bir bildirimde bulunarak,bu sürenin sonuna kadar eksikliğin giderilmesini talep ve aksi taktirde sürenin bitiminde sözleşmenin kendiliğinden sona ermiş olacağını ihbar edbilir. Bu süre içinde eksiklik giderildiği taktirde,cayma hakkı için 6. maddede öngörülen süre,eksikliği giderici bilginin yazılı olarak tüketiciye ulaştırıldığı tarihten itibaren işlemeye başlar.

253 Buna karşılık süre içinde eksiklik giderilmez ise sözleşme 3 aylık sürenin bitiminde kendiliğinden sona erer. Bu halde tüketici bedel,cezai şart tutarı veya tazminat adı altında hiçbir ödemeyle yükümlü tutulamaz;yaptığı ödemeler varsa bunlar da sona erme tarihinden itibaren 10 gün içinde kendisine iade edilir.”

254 TÜKETİCİNİN BROŞÜR VERİLMESİNİ İSTEME HAKKI Tüketicinin korunmasında en önemli husus tüketicinin aydınlatılması ve bilgilendirilmesidir. Devre tatil sözleşmeleri için de bu konuda önemli bir adım atılmış ve sözleşme kurulmadan önce tüketicinin devre tatil konusu taşınmaz ve tatil olanakları ile ilgili olarak vaat edilenlerin neler olduğunu,bunun karşılığında kendi yükümlülüklerinin nelerden ibaret olduğunu görme olanağı tanınmıştır.

255 Bu çerçevede getirilen bir düzenleme olan devre tatil sözleşmeleri ile ilgili yönetmeliğin 10. maddesine göre girişimcinin taşınmaz veye taşınmazlar hakkında bilgi isteyen tüketiciye tanıtım amaçlı bir broşürü vermek zorundadır. Daha sonra yapılacak olan devre tatil sözleşmesinde taraflar aksini kararlaştırmadıkça ve mücbir sebebler dışında,broşürde yer alan şartlarda değişiklik yapılamayacaktır. Bu broşürde hangi hususların yer alması gerektiği de aynı maddenin ikinci fıkrasında belirtilmiştir.

256 Broşürde yer alması gereken hususlar şunlardır: a)Sağlayıcı ve malikin ism,unvan,açık adres,telefon ve varsa diğer erişim bilgileri, b)Taşınmazın bakım ve onarım,yönetim ve idaresinin ne şekilde olacağına ilişkin açıklamalar, c)Sözleşme konusu hakkın kullanılması karşılığı olarak tüketici tarafından ödenecek bedel,vergi,harç gibi zorunlu yasal giderler ve genel idari masrafların ne şekilde hesaplanacağına ilişkin açıklamalar,

257 d)Cayma hakkı ve bu hakkın ne şekilde kullanacağı,cayma bildiriminin gönderileceği sağlayıcıya ilişkin bilgiler, e)Taşınmaza ve sözleşmeye ilişkin daha fazla bilgiye nasıl ulaşacağına dair açıklamalar.

258 TÜKETİCİNİN GERİ ALMA(CAYMA) HAKKI Tüketiciyi koruyan en önemli araçlardan birisi de tüketiciyi koruyan geri alma hakkıdır. TKHK devre tatil sözleşmeleri içinde bu hakkı tüketiciye tanımamış, ancak dolaylı olarak yasada tanınmayan bu hak yönetmelik aracılığı ile tüketiciye verilmiştir. Daha önce sözedilen yönetmeliği 6.maddesine göre tüketici, “Sözleşmenin her iki tarafça imzalanmasından itibaren 10 gün içinde hiç bir sebep göstermeksizin ve hiç bir hukuki ve cezayi sorumluluk üstlenmeksizin cayma hakkını kullanrak sözleşmeden dönebilir.” metin içinde “dönebilir” denmesine ve başlıkta “cayma hakkı” kullanılmasına karşılık, burada anlatılmak istenen tüketiciye bir geri alma hakkının tanındığıdır.

259 Geri alma hakkının tanındığı hükmün 2. fıkrasına göre de “Sağlayıcı, bu süre dolmadan devre tatil sözleşmesine konu mal ve/veya hizmet karşılığında tüketiciden herhangi bir isim altında ödeme yapmasını veya borç altına sokan herhangi bir belge vermesini isteyemez. Sözleşmenin, devre tatil sözleşmesine konu tesiste akdedilmesi halinde, bu hüküm uygulanmaz. Bu durumda, sözleşmenin devre tatile konu tesiste yapıldığını ispat külfeti sağlayıcıya aittir. ” denilmektedir.

