Sunum yükleniyor. Lütfen bekleyiniz

Sunum yükleniyor. Lütfen bekleyiniz

Kardeşler arası ilişkileri belirleyen iki önemli faktör vardır. 1.Annenin tutumu 1.Annenin tutumu 2.Çocuğun sosyal yeri ve özellikleri(sıra,yaş,cinsiyet.

Benzer bir sunumlar


... konulu sunumlar: "Kardeşler arası ilişkileri belirleyen iki önemli faktör vardır. 1.Annenin tutumu 1.Annenin tutumu 2.Çocuğun sosyal yeri ve özellikleri(sıra,yaş,cinsiyet."— Sunum transkripti:

1

2 Kardeşler arası ilişkileri belirleyen iki önemli faktör vardır. 1.Annenin tutumu 1.Annenin tutumu 2.Çocuğun sosyal yeri ve özellikleri(sıra,yaş,cinsiyet vb.) 2.Çocuğun sosyal yeri ve özellikleri(sıra,yaş,cinsiyet vb.)

3 Anne – çocuk arasında bir sevgi bağı vardır. Kardeşler arası ilişkilerin büyük kısmını anne- çocuk arasındaki sevgi bağı belirler. Çoğunlukla çocuk annenin sevgi dağıtımında kendisinin eksik bırakıldığı duygusuna kapılır. Bu da kardeşler arası rekabete yol açar. Aslında, annelerin rekabet duygusunu engelleyememesi eşit dağıtım yapıp yapmadıklarına ilişkin kaygıya dayanır.

4 Sevginin olduğu her yere kıskançlıkta girer. Kardeş kıskançlığı; Annenin bu konuda çok ihmalkar olduğu durumlarda, Annenin bu konuda çok dikkatli olduğu durumlarda önemli boyutlara gelir

5 Çocukluk problemlerini yeniden yaşayan veya evliliği iyi gitmeyen anne; Aşırı şekilde çocuğa bağlanır. Çocuklarından beklenti içine girer. Sonuçta her çocuk bu beklentilere farklı karşılık verdiği için rekabet yaratır. Çözüm : Anne yeterli uzaklık bırakan, çocuklarına sıcak anne sevgisini gösterebilen ve karşılık beklemeyen bir tutum sergilerse rekabet yaratmaz. Kardeş ilişkilerinde babanın rolü azdır. Genelde; Anne davranışını destekler. Davranışın devamını sağlar. NOT: Anne-baba kardeşlerden birini evin gözdesi yaparsa, kardeşler arası düşmanlık başlar.

6 Çocuklar arası problemlerin çözümünde; Çocuklar arası problemlerin çözümünde; Zeki, mantıklı, adil bir yol izlenmeli, Zeki, mantıklı, adil bir yol izlenmeli, Çocuklar arasında dengeli ilişkiler kurulmalıdır. Çocuklar arasında dengeli ilişkiler kurulmalıdır. Çocuklar arasında haklı ve haksızı ayırmak mümkün değilse; ya durumla hiç ilgilenmemek, ya da ikisini de cezalandırmak gerekir. Bu tek tarafı suçlamaktan daha iyidir. Çocuklar arasında haklı ve haksızı ayırmak mümkün değilse; ya durumla hiç ilgilenmemek, ya da ikisini de cezalandırmak gerekir. Bu tek tarafı suçlamaktan daha iyidir.

7 Çocuklar genellikle yetişkinlerin yanında kavga ederler. Amaç dikkat çekmektir. Bu durumda; Çocuklar genellikle yetişkinlerin yanında kavga ederler. Amaç dikkat çekmektir. Bu durumda; Ya ilgisiz kalınır. Ya ilgisiz kalınır. Ya da problemlerini dışarıda çözmeleri gerektiği kesin bir dille anlatılır. Ya da problemlerini dışarıda çözmeleri gerektiği kesin bir dille anlatılır. Çocuğun doğuş sırası anne-baba ve kardeşler karşısındaki tavırlarını belirler. Şimdi bunları inceleyelim: Çocuğun doğuş sırası anne-baba ve kardeşler karşısındaki tavırlarını belirler. Şimdi bunları inceleyelim:

8 Büyük Çocuk: Ailede iyi bir yere sahip olduğu düşünülür. (Kalabalık ailede bu geçersizdir.) Anne sevgi ve ilgisi ona aittir.(Yeni bir kardeş gelinceye kadar) Kardeş gelince sevgi paylaşmak ve statü kazanmak için mücadele başlar. İlk denemeler hep onun üzerinde yapılır. Kardeş gelecekse, çocuk önceden hazırlanmalıdır. Bebek doğunca taşıyabileceği kadar sorumluluk verilmelidir. Küçük çocuğun yanında küçük düşürülmemeli, kıyaslama yapılmamalıdır. Aşırı ayrıcalıklar verilmemelidir. Yaşının üstünde davranışlar beklenmemelidir.

