Sunum yükleniyor. Lütfen bekleyiniz

Sunum yükleniyor. Lütfen bekleyiniz

Geçtiğimiz yüz yıl modern tıp ve alternatif tıbbın karşılıklı birbirini ret eden yaklaşımı ile geçmiş, ancak 20. yüzyılın sonlarında bu iki yaklaşım.

Benzer bir sunumlar


... konulu sunumlar: "Geçtiğimiz yüz yıl modern tıp ve alternatif tıbbın karşılıklı birbirini ret eden yaklaşımı ile geçmiş, ancak 20. yüzyılın sonlarında bu iki yaklaşım."— Sunum transkripti:

1

2

3 Geçtiğimiz yüz yıl modern tıp ve alternatif tıbbın karşılıklı birbirini ret eden yaklaşımı ile geçmiş, ancak 20. yüzyılın sonlarında bu iki yaklaşım kısmen bir barış içine girmiş ve birbirlerini sorgular olmuşlardır.

4 Modern tıp uygulamalarında ciddi gelişmeler Alternatif tedavi yöntemlerinin bilimsel çerçevede sorgulanması ve katkı sağlayabilecek kanıtlanmış uygulamaların (özellikle yaşam kalitesine katkı sağlayan yöntemlerin) klinik pratiklere entegrasyonu

5 Kanser gibi takip ve tedavi süreci son derece güç olan bir hastalık seyrinde hastaya katkı sağlayacak (tedavi başarısına veya yaşam kalitesine) güvenilir ve uygulanabilir, maliyeti uygun yöntemlerin aranması ve denenmesi kaçınılmaz olacaktır.

6 Tamamlayıcı tıp yöntemlerinin (destek ve tedavi amaçlı) bilimsel yöntemler ile yapılan karşılaştırmalı klinik çalışmalar sonrası güvenli ve etkin bulunan, doğrudan kanser tedavisini hedeflemeden kanser ve kanser tedavilerinin yan etkilerini azaltmayı hedefleyen uygulamalardır. Dünyada kabul gören bu tür uygulamalar çoğunlukla kanserde destek tedavi uygulamaları ve yaşam kalitesini artırmaya yönelik uygulamalar ile sınırlıdır. Bu yöntemlerin birincil tedavi (kanseri tedavi etme) yöntemi olarak kullanımları söz konusu değildir.

7 Amerika'ya 2004 yılında kurulan Entegratif Onkoloji Derneği (Society for Integratif Oncology) bu alanda ortaya çıkan kanıtlardan yola çıkarak 2007 yılında bir rehber hazırlamıştır. Bu rehber hekim ve hastalara tamamlayıcı ve alternatif tedaviler konusunda bilimsel kanıtlar eşliğinde öneriler sunmaktadır.

8 Hastalara TAT kullanıp kullanmadığı sorulmalı. Hastalara TAT hakkında kanıta dayalı rehberler sunulmalı. Beyin-Vucut modaliteleri, anksiete, mood bozuklukları, kronik ağrı ve yaşam kalitesini artırmak için önerilmeli. Kemoterapiye bağlı erken bulantı kusmada, yanıt alınamıyorsa akupunktur önerilmeli. Radyoterapiye bağlı ağız kuruluğunda akupunktur önerilmeli. Masaj; onkoloji alanında eğitimli masaj uzmanlarının yapması koşulu ile önerilmeli (anksiete, ağrı, lenf drenajı). Kanserli hastalarda sigara klasik yöntemler ile bırakılamıyorsa akupunktur önerilmeli KT sırasında egzersiz fiziksel ve mental fonksiyonlara katkı sağlar, önerilmeli. Yüksek doz C vitamini ve A vitamininden kaçınılmalı.

9 Hasta isteğiyle başlanılabilen veya çağdaş tıp tedavilerini destekleyici olarak hastanın rahatlaması, bağışıklık sisteminin güçlenmesi, psikolojisinin düzelmesi amacıyla uygulanabilen tedavi yöntemidir.

10 Bilimsel kanıt eksikliği, Uygulayıcılarının yeterliliğine dair herhangi bir sertifikasyonun olmayışı, Gereksiz ümit

11 Daha geniş bir grup Tedavi işlemleri sırasında ortaya çıkabilecek bazı yan etkileri ortadan kaldırabilir Hastanın psikolojisine olumlu etki yapar Bilimsel olarak zararlı olduğu ortaya konulmadığı ölçüde destek verilmeli Her iki alanın faydalı öğelerini biraraya getirerek bütünleyici (integrative) tedaviler gerçekleştirilmesi mümkündür

12 Alternatif tıp uygulamalarının insanı fizik- psişik-ruhsal boyutlarıyla olduğu kadar bütüncül (holistik) bir yaklaşımla ve doğayla ilişkisi içinde değerlendirir, Bu yüzden kişiyi konvansiyonel tıbbın yan etkileriyle maruz kalmaktan korur ve tam bir sağaltım sağlar

13 İlaç Etkileşimleri Güvenlik Bilimsel Kanıt Eksikliği

14 Ayurveda Akupunktur Geleneksel Moğol Tıbbı Geleneksel Anadolu Halk HekimliğiÇigong HerbalismTui Na HipertermiYoga SiddhaHomeopati UnaniBitkisel tıp