260 Tüketiciye tanıınan haklardan feragat etmesine yol açacak sözleşme hükümleri ile tüketicinin karşı yanını oluşturan girişimcinin sorumsuzluk kayıtları, olağan çerçevede ve genel hükümler gereğince geçerlidir. Ancak tüketicinin kornması yasası anlayışını iinde barındıran pek çok batılı ülke düzenlemesinde tüketici sözleşmeleri için bu tür kayıtların geçersizliğine ilişkin hükümler sevketmişlerdir. TÜKETİCİNİN HAKLARINDAN FERAGAT ETMESİNİN YA DA SORUMSUZLUK KAYITLARININ GEÇERSİZ OLMASI

261 TKHK da bir örneği olmasa da devre tatil sözleşmeleri ile ilgili yönetmelik bu konuda da bir adım daha atarak bu eksikliği kapatmıştır.Anılan yönetmeliği 9. maddesi hükmünne göre “tüküticinin ödediği bedel kısmen veya tamamen sağlayıcı tarafından ya da sağlayıcı ile kredi veren arasındaki anlaşmaya dayanılarak karşılanıyorsa cayma hakkının kullanılması halinde, kredi sözleşmesi de hiç bir tazminat veya cezai şart tutarını ödeme yükümlülüğü söz konusu olmaksızın kendiliğinden sona erer.Ancak bunun için, cayma bildiriminin kredi verene de yazılı olarak iletilmesi gerekir.”

262 PAKET TUR -PAKET TUR SÖZLEŞMELERİ UYGULAMA USUL VE ESASLARI HAKKINDA YÖNETMELİK AMAÇ: Madde 1-Bu yönetmeliğin amacı, paket tur sözleşmelerine ilşkin usul ve esasları düzenlemektir. KAPSAM: Madde 2-Bu yönetmelik paket tur, paket tatil veya paket seyahatler gibi isimler altında, ulaştırma, konaklama ve bunlara yardımcı sayılmayan diğer turistik hizmetlerin en az ikisini birlikte herşeyin dahil olduğu fiyatla satılan veya satış taahhüdü yapılan ve hizmeti 24 saatten uzun bir süreyi kapsayan veya gecelik konaklamayı içren sözleşmelere uygulanır.

263 Dayanak: Madde 3- Bu yönetmelik tarihli ve 4077 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun 31. ve bu Kanuna 4822 sayılı Kanunla eklenen 6/c maddelerine dayanılarak hazırlanmıştır. Tanımlar: Madde 4- Bu yönetmeliği uygulanmasında; a) Bakanlık: Sanayi ve Ticaret Bakanlığını, b) Bakan: Sanayi ve Ticaret Bakanını, c) Seyahat Acentası: Kâr amacıyla turistlere ulaştırma, konaklama, gezi, spor ve eğlence imkanları sağlayan,onlara turizimle ilgili bilgiler veren,bu konuya ilişkin tüm hizmetleri gören ticari kuruluşları,

264 d) Tüketici: Bir mal veya hizmeti ticari veya mesleki olmayan amaçlarlal edinen, kullanan veya yararlanan gerçek ya da tüzel kişiyi, e) Hizmet: Bir ücret veya menfaat karşılığda yapılan mal sağlama dışındaki her türlü faaliyetleri, f) Sağlayıcı: Kamu tüzel kişileri de dahil olmak üzere ticari veya meslek faaliyetleri kapsamında tüketiciye hizmet sunan gerçek veya tüzel kişileri,

265 g) Paket Tur Sözleşmesi: Ulaştırma, konaklama ve bunalra yardımcı sayılmayan diğer turistik hizmetleir en az ikisinin birlikte herşeyin dahil olduğu fiyatla satılan veya satış taahhüdü yapılan ve hizmeti 24 saatten uzun bir süreyi kapsayan veya gecelik konaklamayı içeren sözleşmeleri, ifade eder.

266 PAKET TUR SÖZLEŞMESİ Madde 5- Paket tur başalmadan önce, paket tur sözleşmesinini yazılı olarak yapılamsı vebu sözleşmenin bir nüshasının tüketiciye verilmesi zorunludur. Sözleşmede; a) Sözleşme taraflarının isim, ünvan, açık adres, telefon ve varsa diğer erişim bilgileri,

