Sunum yükleniyor. Lütfen bekleyiniz

Sunum yükleniyor. Lütfen bekleyiniz

KUR’AN-I OKUMAK VE ANLAMAK T.C. PEND İ K MÜFTÜLÜ Ğ Ü VEL İ BABA YEN İ CAM İİ S İ NAN ERAVCI.

Benzer bir sunumlar


... konulu sunumlar: "KUR’AN-I OKUMAK VE ANLAMAK T.C. PEND İ K MÜFTÜLÜ Ğ Ü VEL İ BABA YEN İ CAM İİ S İ NAN ERAVCI."— Sunum transkripti:

1 KUR’AN-I OKUMAK VE ANLAMAK T.C. PEND İ K MÜFTÜLÜ Ğ Ü VEL İ BABA YEN İ CAM İİ S İ NAN ERAVCI

2 Kur’an-ı Kerim Yüce Allah tarafından Hz. Muhammed’e (s.a.s.) Arapça olarak indirilmiş, bize kadar tevatür yoluyla nakledilmiş, Mushaflara yazılı, Fatiha ile başlayıp Nas suresi ile sona eren ve okunması ile ibadet edilen ilahi kelamdır.

3 Bilindi ğ i gibi Kur'an, yirmi üç yıllık peygamberlik süresince muhtelif vesîlelerle Peygamberimiz'e Hak katından Cebrâîl aracılı ğ ıyla indirilen ilâhi kelâmın adıdır. Hz. Peygamber zamanında vahiy kâtiplerince yazılan ve hâfız sahâbilerce ezberlenen ilâhî kelâm, Hz. Ebû Bekir devrinde mushaf hâline getirilerek muhâfaza altına alınmış, Hz. Osman zamanında ço ğ altılarak İ slâm memleketlerine gönderilmiş ve böylece lâfzıyla ve hattıyla koruma altına alınmıştır. Vâkıa Kur'an, ilâhî koruma altında bulunmaktadır. Kur’an-ı Kerim

4 اِنَّا نَحْنُ نَزَّلْنَا الذِّكْرَ وَاِنَّا لَهُ لَحَافِظُونَ "Do ğ rusu Kitâb'ı biz indirdik, onun koruyucusu da elbette biziz." (Hicr, 15/9)

5 Kur'an kendisine ait bâzı özelliklere vurgu yapmaktadır 1 - Kur'an mu'cizedir. Lâfzıyla ve rûhuyla insanların bir benzerini getiremeyecekleri bir mucize; az lâfzıyla çok mânâ anlatan mûciz bir beyandır. Nitekim Kur'ân bu konuda insanlara ve cinlere meydan okumaktadır; قُلْ لَئِنِ اجْتَمَعَتِ الْاِنْسُ وَالْجِنُّ عَلى اَنْ يَاْتُوا بِمِثْلِ هذَا الْقُرْانِ لَا يَاْتُونَ بِمِثْلِه وَلَوْ كَانَ بَعْضُهُمْ لِبَعْضٍ ظَهيرًا "De ki: İ nsanlar ve cinler, birbirine yardımcı olarak bu Kur'an'ın bir benzerini ortaya koymak için bir araya gelseler, and olsun ki yine de bir benzerini ortaya koyamazlar," ( İ srâ, 17/88) Târih boyunca Kur'ân'ın bu meydan okumasına cevap vermeye muktedir biri çıkmamıştır.

6 Kur'an mânevî hastalıklara, rûhi dertlere bir şifâdır. Hattâ onun lâfız ve mânâsının bereketiyle maddî hastalıklara u ğ ramış insanlar rûhî dirilik kazanarak şifâ bulmaktadır. وَنُنَزِّلُ مِنَ الْقُرْانِ مَا هُوَ شِفَاءٌ وَرَحْمَةٌ لِلْمُؤْمِنينَ وَلَا يَزيدُ الظَّالِمينَ اِلَّا خَسَارًا "Kur'andan inananlara rahmet ve şifâ olan şeyler indiriyoruz." ( İ srâ, 17/82) 2 - Kur'an şifâdır:

