Sunum yükleniyor. Lütfen bekleyiniz

Sunum yükleniyor. Lütfen bekleyiniz

ABD’nin Orta Doğu Politikası Doç. Dr. Atilla SANDIKLI.

Benzer bir sunumlar


... konulu sunumlar: "ABD’nin Orta Doğu Politikası Doç. Dr. Atilla SANDIKLI."— Sunum transkripti:

1 ABD’nin Orta Doğu Politikası Doç. Dr. Atilla SANDIKLI

2 ABD’NİN ORTA DOĞU POLİTİKASI 6. ÜNİTE Doç. Dr. Atilla SANDIKLI

3 3 AMAÇLAR Bu üniteyi tamamladıktan sonra; ABD’nin Orta Doğu politikasının hedeflerini ve stratejilerini tanımlayabilecek, ABD’nin Orta Doğu politikasını etkileyen faktörleri saptayabilecek, ABD’nin Arap-İsrail çatışmasına yönelik tutumunu ve İsrail’le ilişkilerini tarihsel perspektifte açıklayabilecek,

4 4 AMAÇLAR Bu üniteyi tamamladıktan sonra; ABD’nin Araplarla ve İranlılarla ilişkilerinin ana hatlarını özetleyebilecek, ABD’nin 11 Eylül 2001 sonrası Orta Doğu’ya yönelik genel tutumunu açıklayabilecek bilgi ve beceriler kazanabileceksiniz.

5 5 ANAHTAR KAVRAMLAR SiyonizmYahudi LobisiFilistin SorunuEnerji GüvenliğiArap Milliyetçiliği11 Eylül SaldırılarıEisenhower DoktriniBush Doktrini Sovyet Yayılmacılığını Çevreleme

6 6  ABD, tamamen kendi çıkar alanı olarak gördüğü Orta Doğu’da SSCB ve diğer küresel aktörlerin etkisini ortadan kaldırmaya çalışmıştır.  Orta Doğu petrolünün dost ellerde kalmasını, ucuz ve istikrarlı fiyatlarda Batıya kesintisiz ulaşmasını ve petro- dolarların Amerikan ekonomik sisteminin çıkarına olacak şekilde Batıya geri dönmesini önemsemiştir. ABD’nin Orta Doğu politikasının hedefleri ve stratejileri

7 7  İsrail’in güvenliğini, bölgedeki askerî üstünlüğünü ve düşman güçlere karşı hareket özgürlüğünü en önemli hedefleri arasında görmüştür.  Orta Doğu’da ılımlı ve Amerikan yanlısı hükümetlerin temsil ettiği statükoyu korumak için gayret göstermiştir. ABD’nin Orta Doğu politikasının hedefleri ve stratejileri

8 8  Kendi çıkarları ve statüko bakımından sorun oluşturabilecek devrimci, milliyetçi ve İslami köktendinci eğilimlere karşı koymuştur.  Bu hedefler peşinde koşarken Müslüman ve Arap ülkeleri arasında birliğin ve koordinasyonun sağlanmasını engelleyici tutum takınmıştır. ABD’nin Orta Doğu politikasının hedefleri ve stratejileri

9 9  Amerikan yönetimleri, Orta Doğu politikalarının kendilerinin küresel politikasına uygun düşmesine dikkat ederler.  Arap-İsrail sorunu gibi bölge içi sorunlara yönelik politikalarının bölgeye yönelik genel politikalarına ters düşmesi ise onlar açısından çok önemli değildir. ABD’nin Orta Doğu politikasını etkileyen faktörler

10 10  Bölge içi bir sorunla küresel hedefler açısından önemli olması ölçüsünde ilgilenmektedirler.  Yönetimlerin Orta Doğu politikalarında başkanın temel yaklaşımları, danışmanlarının eğilimleri, lobiler, Kongre, Amerikan Dışişleri Bakanlığının Arap ya da İsrail yanlısı görevlileri, petrol şirketleri, misyonerler, basın, medya, krizler ve tarihsel önyargılar etkili olmaktadır. ABD’nin Orta Doğu politikasını etkileyen faktörler