267 b) Hareket, dönüş tarihi ve saatleri ile kesintiler dahil paket turun süresi, c) Paket tur sırasındaki duraklama yerleri ve nakil bağlantıları dahil turun güzergahı, ulaşım araçlarını cinsi, konaklama yeri ve sınıfı, bunların süreleri, yemek öğün sayısı varsa rehber ve ücreti ile paet tura dahil diğer hizmetlere ilişkin bilgiler, d) Paket tur öncesi ve paket tur sırasındaki fesih koşular, e) Seyahat acentasının kusur veya sözleşmeye kısmen ya da tamamen uymaması hallerinde ödeyeceği tazminat ile ödenmiş olan paranın iadesine ilişkin bir taahhüd,

268 f) Mucbir sebep sayılan haller ve bu hallerde tarafların hak ve sorumlulukları, g) Paket turun Türk Lirası olarak vergiler dahil fiyat ve ödeme şekli, h) Vadeye göre faiz ile birlikte ödenecek Türk Lirası olarak toplam satış fiyatı, ı) Faiz miktarı, faizin hesaplandığı yıllık oran ve sözleşmede belirtilen faiz oranının yüzde otuz fazlasının geçmemek üzere gecikme faizi oranı, j) Peşinat tutarı, k) Ödeme planı, l) Borçlunun temerrüde düşmesinin hukuki sonuçları, yer alır.

269 FİYAT DEĞİŞİKLİKLERİ Madde 6- Sözleşmede öngörülen fiyat ve koşullar değiştirilemez. Ancak, liman ve havaalanına iniş vergileri gibi harç, vergi ve ücretler ile döviz kurlarından kaynaklana fiyat değişkliklerine bu hüküm uygulanmaz Seyahat acentası, paket turdan önce, yukarda verilen nedenlerle meydana gelen fiyat artışını tüketiciye derhal bildirir. bu durumda tüketici herhangi bir tazminat ödemeden sözleşmeden dönme hakkını kullanır ya da değişikleri ve fiyat üzerindeki etkisini açıkça belirten ek sözleşmeyi kabul eder.

270 Tüketici, sözleşmeden döndüğü takdirde seyahat acentasının kendisine ikame bir paket tur sunabilmeis halinde eşdeğerde bir başka paket tur alma ya da sözleşme kapsamında ödemiş olduğu tüm bedeli 10 gün içinde geri alarak sözleşmeden dönme haklarından birini kullanabilir.

271 SÖZLEŞMENİN DEVRİ Madde 7- Tüketici, paket turadevam etmesinin mümkün olmaması durumunda, hareketten en az 7 gün önce seyahat acetasına niyetini bildirerek rezervasyonununu, paket tur açısından tüm koşulları yerine getiren bir üçüncü kişiye devredebilir. Bu durumda, paket turu devreden ve devralan, sözleşmeye taraf seyahat acentasına karşı bakiye tutarın ve söz konusu devirden doğan tüm ilave masrafların ödenmesinden müteselsilen sorumludurlar.

272 SEYAHAT ACENTASININ SÖLEŞMEYİ FESHETMESİ Madde 8- Seyahat acentasının sözleşmeyi feshetmesi halinde tüketici uğradığı zarar oranında tazminat hakkına sahip olur. Ayrıca, seyahat acentası, tüketicinin o güne kadar yaptığı tüm ödemeleri ve tüketiciyi borç altına sokan tüm belgeleri 10 gün içinde tüketiciye iade eder

273 Sözleşmenin feshi, kayıt edilen tüketici sayısının, paket turun düzenlenmesi için gerekli olan sayıya ulaşmaması ve bu durumun bir fesih sebebi olduğunun sözleşmede yer alması ya da seyahat acentası gerekli tüm özeni göstermiş olmasına rağmen mücbir sebeplerden kaynaklanması halinde tüketicinin tazmin hakkı doğmaz.

274 Tüketici Şikayeti ve Kurumlar ile İlişkisi (Tümdengelim) İl Hakem Heyetiİlçe Hakem Heyeti Tüketici Mahkemesi Bilir Kişi Malın Fiyatı 1-Şikayet 3-Şikayet Dilekçesi 4- Kabul Heyet Sonucu 6- Red 2- Red 11- İade/Ödeme

275 Hukuki Mevzuat Kanun: 4077 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun ( ) Yönetmelik: Tüketici Sorunları Hakem Heyetleri Yönetmeliği ( )