7 Kur'an iki âyetiyle kendisinin şifâ olma özelli ğ ini şöyle ifade etmektedir: يَا اَيُّهَا النَّاسُ قَدْ جَاءَتْكُمْ مَوْعِظَةٌ مِنْ رَبِّكُمْ وَشِفَاءٌ لِمَا فِىالصُّدُورِ وَهُدًى وَرَحْمَةٌ لِلْمُؤْمِنينَ "Ey insanlar! Rabbinizden size bir ö ğ üt ve kalplerde olana bir şifâ, inananlara do ğ ruyu gösteren bir rehber ve rahmet gelmiştir."(Yûnus, 10/57) 2 - Kur'an şifâdır:

8 Kur'an Allah tarafından geldi ğ inde şüphe olmayan müminlere ve takvâ ehline bir hidâyet rehberidir. Nitekim Kur'an'ın ikinci sûresinde: الم () ذلِكَ الْكِتَابُ لَارَيْبَ فيهِ هُدًى لِلْمُتَّقينَ "Bu, do ğ rulu ğ unda şüphe olmayan ve Allah'a karşı gelmekten sakınanlara yol gösteren; hidâyet kayna ğ ı bir kitaptır." (Bakara, 2/2-3) Bir başka âyette Kur'ân; يَا اَيُّهَا النَّاسُ قَدْ جَاءَتْكُمْ مَوْعِظَةٌ مِنْ رَبِّكُمْ وَشِفَاءٌ لِمَا فِىالصُّدُورِ وَهُدًى وَرَحْمَةٌ لِلْمُؤْمِنينَ "Rabbinizden gelen bir hidâyet rehberi" olarak takdim edilmektedir. (Yûnus, 10/57) 3 - Kur'ân hidâyettir.

9 Bir âyet-i kerîme اِنَّ هذَا الْقُرْانَ يَهْدى لِلَّتى هِىَ اَقْوَمُ وَيُبَشِّرُ الْمُؤْمِنينَ الَّذينَ يَعْمَلُونَ الصَّالِحَاتِ اَنَّ لَهُمْ اَجْرًا كَبيرًا "Do ğ rusu bu Kur'an, en do ğ ru yola iletir (hidayet) ve salih ameller işleyen mü’minleri büyük bir mükafatla müjdeler" ( İ srâ 17/9) ifâdeleriyle bir başka âyet ise: هذَا بَيَانٌ لِلنَّاسِ وَهُدًى وَمَوْعِظَةٌ لِلْمُتَّقينَ "Bu Kur'an, insanlara bir açıklama, sakınanlara hidâyet ve bir ö ğ üttür." (Âl-i İ mrân, 3/138) lâfızlarıyla Kur'an'ın hidâyet edici özelli ğ ini belirtmektedir. Kur'an'ın temel gayesi insanları dalâletten hidâyete, zulmetten nûra çıkarmak oldu ğ undan bu konuyu vurgulayan pek çok âyet vardır. 3 - Kur'ân hidâyettir.

10 Nitekim: قَدْ جَاءَكُمْ مِنَ اللّهِ نُورٌ وَكِتَابٌ مُبينٌ "Do ğ rusu size Allah'tan bir nûr ve apaçık bir kitap gelmiştir: (Mâide, 5/15) âyetiyle Kur'an'ın nûr özelli ğ ine; الركِتَابٌ اَنْزَلْنَاهُ اِلَيْكَ لِتُخْرِجَ النَّاسَ مِنَ الظُّلُمَاتِ اِلَى النُّورِ بِاِذْنِ رَبِّهِمْ اِلى صِرَاطِ الْعَزيزِ الْحَميدِ “Elif, Lâm, Râ. Bu Kur'ân öyle büyük bir kitaptır ki, insanları Rablerinin izni ile karanlıklardan aydınlı ğ a, her şeye galip ve hamde lâyık olan Allah'ın yoluna çıkarman için onu sana indirdik.” ( İ brâhim, 14/1) 4 - Kur'an nûrdur ve insanlı ğ ı nûra çıkarır. 4 - Kur'an nûrdur ve insanlı ğ ı nûra çıkarır.

