Sunum yükleniyor. Lütfen bekleyiniz

Sunum yükleniyor. Lütfen bekleyiniz

Türkiye’de Tektipleşen Medya Ortamı: Magazin Rüzgârları Eşliğinde Magazinleşen Haberler Yard. Doç. Dr. Erdal Dağtaş Anadolu Üniversitesi İletişim Bilimleri.

Benzer bir sunumlar


... konulu sunumlar: "Türkiye’de Tektipleşen Medya Ortamı: Magazin Rüzgârları Eşliğinde Magazinleşen Haberler Yard. Doç. Dr. Erdal Dağtaş Anadolu Üniversitesi İletişim Bilimleri."— Sunum transkripti:

1 Türkiye’de Tektipleşen Medya Ortamı: Magazin Rüzgârları Eşliğinde Magazinleşen Haberler Yard. Doç. Dr. Erdal Dağtaş Anadolu Üniversitesi İletişim Bilimleri Fakültesi

2 Özet Medya, dünyada olduğu gibi Türkiye’de de, kâr etme gereksinimi ve reklam gelirlerine olan bağımlılığından dolayı, ticari bir işletme olarak hareket etmektedir. Yeni sağ politikaların şekillendirdiği medyanın, reyting ve tirajlarını arttırma yönünde kâr mantığını öncelemesi önemli bir sorun haline gelmiştir. Popüler yayıncılık anlayışını benimsemiş medya içeriğindeki homojenleşme ve magazinleşmenin en başat nedenlerinden biri, “çapraz promosyona” imkân veren ve kâr maksimizasyonunu öncelikli hedef kılan medya mülkiyetine ilişkin yeni sahiplik yapısıdır. Medya ortamını şekillendiren bu tablo, kapitalist kültürü etkin kılmış ve medya içeriklerinde magazinleşme eğilimlerinin yaygınlaşmasına neden olmuştur. Bu da, toplumda farklılıkların önüne geçen tektip homojen bir kültürün şekillenmesine yol açmıştır. Günümüzde, magazinin kendi alanının dışına çıkarak, ana haber bültenlerinin ve gazete haberlerinin içeriklerine sızmasıyla yaşanan magazinleşme/Televoleleşme eğilimleri çalışmanın problemini oluşturmaktadır. Bu bağlamda, Türkiye’deki medya ortamında magazinleşme eğilimlerinin yaygınlaşması, haberler üzerinden değerlendirilmiş ve bu eğilimin gösterenlerine ilişkin betimleyici bir analiz gerçekleştirilmiştir.

3 Yapılan gözlem ve değerlendirmeler, Türkiye’deki medya içeriğinin belirlenmesinde ekonomi-politik koşulların belirleyici olduğunu ortaya koymaktadır. Arz-talep ilişkisi ekseninde hareket eden medyanın, en ucuz üretimle kârını arttırmayı hedeflediği söylenebilir. Bu yüzden, Türkiye’deki medya ortamına ilişkin sahiplik yapısında köklü bir dönüşüm gerçekleştirilmesi ve yatay/dikey tekelleşmelerin engellenmesi gerekmektedir. Aksi takdirde, Türkiye’de piyasa kurallarına göre hareket eden medyanın, farklı formatlarla da olsa giderek artan oranda magazine ve magazinleşen haber içeriklerine yayınlarında yer vermeyi sürdüreceği ileri sürülebilir.

4 Giriş Kapitalizmin gelişmesine koşut olarak gelişen ve değişen sermaye birikim yapısını, günümüzde en açık biçimiyle medya sektöründe gözlemleyebilmek mümkündür. Yeni sağ politikaların yaygınlık kazanması sonucunda, kitle iletişim alanı, kapitalizmin yeniden yapılanması bağlamında önemli gelişmelere sahne olmuştur. Bu gelişmelerin en önemlilerinden biri, gerek ulusal gerekse uluslararası alanda büyük sermayenin medya alanına el atmasıyla dev medya tekellerinin ortaya çıkmasıdır. Bu durum ise, medya içeriklerinde tektipleşmenin yaşanmasına ve magazinleşmenin başat bir görünüm sergilemesine neden olmuştur. Dünyada olduğu gibi Türkiye’de de medyanın ticari bir kuruluş olarak kâr etme gereksinimi ve reklam gelirlerine olan bağımlılığı, kitle iletişim araçlarının varlığını sürdürme açısından önemlidir. Ancak, medyanın bunu yaparken, toplumsal sorumluluk anlayışı çerçevesinde genel işlev ve amaçlarından uzaklaşarak, reyting ve tirajlarını arttırma yönündeki kâr mantığını öne çıkarması önemli bir sorun haline gelmiştir. Günümüzde, magazin medyasından farklı olarak ve hatta onu da kapsayacak şekilde, haber içeriklerinde yaşanan magazinleşme eğilimleri çalışmanın problemini oluşturmaktadır. Bu bağlamda, Türkiye’de magazinleşme eğilimlerinin yaygınlaşması, medyanın ekonomi politiği çerçevesinde değerlendirilmiş ve ana haber bültenlerinde bu eğilimin gösterenlerine ilişkin betimleyici bir analiz gerçekleştirilmiştir.

