Sunum yükleniyor. Lütfen bekleyiniz

Sunum yükleniyor. Lütfen bekleyiniz

Yoğun Bakımda Yatan Hasta ve Yakınlarının Yaşadıkları Psijik Sorunlar ve Hemşirelik Yaklaşımları Yoğun Bakım Hemşireliği Kursu Öğr. Gör. Saliha Bozdoğan.

Benzer bir sunumlar


... konulu sunumlar: "Yoğun Bakımda Yatan Hasta ve Yakınlarının Yaşadıkları Psijik Sorunlar ve Hemşirelik Yaklaşımları Yoğun Bakım Hemşireliği Kursu Öğr. Gör. Saliha Bozdoğan."— Sunum transkripti:

1 Yoğun Bakımda Yatan Hasta ve Yakınlarının Yaşadıkları Psijik Sorunlar ve Hemşirelik Yaklaşımları
Yoğun Bakım Hemşireliği Kursu Öğr. Gör. Saliha Bozdoğan

2 İnsan yaşamındaki en değerli kavram:
SAĞLIK Yaşam süresince bireyler, zaman zaman sağlıklı olma durumundan uzaklaşarak tedavi ve bakımı gerekli kılan hastalık durumu ile karşı karşıya gelmektedirler

3 HASTALIK Tıbbi açıdan fizyolojik ve organik süreçlerle biyolojik, psikolojik, psikoseksüel, entelektüel, sosyal, çevresel ve ailesel çok boyutlu bir yaşam, kimlik ve var oluş krizidir

4 Hastalık Durumunda Bozulan dengenin düzenlenmesi,
Bireyin fizyolojik, psikolojik ve sosyal sağlığına kavuşabilmesi için hastaneye yatması gerekebilir.

5 Yoğun Bakım Normal klinikte bakım ve tedavisinin yeterli olmadığı durumlarda, yoğun bakıma yatış, Yoğun bakım, yaşamı akut olarak tehdit eden bir hastalığı olan ya da böyle bir hastalığın gelişmesi beklenen bireylere verilen multidisipliner bakım ve tedavi şeklidir.

6 Hasta Günlük yaşamında sağlıklı bir biçimde yaşamını sürdüren birey, sağlığın kaybıyla birlikte hasta rolünü üstlenmektedir. Bu yeni rol bedensel hastalığın, hastanın kendisine özgü anlamları nedeniyle ruhsal durumun etkilenmesine neden olmaktadır.

7 Hastalık bireyde….. Başkalarına bağımlı olma ya da bağımsızlığını tümüyle kaybedeceği korkusu, ayrılık endişesi, gelecek kaygısı, ölüm korkusu, beden, organ ve bölümlerinin zedeleneceği korkusu, pişmanlık, suçluluk duygusuna yol açabilmektedir.

8 Sonuçta…. Anksiyete, Depresyon, Regresyon, Kızgınlık,
Matem reaksiyonu ve Yadsıma gibi emosyonel tepkiler görülmektedir

9 Yoğun bakıma yattığında
Anksiyete, Depresyon, Uyum güçlükleri, Deliryum

10 Ancak …. Akut olarak gelişen yaşamı tehdit eden durumlardaki emosyonel ve davranışsal değişikliklerde bazen var olan medikal hastalıktaki değişimin bir semptomu olabileceği unutulmamalıdır.

11 Yoğun bakıma yatan hastalarda
1 ve 2. günlerde anksiyete ve korku 2. ve 3. gününde inkâr hasta bu evrede medikal tedaviyi reddedebilir 3. ve 4. günlerde demoralize ve deprese görünümdedir. iki haftadan daha uzun süren depresif tablo varsa majör depresyon.