11 هُوَ الَّذى يُنَزِّلُ عَلى عَبْدِه ايَاتٍ بَيِّنَاتٍ لِيُخْرِجَكُمْ مِنَ الظُّلُمَاتِ اِلَى النُّورِ وَاِنَّ اللّهَ بِكُمْ لَرَؤُفٌ رَحيمٌ "Sizi karanlıklardan nura çıkarmak için kulu Muhammed'e apaçık âyetler indiren O'dur." (Hadîd, 57/9) âyetiyle de karanlıklardan nûra çıkarma özelli ğ ine işaret edilmektedir. Kur'an insanlık târihinin en büyük inkılâbını gerçekleştirmiş Câhiliyye toplumundan insanlı ğ ın mefâhiri önderler çıkarmıştır. İ nsanlı ğ a insanlık de ğ erini vermiş ve bugünün yükselen de ğ erleri eşitlik ve hürriyet ilkelerinin ilk seslendiricisi olmuştur. Kur'an, İ slâmî hayatın temel kayna ğ ı olarak inanan insanlara bir takım sorumluluk ve görevler yüklemektedir. 4 - Kur'an nûrdur ve insanlı ğ ı nûra çıkarır. 4 - Kur'an nûrdur ve insanlı ğ ı nûra çıkarır.

12 I - Kur'an'ın Hak katından gelmiş ilâhî bir kelâm oldu ğ una inanmak: Müslümanların Kur'an'a karşı en temel görevi budur. Di ğ erleri hep bunun üzerine müesses hususlardır. Bu inanç olmadan Kur'an'a bakışımızın Kur'an'ın istedi ğ i ölçüde olması mümkün de ğ ildir, Nitekim şu âyetler; Kur'an'ın ilâhi menşe'li özelli ğ ine lâfzan da işâret etmektedir. يَااَيُّهَا النَّاسُ قَدْ جَاءَكُمْ بُرْهَانٌ مِنْ رَبِّكُمْ وَاَنْزَلْنَا اِلَيْكُمْ نُورًا مُبينًا "Ey insanlar! Rabbinizden size apaçık bir delil geldi, size apaçık bir nûr, Kur'an indirdik" (Nisâ, 4/174) Onun bize yükledi ğ i temel görevleri beş madde hâlinde özetlemek mümkündür

13 I - Kur'an'ın Hak katından gelmiş ilâhî bir kelâm oldu ğ una inanmak: يَا اَيُّهَا النَّاسُ قَدْ جَاءَتْكُمْ مَوْعِظَةٌ مِنْ رَبِّكُمْ وَشِفَاءٌ لِمَا فِىالصُّدُورِ وَهُدًى وَرَحْمَةٌ لِلْمُؤْمِنينَ "Ey insanlar! Size Rabbinizden bir ö ğ üt, gönüller derdine bir şifa, müminlere bir hidayet ve rahmet geldi."(Yûnus, 10/57) Kur'an Rabb’ın katından oluşunu bu lâfızlarla açıkladıktan sonra buna ra ğ men inanmayanlara meydan okuyarak insanları âciz bırakmaktadır. O'nun Hak katından oldu ğ una inanan, onun lâfzına ve mushafına da saygılı olur. اِنَّهُ لَقُرْانٌ كَريمٌ () فى كِتَابٍ مَكْنُونٍ () لَا يَمَسُّهُ اِلَّا الْمُطَهَّرُونَ () تَنْزيلٌ مِنْ رَبِّ الْعَالَمينَ "Do ğ rusu bu Kitap sâdece arınmış olanların dokunabilece ğ i saklı bir kitapta mevcud, âlemlerin Rabbi tarafından indirilmiş Kur'an-ı Kerim'dir." (Vâkıa, 56/77-80) Onun bize yükledi ğ i temel görevleri beş madde hâlinde özetlemek mümkündür

14 II - Kur'an'ın lâfzını tanımak ve okumak: Kur'an okunuşuyla insanları ibâdet ecrine ulaştıran bir kitaptır. Bu yüzden Kur'an ba ğ lısının Kur'an'la tanışarak onu lâfzıyla okuyabilecek bir konuma gelmesi beklenir. Kulu Allah'a en yaklaştıran ibâdetlerden biri namazdır. Allah Rasûlü'nün gözümün nûru diye övdü ğ ü (Nesâî, Nisâ, 1; Müsned, III, ) namazın temel rükünlerinden biri kırâat yani Kur'an okumaktır. Mazerete mebnî di ğ er farzlar düşse bile sa ğ ırların dışında namazda Kur'an okuma görevi, hiç kimseden düşmez. Bu durum bu farzın önemini gösterir. Kur'an, kendisinin okunması konusunda kolay geleni seçmeye cevaz ile teşvik etmekle birlikte bundan uzak kalmaya asla izin vermemektedir. Nitekim: فَاقْرَؤُا مَاتَيَسَّرَ مِنْهُ وَاَقيمُوا الصَّلوةَ "Kur'an'dan kolayınıza geleni okuyun, namazı kılın."(Müzzemmil, 73/20) âyeti okumada kolaylık tarafını gösteriyor.