5 Yeni Sağ Politikaların Medyadaki Yansımaları ve Tektipleşme Genel olarak ABD’den başlayıp, 1980’li yıllarda bütün dünyaya yayılan özelleştirme hareketi, en genel anlamıyla, pazarın genişletilmesine ve girişimcilerin pazarda artan bir serbestlikle hareket edebilmelerine dönük devlet müdahalelerini kapsamaktadır. “Devlete ait kuruluşların özel girişimcilere satılması, rekabete açılan pazarların serbestleştirilmesi, kamu sektöründeki kuruluşların ticarileştirilmeleri ve kuralların kaldırılması (deregülasyon), bir başka deyişle ticari çıkarları öne çıkaracak biçimde yeni kuralların getirilmesi (reregülasyon) özelleştirme hareketinin farklı boyutları olarak öne çıkmaktadır” (Murdock, 1990: 9-10). Ekonomik kriz sonrasında oluşan yeni birikim yapısında -özellikle gelişmiş kapitalist ülkelerde- hizmet sektörü, artı değer üretiminin yoğunlaştığı yeni alanlardan birisi olmuştur. Tüm dünyada artan tekelleşme eğilimleri ile şekillenen bu gelişmeyi, aynı zamanda medya endüstrisi çerçevesinde de açık bir biçimde gözlemek olasıdır. Özellikle son yıl içerisinde, medya mülkiyeti giderek artan bir oranda daha az elde yoğunlaşmıştır. Kültür endüstrilerinde yoğunlaşmayla birlikte, medyada çapraz promosyonun artması, çapraz promosyona uygun olmayan ürünlerde bir azalmaya ve sonuçta kültürel ürünlerde bir homojenleşmeye neden olmaktadır (Bagdikian, 1992). Homojenleşmeyle birlikte, mülkiyetin giderek daha az ellerde yoğunlaşması, öncelikle çoğulculuğu ortadan kaldırmaktadır. Bu durum ise, medyayı ellerinde bulunduranların, siyasi ve toplumsal denetim gücünü arttırmaktadır. Böylece bazı fikirler ve imajlar yaygın biçimde dolaşıma sunulurken, bazıları ise engellenmektedir.

6 Türkiye’de ise 1980’li yıllara kadar olan dönemde, basının şekillenmesinde siyasal ve toplumsal etkenler önplanda olmasına rağmen; 1980’li yıllarla birlikte belirleyiciliği ekonomik öğeler almıştır. Bu dönemde, “basının içeriği ve toplumsal rolü üzerinde ‘ekonomik bağımlılıklar’ önemli bir rol oynamıştır” (Koloğlu, 1992: 82). 1990’lı yıllarla birlikte, medya sektöründe gerçek anlamda basın dışı sermayenin (holdinglerin) sektöre sızmasından söz edilebilir. Holdingler, bir yandan pazar mekanizmasında daha küçük yayın gruplarına şans tanımazken; diğer yandan da siyasi iktidar ile organik ilişkileri sonucunda sektörde çapraz tekelleşmeye yol açmıştır. Bugün birkaç küçük gazete, radyo ve televizyon dışında kalan kitle iletişim araçlarının tümü, internet ortamına aktarılan gazeteler ve internet siteleri de dahil olmak üzere, ülke medyasının yüzde 80’den fazlası ekonominin hemen her alanında faaliyet gösteren holdinglerin kontrolünde bulunmaktadır (Tılıç, 2001: 17). Bunun yanı sıra, Türkiye’de medya ortamının tekelleşmesinin önemli sonuçlarından biri de, medya ürünlerinin tektipleşmesi ve metalaşması olduğu ifade edilebilir. Magazine ilişkin programların ve basılı ürünlerin sayısındaki artışın yanı sıra, magazinleşme eğilimlerinin yaygınlık kazandığı haber metinlerinde; standartlaşma, homojenleşme, metalaşma, içerik düzeylerinin düşüklüğü vb. özellikler başat bir görünüm sergilemektedir.