15 Ortomoleküler tıpKiropraktik Oksijen terapisiOsteopati Ozon terapisiDiyet takviyesi Detoksifikasyon terapisiElektromanyetik alanlar AromaterapiMasaj Şelasyon terapisiReiki Homeopati

16 1Geleneksel uzak doğu tıbbıyla bağlantılı terapiler 1Geleneksel uzak doğu tıbbıyla bağlantılı terapiler 2 Ayurveda (geleneksel Hindu) tıbbıyla bağlantılı terapiler 2 Ayurveda (geleneksel Hindu) tıbbıyla bağlantılı terapiler 3 Masaj ve uyarım esaslı terapiler 3 Masaj ve uyarım esaslı terapiler 4 Zihin ve vücut terapileri 4 Zihin ve vücut terapileri 5 Naturopati esaslı terapiler 5 Naturopati esaslı terapiler 6 Benzeri olmayan terapiler 6 Benzeri olmayan terapiler

17 Akupunktur (Akupresür)Akupunktur Fitoterapi (Bitki tıbbı)Fitoterapi Reiki Shiatsu Kineziyoloji Duygusal Özgürlük Tekniği (EFT)Duygusal Özgürlük Tekniği

18 Aromaterapi Yoga Fitoterapi (Bitki tıbbı)Fitoterapi

19 Kiropratik Osteopati Refleksoloji Masaj Nöral terapi (Neural therapy)Nöral terapi

20 Otojenik eğitim Hipnoz İyileştirici dokunma Meditasyon Rahatlama ve görselleştirme

21 Doğal tıp Beslenme tıbbı Naturopati

22 Homeopati

23 Tedavinin cinsi, süresi, veriliş yolu hastalığa göre değişebildiği gibi, ilaca karşı oluşan dirence, tedaviye alınan cevaba, hastadan hastaya veya hastanın durumuna göre değişmektedir. Kemoterapide kullanılan ilaçların yararı olmakla birlikte maalesef istenmeyen bazı yan etkileri vardır. İstenmeyen bu yan etkiler hastaya, ailesine ve tedavi ekibine çözülmesi gereken ek sorunlara neden olmaktadır. Istenmeyen yan etkiler bazen o kadar şiddetli olmaktadır ki tedavinin kesilmesine bile neden olabilmektedir. Bu yan etkilerin önlenmesi veya şiddetinin azaltılması tedavi uygulayan ekip, hasta ve ailesinin işbirliği ile yapılmalıdır.

24 Alerjik reaksiyonlar İğne giriş yeri ile ilişkili yakınmalar Bulantı ve kusma İştahsızlık ve tad alma bozukluğu İshal Kabızlık Ağız yaraları Yorgunluk ve halsizlik Saç dökülmesi Deri ve tırnak değişiklikleri İdrarın kırmızı renkte gelmesi Işığa karşı duyarlılık Böbreklere olan etki Seks organlarına etki Lökositlerin (akyuvarlar) azalması ve ateşli durumlar Eritrositlerin (alyuvarlar) azalması Trombositlerin azalması Ağrı Hafızada değişiklilkler Ödem

25 Radyoterapinin amacı kanserli hücreleri yok etmektir, ama bu arada tedavi alanı içinde kalan sağlıklı hücreler de etkilenecektir. Bu şekilde ortaya çıkabilecek yan etkiler çoğu zaman hafif olmakla beraber, bazı hastalarda önemli sakıncalar yaratabilir.

26 KANDA GÖRÜLEN YAN ETKİLER Eritrositler (Alyuvarlar) Lökositler (Akyuvarlar) Trombositler CİLTTE GÖRÜLEN YAN ETKİLER BÖLGESEL YAN ETKİLER :

27 Baş ve Boyun Bölgesi Radyoterapisindeki Olası Yan Etkiler : -Dişlerle ilgili yan etkiler -Ağız boşluğu ve boyuna ait yan etkiler - İştah azalması ve ona bağlı etkiler. - Ses değişiklikleri - Saç ve kıl dökülmesi Göğüs Kafesi Bölgesi Radyoterapisindeki Olası Yan Etkiler : - Yutma zorluğu - Bulantı-kusma - Nefes darlığı, öksürük Mide ve Karın Bölgesi Radyoterapisindeki Olası Yan Etkiler : - İshal - Bulantı-kusma - İştah azalması ve kilo kaybı - İdrar yaparken ağrı

28 Ki enerji veya nefes, Gonk ise beceri anlamına gelir. Ki-gonk nefes eğitimine yönelik bir uygulamadır. Taocularca uygulanan bir yöntemdir. Taocu sağlık ve zindelik adına, dövüş sanatlarındaki becerisini artırmak veya ruhsal güçünü geliştirmek için Ki-gonk seçer.

29 Manyetik alan etkileşimine dayanan fiziksel bir tedavi yöntemidir. Manyetik alan vücut dokularını uygun bir şekilde etkileyerek hücre zarlarının geçirgenliğini arttırır.Bu manyetik etkileşim hücre zarlarında madde alışverişini mümkün kılar. Böylece bir fabrika gibi çalışan hücrenin,atık maddeleri ve toksinleri bünyesinden uzaklaştırarak su,besin vb.maddeleri alarak işlevini canlılık içinde sürdürmesi mümkün olmaktadır.