9 Ortanca Çocuk: Ortanca Çocuk: En şanssız ve en az ilgi gördüğünü düşünen çocuklardır. En şanssız ve en az ilgi gördüğünü düşünen çocuklardır. Uyum ve davranış bozukluğu olan ve suçlu çocuklar genelde ortanca çocuklardan çıkar. Uyum ve davranış bozukluğu olan ve suçlu çocuklar genelde ortanca çocuklardan çıkar. Diğer kardeşleri kadar yetenekli olmadığını düşünür, sürekli yarış içindedir. Diğer kardeşleri kadar yetenekli olmadığını düşünür, sürekli yarış içindedir. Tepkici, başkaldırıcı olabileceği gibi ezik ve karamsar da olabilir. Tepkici, başkaldırıcı olabileceği gibi ezik ve karamsar da olabilir. Aile içinde bir yeri olduğunu hissettirmek gerekir. Aile içinde bir yeri olduğunu hissettirmek gerekir. Kaldırabileceği kadar sorumluluk verilmeli ve başarabileceği söylenerek buna inanması sağlanmalıdır. Kaldırabileceği kadar sorumluluk verilmeli ve başarabileceği söylenerek buna inanması sağlanmalıdır. Gereği kadar sevgi gösterilmelidir. Gereği kadar sevgi gösterilmelidir.

10 Küçük Çocuk: Ailenin ilgi merkezidir. (İleride bunu çevresinden de bekler.) Hep korunan kollanan çocuklardır. Kendinden yetenekli kardeşlerinin yanında kendilerini yetersiz hissederler. Büyük kardeş baskısı kalıcı davranış bozukluğuna neden olur. Hep çocuk kalır, ben merkezci tavırlar geliştirebilir. Kendi ayakları üzerinde durmasına izin verilmelidir. Diğer kardeşlerin yanında küçük düşürülmemelidir.

11 ÖDÜL – CEZA VE PEKİŞTİREÇ ÖDÜL – CEZA VE PEKİŞTİREÇ

12 DAVRANIŞ DAVRANIŞ Davranışın Sonucu Davranışın Sonucu Hoşa gidici uyarıcı Hoşa gitmeyen uyarıcı Hoşa gidici uyarıcı Hoşa gitmeyen uyarıcı PEKİŞTİREÇ CEZA PEKİŞTİREÇ CEZA OLUMLU OLUMSUZ 1.TİP CEZA 2. TİP CEZA OLUMLU OLUMSUZ 1.TİP CEZA 2. TİP CEZA Hoşa gidici Hoşa gitmeyen Hoşa gitmeyen Hoşa gidici Hoşa gidici Hoşa gitmeyen Hoşa gitmeyen Hoşa gidici uyarıcının uyarıcının or- uyarıcının uyarıcının ortamdan uyarıcının uyarıcının or- uyarıcının uyarıcının ortamdan verilmesi tamdan çekilmesi verilmesi çekilmesi verilmesi tamdan çekilmesi verilmesi çekilmesi Davranış tekrar eder. Davranış zayıflar ya da durur Davranış tekrar eder. Davranış zayıflar ya da durur

13 Ödüllendirici yaklaşım ile şımartmayı eş tutamayız. Şımartmak: çocuğu karşılaştığı zorluklardan sağlıksız dozda korumaktır; ya da çocuğun karşısında zayıf kalıp, pes etmektir.

14 İdeal Ödülleri Sıralıyorum: - Çocukla göz kontağını korumak, - İlgiyle dinlemek, - Zaman ayırmak, - Hayranlık ve sevinç göstermek, - Başarılarını fark ederek, yanlışlarını görmezden gelmek.

15 Sık sık ideal ödüllerle ödüllendirilen çocuk: - Kendine güvenir, - Kendini değerli ve önemli hisseder, - Başkaları ile rahatça ilişki kurabilir, - Rahat konuşur, - Sorulara ve eleştirilere rahatça cevap verebilir, - Duygu ve düşüncelerini rahatça ifade edebilir, - Yeni şeyleri deneme cesareti vardır.

16 Ceza denince akla hemen sadece bedeni ceza gibi cezalar geliyor. Oysa aşağıda sıralanan davranışlar da bedeni cezalar gibi, hatta ondan da fazla zarar vericidir. Bunlara, "duygusal şiddet uygulamak" da denebilir : - Çocuk konuşurken başka yöne bakmak, - Dinlememek, - Başarılarını görmezden gelmek, - Eleştirmek, - Tehdit etmek, - Cevaplarının olumsuz olduğunu bildiğimiz soruları yöneltmek, - Suçlamak, - Aşağılamak, - Çocuğun arzu edilen tarzda olmayan (=başarısız) davranışlarını, olumlu davranışları olan çocuklarla karşılaştırmak, - Yapabileceğinden fazlasını beklemek, - Soğuk ve ilgisiz davranmak

17 - Çocuk bu şekilde cezalandırıldığında; Kendine güvensiz, - Ürkek - Huzursuz, - Sık sık yanlış yaptığını düşünen, - Kendini önemsiz hisseden, - Konuşurken gözlerini kaçıran, - İş yapmaktan keyif almayan, - (belki de ) saldırgan biri olur. - Çocuk bu şekilde cezalandırıldığında; Kendine güvensiz, - Ürkek - Huzursuz, - Sık sık yanlış yaptığını düşünen, - Kendini önemsiz hisseden, - Konuşurken gözlerini kaçıran, - İş yapmaktan keyif almayan, - (belki de ) saldırgan biri olur.