12 Yoğun Bakım Ünitelerinde Sık Karşılaşılan Psikiyatrik Tanılar
Koroner YBÜ Anksiyete Depresyon Uyum sorunları Hostilite Deliryum Psikoz Cerrahi YBÜ Deliryum Depresyon Anksiyete Uyum sorunları Tıbbi YBÜ İntihar girişimi Depresyon Alkol/madde yoksunlukları Deliryum Kişilik bozukluğu

13 YAYGIN KLİNİK DURUMLAR
Deliryum Ajitasyon Depresif Reaksiyonlar

14 Deliryum Ani başlayan, Genel olarak bilişsel işlevlerin bozulması, bilinç durumunda değişiklik, Dikkat bozuklukları, Artmış ya da azalmış psikomotor aktivite Uyku-uyanıklık döngüsünün düzensizliği ile karakterize, geçici organik mental sendromdur.

15 Deliryum Özellikle yoğun bakımlarda izlenen hastalarda ortaya çıkan davranış bozukluklarında deliryum akla gelmelidir.

16 Deliryum Hastalar, illüzyon ve halüsinasyon gördüklerini, Kendilerini yalnız, korku içinde hissettiklerini, kaygı duyduklarını, Çevredeki ufacık değişikliklerin büyük uyarılar ve anlamlar taşıdığını, Ayrıca hemşirelerin kendilerine olan yaklaşımlarının büyük anlamı olduğunu belirtmişlerdir.

17 Deliryum Hemşire-hasta iletişimi deliryumdaki hastaların oryante olmaları deliryumun önlenmesinde ve tedavisinde en önemli noktalardan biridir. Hemşirelerin insanca, şefkatli dokunuşları, hasta yakınlarının desteği, yoğun bakım hastalarının serviste hatta hastaneden çıktıktan sonra bile sosyal olarak desteklenmesi deliryumu önlemede, etkilerini azaltmada ilaçlardan önce gelen ve daha önemli faktörlerdir.

18 Deliryum Tedavi İki Yaklaşım vardır Birincisi deliryumu başlatan geri döndürülebilir tüm nedenlerin ortadan kaldırılması, ikincisi de semptomatik ilaç tedavisidir. Öncelikle hastanın risk faktörleri belirlenmelidir. Bu faktörlerden geri döndürülebilir, düzeltilebilir olanlar düzeltilmelidir.

19 Deliryum Tedavi Yaklaşımı
Fizyolojik destek, İletişim, Çevresel faktörlerin düzeltilmesi, Psikososyal destek, Konsültasyonlar, Bilişsel ve dikkati kısıtlama İlaç tedavisidir.

20 Fizyolojik Destek Sıvı, elektrolit dengesinin düzenlenmesi,
Normal beslenmenin sağlanması, Vücut ısısının normale döndürülmesi, Normal uyku/uyanıklık döngüsünün sağlanması, Doğal dışkılama ve idrar yapma şekline geri dönülmesi, Oksijenasyonun düzeltilmesi (düşük oksijen satürasyonu olan hastalara oksijen verilmesi),

21 Fizyolojik Destek Kan şekerinin kontrol altına alınması,
Kan basıncının normal sınırlarda tutulması Dinlenme ve aktivite saatlerinin belirlenip, hasta bakımının bir plan içinde verilmesi ve hastanın yorgunluğunun azaltılması, Hareketsizliğin azaltılıp, hastanın mobilizasyonunun sağlanması, Hastanın rahatsızlığının ve ağrısının giderilmesi, İnfeksiyonların erken tanı ve tedavisinin yapılması.

22 İletişim Kısa kolay cümleler kurun.
Yavaş ve anlaşılır konuşun, bağırmayın ve acele etmeyin. Hastaya ismiyle hitap edin. Hangi ismi kullandığını öğrenin ve kendine oryante olmasını sağlayın. Sorularınızı tekrar edin, cevap için yeterli süre tanıyın. İşaret ederek ve canlandırarak konuşun. Hastaya ne yapmasını istediğinizi söyleyin, ne yapmaması gerektiğini değil.