7 Golding ve Murdock’ın (1999: 58) irdelediği tektipleşme tehlikesi, bir başka deyişle “dolaşımda daha fazla meta olmasına karşın, bunların aynı temel temaların ve imgelerin değişkeleri olması”, Türkiye örneğinde de belirgin biçimde gözlemlenebilmektedir. Bu bağlamda, Türkiye’deki egemen medya ortamına bakıldığında, bir grup medya şirketinin farklı alanlardaki içerikleri belirlediğinden ve tektipleşme yönünde pek çok örneği yarattığından söz edebilmek mümkündür. Örneğin, “1997 yılı itibariyle magazin endüstrisi gelirlerinin yüzde 70’i aşkın çoğunluğu Doğan Medya Grup ve Dinç Bilgin Grubu tarafından paylaşılmıştır” (Çakmur, 1998: 138). Magazin endüstrisine ilişkin bu oran, günümüz medya ortamında da Doğan Grubu ve Ciner’in sahipliğindeki Sabah Grubu için geçerliliğini sürdürmektedir. Medya alanında yaşanan mülkiyet yoğunlaşması, tekelleşme eğilimleri, ticarileşme ve benzeşme medyanın toplumdaki yeri açısından yeni sorgulamaları da beraberinde getirmektedir. Raşit Kaya’ya (1999: 28) göre, “kitle iletişim alanında yaşanan ticarileşme süreci, bir yandan sansasyonalizm olarak adlandırılan olguyu pekiştirirken; diğer yandan da medya ortamında zaten varolan magazinleşme olgusunun yaygınlaşmasına neden olmuştur.”

8 Türkiye’de Televole Haberciliği: Magazinleşen Haber Türkiye’deki medya ortamına bakıldığında, magazin ve magazinleşen haber içerikleri çapraz tekelleşme sonucunda birbirine benzeşen ticari televizyon kanalları ve yazılı basın aracılığıyla izlerkitleye sunulmaktadır. Türkiye’de 1990’lı yıllar, görsel medyanın egemen olduğu ve yazılı basının ise bu rekabette geri kalmamak için görselliği (yazının gözden düştüğü) ve magazinleşmeyi öne çıkardığı bir dönem olmuştur. Ayrıca, “mahrem olanın kamusallaştığı, kamusal olanın ise mahrem haline geldiği” bir yayıncılık anlayışı yaygınlık kazanmıştır. Ticari medyanın benimsediği yayıncılık anlayışının magazin ağırlıklı bir içeriğe bürünmesi, gerçek magazinin anlamını saklı tutmak kaydıyla, Televole haberciliği, Televoleleşme ya da Televole kültürü türünden tanımları gündeme taşımıştır. Ticari televizyon kanallarında yayınlanan Televole programlarından adını miras alan Televoleleşme kavramı, daha sonraları televizyon ve gazetelerde yer alan haberlerin magazinleşmesi sürecini tanımlamak için de kullanılır olmuştur. Televole sözcüğü, öncelikle televizyonun “tele” ve bir futbol terimi olan “vole”den oluşturulmuştur. Televoleler, televizyon olgusuyla, futbol gündemindeki konuları birleştirmek için bir araç olarak ortaya çıkmıştır.

9 Televole programlarının Türkiye’de popüler olduğu 1990’lı yılların ikinci yarısında, herkese seslendiği ve izleyicilerin “içinde aradığı herşeyi bulabildiği” önermesi bir anlamda doğruluk kazanmıştır. Çünkü “Televole programları, izleyicilerin duygularına seslenmiştir. Yoğun bir cinsellik, kadın tüketimi bu programlarda sıkça işlenmiştir. Ayrıca, futbolcular en şık kıyafetleriyle, lüks otomobilleriyle arkaplanlarına döşenen hareketli müzikler eşliğinde ekranlara taşınmıştır” (Eğin, 1999: 106). Televoleler ilk yayınlandığında, ticari televizyon kanallarının “prime time” periyoduna yerleşmiştir. Bunun önemli nedenlerinden biri, Televolelerin büyük oranda izleyici kitlesini ekran başına çekmesi ve böylece yayın sırasında giren reklamlardan yüksek kârlar elde etmesidir. Böylece medya, magazinleşen haber ve diğer program içeriklerinde yer verdiği reklamlar aracılığıyla, bir anlamda, ürünlerin izlerkitleye satış imkânını sağlamış ve ürün ile müşteriyi buluşturmuştur (Smythe, 1977). Bu süreç, ticari medyanın kârlı bulduğu magazinel içerikli yayınlara yönelimini hızlandırmıştır.