18 Cezalandırılan yanlış davranış başlangıçta hemen ortadan kalktığından, yetişkinler cezanın uygun bir eğitim aracı olduğu izlenimine kapılırlar. Ceza geçici çözümdür. Çocukta iç görünün gelişmesini engellediğinden, çocuk istenilen davranışı kendiliğinden ortaya koyamaz ve cezanın etkili olabilmesi için dozunun giderek arttırılması gerekir. Ceza yetişkin - çocuk ilişkisini bozar; çocukta öc alma duygusunu geliştirir; çocuğa ( özellikle zayıflara karşı) saldırganlığı öğretir. Cezalandırılması ihtimali olduğunda çocuk suçunu / yanlışını itiraf edemez. Özellikle, sadece olumsuz davranışları ile ilgiyi üzerine çekebilen çocukta olumsuz davranışlar giderek artar

19 Dayak en ağır bedeni cezalardandır. "Elimizin arada bir sadece şöyle bir kaymasının zararı yoktur!" diyemeyiz. Çocuğun elinin üzerine vurulan ufak bir fiske, onun kişiliğine saldırıdır. Bu arada, elin şöyle bir kayması ile, bedeni cezalara eğilimli oluş arasında önemli bir fark bulunduğunu da vurgulamalıyım. Bu farkı çocuk da algılar. Bizden çok iri birinin karşısında çaresiz bir şekilde durduğumuzu ve onun bize vurduğunu düşünelim. Çocuk da işte böyle bir çaresizlik hisseder. Bu güç karşısında siner ve kaçış yolları arar... Öfkesini zayıflara boşaltır. Döven yetişkin çaresizdir. Aslında cezalarda biraz da intikam duygusu gizlidir: "Beni üzdü, ben de onu üzeyim!" gibi. Ceza veren yetişkin, cezanın arkasından suçluluk duygusu yaşayabilir. Bu da çocukla ilişkilerini daha içinden çıkılmaz hale getirebilir. Dayak en ağır bedeni cezalardandır. "Elimizin arada bir sadece şöyle bir kaymasının zararı yoktur!" diyemeyiz. Çocuğun elinin üzerine vurulan ufak bir fiske, onun kişiliğine saldırıdır. Bu arada, elin şöyle bir kayması ile, bedeni cezalara eğilimli oluş arasında önemli bir fark bulunduğunu da vurgulamalıyım. Bu farkı çocuk da algılar. Bizden çok iri birinin karşısında çaresiz bir şekilde durduğumuzu ve onun bize vurduğunu düşünelim. Çocuk da işte böyle bir çaresizlik hisseder. Bu güç karşısında siner ve kaçış yolları arar... Öfkesini zayıflara boşaltır. Döven yetişkin çaresizdir. Aslında cezalarda biraz da intikam duygusu gizlidir: "Beni üzdü, ben de onu üzeyim!" gibi. Ceza veren yetişkin, cezanın arkasından suçluluk duygusu yaşayabilir. Bu da çocukla ilişkilerini daha içinden çıkılmaz hale getirebilir.

20 Bazen cezadan başka çare bulamayabiliriz. Böyle bir durumda anlamlı cezalar vermeliyiz ki bir işe yarasın. Örneğin, çocuğumuz zamanında yatmıyor... Zamanında yatmazsa, ona hikaye okuyacak zaman da kalmayabilir. Ceza vermek durumunda isek şu hususlara dikkat etmemiz gerekir: (1) Önce yanlış davranışın analizi yapılır. "Bu davranış hangi durumlarda ortaya çıkıyor?", "Öncesinde ne olmuştu?" gibi... (2) Ceza belirlenir ve (3) uygulanır. Cezadan önce (1) çocuğa (mümkünse) niçin öyle yapılmaması gerektiği hatırlatılır. Çocuk istenmeyen davranışı sürdürürse, (2) böyle yapmaya devam ederse, nasıl bir önlem alınacağı bildirilir. Bütün bunlara rağmen istenmeyen davranış yinelenirse (3) ceza mutlaka uygulanır. Burada "ceza" sözcüğü ile ifade edilen şey, istenmeyen davranışın yol açtığı sonuçlarla doğrudan bağlantılı bir tedbir almaktır.

21 Eğer ceza vermek durumunda kalırsak, cezanın etkili olabilmesi için; istenmeyen davranışın hemen ardından verilmesi; çelişkisiz olması, dozunun ayarlı olması; kaçış olanaklarının bulunmaması; süresinin uzun olmaması ve arkadaşlarının gözünde itibarını arttırıcı olmaması gerekir. Ancak yukarıda anlatılanların tamamına uyularak verilen cezalar, giderek cezaların azalmasına ve ortadan kalkmasına yol açabilir.