30 Reiki vücudun kendi kendini tedavi eden doğal yeteneğini destekler Reiki ruha ve vücuda canlılık verir Reiki ruhi denge ve zihinsel mükemmelliği yeniden tesis eder Reiki vücut enerjisini dengeler Reiki bloke edilmiş enerjiyi çözer ve toplam gevşeme durumu geliştirir Reiki alıcının ihtiyacına göre kendini ayarlar. Reiki hayvan ve bitkileri de etkiler Reiki en üst derecede rahat ve tamamlayıcı bir tedavi metodudur.

31 AKUPUNKTUR: Deri üzerinde belirli noktalara çok ince altın, gümüş yada çelik iğne batırılarak uygulanan bir tedavi sistematiğidir. Akupunktur noktaları, vücut yüzeyindeki çizgisel meridyenler üzerinde yerleşmişlerdir. Acus: delmek, Puncture: iğnelemek

32 MÖ 3000 de Çin’de uygulanmaya başlanmış Han Hanedanı (MÖ 206—MS 220) döneminde, teorik ve pratik bilgileri belirlenmiş MÖ 2. yy Huan Di Nei Jing ‘Yellow Emperor’’s Classic of Internal Medicine’ MS 1100 İbni Sina meridyenlerden bahsediyor.

33 Canlı, canlılığını belirli bir denge içinde yürütür. Bu dengeyi tanımlamak için akupunktur Ying ve Yang kavramlarını kullanır. Eğer Yin ve Yang denge halinde iseler canlının sağlığı yerindedir.

34 YİN: Toprak, kadın, gece, ay, kısalık, ağır olma,düşmeye meyil, iç organlar, kan, eksizlik YANG: Hava, erkek, gündüz, hafiflik, deri, dış organlar, Qi, fazlalık dış organlar, Qi, fazlalık

35 Yin ve Yang arasındaki etkileşim Qi’yi üretir. Qi bi polar enerji akışını sağlar Esas olarak iki Qi’den bahsedilir birisi doğuştan kazanılan Qi’dir, diğeri ise dışarıdan hava ve besinlerlen alınan Qi’dir. İşte bu iki Qi’nin birleşmesi ile canlılıktaki süreklilik oluşur. Bu iki Qi’nin birleşmesiyle oluşan diğer Qi’ler organlarda depolanıp organların fonksiyonlarını yerine getirmesini sağlar. Akupunktur iğneleri ile Qi’ye ulaşılır. Bu Qi, vital Qi kanallarda dolaşır. Qi vücutta 3 şekilde bulunur. Yüzeyel Qi kanallar boyunca akar.

36 Yüzeyel Qi 14 çift düzenli ve 8 ekstra kanal arasında dolaşır. Bu kanallar birbirlerine kollateraller ile bağlıdır. Sağlıklı kişilerde, kanallarda, kesintisiz bir şekilde bu enerji dolaşır. Radyoizotopların enjeksiyonları ile kanalların varlığı gösterilmiştir. Robert O. Becker, kanalların varlığını bazı elektriki ölçümlerle göstermiştir. Meridyenlerde elektrik akımının geçişine direnç, yani empedans daha düşüktür. Meridyenler noktaların birleşmesi ile oluşurlar.

37

38

39 GENOVA (1989) Akciğer Meridyeni Lung Meridian LU Kalın Bağırsak M. Large Intestine M. LI Mide Meridyeni Stomach Meridian ST Dalak Meridyenii Spleen Meridian SP Kalp Meridyeni Heart Meridian HT İnce Bağırsak M. Small Intestine M. SI Mesane Meridyeni Bladder Meridian BL Böbrek Meridyeni Kidney Meridian KI Perikardium M. Pericardium M. PC Üçlü Iısıtıcı M. Triple Energizer M. TE Safra Kesesi M Gallbladder Meridian GB Karaciğer M. Liver Meridian LR Yönetici Damar M. Governor Vessel M GV Alıcı Damar M. Conception Vessel M CV

40 Avusturyalı histolog Dr. Kellner, on bin milimetrekarelik deri parçası üzerinde, histolojik kesit, Reseptör sayısı bir kat daha fazla, (0.16/0.32) Kesitlerin % 80’ninde akupunktur noktalarında arter, ven ve sinirler birlikte fasiyayı delerek yüzeye çıkıyorlar

41 Akupunktur noktaları ve sinir blokları için olan yerleşimler benzerdir. – Katz J, Melzack R. Referred sensations in chronic pain patients. Pain 1987; 28: –Kaptchuk TJ. Acupuncture theory, efficacy and practice. Ann Intern Med 2002; 136: Akupunktur noktalarında sıklıkla sinir lifleri ve vasküler yapılar konsantre halde bulunur. Akupunktur noktaları sıklıkla derin fasia katından geçer. –Langevin HM et al. Relationship of acupuncture points and meridians to connective tissue planes. Anat Rec 2002; 65:

42 Akupunktur noktaları çevrelerindeki deri alanına oranla daha düşük elektrik dirence ve daha yüksek elektrik potansiyeline sahiptirler. Akupunktur noktaları elektrik dirençleri düşük olduğu için ölçme aletleri ile kolayca bulunabilir. Alman Dr. Woll noktaların bu özelliğinden faydalanarak 1959’da elektroakupunkturun temel ilkelerini oluşturmuştur.

