Sunum yükleniyor. Lütfen bekleyiniz

Sunum yükleniyor. Lütfen bekleyiniz

Bakara Sûresi: 165-167 Kur’ân Buluşmaları: 68 ÜMİT ŞİMŞEK.

Benzer bir sunumlar


... konulu sunumlar: "Bakara Sûresi: 165-167 Kur’ân Buluşmaları: 68 ÜMİT ŞİMŞEK."— Sunum transkripti:

1 Bakara Sûresi: Kur’ân Buluşmaları: 68 ÜMİT ŞİMŞEK

2 وَمِنَ النَّاسِ مَنْ يَتَّخِذُ مِنْ دُونِ اللّٰهِ اَنْدَاداً يُحِبُّونَهُمْ كَحُبِّ اللّٰهِۜ وَالَّذ۪ينَ اٰمَنُٓوا اَشَدُّ حُباًّ لِلّٰهِۜ وَلَوْ يَرَى الَّذ۪ينَ ظَلَمُٓوا اِذْ يَرَوْنَ الْعَذَابَۙ اَنَّ الْقُوَّةَ لِلّٰهِ جَم۪يعاًۙ وَاَنَّ اللّٰهَ شَد۪يدُ الْعَذَابِ İnsanlardan öylesi de var ki, başkalarını Allah’a denk tutar da, Allah’ı sever gibi onları sever. İman edenlerin Allah’a olan sevgisi ise daha güçlüdür. Keşke o zalimler azabı gördükleri zaman anlayacakları gibi, şimdi anlasalardı bütün kuvvetin Allah’a ait olduğunu ve Allah’ın azabının pek çetin olduğunu! Bakara: 165

3  nidd / endâd  denk, eş, benzer, rakip  O Rabbiniz ki, size yeri bir döşek, göğü bir tavan yaptı. Gökten bir su indirdi; o suyla size ürünlerden rızık çıkardı. Bütün bunları bile bile kimseyi Allah’a denk tutmayın.  Bakara, 2:22  Halkı Onun yolundan alıkoymak için, başkalarını Allah’a denk tuttular. De ki: Nasiplenedurun; sonunda varacağınız yer ateştir.  İbrahim, 14:30 Bakara: 165 | endâd

4  İnsan sıkıntıya düştüğünde, Rabbine yönelerek Ona yakarır. Sonra Rabbi ona kendi katından bir nimet nasip ettiğinde, evvelce ettiği duayı unutur da, halkı Onun yolundan saptırmak için Allah’a eşler koşar. De ki: İnkârınla biraz oyalanadur; nasıl olsa ateş ehlindensin.  Zümer, 39:8 Bakara: 165 | endâd

5  Allah’ı sever gibi sevmek  kulluk ölçüsü  tâbi olmak, tâzim ve itaat  De ki: Eğer Allah’ı seviyorsanız bana uyun ki Allah da sizi sevsin ve günahlarınızı bağışlasın. Çünkü Allah çok bağışlayıcı, çok merhamet edicidir.  Âl-i İmrân, 3:31  Heveslerini tanrı edinen kimseyi gördün mü? Yoksa sen mi ondan sorumlu bir vekil olacaksın?  Furkan, 25:43 Bakara: 165 | muhabbet

6  Onlar hahamlarını, rahiplerini ve Meryem oğlu İsa’yı Allah’ın yanı sıra rab edindiler. Oysa onlar sadece tek bir Tanrıya kulluk etmekle emrolunmuşlardı. Ondan başka hiçbir tanrı yoktur. O, onların ortak koştukları şeylerden münezzehtir.  Tevbe, 9:31  Onlar hahamlarına ve rahiplerine ibadet etmediler. Fakat hahamları ve rahipleri birşeyi onlara helâl kılınca helâl sayıyor, haram kılınca da haram sayıyorlardı.  Tirmizî, Tefsir 9:10 Bakara: 165 | muhabbet

