Sunum yükleniyor. Lütfen bekleyiniz

Sunum yükleniyor. Lütfen bekleyiniz

ENGELLİ ÇOCUK SAHİBİ OLMAK. ENGELLİ Doğuştan veya sonradan herhangibir nedenle bedensel, zihinsel,ruhsal,duygusal ve sosyal yeteneklerini çeşitli derecelerde.

Benzer bir sunumlar


... konulu sunumlar: "ENGELLİ ÇOCUK SAHİBİ OLMAK. ENGELLİ Doğuştan veya sonradan herhangibir nedenle bedensel, zihinsel,ruhsal,duygusal ve sosyal yeteneklerini çeşitli derecelerde."— Sunum transkripti:

1 ENGELLİ ÇOCUK SAHİBİ OLMAK

2 ENGELLİ Doğuştan veya sonradan herhangibir nedenle bedensel, zihinsel,ruhsal,duygusal ve sosyal yeteneklerini çeşitli derecelerde kaybetmesi nedeni ile tolumsal yaşama uyum sağlama ve günlük gereksinimlerini karşılama güçlükleri olan koruma, bakım,rehabilitasyon, danışmanlık ve destek eğitim hizmetlerine ihtiyaç duyan kişi olarak tanımlanır.

3

4

5

6 ENGELLİLİĞE YOL AÇAN NEDENLER Doğum Öncesi Nedenler: Aile soyunda var olan kalıtımsal hastalıklar Özellikle kalıtımsal hastalığı olan akrabalar arasındaki evlilikler Anne ve baba arasındaki kan ve Rh uyuşmazlığı Kromozomal nedenler Annenin doğum yaşının altında ya da üstünde bir yaşta hamile kalması sonucu doğumlar Hamilelik sırasında doktor tavsiyesi dışında ilaç kullanımı Hamilelik sırasında annenin sigara, alkol, uyuşturucu kullanması Hamilelik sırasında iyonize röntgen ışınlarına maruz kalma

7 Hamilelik sırasında yetersiz beslenme Hamilelik sırasında ateşli, bulaşıcı hastalık geçirme Hamilelik sırasında kaza, aşırı stres, zehirlenme ve travmaya maruz kalma Hamilelik sırasında sağlık kontrollerinin ve yapılması gereken testlerin yaptırılmaması Hamile kalmadan önce ve hamilelik döneminde alınması gereken vitamin ve minerallerin eksikliği Çok sayıda ve sık hamile kalınması veya doğum yapılması Annede yüksek tansiyon, kalp hastalığı,ş eker hastalığı gibi hastalıkların bulunması

8 Doğumun sağlık kuruluşunda, sağlık elemanlarınca gerçekleştirilmemesi Doğumun beklenen süreden önce ve güç olması Bebeğin düşük doğum ağırlığı ile doğması Doğum esnasında bebeğin travmaya maruz kalması Doğum esnasında bebeğin oksijensiz kalması Doğum Anına Ait Nedenler:

9 Doğum Sonrası Nedenler: Doğum sonrası bebeğin ağır ve ateşli hastalık geçirmesi Yeni doğan bebeğin sağlık kontrolünden geçirilmemesi ve gerekli testlerin yaptırılmaması Bebeğin aşılarının düzenli olarak yaptırılmaması Ağır doğum sarılığı Bebeğin yetersiz beslenmesi Ev,iş, trafik kazaları Zehirlenmeler Doğal afetler Ailenin ve çevrenin eğitimsizliği (Cehalet) Bireylerin ihmal ve istismar edilmesi

10

11

12

13 ENGELLİ ÇOCUK SAHİBİ OLMAK İster planlanmış olsun ister planlanmamış dünyaya gelecek her bebek anne baba için yeni bir heyecan ve umut demektir. Hayaller kurulur. Planlar yapılır. Bu arada tek istenilen bebeğin sağlıklı, eli ayağı düzgün olmasıdır. Her anne baba hayalini kurduğu şuna veya buna benzemesini tercih ettiği daha doğmadan büyük bir hayranlıkla bağlandığı kafalarındaki ideal bebeklerine sağ salim kavuşmak ister. Ancak çocuğun doğması ve engelli olduğunun anlaşılmasıyla birilikte beklentiler boşa çıkar, bütün planlar alt üst olur, hayaller yıkılır.

14 Sağlıklı ve normal, istenilen, planlanan hayali kurulan bebekle ilgili beklenmedik bir şekilde ortaya çıkan kayıplarda yaşanan şokun derecesi de çok yüksek olur. Çocuğunun doğumsal olarak veya sonradan yaşanan bir kaza nedeniyle engelli olduğunu öğrenmek annebabaların yaşayabileceği en sarsıcı durumlardan birisidir. Yaşanan yoğun üzüntü ve yas duygusunun ardından gerçekle yüzleşmek gerekmektedir.