11 11  Yönetimin önceliği olarak algılanan bölgesel konularda başkan ve danışmanları birinci derecede etkilidir.  Öncelikli olmayan konularda ise diğer aktörlerin seslerini duyurmalarına izin verilmektedir. ABD’nin Orta Doğu politikasını etkileyen faktörler

12 12  İsrail yanlısı lobilerin etkisi, ABD’nin Orta Doğu politikasının oluşturulmasında daha belirleyici olmakta, Arapların stratejik önemi, İsrail’le ilgili durumlar, sorunlar ve krizler söz konusu olmaması hâlinde dikkate alınabilmektedir. ABD’nin Orta Doğu politikasını etkileyen faktörler

13 13  Amerikan başkanı Wilson, müttefiki İngiltere’yi memnun etmek için danışmanlarının da etkisiyle Filistin’de Yahudi yurdunu destekledi.  II. Dünya Savaşı sonrasında Başkan Truman, petrolle ilgili stratejik çıkarları önemseyen Amerikan Dışişleri Bakanlığına rağmen Filistin’in parçalanmasına ve İsrail devletinin kurulmasına destek oldu. ABD’nin Arap-İsrail çatışmasına yönelik tutumu ve İsrail’le ilişkilerinin tarihsel perspektifi

14 14  1950’lerde ABD’nin Orta Doğu’daki stratejik çıkarlarına yoğunlaşan Eisenhower yönetimi, 1956 Süveyş krizinde İsrail karşıtı davrandı.  Kennedy yönetimi, İsrail’e ABD’nin özel ilişki kurduğu devlet muamelesinde bulundu. ABD’nin Arap-İsrail çatışmasına yönelik tutumu ve İsrail’le ilişkilerinin tarihsel perspektifi

15 15  Johnson yönetimi, 1967 savaşında İsrail’in zaferine sessiz destek verdi, Kennedy’nin yolundan giderek ABD’yi İsrail’in temel silah tedarikçisi hâline dönüştürdü.  İsrail’i bölgede temel stratejik müttefik olarak gören Nixon yönetimi, Ürdün olaylarında onun desteğini aldıktan sonra silah yardımını görülmemiş boyutlara taşıdı ve 1973 savaşında İsrail’i yenilgiden kurtardı. ABD’nin Arap-İsrail çatışmasına yönelik tutumu ve İsrail’le ilişkilerinin tarihsel perspektifi

16 16  Arap-İsrail çatışmasının niteliğini dönüştürmeyi hedefleyen Kissinger’ın başlattığı işi, Camp David Anlaşması’yla Mısır’ı Arap blokundan koparan Başkan Carter tamamladı.  Bölgede İsrail’in stratejik desteğini almak isteyen Reagan yönetimi, onun FKÖ’yü bitirmeye yönelik Lübnan işgaline destekçi oldu.  Bush yönetimi, önceki yönetimin izinden giderek İntifada karşısında İsrail’i barış çabalarına zorlamak için baskı uyguladı. ABD’nin Arap-İsrail çatışmasına yönelik tutumu ve İsrail’le ilişkilerinin tarihsel perspektifi

17 17  Durumu idare eden Clinton yönetiminden sonra oğul Bush yönetimi, başta İsrail’i yola getirmeye çalışsa da 11 Eylül olayları sonrasında İsrail’i tamamen serbest bıraktı. ABD’nin Arap-İsrail çatışmasına yönelik tutumu ve İsrail’le ilişkilerinin tarihsel perspektifi

18 18  II. Dünya Savaşı öncesinde Orta Doğu’da petrol çıkarlarına sahip olmaya başlayan ABD, savaş sonrasında SSCB’nin bölgeye sarkıp enerji kaynaklarını kontrol etmesi olasılığı karşısında Truman doktriniyle bu ülkeyi kuşatma politikasına başladı. ABD’nin Araplarla ilişkilerinin ana hatları

