Sunum yükleniyor. Lütfen bekleyiniz

Sunum yükleniyor. Lütfen bekleyiniz

Bakara Sûresi: 178-182 Kur’ân Buluşmaları: 73 ÜMİT ŞİMŞEK.

Benzer bir sunumlar


... konulu sunumlar: "Bakara Sûresi: 178-182 Kur’ân Buluşmaları: 73 ÜMİT ŞİMŞEK."— Sunum transkripti:

1 Bakara Sûresi: Kur’ân Buluşmaları: 73 ÜMİT ŞİMŞEK

2 يَٓا اَيُّهَا الَّذ۪ينَ اٰمَنُوا كُتِبَ عَلَيْكُمُ الْقِصَاصُ فِي الْقَتْلٰىۜ اَلْحُرُّ بِالْحُرِّ وَالْعَبْدُ بِالْعَبْدِ وَالْاُنْثٰى بِالْاُنْثٰىۜ فَمَنْ عُفِيَ لَهُ مِنْ اَخ۪يهِ شَيْءٌ فَاتِّبَاعٌ بِالْمَعْرُوفِ وَاَدَٓاءٌ اِلَيْهِ بِاِحْسَانٍۜ ذٰلِكَ تَخْف۪يفٌ مِنْ رَبِّكُمْ وَرَحْمَةٌۜ فَمَنِ اعْتَدٰى بَعْدَ ذٰلِكَ فَلَهُ عَذَابٌ اَل۪يمٌ Ey iman edenler! Cinayetlerde size kısas farz kılındı: Hüre karşı hür, köleye karşı köle, kadına karşı kadın. Kim kardeşi tarafından bir affa uğrarsa, akla ve örfe uygun şekilde davranmak ve diyeti güzellikle ödemek gerekir. Bu, Rabbinizden size bir tahfif ve bir rahmettir. Bundan sonra kim haddi aşarsa, pek acı bir azabı hak etmiş olur. Bakara: 178

3  kısas  birşeyin ardınca gitmek, izini sürmek / eşitlemek / bir fiile misliyle karşılık vermek  haddi aşmadan, aşırı gitmeden, misliyle ceza  “cinayetlerde = öldürülenlerde kısas”  öldürülen kim olursa olsun: hür, köle, erkek, kadın, Müslüman, gayrımüslim Bakara: 178 | kısas

4  Kötülüğün karşılığı, ona denk bir kötülüktür.  Şûrâ, 42:40  hür kimse hür kimseyi, köle köleyi, kadın kadını öldürdüğü zaman, öldüren cezalanır  onun hürrü ile bununki, onun kölesi ile bununki, onun kadını ile bununki arasında fark yok  katilden başkası cezalandırıldığı takdirde kısas olmaz, zulüm olur Bakara: 178 | kısas

5  Kasıtsız öldürme:  Hatâ dışında, bir mü’minin diğer bir mü’mini öldürmesi düşünülemez. Bir mü’mini hatâ ile öldürenin kefareti ise, mü’min bir köleyi özgürlüğüne kavuşturmak ve ölenin ailesine bir diyet ödemektir — ancak ölenin ailesi bunu bağışlarsa müstesna. Hatâ ile öldürülen kişi mü’min olmakla beraber size düşman bir kavme mensup ise, o takdirde mü’min bir köleyi özgürlüğüne kavuşturmak gerekir. Eğer öldürülen kişi aranızda antlaşma bulunan bir kavimden ise, ailesine ödenecek bir diyetle beraber, mü’min bir kölenin de özgürlüğüne kavuşturulması gerekir. Buna imkân bulamayan, art arda iki ay oruç tutar. Bu, tövbenin Allah tarafından kabulü için bir vesiledir. Allah Alîmdir, Hakîmdir.  Bir mü’mini kasıtlı olarak öldürenin cezası ise, içinde sürekli kalmak üzere Cehennemdir. Allah ona gazap etmiş, onu rahmetinden uzaklaştırmış ve onun için büyük bir azap hazırlamıştır.  Nisâ, 4:92-93 Bakara: 178 | kısas

6  Tevrat’ta Biz onlara “Cana can, göze göz, buruna burun, kulağa kulak, dişe diş — yaralar böylece kısas olunur” diye yazdık. Fakat kim kendi hakkını bağışlarsa, bu onun için bir kefaret olur. Kim Allah’ın indirdiğiyle hükmetmezse, işte onlar zalimlerin tâ kendileridir.  Mâide, 5:45  Bu âyetin hükmünü nesheden bir nas bulunmadığı için, Müslümanlar için de geçerli Bakara: 178 | kısas