10 Bu anlamda, Türkiye’deki medya ortamına ilişkin betimlenen Televole kültürünü, medyanın ekonomi politiği tarafından belirlenen magazinleşme eğilimlerinin bir yansıması olarak tanımlamak mümkündür. Televole kültürü, 1980 sonrası Türkiye’sine hâkim olan bireycilik, rekabet, kolay yoldan para kazanma, hızlı bir şekilde yükselme vb. kimi değerlere; teşhircilik ve röntgenciliğe ve beraberinde belli bir toplumsal kesimin yaşam tarzlarına (boş zaman kullanımı, tatil, eğlence, moda, kısa süreli birliktelikler, şöhret olma vb.) vurgu yapmaktadır. “Televolelerin, modern olmadan post-moderne atlayan bir toplumun nevrotik yapısına denk düştüğünü” belirten Adnan Akçay (2002: 4), Televole kültürünü şöyle tanımlamaktadır: “...Televoleler, imgesel tüketim olanağı sunan en popüler formlar olarak, insani unutuşun gündelik aygıtları olarak da okunabilir. Televoleler ve benzeri masalsı kurgular, memnun olmadığımız ama, değiştirmeye gücümüzün olmadığı gerçek hayatı ikame olanağı sunar...Herşeye kışkırtılıp, her yolun mubah kılındığı bir dünyada; herşeyden mahrum edilenler için, yoksunluklarını unutabilecekleri popüler bir arzu nesnesi sunar Televoleler.”

11 Türkiye’deki medya ortamında, 1980 sonrasında başlayan ve 1990’lı yıllarda hızlanan bir süreç sonucunda herşey Televoleleşmiştir. Başlangıçta, magazin dergileri, ekleri ve sonrasında bunların görsel medyadaki uzantısı olan Televole ve paparazzi türünden magazin programları yaygınlık kazanmıştır. Bu yayınlar, önceleri medyanın eğlendirme işlevi çerçevesinde değerlendirilmiştir. Bununla birlikte, magazin ve Televoleleşme, ana haber bültenleri ve gazete haberlerine değin etki alanını genişletmiştir. Burada aslında, Televoleleşme kavramı ile anlatılmak istenenin, medya içeriklerinde yaşanan magazinleşme olduğunu söyleyebiliriz (Dağtaş, 2006). Magazinleşme kavramı ise, İngilizce literatürde tabloidisation sözcüğüne karşılık gelmektedir. Magazinleşme, “eğlenceli ve duygusal unsurlarla donanmış içeriğin daha fazla vurgulanması ve basit, kolay tüketilebilir bir sunumla kitlelere ulaştırılması anlamına gelmektedir” (Schönback, 2000: 63).

12 Ticari televizyon kanallarının (ATV, Show TV, Kanal D, Star vb.) ana haber bültenlerinde şarkıcıların, futbolcuların, mankenlerin vb. ünlülerin özel hayatlarına ilişkin haberlerin, gündemin ilk sıralarını işgal edecek şekilde verilmesi, bu tür haberlerin özellikle fonda bir müzik eşliğinde sunulması, kamuoyunu bilgilendirmekten ziyade eğlendirmeye yönelik bir görüntü sergilemektedir. “Meta değeri taşıyan haberlerde bilginin eğlence içeriğine bürünmesi (info- tainment) olgusu” (Keane, 1992: 70), bilgi içeriğini seyreltmenin ötesinde, “enformasyonun kendisinin de manipülatif bir süreçten geçirilerek dezenformasyona dönüştürülmesine yol açabilmektedir” (Postman, 1994: 119). Bu da, izlerkitlenin haberleri eğlenceli bir şekilde tüketerek, reel yaşamın gerçeklikleri karşısında kayıtsızlaşmasına ve yaşanılan olayları olağanlaştırmasına yol açabilmektedir. Medyadaki yayıncılık anlayışında nitelikli, derinlikli, ama aynı zamanda izleyiciden entelektüel birikim ve katılım gerektiren haberler aşama aşama dışlanmakta ve yerlerine “çarpıcı, dramatize edilmiş, insani ilginin belirleyici olduğu” görece yüzeysel haberler geçmektedir. Haber içeriğindeki bilginin, info-tainment olarak nitelendirilen eğlence öğeleriyle karışık olarak sunulması ise bu gerçeği vurgulamaktadır.