19 19  Bu politikayı uygulamada İsrail için problem oluşturan Mısır’a güvenemeyen Amerikan yöneticileri Türkiye ve Irak’ın liderliğinde Bağdat Paktı’nı kurdurdular. (İngiltere, Pakistan ve İngiltere de dahil oldu. 1955)  Ancak Pakt, Arapları bir araya getiremediği gibi Amerikan girişimini bölgedeki Batı ve İsrail varlığını korumaya yönelik olarak gören Arapları denge sağlama adına SSCB’ye yöneltti. ABD’nin Araplarla ilişkilerinin ana hatları

20 20  Mısır lideri Nasır’la yakınlaşmayı içerideki İsrail yanlılarının muhalefeti ve Nasır’ın davranışları nedeniyle gerçekleştiremeyen Amerikan yöneticileri,  Süveyş krizinde ona hizmet ettiler fakat hemen sonrasında Eisenhower doktriniyle onun liderliğindeki statüko karşıtı kampa meydan okudular. ABD’nin Araplarla ilişkilerinin ana hatları

21 21  1967 ve 1973 savaşlarındaki ABD tutumu, Arapları iyice ABD’den uzaklaştırırken Camp David Anlaşması’yla ABD’nin Mısır’ı İsrail karşıtı kamptan koparması ve Lübnan’a müdahalede İsrail’i desteklemesi, taraflar arasındaki yakınlaşma ümidini iyice ortadan kaldırdı. ABD’nin Araplarla ilişkilerinin ana hatları

22 22  ABD’nin 1980’li yıllar boyunca desteklediği Irak’a 1991’de müdahale etmesi, kendisinin Orta Doğu’daki hedeflerine meydan okumayı sindirmeye yönelikti.  ABD, savaş sonrasındaki üstünlüğünü bölgenin köklü sorunlarını çözümlemeye yönelik kullanamadığı gibi, 2001 sonrasında cezalandırıcı edayla bölgeye yönelmesiyle Arap halklarının iyice düşmanı hâline geldi. ABD’nin Araplarla ilişkilerinin ana hatları

23 23  ABD, 1953 yılında İngiltere’ye karşı petrolün millileştirilmesi mücadelesine girişmiş olan milliyetçi lider Musaddık’ın devrilmesini ve ülkeden ayrılmış olan Şah’ın geri dönmesini sağladı.  Bundan sonra İran’da petrol çıkarı olan Amerikan yönetimleri, Şah’a destek oldular ve onun muhalefet üzerinde uyguladığı baskılar ve halkın durumunu iyileştirmeyen reformları karşısında sessiz kaldılar. ABD’nin İranlılarla ilişkilerinin ana hatları

24 24  Bölgede İran’ı ABD açısından önemli bir stratejik değer olarak gören Nixon yönetimi, Şah’ın güçlü bir ordu ve gizli polis teşkilatı kurması için her türlü askerî desteği sağladı.  İran’daki halkın aşırı Şah düşmanlığını göremeyen Carter yönetimi, onu gerekli adımlar atması konusunda uyarmadı ve bu şekilde İslam devriminin önüne geçemedi. ABD’nin İranlılarla ilişkilerinin ana hatları

25 25  Devrim sonrasında da Şah’ı kollayarak İran’la ABD arasında geri dönüşü çok zor olan bir düşmanlık yarattı.  Başkan Reagan’ın Lübnan’daki rehineleri kurtarma ve İran’la ilişkileri geliştirmek için bu ülkeye gizli silah satışı gerçekleştirmesi fiyaskoyla sonuçlandı. ABD’nin İranlılarla ilişkilerinin ana hatları

26 26  İran-Irak Savaşı’nda ABD iyice Irak tarafına döndü ve Körfez’de İran’la gereksiz bir tanker savaşı yaşadı.  1991’deki Irak’a müdahaleden sonra ilişkilerde normalleşme yönünde bazı adımlar atılsa da İran’daki rejimi bir türlü kabullenemeyen ABD, 2003 sonrasında dize getirebilme ümidiyle tamamen bu devletin aleyhine döndü. ABD’nin İranlılarla ilişkilerinin ana hatları