7  İşte bu yüzden Biz İsrailoğullarına buyurduk ki, kim bir cana kıymamış yahut yeryüzünde fesat çıkarmamış birisini öldürürse, bütün insanları öldürmüş gibidir. Kim de bir kimsenin hayatını kurtarırsa, bütün insanların hayatını kurtarmış gibidir. And olsun, elçilerimiz onlara apaçık deliller getirdiler; lâkin bundan sonra bile onların birçoğu hâlâ aşırılığa devam ediyor.  Mâide, 5:32 Bakara: 178 | kısas

8  Bir cinayette, önü alınmadığı takdirde bütün insanların hayatını tehdit eden bir potansiyel var / örnek teşkil eder ve başkaları da onu izler  Allah’ın kudreti karşısında bir insanı yaratmakla bütün insanları yaratmak arasında fark olmadığı gibi, adaleti karşısında da bir insanın hukuku ile bütün insanların hukuku arasında fark yoktur; tek bir insanın hakkı, bütün insanların hukuku gibi önemle dikkate alınır ve muamele görür  Aynı şekilde, bir insanın hayatını kurtaran kimse de, bütün insanların hayatını kurtarmışçasına önemle muamele görür ve mükâfata hak kazanır Bakara: 178 | kısas

9  Haksız yere öldürülen hiç kimse yoktur ki, onun kanından Âdem’in ilk oğluna bir pay düşmesin. Çünkü adam öldürme âdetini ilk olarak başlatan odur.  Buharî, Cenâiz: 33; Müslim, Kasâme, 27 Bakara: 178 | kısas

10  kim kardeşi tarafından bir affa uğrarsa...  kısmen af = tamamen af  Katil ya öldürülür, ya affedilir  Birden fazla katilin hepsine kısas yapılır  San’a şehrinde birisini tuzak kurarak öldüren altı-yedi kişinin hepsine Hz. Ömer kısas uygulamış ve şöyle demişti:  “Bütün San’a ahalisi bu suça iştirak etmiş olsaydı, hepsine de aynı cezayı verirdim.”  Muvatta’, Ukul: 19  Yükümlülükler:  Akla, şer’e ve örfe uygun bir diyet istenmeli  Belirlenen diyet güzellikle ödenmeli Bakara: 178 | kısas

11  Bu size tahfif ve rahmettir  İsrailoğullarında sadece kısas vardı, af yoktu  maktül velisinin isteği kısas olursa adalet  diyet: katil için tahfif, maktülün velisi için menfaat, iki taraf için sulh  kısas hükümleri adalet ve rahmeti cem’ ediyor Bakara: 178 | kısas

12  Ceza verecekseniz, size yapılanın misliyle ceza verin. Ama sabrederseniz, hiç kuşkusuz, bu sabredenler için daha hayırlıdır.  Nahl, 16:126  Kötülüğün karşılığı, ona denk bir kötülüktür. Fakat kim bağışlar ve barış yolunu seçerse, onun ödülü Allah’a aittir. O ise zalimleri hiç sevmez.  Zulme uğradıktan sonra hakkını alan kimseyi suçlamak için bir yol yoktur.  Şûrâ, 42:40-41 Bakara: 178 | kısas

13  «Kim kardeşi tarafından bir affa uğrarsa…»  kardeşlik vurgusu  katil ile maktul arasında kardeşlikten söz ediliyorsa, toplumun diğer fertleri arasındaki iman kardeşliğinin ne kadar güçlü bir bağ olduğu anlaşılır  adam öldürmek = kardeşini öldürmek kadar çirkin bir iş  maktülün velisini affa teşvik  diyetle veya diyetsiz affedildikten sonra mesele orada bırakılmalı, kan dâvâsına dönüştürülmemeli Bakara: 178 | kısas

14  Enes b. Mâlik (r.a.):  Resulullah’a (s.a.v.) kısas istemek üzere müracaat edilmişti; o ise affı tavsiye etti.  Nesâî, Kasâme:  Boynundan kayışla bağlanmış bir katil getirilmişti. Resulullah (s.a.v.) maktulün velîsini çağırarak ona “Affeder misin?” diye sordu.  Adam “Hayır” dedi.  “Diyet alır mısın?” diye sordu.  Adam yine “Hayır” dedi.  “Öldürecek misin?” dedi. ./.. Bakara: 178 | kısas

15  “Evet” diye cevap verdi.  Bunun üzerine Resulullah (s.a.v.) “Al onu götür” buyurdu.  Adam dönmüş giderken, Resulullah (s.a.v.) tekrar “Onu affeder misin?” diye sordu.  Adam “Hayır” dedi.  “Diyet alır mısın?” diye sordu.  Adam yine “Hayır” dedi.  “Öldürecek misin?” diye sordu.  Adam “Evet” dedi.  Resulullah yine “Al onu götür” buyurdu.  Dördüncüsünde, Resulullah buyurdu ki:  “Şimdi bak, sen onu affedersen, o hem kendi günahını, hem de maktulün günahını yüklenecek.”  Bu sefer adam katili affetti.  Ebû Dâvud, Diyât: 3 Bakara: 178 | kısas