276 Madde 5 —Tüketiciler ile satıcı ve sağlayıcılar arasında çıkan uyuşmazlıkları çözümlemek amacıyla veya tüketici mahkemelerinde delil olarak ileri sürülebilecek kararları almak üzere il ve ilçe merkezlerinde hakem heyetleri kurulur.İl hakem heyetleri il merkezi sınırları içinde, ilçe hakem heyetleri ise ilçe sınırları içinde görevli ve yetkilidir. Başvurular, tüketicinin mal veya hizmeti satın aldığı veya tüketicinin ikametgahının bulunduğu yerdeki hakem heyetine yapılır.Büyükşehir statüsünde bulunan illerde kurulan il hakem heyetleri, mal ve hizmet bedeli Bakanlıkça her yıl Aralık ayı içinde tespit ve ilan edilecek tutarın üzerindeki uyuşmazlıklara bakmakla görevli ve yetkilidir. Bu bedelin altındaki uyuşmazlıklara büyükşehir belediyesi sınırları dahilinde kurulu ilçelerdeki hakem heyetlerince ikinci fıkrada belirtilen esaslar uyarınca bakılır.Hakem heyetleri; görev, yetki veya çalışma kapsamı dışında kalan başvuruları doğrudan ilgili kuruluşlara veya hakem heyetlerine intikal ettirir. Hakem heyetlerinin Kuruluşu ve Görev Alanı

277 Madde 7- Hakem heyetleri, başkan dahil 5 üyeden oluşur. Heyetin başkanlığı illerde Sanayi ve Ticaret il Müdürü veya görevlendireceği bir memur, ilçelerde kaymakam yada görevlendireceği bir memur tarafından yürütülür. Diğer üyeler şunlardır: a) Belediye başkanının görevlendireceği uzman bir personel, b) Baronun mensupları arasından görevlendireceği bir memur tarafından yürütülür. c) Tüketici örgütlerinin seçecekleri bir üye, d) Satıcının tacir olduğu uyuşmazlıklarda ticaret ve sanayi odasının ya da bunların ayrı ayrı örgütlendiği yerlerde ticaret odasının, satıcının esnaf ve sanatkar olduğu uyuşmazlıklarda, illerde esnaf ve sanatkarlar odalarının görevlendireceği bir üye. Hakem Heyetleri Başkan ve Üyeleri

278 Tüketici Sorunları Hakem Heyetleri İl Hakem Heyetiİlçe Hakem Heyeti Başvurular, * Tüketicinin mal veya hizmeti satın aldığı satıcının bulunduğu yerdeki hakem heyetine yapılır. * Kapıdan satışlarla ilgili uyuşmazlıklarda ise, tüketicinin bulunduğu yerdeki hakem heyetine başvurulur. * Tüketicinin ikametgahı ile satıcının bulunduğu yerin farklı olması halinde, tüketici başvurusunu, ilgili hakem heyetine intikal ettirilmek üzere, ikametgahının bulunduğu yerdeki hakem heyetine de yapabilir. İl Hakem Heyeti Büyükşehir statüsünde bulunan illerde İlçe Hakem Heyeti Malın Fiyatı Tüketici Sorunları Hakem Heyetleri Yönetmeliği, Md.5

279 Başvuru Tüketici Sorunları Hakem Heyetleri Yönetmeliği, Md.12 - Uyuşmazlık konusunu içeren dilekçenin delil oluşturan ilgili belgelerle birlikte hakem heyetine verilmesiyle yapılır. -Tüketici aynı uyuşmazlık konusu ile ilgili olarak birden çok hakem heyetine başvuramaz. - Aksi takdirde, diğer taraf lehine derdestlik itirazında bulunma hakkı doğar. - Tüketicinin uyuşmazlık konusu ile ilgili olarak aynı hakem heyetine birden fazla başvuru yapması durumunda da ikinci fıkra hükümleri uygulanır. derdestlik: Açılmış davanın devam etmekte olduğu, henüz karara bağlanmadığını anlatmak için de kullanılır. Tüketici Sorunları Hakem Heyetleri (Çalışma Usul ve Esasları )

280 - Müracaatlar, başvuru tarih ve sırasına göre en geç bir ay içinde hakem heyetince görüşülür ve karara başlanır. - Başvurular, tarafların ivedi inceleme talebi bulunduğu veya gerekli görüldüğü hallerde hakem heyetlerince öncelikle gündeme alınarak sonuçlandırılır. - Tüketicinin yabancı turist olması durumunda da ikinci fıkra hükümleri uygulanır. Karar Süresi Tüketici Sorunları Hakem Heyetleri Yönetmeliği, Md.13 Tüketici Sorunları Hakem Heyetleri (Çalışma Usul ve Esasları )

281 Tüketici Sorunları Hakem Heyetleri (Çalışma Usul ve Esasları ) İnceleme şekli Madde 19-İnceleme, raportör tarafından hazırlanan rapor ve ilgili belgelerin yer aldığı dosya üzerinde yapılır. Ayrıca, hakem heyetince gerek görüldüğü hallerde taraflar dinlenir.raportör Çözümü bilirkişi incelemesini gerektiren uyuşmazlık konularında, a) Bağlayıcı olmayan hakem heyeti kararları için bir, b) Bağlayıcı hakem heyeti kararları için birden fazla, bilirkişi görevlendirilebilir.