13 Genel olarak ticari televizyon kanallarının içerik formatlarına göz atıldığında, yayın saatlerinin büyük bölümünde magazinleşme unsurlarına rastlamak olasıdır. İzlenilen çoğu haber bülteninin, bir magazin programı mı yoksa bir haber programı mı olduğu tartışmalı hale gelmiştir. Örneğin, herhangi bir ticari televizyon kanalının “prime time” olarak nitelendirilen en çok izlenen yayın saatleri dilimine bakıldığında; magazinleşmiş haber bülteni öncesinde bir yerli dizinin tekrarına/yarışma programına ve ardından ya bir magazin programına ya da yerli dizilere yer verildiği gözlemlenmektedir. Bu durum, bir anlamda televizyonun yayın akışı içerisinde izlerkitleyi ana haber bültenleri sırasında da ekran karşısında tutmak ve prime time dilimine rahat bir geçişi sağlamak olarak yorumlanabilir. Benzer anlayışın, popüler gazetelerin ön sayfalarında yer verilen magazinleşen haberler için de geçerli olduğunu söyleyebiliriz. Eğitsel ve kültürel içerikli programlara ise (tartışma programları, haber ve belgesel programlar vb.), televizyon kanallarında ya hiç yer verilmemekte ya da izleyicinin geç vakitlerde izleyebileceği bir yayın diliminde rastlanılmaktadır. Magazin haberlerinin, bir başka deyişle, “insan yaşamına ait haberlerin herhangi bir biçimde etik problem oluşturmayacağını vurgulayan” Bülent Çaplı’ya (2002: 91-92) göre, “burada asıl problemin haberlerin, yazılı basın ve televizyon programlarının içerikleri ve üsluplarının sansasyonelleşmesi, sulandırılması ve haberlerin toplanmasında etiğe aykırı yöntemlerin kullanılmasıdır.”

14 Son aşamada belirleyici olan reklam gelirlerini düşürmeme kaygısı taşıyan ticari televizyon kanalları ve gazeteler, varolan tekelleşme ortamının da getirdiği avantajla reklam pastasından alınan payı arttırmaya yönelmektedir. Hatta, ticari televizyon kanalları ve gazeteler, haber bültenlerinin arasına ve gazete haberlerinde doğrudan reklama yer vermesinin yanı sıra, reklamlaşan haberleri de içeriklerine yansıtmaktan kaçınmamaktadır. Bu sürecin sonunda, haber metinlerinde çeşitlilik ve farklılığın yerine, bir benzeşme ve tektipleşme ortaya çıkmaktadır. Benzer haberler, farklı kanallarda hemen hemen aynı zaman diliminde yayınlanırken; diğer yandan benzer içerikteki haberler, farklı gazetelerin sayfalarında kendilerine yer bulmaktadır.

15 Sonuç Türkiye’de artan magazin programlarının ötesinde, medya içeriklerinin ve haberlerin magazinleşmesi, izlerkitlenin boş zaman süreçlerini siyasal ve ekonomik açıdan yönlendirir hale gelmiştir denilebilir. Kapitalizmin temel dinamikleri göz önünde bulundurulduğunda ekonomik açıdan boş zaman, kapitalizmin kesinlikle vazgeçemeyeceği bir zaman dilimi haline gelmiştir. Siyasal açıdan ise boş zaman süreci, kitleleri her türlü toplumsal sorun karşısında kayıtsızlaştırma, apolitikleştirme ve iktidar süreçlerinin yaşandığı bir siyasal davranış modeli üretme yönünde en etkili araçlardan biri olarak görülmektedir (Argın, 1992: 36). Bu çerçevede, birçok boş zaman etkinliği toplumsal katılımdan çok, bir kaçış yolu haline gelmektedir. Genel olarak Türkiye’deki medya ortamında yaşanan magazinleşme eğilimi, ortalama hatta en düşük zevk ya da algı düzeyine hitap edilerek yapılmaktadır. Böylece, bir yandan egemen ideolojinin yeniden üretilmesine katkıda bulunulurken, öte yandan da yeni fikirlerin temsiliyeti engellenmektedir. Tüm bunlar ise reyting ve tiraj kaygısıyla açıklanmakta ve “izleyici böyle istiyor” denilerek meşrulaştırılmaktadır. Bunun arkaplanında ise, reklam pazarında kâr maksimizasyonunu en üst seviyeye çıkarmak olgusu yatmaktadır. Türkiye’deki medya ortamına ilişkin sahiplik yapısında köklü bir dönüşüm gerçekleştirilmediği, yatay ve dikey tekelleşmelerin önüne geçilmediği sürece, piyasa kurallarına göre hareket eden medyanın, farklı formatlarla da olsa giderek artan oranda magazine ve magazinleşen haber içeriklerine yayınlarında yer vereceği ileri sürülebilir.