15 Engellilik, değiştirilemeyen ve süreklilik gösteren bir durumdur. Belki bir ömür boyu sürecek bu uzun süreçte aileler çok fazla güçlükle karşılaşmaktadırlar. Bu zorlu süreç pek çok kriz durumu demektir ve anne babaların sürekli olarak krize ve strese karşı uyum yapmalarını gerektirmektedir. Engelli çocuğun özel bakım gereksinimleri, eğitim sorunları, çocuğun sahip olduğu engele ilişkin toplumsal tutum ve yargılar, çocuğun şimdiki ve gelecekteki durumunun belirsizliği ve çoğu zaman bunlara eklenen ekonomik yetersizlikler bu aileler için sürekli stres kaynağı oluşturmaktadır.

16 Aileye özürlü bir çocuğun katılmasıyla o güne kadar normal devam eden ve alışılmış olan aile yaşamı tümüyle değişebilmektedir. Başta anne baba olmak üzere tüm aile bireylerinin rol ve sorumlulukları da beklenmedik bu yeni duruma bağlı olarak önemli ölçüde etkilenmektedir. Fiziksel, sosyal ve maddi zorlanmalar başlamakta; bu durum aile ilişkilerini bozabilmektedir. Gerçeklik algılarına, kendi ailelerinden, yakın çevrelerinden aldıkları desteğe sosyoekonomik düzeylerine, sahip oldukları imkânlara ve ihtiyaç duydukları hizmetlere ulaşma şansına bağlı olarak ailelerin bu yeni durumun güçlükleriyle baş edebilme becerileri de farklı olmaktadır

17 Anne-babaların ve tüm ailenin çok büyük değişimlere uyum sağlama ihtiyacı mutlaka strese yol açar ve ilişkilerde baskıya neden olabilir. Evlik ilişkileri ve anne baba çocuk ilişkilerinde sorunlar yaşanabilir. Özürlü bir çocuk ile ailesi arasındaki ilişkinin, sıradan bir aile çocuk ilişkisine oranla daha karmaşık, gergin ve dengesiz olduğu düşünülür. Bazı aileler bu durumla baş etmekte zorlanmakta ve bu çaresizlik hissi, anksiyete ve depresif belirtiler ortaya çıkarabilmektedir.

18 Engelli bir çocuğun aileye katılımı engelin doğası nedeniyle aile içi ilişkileri etkilediği gibi kardeş ilişkilerini de etkilemekte, ailenin dengesini değiştirmekte ve tekrar bu dengeyi kurmak için aile üyelerini zorlamaktadır. Bazı aileler çocuklarından engelli kardeşini kabul etmelerini bekleyebilirler. Bu durum normal gelişim gösteren kardeşlerin kaygı ve kıskançlık gibi içsel duygular yaşamalarına neden olabilir. Ebeveynler çocuklarının mutsuzluğunu fark edebilir ve problem durumunu reddedebilirler. Kardeşler, bir vekil ebeveyn olarak kendi ebeveynlerinin sağladığı yardım ve destek ile bir ailenin her zamankinden daha çok sorumluluğunu üstlenirler ENGELLİ ÇOCUK VE KARDEŞ UYUMU

19 . Engelli kardeşlerin bakımı konusunda aldıkları sorumluluktan baskı hissedebilirler. Engelli olmayan çocuklar engelli kardeşinden ailenin ev işlerine yardımcı olmaları beklenmemesinden dolayı kıskançlık duyabilirler. Engelli kardeşlerine duydukları kıskançlık, düşmanlık, kızgınlık duygularından dolayı normal gelişim gösteren çocuklar suçluluk duyabilirler. Kendini diğer çocuklardan, ailesini diğer ailelerden farklı görebilir. Engelli kardeşlerini kendi akran gruplarına dahil etme konusunda arkadaşlarına gücenebilir ve engelli bir kardeşe sahip olmaları nedeniyle akran tepkilerini yaşayabilirler. Engelli kardeşin fiziksel özellikleri veya uygun olmayan davranışları nedeniyle utanma hissedebilirler. Normal gelişim gösteren kardeşler, engelli kardeşlerinin sosyalleşmesi ve topluma kazandırılabilmesi için gereken sosyal, psikolojik ve eğitsel desteği sağlamada büyük önem taşımaktadırlar. Ancak engelli bir kardeşe sahip olmaya ilişkin yaşadığı karmaşık içsel duyguları kardeş ilişkilerini güçleştirmektedir

20

21

22

23

24

25

26

27

28 AİLE TEPKİLERİNİN EVRELERİ Ailelerin gelişimsel yetersizlikleri olan çocuklarını kabullerinde geçirdikleri süreçte verdikleri tepkiler üç evreden oluşmaktadır. Birinci evre şok, reddetme ve depresyon; ikinci evre ise karmaşa suçluluk, kızgınlık; üçüncü evre pazarlık etme, kabul ve uyumu içermektedir.