27 27  Amerikan yöneticileri, 2001 yılında çok çarpıcı olarak yüzleştikleri terör olaylarının arkasında ABD’nin Orta Doğu’ya yönelik politikalarının ve yaptıklarının olduğunu göremediler.  Tepki olarak müdahaleci bir tutumla bölgeye yöneldiklerinde Amerikan düşmanlığının bölge halkları arasında iyice yaygınlaşmasına neden oldular. ABD’nin 11 Eylül 2001 sonrası Orta Doğu’ya yönelik genel tutumu

28 28  Irak’a müdahale, bölge halklarının gözünde Amerikan hegemonyasını sağlamaya yönelikti.  Amerikalıların bölgeye yeniden şekil verme çerçevesinde dışarıdan demokrasi ve reformlar empoze etme girişimi de bölgenin şartları yanında birçok faktörü göz ardı edici nitelikteydi. ABD’nin 11 Eylül 2001 sonrası Orta Doğu’ya yönelik genel tutumu

29 29  Kitle imha silahlarının yayılması konusunda seçici davranan Amerikalıların ortaya koydukları argümanlar, bölge halklarını tatmin edici nitelikte değildi.  Amerikalılar, müdahaleci tutumun iflasını ilan eder şekilde Irak’tan askerlerini çekerlerken bölgedeki halk eylemleriyle birlikte kendilerine karşıt iktidarların sayısının artması durumuyla karşılaştılar. ABD’nin 11 Eylül 2001 sonrası Orta Doğu’ya yönelik genel tutumu

30 30  ABD’nin, bütün dünya için problemler üreten Orta Doğu bölgesinde problemlerin kaynaklarıyla kendi başına mücadele etmesi mümkün değildir.  Yapması gereken şey, öncelikle terörizm gibi problemleri yüzeysel olarak görmemek, problemleri bütün yönleriyle kavrayarak asıl onların kökenlerine inmektir. ABD’nin Orta Doğu’ya yönelik yaklaşımının nasıl olması gerektiğini değerlendiriniz

31 31  Problemlerin kaynaklarını tek başına ortadan kaldıramayacağı için başkalarından destek almalıdır.  Bu konuda kendine destek olabilecek, gerekli imkânlara ve tecrübelere sahip olan Avrupa Birliği’dir. ABD’nin Orta Doğu’ya yönelik yaklaşımının nasıl olması gerektiğini değerlendiriniz

32 32  Aslında Avrupa Birliği, kendi ekonomisi ve güvenliği bakımından hayatî öneme sahip olan Orta Doğu bölgesindeki gelişmelere ilgi duymakta fakat ABD izin vermediği için süreçlere dâhil olamamaktadır.  ABD, AB’nin desteğini alabilmek için tehditlerin tanımlanmasında ve yapılacak şeylerle ilgili olarak stratejilerin belirlenmesinde AB’yi eşit ortak olarak yanına çekmelidir. ABD’nin Orta Doğu’ya yönelik yaklaşımının nasıl olması gerektiğini değerlendiriniz

33 33  Ondan sonra bölgeye yönelik girişimlerde bulunulurken bölge yönetimlerinin ve halklarının da hassasiyetlerinin dikkate alınması ve sürece dâhil edilmeleri girişimlerin başarı şansını artıracaktır. ABD’nin Orta Doğu’ya yönelik yaklaşımının nasıl olması gerektiğini değerlendiriniz

34 34  Orta Doğu bölgesinde yer alan İsrail dışındaki diğer aktörler, sahip oldukları enerji kaynakları, stratejik konum ve ABD’yi ve tüm dünyayı ilgilendiren sorunlardaki rolleri yüzünden ABD açısından hayatî öneme sahiptirler.  Petrolün dünya piyasalarına ulaşması, terörizm sorununun halledilmesi ve bölgenin dünya güvenliğini tehdit eder durumdan çıkarılması bakımından ABD bu aktörlere ihtiyaç duymaktadır. ABD’nin Orta Doğu’ya yönelik politikalarında diğer aktörlerden çok İsrail’i gözetmesinin nedeni nedir?

