Sunum yükleniyor. Lütfen bekleyiniz

Sunum yükleniyor. Lütfen bekleyiniz

KAMU MALİYESİ 2 DERS İÇERİĞİ Kamu Gelirleri Teorisi Verginin Fonksiyonları ve Vergileme İlkeleri Vergilemeye İlişkin Temel Kavramlar Vergi Tekniği (Vergileme.

Benzer bir sunumlar


... konulu sunumlar: "KAMU MALİYESİ 2 DERS İÇERİĞİ Kamu Gelirleri Teorisi Verginin Fonksiyonları ve Vergileme İlkeleri Vergilemeye İlişkin Temel Kavramlar Vergi Tekniği (Vergileme."— Sunum transkripti:

1 KAMU MALİYESİ 2 DERS İÇERİĞİ Kamu Gelirleri Teorisi Verginin Fonksiyonları ve Vergileme İlkeleri Vergilemeye İlişkin Temel Kavramlar Vergi Tekniği (Vergileme aşamaları) Vergilerin Türleri (Gelir vergileri) Vergilerin Türleri (Harcama ve servet vergileri) Vergi Tarifeleri(Vergi Tarifelerinin Türleri) Vergi Tarifeleri (Tarife Yapısı) Vergi Psikolojisi Mali Aldanma Kayıt dışı ekonomi

2 Kamu Gelirleri Teorisi KAMU GELİRLERİNİN TANIMI Devlet veya diğer kamu kuruluşlarının kamu ihtiyaçlarından doğan harcamaları karşılamak amacıyla gerek vergilendirme yetkisine dayanarak, gerekse özel, mülk ve teşebbüsleri dolayısıyla elde ettikleri bütün değerlerdir. Bu gelirler gerek devletin egemenlik gücüne dayanarak cebren elde ettiği vergi vb. kaynaklardan; gerekse devletin sahip olduğu mülk ve teşebbüsler ile yapılan yardım ve bağışlar gibi egemenlik gücünü kullanmaksızın elde ettiği kaynaklardan sağlanmaktadır. Kamu gelirleri kavramı, sadece genel idare gelirleri ile ilgili olmayıp, onun yanı sıra, kamu hizmeti sunan gerek cebri gerekse cebri olmayan gelirleri sayesinde bu hizmeti finanse eden, il özel idareleri, belediyeler ve diğer kamu kurum ve kuruluşların gelirlerini de kapsamaktadır.

3 Kamu gelirleri dar ve geniş anlamda kamu geliri olarak tanımlanabilir. Dar anlamda kamu gelirleri sadece devlete ait ve zora dayanan nitelikteki gelirlerden oluşur. Geniş anlamda kamu gelirleri ise, devletin ve diğer kamu kuruluşlarının olağan ve olağan dışı karakterdeki tüm gelirlerinden meydana gelmektedir. Buna göre; zorunlu olmayan borçlanma, yardım vb. şeklindeki gelirler geniş anlamdaki tanıma dahil edilmektedir.

4

5

6

7

8 Verginin Özellikleri Verginin günümüzdeki açıklanış şekli, vergi günümüzde, ödeme gücüne göre alınmak için çaba gösterilen ve özel bir karşılığı bulunmayan cebri nitelikli bir ödemedir. Özellikleri; –Vergi, fertlerden yalnızca siyasi bir toplum üyesi olmaları nedeniyle alınan bir ödemedir. Topluma dahil olan yabancılar da dahil herkes, hiçbir karşılık aranmaksızın vergilere katılmak zorundadır, –Verginin amacı, tüm kamu hizmetlerini gerçekleştirmeye yöneliktir, –Vergi sadece ahlakın gerektirdiği bir dayanışma kuralı olmayıp, cebir ile müeyyideleşmiş, kanuni bir görevdir, –Vergi, günümüzde para ile ödenir.

9

10

11 Harcın Faydaları i)Devlete gelir kazandırır. ii) Tayınlama/talep kısıtlaması (demand rationing) fonksiyonu vardır. -Sınırlı arzın sınırsız talebe bölüştürülmesine tayınlama(veya talep kısıtlaması) denir. -Harçlar aynı zamanda kısmi fiyat tayınlamasına tabidir. Ancak tam tayınlama olabilmesi için kamu hizmetlerinin tamamının harçlarla finanse edilmesi gerekir. -Hizmetten yararlanan kişilerin gelir seviyeleri harcın belirlenmesinde etkilidir,örneğin: pasaport harcında maliyetin çok üstünde,eğitim harcında ise maliyetin çok altında bir miktar belirlenir. -Harcın vergi gibi zorunlu olup olmadığı konusu literatürde tartışma konusudur.Örneğin pasaport harcından pasaport alınmazsa kaçınılabilir,dolayısıyla zorunlu değildir görüşü hakimdir ancak,yakını yurt dışında hasta olan birisi için pasaport almak zorunlu olabilir, çünkü pasaportun satıldığı başka bir piyasa yoktur.

12

13

14

15 Parafiskal Gelirler -II- Parafiskal gelirler vergilerle harçlar arasında bir köprü niteliğine sahip olup kelime anlamı olarak da vergi ve harçlara benzer gelirler olarak da ifade edilebilir. Parafiskal gelirlerin ve vergilerin tahsilinin zorunlu olması, ödenen miktar ile sağlanan menfaat arasında bir paralellik kurulamaması, parafiskal gelirlerle vergileri birbirine yaklaştırmaktadır. Yine aynı şekilde, özel bir hizmet karşılığı alınmaları, hizmetle yapılan ödeme arasında bir orantı olmaması parafiskal gelirler ile harçların ortak yönlerini meydana getirmektedir.

16

17 7.BORÇLANMA Devlet, normal kamu gelirleri harcamalarını karşılayamadığı durumlarda borçlanmaya gitmektedir. Kamu borçlanması zorunlu olduğunda vergiye yaklaşır. Vergi karşılıksız, tek taraflı ve nihai (kesin) bir finansman metodu olduğu halde borçlanmada borcun vade bitiminde faiziyle birlikte borç veren kişi ya da kuruluşlara geri verilmesi gerekmektedir. Borçlanmanın, günümüzde kamu gelir ve giderleri arasındaki dengesizliği gidermesi yanında bir iktisadi politika aracı olması da söz konusudur. Borçlanmada ilk ve en belirgin sakınca, meydana gelen faiz maliyetidir. Borç ile finanse edilen harcama programlarında faiz, vergi mükelleflerinin toplam maliyetlerini yükseltmektedir.

18

19

20

21 9-MALİ TEKEL GELİRLERİ Devlet bazı malların üretimi üzerinde tekel hakkı oluşturup ürettiği malların fiyatlarını yüksek bir seviyede tespit edilebilir. Bu durumda yüksek fiyatlar bir bakıma tüketim vergisi şekline girerek dolaylı vergi etkisi meydana getirir. Devlet, talep esnekliği düşük mal ve hizmetlerin üretimini üzerine alarak tekel rantına sahip olabilir.

22

23

24

25

26

27 Özelleştirme Gelirleri Özelleştirme, dar anlamda kamu mülkiyetindeki ekonomik birimlerin yerli ve yabancı özel mülkiyete aktarılması, satılması anlamına gelmektedir. Daha geniş bir yorumla ele alındığında ise, mülkiyet devrinin yanı sıra bu tür kuruluşların özel kesime kiralanması, kamu kesimi tarafından üretilen mal ve hizmetlerin finansmanının özel kesimce sağlanması, yönetimin özel kesime devri, mal ve hizmetlerin üretimindeki kamu tekellerinin kaldırılması ile piyasaya kamunun müdahalede bulunmaması da özelleştirme kavramı içinde yer almaktadır.

28

29

30

31 Vergi Teorisi ve Uygulaması Vergi; Kamu hizmetlerinin gerektiği giderler ile kamu borçları dolayısıyla ortaya çıkan yükleri karşılamak amacıyla, egemenlik gücüne göre, karşılıksız olarak, gerçek ve tüzel kişilerden ödeme güçlerine göre alınan ve cebri niteliğe sahip para şeklindeki ödemelerdir.

32 Verginin Gelişimi Vergi çok çeşitli unsurların etkisiyle şekillenmiş, çeşitli aşamalardan geçmiş tarihi bir olgudur. Vergi anlam ve kavram olarak değişik dönemlerde değişik şekillerde yorumlanmış mali, ekonomik, sosyal, hukuki ve ahlaki yönleriyle karmaşık bir kurumdur. Toplumun sürekli olarak değişen istek ve ideallerine bağlı olarak ihtiyaçların giderek artması, gelir kaynaklarının bir taraftan sürekli hale getirilmesi diğer taraftan yeni kaynakların aranması gereğini ortaya çıkarmıştır. Din ve ahlak duygularıyla ve isteğe bağlı olarak verilen hediyeler zaman içinde zorunlu ve yasal bir şekil almış, sonuç olarak vergi doğmuştur. Vergi hakkındaki en önemli değişiklik verginin zorunlu ya da ihtiyari oluşunda dikkati çekmektedir. Roma İmparatorluğu'nda zorunlu bir yükümlülük ifade eden vergi, Orta Çağ' da ihtiyari bir ödemeye dönüşmüştür. Feodalite ile verginin karakteristiği değişmiş, vergi, tebaanın krala ve derebeyine kendi isteği ile yaptığı bir yardım gibi görülerek cebrilik unsuru ihtiyarilik özelliğine dönüşmüştür.

33 Verginin Gelişimi Vergilemeye gidilmesinin en önemli tarihi nedenleri arasında; ülkenin dış tehlikelere karşı savunulması iç güvenlik ve adalet hizmetlerinin görülmesi için gerekli harcamalara finansman sağlamak sayılabilir. Ayrıca sömürgelere yönelik olarak dış yönetici alanındaki gelişmeler, çözümlenmesi gerekli problemlerde ek finans­ man ihtiyacı ortaya çıkmıştır. Bu anlayışın geçerli olduğu, sanayi devrimi öncesindeki vergileme biçimi; refahın toprak mülkiyetine bağlı olduğu görüşünün bir sonucu olarak mülk vergilemesi ve dolaylı vergi uygulamaları şeklinde gerçekleşmiştir. Ekonomik, mali ve siyasi gelişmeler XVIII. yy’ın sonunda artan finansman ihtiyacı, devlet fonksiyonlarındaki gelişmeler, verginin üzerinde durulması zorunlu bir kurum olması sonucunu meydana getirmiştir

34 VERGİNİN TARİHSEL GELİŞİMİ Vergi, Osmanlı Devleti’nde de batıdakine benzer bir gelişim göstermiştir.İlk kuruluş yıllarında vergilerini kısmen anavatandan getirmiş kısmen fethettiği yerlerdeki örf ve adetlere göre almıştır.Esas olarak vergi sisteminde, şer’i vergilerin ağırlığı görülmektedir.Bu nedenle Osmanlı Devleti’nde vergiler; şer’i ve örfi olmak üzere iki kısımdan oluşmaktaydı. Cumhuriyet dönemlerinde vergi sisteminde yapılan değişikliklerle gelir ve kurumlar vergisi 1950 yılında yürürlüğe girmiştir.1957’de gider vergileri reformu ile sistem genişletilmiş, 1985’te KDV uygulamaya konulmuş, böylece izleyen değişikliklerle de Türk Vergi Sistemi günümüzdeki şeklini almıştır.

35 Teoride Verginin Gelişimi Verginin neden alındığını açıklamaya alışan temelde iki teori mevcuttur: Bunlardan birincisi verginin fayda teorisine, ikincisi ise, ödeme gücü teorisine göre açıklanmasıdır. a) Verginin Fayda Teorisine Göre Açıklanması: İhtiyari mübadele (değişim) teorisi de denilen fayda teorisi, verginin bir şey karşılığında alındığını ve vergi olayında bir mübadelenin söz konusu olduğunu savunmaktadır. Teoriye göre vergi devletçe yapılan kamu hizmetlerinin bir bedeli olarak görülmektedir. Fayda teorisine göre vergiyi açıklamaya çalışan üç farklı görüş bulunmaktadır.Bunlar; Vergiyi Hizmet Bedeli Sayan Görüş Vergiyi Sigorta Primine Benzeten Görüş Vergiyi Genel Giderlerin Karşılığı Sayan Görüş olarak sayılabilir.