29 1 -ŞOK: Doğum sonrası çocuğun durumunun öğrenilmesi sonucunda ortaya çıkan ilk tepki 'şok'tur. Aile birden hiç beklemedikleri ve hazır olmadıkları bir durumla karşılaşmıştır. Bu ilk tepki yoğun bir biçimde ağlama, hissizleşme, çaresizlik, çevreye tepkisiz davranmak, sorulara veya konuşulanlara yanıt vermemek şeklinde kendini belli eder. Şok dönemi kişilerin kendi yapısı, aile içindeki durumu ve yakın akrabalarının etkileri, alınabilecek psikolojik destek doğrultusunda kısa veya uzun sürebilir. I. EVRE

30

31 2- REDDETME : Ailenin, çocuğunun gelişimsel yetersizlikleri olduğu gerçeğinden kaçması ve bu durumun olumsuz etkilerinden kendilerini koruma girişiminde bulunmasıdır. Önce çocuğu tümüyle ret ortaya çıkar.. Daha sonra ruhsal çatışmayı, hayal kırıklıklarını ve bunlara bağlı gelişen bunalımları hafifletmek için çocuğun engelinin reddine sıra gelir. Reddetme, olayların farkında olmamaya çalışma olarak da tanımlanabilir. Bu durum, ailenin başka şeylerle çok fazla meşgul olup, çocuğunun sorunlarıyla ilgilenmeye zaman bulamaması şeklinde kendini gösterebilir. Bu dönemde aile böyle bir çocuğu olduğunu kabul etmemekte ve çocuğunun normal olduğuna ilişkin kanıtlar aramaktadır. Bütün uzmanları dolaşarak çareler arar.

32

33

34

35 3. DEPRESYON: Aile mükemmel çocuk hayallerinin yıkıldığını düşünerek bir yas duygusu yaşarlar. Aile ‘Artık iş işten geçti, bundan sonra hiçbir şeyin anlamı yok' şeklinde düşünmeye başlar ve çevre ile ilişkilerini en aza indirir. Aileler bu dönemde normal çocuk özlemi de duyarlar.

36

37 4- KARMAŞA : Gelişimsel yetersizlikleri olan çocuğa sahip olmak ailenin yükünü önemli derecede arttırmaktadır. Çocuklarının neredeyse günün yirmi dört saati bakıma gereksinim göstermeleri, eğitim ve sağlık sorunları aileyi maddi ve manevi yönden yıpratmaktadır. Dolayısıyla anne-babalar, ‘Böyle bir çocuğum olacağına hiç olmasaydı' şeklinde tepki gösterebilmektedir. Bu durum pek çok ailede engellenme duygularına; dolayısıyla çocuklarına yönelik kızgınlık tepkilerine neden olmaktadır. Bir yandan bu olumsuz duyguları yaşarken, diğer yandan çocuklarını sevmekte ve onun için en iyisini yapmak istemektedirler. Bu durum ailede karışıklıklara neden olmaktadır. II.EVRE

38 5- SUÇLULUK : Aile çocuğun durumundan kendini sorumlu tutmaktadır. Ailelerin belki de en çok zorlandıkları duygu suçluluktur. Aile sürekli olarak ‘Niçin bu başımıza geldi' sorusunu yanıtlamaya çalışır. Ailenin bulduğu nedenler ise gerçekten çocuğun özür durumuyla ilişkili olmayabilir. Bu nedenle bazen aile çocuklarının durumunu geçmişte bulundukları bir davranışın Allah tarafından cezalandırılması olarak görebilir ve bu nedenle kendisini suçlayabilir. Diğer bir olasılık, ailenin yaşamlarını alt üst eden gelişimsel yetersizlikleri olan çocuklarına duydukları kızgınlıktan dolayı kendilerini suçlu hissetmeleridir

39 6. KIZGINLIK : Kızgınlık genellikle iki biçimde görülmektedir. İlkinde eşler ‘Neden bana?‘ sorularını tekrarlar. Bu tür kızgınlıklar genellikle normal olarak değerlendirilmektedir. İkinci tür kızgınlıkta, kızgınlık ya da öfke, problemin kaynağıyla ilişkili olmayan bir başkasına yönelmektir. Kızgınlığın ya da öfkenin yöneltildiği bu kişiler genellikle doktorlar ve eğitimcilerdir.