7  Ey iman edenler! İnkârı imana tercih ettikleri takdirde, babalarınızı ve kardeşlerinizi veli edinmeyin. Sizden kim onları veli edinirse, işte onlar zalimlerin tâ kendisidir.  De ki: Eğer babalarınız, oğullarınız, kardeşleriniz, eşleriniz, aşiretiniz, kazandığınız mallar, kesada uğramasından korktuğunuz ticaret ve hoşunuza giden meskenler size Allah’tan, Resulünden ve Onun yolunda cihaddan daha sevimli geliyorsa, o zaman Allah’ın emri gelinceye kadar bekleyin. Çünkü Allah fasıkları amaçlarına ulaştırmaz.  Tevbe, 9:23-24 Bakara: 165 | muhabbet eğitimi

8  Onlar, dünya hayatını âhirete tercih eden, halkı Allah’ın yolundan alıkoyan ve o yolu eğri göstermeye çalışanlardır. İşte onlar pek derin bir sapıklık içindedirler.  İbrahim, 14:3  Gece bastırınca, İbrahim bir yıldız gördü, “İşte rabbim” dedi. Batınca da, “Ben batıp gidenleri sevmem” dedi.  En’âm, 6:76 Bakara: 165 | muhabbet eğitimi

9  Kalbi imanla huzura ermiş olduğu halde inkâra zorlanan kimse hariç, kim iman ettikten sonra kâfir olur ve gönül rızasıyla inkârı benimserse, öyleleri Allah’ın gazabına uğrar; onların hakkı büyük bir azaptır.  Buna sebep, onların dünya hayatını âhirete tercih etmeleridir. Çünkü Allah kâfirler güruhuna yol göstermez.  Nahl, 16: Bakara: 165 | muhabbet eğitimi

10  Süleyman, “Rabbimi hatırlattığı için mal sevgisi bana hoş geliyor” dedi. Nihayet atlar gözden kayboldular.  Sâd, 38:32  Sevdiğiniz şeylerden bağışta bulunmadıkça hayra ermiş olmazsınız. Sizin hayır için harcadığınız herşeyi ise Allah bilir.  Âl-i İmrân, 3:92  Peygamber mü’minlere kendi canlarından daha yakındır; onun eşleri de mü’minlerin anneleridir.  Ahzâb, 33:6 Bakara: 165 | muhabbet eğitimi

11  Ey iman edenler! Sizden kim dininden dönerse, Allah onların yerine öyle bir topluluk getirir ki, Allah onları sever, onlar Allah’ı sever. Onlar mü’minlere karşı alçak gönüllü, kâfirlere karşı izzetlidirler; Allah yolunda cihad ederler; dil uzatanın kınamasından da korkmazlar. Bu Allah’ın lütfudur ki, dilediğine verir. Allah ise lütuf ve keremi pek geniş olan ve herşeyi hakkıyla bilendir.  Mâide, 5:54 Bakara: 165 | muhabbet eğitimi

12  Daha önce kendilerine bir yurt edinmiş ve imanı benliklerine sindirmiş olanlar, kendilerine hicret edenlere muhabbet beslerler; onlara verilenlerden dolayı gönüllerinde bir sıkıntı duymazlar; hattâ kendileri ihtiyaç içinde olsalar bile onları kendi nefislerine tercih ederler. Kim nefsinin tutkularından korunmuşsa, işte onlar kurtuluşa ermiş olanlardır.  Haşir, 59:9 Bakara: 165 | muhabbet eğitimi

13  Mü’minden başkasıyla dostluk kurma; yemeğini de müttakîlerden başkasına tattırma.  Ebû Dâvud, Edeb: 16; Tirmizî, Zühd: 56  Kişi sevdiğiyle beraberdir.  Buharî, Edeb: 96; Müslim, Birr: 165  Yüce Allah kıyamet gününde buyurur ki:  Nerede Benim celâlim hakkı için birbirini sevenler? Onları Benim gölgemden başka bir gölgenin bulunmadığı bugünde Arş’ımın gölgesinde gölgelendireyim.  Müslim, Birr: 37 Bakara: 165 | muhabbet eğitimi