36 Teorik Açıdan Gelişimi aa) Vergiyi Hizmet Bedeli Sayan Görüş Bu görüşe göre, vergi devletin fertlere yaptığı hizmetlerin bedeli olarak alınır. Devlet yaptığı hizmetleri vatandaşlara bir bedel karşılığı satmaktadır. Vergi de yapılan hizmetlerin karşılığıdır.Ancak günümüzde bazı kamu hizmetlerinin bölünemezlik özelliğinden ötürü ayrı ayrı değerlendirilmesi ve bir fiyata konu olması mümkün olmadığından teori geçerliliğini yitirmiştir.

37 Teorik Açıdan Gelişimi bb) Vergiyi Sigorta Primine Benzeten Görüş Bu görüşe göre vergi, devletin vatandaşlarına sağladığı can ve mal güvenliği karşılığında alınan bir sigorta primine benzetilmektedir.Ancak, sigorta primi bir karşılık esası üzerinden alındığı halde verginin karşılıksız olma özelliği teorinin günümüzde geçerliliğini ortadan kaldırmaktadır. Çünkü bir sigorta şirketi aldığı prim karşılığında sigortalının risklerini karşılamayı taahhüt etmekte, devlet ise vatandaşlarını her türlü riske karşı korumakla yükümlüdür.

38 Teorik Açıdan Gelişimi cc) Vergiyi Genel Giderlerin Karşılığı Sayan Görüş Bu görüşe göre,toplum bir üreticiler birliğine benzetilmekte ve devlet de bu birliğin genel giderlerini karşılayan bir kurum olarak görülmekte olup vergi ise, devletin de dahil edildiği üreticiler birliğinin genel giderlerine bireylerin katılma payıdır. Ancak, öncelikle toplumu bir üreticiler birliğine benzetmek yanlış olduğu gibi bireyler de bulundukları toplumun siyasal ve hukuki yükümlülüklerine uymak ve mükellefiyetlerini yerine getirmek zorundadırlar.

39 Teorik Açıdan Gelişimi b) Verginin Ödeme Gücüne (İktidar) Göre Açıklanması Bu yaklaşıma göre, kendisine ve ailesine yetecek kadar gelirinin dışında gelir elde eden herkes vergi ödemelidir görüşü geçerlidir.Vergilemede ödeme gücü ilkesini esas alan iktidar yaklaşımında, vatandaşların hizmetlerden sağladıkları faydadan bağımsız olarak, vergilerin finansmanına ödeme güçleri oranında katılmaları görüşü savunulmaktadır.

40 Teorik Açıdan Gelişimi Vergi yükünün adil dağıtılabilmesi için, gelir ve servet düzeyleri farklı olan mükelleflerin vergileme sırasında bu farklılıkların dikkate alınarak mali güçlerine göre vergilendirilmeleri vergi adaletinin bir gereği olmaktadır. Günümüzde ödeme gücü ilkesinden yararlanılmakta ve vergi sistemlerinin kurulmasında bu ilke genel kabul görmektedir. Buna göre, vergilemede esas kamusal faaliyetlerden sağlanan fayda değil, mükelleflerin vergi verme gücüdür.Bu çerçevede ödeme gücüne ulaşmada ve buna göre vergilendirmeyi sağlamada bazı tekniklerden faydalanılmaktadır. Bunları; en az geçim indirimi uygulaması, ayırma nazariyesi ve vergide müterakkiyet (artan oranlılık) olarak üç başlık altında inceleyebiliriz.

41 Teorik Açıdan Gelişimi Ülkemizde 1982 Anayasasının 73.Maddesi vergi ödevini düzenlemektedir.Buna göre “herkes kamu giderlerini karşılamak üzere mali gücüne göre vergi ödemekle yükümlüdür” ifadesine yer verilmiştir. Bu ifadeden anayasamızın da vergilemede ödeme gücü ilkesine vurgu yaptığı anlaşılmaktadır.Vergilemede ödeme gücüne ulaşılabilmesi açısından yararlanılan teknikler aşağıda kısaca ele alınmıştır. aa) En Az Geçim İndirimi Uygulaması En az geçim indirimi, kişinin ve ailesinin günlük yaşantısını asgari düzeyde sürdürebilmesi için gerekli olan gelirin vergi dışı bırakılmasıdır. En az geçim indirimi miktarının tespiti çok kolay olmayıp,kişiden kişiye ve bölgeden bölgeye değişebilir.

42 Teorik Açıdan Gelişimi En az geçim indiriminde mükelleflerin çok düşük gelirli olan kısmı hiç vergi ödemeyeceklerdir.Ancak herkesin az da olsa gücü oranında kamu hizmetlerinin maliyetine katlanması gereğinden hareketle bu teknik vergide genellik ilkesine aykırı düşmektedir. bb) Ayırma İlkesi Bu tekniğe göre yükümlülerin şahsi vergi ödeme güçlerinin sadece elde ettikleri gelirin miktarına göre değil, aynı zamanda kaynağına göre de değerlendirilmesi gereklidir. Bu bakımdan emek gelirinin sermaye gelirine göre daha fazla korunmaya ihtiyaç göstermesinden dolayı emek gelirleri üzerinden daha düşük vergi alınması gerekmektedir.Ücret kazançları üzerinden evlilerin bekarlara göre daha düşük vergi ödemesi uygulaması buna örnek olarak verilebilir.

43 Teorik Açıdan Gelişimi Ayırma prensibine esas olmak üzere, kaynaklarına göre gelirleri, -Emek gelirleri, -Sermaye geliri, -Emek ve sermaye karışımı gelirleri olarak üç kategoriye ayırmak mümkündür. cc) Vergilemede Müterakkiyet ( Artan Oranlılık) Vergiyi ödeme gücüne göre almada yararlanılan bir teknik de artan oranlılıktır. Artan oranlı vergi tarifesi genel olarak, vergi matrahı yükseldikçe ortalama vergi oranının da yükseldiği bir tarife şeklidir. Vergi adaleti ancak yükümlülerin vergi borçlarının artan oranlı tarife ile vergilendirilmesi ve ödeme gücü ilkesine uyulması koşuluyla mümkün olabilir. Artan oranlı tarife en etkin şekilde gelir ve servet üzerinden alınan vergilerde uygulanabilir. Buna karşılık harcama üzerinden alınan vergilerde artan oranlı tarife yapısını uygulamak pek mümkün değildir. C - Verginin Fonksiyonları Vergi, toplumda çok yönlü ve önemli etkilere sahip olan bir olay durumundadır. Bu özellik, verginin belirli amaçlar doğrultusunda kullanılabileceğini göstermektedir. Verginin belirlenen amaçlar doğrultusunda kullanılabilmesi ise vergiye bazı fonksiyonların yüklenmesi anlamına gelir.

44 Verginin Fonksiyonları Bazı yazarlar verginin fonksiyonlarını; fiskal-ekstra fiskal ya da mali-mali olmayan fonksiyonlar şeklinde bir ayrıma tabi tutarlarken; diğer bazıları verginin mali, ekonomik ve sosyal fonksiyonu olduğunu ifade etmektedir.Fiskal fonksiyon vergilerin sadece kamu harcamalarını karşılamak için alınması anlamında kullanılmakta olup aynı zamanda bu kamu maliyesinin geleneksel fonksiyonu olarak da ifade edilir.Ekstra-fiskal fonksiyondan kastedilen ise vergilerin aynı zamanda kaynak tahsisi,bölüşüm,gelir dağılımının sağlanması ve ekonomik istikrar amaçlı olarak da kullanılmasıdır.Aşağıda kısaca verginin mali,ekonomik ve sosyal fonksiyonlarına değinilecektir.

45 Verginin Fonksiyonları 1) Mali Fonksiyon Mali fonksiyon verginin geleneksel fonksiyonudur. Vergiler kamu harcamalarını karşılamak için alınır. Buna göre vergilerin, kamu harcamalarında görülen artışlarla uyumlu bir biçimde artması gerekir. Aksi halde, ya vergi gelirlerinin çeşitli düzenlemelerle arttırılmasına ya da kamu harcamalarının azaltılmasına çalışılır. 2) Ekonomik Fonksiyon Bu fonksiyona göre vergiler, belirlenen ekonomik hedeflere ulaşmada etkin bir rol oynamalıdır. Çünkü vergiler de devletin ekonomiye müdahale araçlarından biridir.. Vergi politikasının bu yönde işletilmesi ve gerekli değişikliklerin yapılması lâzımdır. Bu amaçla da, sağlanacak vergi avantajlarıyla bazı faaliyet kollarının ve yatırım projelerinin nispî kârlılığının arttırılmasına çalışılmaktadır. Ayrıca bazı ekonomik faaliyet konularında vergi istisnaları ya da bazı mükelleflere vergi muafiyeti tanınmış olması da verginin ekonomik fonksiyonunun bir gereğidir.

46 Verginin Fonksiyonları 3) Sosyal Fonksiyon Vergi,sosyal adaletin gerçekleştirilmesinde bir sosyal politika aracı olarak da kullanılmaktadır. Sosyal devlet anlayışının hakim olduğu ülkelerde verginin sosyal fonksiyonu büyük önem taşır. Yüksek gelir seviyesindeki kişilerden daha fazla vergi alınması, orta ve düşük gelirli kişiler üzerindeki vergi yükünün hafifletilmesi, verginin sosyal fonksiyonunun bir gereğidir. Verginin sosyal fonksiyonu, verginin, toplumdaki gelir ve servet eşitsizliklerinin giderilmesini sağlamak yanında uyuşturucu ve alkol kullanımının, nüfus artış hızının azaltılması, çevre düzenlemesi vb. yönünde kullanılmasını da kapsamaktadır.

47 IV - VERGİ TEKNİĞİ İLE İLGİLİ KAVRAMLAR A - Vergilendirmeye İlişkin Kavramlar Vergi teorisine iyi bir şekilde yaklaşabilmek için; vergiyi doğuran olay, konu, kaynak, matrah, mükellef, sorumlu, vb. gibi vergilendirme ile ilgili kavramları kısaca açıklamak zorunluluğu vardır. 1) Verginin Kaynağı:Vergi, kişilerin sahip olduğu ekonomik kaynakların gelirleri üzerinden alınmaktadır. Örneğin servet üzerinden alınan vergilerde vergi, servetin bir kısmından değil sağladığı gelirden alınır. 2) Verginin Konusu:Verginin konusu, üzerine vergi konulan ve doğrudan doğruya veya dolayısıyla verginin kaynağını teşkil eden iktisadi unsurlardır. Vergi ne üzerinden alınıyor ise o şey verginin konusunu teşkil eder.Verginin konusu ilgili vergi kanununda belirtilir.Örneğin, 193 sayılı Gelir Vergisi Kanunu’na göre gelir vergisinin konusu, gerçek kişilerin gelirleridir. 197 sayılı Motorlu Taşıtlar Vergisi Kanunu'na göre ise kayıt ve tescil işlemleri yapılmış kara,hava ve deniz taşıtları verginin konusunu oluşturmaktadır.

48 IV - VERGİ TEKNİĞİ İLE İLGİLİ KAVRAMLAR A - Vergilendirmeye İlişkin Kavramlar 3) Vergi Mükellefi ve Vergi Sorumlusu: Vergi kanunları açısından üzerine vergi borcu düşen kişi veya kurumdur. Vergi yükümlüsü olmak için kanuni ehliyet şart değildir. Vergi kanunlarının gösterdiği mükellef kanuni mükelleftir. Vergi mükellefi, kanuni ve iktisadi mükellef olarak ikiye ayrılabilir. Kanuni mükellef, vergi kanunları bakımından kendisine vergi borcu isabet eden ve vergiyi ödemek zorunda bulunan kişidir. İktisadi mükellef ise, bazı kişilerin, ödemek zorunda oldukları vergileri piyasadaki fiyat hareketlerinden faydalanarak başkalarına yansıtmaları halinde ortaya çıkar. Bu durumda, iktisadi mükellef olarak vergi yüküne maruz kalan mükellef olmaktadır.

49 IV - VERGİ TEKNİĞİ İLE İLGİLİ KAVRAMLAR A - Vergilendirmeye İlişkin Kavramlar Vergi sorumlusu; kendisi gerçek mükellef olmamakla birlikte, gerçek mükelleflerle olan ilişkileri dolayısıyla vergi kanunlarının gösterdiği durumlarda, verginin hesaplanarak kesilmesi ve vergi dairesine ödenmesi veya defter tutma,beyanname verme gibi diğer işlerin yapılması zorunluluğu olan üçüncü kişilerdir.Kısaca,başkasına ait vergi dolayısıyla alacaklı vergi dairesine muhatap olan ve verginin ödenmesinden sorumlu olan kişidir. Bir kişi aynı anda hem vergi mükellefi hem de vergi sorumlusu olabilmektedir.Örneğin, bir ticaret erbabı kendi kazancı dolayısıyla mükellef iken, çalıştırdığı ücretlilerin vergileri dolayısıyla vergi sorumlusu durumundadır.