43 Akupunktur anındaki etkiler objektif ve subjektiftir. Subjektif etkilerin başında iğneleme anında duyulan hafif acı gelir. Diğer subjektif his Çinlilerin DE-Qİ dedikleri uyuşukluk, ağırlık, ağrı ve gerilim tarzı tuhaf bir histir. Başarılı bir analjezi elde etmek için DE-Qİ denilen bu hissi hastanın algılaması gerekir.

44 A delta liflerinin uyarılmasıyla meydana gelen keskin bir ağrı C liflerinin uyarılmasıyla meydana gelen künt bir ağrı Basınca duyarlı korpüsküllerin uyarılmasıyla ağırlık hissi Kapiller ve arteriollerin lokal vazodilatasyonuna bağlı olarak iğnenin etrafında kırmızı bir halka oluşması Mikrosirkülasyonun artmasına bağlı olarak iğne çevresinde sıcaklık hissi Elektriksel stimülasyona veya manipülasyona bağlı parestezi hissi

45 1.ANALJEZİK ETKİ 2.HOMEOSTATİK ETKİ 3.İMMÜNİTEYİ ARTIRICI ETKİ 4.SEDATİF ETKİ 5.PSİKOLOJİK ETKİ 6.MOTOR İYİLEŞTİRİCİ ETKİ

46  Ağrı her zaman subjektiftir,  Hoş olmayan bir duygu tecrübesidir,  Heyecanlanma vardır,  Doku hasarı veya doku hasarı olma eğilimi vardır,  Emosyonel bir bozukluktur (limbik sistemdeki anormal bir aktiviteden doğar).

47 1965, Melzack ve Wall, Ağrı talamokortikal sisteme sinir impulsu ulaştığı zaman ortaya çıkar. Ağrı hissedilebilmesi için impulsun belli bir seviyenin üzerine çıkması gerekir. İmpuls akışını sinir sistemindeki kapılar düzenler. Kapılar substansia jelatinoza’da. Arka kök lifler bu nöronlar ile sinaptik bağlantı kurarlar. Buradan talamus ve kortex’e aktivite iletilir.

48 Posterior kökteki ince, miyelinli A grubu delta lifleri ağrı lifleridir. Kapıyı açarak ağrının geçişini sağlarlar. Kalın, miyelinsiz C lifleri ise kapıyı kapatarak ağrıyı önlerler. Bu kalın lifler dokunma ve basınç reseptörlerine bağlıdırlar. GATE TEORİSİ BİZE DOKUNMA VE BASINÇ RESEPTÖRLERİNE BASARAK AĞRI HİSSİNİN NASIL KÖRELEBİLECEĞİNİ AÇIKLAR. Akupunktur uygulaması ile miyelinsiz ve kalın ağrı liflerinden oluşan C lifleri uyarılırlar. Bu liflerin uyarılması ile ağrı impulsu iletimine izin veren kapılar kapanarak ağrı önlenir.

49 Ağrının kendisine has bir afferent sistemi vardır ve bu normalde inaktiftir. Ağrı dokularda bir patoloji olduğunda ortaya çıkan bir duygudur. Nosiseptive denilen ağrı reseptörleri aşırı derecede mekaniksel, sıcak, soğuk ve kimyasal etkilerle aktive olurlar. Nosiseptörlerden gelen ince afferent lifler anterolateral trakt ile beyne ulaşır ve limbik sistemde ağrı algılanır. Aynı yerde bulunan mekanoreseptörlerden merkezlere taşıma yapan afferent lifler ise kalındır ve bunların uyarılması nosiseptif afferent impulsun beyne taşınması üzerinde inhibisyon etkisi yaratır.

50 Mekanoreseptörler aldıkları inhibitör impulsu taşırken nosiseptif afferent impulsun beyne taşınmasını engellerler. Eğer mekanoreseptör afferent aktivitesi yüksek tutulursa ağrı kortex’e ulaşmaz. NOSİSEPTİF AFFERENT SİSTEM TEORİSİ, DOKU VİBRASYONU VE ELEKTRİKSEL SİTİMÜLASYON YADA AĞRIYAN YERE MASAJ YAPILMASI İLE ELDE EDİLEN ANALJEZİYİ AKUPRESSOR MEKANORESEPTÖRLERİN UYARILARAK NOSİSEPTİF AFFERENT LİFLERLE TAŞINAN AĞRI İMPULSUNUN İNHİBE EDİLMESİ İLE İZAH EDER.

51 Akupunktur iğneleri ile mekanoreseptör afferentlerin stimülasyonu ağrıyı giderir. Bu sistemde mekanoreseptör afferentleri inhibitör etkilidir, nosiseptif afferent aktivitenin santral sinir sistemine girişinde supressiv etki oluştururlar.

52 Talamo-kortikal algılama ile talamusdan kortexin 3 bölgesine lifler uzanır. Paryetal bölgenin aktive olması kişinin ağrı hissetmesine sebep olur. Aynı zamanda ağrının vücutta hangi dokuda olduğunun ve ağrının yakıcı, zonklayıcı, bıçak saplanır gibi kalitatif özelliklerini de bu bölge algılar. Bu sistemde acı algılanmaz, Acı frontal lobda limbik sistemde algılanır. Temporal bölgede de hafızaya işlenir. Beynin bu üç bölgesindeki nöronların uyarılırlığı retiküler nöronlar ile ilgilidir. Retiküler nöronların uyarılabilirliğini birçok faktör değiştirebilir.