14  Üç şey var ki, bunlar kimde bulunursa, o kimse imanın tadını bulmuş demektir:  Kendisi için Allah ve Resulünden daha sevgili birisi bulunmamak,  Sevdiği kimseyi ancak Allah için sevmek,  Allah kendisini küfür bataklığından kurtarmışken, tekrar küfre dönmeyi ateşe atılmak kadar kötü görmek.  Buharî, İman: 9, 14; Müslim, İman: 67  Bir kimse bir hastayı yahut Allah için kardeş tuttuğu birisi ziyarete gittiğinde, bir nida edici ona şöyle seslenir:  Ne mutlu sana, güzel bir yolculuk yaptın ve kendine Cennette bir yer hazırladın.  Tirmizî, Birr: 64 Bakara: 165 | muhabbet eğitimi

15  Adamın birdi, başka bir beldedeki kardeşini ziyarete gitmişti.  Yüce Allah, onu gözetlemek için yolu üzerinde bir meleği görevlendirdi.  Melek onunla karşılaşınca sordu:  “Nereye niyetin böyle?”  Adam “Şu beldedeki kardeşimi ziyaret edeceğim” dedi.  Melek “Ondan eline geçecek bir menfaatin mi var?” diye sordu.  Adam “Hayır,” dedi. “Ben onu sadece Allah Tealâ için seviyorum.”  Melek dedi ki:  “Ben Allah’ın sana şunu bildirmek için gönderdiği elçisiyim: Sen nasıl kardeşini seviyorsan, Allah da seni öylece seviyor.”  Müslim, Birr: 38 Bakara: 165 | muhabbet eğitimi

16  «İman edenlerin Allah’a olan sevgisi daha güçlüdür.»  İşte bu yüzden onların Allah’a muhabbeti daha şiddetlidir  Çünkü Allah sevgisi, başka sevgileri dışlayan bir sevgi değildir  Allah’ı seven ve başka şeyleri de Allah için seven kimselerin sevdikleri herşey Allah’a olan muhabbetlerine muhabbet katar Bakara: 165 | muhabbet eğitimi

17  «Keşke o zalimler…»  Lokman oğluna öğüt verirken dedi ki: “Oğlum, Allah’a ortak koşma. Çünkü şirk büyük bir zulümdür.”  Lokman, 31:13  İman eden ve imanlarına zulüm bulaştırmamış olanlar— korkudan emin olmak işte onların hakkıdır; doğru yolda olanlar da onlardır.  En’âm, 6:82  Buradaki zulüm Allah’a ortak koşmaktır. (Resulullah [s.a.v.] bundan sonra Lokman sûresinin âyetini okudu.)  Buhârî, Tefsir 6:3; Müslim, İman: 197; Tirmizî, Tefsir 6:4 Bakara: 165 | zulüm = şirk

18 اِذْ تَبَرَّاَ الَّذ۪ينَ اتُّبِعُوا مِنَ الَّذ۪ينَ اتَّبَعُوا وَرَاَوُا الْعَذَابَ وَتَقَطَّعَتْ بِهِمُ الْاَسْبَابُ O zaman, izinden gidilenler, kendilerine uyanlardan uzaklaşır ve onları reddederler; artık azabı görmüşler ve hiçbir çareleri kalmamıştır. Bakara: 166

19 وَقَالَ الَّذ۪ينَ اتَّبَعُوا لَوْ اَنَّ لَنَا كَرَّةً فَنَتَبَرَّاَ مِنْهُمْ كَمَا تَبَرَّؤُ۫ا مِنَّاۜ كَذٰلِكَ يُر۪يهِمُ اللّٰهُ اَعْمَالَهُمْ حَسَرَاتٍ عَلَيْهِمْۜ وَمَا هُمْ بِخَارِج۪ينَ مِنَ النَّارِ۟ Arkadan gidenler, o zaman, “Keşke,” derler, “bir fırsatımız daha olsa da, şimdi onların bizi reddettiği gibi biz de onları reddetsek!” İşte Allah onlara yaptıklarını böyle bir pişmanlık halinde gösterir. Artık onların ateşten çıkacakları da yoktur. Bakara: 167

