Sunum yükleniyor. Lütfen bekleyiniz

Sunum yükleniyor. Lütfen bekleyiniz

TEDAVİ Alkol kullanım bozukluklarında klinik tedavi gerektiren durumlar: Deliriyum tremens ve alkol entoksikasyonu. Fiziksel başka bir hastalığın varlığı.

Benzer bir sunumlar


... konulu sunumlar: "TEDAVİ Alkol kullanım bozukluklarında klinik tedavi gerektiren durumlar: Deliriyum tremens ve alkol entoksikasyonu. Fiziksel başka bir hastalığın varlığı."— Sunum transkripti:

1 TEDAVİ Alkol kullanım bozukluklarında klinik tedavi gerektiren durumlar: Deliriyum tremens ve alkol entoksikasyonu. Fiziksel başka bir hastalığın varlığı (hipertansiyon, diabet vb.) Başka bir ruhsal hastalığın varlığı (depresyon, psikoz vb.) Kendine ve çevresine zarar verme potansiyeli (intihar) Daha önceden yapılan ayaktan izleme tedavisine olumlu yanıt alınamaması. Alkolü bırakmak için gerekli çevresel ve aile destek yoksunluğu. Başka bir bağımlılıkla birlikte olması.

2 Problemi Kabul Etme  Tedavi eden, bağımlı ve aile, alkol bağımlılığının şu özelliklerini kabul etmelidir.  Alkol bağımlılığı süregiden bir hastalıktır. Hastalık bir günde oluşmamıştır. Dolayısıyla bir günde çözüm yolu bulunamaz.  Alkol, insanın düşünce yapısını, duygularını ve dolayısıyla davranışlarını etkileyen psikoaktif bir maddedir. Bu nedenle sorun çözme, gerçeği değerlendirme, öğrenme gibi süreçler olumsuz etkilenir.  Alkol bağımlılığı içme ve içmeme dönemlerinden oluşur.  Alkol alan bireyin davranışları diğer aile bireylerini de etkiler.  Alkol bağımlılığı aile ilişkilerini zedeler. Yani alkol sorunun çözümünün sorumluluğu sadece bağımlının değildir.

3 Temel Tedavi İlkeleri  Tek başına etkili bir tedavi yöntemi yoktur. Birkaç yöntemi birlikte uygulamak daha uygundur.  Tedavi ortamından çok tedavinin içeriği önemlidir.  Terapist özellikleri, empati.  Hastaların benzer özellikte olmaları iyi sonuçlar doğurur.  İşyeri tarafından tedaviye motive edilme.  Grup terapisi olumlu sonuçlar getirir.  Tedavi ekibinin özellikleri; medikal yönelimli tedavi programlarında bağımlıların tedavi programını tamamlama eğiliminde oldukları saptanmıştır.  Birlikte var olan psikiyatrik başka bir hastalığın değerlendirilmesi ve uygun şekilde ele alınması.  Hastanede yatma süresi; bazı çalışmalarda ters, bazılarında olumlu bir ilişki saptanmış

4 Biyolojik Tedaviler  Tedavi gören kişiye alkol aldığı zaman şiddetli kusmalara yol açan disulfiram ya da panzehir (antabuse) verilir.  Bu yolla acı ve ağrı yaratılarak alkolün emilimi engellenir.  Panzehir verme durumu bireyde problem yaratabilir. Fakat ilacı almanın etkisiyle kişinin alkol alımı azalacaktır.  Panzehir verilirken hasta bir odaya kapatılabilir.  Biyolojik tedavilerin yararları psikolojik tedavilerle birlikte uygulandığında görülmektedir.

5 Adsız Alkolikler (12 Basamaklı Destek Grubu)  Dünyanın en ünlü kendine yardım grubudur.  AA grupları düzenli toplantılar yapar. Gruba yeni katılan üyeler alkolik olduklarını belirtirler, eski üyeler de alkolle ilgili problemlerinden bahsederler.  Yaşamlarının daha iyi olduklarından bahsederler. Yeni gelenlere tavsiyeler verilerek destek çıkılır.  Üyeler, birbirlerinin içmeye başlamalarını engellemekle yükümlüdürler.  Üyeler kendilerine on iki maddeden oluşan felsefe edinmişlerdir. Bu inanç çerçevesinde başarı gösterirler