23 İletişim Hastanın ne söylediğini dinleyin. Hareketlerini ve duygulanımlarını izleyip, anlamaya çalışın. Hasta konfüze değilken konfüzyon ve sonuçları hakkında bilgi verilmeli ve tedavi planı hem hasta hem de ailesiyle görüşülmelidir. Deliryum sırasında ve iyileşme sürecinde hastalara güven verilmelidir.

24 Çevre, Işıklandırma ve Ses Düzeni
Yoğun bakım sakin, sessiz tutulmaya çalışılmalı, dolaylı loş ışıklandırma kullanılmalı ve gürültü minimumda tutulmaya çalışılmalıdır. Hastanın algılamasını düzeltecek gözlükler, işitme cihazları ilk fırsatta takılmalıdır. Gece konfüzyonlarını önlemek için gece lambaları kullanılabilir. Ajite davranışların azaltılmasında kişiselleştirilmiş müzik dinletilmesi faydalı olabilmektedir.

25 Çevre, Işıklandırma ve Ses Düzeni
Günlük rutinin bir parçası olarak hastanın kişi, yer ve zaman oryantasyonu yapılmalıdır. Konfüze hastalarda oryantasyon bilgileri sık sık tekrar edilmelidir. Hastaya içinde bulunduğu ortam, çevredeki araçlar (monitörler, intravenöz yollar, oksijen tüpleri, drenaj tüpleri, kateterler), kurallar, bakım planı ve güvenlik kuralları (düşmemesi için bağlanması gerekebileceği vb.) ayrıntılı olarak anlatılmalı, bilgi verilmelidir.

26 Çevre, Işıklandırma ve Ses Düzeni
Çağrı ışıkları varsa, hastaya nasıl kullanıldıkları gösterilerek anlatılmalı ve hastaların kullanmaları sağlanmalıdır. Takvim ve saat hastaların görebileceği mesafede olmalı ve hastaların dikkatleri çekilmelidir. Çevredeki resimler, alarmlar, dekorasyonlar, televizyon, radyo ve çağrı sistemleri yanlış algılamalara sebep olabilir. Bu tip ekstra görüntüler kısıtlanmalı veya hastalara teker teker anlatılmalıdır.

27 Çevre, Işıklandırma ve Ses Düzeni
Günlük rutinler sabit ve yapılandırılmış olmalı, hastanın doktoru ve hemşiresi mümkün olduğunca değişmemelidir. Hastanın evinden eşyalar getirilebilir ve hastanın kendi elbiselerini giymesine izin verilebilir. Bu konuda temizlik ve sterilizasyona dikkat edilmelidir. Özellikle geceleri oda değişikliği yapılmamalıdır. Deliryumdaki hastalar mümkünse tek başlarına bir odaya konmalı, asla iki deliryumdaki hasta yan yana bulundurulmamalıdır.

28 Çevre, Işıklandırma ve Ses Düzeni
Hastalar mümkün olduğunca bağlanmamalıdır. Hasta yakınları alınıp, hasta başında oturtulabilir. Eğer bağlamak zorunlu ise, hasta en az kısıtlayıcı şekilde bağlanmalıdır. Hastanın hemşire deskine yakın bir yere taşınması düşünülebilir veya hastaya bakan hemşirenin birebir bakım vermesi sağlanabilir.

29 Çevre, Işıklandırma ve Ses Düzeni
Hasta hiperaktif deliryuma girerse ne yapılacağına dair bir plan yapılmalıdır. Böyle bir durumda, hastaya mimikler ve hareketlerle tehdit oluşturulmamalı, eller her zaman hastanın görebileceği şekilde tutulmalı, hasta ve çevresinden zarar verebilecek her şey uzaklaştırılmalıdır.

30 Psikososyal Hastaların kendi bakımlarına yardım etmeleri sağlanmalıdır. Hastalar kendi yapabildikleri şeylerin sınırlarını keşfetmeli, fakat yapmak istemedikleri şeylere zorlanmamalıdır. Hastaya korkuları ve duyguları sorulmalıdır.