16  «…bundan sonra kim haddi aşarsa»  maktulün velisi diyet karşılığı olarak veya diyetsiz şekilde affettikten sonra intikam peşine düşemez  katil ıslah olmazsa:  doğrudan (diyetsiz) kısas edilir / kısas-diyet arasında karar verme yetkisi devlete bırakılır  Allah’ın haram kıldığı bir cana haksız yere kıymayın. Mazlum olarak öldürülenin velisine bir yetki verdik; o da kısasta aşırı gitmesin. Çünkü o zaten bir yardıma erişmiştir.  İsrâ, 17:33 Bakara: 178 | kısas

17  Kim bir cinayete yahut yaralamaya maruz kalırsa, üç şeyden birini seçer; dördüncüsünü isterse ona engel olun:  Kısas istemek, affetmek, yahut diyet almak.  Kim bunlardan birini yaptıktan sonra haddi aşacak olursa, onun için acı bir azap vardır.  Ebû Dâvud, Diyât: 3 Bakara: 178 | kısas

18 وَلَكُمْ فِي الْقِصَاصِ حَيٰوةٌ يَٓا اُو۬لِي الْاَلْبَابِ لَعَلَّكُمْ تَتَّقُونَ Kısasta sizin için hayat vardır, ey akıl sahipleri! Böylece sakınmış olursunuz Bakara: 179

19  kısasta / öldürmekte değil / hayat var  Başka türlü cezalar caydırıcılıktan uzak düşer  Can alma yetkisi hayatı veren tarafından verildiği için etkili olur  Beşerî hukuk sistemleri bu yetkiden mahrumdur  Şeriat, masumları merhamet kanatları altına alır, suçluya adaletle muamele eder  Beşer hukuku ekseriyetle suçluya merhamet eder / bazan da cezada aşırı giderek zulmeder Bakara: 179 | kısas

20  «…ta ki sakınasınız.»  öldürmekten  kısasta haddi aşmaktan Bakara: 179 | kısas

21 كُتِبَ عَلَيْكُمْ اِذَا حَضَرَ اَحَدَكُمُ الْمَوْتُ اِنْ تَرَكَ خَيْراًۚ اَلْوَصِيَّةُ لِلْوَالِدَيْنِ وَالْاَقْرَب۪ينَ بِالْمَعْرُوفِۚ حَقاًّ عَلَى الْمُتَّق۪ينَۜ Sizden birisine ölüm yaklaştığında, eğer ardında mal bırakacaksa, vasiyet etmek farz kılındı. Bu vasiyetin anne ve baba ile akrabaya uygun şekilde yapılması gerekir. Bu, takvâ sahipleri üzerine bir borçtur. Bakara: 180

22  hayr: mal / çok mal  anne babaya  akrabaya / erkek ve kadın  Cahiliye uygulaması:  Erkek çocuklar bütün mirası alır  Erkek çocuk yoksa, yakından başlamak üzere diğer erkek akraba Bakara: 180 | vasiyet

23  Allah her hak sahibine hakkını vermiştir; artık vâris için vasiyet yoktur.  Tirmizî, Vesâyâ: 5; Müsned, 4: , 5:267  Miras âyetlerinden (Nisâ, 4:11-12) önce vasiyet farz idi; miras âyetleriyle mendup halini aldı  Miras âyetleri, her hak sahibine hakkını verdikten başka, akraba arasında çıkabilecek ihtilâf ve fitnelerin de önünü aldı Bakara: 180 | vasiyet

24  Vasiyet etmeye değer birşeyi bulunan Müslümanın, vasiyeti yanında yazılı olmadan iki gece geçirmesi doğru değildir.  Buharî, Vesâyâ: 1; Müslim, Vasiyyet: 1  Hasta ziyareti sırasında kendisine “Vasiyet yapayım mı?” diye soran hastaya Hz. Ali’nin cevabı:  Hayır, çünkü sen fazla mal bırakmadın. Malını çocuğuna bırak.”  Dârimî, Vesâyâ: 5 Bakara: 180 | vasiyet