15 Kur'an okumayı teşvik eden pek çok hadis-i şerif vardır خَيْرُكُمْ مَنْ تَعَلّمَ الْقُرآنَ وَعَلَّمَهُ a - "Sizin hayırlınız Kur'an'ı ö ğ renen ve ö ğ retendir" (Buhari, Fazâilü'l-Kur'an, 15; İ bn Mâce, Mukaddime, 16; Ebû Davud, Vitr, 15) Bu ö ğ retmenin içinde sâdece lâfzî ö ğ retme de ğ il, Kur'an'a müteallık her ilim vardır. مَنْ قَرَأ القُرآنَ وَعَمِلَ بِهِ أُلْبِسَ وَالِدُهُ تَاجاً يَوْمَ القِيامَةِ، ضَوْؤُهُ أحَسَنُ مِنْ ضَوْءِ الشَّمْسِ في بَيْتٍ مِنْ بُيوتِ الدُّنْيَا لَوْ كَانَتْ فِيهِ، فَمَا ظَنُّكُمْ بِالَّذِى عَمِلَ بِهِ b - Sehl İ bnu Muâz el-Cuhenî (r.a) anlatıyor: "Resûlullah (a.s) buyurdular ki: "Kim Kur'an'ı okur ve onunla amel ederse, kıyamet günü babasına bir tâç giydirilir. Bu tâcın ışı ğ ı, güneş dünyadaki herhangi bir evde bulundu ğ u takdirde onun verece ğ i ışıktan daha güzeldir. Öyleyse, Kur'ân'la bizzat amel edenin ışı ğ ı nasıl olacak, düşünebiliyor musunuz?" (Ebu Dâvud, Salât, 349, 1453 H.)

16 اِقْرَؤُا الْقُرآنَ فإنَّهُ يَأتِى يَوْمَ الْقِيَامَةِ شَفِيعاً لِاَصْحَابِهِ c - "Kur'an okuyunuz, çünkü Kur'an kıyâmet gününde ehl-i Kur'an'a şefâatçi olacaktır." (Müslim, Müsâfirîn, 252) لا تَجْعَلُوا بُيُوتَكُمْ مَقَابِرَ، إنَّ الشَّيْطَانَ يَفِرُّ مِنَ الْبَيْتِ الَّذِى تُقْرأُ فِيهِ سُورَةُ الْبَقَرَةِ d - Resûlullah (a.s) buyurdu ki: "Evlerinizi kabirlere çevirmeyin, içerisinde Bakara suresi okunan evden şeytan kaçar." (Müslim, Müsâfirin, 212, (780); Tirmizî, Sevabu'l-Kur'ân 2, (2780)). زَيِّنُوا الْقُرآنَ بِأَصْوَاتِكُمْ e - "Kur'an'ı seslerinizle süsleyiniz!" (Buharî, Tevhid, 252 Ebû Dâvud, Vitr, 20) الْجَاهِرُ بِالٌقُرآنِ كَالْجَاهِرِ بالصَّدَقَةِ، وَالْمُسِرُّ بِالْقُرآنِ كَالْمُسِرِّ بِالصَّدَقَةِ f - "Kur'ân'ı cehren (açıktan) okuyan, sadakayı açıktan veren gibidir. Kur'ân'ı gizlice okuyan, sadakayı gizlice veren gibidir." (Tirmizî, Sevâbu'l-Kur'ân 20, 2920; Ebu Davud, Salât 315, 1333; Nesâî, Zekât 68). Gizli ve açık sadaka verilmesi ayetle de sabittir, dolayısı ile hadisteki teşbihte herhangi bir müphemlik söz konusu de ğ ildir. Kur'an okumayı teşvik eden pek çok hadis-i şerif vardır