20  O gün takvâ sahiplerinden başka bütün dostlar birbirine düşman kesilirler.  Zuhruf, 43:67  İbrahim şunu da söyledi: “Siz bu dünya hayatında aranızda muhabbet olsun diye, Allah’ı bırakıp da kendinize putlar edindiniz. Kıyamet gününde ise birbirinizi inkâr edecek, birbirinize lânet okuyacaksınız. Barınacağınız yer ateş olacak; hiçbir yardımcınız da bulunmayacak.”  Ankebut, 29:25 Bakara: | zalimlerin çekişmesi

21  Derken onların hepsi Allah’ın huzuruna çıkarlar. Güçsüz olanları, büyüklük taslayanlara derler ki: “Biz size uymuştuk. Şimdi bizi Allah’ın azabından biraz olsun kurtarabiliyor musunuz?” Onlar ise “Allah bize hidayet verseydi biz de size yol gösterirdik,” derler. “Artık ister feryad edelim, ister sabredelim, bizim için birdir. Sığınacak hiçbir yer yok!”  Hüküm verildiğinde Şeytan der ki: “Allah size gerçek bir vaadde bulundu. Ben de size bir vaadde bulundum ve yalancı çıktım. Ama sizin üzerinizde benim bir gücüm yoktu. Sizi çağırdım, siz de kabul ettiniz. Onun için beni değil, kendinizi kınayın. Artık ne ben sizi kurtarabilirim, ne siz beni kurtarabilirsiniz. Sizin beni Allah’a ortak koşmanızı ben zaten kabul etmiyordum ki!” Zalimlerin hakkı işte böyle acı bir azaptır.  İbrahim, 14:21-22 Bakara: | zalimlerin çekişmesi

22  İnkâr edenler, “Ne bu Kur’ân’a inanırız, ne de ondan öncekilere” dediler. Sen o zalimleri Rablerinin huzurunda durduruldukları zaman bir görsen! Birbirlerine söz yetiştirmektedirler. Güçsüz olanlar, büyüklük taslayanlara derler ki: “Siz olmasaydınız biz mü’min olmuştuk.”  Büyüklük taslayanlar da güçsüzlere derler ki: “Siz doğru yolu buldunuz da biz mi sizi yoldan çevirdik? Siz kendiniz mücrim olup çıkmıştınız.”  Güçsüzler ise büyüklük taslayanlara “Gece gündüz işiniz düzenbazlıktı,” derler. “Böylece, Allah’a nankörlük edip de başkalarını ona denk tutmamızı emrediyordunuz.” Azabı gördüklerinde, için için pişmanlık duymaktadırlar. Biz ise o kâfirlerin boyunlarına boyundurukları geçirmişizdir. Onlar yaptıklarından başka birşeyle mi cezalanıyorlar?  Biz hangi ülkeye bir uyarıcı gönderdiysek, oranın refah içinde şımarmış ileri gelenleri, “Sizinle gönderileni biz inkâr ediyoruz” dediler.  Sebe’, 34:31-34 Bakara: | zalimlerin çekişmesi

23  O gün Allah onlara “Haydi, Bana ortak olduklarını iddia ettiğiniz şeylere seslenin” buyurur. Çağırırlar da. Fakat onlar cevap vermez. Çünkü Biz aralarına bir uçurum koymuşuzdur.  Artık mücrimler ateşi görmüş, oraya düşeceklerini anlamış, fakat kaçacak bir yer bulamamışlardır.  Kehf, 18:52-43 Bakara: | zalimlerin çekişmesi