31 Psikososyal Hastaya sonuç çıkarabileceği ya da mantık yürütmesi gereken komutlar verilmemeli, komutlar kesin ve doğrudan verilmelidir. Hastaya çok fazla seçenek sunulmamalıdır. Hastanın karar verme yetisi geri dönene kadar beklenmelidir.

32 Sosyal İlişkiler Aile ve arkadaş ziyaretleri desteklenmelidir.
Fakat ziyaretçi sayısı ve ziyaret süresi sınırlandırılmalı, hastalar çok yorulmamalıdır. Hastayla birlikte uzun dönem planlar yapılmalıdır. Fizik tedavi ve meslek tedavileri en erken sürede başlatılmalıdır.

33 Konsültasyon Deliryum düşünülen tüm hastalar için psikiyatri konsültasyonu istenmelidir

34 Davranışsal Değişiklikler
Personel organizasyonu ve bakım planı baştan gözden geçirilmeli ve gerekirse değiştirilmelidir. Bire bir gözlem yapılmalıdır Hastalara dikkat edilmelidir. Hastalarla konuşulmalıdır. Hasta izole edilmeli veya rahatsız edici uyarılar ortamdan uzaklaştırılmalıdır. Hastanın hareketlerinin kısıtlanması en son çare olarak düşünülmelidir.

35 Bilişsel ve Dikkati Kısıtlama
Ajite hastaların dikkatini başka yöne doğru kaydırma denenmelidir. Hastaların günlük aktiviteleri küçük işlemlere bölünmeli ve basitleştirilmelidir. Ajitasyonu başlatan ne ise bulunmaya çalışılmalı ve mümkünse bir daha olması engellenmelidir.

36 Farmakolojik Tedavi Kullanılan tüm ilaç listesi gözden geçirilmeli ve mümkün olduğunca azaltılmalıdır. İlaçların yan etkileri gözden geçirilmelidir. Deliryumdaki hastaların ağrıları tedavi edilmeli, fakat narkotiklerin deliryumu başlatabildikleri akılda bulundurulmalıdır.

37 Farmakolojik Tedavi İlac tedavisi gerekli ise, aşağıdaki ilaçlardan biri verilebilir: • Haloperidol (Norodol) mg günde iki kez-altı saatte bir oral veya intramüsküler verilir. • Lorazepam (Ativan) mg günde iki kez-altı saatte bir oral veya intravenöz verilir. • Oksazepam (Serax) 10 mg günde iki-üç kez oral verilir. • Tiyoridazin HCL (Melleril) mg oral veya intramüsküler olarak günde iki-üç kez verilir.

38 Sonuç olarak……… Deliryum YBU’lerde sık görülen, tanınmaz ve tedavi edilmezse morbidite ve mortaliteyi arttıran ciddi bir problemdir. Deliryumun nedenleri, tanı konması ve sonuçları iyi bilinmelidir.

39 Ajitasyon Ölüm korkusu, Sevdiklerinden ve aile çevresinden ayrı kalma,
Kontrol kaybı, Konfüzyon, bellek kaybı, Uykusuzluk, Ağrılı işlemlerin sıklığı, Hareket kısıtlılığı, Biyokimyasal bozukluklar, İlaçlar, ateş, Gürültü, ışık ve alarmlar anksiyete yaratan durumlardır

40 Anksiyete Göğüs ağrısı, Diyare, Baş dönmesi, ağız kuruluğu, Dispne,
Yorgunluk, kızarıklık, baş ağrısı, Sıcak/soğuk basması, Hiperventilasyon, Kas gerginliği, Terleme, ürperme, titreme, taşikardi, idrar sıklığı, Vertigo, Kusma, bulantı

41 Sedasyonda Nonfarmakolojik Olmayan Yöntemler
Hastaların sık sık oryante edilmeleri gereklidir. Uyku/uyanıklık döngüsünün sağlanması, Çevre ısısının stabil olması, Yatak başı alarmlarının da sebep olduğu gürültünün kontrolü (kulak tıkaçları) Ailenin çağırılması, Gevşeme egzersizleri, müzik tedavisi, sırt masajı, hastanın yataktan sandalyeye alınması.