35 35  En azından bu aktörlerin ABD’den uzaklaştırılmaması ve Amerikan düşmanı hale getirilmemeleri Amerikan yöneticileri açısından oldukça önemlidir.  Ancak Amerikan sisteminde özellikle dış politikaları belirlemede diğer aktörlere göre çok daha güçlü konumda bulunan başkanların seçimlerinde ABD’deki İsrail yanlısı güçler ve Yahudi sermayesi belirleyici rol oynamaktadır. ABD’nin Orta Doğu’ya yönelik politikalarında diğer aktörlerden çok İsrail’i gözetmesinin nedeni nedir?

36 36  Bu yüzden normal şartlarda etnik ve dinsel grupların dış politikayı belirlemesine müsaade etmeyen başkanlar, Yahudi lobilerinin aktif olduğu durumlarda politika belirlemede etki altında kalmaktadırlar.  Aynı konularda denge oluşturabilecek Amerikan siyasi sistemindeki aktörlerin güçleri çok daha azdır. ABD’nin Orta Doğu’ya yönelik politikalarında diğer aktörlerden çok İsrail’i gözetmesinin nedeni nedir?

37 37  Amerikan yönetimleri, Yahudi lobisi ve seçimler çerçevesindeki iç siyasal sistemleriyle ilgili faktörlerin etkisi altında hareket ederek sorunda objektif bir tutum takınmamışlardır.  İsrail’in güvenliği üzerinde aşırı derecede yoğunlaşıp bu konuda yapılması gerektiğini düşündükleri her şeyi tereddüt etmeden yapmışlar fakat Filistinlilerin durumunu ve Arapların hassasiyetlerini yeterince dikkate almamışlardır. ABD’nin Arap-İsrail çatışmasına yönelik tutumunun eleştirilebilecek yönleri nelerdir?

38 38  Araplarla ilişkilerinde de petrolü ve stratejik faktörleri belirleyici hâle getirerek milliyetçi ve sol eğilimli olanları düşman hâle dönüştürmüşler, totaliter olanları da idare edilebilecek uydular hâline getirmişlerdir.  Bu çerçevede Filistinlilerin bütün Arap yönetimlerince araç hâline dönüştürülmesinin yolunu da açmışlar ve politikalarında Filistinlileri tamamen devre dışı tutmuşlardır. ABD’nin Arap-İsrail çatışmasına yönelik tutumunun eleştirilebilecek yönleri nelerdir?

39 39  1947 yılında Filistin’in parçalanmasını iki bağımsız devletin kurulması temelinde savunan Amerikalılar, sonraki süreçte ellerinde imkân olmasına rağmen bağımsız bir Filistin devleti yolunda hiçbir adım atmamışlardır. ABD’nin Arap-İsrail çatışmasına yönelik tutumunun eleştirilebilecek yönleri nelerdir?

40 40  1967 sınırları temelinde tarafların kabullenebileceği bir barış anlaşması ortaya çıkarmak çok zor olmadığı hâlde Amerikalılar İsrail devletini uluslararası hukuk kurallarına uyması konusunda yeterince sıkıştırmamışlardır. ABD’nin Arap-İsrail çatışmasına yönelik tutumunun eleştirilebilecek yönleri nelerdir?

41 41  Tarihsel olaylarda geriye dönüp belli aktörlerin farklı davranması hâlinde ne olacağı ile ilgili olarak spekülasyonda bulunmak pek anlamlı gözükmemektedir.  Ancak yapılan bazı hatalara işaret edilebilir.  ABD, İran’da tamamen kendi stratejik ve ekonomik çıkarları üzerinde yoğunlaşarak totaliter bir yönetimin yaptıkları karşısında çıkmaza giren halkın durumunu dikkate almamıştır. ABD, İran’da ortaya çıkan devrimi ve sonrasında İran rejiminin bu derece Amerikan düşmanı olmasını engelleyebilir miydi?