50 IV - VERGİ TEKNİĞİ İLE İLGİLİ KAVRAMLAR A - Vergilendirmeye İlişkin Kavramlar 4) Vergiyi Doğuran Olay:Vergiyi doğuran olayı, vergi kanunlarının doğumunu bağladıkları bir olayın gerçekleşmesi veya hukuki bir durumun oluşması olarak tanımlanabilir.Verginin konusu ile mükellefi arasında ilişki yaratan bu olguya örnek olarak gelirin elde edilmesi,malların tüketiciye satılması ya da servet unsurlarına sahip olunması verilebilir.Ayrıca vergiyi doğuran olayın kanunlarla yasaklanmış olması,vergi mükellefiyetini ve vergi sorumluluğunu kaldırmamaktadır. 5) Verginin Matrahı:Verginin üzerinden hesaplandığı değer veya miktar olarak da tanımlanabilir. Verginin matrahı, herhangi bir vergi mükellefinin ödeyeceği vergi miktarının hesaplanmasına esas teşkil eden gelir dilimidir. Vergi mükellefinin çeşitli kaynaklardan sağladığı gelirin bütünü vergilendirilemez. Gelirin bütünü üzerinden genel, özel, sakatlık vb. indirimleri yapılabilir. Bu indirimler yapıldıktan sonra bulunan miktara vergi oranı uygulanarak mükellef tarafından ödenmesi gereken vergi miktarı tespit edilir.

51 IV - VERGİ TEKNİĞİ İLE İLGİLİ KAVRAMLAR A - Vergilendirmeye İlişkin Kavramlar Örneğin, 193 sayılı Gelir Vergisi Kanunumuza göre gelir vergisinin konusu, gerçek kişilerin gelirleri matrahı ise, bu gelirlerin «safi tutarı»dır. Veraset ve intikal vergisinde ise, verginin konusu mirasçılara intikal eden mallar matrahı ise, bu malların değeri olmaktadır.Vergi matrahının tespitinde spesifik ve advalorem olmak üzere iki yöntem kullanılır. - Spesifik Matrah – Advalorem Matrah: Bir kısım vergilerde matrah adet, litre, kilogram olarak tespit edilir. Bu tür matrahlara spesifik matrah denir. Bir kısım vergilerde ise gelir, değer, bedel gibi parasal değerler matrah olarak dikkate alınır. Bu tür matrahlara ise advalorem matrah adı verilir.

52 IV - VERGİ TEKNİĞİ İLE İLGİLİ KAVRAMLAR A - Vergilendirmeye İlişkin Kavramlar - Vergi Matrahının Tespitini İlişkin Usuller a) İdari Takdir Usulü : Bu usulün esası vergi idaresinin, her bir vergi yükümlüsüne ilişkin vergi borcunu ayrı ayrı tespit etmesidir. b) Karine (Dış Belirtiler) Usulü: Bu usulde mükelleflerin gelir ve servetlerine karine teşkil eden bir takım dış belirtilerden yada göstergelerden hareketle vergi borcunun tespitine çalışır. c) Götürü(Basit Usül): Bu usulde vergi idaresi yükümlüleri münferit olarak değil, belli gruplar itibariyle ele alarak matrahlarını tespit etmektedir. Yükümlüler belirli kıstaslara göre sınıflandırılmakta ve her sınıf için ortak bir vergi matrahı tespit edilmektedir. d) Beyan Usülü: Beyan usulünün esası, vergi matrahının yükümlüler veya vergi sorumluları tarafından vergi kanunlarında öngörülen ilkelere uygun olarak belirlenip beyanname adı verilen bir belge ile vergi idaresine bildirilmesidir.

53 IV - VERGİ TEKNİĞİ İLE İLGİLİ KAVRAMLAR A - Vergilendirmeye İlişkin Kavramlar 6) Vergi Muafiyeti ve İstisnası: - Vergi Muafiyeti: Vergi yasalarına göre vergilendirilmesi gereken bazı gerçek ve tüzel kişilerin çeşitli siyasal, sosyal, ekonomik vb. nedenlerle, kanunlarda belirtilerek, vergi dışında tutulmalarıdır. - Vergi İstisnası: Vergilendirilmesi gereken bir konunun, kısmen veya tamamen, devamlı veya geçici olarak vergi dışında tutulmasıdır.

54 Vergi Tekniği B - Vergi Tekniği: Verginin tarhı, tebliği, tahakkuku ve tahsili ile ilgili işlemleri ve bu işlemlerin sebep olduğu vergi uyuşmazlıklarını inceleyen hukuk kurallarına şekli vergi hukuku veya vergi tekniği denilmektedir. Vergi borcunun niteliği, vergi borcunun doğması ve sona ermesi için yani alacaklı idare tarafından tahsil edilebilmesi için vergi kanunlarında belirtilen şekle uygun olarak verginin tarh, tebliğ, tahakkuk ve tahsil işlemlerine tabi olması gerekir.

55 Vergi Tekniği 1) Verginin Tarhı: Vergi Tarhı: Verginin önceden belirlenmiş oranlarda hesaplanmasına “vergi tarhı” denir. Vergi alacağının hesaplanması işlemidir. Vergi Usul Kanunu’na göre; tarh işlemi, “vergi alacağının kanunlarında gösterilen matrah ve nispetler üzerinden vergi dairesi tarafından hesaplanarak bu alacağı miktar itibariyle tespit eden idari muameledir.” - İkmalen Vergi Tarhı (tamamlayıcı tarhiyat-ek tarhiyat): Bir vergi tarh edildikten sonra bu vergiye ilişkin olarak meydana çıkan ve defter, kayıt ve belgelere veya kanuni ölçülere dayanılarak miktarı tespit olunan bir matrah veya matrah farkı üzerinden alınacak verginin tarh edilmesidir. Vergi beyannamesinin belirlenen sürede verilmemesi, ilgili belgelerin mevzuata uygun olmayacak şekilde tutulması, onaylama ve imzalama işlemlerinin eksik yapılması sonucu oluşan tarhiyattır..

56 Vergi Tekniği - Beyana dayanan tarhiyat: Beyana dayanan tarhiyat, beyan üzerinden alınan vergilerde, beyannamenin alınması sırasında vergi dairesince yapılan tarhiyatı ifade etmektedir. Söz konusu tarhiyat türünde mükelleflerin beyan ettikleri matrah üzerinden vergi dairesince “tahakkuk fişi” ile gerekli tarhiyat yapılmakta ve tarhiyatın yapıldığı anda da vergi kesinleşme durumuna gelmektedir. - Re’sen vergi tarhı: İkmalen vergi tarhının aksine, matrah veya matrah farkının defter, kayıt ve belgelere veya kanuni ölçülere dayanılarak tam ve kesin biçimde tespit edilememesi halinde söz konusu olmakta ve bu durumda takdir komisyonlarınca takdir edilen ya da vergi inceleme elemanlarının vergi inceleme raporlarında belirtilen matrah veya matrah kısımları üzerinden vergi dairesince tarh işlemi gerçekleştirilmektedir.

57 Vergi Tekniği - İdarece tarhiyat (İdarece Takdir Usulü): Re’sen ve ikmalen tarhiyat dışındaki hallerde, mükellefler tarafından verginin tarhı için vergi kanunları ile belirlenmiş zamanlarda vergi dairesine müracaat edilmemesi veya vergi kanunlarınca kendilerine yüklenilen mecburiyetlerin yerine getirilmemesi durumunda, zamanında tarh edilmeyen vergilerin, kanunen belirli matrahlar üzerinden tarh edilmesi işlemi idarece tarhiyat türünü oluşturmaktadır. - Düzeltme yoluyla tarh: Vergi hatalarının düzeltilmesi ya da yargı kararları çerçevesinde, daha önce yapılmış olan tarhiyatın düzeltilmesi işlemleri ile ilgili olarak gerçekleştirilen yeniden tarh işlemidir.

58 Vergi Tekniği - Verginin tebliği: Vergilendirme ile ilgili hususların mükelleflere ve sorumlulara yazı ile bildirilmesi işlemi verginin tebliğini ifade etmektedir. 213 Sayılı Vergi Usul Kanunu'muzun 21. maddesine göre tebliğ; «Vergilendirmeyi ilgilendiren ve hüküm ifade eden hususların yetkili makamlar tarafından mükellefe veya ceza sorumlusuna yazı ile bildirilmesidir.» Tebliğ, yazılı şekilde postayla yapılabildiği gibi ilân vermek veya belirli yerlere listeler asmak yoluyla da yapılabilmektedir. - Verginin tahakkuku: Verginin ödenecek aşamaya gelmesidir.Vergilendirme ile ilgili hususların mükelleflere ve sorumlulara yazı ile bildirilmesi işlemi verginin tebliğini ifade etmektedir. Vergi mükellefe tebliğ edildikten ve belirli bir süre geçtikten sonra mükellef yapılan tarhiyata itiraz etmemişse ya da itiraz edilmesi halinde yargı organları tarafından itirazın karara bağlanıp mükellefe tebliğ edilmesiyle verginin tahakkuku tamamlanır.

59 Vergi Tekniği - Verginin Tahsili: Vergi kanununa uygun şekilde vergi borcunun ödenmesidir. - Vergi Tahsil Şekilleri: İltizam, ihale, halk temsilcileri eliyle, emanet, verginin mükellef tarafından ödenmesi, pul ve bandrol yapıştırılarak tahsili olarak sayılabilir. a) İltizam Usulü: Vergilerin devlet tarafından bir bedel karşılığında mültezim adı verilen kişiler tarafından tahsilidir. Vergi toplama işinin mültezime verilişi açık arttırma ile gerçekleştirilirdi. Buna göre vergi toplama hakkı karşılığında devlete en yüksek bedeli ödemeyi taahhüt eden kişi bu hakkı elde ederdi. Mültezimin topladığı vergi ile ödediği bedel arasındaki fark kendi karını veya zararını oluştururdu. b) İhale Usulü: Vergi toplama hakkı, toplanacak vergi hasılatından en düşük payı taahhüt eden kişilere verilir.

60 Vergi Tekniği c) Halk Temsilcileri İle Tahsil Usulü: Vergi idaresinin yeterli düzeyde gelişmediği dönemlerde uygulanmış olun bu usulde vergiler, halkın arasında bu amaçla seçilmiş kişiler vasıtasıyla toplanıyordu. d) Emanet Usulü: Vergilerin devlet adına onun görevlendirdiği kişiler vasıtasıyla tahsil edilmesidir. e) Pul veya Bondrol Yapıştırmak Yahut Değerli Kağıtlar Kullanmak Suretiyle Verginin Ödenmesi

61 Vergi Tarifeleri 5) Vergi Tarifesi ve Vergi Oranları:Vergi tarifesi, ödenmesi gereken vergi miktarını hesaplayabilmek için matraha uygulanması gereken ölçülerdir. Vergi tarifesinin en önde gelen unsuru, vergi oranıdır. - Vergi Tarifesinin Türleri: a) Artan oranlı tarife: Matrahın büyümesiyle birlikte vergi oranının da arttığı tarifedir.Ülkemizde gelir ve veraset intikal vergileri artan oranlı tarifelerine örnek olarak verilebilir. Sınıf usulü ve Dilim usulü olmak üzere iki türde incelenebilir.Sınıf usulünde her oran sadece karşısındaki matrah dilimine değil dilim kapsamındaki gelirin tümüne uygulanmaktadır.Sınıf değiştikçe matrahın tümüne uygulanacak vergi oranı da değişmektedir.Dilim usulünde ise matrah dilimlere ya da sınıflara ayrılmakta ancak her dilimin vergisi alt veya üst dilime bakılmaksızın kendi oranına göre ayrı ayrı hesaplanmakta ve vergi miktarına ulaşılmaktadır.Dilim usulü vergi adaletine daha uygun olup ülkemizde gelir vergisi tarifesi bu tarife biçimine göre düzenlenmiştir.