6 Farmakolojik Olmayan Tedavi Yöntemleri –Eğitim –12 Basamaklı destek programları (adsız alkolikler, adsız kokain bağımlıları) –baş etme stratejilerinin güçlendirilmesi. –Gevşeme egzersizleri –Aile terapisi –Yaşam biçimi değişikliği (ilaç kullanımını tetikleyen durumlardan kaçınma). –Psikoterapi (Genellikle bireysel ya da grup olarak, bilişsel ya da destekleyici) –Mesleki ve fiziksel rehabilitasyon. –Boş zamanları değerlendirme etkinlikleri terapisi. –Cinsel Eğitim –Sağlık ve beslenme konularında görüşme. –Maneviyatın geliştirilmesi

7 BİLİŞSEL ve DAVRANIŞÇI TEDAVİLER  A. İtici Uyarılarla Terapi:  Bu yöntemde kişi alkol aldığı, ona baktığı zaman iğrenmesi ya da midesinin bulanması sağlanır.  Hastanın içme arzusunu söndürecek durumların hiyerarşisi oluşturulur ve içki içtiğinde kendisini hasta edecek tiksindirici görüntüleri zihninde oluşturulması sağlanır.  Bu yöntem “gizli duyarsızlaştırma”dır. Hastanın aile, sosyal çevre gibi diğer porblemleri de bulunuyorsa bunların da değerlendirilmesi gerekmektedir.

8 B. İzlerlik Yöntemi:  Hastaları eğitmeyi ve panzehir almak gibi yollarla davranışı değiştirmek amaçlanır. Bu terapi içkiyi reddedebilmek için atılganlık eğitimi gibi sosyal beceri ve iş bulma eğitimini içerir.  Bir de “davranışsal kendini kontrol eğitimi” uygulanır. Bu teknik aşağıdaki uygulamaları içerir:  Örneğin özel bir günde diğer insanlarla birlikte olmak gibi kısıtlı durumlarda kişinin kendisine içki içmek için izin vermesini içeren uyarıcı kontrolü.  Örneğin sadece karışık içkiler içmek ve içkiyi aceleyle içmek yerine küçük yudumlar halinde içmek gibi değişiklikler yapmak.  Alkolden uzak durmanın pekiştirilmesi.

9 C. İçmede Azalma  Kontrollü içme, alkol kullanımını tamamen kesmeden ve sarhoşluk durumundan kaçınmadan, alkolü ılımlı bir şekilde tüketmektir.  Ayrıca problem çözme ve atılganlık eğitimi alırlar, sarhoşluk anlarının video kayıtlarını izlerler. Bu durumları tanımış olurlar. Bu kişiler tedavide büyük bir gelişme göstermektedirler.  Kişiler içkiyle başa çıkılacak sosyal becerileri öğrenirler. Atılganlık, gevşeme, stres yönetimi ve meditasyon gibi.  Kişiler, aile ve iş hayatlarındaki stresleri belirleyip bunlara karşı önlem almaya çalışırlar.

10  Terapist empatik ve destekleyicidir. İçkinin olumsuz yönlerini bulmaya çalışır. Örneğin alkolün maliyeti ya da oluşturduğu kilolar.  Terapist hastayı davranışsal değişiklik yapmaya sevk eder. Bu yaklaşım pek çok kişide işe yaramıştır  Alkol bağımlısı olan pek çok kişinin ailesiyle, yakın çevresiyle ilişkilerini bozmuştur. Bu nedenle kişiye tedavi uygularken çift terapisi, evlilik terapisi, aile terapisi gibi yöntemler de verilmelidir. Çünkü aile bireylerinin desteği kişinin tedavisini başarıyla sonuçlandırmasında büyük etkisi vardır.

11 Alkol Kötüye Kullanımı Tedavisinde Klinik Değerlendirmeler:  Geniş bir değerlendirme kişinin yaşamında onu içmeye sevk eden durumları saptar.  Terapist hastanın öncelikle aile ve evlilik problemlerine odaklanmalı, psikolojik acısını azaltmalıdır. Ayrıca alkolü bıraktığında oluşacak yoksunluk dönemlerinde de yardımcı olmalıdır.  Alkol kötüye kullanımı genellikle diğer rahatsızlıklarla birlikte görülür. Ağır duygu durumu, depresyon ve özellikle intihar gibi ciddi risk taşıyan kişilere panzehir tedavisi fayda etmez. Bu durumda daha kapsamlı bir tedavi uygulanması gerekir.  3 belirgin tedavi yöntemi vardır. Adsız Alkolikler’e katılmak, ikincisi içki ile başa çıkma becerilerini öğrenmek, ve kişiyi içkiyi bırakması yönünde motive etmektir.  Ayrıca hastaların % 40’ı kendi kendine iyileşebilmektedir. Yeni bir işi, dini bir takım veya içkiyi bırakmasını sağlayacak kötü deneyimleri bunları sağlayabilmektedir.