42 42  Demokrasi ve insan hakları çerçevesinde yaptıkları tasvip edilemeyecek olan bir yönetime bu derece destek verilmemesi gerekirdi.  Halkın hoşnutsuzluğunun ve gösterilerin yoğunlaştığı dönemde Şah’ın ülkeden ayrılması sağlanabilir ve  İran halkı arasındaki değişik güçlerin bir araya gelip yeni bir yönetim oluşturmalarına destek verilebilirdi. ABD, İran’da ortaya çıkan devrimi ve sonrasında İran rejiminin bu derece Amerikan düşmanı olmasını engelleyebilir miydi?

43 43  ABD’nin devrim sonrasında İran halkının gözünde zulmeden bir tirandan başka bir şey olmayan Şah’a sahip çıkması da bir hata olmuştur.  Amerikan yöneticileri, ayrıca devrimi yapanların ilk zamanlardaki taktik Amerikan düşmanlığını aşırı derecede abartarak bu ülkeyle ileride normalleşmenin yollarının açılmasını ve dolayısıyla devrim rejiminin zamanla gücünü yitirmesini engellemişlerdir. ABD, İran’da ortaya çıkan devrimi ve sonrasında İran rejiminin bu derece Amerikan düşmanı olmasını engelleyebilir miydi?

44 44  Statüko: Mevcut, var olan durum. Statükoyu korumak, yapının, durumların, ilişkilerin mevcut şekliyle devamını sağlamak anlamına gelmektedir.  Enerji güvenliği: Bir ülkenin ihtiyaç duyduğu enerjinin kendisine ulaşmasını garanti altına alması. ANAHTAR KAVRAMLAR

45 45  Self-determinasyon: Ulusların kendi geleceklerini, güvenliklerini ve uluslararası siyasi konumlarını dış müdahale ve zorlama olmadan özgürce belirleme hakkı.  Şah rejimi: 16 Eylül 1941’den 11 Şubat 1979’a kadar İran’ı her türlü muhalefeti dışlayarak yöneten Muhammed Rıza Şah Pehlevi’nin baskıcı rejimi. ANAHTAR KAVRAMLAR

46 46  Hizbullah: Lübnan’da Şii Müslümanların kurduğu, finansal ve siyasi desteğini İran ve Suriye’den alan dinî grup ve siyasal parti. ANAHTAR KAVRAMLAR

47 47  Hamas: 1987’de Filistin’i İsrail işgalinden kurtarma hedefiyle kurulan Filistinli Sünni Müslüman grup. El-Fetih örgütünün temel rakibi hâline gelmiştir. Milletvekilliği genel seçimlerini kazanmış olmasına rağmen Filistin’i yönetmesine izin verilmemiştir.  Şu anda Gaza bölgesini yönetimi altında tutmaktadır. ANAHTAR KAVRAMLAR

48 48  Lobiler: ABD’de resmî makamlara kaydını yaptırmış olan, politika yapım sürecini kendi müşterilerinin çıkarları lehine etkilemek için faaliyet gösteren gruplar.  Pogrom: 19. ve 20. yüzyılda Yahudilerin şahıslarına, mallarına, mülklerine ve dinî merkezlerine karşı Avrupa ülkelerinde gerçekleştirilen, büyük çaplı ölüm ve yıkımlara neden olan saldırılar ANAHTAR KAVRAMLAR

49 49  Detant: 1970’li yıllarda ABD ile Rusya arasındaki ilişkilerin yumuşaması, normalleşmesi.  Siyonizm: Yahudi halkının egemen bir Yahudi ulusal yurdunda self determinasyon hakkını kullanmasını savunan, İsrail devleti kurulduktan sonra da bu devletin varlığını devam ettirmesini ve güvenliğini hedefleyen siyasi hareket. ANAHTAR KAVRAMLAR

50 50  Balfour Deklarasyonu: 2 Kasım 1917’de İngiliz Dışişleri Bakanı Balfour tarafından İngiliz Yahudi toplumunun liderlerinden Rothschild’e gönderilen mektup.  Mektupta İngiliz hükümetinin Filistin’de bir Yahudi yurdu oluşturulmasına olumlu baktığı ve bunu kolaylaştırmak için elinden geleni yapacağı belirtiliyordu. ANAHTAR KAVRAMLAR