22 SALDIRGANLIK SALDIRGANLIK

23 Saldırgan Çocuk Kimdir? Saldırgan çocuk, ruhsal sorunları nedeniyle, yaşıtları ve çevresiyle olumlu ilişkiler kuramaz. Aşırı geçimsizdir. İlişkileri gergin ve sürtüşmelidir. Parlamaya hazırdır. Kavgacıdır. Durmadan kuralları çiğner, sık sık ceza görür. Ana – baba, öğretmen ve genellikle büyüklere karşı gelmeye eğilimlidir. Olağan anlaşmazlıkları bilek gücüyle çözmeye çalışır. Öfkesini yenemez, hep kendini haklı çıkarma eğilimindedir. Davranışından utansa bile tekrarlamaktan kendini alamaz. Cezalardan hiç etkilenmez ve ya sürekli etkilenmiş görünür. Evde, çevrede ve okulda durmadan sorun yaratır. Yetişkinlerle sürekli çatışma içindedir. Genellikle erkek çocukları kızlara oranla daha saldırgandır ve anlaşmazlıkları dövüşerek çözmeye eğilimlidirler.

24 Anne-baba tutumunun sert ve hoşgörüsüz olduğu evlerde sevilmediğini düşünen çocuk, biriken bu öfkesini ev dışında açığa vurur. Saldırgan tutumu benimsemesine yol açar. En çok dayağın fazla olduğu evlerde saldırgan çocuklar yetişir. Dıştan gelen baskı ve kısıtlamalar varsa ve bunlar ne kadar büyük olursa çocuğun tepkisi de o kadar güçlüdür. Bu çocuklar, topluma ve genel olarak insanlara karşı kuşkulu ve düşmanca duyguları ileri yaşta sürdürürler. Anne-baba tutumunun sert ve hoşgörüsüz olduğu evlerde sevilmediğini düşünen çocuk, biriken bu öfkesini ev dışında açığa vurur. Saldırgan tutumu benimsemesine yol açar. En çok dayağın fazla olduğu evlerde saldırgan çocuklar yetişir. Dıştan gelen baskı ve kısıtlamalar varsa ve bunlar ne kadar büyük olursa çocuğun tepkisi de o kadar güçlüdür. Bu çocuklar, topluma ve genel olarak insanlara karşı kuşkulu ve düşmanca duyguları ileri yaşta sürdürürler.

25 Nasıl Davranmalıyız? Çocuk güven duygusu geliştikçe, beklemeyi ve tepkisini dizginlemeyi öğrenir. İstekleri doyuruldukça yatışır. Başkaldırma yerine uysal davranmanın kendi yararına sonuçlanacağını gösterin. Kendisine sevgiyle yaklaşıldıkça bu sevgiyi sürdürmek için kendi kendini kısıtlamaya başlar. Anne-babasına benzemek, onlarca beğenilmek için davranışını kendi denetlemeye başlar. Çocuğa sevildiğini, benimsendiğini, ihtiyaçlarının karşılandığını belli etmek gerekir. Anne-baba olarak çocuğa tutarlı ve kararlı davranın. Sevilen ve kişiliğine saygı duyulan çocuk, başkalarını sever ve onlara saygı duyar.

26 YATAĞA İŞEME VE DIŞKI KAÇIRMA YATAĞA İŞEME VE DIŞKI KAÇIRMA

27 Genellikle çocuklar mesane kontrolü gerçekleşinceye kadar yani 3 yaş sonunda idrarlarını tutmayı öğrenirler. Ancak 4-5 yaşına gelinceye dek, ara sıra gündüzleri, daha sık olarak da geceleri altlarını ıslatırlar. Yaş ilerledikçe bu durum azalır. Erkek çocuklarda alt ıslatma oranı kızlara göre iki kat fazladır. Alt ıslatma 2 biçimde görülebilir: Birincil alt ıslatma(primer enuresis): Bu,sinir kas kontrolünün gelişmesindeki gecikmeden kaynaklanabilir ve doğumdan başlayarak süre gelir. İkincil alt ıslatma(seconder enuresis): Tuvalet kontrolü oluştuktan sonra bir gerileme söz konusudur.

28 Alt ıslatma sosyo-ekonomik düzeyi düşük aile içinde yeterli duygusal etkileşimden yoksun, nörotik ve uyumsuz çocuklarda daha sık rastlanır. Alt ıslatma sosyo-ekonomik düzeyi düşük aile içinde yeterli duygusal etkileşimden yoksun, nörotik ve uyumsuz çocuklarda daha sık rastlanır. Duygusal dünya alt ıslatma konusunda etkilidir. Duygusal dünya alt ıslatma konusunda etkilidir. Ruhsal nedenlerden biride erken ve baskılı tuvalet eğitimidir. Çocukla anne arasındaki gergin ilişki, korkular, ameliyatlardan sonrada gece alt ıslatmaları başlayabilir. Ruhsal nedenlerden biride erken ve baskılı tuvalet eğitimidir. Çocukla anne arasındaki gergin ilişki, korkular, ameliyatlardan sonrada gece alt ıslatmaları başlayabilir.