16 Kaynakça  Akçay, Adnan (2002), “Sistem öldü, yaşasın televole”, (“System is death, long live the televole”) Radikal Gazetesi (Yazı Dizisi/Maraba Televole- 7/Haz.: Hakan Gülseven), (7 Aralık), s. 4.  Argın, Şükrü (1992), “Boş zamanın toplumsal anlamı üzerine notlar”, (Notes on social meanings of the free time) Birikim, (43), ss  Bagdikian, Ben (1992), The Media Monopoly, Boston: Beacon Press.  Çakmur, Barış (1998), “Kültürel Üretimin Ekonomi Politiği, Kültürün Metalaşmasında Genel Eğilimler”, (The Political Economy of Cultural Production, General Tendencies on Commodification of Culture), Kültür ve İletişim, (1/2-Yaz), ss  Çaplı, Bülent (2002), Medya ve Etik, (Media and Ethics), Ankara: İmge Yayınevi.  Dağtaş, Erdal (2006), Türkiye’de Magazin Basını. Magazin Eklerinin Sektör ve Metin Analizi, (Magazine Press in Turkey. Sector and Text Analysis of Magazine Supplements), Ankara: Ütopya Yayınevi.  Eğin, Oray (1999), “Televole ve sonrası: Gerçeği kaybediyoruz!”, (“Televole and its sequel: Losing the reality!) Birikim, (117/Ocak), ss  Golding, Peter ve Graham Murdock (1997), “Kültür, İletişim ve Ekonomi Politik”, (“Culture, Communication and Political Economy”) Çev.: D. Beybin Kejanlıoğlu, İçinde Der.: Süleyman İrvan, Medya Kültür Siyaset, (Media Culture Policy) Ankara: Bilim ve Sanat Yayınları, ss

17  Kaya, Raşit (1999), “Medya, Toplum, Siyaset”, (Media, Society, Policy) İçinde Der.: Korkmaz Alemdar, Medya Gücü ve Demokratik Kurumlar, (Media Power and Democratic Institutions), İstanbul: Afa Yayıncılık ve TÜSES Vakfı, ss  Keane, John (1992), Medya ve Demokrasi, (Media and Democracy), Çev.: Haluk Şahin, İstanbul: Ayrıntı Yayınları.  Koloğlu, Doğan (1992), Osmanlı’dan Günümüze Türkiye’de Basın, (From Ottoman’s to Nowadays Press in Turkey), İstanbul : İletişim Yayınları.  Murdock, Graham (1990), “Redrawing the Map of the Communications Industries: Concentration and Ownership in the Era of Privatization”, İçinde (Der.) Marjorie Ferguson, Public Communication: The New Imperatives, Future Public Communication: The New Imperatives, Future Directions for Media Research, London: Sage, ss  Postman, Neil (1994), Televizyon Öldüren Eğlence. Gösteri Çağında Kamusal Söylem, (Amusing Ourselves to Death. Public Discourse in the Age of Show Business), Çev.: Osman Akınhay, İstanbul: Ayrıntı Yayınları.  Schönback, Klaus (2000), “Does Tabloidisation Make German Local Newspapers Successful?”, İçinde Der.: Colin Sparks ve John Tullock, Tabloid Tales: Global Debates over Media Standarts, Oxford: Rowman&Littlefield Publishers Inc.  Smythe, Dallas (1977), “Communications: Blindspot of Western Marxism”, Canadian Journal of Political and Social Theory, (1/3- Fall), ss  Tılıç, L. Doğan (2001), 2000’ler Türkiye’sinde Gazetecilik ve Medyayı Anlamak, (Journalism and Understanding Media in 2000’s Turkey), İstanbul: Su Yayınları.


"Türkiye’de Tektipleşen Medya Ortamı: Magazin Rüzgârları Eşliğinde Magazinleşen Haberler Yard. Doç. Dr. Erdal Dağtaş Anadolu Üniversitesi İletişim Bilimleri." indir ppt

Benzer bir sunumlar


Google Reklamları