42 Depresif Reaksiyonlar
Tıbbi hastalığın kendisi, Tedavide kullanılan ilaçlar, Hastalığa karşı psikolojik tepkiler depresyon gelişmesinde önemli etkenlerdir. Genellikle hastanede uzun süre yatan, Yatağa bağımlı olan, Şiddetli ağrısı olan, Fiziksel bakıma muhtaç olanlarda Yaşamı tehdit eden hastalıklarda daha şiddetli olduğu bildirilmiştir.

43 Depresif Reaksiyonlar
Günlük etkinlikleri ilgi ve istekle yapma, bunlardan ve yaşamdan zevk almanın yerini üzüntü, keder, mutsuzluk, isteksizlik, karamsarlık, umutsuzluk, suçluluk ve karar verme güçlüğü gibi duygu ve düşüncelerin almasıdır. Bu duygular ve düşünceler bireyi biyopsikososyal yönden olumsuz olarak etkilemektedir.

44 Depresif Reaksiyonlar
Gösterilen tepkiler bireyin hastalıkla baş etme gücünü doğrudan etkilemektedir. Hastalar, hastaneye yatma stresi ve daha fazla tehdit hissettiklerinde normal baş etme yeteneklerini kullanmakta güçlük çekmektedirler. Sağlığın kaybı ya da tehdidi, yoğun strese neden olmakta ve başa çıkmayı zorlaştırmaktadır.

45 Depresif Reaksiyonlar
Fiziksel hastalık nedeniyle hastanede yatan, psikososyal stres düzeyi yüksek ve yaşam kalitesi düşük olan hastalarda depresyon daha sık görülmekte Bedensel hastalıklara en sık eşlik eden psikiyatrik bozukluklar depresyon ve anksiyetedir.

46 Psikolojik yaklaşımın ilkeleri
Empatik tutum gösterilmeli Sempatik, kavrayıcı, destekleyici ve tıbbi etik ilkelere uygun insan-insana iletişim kurulmalı Aşırı sakınma davranışından kaçınılmalı Temel güven duygusu verilmeli, esnek olunmalı Hastanın kişisel tasarruf ve gizliliğine saygı gösterilmeli Bilgilendirilmeli

47 Psikolojik yaklaşımın ilkeleri
Açık iletişim ile hastalığı ve endişeleri ile ilgili konularda yanlış bilgi ve tutumları düzeltilmeli Kızgınlık, öfke, suçluluk gibi (örtülü) duygu ve tepkilerin serbestçe ifade edilmesi ve hastalıkla ilgili düşünce ve duygularını anlatması cesaretlendirilmeli Hasta ile aile ve sosyal etkileşim alanları arasındaki iletişim güçlendirilmeli Tedavide erken katılım ve işbirliği sağlanmalı

48 Psikolojik yaklaşımın ilkeleri
Hastalık ve yaşamlarında kendi denetimi olduğu duygusu geliştirilmeli Umudu koruyarak, gerçekçi kabulleniş sağlanmalı Kaygı, depresyon, felaketçi tepki gibi davranışsal semptomlar düzeltilmeli Psikolojik ve sosyal uyumu sağlayarak yaşam kalitesi arttırılmalı Uyum için zaman tanınmalı Önce olumlu tepkileri desteklenmeli, hastadaki yedek güçler harekete geçirilmeli

49 Psikolojik yaklaşımın ilkeleri
Nelerin mümkün olmayacağından önce yapabilecekleri ortaya koyulmalı Psikososyal destek sistemleri harekete geçirilmeli Bağımlılık gereksinimini arttırmayacak, bireyselliği ve gizliliği zedelemeyecek şekilde destek verilmeli Aşırı tutarsız, bozuk giden, tedaviyi bozan tutumlar ortaya çıkınca tüm tedavi ekibi ortak-kararlı-tutarlı bir tutumu benimsemeli