62 Vergi Tarifeleri Artan oranlı vergi tarifelerinde ele alınması gereken çeşitli kavramlar söz konusudur.Bunlar aşağıda kısaca verilmiştir. - Verginin yükseklik farkı: Vergi tarifesinde en yüksek vergi oranı ile en düşük vergi oranı arasındaki farktır. - Verginin uzunluk farkı: Vergi tarifesinde, ilk düzeydeki matrah ile son düzeydeki matrah arasındaki farktır - Verginin artış oranı: Birbirini izleyen iki oran arasındaki farktır. - Ortalama vergi oranı: Ödenecek vergi miktarının bu verginin hesaplandığı vergi matrahına oranıdır. - Marjinal vergi oranı: Vergi miktarında meydana gelen artışın matrahtaki artış miktarına oranıdır.

63 Vergi Tarifeleri b) Düz oranlı (Sabit-Tek oranlı) tarife: Vergi matrahındaki değişikliğe rağmen vergi oranının sabit kaldığı tarifedir.Vergi oranı sabit kalmakla birlikte, vergi matrahının büyümesi durumunda alınacak vergi miktarı artmaktadır.Ülkemizde kurumlar vergisi sabit oranlı olarak uygulanmaktadır c) Azalan oranlı Tarife: Matrahın büyümesiyle birlikte vergi oranının da azaldığı veya matrah artmasına rağmen vergi oranının azaldığı tarifelere denir.Matrah azalırken vergi oranlarının azalması durumunda vergi oranı en yüksekten başlamakta, vergi matrahındaki azalmaya paralel olarak azalmaktadır ya da matrah belli bir rakamdan başlayarak yükselmekte ancak ilk gelir dilimi için yüksek olan vergi oranı sonraki matrah dilimlerinde giderek azalmaktadır.

64 Vergi Tarifeleri - Gizli artan oranlılık: Sabit (düz) oranlı tarifenin bir verginin yapılan bazı indirim ve eklemeler neticesi artan oranlı bir vergi durumuna gelmesidir.Buna göre her mükellefin vergi matrahına aynı miktarda indirim uygulanmakta ve sonuçta mükelleflerin vergi yükleri birbirlerinden farklılaşmaktadır. - Tersine artan oranlılık: Bir verginin oransal ağırlığının matrah küçüldükçe daha yüksek büyüdükçe daha düşük olması durumudur.Vergi tarifesi açısından artan oranlılık söz konusu değildir ancak ödenen vergi ile gelir arasındaki ilişkiden kaynaklanan bir artan oranlılık vardır, gelir arttıkça harcamalar da artmakta vergi de artmakta vergi oranı aynı olduğundan çok harcama yapanın ödeyeceği vergi de yüksek olmaktadır.

65 Vergileme İlkeleri D - Vergileme İlkeleri:Vergileme ilkeleri, vergilerin düzenlenmesinde, uygulanmasında uyulması gereken hususları gösterir. Bir başka anlatımla, toplumun kabul edilmiş hedeflerine göre vergilerin ve vergi sisteminin taşıması gerekli nitelikler olmaktadır.Vergileme ilkelerini bilimsel yönden inceleyen ilk ekonomist Adam Smith’tir. a) Adalet İlkesi:A.Smith'e göre, her ülkede kişiler iktidarlarına (ödeme güçlerine) göre kamu harcamalarına katılmalıdırlar. A.Smith'in bu ilkesi, daha çok ekonomik anlamda bir eşitliğe karşılık gelmektedir. b) Kesinlik İlkesi:Kesinlik ilkesine göre, her mükellefin ödeyeceği vergi kesinlik ifade etmelidir. Verginin ödeme zamanı, şekli miktarı gerek vergi mükellefleri gerekse diğer kişiler bakımından önceden açık ve net biçimde belli olmalıdır.

66 Vergileme İlkeleri c) Uygunluk İlkesi:Bu ilkeye göre de vergiler mükelleflerden en uygun şartlarla ve en uygun zamanda tahsil edilmelidir. Verginin ödenmesinde mükelleflere gereken kolaylık gösterilmelidir. d) İktisadilik İlkesi:Bu ilkeye göre ise, verginin tarh ve tahsil masraflarının mümkün olduğu ölçüde düşük olması gerekir. Mükelleflerden alınan vergiler en az zayiatla devlet hazinesine girebilmelidir. 2) Adolph Wagner'in Vergileme İlkeleri Vergilerin bazı sosyal hedeflere ulaşabilmek için bir araç olarak kullanılabileceğini savunan A.Wagner’e göre vergileme ilkeleri dört grupta toplanabilir:

67 Vergileme İlkeleri a) Mali İlkeler:Mali ilkeler, yeterlik ve esneklik olmak üzere ikiye ayrılır. Yeterlik ilkesine göre vergi, devletin belirli bir dönem içindeki kamu harcamaları diğer araçlarla karşılanamadığı ölçüde alınmalıdır. Esneklik ilkesine göre ise, vergileme, mali ihtiyaçlardaki değişmelere uygun bir gelişme göstermelidir. İhtiyaçların artması (azalması) durumunda vergi gelirlerinde de benzer bir artış (azalış) söz konusu olmalıdır. b) İktisadi İlkeler:A.Wagner'e göre iktisadi ilkeler uygun vergi kaynaklarını ve çeşitlerini seçme ilkelerinden oluşmaktadır. Vergi kaynakları (gelir,sermaye ve tüketime ayrılmış servet) arasında seçim yapılırken genel ekonomik değerlendirmeler de göz önünde bulundurulmalıdır. Uygun vergi çeşitleri belirlenirken vergide yansıma olayı da dikkate alınmalı ve vergi sistemi vergi yükünün dengeli dağılımına imkân verecek vergilerden oluşturulmalıdır.

68 Vergileme İlkeleri c) Ahlâki İlkeler:Ahlâki ilkeler, vergi yükünün mükelleflere adil ve dengeli dağıtılması ile ilgili bulunmaktadır. Vergilemede ahlâki ilkelere uyulması, genellik ve eşitlik ilkelerine bağlı kalınmasıyla mümkündür. Yani vergi toplumu oluşturan herkesten alınmalı (genellik), vatandaşlar arasında bu konuda bir ayrım gözetilmemelidir. Diğer yandan, vergiler kişilerin ekonomik durumlarıyla orantılı olarak alınmalıdır (eşitlik ilkesi).

69 Vergileme İlkeleri d) Teknik-İdari İlkeler:Bu ilkeler verginin tekniği ve vergi idaresiyle ilgilidir. A.Wagner'e göre bu ilkeler belirlilik, uygunluk, iktisadilik ilkeleri şeklinde üçe ayrılarak ele alınabilir. Belirlilik ilkesi; verginin açık ve kesin olmasını ifade eder. Vergi mükellefi ödeyeceği vergi ile ilgili hususları (ödeme yeri,zamanı, şartları, vergi cezaları vb. gibi) kesin bir şekilde bilebilmelidir. Uygunluk ilkesi; verginin mükellef tarafından en uygun araçlar ve şartlarla ödenmesi anlamını taşır. İktisadilik ilkesi ise; vergi toplama masraflarının asgari seviyede olmasını, toplanan vergilerle vergi toplama masrafları arasındaki mesafenin iyi korunmasını esas alır.

70 Diğer Vergisel Kavramlar Vergi kapasitesi: Kamu giderlerinin karşılanabilmesi bakımından, toplumun vergiye dayanma gücünün sınırlarını ifade etmekte, mükelleflerin kendileri ve ailelerinin yaşamlarını asgari düzeyde sürdürmeye yetecek gücün üzerindeki kısmı yansıtmaktadır.Vergi kapasitesi milli gelirin asgari geçim harcamaları üzerinde kalan kısmını ifade etmektedir.Vergi kapasitesini belirleyen iktisadi faktörler, kişi başına gelir düzeyi, gelir dağılımı, ekonominin dışa açıklığı ve ekonominin parasallaşması ya da sektörel yapıdır.

71 Diğer Vergisel Kavramlar Vergi Gayreti:Bir ülkede bulunduğu tahmin edilen vergi kapasitesi ile fiili vergi hasılatı arasındaki oransal ilişki şeklinde ifade edilebilecek vergi gayreti, mali yönetimin etkinliği ile yakından ilgilidir. Fiili Vergi Yükü Vergi gayreti = Vergi kapasitesine göre hesaplanan vergi yükü Vergi gayreti < 1 → Vergi kapasitesi tam olarak kullanılamamaktadır. Vergi gayreti = 1 → Vergi kapasitesi tam olarak kullanılmaktadır. Vergi gayreti > 1 → Vergi gayreti vergi kapasitesinin üstündedir.

72 Diğer Vergisel Kavramlar Çifte Vergileme: Aynı vergi konusu üzerinden birden fazla vergi alınması veya aynı vergi konusu üzerinde birden fazla vergilendirme yetkisinin çatışması olarak ifade edilebilen çifte vergileme, yasa koyucunun bilerek ve isteyerek yer verdiği bir uygulama olabileceği gibi, arzulanmayan ancak uygulamadan kaynaklanan bir durum olarak da ortaya çıkabilmektedir. Günümüzde uluslararası ekonomik ve mali ilişkilerdeki artış, uluslararası nitelikte faaliyet gösteren üretici birimlerin çoğalması, izlenen ekonomi politikaları çifte vergileme olayının önemini daha da arttırmıştır. Konunun vergi adaleti açısından taşıdığı sakıncalar, uluslararası vergi anlaşmaları veya tek taraflı alınan önlemlerle giderilmeye çalışılmaktadır.

73 Diğer Vergisel Kavramlar Vergi esnekliği:Vergideki nispi değişikliğin gelirdeki nispi değişikliğe oranına vergi esnekliği denir.Kişisel,bölgesel, sektörel bazda veya ülke için vergi esnekliği hesaplanabilir.Verginin gelir esnekliği olarak da adlandırılır.Hesaplanan vergi esnekliği vergi tarifesinin oran yapısı hakkında bize bilgi verir.Bir verginin esnek kabul edilebilmesi için sıfırdan büyük olması yeterli değildir.Aynı zamanda vergi esnekliğinin 1’den büyük olması gerekir.Sabit(düz) oranlı verginin esnekliği 1’dir,sabit oranlı vergi tarifesinin dezavantajı verginin esnek olmamasıdır. ɛ T=1  Sabit (Düz) oranlı vergi ɛ T<1  Azalan oranlı vergi ɛ T>1  Artan oranlı vergi

74 Diğer Vergisel Kavramlar Vergilemenin sınırı:Devletler adına hükümetlerce kullanılmakta olan vergileme yetkisi sınırsız olmayıp hukuki, iktisadi,mali,politik vb. sınırları vardır.Verginin bir birim dahi artırılamadığı ve/veya mevcut vergilere yeni bir verginin eklenemeyeceği noktaya vergilemenin sınırı denir.Verginin hukuki sınırı,anayasa yasa ve diğer mevzuatlara göre belirlenir.Tarihte bu konudaki ilk örnek 1215 yılında Magna Carta (Büyük Özgürlük Fermanı) ile gerçekleşmiştir.Bu fermanla krala ait olan sınırsız vergilendirme yetkisi sınırlandırılmıştır.Türkiye’de de hukuki vergi sınırlaması anayasa hükümleriyle başlar ve anayasada kanunsuz vergi olmaz prensibi açık bir şekilde belirtilmiştir.

75 Diğer Vergisel Kavramlar Verginin iktisadi sınırı,vergi kapasitesinin en etkin biçimde kullanılabileceği nokta verginin iktisadi sınırıdır.Bir ülke için GSYİH, bir birey için gelirinin tümü verginin iktisadi sınırının son noktasıdır.Çünkü bir kişin gelirinin tamamına el konulursa bu müsadereye girer (zorla el koyma) buna göre devlet vergi alırken bireyin iktisadi sınırını (gücünü) dikkate almak zorundadır. Verginin mali sınırı,mevcut bir verginin oranının artmasına rağmen vergi gelirlerinde herhangi bir artışın olmadığı noktadır.Bu, vergi oranları ile vergi hasılatı arasında birebir bir ilişkinin olmadığını ortaya koymaktadır. Bu konu Laffer eğrisi yardımıyla açıklanabilir.