53 Retiküler nöronların aynen periferdeki mekanoreseptörlere benzer görevleri vardır. Bu sistemden çıkan aksonlar spinal kordan aşağıya iner ve apikal spinal internöronlar ile sinaps yapıp onun üzerinden inhibisyona sebep olurlar. Yani nosiseptif afferentlerin iletimi hem mekanoreseptör afferentlerle hem de retiküler axonlarla engellenir. Bu inhibisyonun bir şekli orta beyinden salınıp BOS’a geçen endorfinlerin retiküler sistemi etkileyip periferal nosiseptif etkiyi engellemesidir. Endorfinler retiküler sistemin aktivitesini artırır ki o da inhisyonu artırır. AKUPUNKTUR UYGULAMASI ENDORFİN DÜZEYLERİNDE ARTIŞA NEDEN OLMAKTADIR.

54  Otonom sinir sistemi iç organların çalışmalarını sürekli ve otomatik olarak kontrol eder.  Homeostasi iç şartların sabit şekilde muhafazası demektir.  Homeostazis vücudun sempatik ve parasempatik sisteminin dengeli çalışması ile olmaktadır.

55 Derideki özel noktalar uyarılınca özel sinirler uyarılır. Elektriksel impulslar spinal korda ve beynin alt merkezine ve buradan da hastalıklı alana giderler. Vücudun her bir parçası sinirle kontrol edilir. Parça ne kadar küçük olursa olsun bu değişmez. Bir sinir bir çok sinirle beraber gruplar oluşturur.

56 Vücudun belli bir kısmı bu grubun direkt ve indirekt bir şekilde kontrolü altındadır. Bu gruptan bir sinirin uyarılması ile vücudun o parçası etkilenmiş olur. Bu etki bazen aktivite artışı bazen ise azalışı şeklinde olabiliyor.

57 Akupunktur otonom sinir sistemi üzerinden, homeostazi sağlar, su ve elektrolit dengesini düzenler, vital fonksiyonları düzenleyici etki gösterir

58 Akupunktur hastalıklara karşı vücudun direncini artırır. Lökositlerin sayılarında, opsoninlerin, kininlerin ve antikorların ise seviyelerinde değişiklik yapar.

59 İmmün aktivitenin düzenlenmesi üç faktörle oluşturulur. Sitokinler Timik hormonlar ve ilgili maddeler Siklik nükleoidler Akupunkturun sitokinler üzerinde etkin olduğu gösterilmiştir. T lenfositlerden interferon salınımını artırır. Lökosit sayısı akupunkturu takiben üç saat sonra artar. Bu artış 24 saat devam eder.

60 Kc retiküloendoteliyal sistem hücrelerinde fagositik aktivite 6. günde %49, 12. günde %63 oranında artar. Başlangıçta Ig M artar, 5. güne doğru azalır. Lı 4 ve St 36 noktalarının uyarılması ile T helper hücrelerinin sayısında artış gözlenmiştir. AKUPUNKTUR HÜMORAL VE HÜCRESEL İMMÜN FONKSİYONLARI ARTIRIR.

61 İmmün sistem ile akupunkturun en önemli birleşme kavşağı sinir sistemidir. Sinir sistemi hem immün sistemi modüle eder, hem de akupunktur mekanizmasında rol oynar.

62 Akupunktur noktasının sinirlerden arındırılması noktanın tedavideki etkinliğini ortadan kaldırır. Akupunktur stimülasyonuna cevap ya direkt nöral yollarla veya nöro kimyasal işlevler (nörotransmitör, nöromodülatör, nörohormonlar) veya humoral ve hormonal yollarla olur.

63 Elektroakupunktur, mast hücrelerinin degranülasyonunu artırarak, histamin, serotonin gibi mediatörlerin salınımını sağlar. Redüklenmiş glutatyonu artırır. Bu etkisi hipofizektomi, adrenalektomi, sempatektomi ve alt ekstremitelerin denervasyonu ile azalır. Lökosit sayısı 30 dk sonra düşer sonra yükselmeye başlar üçüncü saatte %168’e kadar artış oranı gözlenebilir.

64 Albümin, alfa-1 ve alfa-2 globülinleri artar. Plazmanın bakterisidal gücü artar. Antikor üretimi artar. Fagositik index artar.

65 EEG ‘de delta ve teta dalgaları azalır. Bu yüzden uyku bozukluklarının tedavisinde kullanılır. Seans sırasında uykuya sıklıkla rastlanır. Tedavi sonucu kişiler kendilerini dinlenmiş ve stresten arınmış hissedeler. Bu özelliğinden dolayı akupunktur epilepsi, ilaç bağımlılığı, fobiler, davranış bozuklukları, anxiete tedavilerinde kullanılır.

66 Akupunkturun sakinleştirici ve yatıştırıcı etkisi vardır. Bu etki dopamin, gibi beyindeki bazı kimyasalların değişmesi sonucudur. Sempatoadrenal sistemin hiperaktivasyonu ile oluştuğuna inanılan anxiete, endorfinler ile giderilebilir. Dopamin salgılatılarak da bir çok psikolojik rahatsızlık tedavi edilebilmektedir.