29 Bu konudaki gereksiz baskıların kaldırılması, aşırı titiz tutumdan vazgeçilmesi gerekir. Bu konudaki gereksiz baskıların kaldırılması, aşırı titiz tutumdan vazgeçilmesi gerekir. Çocukla olumlu ilişkiye girilmeli, sonra dışkılamasını düzene sokmak kolaylaşır. Çocukla olumlu ilişkiye girilmeli, sonra dışkılamasını düzene sokmak kolaylaşır. Ceza ve dayağı bırakarak kesin bir tutumla, çocuğun günde 3-4 kez belirli aralarla tuvalete oturması sağlanmalıdır. Ceza ve dayağı bırakarak kesin bir tutumla, çocuğun günde 3-4 kez belirli aralarla tuvalete oturması sağlanmalıdır. Annenin tutumu çok katı olmamalı. İlişkiler çok bozuksa Çocuk Ruh Sağlığı Bölümüne başvurulmalıdır. Annenin tutumu çok katı olmamalı. İlişkiler çok bozuksa Çocuk Ruh Sağlığı Bölümüne başvurulmalıdır.

30 ÇALMA

31 Küçük yaştaki çocuklar tarafından başkalarına ait olan bir şeyi izinsiz almak davranışına sık rastlanır. Ancak bu tür eylemleri "çalma" olarak kabul etmemek gerekir. Çalmaların en önemli nedeni çocuğun doyumsuzluğudur. Doyumsuzluk çok çeşitli durumlarda ortaya çıkabilir. Kısa süreli yada uzun süreli olabilir.

32 Çalma çeşitleri

33 1-Çalınan objenin kullanılması: Yarar sağlamayan hırsızlıklar : Çocuklardaki karakteristik çalma biçimidir. Cömertlik hırsızlıkları : Çalınan obje dağıtılır. Gereksinim hırsızlıkları :Yoksul, evden kaçan ya da amaçsız dolaşan çocuklarda görülür

34 2-Patolojik hırsızlıklar : Saldırgan hırsızlık : Zarar verme amacı baskındır. İç tepkisel hırsızlıklar : Çalma eylemi planlanmaksızın gerçekleştirilir. Telafi hırsızlıkları :Aşağılık duygusu olanlarda ve duygusal kişilik yapısındakilerde görülür. Burada sevgi eksikliği telafi edilir

35 Nasıl davranmalıyız? Nasıl davranmalıyız? İnsanların haklarına saygı göstermeyi ve sahip olma dürtülerine engel koyabilmeyi öğretmek gerekir. İnsanların haklarına saygı göstermeyi ve sahip olma dürtülerine engel koyabilmeyi öğretmek gerekir. Her çocuk nesnelere sahip olmanın anlamını ve başkalarına ait olan şeyleri alamayacağını öğrenmelidir. Bunu öğretmenin en iyi yolu, çocuğun kendisine ait eşyalarının olmasının sağlanması ve 7-8 yaşlarından itibaren düzenli olarak harçlık verilmesidir. Her çocuk nesnelere sahip olmanın anlamını ve başkalarına ait olan şeyleri alamayacağını öğrenmelidir. Bunu öğretmenin en iyi yolu, çocuğun kendisine ait eşyalarının olmasının sağlanması ve 7-8 yaşlarından itibaren düzenli olarak harçlık verilmesidir. Anne ve babalar davranışlarıyla çocuğa iyi örnek olmalıdır. Anne ve babalar davranışlarıyla çocuğa iyi örnek olmalıdır. Anne babanın verdiği ahlaki öğütler onun anlayabileceği düzeyde olmalıdır. Anne babanın verdiği ahlaki öğütler onun anlayabileceği düzeyde olmalıdır.

36 KORKULAR KORKULAR

37 Korku; canlı varlıkların, görünen ve görünmeyen tehlikeler karşısında gösterdikleri en doğal tepkidir. Çocukluğun ilk yıllarında korkular çok fazladır. Çocuk çevresini tanıdıkça, beden gücü ve zihin yetenekleri geliştikçe, korkularını yener

38 Çocuklar için düşünülebilecek en büyük korku ana-babadan ayrı düşmek, ortalıkta kalmak korkusudur. Anaokulundan dönüşte anneyi evde bulamamak çocuk için katlanılması güç bir şeydir. Çocuklar için düşünülebilecek en büyük korku ana-babadan ayrı düşmek, ortalıkta kalmak korkusudur. Anaokulundan dönüşte anneyi evde bulamamak çocuk için katlanılması güç bir şeydir. 6 yaşında korkularda artma gözlenir. Hayalet, cadı, hortlak, yangın, hırsız korkusu alevlenir. “karyolanın altında biri var” diye odalarında yatmak istemezler. Sizde çocuğunuzda bu tip korkularla karşılaşıyor musunuz? 6 yaşında korkularda artma gözlenir. Hayalet, cadı, hortlak, yangın, hırsız korkusu alevlenir. “karyolanın altında biri var” diye odalarında yatmak istemezler. Sizde çocuğunuzda bu tip korkularla karşılaşıyor musunuz? Filmlerden çok etkilenirler. bu yaşlardan sonra korkularda genellikle yatışma olur ama eski korkular arada bir depreşebilir yada yenileri ortaya çıkabilir. Filmlerden çok etkilenirler. bu yaşlardan sonra korkularda genellikle yatışma olur ama eski korkular arada bir depreşebilir yada yenileri ortaya çıkabilir. Okul öncesi çocuğun doğal korkularından biride karanlık korkusudur. Onlar, düşlerden, hayaletlerden, duvardaki gölgelerden, hayvanlardan ve gök gürlemesinden korkarlar. Bunun için çocuğun yatağı güvenli bir yere konulmalıdır Okul öncesi çocuğun doğal korkularından biride karanlık korkusudur. Onlar, düşlerden, hayaletlerden, duvardaki gölgelerden, hayvanlardan ve gök gürlemesinden korkarlar. Bunun için çocuğun yatağı güvenli bir yere konulmalıdır