17 وَالَّذِينَ صَبَرُواْ ابْتِغَاء وَجْهِ رَبِّهِمْ وَأَقَامُواْ الصَّلاَةَ وَأَنفَقُواْ مِمَّا رَزَقْنَاهُمْ سِرّاً وَعَلاَنِيَةً وَيَدْرَؤُونَ بِالْحَسَنَةِ السَّيِّئَةَ أُوْلَئِكَ لَهُمْ عُقْبَى الدَّارِ Rablerinin rızasını kazanmak arzusuyla sabrederler ve namazı dosdo ğ ru kılarlar ve kendilerine verdi ğ imiz rızıklardan gizli ve açıkça Allah yolunda harcarlar ve çirkinlikleri güzelliklerle yok ederler. İ şte bunlar, bu hayatın akibeti kendilerinin olacak olanlardır. (Ra'd, 13,22) Bu âyet ve hadisler çerçevesinde Kur'an'la tanışmak, onu lâfzıyla okumak, hem şahsen kendimize hem de çoluk çocu ğ umuza ait bir sorumluluktur. Bu itibarla çocuklarımızın gönüllerini ve hayatlarını Kur'an'la aydınlatmak durumundayız. Kur'an okumayı teşvik eden pek çok hadis-i şerif vardır

18 مَنْ اَعْرَضَ عَنْهُ فَاِنَّهُ يَحْمِلُ يَوْمَ الْقِيمَةِ وِزْرًا "Katımızdan bir kitap indirdik; kim ondan yüz çevirirse bilsin ki kıyâmet günü bir günah yükü yüklenecektir; (Tâhâ, 20/100) âyeti ise Kur'an'dan yüz çevirmenin, uzaklaşmanın bedelini haber veriyor. Kur'an'dan yüz çevirmek önce maddi ve lâfzî olur. Onu okumamak; ülfet etmemekle olur. Ardından mânâsını anlamamak ve tavsiyelerine uymamakla devam eder. Kur'an ile ülfetin yolu onu tanımaktan, geçer. İ nsan önce tanır, sonra sever. Kur'an okumayı teşvik eden pek çok hadis-i şerif vardır

19 Bizlerin hiç ama hiç unutmaması gereken bir di ğ er gerçek, bu hayatın sonunda yine Rabbimize dönece ğ imiz gerçe ğ idir. O’na geri döndü ğ ümüzde de, Rabbimizin bize soraca ğ ı en başta gelen sorulardan birisi de gönderdi ğ i kitabı ile ba ğ ımızın ne oldu ğ u sorusu olacaktır. Ahiret gününün farklı sahnelerini bize tasvir eden Kur’an’ın de ğ indi ğ i konular arasında, peygamberin kavmini Allah’a şikâyet edece ğ idir. Bizim için o gün lehte ya da aleyhte tanık olacak olan Sevgili Rasulün, bizler şefaatini beklerken karşılaşmamız muhtemel olan bu şikâyet, dünyada iken Kur’an’ı terk etmekle alakalı olacaktır. Ayette bu husus şöyle dile getirilir: وَقَالَ الرَّسُولُ يَارَبِّ اِنَّ قَوْمِى اتَّخَذُوا هَذَا الْقُرْاَنَ مَهْجُورًا “Ve (o gün) Rasul şöyle diyecek: Ey Rabbim! Kavmim bu Kur’an’ı terk edilmiş bir obje haline getirdi...” Nisa, 41; Kâf, 21; Hadîd, 19 ; Furkan, 30

20 1- Dinlemeyi ve ona iman etmeyi terk etmek. 2- Okumasına rağmen amel etmeyi terk etmek. 3- Kur’anın hükmüne baş vurmayı terk etmek. 4- Manasını anlamayı terk etmek. 5- Kalplerin hastalığını onunla tedavi etmeyi terk etmek. KUR’ANI TERK ETMEK NESIL OLUR ?