67 A.NÖROLOJİK TEORİLER 1. Somato Visseral Teori (Ishikawa, ) (Felix Mann, 1960) 2. Kapı Kontrol Teorisi (Melzack, Wall, 1965) 3. Multiple Kapı Teorisi (Zhang Xingtong, 1970) 4. Talamik Integrasyon Teorisi (Zhang Xinghong, 1972) 5. Otonomik Nöron Teorisi (Tirgoviste, 1973) 6. Talamik Nöron Teorisi (Tsun-Nin Lee, ) 7. Motor Kapı Teorisi (Jayasuria ve Fernando, 1977) 8. Kortikal İnhibisyon Sorround Teori (Neo-pavlivian)

68 B. HUMORAL TEORİLER 1.5-Hidroksi Triptamin Teorisi (Zhang Xingtons, ) 2.Endorfin Salınım Teorisi (Bruce Pameranz, 1976) 3.Öteki Humoral Teoriler C. BİYOELEKTRİK TEORİLER 1.Kirlian ve Kirlian, Beker ve ark., 1976

69 D. EMBRİYONİK TEORİLER Felix Mann, 1972 E. PLASEBO ETKİ TEORİLERİ American Medical Association, 1972 F. SAVUNMA MEKANİZMASI VE YUMUŞAK DOKU REJENERASYON TEORİSİ Cracium, 1972

70 G. PSİKOJENİK VE İDEOLOJİK TEORİ Hipnoz Teorisi, Kroger ve ark., 1972 H. KATASTROFİK TEORİ R.Thom, 1975 I. GELENEKSEL ÇİN TIBBI TEORİLERİ * Bilimsel Akupunktur Kitabı Dr. Nüzhet Ziyal * Temel Akupunktur Kitabı Dr. İbrahim Tekelioğlu

71 Kalın liflerin hasarlanması Akupunktur noktalarına prokain infiltrasyonu ile akupunktur etkisiz kalır Pomerantz B et al. Naloxone blockade of acupuncture analgesia; endorphin implicated. Life Sci 1976; 19: Levine JD et al. Observations on the analgesic effects of needle puncture (acupuncture). Pain 1976; 2: 149. Akupunktur endorfin ve endojen opiat salınımı yapar ancak uzun dönemde analjezi bu etkiden bağımsızdır

72 Genetik olarak opiat reseptörü olmayan sıçan türlerinde akupunktur etkili olmamıştır. Çünkü akupunktur etkinliği bu reseptörlerin etkinliğine bağlıdır.

73 Chen XH et al. Analgesia induced by electroacupuncture of different frequencies is mediated by different types of opioid receptors: another cross-tolerance study. Behav Brain Res 1992; 47:

74 Akupunktur nöropeptitlerin gen ekspresyonunu stimule eder –Gao M et al. Brain substrates activated by electro acupuncture (EA) of different frequencies: II. Role of fos/jun proteins in EA induced transcription of proenkephalin and pre-prodynorphin genes. Brain Res 1996; 43: Protein sentezi-Biyofizyolojik değişiklikler Ekstrasellüler matriks modifikasyonu??

75 WHO (Dünya Sağlık Teşkilatı) 1979 yılında akupunkturun bilimselliğini kabul etmiş ve onula ilgili çalışmaları koruma altına almıştır yılında Avrupa birliğinde tıp alanında ortak çalışmanın sağlanması amacı ile tıp dalları gruplandırılmış ve akupunktur “Tamamlayıcı Tıp” adı altındaki gruplandırmada yerini almıştır.

76 AKUPUNKTURUN ETKİNLİĞİ VE ENDİKASYONLARI

77 1997’ de Amerikan Ulusal Sağlık Enstitüleri (NHI) tarafından yayınlanan bildiride; Akupunkturu destekleyen verilerin, kabul görmüş pek çok modern tıbbi tedaviyi destekleyen veriler kadar güçlü olduğu sonucuna vardıklarını ifade etmişlerdir. 1996’tıda Dünya Sağlık Örgütü (WHO) akupunkturun etkinliği üzerine, klinik çalışmalardan elde edilmiş geniş veritabanının incelenmesine dayalı bir rapor yayınlamıştır. Bu rapora göre akupunktur’un etkinlik derecesi göz önüne alınarak kullanılabileceği klinik durum ve semptomlar şu şekilde sıralanmıştır.

78

79 DİŞ; Diş ağrısı KBB; Allerjik rinit ENFEKSİYON HASTALIKLARI; Akut basilli dizanteri İMMUNOLOJİK; Romatoid artrit

80 İÇ HASTALIKLARI; Bilier kolik Epigastrik ağrı (peptik ülser, gastrit, gastrik spasm) Hipertansiyon Hipotansiyon Bulantı, kusma Lökopeni Renal kolik

81 KADIN DOĞUM; Primer dismenore, Fetal malpozisyon, Gebelik bulantısı Doğum indüksiyonunda ONKOLOJİ ; Radyoterapi ve kemoterapiye bağlı yan etkiler PSİKİYATRİ; Depresyon

82 Fasiyal ağrı ve spazm Fibromyalji Baş ağrısı-Migren Diz ağrısı Sırt ağrısı Omuz periartriti Post op ağrı Siyatik Burkulma İnme Temporamandibular eklem disfonksiyonu Epikondilit

83

84 BAĞIMLILIK ; Alkol Opium, kokain, eroin Sigara DERMATOLOJİ; Akne vulgaris, Nörodermatit Pruritis

85 GENİTOÜRİNER ; Erkek seksüel disfonksiyonu Kadınlarda üretral sendrom Kronik prostatit Tekrarlayan alt üriner sistem enfeksiyonu Ürolitiazis