282 Hakem heyeti uyuşmazlık konusuna ilişkin her türlü bilgi ve belgesi taraflardan, ilgili kurum ve kuruluşlardan isteyebilir. Bilgi ve Belge isteme Yetkisi Tüketici Sorunları Hakem Heyetleri Yönetmeliği, Md.22 Tüketici Sorunları Hakem Heyetleri (Çalışma Usul ve Esasları )

283 Kararın Bildirimi Madde 24 - Kararlar, alındığı tarihten itibaren 3 gün içinde taraflara yazılı olarak bildirilir. Kararın ilanı Madde 25 - Hakem heyetlerince alınan kararların taraf ve sonuçlarını gösterir listeler, illerde il müdürlüklerinde, ilçelerde kaymakamlıklarda duyuru panolarında aylık olarak ilan edilir. Tüketici Sorunları Hakem Heyetleri Yönetmeliği, Md.13 Tüketici Sorunları Hakem Heyetleri (Çalışma Usul ve Esasları )

284 Büyükşehir statüsünde bulunan illerde kurulan il hakem heyetleri, mal ve hizmet bedeli Bakanlıkça her yıl başında belirlenecek tutarın üzerindeki uyuşmazlıklara bakmakla görevli ve yetkilidir. Bu bedelin altındaki uyuşmazlıklara; Büyükşehir belediyesi sınırları dahilinde kurulur ilçelerdeki hakem heyetlerince bakılır.

285 TÜKETİCİ MAHKEMELERİ Tüketici sorunları ile ilgili uyuşmazlıkların elden geldiğince çabuk yoldan giderilmesi gereksinimi öncelikle Tüketici sorunları hakem heyetinin kurulması yoluyla aşılmak istenmiştir.Ancak bu heyetin yetki alanına girmeyen konulardaki tüketici sorunlarının da çabuk ve basit bir şekilde ve aynı konularda uzmanlaşmış yargıçlar tarafından çözülmesi, genel mahkemelerde uygulanan yargılama yöntemlerinin yerine sonuca daha çabuk biçimde ulaşılmasının sağlanması için Tüketici Mahkemelerinin kurulması öngörülmüştür Tüketici Mahkemeleri tüketici sorunlarını çözmek için kurulmuştur Tüketici davaları tüketicinin ikametgahındaki mahkemede açılabilir.

286 TÜKETİCİ MAHKEMELERİ Tüketici Mahkemesi’nin olmadığı yerlerde Tüketici davalarına bakan Asliye Ticaret Mahkemeleri onunda olmadığı yerlerde Tüketici davalarına bakan Asliye Hukuk Mahkemeleri’ne dava açılmalıdır. Mahkeme masrafları haksız çıkan tarafça karşılanır Tüketici örgütleri tüketicilerin genelini ilgilendiren hallerde tüketici mahkemelerinde dava açabilirler. Tüketici örgütlerince açılacak davalarda bilirkişi ücretleri, 29 uncu maddeye göre kaydedilen özel ödenekten Bakanlıkça karşılanır. Davanın, davalı aleyhine sonuçlanması durumunda, bilirkişi ücreti 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun hükümlerine göre davalıdan tahsil olunarak 29 uncu maddede düzenlenen esaslara göre bütçeye özel gelir kaydedilir.

287 Raportör Madde 10-İllerde il müdürü tarafından il müdürlüğü personeli arasından, ilçelerde kaymakam tarafından ilçede görevli Devlet memurları arasından en az bir asil bir yedek raportör görevlendirilir. Raportör, hakem heyetinin çalışmalarına ve kararlarına esas olacak; a) Dosya ve raporu hazırlamak, b) Toplantı gündemini düzenlemek, c) Toplantılarda hazır bulunmak, d) Toplantı tutanaklarını tutmak, karar defterine kaydetmek, e) Evrak ve arşiv işlerini yürütmek, f) Başkanın ve hakem heyetinin uygun gördüğü diğer işleri yapmak, ile görevlidir


"SÖZLEŞME ÖNCESİ AŞAMADA TÜKETİCİ HAKLARININ KORUNMASI SÖZLEŞME ÖNCESİ TÜKETİCİNİN KORUNMASI VE SÖZLEŞME ÖZGÜRLÜĞÜ." indir ppt

Benzer bir sunumlar


Google Reklamları