21 Müfessirler ayetin metninde geçen “mehcûr” ifadesini izah ederken bunun, terk etmek, iman etmemek, ondan yüz çevirmek ve onu sâhir ya da kâhin sözü gibi görmek suretiyle gerçekleşecebilece ğ ini söylerler. İ bn Kesir ise bu terkin içine, Kur’an’ı ezberlemeyi, içerdi ğ i anlamları düşünmeyi ve tedebbür etmeyi ihmal etmenin, onun emir ve yasaklarına imtisal etmeyi bırakmanın da girdi ğ ini söyler. İ bn Teymiyye de bunu daha veciz bir ifade ile şöyle özetler: “Kur’an’ı okumayan onu terk etmiştir. Kur’an’ı okudu ğ u halde onun anlamlarını düşünmeyen onu terk etmiştir. Kur’an’ı okuyup anlamını düşünse de muhtevası ile amel etmeyen onu (yine) terk etmiştir.” Örnekler için bkz. Taberî, İ bn Cerîr, Câmiu’l-Beyân an Te’vîli’l-Kur’an, Müessesetu’r-Risâle, 1420/2000, XIX/264; İ bn Kesir, Ebu’l-Fidâ İ smail b. Ömer, Tefsîru’l-Kur’âni’l-Azim, Dâru Tayyibe, 1420/1999, VI/108; Reşid Rıza, Tefsîru’l-Kur’âni’l-Hakîm, Hey’etü’l-Mısrıyye, XII/266 İ bn Kesir, Tefsîru’l-Kur’âni’l-Azim, VI/108 Sâbûnî,Muhammed Ali, et-Tibyân fî Ulûmil’-Kur’an, el-Mektebu’l-Asriyye, 1430/2009, s. 10

22 Kur'an'ın Kur'an olması için de dört temel şart vardır: 1) Arapça olması 2) Lâfız olması 3) Hz. Peygamber'e inmiş olması, 4) Tevâtür yoluyla bize kadar gelmiş bir kıraat türü olması. Bu şartlar muvacehesinde Arapça'nın dışındaki dillere yapılan tercümeler Kur'an sayılamayaca ğ ından onlarla ibâdet sahih olmaz.

23 Kur'an'la tanışan onu orijinal harfleriyle okumayı ö ğ renen bir müslümanın onun ilâhî nasihatlarını ve ö ğ ütlerini de anlayıp ö ğ renmesi gerekir. Çünkü Kur'an anlaşılsın; tebligatı bilinsin diye indirilmiştir. Hattâ Hz. Peygamber'in üsve-i hasene ve tebli ğ ci olarak en büyük fonksiyonu Kur'an'ın daha iyi anlaşılmasını sa ğ lamaktır. Nitekim şu âyet bu konuya işâret etmektedir. وَاَنْزَلْنَا اِلَيْكَ الذِّكْرَ لِتُبَيِّنَ لِلنَّاسِ مَانُزِّلَ اِلَيْهِمْ وَلَعَلَّهُمْ يَتَفَكَّرُونَ "Kur'an'ı sana insanlara gönderileni açıklayasın diye indirdik. Belki düşünürler." (Nahl, 16/44) III - Kur'an'ın Mânâsını ve Mesajını Anlama ğ a Çalışmak:

24 Şu âyetler de özelde müslümanların; genelde topyekün insanlı ğ ın Kur'an'ı anlama görev ve sorumluluklarına işâret etmektedir. اِنَّا اَنْزَلْنَاهُ قُرْءنًا عَرَبِيًّا لَعَلَّكُمْ تَعْقِلُونَ a - "Biz anlayasınız diye Arapça bir Kur'an indirdik." (Yûsuf, 12/2) كَذلِكَ يُبَيِّنُ اللّهُ لَكُمُ الْايَاتِ لَعَلَّكُمْ تَتَفَكَّرُونَ b - "Böylece Allah düşünesiniz diye size âyetlerini açıklar. (Bakara, 2/219) اُنْظُرْ كَيْفَ نُصَرِّفُ الْايَاتِ لَعَلَّهُمْ يَفْقَهُونَ c - "Anlasınlar diye âyetleri nasıl yerli yerince açıkladı ğ ımıza bak!" (En'âm, 6/65) قَدْ فَصَّلْنَا الْايَاتِ لِقَوْمٍ يَعْلَمُونَ d - "Anlayan topluluklar için âyetleri uzun uzadıya açıkladık."(el- En'am, 6/98) كَذلِكَ نُفَصِّلُ الْايَاتِ لِقَوْمٍ يَتَفَكَّرُونَ e - "Düşünen millet için âyetleri böyle uzun açıklıyoruz." (Yûnus, 10/24)

25 Kur'an'ı anlamak için tefsirini okumak, sünnetteki uygulamalarını görmek ve islâmî tatbîkattan haberdar olmak gerekir Mushaf’ı okumak, meâli mûtâlaa ve ardından tefsir ve sünnet bilgisi bu işin en kestirme yoludur. Hz. Osman'ın şu sözü Kur'an ile olan ilgiyi teşvik etmektedir: "Seven sevgilisinin kelâmından doymaz". Kur'an sevgiliden gelen bir mektupsa onu okumak kadar anlamak, anlamak kadar istenileni yapmak da önemlidir. Bu yüzden Kur'an'ı anladıktan sonra üzerimize düşen, istenileni yapmak yâni onu yaşamaktır.