86 KBB; Kulak ağrısı Epistaksis Subkonjunktival enjeksiyona bağlı göz ağrısı Menier Sjögren sendromu

87 ENFEKSİYON HASTALIKLARI; Epidemik hemorajik ateş Hepatit B taşıyıcılığı Herpes zoster

88 İÇ HASTALIKLARI ; Karın ağrısı Bronşial astım Kolesistit Kolelitiyazis DM Hiperlipidemi Ülseratif kolit Gastrokinetik rahatsızlıklar

89 KADIN DOĞUM ; Kadın infertilitesi Hipogonadizm Doğum ağrısı Laktasyon bozukluğu Menstrüel ağrı Polikistik over sendromu Premenstrüel sendrom

90 Bell paralizi Karpal tünel sendromu Kapalı kafa travması Osteartrit ve gut artriti Radiküler ağrı Refleks sempatik distrofi Omurga ağrısı Boyun tutulması İnme rehabilitasyonu Tietze sendromu Tourette sendromu

91 ONKOLOJİ Kanser ağrısı PSİKİYATRİ COMPETİTİON STRESS SYNDROME Şizofreni VASKÜLER Tromboanjitis obliterans ağrısı Reynaud sendromu Vasküler demans

92 DİĞER Obezite Endoskopik girişimlere bağlı ağrı Postoperatif derlenme İlaç kaynaklı hipersalivasyon

93

94 Kloazma Koroidopati Renk körlüğü Sağırlık Hipofreni İrritabl barsak sendromu Nörojenik mesane Korpulmonale Küçük havayollarında obstrüksiyon

95 Akupunktur tedavisinin eklenmesi ile sağlık durumunda genel iyileşmeler gözlenmiştir. Örneğin, 762 hastanın olduğu bir çalışmada akupunktur uygulanması ile 8 değerlendirme ölçütünden 7 sinde iyileşme gözlenmiştir. (Genel sağlık, Vücut ağrısı, Canlılık, Sosyal işlevsellik, Zihinsel sağlık, Fiziksel ve Ruhsal yeterlilik)

96

97 İlk olarak Bakanlık Tedavi Hizmetleri Genel Müdürlüğü tarafından hazırlanan “Akupunktur Tedavi Yönetmeliği” tarih ve sayılı Resmi Gazete’de yayınlanarak yürürlüğe girmiştir. Akupunktur hizmetlerinin yürütülmesi işlemi daha sonra Temel Sağlık Hizmetleri Genel Müdürlüğüne devredilmiştir. Temel Sağlık Hizmetleri Genel Müdürlüğü tarafından yeni bir Yönetmelik hazırlanmış ve hazırlanan “Akupunktur Tedavisi Uygulanan Özel Sağlık Kuruluşları ile Bu Tedavinin Uygulanması Hakkında Yönetmelik” 17 Eylül 2002 tarih ve sayılı Resmi Gazetede yayınlanarak yürürlüğe girmiştir.

98 Akupunktur tedavisi uygulayacak hekimlerin, kimleri, hangi şartlarda ve hangi hastalıklarda tedavi edebileceklerine, akupunktur tedavi uygulamasını öğrenmek için gerekli teorik ve pratik uygulama müfredatı ile sertifika verilmesinin sağlanması ve verilen sertifikaların değerlendirilmesi ile ilgili tavsiye kararlarını almak üzere bakanlıkça “Akupunktur Bilim Komisyonu” kuruldu.

99 Akupunktur Bilim Komisyonu tarafından kabul edilen 480 saatlik “GENEL AKUPUNKTUR EĞİTİM MÜFREDATI”na göre 160 saatlik kısmın pratik eğitim olması ve eğitim alan kişinin en az 30 değişik vaka üzerinde uygulama yapması gerekmektedir. Eğitim süresince kişinin teorik ve pratik eğitimlerinin her birinin en az % 80’ ine katılması gerekir; bu süreden az katılım olması durumunda kişi sınava alınmaz.

100 Akupunktur tedavisi uygulayacakların kanun gereğince hekim, diş hekimi yada veteriner ve ayrıca akupunkturist olmaları şarttır. Akupunkturist olabilmek için Bakanlıkça düzenlenmiş “Akupunktur Tedavisi Uygulama Sertifikası “ na sahip olmak gerekir.

101

102

103 Yeni Yönetmelik Kapsamında 198 yurt içinde, 130 yurt dışında eğitim alan, Toplam 328 hekime akupunktur sertifikası düzenlenmiştir. Akupunktur sertifikası düzenlenen hekimlerin %40’ı Anesteziyoloji ve Reanimasyon, Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon ve Nöroloji uzmanlarıdır.

104 İNGİLTERE, Erişkin toplumun %7’si akupunkturu denemiş. Vickers A et al. Acupuncture. Qual Saf Health Care 2002; 11: AMERİKA BİRLEŞİK DEVLETLERİ, Yılda bir milyon ABD’li 10 milyon kez tedavi seansına gidiyor. Zhao C et al. Traditional and evidence based acupuncture in headache management: theory mechanism and practice. Headache 2005; 45:

105 Avusturya ve Almanya’da akupunktur tedavi ücretleri-sağlık sigortaları tarafından karşılanmaktadır. Başta Fransa olmak üzere Avusturya, İngiltere ve Almanya gibi batı ülkelerinde akupunktur tıp eğitimi içinde okutulmaktadır.