51 51  Süveyş Kanalı: Kasım 1869’da açılan, Kızıldeniz ile Akdeniz’i birbirine bağlayan, Afrika’nın etrafından dolaşılması gerekliliğini ortadan kaldırarak Asya ile Avrupa arasındaki gemi taşımacılığını ciddi şekilde kısaltmış ve kolaylaştırmış olan Mısır’a ait su yolu. ANAHTAR KAVRAMLAR

52 52  Nixon Doktrini: ABD’nin müttefiklerinin, ABD’den alacakları ekonomik ve askerî yardımla kendi savunmalarını kendilerinin üslenmeleri,  böylece kendi bölgelerinde Amerikan çıkarlarının ve bölgesel istikrarın korunmasını sağlamaları. ANAHTAR KAVRAMLAR

53 53  OPEC: Dünyanın 12 petrol üreten ve ihraç eden ülkesini içeren, üyelerinin petrol politikalarının bütünleştirilmesi ve koordine edilmesi amacıyla kurulmuş olan, 1965’ten beri merkezi Viyana’da bulunan devletlerarası bir örgüt. ANAHTAR KAVRAMLAR

54 54  İntifada: Filistinlilerin işgalci ve baskıcı İsrail yönetimine karşı gerçekleştirdikleri ayaklanma, direniş ve isyan.  arasında gerçekleştirileni daha çok taş atmayla sınırlı barışçıl nitelikte bir eylem iken arasında olanı şiddet kullanmayı da içermiştir. ANAHTAR KAVRAMLAR

55 55  Bağlantısız politika: 2011 yılı itibariyle sayıları 120 olan herhangi bir blokla ittifak kurmaya yanaşmayan ve herhangi bir bloka karşı olmadıklarını da ifade eden devletlerin izlediği politika.  Soğuk Savaş döneminde amaç, bağlantısız ülkelerin bağımsızlığını, egemenliğini, toprak bütünlüğünü ve güvenliğini garanti etmek ve her tür sömürgecilik, emperyalizm, ırkçılık ve saldırganlıkla mücadele etmekti. ANAHTAR KAVRAMLAR

56 56  Pax-Americana: ABD’nin üstün gücüyle kendisi için kritik olan bölgelerde kendi çıkarlarını koruyacak şekilde kurduğu istikrar ve barış içeren düzen. ANAHTAR KAVRAMLAR

57 57  11 Eylül saldırıları: 11 Eylül 2001 tarihinde Üsame bin Ladin’in liderliğindeki el-Kaide örgütüne mensup oldukları iddia edilen 19 Arap gencinin yolcu uçaklarını kullanarak Dünya Ticaret Örgütü ve Pentagon gibi Amerikan hedeflerine yönelik gerçekleştirdikleri saldırılar.  Bu saldırılar, dünyanın süper gücünün anavatanının vurulmasını temsil etmeleri ve bu süper gücün dünyaya bakışını değiştirmesine neden olmaları bakımından önemlidir. ANAHTAR KAVRAMLAR

58 58  Önleyici müdahale: Tehdit olma potansiyeli olduğu düşünülen unsurun daha tehdit hâline gelmeden etkisiz hâle getirilmesi ya da ortadan kaldırılması.  Önceden müdahale ise, karşı tarafın saldıracağı konusunda kesin istihbarat edinildikten ve karşı tarafı caydırmaya yönelik barışçıl tedbirler başarısız olduktan sonra ulusal güvenliği koruma adına karşı tarafa ilk darbeyi vurmaktır. ANAHTAR KAVRAMLAR

59 ABD DIŞ POLİTİKASI 6. ÜNİTE Doç. Dr. Atilla SANDIKLI


"ABD’nin Orta Doğu Politikası Doç. Dr. Atilla SANDIKLI." indir ppt

Benzer bir sunumlar


Google Reklamları