40 7-PAZARLIK : Pazarlık uyum sürecinin en son evrelerinden birisidir. Aile içi önemli olan çocuğunun normal hale gelmesidir. Aile çocuğunun özrünü ortadan kaldırmanın yollarını arar. Aile bunun gerçekleştirebileceğini umduğu herkesle pazarlığa girebilir. Bu kişi bir doktor, bir uzman, hoca ya da Allah olabilir. Pazarlık çoğu kez çocuğun iyileşmesi karşılığında bir şeyleri vermeyi ya da yapmayı kabul etmektir. Pazarlık genellikle çocuğun iyileşmesi yönünde yapılan en son girişim olarak değerlendirilmektedir. Pazarlık, suçluluk ve çaresizlik duygularının bir yansıması olmaktadır. III. EVRE

41 8. KABUL VE UYUM : Ulaşılması güç olan fakat engelli çocuk üzerinde en olumlu etkiyi bırakan son aşama kabul aşamasıdır. Bu aşamada aile gelişimsel yetersizlikleri olan çocuğunu tanıma, anlama ve problemlere çözüm bulma yönünde bilinçli çabalarda bulunur. Ancak öteki aşama ya da evrelerdeki olumsuz duygular hiçbir zaman tamamıyla ortadan kalkmaz. Bu aşamada aileler çocuklarını oldukları gibi kabul etmeye çocuğu ailenin bir bireyi olarak görmeye başlarlar. Çocuğun gereksinimleri karşılanmaya çalışılır ve uzmanlarla işbirliği yapılır. Uyum, kabul etme aşamasının eyleme dönüşmüş bir aşamasıdır.

42 Ailelerin birçoğu aşamaların en sonuncusu olan kabul aşamasına erişememektedirler. Bazı aileler red aşamasında takılmakta ve sürekli olarak çocuklarının normale döneceği beklentisi içinde olmaktadırlar. Ancak bazı ailelerin durumla daha kolay baş edebildikleri, aileye (büyüklük, kültürel yapı, sosyoekonomik düzey vb) ve çocuğa (özrün türü, derecesi vb) ait bazı özelliklerle aile bireylerinin kişilik özelliklerinin gelişimsel yetersizlikleri olan çocuğa sahip ailelerde sorunlarla baş etme becerilerini etkileyen etmenler olduğu görüşü de benimsenmektedir. Ailenin gelişimsel yetersizlikleri olan çocuğunu kabul etme süreci ne kadar uzarsa, yetersizliğin aile ve çocuk üzerindeki etkileri de o denli fazla olmaktadır.

43

44

45

46

47

48

49 Sosyal destek; stres altındaki ya da güç durumdaki bireye çevresindeki insanlar veya kurumlar tarafından sağlanan maddi ve manevi yardımlardır. Maddi, duygusal ve bilişsel unsurları kapsar. a. Duygusal Destek: Sevgi, hoşlanma, anlayış, kabul görme, değer verilme, özen gösterilme, korunma gereksinimlerini kapsar. b. Araçsal Destek: Parasal yardımı, materyal kaynakları, araç gereç yardımı gibi somut yardımları içerir. c. Bilgisel Destek: Sorun kabul edilen olaylarla başa çıkmada, tanımlayıcı nitelikte bilgiler vermeyi ve böylece sorunu anlamayı sağlayan destek biçimidir. d. Yaygın Destek: Boş vakitlerde diğer insanlarla zaman geçirme, eğlenme, rahatlama amacıyla yapılan aktiviteler, sosyal arkadaşlık olarak tanımlanabilir. Bir başa çıkma yöntemi olarak işlev görebilen sosyal destek, uzun ve kısa süreli stres ve kriz dönemlerinde, bireyin bilgi işleme sürecini etkileyerek, yeni durumlara ve uyarıcılara karşı uyumunu kolaylaştıran, zihinsel yapıyı destekleyen bir unsurdur. Bireyler ve gruplar arasındaki bağlantıları sağlayarak, ailenin stresle baş etmek için gereksinim duyduğu yardım ve destek ağını oluşturur. SOSYAL DESTEK

50 Aileler artık çocuklarını kabullenmiş ve onlarında yeteneklerinin oldugunun farkına varırlar.Çocuklarını bu konuda desteklerler.

51

52

53

54

55

56 TEŞEKKÜRLER


"ENGELLİ ÇOCUK SAHİBİ OLMAK. ENGELLİ Doğuştan veya sonradan herhangibir nedenle bedensel, zihinsel,ruhsal,duygusal ve sosyal yeteneklerini çeşitli derecelerde." indir ppt

Benzer bir sunumlar


Google Reklamları