26 Kur'an'ın insanlar için kurmayı hedefledi ğ i güzel dünyanın model insanı Hz. Peygamber (a.s) dir: لَقَدْ كَانَ لَكُمْ فى رَسُولِ اللّهِ اُسْوَةٌ حَسَنَةٌ لِمَنْ كَانَ يَرْجُوا اللّهَ وَالْيَوْمَ الْاخِرَ وَذَكَرَ اللّهَ كَثيرًا Şanım hakkı için muhakkak ki size Resullulah'da pek güzel bir örnek vardır. Allah'a ve son güne ümit besler olup da Allah'ı çok zikreden kimseler için. (Ahzâb, 33/21) Kur'an nizâmını onun uyguladı ğ ı üslûb ile rahmet ve şefkat unsurlarıyla yaşamak gerekir. Kur'an: وَاِنَّكَ لَعَلى خُلُقٍ عَظيمٍ "Yüce bir ahlâk üzeresin" (Kalem, 68/4) ayetiyle onun ahlâkını övdü ğ ü gibi, Hz. Âişe valîdemiz kendisine onun ahlâkını soranlara; "O'nun ahlâkı Kur'an'dı." (Müsned, VI, 188) sözüyle onun canlı Kur'an oldu ğ unu anlatmak istemiştir. IV - Kur'an'ın emir ve tavsiyeleri istikametinde müslümanca yaşamak.

27 Kur'an'ın insanlar için kurmayı hedefledi ğ i güzel dünyanın model insanı Hz. Peygamber (a.s) dir: لَقَدْ كَانَ لَكُمْ فى رَسُولِ اللّهِ اُسْوَةٌ حَسَنَةٌ لِمَنْ كَانَ يَرْجُوا اللّهَ وَالْيَوْمَ الْاخِرَ وَذَكَرَ اللّهَ كَثيرًا Şanım hakkı için muhakkak ki size Resullulah'da pek güzel bir örnek vardır. Allah'a ve son güne ümit besler olup da Allah'ı çok zikreden kimseler için. (Ahzâb, 33/21) Kur'an nizâmını onun uyguladı ğ ı üslûb ile rahmet ve şefkat unsurlarıyla yaşamak gerekir. Kur'an: وَاِنَّكَ لَعَلى خُلُقٍ عَظيمٍ "Yüce bir ahlâk üzeresin" (Kalem, 68/4) ayetiyle onun ahlâkını övdü ğ ü gibi, Hz. Âişe valîdemiz kendisine onun ahlâkını soranlara; "O'nun ahlâkı Kur'an'dı." (Müsned, VI, 188) sözüyle onun canlı Kur'an oldu ğ unu anlatmak istemiştir.

28 Allah Teâla, onun uygulamalarının model oldu ğ unu, dolayısıyla emir ve yasaklarına uyulması gerekti ğ ini vurgulamaktadır: وَمَا اَتَيكُمُ الرَّسُولُ فَخُذُوهُ وَمَا نَهيكُمْ عَنْهُ فَانْتَهُوا "Peygamber size ne verirse alın; sizi neden sakındırırsa geri durun." (Haşr, 59/7) Kur'an bu model ile uygulanarak ahkâmı hayata geçirilecektir. Çünkü Mâide Sûresinde 44, 45 ve 47. âyetlerde: "Allah'ın indirdikleriyle hükmetmeyenler kâfir, zâlim ve fâsık" olarak nitelenmektedir. IV - Kur'an'ın emir ve tavsiyeleri istikametinde müslümanca yaşamak.

29 Kur'an ne ölü kitaptır. Ne de ölüler kitabı. O dipdiri, mesajları ile bir hayat kitabıdır. Nitekim Akif: Ya açar bakarız nazm-ı celîlin yapra ğ ına Yahut üfler geçeriz bir ölünün topra ğ ına İ nmemiştir hele Kur'an şunu hakkıyla bilin Ne mezarlıkta okunmak ne de fal bakmak için.. ifâdeleriyle bu gerçe ğ i anlatır. Kur'an bir deryâdır. Herkes ondan elindeki kap kadar istifâde eder. Kur'an bir güneştir her toprak ondan kabiliyeti ölçüsünde yararlanır.