12 Yasadışı Madde Kullanımı İçin Tedavi  Eroin ve kokain gibi maddelere bağımlı olan kişilerin tedavisi, ilaç tedavisi ve kişinin maddeden uzak tutması ile gerçekleşir.  Eroinin sebep olduğu yoksunluk belirtileri mide bulantısı, kaygı, huzursuzluk, şiddetli deliryum ve panik atak nöbetleriyle birlikte ortaya çıkar.

13 Biyolojik Tedaviler  Eroin bağımlılığında kullanılan iki tür ilaç vardır. Biri eroine benzeyen eroin yerine kullanılan ilaçlar, diğeri kişiyi eroin kullanımından koruyan eroin antagonisti ilaçlardır.  Eroine benzeyen ilaçlar sentetik uyuşturuculardır. Methadone ve methadyl acetate gibi ilaçlardır. Ama bu tedavi, ilaçlar bağımlılık yaptığından eroin bağımlılığı yerine methadone bağımlılığı olarak sonuçlanır.  Methadone’un kesilmesi yoksunluk belirtilerine neden olur. Ama eroininkinden daha hafiftir. Bunun tedavisi için kişi, günde bir methadone kullanır.  Bu kişiler normal yaşamlarını rahatça sürdürebilmektedirler. Bu tedavinin etkisi düzenli psikolojik görüşmelerle artmaktadır. Bazıları methadone’den memnun kalmadıkları için eroine geri dönerler. Bir kısmı da yan etkilerinden dolayı methadone tedavisini bırakırlar.

14 Psikolojik Tedaviler  Bir çok psikoterapi yöntemi uygulanmaktadır. Özellikle trisiklik antidepresan olan desipranin ile bilişsel- davranışçı tedavi oldukça işe yaramıştır.  Bilişsel tedavide hastalara diğer bağımlı kişilerden kaçınmaları ve bağımlı olmayan kişilerle sosyal ortam içerisinde olmaları söylenebilir.  Hem bağımlı hem depresif hastalar için ilaç tedavisinin yanında bilişsel tedavinin uygulanması daha olumlu sonuçlar yaratmaktadır

15 NÜKS ÖNLEME  Nüks önleme, istenen davranış değişikliklerini devam ettirmede bağımlıya yardımcı olmak amacıyla bilişsel müdahale teknikleriyle davranışsal becerileri birleştiren bilişsel- davranışsal tedavi şeklidir.  Nüks önlemenin amacı bağımlıya nüks sorunu ile başa çıkmak için davranışını nasıl değiştirebileceğini öğretmektir.  Nüksleri önlemede, bağımlının alışkanlıkları, yaşam biçimi, alkol kullanımı ile ilgili yanlış düşünceleri değiştirilmeye, yeni baş etme yolları oluşturulmaya çalışılmaktadır.  Nüks süreçlerinde genellikle olumsuz düşünceler söz konusudur. Tedavi yapılırken bu yanlış inançların bulunup çıkarılması nüks önlemeyi kolaylaştırmaktadır.

16  Dünyada bütün alkol tedavi programlarının temel amacı kişiyi alabildiğince ayık tutabilmektir. Alkol bağımlısının yaşam kalitesinin artırılmasında ilk koşul ayıklıktır. Alkol bağımlılarının % 65’inin 1 yıl ayık kalabildiği, % 20-30’unun da yardım görmeden bunu başardığı kabul edilmektedir

17 Nüks Önlemede Temel Hedefler:  Yeni ve daha uygun başa çıkma yöntemleri geliştirmek.  Alkol kullanımı ile ilgili düşünce ve inançları değiştirmek.  Alışkanlıkları ve yaşam biçimini değiştirmek.

18 SİGARA İÇMENİN TEDAVİSİ Biyolojik Tedaviler  Biyolojik tedavilerdeki yöntemler nikotin sakızları ve nikotin bantlarıdır.  Nikotin sakızları Amerika’da 1984’ten beri doktor reçetesiyle, günümüzde isteğe bağlı elde edilebilir.  Bu sakızlar sigarayı bırakma sırasında oluşan yoksunluk belirtilerini azaltmak için kullanılmaktadır. Daha sonra sakız kullanımı da azaltılır. Sonunda amaç nikotin bağımlılığını tamamen yok etmektir.  Bu sakızlara bağımlı hale gelmek sigara kullanmakla eş anlamlı olduğu için kalp-damar hastalıklarının oluşumuna zemin hazırlamaktadır. Nikotin sakızları, psikoterapiyle birlikte kullanılırsa yararı görülmektedir.