39 Ülkemizdeki anne-baba, nine-dedeler korkuyu bir disiplin aracı olarak kullanırlar. “uyumazsan öcü gelir seni götürür” denince çocuğun sesi soluğu kesilir. Çocuğun içine iyice korku salınır. Ülkemizdeki anne-baba, nine-dedeler korkuyu bir disiplin aracı olarak kullanırlar. “uyumazsan öcü gelir seni götürür” denince çocuğun sesi soluğu kesilir. Çocuğun içine iyice korku salınır.

40 Korkutma yönteminin hiç kullanılmadığı evlerde sık görülen aşırı koruyucu ve kollayıcı tutumdur. Bu tutumla yetişen çocuğa “aman düşersin” gibi çocuğun çevresinin tehlikelerle dolu bir yer olduğu inancı aşılanır. Bu çocuk her şeyden korkar,ürker. Korkutma yönteminin hiç kullanılmadığı evlerde sık görülen aşırı koruyucu ve kollayıcı tutumdur. Bu tutumla yetişen çocuğa “aman düşersin” gibi çocuğun çevresinin tehlikelerle dolu bir yer olduğu inancı aşılanır. Bu çocuk her şeyden korkar,ürker.

41 Çocuğa uygulanan bir başka sindirme yöntemi de “beni üzersen hastalanıp ölürüm, annesiz kalırsın” gibi sözlerle çocuğu bir yandan suçlama bir yandan da sindirme yöntemidir Çocuğa uygulanan bir başka sindirme yöntemi de “beni üzersen hastalanıp ölürüm, annesiz kalırsın” gibi sözlerle çocuğu bir yandan suçlama bir yandan da sindirme yöntemidir

42 Nasıl Davranmalıyız? Bir çocuk karanlıktan korktuğunu söylediğinde onun korkusunu kabullenip kendisine yardım etmemiz gerekir. Bir gece lambası, yanık bırakılan bir lamba kokusunu yenmesine yardımcı olur. Çocuğunuzun korkuları karşısında sert tepkilerden kaçınınız.”erkek çocuk korkar mı?” “koskoca çocuk olacaksın” gibi sözler korkuyu azaltmaz. Korkularından dolayı çocuğu ayıplamak ve utandırmaktan kaçının. Korkularıyla alay edip korkunun üzerine gitmeyin. Korkuların nedenlerini araştırın. Ev içinde korkutucu tutum olup olmadığına bakın. Çocuk oyundan ve arkadaştan yoksunsa bunlara olanak yaratın Aşırı koruyucu tutumları gevşetin. Kendi işini kendisinin görmesini sağlayın

43 Bir korkuyu başka bir korkuyla yenmeye çalışmayın. Örneğin karanlıktan korkan bir çocuğu karanlık bir bodruma sokmaya çalışmayın. Korkuyu yavaştan ele alın. Sudan korkan bir çocuğu bağırtarak suya sokmak yerine çocuğu su kıyısında oynamaya bırakın

44 Çocuğunuzu korkutan olayları canlandırın. “eğer olursa” oynayın ve kaybolma,trafik kazası durumunda çocuğun yapması gerekenleri konuşun. Çocuğunuz kötü rüyalar görürse, yastığın öbür yüzünü çevirin.(Bu yüzde güzel rüyalar var deyin.)

45 DİKKAT EKSİKLİĞİ VE HİPERAKTİVİTE BOZUKLUĞU

46 “Dikkat eksikliği hiperaktivite bozukluğu” aşırı hareketlilik, dikkat sorunları ve istekleri erteleyememe(dürtüsellik) belirtileriyle giden bir psikiyatrik hastalıktır. Temel belirtileri aşırı hareketlilik, dikkat eksikliği ve dürtüselliktir.

47 Aşırı Hareketlilik: Çocuğun kendi yaşıtlarıyla karşılaştırıldığında belirgin düzeyde daha fazla hareketli olmasıdır. Aşırı Hareketlilik Belirtileri: Sürekli kıpır kıpırdır. Uygunsuz olan durumlarda koşuşturup durur yada tırmanır. Sakin bir biçimde boş zamanlarını geçirme ya da oyun oynama zorluğu vardır. Genellikle çok konuşur.

48 Dikkat sorunları: Dikkatin bir noktaya toplanamamasıdır. Dikkat sorunları: Dikkatin bir noktaya toplanamamasıdır. Dikkat Eksikliği Belirtileri: Dikkat Eksikliği Belirtileri: Dikkatini ayrıntılara veremez, hatalar yapar. Dikkatini ayrıntılara veremez, hatalar yapar. Doğrudan kendisine konuşulduğunda dinlemiyormuş gibi görünebilir. Doğrudan kendisine konuşulduğunda dinlemiyormuş gibi görünebilir. Günlük etkinliklerde çoğu zaman unutkandır. Günlük etkinliklerde çoğu zaman unutkandır. Sürekli çaba gerektiren görevlerden kaçınır. Bunları sevmez ve bunlarda yer almaya karşı isteksizdir. Sürekli çaba gerektiren görevlerden kaçınır. Bunları sevmez ve bunlarda yer almaya karşı isteksizdir.