30 V - Kur'an'ın mesajını insanlık âlemine duyurmak. İ nanan insanların Kur'an'a karşı en önemli görevlerinden biri de insanlı ğ ı onun gerçekleriyle tanıştırmaktır. Kur'ân'ın korunması, aslında Allah'ın teminat altına aldı ğ ı bir husustur. Ancak onun mesajının insanlı ğ a ulaştırılması insânî bir görevdir. Allah Teâlâ bu görevi öncelikle Peygamberimiz'in omuzlarına yüklemiştir. وَمَا اَنْزَلْنَا عَلَيْكَ الْكِتَابَ اِلَّا لِتُبَيِّنَ لَهُمُ الَّذِى اخْتَلَفُوا فيهِ وَهُدًى وَرَحْمَةً لِقَوْمٍ يُؤْمِنُونَ "Sana Kitabı, ayrılı ğ a düştükleri şeyleri onlara açıklaman için, inanan kimselere de do ğ ru yol rehberi ve rahmet olarak indirdik."(Nahl, 16/64)

31 V - Kur'an'ın mesajını insanlık âlemine duyurmak. Peygamber'in açıklama, anlatma ve tebli ğ görevi peygamberden sonra vâris-i nebî olma özelli ğ ini hâiz ulemâ ve ehlullah toplulu ğ una âiddir. Nitekim: وَلْتَكُنْ مِنْكُمْ اُمَّةٌ يَدْعُونَ اِلَى الْخَيْرِ وَيَاْمُرُونَ بِالْمَعْرُوفِ وَيَنْهَوْنَ عَنِ الْمُنْكَرِ وَاُولئِكَ هُمُ الْمُفْلِحُونَ "Sizden iyiye ça ğ ıran, do ğ rulu ğ u emreden ve fenâlıktan sakındıran bir topluluk bulunsun." (Âl-i İ mrân, 3/104)

32 V - Kur'an'ın mesajını insanlık âlemine duyurmak. İ nanan insanların Kur'an'a karşı en önemli görevlerinden biri de insanlı ğ ı onun gerçekleriyle tanıştırmaktır. Kur'ân'ın korunması, aslında Allah'ın teminat altına aldı ğ ı bir husustur. Ancak onun mesajının insanlı ğ a ulaştırılması insânî bir görevdir. Allah Teâlâ bu görevi öncelikle Peygamberimiz'in omuzlarına yüklemiştir. وَمَا اَنْزَلْنَا عَلَيْكَ الْكِتَابَ اِلَّا لِتُبَيِّنَ لَهُمُ الَّذِى اخْتَلَفُوا فيهِ وَهُدًى وَرَحْمَةً لِقَوْمٍ يُؤْمِنُونَ "Sana Kitabı, ayrılı ğ a düştükleri şeyleri onlara açıklaman için, inanan kimselere de do ğ ru yol rehberi ve rahmet olarak indirdik."(Nahl, 16/64)

33 V - Kur'an'ın mesajını insanlık âlemine duyurmak. Peygamber'in açıklama, anlatma ve tebli ğ görevi peygamberden sonra vâris-i nebî olma özelli ğ ini hâiz ulemâ ve ehlullah toplulu ğ una âiddir. Nitekim: وَلْتَكُنْ مِنْكُمْ اُمَّةٌ يَدْعُونَ اِلَى الْخَيْرِ وَيَاْمُرُونَ بِالْمَعْرُوفِ وَيَنْهَوْنَ عَنِ الْمُنْكَرِ وَاُولئِكَ هُمُ الْمُفْلِحُونَ "Sizden iyiye ça ğ ıran, do ğ rulu ğ u emreden ve fenâlıktan sakındıran bir topluluk bulunsun." (Âl-i İ mrân, 3/104)

34 H.KamilYılmaz’ın Altınoluk dergisi Haziran 2000 sayısında yer alan ‘’Kur'an'ı Okumak ve Anlamak’’ adlı yazısından istifade edilerek hazırlanmıştır. HAZIRLAYAN: S İ NAN ERAVCI


"KUR’AN-I OKUMAK VE ANLAMAK T.C. PEND İ K MÜFTÜLÜ Ğ Ü VEL İ BABA YEN İ CAM İİ S İ NAN ERAVCI." indir ppt

Benzer bir sunumlar


Google Reklamları