76 Laffer eğrisi’ne göre vergi oranı 0 ve 100 iken vergi hasılatı 0dır.Vergi oranı artarken belli bir maksimum noktaya kadar vergi hasılatı da artmakta ancak,bu nokta geçilirse vergi oranının artmasına rağmen vergi hasılatı düşmeye başlar.Vergilemenin mali sınırı vergi oranının artırılmasına rağmen vergi gelirlerinde bir artışın olmadığı nokta olan Laffer eğrisinin tepe noktasıdır.Buna göre vergi geliri açısından optimum seviye %50 olarak belirlenmektedir.Bu oran yükseldiğinde vergi gelirleri tam tersi azalmaktadır.Laffer vergi oranlarını düşürmenin istihdamı genişleteceğini devlet gelirlerini artıracağını ve bütçe açıklarını da azaltacağını ileri sürmektedir.Vergi oranlarının indirilmesiyle çalışma arzusu teşvik edilmiş olacağından verimlilik ve üretim de artacaktır.

77 Diğer Vergisel Kavramlar Verginin politik sınırı:Vergi nedeniyle oyların düşmeye başladığı noktadan bir önceki fiili durum verginin siyasi sınırıdır.Vergi oranı artarken belirli bir maksimum noktaya kadar oy sayısı artmakta ancak bu nokta geçilirse oy sayısı düşmeye başlayacaktır.

78 VERGİ YANSIMASI Vergilemede vergilendirilmek istenen gelir ile vergi alınan gelir farklı olabilmektedir. Bu durumda mükellefler karşı karşıya oldukları vergi yükünü ekonomideki fiyat mekanizmasından faydalanmak suretiyle başkalarına yansıtmaya çalışacaklardır. Verginin yansıması ödenmiş olan verginin ekonomik koşullardan ve fiyat mekanizmasından yararlanılarak başkalarına aktarılmasıdır.Vergiyi yansıtabildikleri ölçüde de, gelirleri üzerinden daha fazla tatmin sağlayabileceklerdir. Vergi yansımasından söz edebilmek için herşeyden önce verginin ödenmiş olması gerekmektedir.Vergide yansıma olayı çeşitli aşamalardan geçerek gerçekleşmektedir.Bu aşamalar şunlardır;

79 VERGİ YANSIMASI -Verginin vurgusu veya tahsisi, -Verginin yansıması (aktarma,devretme) -Verginin yerleşmesi - Verginin yayılması Verginin vurgusu:Verginin ödenmesinin ödeyici üzerinde yarattığı psikolojik etkidir. Şayet mükellef vergiyi yüklenmek isterse bundan sonraki safha ortaya çıkmayacaktır. Fakat genelde vergi mükellefleri vergi yükünden kurtulmak ve üçüncü bir kişiye vergiyi yansıtmak eğilimindedirler.

80 VERGİ YANSIMASI Verginin Yansıması:Vergileme olayındaki ikinci safha, verginin yansıması safhasıdır. Vergi kanunlarının vergi borcu yüklediği mükellef, vergi yükünü diğer bir kişiye transfer edebiliyorsa bu durumda vergi yansıtılmış olur. Verginin yansıması fiyat değişikliği ile ortaya çıkmaktadır. Örneğin ticaret erbabı bir esnaf düşünelim, ticari geliri olan bu esnafın ticari kazancı üzerinden gelir vergisi konulduğunda,esnaf malını eski fiyata göre daha yüksek fiyattan satmaya çalışacak, verginin hepsini ya da bir kısmını malının alıcısına yüklemeye çalışacaktır. Böylece esnaf her ne kadar vergi kanunları bakımından vergi borçlusu ve vergiyi ödemek zorunda olan birisi ise de, vergi yüklenicisi olmayabilecektir.

81 VERGİ YANSIMASI Yansımayı Belirleyen Mikro Ekonomik Faktörler: Yansıma olayını etkileyen faktörleri beş nokta etrafında toplayabiliriz. - Verginin türü ve kapsamı, - Piyasanın şekli ve yapısı, - Maliyet şartları, - Arz ve talep elastikiyeti, - Vergi tarifesi yüksekliği ve vergilendirilen malın türü. Yansımayı Belirleyen Makro Ekonomik Faktörler: Ekonominin içinde bulunduğu konjonktürel durum Mükelleflerin vergileri finansman şekli Devletin vergi gelirlerini büyük bir zaman farkı olarak kullanmasıdır.

82 VERGİ YANSIMASI Verginin yerleşmesi:Bu aşamada verginin bir mükelleften diğerine yansıması söz konusu olmamakta ve vergi yükü nihai olarak belirli bir mükellef üzerinde kalmaktadır. Verginin Yayılması:Verginin yayılması, bir mükellefin vergi yükünün tamamını diğer mükelleflere yansıtamaması sonucu, verginin bir kısmının mükellefin kendi üzerinde kalmasıdır. Bunun sonucunda söz konusu mükellefin gelirinde ödediği vergiye karşılık bir artış görülmüyorsa, mükellef bütçesini dengeye getirmek için tüketimini azaltmak durumunda kalacaktır.

83 VERGİ YANSIMASI B - Yansımanın Türleri 1) İleriye Doğru Yansıma:İleriye doğru yansıma, vergide yansıma olayının en sık görülen bir şeklidir. Burada, üreticiden tüketiciye doğru verginin yansıması söz konusudur. Vergi ödeyen kişi, ödediği vergiyi başkasına devretmek istediğinde, bu isteğini ekonomik mübadele içinde fiyat mekanizması aracılığıyla gerçekleştirmeye çalışır. Bunu temin edebilmek için, vergiye konu teşkil eden mal ve hizmetin fiyatını artırmaya veya bu mümkün değilse fiyatını aynı seviyede tutmakla beraber o mal ve hizmetin maliyetini düşürmeye çalışır.

84 VERGİ YANSIMASI Geriye Doğru Yansıma:Bu tür yansımada verginin, satıcıya veya üreticiye yüklenmesi söz konusudur. Böylece ileriye doğru yansımada olduğu gibi vergi, arzdan talep üzerine değil talepten arz üzerine doğru yansımaktadır. Geriye doğru yansıma daha ziyade tüketimdeki bir azalma halinde, alçak konjonktür dönemlerinde, düşük kaliteli ve ikame malların tüketiminde ortaya çıkabilmektedir. Geriye doğru yansımasının tipik bir örneğini, verginin amortismanı oluşturmaktadır.Verginin amortismanı, dayanıklı tüketim malları üzerine konulan vergi dolayısıyla vergilendirilen malın değerinin o günkü piyasada geçerli cari faiz oranına karşılık gelen miktarda azalmasıdır.

85 VERGİNİN AMORTİSMANI Vergi amortismanının hesaplanabilmesi için bir takım formüllere ihtiyaç vardır.Bunlar; Sermaye Değeri=Yıllık İrat/Cari Faiz Oranı Verginin Amortismanı=Sermaye Değeri x Vergi Oranı Vergi Sonrası Sermaye Değeri=Sermaye Değeri-Verginin Amortismanı Örnek:Bir yılda lira irat sağlayan bir gayrimenkulün piyasa faiz oranı %40 ve irat üzerindeki vergi oranı %25 iken vergi sonrası sermaye değeri ne olur? Sermaye Değeri= 2000/%40=5000 Verginin Amortismanı:5000x%25=3750 Vergi Sonrası Sermaye Değeri: =1250

86 VERGİ YANSIMASI Sınırlı ve Sınırsız Yansıma: Yansıma sonucunda vergiyi üzerine alan kişi bunu tekrar yansıtabilir. Hatta yansıma işlemi defalarca gerçekleşebilir. Bu durumda ortaya sınırlı ve sınırsız yansıma şekilleri ortaya çıkmaktadır. Vergi ödendikten ya da yansıtıldıktan sonra belli bir kimse üzerinde kalıyorsa bu durumda verginin yerleşmesinden söz edilir. Buna karşılık, vergi ödendikten sonra defalarca ve sınırsız bir şekilde devredilebiliyorsa, bu durumda sınırsız yansımadan söz edilebilir.

87 VERGİ YANSIMASI Mutlak ve Diferansiyel Yansıma:Mutlak yansıma, belirli bir vergi artışının gelir dağılımı üzerinde meydana getir­ diği etkidir. Bu yansıma türünde kamu harcamaları sabit kabul edilebilirse, bir vergideki gelir artışının toplam talebi azaltma, işsizlik gibi bir takım makro etkileri, bu etkile­rinde gelir dağılımını etkilediği görülecektir. Diferansiyel yansıma ise, kamu harcamaları sabit kabul edildiğinde belli bir verginin (örneğin, gelir vergisi) bir başka vergi ile (Örn. Kurumlar vergisi) değiştirilmesi halinde bu değişmenin gelir dağılımı üzerinde meydana getireceği değişmeleri ifade eder.

88 VERGİ YANSIMASI Kanuni ve Fiili Yansıma:Kanun koyucu tarafından öngörüldüğü şekilde gerçekleşen yansıma kanuni yansımadır.Kanuni yansımaya özellikle dolaylı vergiler açısından rastlanılmaktadır.Fiili yansıma ise, kanun koyucunun amaçlanmış olmamasına rağmen, ekonomik işlemlerden yararlanılarak, vergi yükünün başka kişilere aktarılmasıdır.

89 Vergi Planlaması Vergi planlaması, mükellefler ve devlet açısından ele alınmaktadır.Mükellefler açısından vergi planlaması (mikro vergi planlaması), kanunlara aykırı olmamak şartıyla ödenmesi gereken vergi yükünün asgariye indirilme çabalarını ifade etmektedir.Devlet açısından vergi planlaması (makro vergi planlaması) ise, vergi uygulamasında devletin finansal ihtiyacının en uygun kaynaklardan toplumsal gerçekler dikkate alınarak karşılanmaya çalışılmasıdır.

90 Vergi Maliyeti Vergi maliyeti kavramı da iki farklı biçimde ele alınabilir.Devlet açısından bakıldığında vergilemenin açık maliyetleriyle karşılaşılırken, mükellefler açısından bakıldığında vergilemenin gizli maliyetiyle karşılaşılmaktadır. Vergilemenin açık maliyeti, gelir idaresinin vergilemeden kaynaklanan giderlerini (binaların yapım,alım,kiralama,alternatif kullanım maliyetleri v.b.) giderlerini içermektedir. Vergilemenin saklı maliyeti ise,mükelleflerin vergi yükümlülüklerini yerine getirirken yaptıkları giderleri içermektedir.Bunlar, danışmanlara yapılan ödemeler,vergi işlerini yürüten personele yapılan ödemeler, ulaşım giderleri gibi maliyet unsurları olabilir.

91 Vergi Harcaması Vergi Harcaması: Vergi uygulamaları bakımından gerekli temel bir düzenleme olmamakla birlikte bazı mükellefler gruplarının yükünü azaltmak, teşvik etmek, yönetimi kolaylaştırmak gibi nedenlerle tanınan, muafiyet,istisna ve indirimlerin yol açtığı vergi kaybını ifade etmektedir.Yani vergi indirimleri,imtiyazları ve öncelikleri nedeniyle toplanamayan vergi gelirini ifade etmektedir. Vergi Takozu: Vergi ve sosyal güvenlik ödemelerinin, ücret üzerindeki oluşturduğu toplam yükü ifade eder. Başka bir deyişle çalışan başına devlete ödenen vergi ile sosyal güvenlik kesintisinin toplamı olarak da ifade edilebilir.

92 Mali Sürüklenme Mali Sürüklenme: Enflasyon artan oranlı gelir vergisi tarifesinin şeklini değiştirerek, gelir dilimlerinin daha yüksek oranda vergiye tabi tutulmasına neden olmaktadır.Başka bir deyişle, enflasyon dolayısıyla, kişilerin elde ettiği kazanç ve iratların parasal olarak değerleri yükseldiği için bu kazanç ve iratlar daha üst gelir dilimlerine doğru sürüklenmektedir.Enflasyonun artan oranlı gelir vergisi üzerindeki bu etkisine “gelir dilimi kayması” veya “mali sürüklenme” denilmektedir.Aynı zamanda “vergi çengeli” olarak da ifade edilmektedir.

93 Mali Engel Mali engel: Vergi gelirlerinin harcama artış hızının üzerine çıkması durumu literatürde mali engel şeklinde tanımlanmaktadır.Bu durum özellikle artan oranlı gelir vergisinin yüksek gelir düzeylerinde kamu harcamaları artış oranından daha yüksek olması ve ekonomik büyümeyi engellemesi halinde ortaya çıkmaktadır.Özellikle aşırı esnek bir vergi sisteminin genişleme dönemlerinde yatırımların ve tüketimin azalmasına ve sonuçta ekonominin tam istihdam düzeyine gelmesini engellemesi olarak da ifade edilmektedir.