49 Dürtüsellik: Acelecilik, istekleri erteleyememedir. Dürtüsellik: Acelecilik, istekleri erteleyememedir. Dürtüsellik Belirtileri: Dürtüsellik Belirtileri: Soru tamamlanmadan önce cevabını yapıştırır. Soru tamamlanmadan önce cevabını yapıştırır. Sırasını bekleme güçlüğü vardır. Sırasını bekleme güçlüğü vardır. Çoğu zaman başkalarının sözünü keser ya da yaptıklarının arasına girer. Çoğu zaman başkalarının sözünü keser ya da yaptıklarının arasına girer.

50 Nasıl davranmalıyız? En etkin yöntemlerden birisi anne baba tarafından çocuğun olumsuz davranışlarının düzeltilmesi için çeşitli tekniklerin uygulanmasıdır. Bu teknikler tek başına uygulanabildiği gibi ilaç tedavisi ile birlikte daha etkin olabilmektedir.

51 Çocukla birlikte özel zaman geçirme Çocuğun uyumsuz davranışlarını görmezden gelip, uyumlu davranışlarını artırma. Yapılması istenen davranışı net ve açık bir dille ifade etme Çocuğun çevresinde sorun çıkarmadan kendi kendine oyalanmasının sağlama Çocuğun olumlu davranışlarının ödüllendirme

52 YALAN YALAN

53 Yaşamın ilk 5 yılında çocuğun yalan söylemesi konusunda endişe etmeye gerek yoktur. Gerçeğe sadık kalma çocukta giderek gelişen bir olgudur. Yaşamın ilk 5 yılında çocuğun yalan söylemesi konusunda endişe etmeye gerek yoktur. Gerçeğe sadık kalma çocukta giderek gelişen bir olgudur.

54 Yalan Çeşitleri Yalan Çeşitleri Sözde (Psevdo) Yalanları : 3-4 yaş çocuklarının sık sık söylediği yalanlar aslında gerçek yalanlar değildir. Görünürde ''sözde'' yalanlardır ''sözde'' yalanlar çocuk düşüncesinin kendiliğinden ve özgün ürünleridir. Örneğin; oyun oynarken hayali oyun arkadaşı yaratması gibi. Sözde (Psevdo) Yalanları : 3-4 yaş çocuklarının sık sık söylediği yalanlar aslında gerçek yalanlar değildir. Görünürde ''sözde'' yalanlardır ''sözde'' yalanlar çocuk düşüncesinin kendiliğinden ve özgün ürünleridir. Örneğin; oyun oynarken hayali oyun arkadaşı yaratması gibi.

55 Alışkanlık Haline Gelen Yalan :Bir takım bencilce sonuçları elde etme amacıyla bilerek ve isteyerek başkalarını aldatmak için söylenen yalanlardır. Alışkanlık Haline Gelen Yalan :Bir takım bencilce sonuçları elde etme amacıyla bilerek ve isteyerek başkalarını aldatmak için söylenen yalanlardır.

56 Patolojik Yalan :Duygusal problemler nedeniyle yalan söyler. İnanılmak içindir. Alışkanlık haline gelirse hiç bir yarar sağlamasa bile yinelenir. Patolojik Yalan :Duygusal problemler nedeniyle yalan söyler. İnanılmak içindir. Alışkanlık haline gelirse hiç bir yarar sağlamasa bile yinelenir.

57 Aileye bağımlılık, dayanışma, söze saygı gibi durumlar yalan söylemeye neden olabilir. Çocuk çekingenlikten de yalan söyleyebilir

58 Anne babaların, çocuğa birbirlerine ve başkalarına söyledikleri yalanlar çocuğu yalana iter. Çocuğun arkadaşlarından geri kalmama isteği

59 Arzu ve istekleri bu şekilde dile getirir. Çocuk anne ve babasının beklentilerini karşılamakta güçlük çekiyor olabilir ya da ceza korkusuyla yalana sarılıyordur.

60 Yetişkinler çocuğa iyi birer örnek olmalı ve davranışlarında, çocuklarında görmek istemedikleri hatalara yer vermemelidirler. Yalan söyleyen çocuk bu mücadeleyi anlamalı, onun iyiliği için böyle davranıldığını bilmelidir.

61 Çocuğa bir güç gösterisi değil, yardım söz konusu olmalı ve ona güven verilmelidir. Çocukta yalancılığın gelişmesinin nedenlerin bulunması gerekir. Çocuğa doğruluğun yararları, getireceği haz ve avantajlar öğretilmelidir.