50 Psikolojik yaklaşımın ilkeleri
Davranış bozuklukları ve psikiyatrik sendromlar, tıp bilimi disiplini ve etiği içinde ele alınmalı Sorunlar karmaşıklaşıp yangın çıkmadan ilgili birimle ilişkiye geçilmeli ve işbirliği istenmeli Hemşire açıklayıcı, yardım edici, güven verici, yol gösterici olmalı Hastanın özgüvenini ve kendine saygısını destekleyici, mevcut gücünü kullanmayı cesaretlendirici bir tutum benimsenmiş olmalıdır.

51 Psikolojik yaklaşımın ilkeleri
Hastaya sağlanan tıbbi ve psikiyatrik, psikososyal tedavinin yanı sıra mutlaka aile bireyleri de desteklenmeli, bilgilendirilmeli ve gerekli ise tedavi edilmelidir. Sonuçta hastalara sunulan psikiyatrik ve psikososyal bakım ve tedavinin; hasta bakım ve kalitesini arttırdığı, mortaliteyi, morbiditeyi azalttığı, hastanede yatış süresini ve genel masrafları azalttığı, düzelme ve iyilik haline katkıda bulunduğu bilinmektedir

52 AİLE Hasta bireyin aile üyeleri ve arkadaşları ile birlikte olamaması, alışkanlıklarını sürdürememesi yalnızlık ve izolasyon duygularının gelişmesine neden olabilmektedir.

53 AİLE Aile üyelerinin sevdikleri birini kaybetme korkusu,
Yaşanan bilinmezlik durumu, Ailenin hastasının rol ve sorumluluklarını üstlenmesine bağlı rol değişimleri, Ekonomik kaygıları, İşinden uzak kalması, Ayrılık, Ölüm nedeniyle anksiyete yaşanmasına neden olmaktadır.

54 AİLE Yoğun bakım ünitesinin teknolojik ortamı;
monitörlerde kalp atımlarının görülmesi, infüzyon pompaları, ventilatörler, makinelerin çıkardığı sesler, parlak ışıklar, hastaların görünümleri ile alışıla gelen çevreden farklı teknolojik ortamı ile ailenin yaşadığı kaygı ve anksiyeteyi daha çok artırır.

55 AİLE Yoğun bakım ünitesinde sağlık personelinin hasta refakatçileri ile iletişimi Sağlık personeli tarafından hasta refakatçilerine çok hızlı açıklama yapılması, açıklamalar sırasında anlaşılmayan terimlerin kullanılması, bilgi verilmemesi ya da eksik bilgi verilmesi, hasta refakatçisinin soru sormasına izin verilmemesi, duygusal destek verilmemesi ailenin stresini artıran önemli faktörlerdir.

56 Molter Tarafından Tanımlanan YBÜ hastası olan aile üyelerinin gereksinimleri
Umut olduğunu hissetmek 2. Hastane personelinin hastaya yeterince bakım verdiğini hissetme 3. Hastaya yakın bir yerde bekleme odasının olması 4. Hastanın durumundaki değişiklikler hakkında evden aranma 5. Prognozu bilme

57 Molter Tarafından Tanımlanan YBÜ hastası olan aile üyelerinin gereksinimleri
6. Sorulara dürüst bir şekilde yanıt verilmesi 7. Hastanın hastalığındaki ilerlemelerle ilgili gerçekleri bilme 8. Günde bir kez hasta hakkında bilgi alma 9. Anlaşılan terimlerle açıklamaların yapılması 10. Hastayı sık sık görme

58 YBÜ AİLEYE YÖNELİK HEMŞİRELİK YAKLAŞIMI
Güven Gereksinimi; Hemşirenin rol ve işlevlerinden biriside koruyucu-gözetici ve savunucu rolüdür. Hemşire bakım verdiği birey ya da grup için fiziksel ve psikososyal olarak güvenli bir çevre sağlamalıdır. Bu nedenle hemşirenin yoğun bakım ortamını aileye tanıtması, tıbbi kelimelerle konuşmaması, güven veren bir ses tonu ile konuşması, ailenin yapılan tedavi ve hastalık süreci ile ilgili merak edilen soruları yanıtlaması ile güven vermelidir.