94 Vergi Cenneti Vergi Cenneti, yerleşik olmayan sermayeye,yerleşik olduğu ülkelerdeki vergi sorumluluklarından kaçabilmesi için özel ve ayrımcı vergi düzenlemeleri sunan sistemlerdir.Bir ülkenin vergi cenneti olarak nitelendirilebilmesi için kabul edilen iki temel kriter söz konusudur. a)Herhangi bir ülkede veya bölgede finansal ve diğer hizmetler üzerinde herhangi bir vergi alınmaması veya nominal bir vergi alınması, b)Bir ülkenin kendisini vergi cenneti olarak tanımlaması veya başka ülkelerce bu şekilde varsayılması gerekmektedir. Vergi cenneti ülkeler sağladıkları düşük vergili veya tamamen vergisiz ortamlar aracılığıyla mobil faaliyetleri kendilerine çekmekte, düşük vergili veya vergisiz ortam sağlamanın dışında diğer ülke vergi otoriteleriyle bilgi değişimine yanaşmamaktadır.

95 Vergi Rekabeti Vergi rekabeti, ülkelerin düşük vergi oranları uygulayarak akışkan sermaye ve işletmeleri kendi ülkelerine çekebilme çabalarını ifade etmektedir.Özellikle finansal işlemler olmak üzere coğrafi olarak hareketli faaliyetleri çekebilmenin yarattığı cazibe ülkeleri vergide rekabete itmekte ve bu rekabet bazı durumlarda diğer ülkelerin ulusal vergi tabanlarında erozyona sebebiyet verebilmektedir.Böylesi olumsuz bir sonuç zararlı vergi rekabeti olarak adlandırılır.Çünkü zararlı vergi rekabeti bazı vergi avantajları sunmak suretiyle uluslar arası yatırım kararlarını çarpıtmakta ve diğer ülkelerin vergi tabanlarının aşınmasına yol açmaktadır.

96 Vergilerin Sınıflandırılması Vergiler; konularına, mükellefiyet şekillerine, oranlarına, matrahlarına, tarh ve tahsil usûllerine göre çeşitli biçimlerde sınıflandırılmaktadır. Bu sınıflandırma biçimlerinden en önemlileri şöyle sıralanabilir. A - Tek Vergi-Çok Vergi Sınıflandırması Tek vergi görüşü, temel olarak, belli bir ülkede birçok vergi almak yerine, verimli olduğu kabul edilen tek bir verginin alınmasını savunan düşünce akımını temsil etmekte iken çok vergi görüşü ise, çeşitli kaynaklardan çok sayıda vergi alınmasını savunmaktadır.Tek vergi teorisine ilişkin başta Fizyokratlar olmak üzere çeşitli maliyeciler tarafından görüşler ileri sürülmüştür.Fizyokratlara göre, vergi sadece en verimli sektör olan tarımdan alınmalıdır,bunun dışında kalan sektörlerin katma değeri düşüktür.Thiers ise sanayileşme döneminin bir sonucu olarak hammaddeler üzerinden tek bir vergi alınması önerisinde bulunmuştur,bunun dışında arazi ve enerji gibi konular üzerinden de tek vergi alınması üzerine çeşitli görüşler de ileri sürülmüştür.Ancak günümüzde tek bir vergiye dayalı sistemler oldukça geçmişte kalmıştır.

97 Vergilerin Sınıflandırılması B - Vergilerin Konusuna Göre Sınıflandırılması Vergiler konularına göre ikiye ayrılabilir: 1) Şahıs Vergileri:Şahıs vergilerinin konusu kişinin insan olarak varlığıdır. Buna göre, insan olarak dünyaya gelmek vergiye konu olmak için tek başına yeterlidir. Bu vergilerin en bariz örneği, «baş vergisi» olmaktadır. Ülkemizde 1951 yılına kadar yürürlükte kalmış olan «yol vergisi» bir baş vergisidir. Baş vergisi pek çok ülkede uygulanma imkânı bulmuştur. 2) Mal Vergileri:Mal vergileri, kişilerin malları üzerinden alınan vergilerdir. Verginin konu­sunu; malın elde edilmesi, kullanılması veya servet ve kapital şekline dönüşmüş mal stokları teşkil etmektedir.

98 Vergilerin Sınıflandırılması C-Ödeme Araçlarına Göre Sınıflandırma Bu sınıflandırmaya göre, vergiler, «aynî» (mal olarak) ve «nakdi» (parasal) vergiler olarak ikiye ayrılmaktadırlar.Nakdi ekonomiye geçilmesine paralel olarak vergiler de tamamen para ile ödenir hale gelmiştir.Ancak, geçmişte ayni ekonomi dönemlerinde vergiler mal ve hizmet şeklinde uygulanmıştır.Ülkemizde yıllarında uygulanmış olan “Toprak Mahsulleri Vergisi” ve 1925 yılında kaldırılmış olan “aşar” ayni vergilere örnektir.Yol yapımında çalışmak suretiyle ödenebilen ve 1952 yılına kadar uygulanmış olan “yol vergisi” de bedeni vergiler arasındadır.Günümüzde köylerde uygulanan “imece”den başka bedeni bir vergi yoktur.Ayni vergiler,vergi idaresi için saklama,taşıma ve pazarlama açısından önemli zorluklar yaratmaktadır.

99 Vergilerin Sınıflandırılması D - Mükelleflerin Kişisel Durumlarına Göre (Objektif ve Subjektif Vergiler) Sınıflandırılması Mükelleflerin kişisel durumuna göre vergiler, objektif ve subjektif vergiler olarak sınıflandırılmaktadır. Objektif vergiler, vergi ödeme gücünü dikkate almadan herhangi bir geliri vergi kapsamına alırlar. Bu vergiler, mükelleflerin kişisel durumunu ve vergi ödeme gücünü etkileyen şartları göz önünde bulundurmaktadır. Objektif vergilere örnek olarak tüketim vergileri, gümrük vergisi, damga vergisi gösterilebilir.Bir kişinin vergi ödeme gücünü göz önünde tutan vergiler ise subjektif vergilerdir. Bir verginin subjektif olabilmesi için, mükelleflerin kişisel durumunu göz önünde bulundurmasını, bütün servet ve gelirlerini dikkate alması gerektiğini ifade eden görüşler mevcuttur. Bir mükellefin çeşitli kaynaklardan sağladığı bütün kazanç ve iradını bir bütün olarak vergi kapsamına alan vergi, gerçek bir subjektif vergi kabul edilmektedir. Bugün pek çok ülkede yaygın bir şekilde uygulanan gelir vergisi, subjektif vergilerin tipik bir örneğini meydana getirmektedir.

100 Vergilerin Sınıflandırılması E - Vergilerin Matrahlarına Göre Sınıflandırılması Vergiler matrahlarına göre, «Ad Valorem - değer vergileri» ve «Spesifik-miktar vergileri» olmak üzere ikiye ayrılmaktadır. Verginin matrahı, eğer, vergiye konu olan şeyin değeri üzerinden hesaplanıyor ve bu matrahtan oransal olarak bir vergi alınıyorsa, bu çeşit vergilere ad valorem-değer vergileri denir. Gelir vergisi, kurumlar vergisi, gider ve gümrük vergileri, ad valorem-değer vergilerine örnek olarak gösterilebilir. Vergi matrahının, vergi konusunun miktarı üzerinden hesaplanması sonucu alınan vergilere ise spesifik-miktar vergileri adı verilmektedir. Bu vergiler uzunluk, ağırlık, hacim, sayı vb. gibi maddi ölçüler üzerinden hesaplanmaktadır. Doğalgazın metreküpü üzerinden, yurt dışından getirilen televizyonun ekran çapına, özelliğine göre alınan vergiler böyledir.

101 Vergilerin Sınıflandırılması F - Vergilerin Ekonomik Kaynaklarına Göre Sınıflandırılması Vergiler kişilerin elde ettiği ekonomik değerler üzerinden alındığına göre, ekonomik kaynakları bakımından gelir,harcama ve servet vergileri olarak üç temel grup halinde sınıflandırmak mümkündür. G - Dolaylı ve Dolaysız Vergiler Sınıflandırması Bu sınıflandırmaya göre genel olarak gelir ve servet üzerinden alınan vergiler dolaysız vergi grubunda,harcamalar üzerinden alınan vergiler ise dolaylı vergiler grubunda yer almaktadır.Dolaylı-Dolaysız vergiler ayrımı başlıca iki kritere dayanmaktadır.Bunlar yansıma kriteri ve vergi konusunun devamlılığı kriteridir. a.Yansıma Kriteri:Kanuni mükellef verginin yükünü de fiilen taşıyorsa yani yansıma olayından yararlanarak vergiyi başkalarına devredemiyorsa dolaysız vergiler söz konusu olmaktadır.Ancak vergiyi ödeyen kişi yansıma yoluyla onu başkalarına devredebiliyorsa bu tür vergiler dolaylı vergidir.

102 Vergilerin Sınıflandırılması b.Vergi Konusunun devamlılığı ve Vergiyi Doğuran Olay Kriteri: Konusu sürekli,mükellefi önceden belli ve devamlı matrahlara dayanan vergiler dolaysız vergidir.Konuları devamlı olmayan ve vergiyi doğuran olayın gerçekleşmesi anında alınan vergiler ise dolaylı vergilerdir.Farklı bir ifade ile,bir vergi, konuları düzenli ve sürekli olan, kesintisiz bir şekilde ortaya çıkan olaylardan,mükellefi adına tarh,tahakkuk ve doğrudan doğruya tahsil olunuyorsa dolaysız vergi sayılmakta,aksi takdirde dolaylı vergiler grubunda düşünülmektedir.

103 VERGİLERİN SINIFLANDIRILMASI Vergilerin konularına göre ayrımı,gelir üzerinden alınan vergiler,servet üzerinden alınan vergiler ve harcamalar üzerinden alınan vergiler biçimindedir.Gelir üzerinden alınan vergiler gelir vergisi ve kurumlar vergisidir.Servet vergileri,servetten alınan vergiler,servet transferinden alınan vergiler ve servet artış vergileri olmak üzere üç büyük grupta toplanmaktadır.Harcamalar üzerinden alınan vergiler ise,muamele vergileri,harcama vergileri ve gümrük vergileri olmak üzere üç grupta incelenebilir.

104 VERGİLERİN SINIFLANDIRILMASI Gelir üzerinden alınan vergiler gelir ve kurumlar vergisi olarak iki ana başlık altında incelenebilir. 1) Gelir Vergisi:Gelir vergisi bir gerçek kişinin, bir takvim yılı içinde, çeşitli kaynaklardan sağladığı kazanç ve iratların, safi toplamından alınan bir vergidir. Gelir vergisi gerçek kişilerin gelirleri üzerinden alınmaktadır. Gelir vergisinin konusunu oluşturan gerçek kişilerin gelirlerinin vergilendirilmesinde, mükellefin kişisel durumuyla ilgili olarak, genel indirim, aile durumu ve meslek gelirinin sermaye gelirine nazaran daha hafif vergilendirilmesi için özel indirim ve artan oranlı tarifelerle, artan matrahların daha yüksek vergi oranlarına tabi tutulması, çeşitli muafiyet ve istisnalar uygulanması ile mükelleflerin vergi yükleri farklılaştırılabilmekte; böylece mükelleflerin gerçek vergi ödeme gücüne ulaşılmaya çalışılmaktadır.

105 VERGİLERİN SINIFLANDIRILMASI 2) Kurumlar Vergisi:Kurumlar vergisi gerçek kişiler gibi belli bir dönemdeki ekonomik faaliyetleri sonucunda gelir elde eden kurumların toplam safi kazançları üzerinden alınan genel nitelikte objektif dolaysız bir vergidir. Gelir vergisi gerçek kişilerin gelirlerini; kurumlar vergisi ise genel olarak tüzel kişilerin kazançlarını vergilendirmektedir. Kurumlar vergisi mükellefiyeti söz konusu olan tüzel kişiler, aslında, ticari amaçlarını daha geniş imkanlarla geliştirmek için, kişilerin iktisadi olanaklarının bir kısmını veya tamamını birleştirmek suretiyle kurdukları ve hukuk düzenin de hak ve borçlara ehil saydığı ortaklıklardır. Gelir vergisinden ayrı bir biçimde kurum kazançlarının vergilendirilmesinin temel gerekçesi, kurum olmanın ayrıcalıklarından yararlanan, ortaklarının sorumlulukları sınırlı sermaye şirketlerini, ortaklarından bağımsız ve daha etkin bir şekilde vergilendirme düşüncesidir.Bu görüş, sermaye gelirlerinin emek gelirlerine göre daha ağır vergilendirilmesi gerektiği yaklaşımına (ayırma ilkesi) da uygun düşmektedir. Kurumlar vergisi mükellefleri Sermaye şirketleri, - Kooperatifler, - iktisadi Kamu Müesseseleri, - Dernek ve Vakıflara Ait iktisadi işletmeler, - İş Ortaklıkları olarak sayılabilir.