62 ÇOCUKTA İNATÇILIK ÇOCUKTA İNATÇILIK

63 Çocuklarda inatlaşma her yaş döneminde görülür. Bağımsız birer birey olduklarının farkına varmaya başlamaları ve dünyayı keşfetme merakları bu inatlaşma sürecini tetikler. Çocuklar anne-babaları ve çevresindekiler ile ayırım yapmaksızın her zaman ve her konuda çatışmaya girebilirler. Çocukların bir inatlaşma nöbeti süresince fikir değiştirdiğine tanık olabilirsiniz. Bazen, neyi isteyip neyi istemediğini bile anlayamazsınız. Çocuklarda inatlaşma her yaş döneminde görülür. Bağımsız birer birey olduklarının farkına varmaya başlamaları ve dünyayı keşfetme merakları bu inatlaşma sürecini tetikler. Çocuklar anne-babaları ve çevresindekiler ile ayırım yapmaksızın her zaman ve her konuda çatışmaya girebilirler. Çocukların bir inatlaşma nöbeti süresince fikir değiştirdiğine tanık olabilirsiniz. Bazen, neyi isteyip neyi istemediğini bile anlayamazsınız.

64 Çok küçük yaşlarda başlayan ve çocukların gelişiminde çok doğal olan inatlaşma, anne-baba ve çocuk arasındaki bir iletişimsizliğin başlangıç noktası olabilir ve bir kısırdöngüyle son bulabilir. Çok küçük yaşlarda başlayan ve çocukların gelişiminde çok doğal olan inatlaşma, anne-baba ve çocuk arasındaki bir iletişimsizliğin başlangıç noktası olabilir ve bir kısırdöngüyle son bulabilir.

65 Soğukkanlılığınızı korumaya çalışın. Amacınız ona, o anda elde edemeyeceği bir şeyden vazgeçmesini sağlamak olmalı.

66 3. İstediği şeyi neden yapamayacağınızı basit bir şekilde açıklayın 4. Ona kararlı ve tutarlı, fakat mutlaka sevecen bir tavırla yaklaşın

67 5. Ona gerekli açıklamaları yaptıktan, üzgün olduğunuzu söyledikten ve bu konuda kararlı olduğunuzu hissettirdikten sonra biraz zaman tanıyın. 6. Çocuğunuz her şeye rağmen sizinle inatlaşmaya devam ediyorsa, dikkatini istediği şeyden başka bir noktaya çekmeye çalışın.

68 7. Çocuğunuza seçenek sunun, böylece onu bağımsız bir birey olarak tanıdığınızı, onun kararlarına saygı duyduğunuzu düşünecektir. Kendisiyle ilgili kararları verebildiğini ve onun seçimine öncelik tanındığını düşünerek inatlaşmaktan vazgeçecektir

69 PARMAK EMME- TIRNAK YEME PARMAK EMME- TIRNAK YEME

70 Parmak emme, normal çocuklarda herhangi bir psiko- patalojik etken olmaksızın 3-4 yaşlarına kadar görülen bir olgudur. Genellikle 18. ay dolaylarında sıklaşan parmak emmenin 4 yaşına doğru kaybolması beklenir. Araştırmalar en geç 5-6 yaşlarında sona erdiği takdirde parmak emmenin zararının olmadığını, ancak süre gelmesi halinde dişlerde deformasyona neden olabileceğini kanıtlamışlardır. Çocuklarda parmak emme oranı okula başlandığında hızla azalır. Sürekli parmak emme alışkanlığı da psikolojik sorun ve gerginliklerin bir sonucu olarak gelişebilir. Parmak emme, normal çocuklarda herhangi bir psiko- patalojik etken olmaksızın 3-4 yaşlarına kadar görülen bir olgudur. Genellikle 18. ay dolaylarında sıklaşan parmak emmenin 4 yaşına doğru kaybolması beklenir. Araştırmalar en geç 5-6 yaşlarında sona erdiği takdirde parmak emmenin zararının olmadığını, ancak süre gelmesi halinde dişlerde deformasyona neden olabileceğini kanıtlamışlardır. Çocuklarda parmak emme oranı okula başlandığında hızla azalır. Sürekli parmak emme alışkanlığı da psikolojik sorun ve gerginliklerin bir sonucu olarak gelişebilir.

71 Nasıl Davranmalıyız? Sabırla karşılamalı ve sürekli ilgilenmekten kaçınılmalıdır. Aile içinde sürekli bu alışkanlığı konu ederek çocuk sürekli eleştirmemelidir

72 Çocuğa olumlu tavsiye ve açıklamalarda bulunulmalıdır. Bir gerileme belirtisi olan bu alışkanlığı oluşturan bu etkenler ana-baba tarafından keşfedilmeli ve ortadan kaldırılmalıdır. Örneğin yeni bir kardeşin doğumu çocukta bu tür bir alışkanlığın başlamasına neden olabilir. Çocuk kaybettiği ilgiyi kazanma savaşına girer. Bunun için kardeşin varlığına karşı onun yerinin ayrı olduğu konusunda ikna edilmesi ondaki gerginliği azaltır. Böylece bu gerginlikten kaynaklanan alışkanlıklarda zamanla kaybolur.


"Kardeşler arası ilişkileri belirleyen iki önemli faktör vardır. 1.Annenin tutumu 1.Annenin tutumu 2.Çocuğun sosyal yeri ve özellikleri(sıra,yaş,cinsiyet." indir ppt

Benzer bir sunumlar


Google Reklamları