59 YBÜ AİLEYE YÖNELİK HEMŞİRELİK YAKLAŞIMI
Bilgi Gereksinimi; Hasta ve ailesine hastalıkla ilgili gerekli bilginin verilmemesi anksiyeteyi artırdığı gibi, Gereksinimden fazla verilen bilgi de korku ve anksiyeteyi artırdığı ve aileyi paniğe soktuğu görülmektedir. Bu nedenle hasta ve ailesinin hazır olduğu zaman belirlenerek bilgi verilmesi gerekmektedir.

60 YBÜ AİLEYE YÖNELİK HEMŞİRELİK YAKLAŞIMI
Bilgi Gereksinimi; Hasta ve ailesi sağlık durumuna ilişkin anlayabileceği dilden açıklamalar isterken, tedavi ekibi çoğu zaman teknik düzeyde açıklamalar yapar. Teknik dil anlaşılamayınca birey, gereksindiği bilgiyi alamamış ya da anlaşılmamış olur. Hastaya uygulanacak işlemler basit gibi görünse de hasta ve aile için karmaşık olabilir. Bu nedenle hastaya yapılan her bir işlemde hasta refakatçilerine yeterli ve anlaşılır nitelikte bilgi verilmesi gerekmektedir.

61 YBÜ AİLEYE YÖNELİK HEMŞİRELİK YAKLAŞIMI
Yakınlık Gereksinimi; Yapılan bir çalışmada yalnızlık ile baş etmede iletişim araçlarının kullanılmasının ve başkalarıyla konuşmanın gerekliliği saptanmış, böylece yalnızlık duygusunun başkalarıyla paylaşılmakla azalacağı belirtilmiştir. Hemşire aile üyelerini hastanın bakımına katarak, aile üyeleri ile hasta arasında etkileşimi artırmalı ve yakınlık gereksinimini karşılanmasını sağlamalıdır.

62 YBÜ AİLEYE YÖNELİK HEMŞİRELİK YAKLAŞIMI
Rahatlık Gereksinimi; İnsan, hem çevresinden etkilenir, hem de çevresini etkiler. Hasta refakatçileri uzun süre beklemek zorunda kaldığı bu ortamın koşullarının iyileştirilmesi hem fizyolojik hem de psikolojik açıdan ailenin rahatlamasını sağlar. Hemşireler ve aileler hastaya yararlı olmak için birlikte çalışmayı gerektiren bir ilişki geliştirmeli, bu ilişki aynı zamanda hasta refakatçilerinin gereksinimlerinin karşılanmasını da içermelidir.

63 YBÜ AİLEYE YÖNELİK HEMŞİRELİK YAKLAŞIMI
Hasta ziyaretleri Yoğun bakım ünitelerinde çalışan hemşirelerin sorumluluğu, hastalara bakım vermenin yanı sıra hasta ailelerinin gereksinimlerini karşılamayı da içerir. Aile üyeleri/üyesi hastanın temel destek kaynağıdır, bu nedenle yoğun bakım ünitesinde aile üyelerinin bulunmalarına izin verilmesi hasta için yararlı olacaktır

64 Teşekkür ederim


"Yoğun Bakımda Yatan Hasta ve Yakınlarının Yaşadıkları Psijik Sorunlar ve Hemşirelik Yaklaşımları Yoğun Bakım Hemşireliği Kursu Öğr. Gör. Saliha Bozdoğan." indir ppt

Benzer bir sunumlar


Google Reklamları