106 VERGİLERİN SINIFLANDIRILMASI B - Servet Üzerinden Alınan Vergiler : Ülkemizde uygulanmakta olan servet vergilerini, Emlak Vergisi,Veraset ve İntikal Vergisi ve Motorlu Taşıtlar Vergisi olarak üçe ayırabiliriz. Emlak Vergisi:Gerçek ya da tüzel kişilerin mülkiyetinde bulunan bina ve arazilerden alınan özel nitelikte bir servet vergisidir.Emlak vergileri iki kısımdan oluşmaktadır. Bunlar Bina Vergisi ve Arazi Vergisi şeklinde sıralanabilir. Bina vergisi:Bina vergisi yurt içinde bulunan binalar üzerinden alınır. Bina vergisinin mükellefi binanın maliki (sahibi)’dir. Bina vergisinde vergiyi doğuran olay, binaya malik olma, bina üzerinde intifa hakkının kurulması veya binayı malik gibi tasarruf etmedir. Arazi vergisi:Arazi vergisinin konusu Türkiye sınırları içinde bulunan arsa ve arazilerdir. Arazi, üretimde kullanılan toprağı ifade etmek üzere kullanılan çit, duvar, yol gibi tabii ve yapay işaretlerle çevrili yeryüzü parçasıdır. Arsa ise arazinin özel bir durumu olup, imar planı ile iskan sahası olarak ayrılarak inşaat yapmaya müsait hale gelmiş ve belediye sınırları içinde belediyece parsellenmiş arazidir.

107 VERGİLERİN SINIFLANDIRILMASI Veraset ve İntikal Vergisi:Veraset yoluyla veya başka bir şekilde ivazsız (karşılıksız) olarak bir kişiden diğer bir kişiye intikal eden menkul veya gayrimenkul mallar üzerinden alınan bir vergidir. Veraset ve intikal vergisi genel olarak veraset (bir kişinin ölümü ile mal varlığının mirasçılarına geçmesi) yoluyla ve sağlar arası ivazsız mal intikallerini vergilendirmektedir. Veraset ve intikal vergisinde vergiyi doğuran olay verasetten veya sağlar arası gerçekleşen ivazsız kazanımlardır.Veraset ve intikal vergisinin mükellefi veraset yoluyla veya ivazsız biçimde mal iktisap eden gerçek veya tüzel kişidir.

108 VERGİLERİN SINIFLANDIRILMASI Motorlu taşıtlar vergisi:Verginin konusu motorlu taşıtlardır. Motorlu olmayan taşıtlar verginin konusuna girmez. Verginin konusunu Motorlu Taşıtlar Vergisi Kanunu’nun 1. maddesinde belirtilen tarifelerde yer alan karada, havada, denizde, göl ve nehirlerde insan, hayvan ve eşya taşımaya yarayan ve makine gücüyle hareket eden taşıtlar oluşturur. Vergiyi doğuran olay, taşıtların kayıt ve tescillerindeki özellikler gözetilerek ayrı ayrı belirlenmiştir.

109 VERGİLERİN SINIFLANDIRILMASI C - Harcamalar Üzerinden Alınan Vergiler Tüketim üzerinden alınan vergiler üretilen, satılan ya da tüketilen mal ve hizmetler üzerine konulan vergilerdir. Geliri veya serveti elde edildiklerinde değil, harcandıkları zaman, mal ve hizmetlerin fiyatları içinde gizlenmiş olarak vergilendirirler. Bu tür vergiler dolaylı vergiler olarak nitelendirilebilir. Bilindiği gibi gelir üzerinden alınan vergiler dolaysız vergilerdir.Harcamalar üzerinden alınan vergiler (tüketim vergileri),Katma Değer Vergisi, Harçlar,Özel tüketim vergisi,Özel iletişim vergisi,Banka ve sigorta muameleleri vergisi (BSMV),Şans oyunları vergisi,Damga vergisi olarak sayılabilir.

110 Vergilerin Sınıflandırılması Katma Değer Vergisi (KDV): Ticari, sınai, zirai ve serbest meslek faaliyeti çerçevesinde yapılan teslim ve hizmetler,mal ve hizmet ithalatı ve diğer faaliyetler (spor toto, piyango, talih oyunları, at yarısı, konser, maç, yarış tipi faaliyetler, müzayede ve gümrük depolarında yapılan satışlar, kiralama, v.s.) Katma Değer Vergisine tabidir. Katma değer vergisi, harcamalar üzerinden alınan vergilerin en gelişmiş ve modern bir türüdür. Katma değer vergisi, vergiyi ödeyenler açısından bir indirim hakkı doğurduğu için verginin kendi içinde bir otokontrol mekanizması doğurmasına yol açmaktadır. Ayrıca bu verginin çok sıkı bir kayıt düzeni gerektirmesi, gelir ve kurumlar vergisi açısından da bir otokontrol mekanizmasının ortaya çıkmasına yardımcı olmaktadır.

111 Vergilerin Sınıflandırılması Banka Ve Sigorta Muameleleri Vergisi: Bankaların yapmış oldukları banka muamele ve hizmetleri dolayısıyla sağladıkları gelir ve menfaatler üzerinden komisyon, ücret, hizmet karşılığı gibi adlarla aldıkları paralar genel olarak verginin konusunu oluşturur. Özel Tüketim Vergileri:Tüketim üzerinden alınan vergiler arasında yer alan Özel Tüketim Vergisi (ÖTV) kanun kapsamındaki listelerde belirtilen malların ithal,imal ve inşa aşamasında hesaplanmaktadır.Buna göre ÖTV ithalat,imalat ve iktisap aşamasında bir defaya mahsus alınan bir vergidir.ÖTV kanununa ekli listelerde belirtilen mallardan maktu ve nispi oranlarda vergi alınmaktadır.

112 Vergilerin Sınıflandırılması Damga Vergisi: Damga vergisi 1964 tarih ve 488 sayılı Damga Vergisi Kanunu ile düzenlenmiştir. Bu vergi çeşitli işlemleri belgelendiren belgeler üzerinden alınmaktadır. Damga vergisinin mükellefi, kağıtları imzalayanlardır.Damga vergisinde nispi ve maktu vergileme ölçüleri kullanılmaktadır. Özel İletişim Vergisi:Her nevi mobil telekomünikasyon işletmeciliği kapsamındaki tesis, devir, nakil ve haberleşme hizmetlerinden alınan bir vergidir. Verginin mükellefi telekomünikasyon alt yapısı kurup işleten veya telekomünikasyon hizmetlerini veren işletmecilerdir. Verginin matrahı Katma değer vergisi matrahını oluşturan unsurlardan teşekkül eder.

113 VERGİLERİN SINIFLANDIRILMASI

114 Vergilerin Sınıflandırılması

115 Vergi Psikolojisi Vergi Psikolojisinin Tanımı ve Amaçları: Vergi sistemi içinde vergiye yönelik düzenlemeler yaparken ne gibi sosyal ve psikolojik etkiler doğuracağının dikkate alınması gerekir.Aksi halde ekonomi ve toplumsal yapı zarar görebilir.Şöyle ki,bireylerin kendi iradeleri ile meşruiyetini kabul ettikleri bir vergi, ne zamanki keyfiyete dönüşür, adaletsiz bir şekilde dağıtılır ve dahası bir zulüm haline gelmeye başlarsa işte o zaman vergiler medeniyeti tahrip etmeye, dahası siyasi otoritenin varlığını tehdit etmeye başlar. Vergi psikolojisi bu noktada bireylerin vergilere karşı takındığı tutumları analiz etmeye çalışır.

116 Vergi Psikolojisi Vergi psikolojisi bu çerçevede, Vergi politikalarının etkinliğinin arttırılması ve toplumsal ilişkileri düzenleyerek vergilerin bireyler üzerinde oluşturabileceği olumsuz etkileri ortadan kaldırmaya yönelik çalışmaları kapsamaktadır.Bu kısımda vergi psikolojisine dair bazı kavramlar kısaca açıklanacaktır.

117 Vergi Psikolojisi Vergi Tazyiki (Vergi Baskısı): Kişilerin ödedikleri vergiden dolayı duydukları psikolojik baskı hissidir.Vergi tazyiki, «subjektif vergi yükü» şeklinde de kullanılmaktadır. Çünkü, bir vergileme olayının vergi yükümlüsü tarafından hangi ölçüde hissedildiği vergiyi ödeyenin psikolojik durumuyla yakından ilişkilidir. Her kişi vergi ödemekle kendi açısından bir fedakârlık yaptığını düşünür. Günümüzde vergi tazyikinden ziyade yaygın olarak «vergi yükü» kavramı üzerinde durulmaktadır. Vergi tazyiki kavramı kişi,toplum ve bir grup üzerinde olmak üzere üç şekilde ele alınabilir.Ancak tazyik konusu hesaplamaya konu olmadığı için bu kavramlar ağırlıklı olarak vergi yükü açısından ön plana çıkmakta olup vergi yükü bahsinde daha detaylı olarak yer verilecektir.

118 Vergi Psikolojisi F- Vergi Yükü:Vergi yükümlüler açısından karşılıksız bir ödeme olup, onu ödeyenler üzerinde bir yük oluşturur.Buna göre vergi yükü ödenen vergiler ile elde edilen gelirler arasındaki oransal ilişkiyi ifade etmektedir.(Objektif Vergi Yükü).Objektif vergi yükü ödenen vergi ile doğru orantılı,ödeme gücüyle ters orantılıdır. 1) Vergi Yükü Türleri Vergi yükü, vergiyi ödeyen kişiler yönünden ele alınacağı gibi, bir ekonominin tümü yönünden de ele alınıp değerlendirilebilir. Bu durumda, toplam vergi yükü, kişisel vergi yükü, gerçek vergi yükü ve net vergi yükü gibi kavramlarla karşı karşıya gelinir.

119 Vergi Psikolojisi Toplam Vergi Yükü: Bir ekonomideki belirli bir döneme ait toplam vergi gelirlerinin milli gelire oranına toplam vergi yükü denir. Toplam Vergi Yükü= Ödenen Vergiler/GSMH Kişisel Vergi Yükü: Kişilerin ödedikleri vergi ile gelirleri arasındaki ilişkiyi gösterir. Kişisel Vergi Yükü=Kişinin Ödediği Tüm Vergiler/Kişinin Geliri Net Vergi Yükü: Net vergi yükü, bir ekonomide toplanan tüm vergilerden mali yardımlar ve transferler çıkarıldıktan sonra kalan kısmın milli gelire oranıdır. Net Vergi Yükü=Ödenen Vergiler-Kamusal Fayda/Gelir

120 Vergi Psikolojisi Gerçek Vergi Yükü: Net vergi yükü hesabında vergi yansıması dikkate alınarak ulaşılan vergi yüküdür.Verginin, ekonomi üzerindeki dolaylı ve dolaysız tüm etkileri dikkate alınarak ortaya çıkardığı bütün kayıp ve kazançların birlikte düşünülmesiyle gerçek vergi yüküne ulaşılır. Gerçek vergi yükü şu şekilde formüle edilir. (Ödenen Vergiler+Yansıyan Vergiler) – (Kamu Hizm.Sağl.Fayda+ Yansıtılan Vergiler) Gelir

121 Vergi Psikolojisi Vergiden Kaçınma ve Vergi Kaçakçılığı Vergiden kaçınma, mükellefin vergiyi doğuran olaya sebebiyet vermemek suretiyle vergi borcundan kurtulmasını ifade eder. Vergiden kaçınma, vergi kanunlarını ihlal ederek yapıldığı zaman vergi kaçakçılığına girmektedir. Vergi kaçakçılığı; doğan vergi borcunun kanunlara aykırı olarak kısmen veya tamamen ödenmemesidir. Vergi Usul Kanunu' nunda "Kaçakçılık; mükellef veya sorumlu tarafından vergi ziyaına sebebiyet verilmesidir", şeklinde tanımlanmıştır.Vergi ziyaı(kaybı) ise yükümlü veya sorumlunun vergilendirme ile ilgili ödevlerini zamanında yerine getirmemesi veya eksik yerine getirmesi nedeniyle verginin zamanında tahakkuk ettirilmemesi veya eksik tahakkuk ettirilmesi anlamına gelir.