25  Sa’d b. Ebî Vakkas anlatıyor:  Veda Haccı senesinde yakalandığım şiddetli bir hastalık dolayısıyla Resulullah (s.a.v.) beni ziyaret etti.  “Yâ Resulallah, gördüğün gibi çok hastayım. Ben zengin bir kimseyim; bir kızımdan başka mirasçım da yok. Malımın üçte ikisini sadaka olarak dağıtayım mı?” diye sordum.  “Hayır” dedi.  “Yarısını dağıtayım mı yâ Resulallah?” dedim.  “Hayır” dedi.  “Yâ Resulallah, ya üçte birini?” dedim. ./.. Bakara: 180 | vasiyet

26 ./..  “Dağıtabilirsin, ama üçte biri bile çok” buyurdu. “Mirasçılarını zengin bırakman, onları muhtaç bırakıp insanlara el açtırmaktan hayırlıdır. Allah’ın rızasını gözeterek yaptığın harcamalara, hattâ yemek yerken eşinin ağzına koyduğun lokmalara varıncaya kadar hepsinin mükâfatını alacaksın.”  Buharî, Cenâiz: 36; Müslim, Vasiyyet: 5; Ebû Dâvud, Feraiz: 3; Tirmizî, Vesâyâ: 1; Nesâî, Vesâyâ: 3; İbni Mâce, Vesâyâ: 5  Vasiyet edilmesi gerekli olan şeyler:  Kullara karşı olan borçlar, emanetler, verilen sözler  Allah’a karşı olan zekât, hac, kefaret gibi borçlar Bakara: 180 | vasiyet

27 فَمَنْ بَدَّلَهُ بَعْدَ مَا سَمِعَهُ فَاِنَّمَٓا اِثْمُهُ عَلَى الَّذ۪ينَ يُبَدِّلُونَهُۜ اِنَّ اللّٰهَ سَم۪يعٌ عَل۪يمٌۜ Vasiyeti işittikten sonra onu değiştiren olursa, günahı değiştirenin boynunadır. Allah ise herşeyi işitir, herşeyi bilir. Bakara: 181

28 فَمَنْ خَافَ مِنْ مُوصٍ جَنَفاً اَوْ اِثْماً فَاَصْلَحَ بَيْنَهُمْ فَلَٓا اِثْمَ عَلَيْهِۜ اِنَّ اللّٰهَ غَفُورٌ رَح۪يمٌ۟ Kim vasiyet edenin bilerek veya bilmeyerek haksızlığa meyletmiş olmasından endişelenir de tarafların arasını düzeltirse, onun için bir günah yoktur. Çünkü Allah çok bağışlayıcı, çok merhamet edicidir. Bakara: 182

29  Vasiyeti değiştirmenin caiz olduğu yerler:  Gayrımeşru bir mal veya iş vasiyet edilmişse  Haklar veya kaideler çiğnenmişse  araya girerek düzeltmekte sakınca yoktur  Kimin arkasından bağıra çağıra ağıt yakılırsa, onun adına yakılan bu ağıt yüzünden kıyamet gününde ona azap olunur.  Buharî, Cenâiz: 34; Müslim, Cenâiz: 28  Âlimlerin çoğunluğu: Bu, kendisi için ağıt yakılmasını vasiyet edenler hakkındadır. Bakara: | vasiyet

30  Vakıflar  “Vakıflar mâba’d-i mevte kaldıkları için bir mânâ-yı vasiyyeti mutazammındırlar. Hattâ İmam-ı Âzam vakfı ancak vasiyyete tefri etmiştir. Bunun için ‘femen beddelehû’ âyetinin inzarı, lâzım olan vakıflara da şamildir. Bu sebeple vakfiyelerde bu âyetin derci müteâref olmuştur. İstibdal-i evkaf ve şurut-u evkaf meseleleri de ‘femen hâfe’ âyetine müteferridir. Caiz olanların sevap olarak değil, nihayet bir ruhsat olarak yapılabileceği unutulmamalıdır.”  Elmalılı Bakara: | vasiyet

31  “Yâ Resulallah, annem ve babam öldükten sonra onlar için yapabileceğim bir iyilik var mı?”  Evet. Onlar için dua edersin, istiğfar edersin, vasiyetlerini yerine getirirsin, akrabalarını koruyup gözetirsin, dostlarına ikramda bulunursun.  Ebû Dâvud, Edeb: 120  “Annem âniden öldü. Eğer konuşabilseydi, sadaka vasiyet ederdi sanıyorum. Ben onun namına sadaka verirsem sevabı ona ulaşır mı?”  Resulullah (s.a.v.) “Evet” buyurdu.  Buharî, Cenâiz: 95; Müslim, Zekât: 51 Bakara: | vasiyet

32  İnternet adresleri   utesav.org.tr  facebook.com/yazarumitsimsek


"Bakara Sûresi: 178-182 Kur’ân Buluşmaları: 73 ÜMİT ŞİMŞEK." indir ppt

Benzer bir sunumlar


Google Reklamları