19  Nikotin batları ise ilk kez 1991 yılında doktor reçetesiyle verilmiş, 1996’dan beri de reçetesiz alınabilmektedir.  Bant, kola yapıştırılır ve nikotin deri yoluyla kan dolaşımına ve beyne ulaşır. Kullanımları daha kolay olduğundan nikotin sakızlarından daha çok tercih edilmektedir.  Bu tedavi yöntemi bantlar küçültülerek, hafta sonra sonuçlanır. Fakat kişi, bant kolundayken sigara içerse aşırı nikotin miktarı tehlike yaratabilir.

20 Psikiyatrik Tedaviler  Tekniklerden bir tanesi sigara içmeyi mide bulandırıcı hale getirmektir.  Hasta, havasız bir odaya oturtulur. 6 dakikada bir sigara içirilir. Bu hızlı-içme tedavisidir.  Bu tedavide alt yöntemler mevcuttur. Hızlı üfleme (nefes almadan hızlı hızlı içme), içmeye odaklanma (uzun süre içme) ve ağızda tutma (dumanı birkaç dakika bırakmadan ağızda tutma).  Bunlara rağmen bireylerin sigaraya takrar başlama ihtimallerinin yüksek olduğu söylenmektedir.

21  Bilişsel yaklaşıma göre kişiler akıllarına sigara içme davranışını getirdiklerinde gevşeme teknikleriyle vazgeçmeye yönlendirilir. Fakat bu yöntem de oldukça başarısızdır.  Williams ve arkadaşları etkili bir yöntem bulmuşlardır. Kişinin birkaç haftalık dönem boyunca sigarayı derecelendirerek azaltması sağlanır. Aynı zamanda sigara içme aralıkları arttırılır. Bu yöntemde kişilerin %50’ye yakını bunu başarmıştır.  Yine de en etkili yöntem doktorların hastalarına yaptıkları klasik öğütlerdir. Kişinin kalp, akciğer, yüksek tansiyon gibi rahatsızlıklarının olması sigarayı en çabuk şekilde bırakmalarını sağlar.

22 NÜKS ÖNLEME  Sigarayı bırakan bir çok kişi bir yıl içinde tekrar içmeye başlar.  Bu kişiler çoğunlukla sigara kullanan kişilerle birlikte yaşamaktadır.  Araştırmalara göre sigarayı bırakanların tekrar başlamalarının sebebi sigara içen insanlarla birlikte yaşamalarıdır.  Son zamanlarda uygulanan yaptırımlar sayesinde sigarayı bırakanların artış göstermesi beklenmektedir.  Teşvik ya da tahrik olmadığı halde sigaraya tekrar başlayanların sayısı da küçümsenmeyecek derecededir.  Bu yüzden sigarayı bırakmış kişilere sigarayla ilgili düşüncelerinden uzak durmaları gibi yöntemler gösterilmesi gerekmektedir.

23 Gidiş ve Sonlanım  Uygulanan tedavilerin iyi ya da kötü sonuç vermesinde birçok neden etkilidir.  Kullanılan psikiyatrik maddenin dozu, birlikte geçirilen ruhsal hastalık olup olmaması, gelişimsel hikaye, baş etme becerisi, sosyal destek, genetik yatkınlık tedavinin kaderini belirlemektedir.  Psikiyatrik ilaçların yanı sıra uygulanan terapi ve çeşitli destek gruplarına (Adsız Alkolikler) katılım tedavisinin olumlu sonuç vermesini sağlar.  Eşlik eden psikiyatrik hastalığın varlığı uygulanan müdahalelerde daha dikkatli olmayı gerektirir.  Hastaya verilen ilaçlarda yan etkiler dikkate alınmalıdır. İyi bir tedavi programı uygulanması gerekmektedir.

24  Madde kullanımına bağlı bozukluklar, bireyin fiziksel ve zihinsel sağlığına çok kötü etki etmektedir.  Aynı şekilde bireyin ailesi de bu durumdan etkilenir. Bu gibi durumlarda aile kurumu ayakta kalması başarabilmeli, bağımlı olan bireye destek vermelidir.  Aileden ve yakın çevreden görülen sosyal destek hastalığın seyrinde çok büyük rol oynamaktadır.  Sonuç olarak birey için en uygun tedavi programı hazırlanmalı, uygulanacak yöntemlerin kombinasyonu ve uygun teknikler düşünülerek hasta topluma kazandırılmalıdır


"TEDAVİ Alkol kullanım bozukluklarında klinik tedavi gerektiren durumlar: Deliriyum tremens ve alkol entoksikasyonu. Fiziksel başka bir hastalığın varlığı." indir ppt

Benzer bir sunumlar


Google Reklamları