122 Vergi Psikolojisi Vergi ziyaı (kaybı) ise yükümlü veya sorumlunun vergilendirme ile ilgili ödevlerini zamanında yerine getirmemesi veya eksik yerine getirmesi nedeniyle verginin zamanında tahakkuk ettirilmemesi veya eksik tahakkuk ettirilmesi anlamına gelir. Verginin reddi, vergiye karşı toplumsal bir başkaldırıyı ifade etmektedir.Vergi kaçakçılığının kişisel bir eylem olmasına karşılık, verginin reddi toplumsal bir olgudur.Fransa’da 1953 yılında Poujade hareketi, yıllarında İngiltere’de baş vergisinin toplumca kabul edilmemesi vergi reddinin son yıllardaki örnekleridir.

123 Vergi Psikolojisi Vergi kaçakçılığını önlemek üzere vergi kanunları çeşitli çareler öngörerek, kaçakçılığa imkan vermemeye çalışır. Getirilen yeni vergi düzenlemeleri, vergi beyanları üzerindeki çeşitli kontrol araçları, vergi idaresinin etkin çalışmasını sağlayacak donanım ve personel, belge sisteminin yerleştirilmesi, oto-kontrol mekanizmalarının kurumsallaştırılması, vergi bilincinin yeterli düzeye çıkartılması çalışmaları hem vergi kaçakçılığının önlenmesi unsurlarını, hem de kaçakçılığın nedenlerini oluşturduğundan, oldukça önem taşımaktadır.

124 Vergi Psikolojisi Vergi erozyonu: Vergi harcamalarının artışı,vergi kaçakçılığı ve vergiden kaçınmanın artması nedeniyle vergi matrahının aşınmasına vergi erozyonu denir.Vergi erozyonunun sonucunda vergi yükü azalır ancak vergi hasılatı azalır,hasılatın azalması ise vergi oranlarının yükseltilmesine ve dürüst mükelleflerin vergi yükünün artmasına neden olur. Mali Anestezi:Mali yükümlülüklerin, muhatapları tarafından farkına varılmadan yerine getirilmesini ifade etmektedir. Özellikle dolaylı vergilerin fiyat içerisine gizlenmiş olmaları nedeniyle verginin ödeyicisi tarafından açıkça hissedilmemesi, mali anesteziye iyi bir örnek teşkil etmektedir. Verginin yüklenicisi ödediği dolaylı nitelikteki bu vergi bakımından his-duygu iptaline uğraması mali açıdan uyuşturulmuş olması sonucu verginin farkına varamamaktadır.

125 Vergi Psikolojisi Vergi Ahlakı:En genel haliyle vergi ahlakı mükelleflerin vergi kaçakçılığı ve vergi cezaları karşısında takındığı tavır olarak tanımlanabilir.Vergi ahlakı kazancı elde eden bireylerin, vergilerini yasaya uygun ölçü ve zamanda ödemeleri konusundaki tutum,davranış,inanç ve değer yargılarıdır.Vergi kaçakçılığının yaygın olduğu toplumlarda vergi ahlakının düşük olduğu söylenebilir. Vergi Alerjisi: Vergi oranının yüksekliği veya uygulanan tahsil yönteminin katılığı gibi nedenlerle,mükelleflerin vergiye karşı psikolojik tepki göstermelerine “vergi alerjisi” denir.

126 Vergi Psikolojisi Vergi sömürüsü: Halkın ağır vergiler altında ezilmesi, daha geniş anlamıyla devletin vergi, resim, harç,aidat,katkı payı ve benzeri mali yükümlülükler ihdas ederek bireyleri ve kurumları ağır vergi tazyiki altında tutmasıdır.Bu anlamda vergi sömürüsü,vergileme sürecinde ortaya çıkan bir ekonomik sorundur.Devletin vergileme hakkı ve yetkisini sınırsızca kullanarak bu hak ve yetkisini suistimal etmesi vergi sömürüsünün ana nedenidir.

127 Vergi Psikolojisi Gelir etkisi: Vergi ödedikleri için gelirlerinde azalma olan kişilerin bu azalmayı telafi edebilmek amacıyla kendi işinde daha fazla çalışarak ya da ek işlerde çalışarak gelirlerini vergilemeden önceki düzeyine çıkarmalarıdır. İkame etkisi: Uygulamaya konulan bir vergi dolayısıyla gelirinde azalma olan kişilerin fazla çalışmak yerine dinlenmeyi,boş durmayı tercih etmeleridir. Karar etkisi: Vergi alınması nedeniyle mükelleflerin satın alma güçlerinin,tüketim,tasarruf ve yatırım kararlarının etkilenmesidir.

128 Mali Aldanma Vergilerin toplanması, harcamaların yapılması, sosyal yardımlar ve transferlerin gerçekleştirilmesini de içeren tüm mali süreç, bir bütün olarak değerlendirildiğinde, aksamadan işleyebilen bir süreç değildir. Yurttaşlar (seçmenler, vergi mükellefleri) açık finansman politikaları uygulandığında harcama programlarının gerçek maliyetlerini tam olarak bilemediklerinden dolayı yararlarını aşırı iyimser olarak tahmin ederken mevcut ve gelecekteki vergi yükünü ise olduğundan daha düşük bir yük olarak algılamaktadırlar.. Bu duruma literatürde mali aldanma ya da mali yanılgı (fiscal illusion) adı verilmektedir.

129 Mali Aldanma Diğer bir deyişle dolaylı vergiler veya kaynakta tevkif usulüne göre tahsil edilen dolaysız vergiler neticesinde vergi yükümlülerinin vergi ödediklerinin farkına varmamaları, dolayısıyla kendilerine sağlanan kamusal hizmetlerin bedelini doğru olarak saptayamamaları durumuna mali aldanma denilmektedir. Yukarıdaki ifadelerden de anlaşılacağı üzere vergi bilincinin oluşturulmasında mali aldanma önemli bir rol oynamaktadır. Mali aldanma özellikle kamusal faaliyetlerin maliyetlerini ifade eden vergilerin seçmenler tarafından eksik algılanması sorunudur.

130 Mali Aldanma Vatandaşların devletin sunduğu mal ve hizmetlerden ve dolayısıyla kamu harcamalarından elde ettiği fayda ile kamusal mal ve hizmetlerin kendilerine olan maliyetinin (vergi fiyatı) vatandaşlar tarafından doğru olarak saptanabilmesi için mali aldanmanın olmaması gerekir. Mali Aldanmanın sınıflandırılması: Vergi aldanması: Vergi mükellefi olan seçmenlerin devlet tarafından sağlanan mal ve hizmetlerden kaynaklanan vergi yüklerini (kamusal mal ve hizmetlerin vergi-fiyatını) eksik algılaması durumudur. Harcama aldanması: Devlet bütçesinin harcama yönünden kaynaklanan mali aldanma türüdür. Harcama aldanması, kişilerin kamusal mal ve hizmetlerden sağladıkları faydaları yanlış algılamaları halinde ortaya çıkar.

131 Mali Aldanma Borç Aldanması:Hükümetler açısından belirli amaçları yerine getirmek için finansman aracı olarak diğer gelir kaynaklarına göre borçlanmanın tercih edilmesi daha caziptir.Öncelikle borçlanmanın görünür maliyeti (örneğin borçlanma senedi çıkarmanın maliyeti), elde edilen borçlanma gelirine oranla düşüktür. Eğer vergi mükellefleri gerçekte borçla finanse edilen kamu harcamalarını mevcut vergilerle finanse ediliyor şeklinde algılıyorlarsa, borç aldanması meydana gelir. Mali aldanmanın sonuçları: Mali aldanmanın varlığı,kamu kesiminin bir yetersizliği olarak ele alınır ve devletin aşırı ölçüde büyümesinin bir nedeni olarak görülür.

132 Mali Aldanma -Gelir elastikiyeti yüksek vergi sisteminin de devletin aşırı büyümesine yol açtığı söylenebilir. -Politik açıdan,halk egemenliğinin etkin olduğu demokratik sistemlerde mali aldanmanın ortaya çıkması seçmen tercihlerinde sapmaya neden olabilir. - Ayrıca mali aldanma, devlet faaliyetlerine ilişkin hesap verme sorumluluğunun sağlanması önünde bir engel teşkil edebilir.

133 Kayıtdışı ekonomi Kayıt dışı ekonomi, devletin düzenlemelerinden,vergilemeden veya gözleminden tamamen kaçırılan ya da kısmen gizlenen ekonomik faaliyetleri ve bu faaliyetlerden elde edilen gelirleri kapsamaktadır.Burada üretim kavramının sınırı, kumar, uyuşturucu ticareti gibi (yasa-dışı olsa da) ekonomik değer yaratan faaliyetleri,paranın değişim aracı olarak kullanılmadığı mal veya hizmet değişimini ve üreticinin kendi tüketimi için ürettiği mal ve hizmetleri kapsarken, hırsızlık ve gasp gibi ekonomide katma değer yaratmayan faaliyetleri kapsamaz. Kayıt dışı ekonominin büyüklüğünü tahmin etmek için bir çok yöntem geliştirilmiştir.Bu yöntemlerden birisi da tahmin edilen vergi kapasitesi ile toplanan vergi arasındaki farkın hesaplanmasıdır.

134 Kayıt dışı ekonomi Kayıt dışı ekonominin genel nedenleri olarak, 1. Mali ekonomik nedenler ( Enflasyon, gelir dağılımı, vergi adaleti). 2. Hukuki nedenler ( Yasaların basit ve açık olmaması, sık değişikliğe uğraması, vergi oranlarının yüksek oluşu, istisna ve muafiyetler, üniter yapının bozulması, defter tutma hadleri). 3. İdari nedenler ( Vergi idaresinin organik yapısı, teknik yapı, personel yapısı ve denetim mekanizması). 4. Sosyal nedenler ( Vergi ahlakı, mükellef psikolojisi ve tarihsel nedenler) 5. Siyasal nedenler ve baskı gruplarından kaynaklanan nedenler. Kayıt dışı ekonomi oluşumunda, özellikle gelişmekte olan ülkelerde ekonominin genel verimsizliği ve yaygın işsizlik önemli etkilerdendir. Üretim sürecinde varolan genel verimsizlik düzeyi yükümlüyü kârı artırmaya yönelik olarak, maliyet unsurlarından tasarrufa yöneltir. Bu yöneliş, vergi dairesine düşük gelir göstermek yada beyanname vermemek şeklinde ortaya çıkabilir.

135 Kayıt dışı ekonomi Kayıt dışı ekonominin birçok olumsuz etkisi vardır. Bunlardan birincisi, kayıt dışı ekonominin büyümesi demek kayıtlı ekonominin küçülmesi demektir. Kayıtlı ekonominin küçülmesi de devletin vergi gelirlerinin azalması anlamına gelir. Vergi gelirleri azalan devletin iki seçeneği vardır; bunlardan birincisi borçlanmadır. Borçlanma sonucunda özel sektörün verimli yatırımlarını kendisine çeken devlet dışlama etkisiyle özel sektörün yatırımlarını azaltır. Ayrıca borçlanma sonucu tahvillerin değerinin artmasıyla piyasada faiz oranları artar ve bu mekanizmanın sonucunda enflasyon oranının artışıyla ülke bir çok sorunla karşı karşıya gelir. Açıklar diğer bir kapatma yöntemi olan para basma politikasıyla da sonuç anlatılandan farklı olmayacaktır. Kayıt dışı ekonomi, istatistiki verilerin sağlıksız olmasına yol açar ve bu durumda alınacak ekonomik önlemlerin dozunun ayarlanamamasına sebebiyet verir. Sorunların teşhis ve tedavisinde sağlıklı kararlar verilemez


"KAMU MALİYESİ 2 DERS İÇERİĞİ Kamu Gelirleri Teorisi Verginin Fonksiyonları ve Vergileme İlkeleri Vergilemeye İlişkin Temel Kavramlar Vergi Tekniği (Vergileme." indir ppt

Benzer bir sunumlar


Google Reklamları