106 Akupunktur bilimsel, ilaçlarla görülen yan etkilere sahip olmayan, basit, emniyetli ve ekonomik bir yöntemdir. Akupunktur noktasının varlığı somuttur. Bu noktaların uyarılması sonucu ortaya çıkan sonuçlar tekrarlanabilir, ölçülebilir ve sorgulanabilir.

107 Akupunktur, bütüncül bir yaklaşımla modern tıbba, insanın parçaların tek tek toplamından oluşmadığını, her parçasının bütün içersinde birbiri ile ilişkili olduklarını ve tedavide mühim olanın bütünlüğün muhafaza edilmesi olduğunu hatırlatmaktadır. Akupunktur yanlış bir anlayışla mevcut tıbbın rakibi, alternatifi olarak görülmüştür. Oysa akupunktur mevcut tıbbın bir rakibi değil onun bir tamamlayıcısıdır.

108 Abdominal distention and pain L.I.-11, ST-33, ST-36, SP-4, BL-20, BL-25, KID-16, KID-19, LIV-13, Tituo (N-CA-4) Abdominal distention and constipation SP- 14 and watery diarrhoea LIV-14 ALOPECIA BL-16 BLOOD all blood diseases BL-17 blood (jia) masses P-6 BREATH difficult breathing L.I.-13, L.I.- 17, DU-16, REN-22

109 CONSTIPATION ST-22, ST-25, ST-37, ST-40, ST-41, ST-44, SP-2, SP-3, SP-5, SP-13, SP-15, SP-16, BL-25, BL-26, BL-27, BL-28, BL-32, BL-33, BL-34, BL-39, BL-51, BL-56, BL-57, KID-1, KID-4, KID-6, KID-7, KID-14, KID-15, KID-16, KID-17, KID-18, SJ-5, SJ-6, GB-27, GB-34, LIV-1, LIV-2, LIV-3, LIV-13, REN-6 Difficult defecation BL-28, BL-34, BL-36, BL-52, BL-54, BL-60, KID-3, KID-19, LIV-3, LIV-4, DU-1, REN-12 Difficult defecation or urination BL-30, KID-8

110 DIARRHOEA (see also Dysenteric disorder, Stool) LU-5, ST-20, ST-22, ST-23, ST-25, ST-37, ST-39, ST-44, SP-2, SP-3, SP-4, SP-6, SP-7, SP-9, BL-20, BL-21, BL-22, BL-24, BL-26, BL-27, BL-28, BL-34, BL-35, BL-47, BL-48, BL-65, KID-7, KID-8, KID-10, KID-14, KID-15, KID-16, KID-17, KID-20, KID-21, P-3, P-6, SJ-18, GB-29, LIV-6, LIV-13, DU-5, DU-6, REN-4, REN-5, REN-6, REN-12, Luozhen (M-UE-24), Jinjin/Yuye (M-HN-20), Shixuan (M-UE-1)

111 inability to eat and drink BL-25, KID-27 inability to eat ST-4, BL-17, GB-8, DU-9 inability to taste food or drink ST-13, DU-20 lack of appetite ST-19, ST-20, ST-21, ST-22, ST-23, ST-25, ST-36, ST-45, SP-6, SP-8, BL- 20, BL-21, KID-24 no desire to eat BL-48, BL-64, KID-22, KID-23, GB-28, GB-39, LIV-4, LIV-8, LIV-13, DU-7 or drink ST-39, SP-1, SP-4, SP-9, SJ-1, REN-9, REN-10

112 ECZEMA SP-6, SP-10, BL-40, GB-30 HAEMORRHAGE chronic BL-20 HAEMORRHOIDSLU-6, SP-3, SP-5, BL- 24, BL-27, BL-39, BL-54,BL-56, BL-57, BL-58, BL-65, P-8, SJ-10,GB-39, DU-1, DU-2, DU-4, REN-1, Erbai(M-UE-29) HEAVINESS OF THE BODY ST-15, BL- 17, LIV-4

113 INFERTILITY/DIFFICULT CONCEPTION ST-25, ST-28, ST-29, ST-30, SP-5, SP-6, BL- 30, BL-31, BL-32, BL-33, BL-60, KID-1, KID-2, KID-10, KID-13, KID-14, KID-18, KID-19, GB-26, LIV-11, REN-3, REN-4, REN-6, REN-7, Zigong M-CA-18 MEMORY LOSS LU-7, L.I.-11, HE-3, HE-7, BL-15, BL-43, KID-1, KID-21, KID-3, P-5, P-6, GB-20, DU-11, DU-20, REN-14

114 MOUTH erosion of SI-1, P-8 OEDEMA L.I.-6, ST-12, ST-22, ST-25, ST-28, ST-36, ST-43, SP-4, SP-6, SP-7, SP-8, SP-9, BL-20, BL-22, BL-23, BL-50, BL-52, BL-53, KID-6, KID-7, KID-14, GB-8, GB-29, DU-21, REN-3, REN-5, REN-7, REN-9

115 Teşekkür Ederim


"Geçtiğimiz yüz yıl modern tıp ve alternatif tıbbın karşılıklı birbirini ret eden yaklaşımı ile geçmiş, ancak 20. yüzyılın sonlarında bu iki yaklaşım." indir ppt

Benzer bir sunumlar


Google Reklamları