24  O gün Allah onlara, “Nerede Bana ortak zannettiğiniz şeriklerim?” diye seslenir.  Haklarında azap vaadi gerçekleşmiş olanlar, “Rabbimiz,” derler. “İşte şunlar bizim azdırdıklarımızdır. Kendimiz nasıl azdıysak, onları da öylece azdırdık. Şimdi biz onlardan uzaklaşıp Sana sığınıyoruz. Zaten onlar bize tapmıyorlardı.”  “Çağırın ortaklarınızı” denir. Çağırırlar; fakat onlar cevap vermez. Artık azabı da görmüşlerdir. Ne olurdu, vaktiyle doğru yolu tutmuş olsalardı!  Kasas, 8:62-64 Bakara: | zalimlerin çekişmesi

25  Onların gireceği yer Cehennemdir. Ne kötü bir döşektir o!  İşte kaynar su ile irin; tatsınlar onu!  Bunlara benzer daha nice azaplar var.  “İşte şunlar da sizinle beraber azaba göğüs gerecek olan güruh” denir. Ateştekiler “Rahat yüzü görmesinler,” derler. “Onlar da ateşe girecekler.”  Onlar ise “Asıl siz rahat yüzü görmeyin,” derler. “Bu âkıbeti siz bize hazırladınız. Ne kötü bir yer burası!”  “Rabbimiz,” derler. “Kim bunu başımıza getirdiyse, Sen ona ateşten kat kat azap ver!”  Sonra derler ki: “Ne oluyor bize, dünyada iken kötü saydığımız adamları niçin burada göremiyoruz?  “Halbuki biz onlarla eğlenirdik. Yoksa gözümüzden mi kaçtılar?”  Ateş ehlinin böylece çekişmesi gerçektir.  Sâd, 38:56-64 Bakara: | zalimlerin çekişmesi

26  O gün Cennet takvâ sahiplerine yaklaştırılmıştır.  Cehennem de azgınlara gösterilmiştir.  Onlara denir ki: “Nerede şimdi taptıklarınız—  “Allah’tan başka? Size yardım edebiliyorlar mı? Veya kendilerini olsun kurtarabiliyorlar mı?”  Derken, Cehenneme tepetaklak atılırlar onlar da, azgınlar da.  Ve hep birlikte İblis’in orduları da.  Cehennemde çekişip dururken derler ki: . /.. Bakara: | zalimlerin çekişmesi

27 ./..  “Allah’a yemin olsun, apaçık bir sapıklık içindeymişiz.  “O vakit sizi Âlemlerin Rabbiyle bir tutuyorduk.  “Fakat bizi o mücrimler saptırdı.  “Şimdi ne bir şefaatçimiz var bizim,  “Ne de candan bir dostumuz.  “Ne olur, bir fırsatımız daha olsa da mü’minlerden olsaydık!”  İşte bunda bir âyet vardır. Fakat onların çoğu yine iman etmez.  Rabbin ise hem Azizdir, hem Rahîm.  Şuarâ, 26: Bakara: | zalimlerin çekişmesi

28  Ateşin karşısında durdurulduklarında “Ne olurdu, dünyaya geri gönderilseydik de Rabbimizin âyetlerini yalanlamayıp mü’minlerden olsaydık” derken onları bir görsen!  Aslında onların daha önce gizlemekte oldukları şey ortaya çıkmıştır. Yoksa, dünyaya geri gönderilecek olsalar bile, yine kendilerine yasaklanmış şeylere dönerlerdi. Onlar besbelli yalan söylüyorlar.  Bir de “Bu dünyadaki hayatımızdan başka hayat yok; biz tekrar diriltilecek değiliz” demişlerdi.  Sen onları Rablerinin huzuruna çıkarıldıkları zaman bir görsen! Allah “Bu gerçek değil miymiş?” buyurur. “Evet,” derler, “Rabbimize and olsun ki gerçekmiş.” Allah buyurur ki: “İnkâr edip durduğunuz için şimdi tadın bakalım azabı!”  En’âm, 6:27-30 Bakara: | zalimlerin çekişmesi

29  «Allah onlara yaptıklarını böyle bir pişmanlık halinde gösterir»  Yaptıkları iyi – kötü herşey boşa çıkmıştır / inkârları sebebiyle  İşledikleri kötülükler de bir sonuç vermemiş, hepsi azap olarak karşılarına çıkmıştır  Onların bütün işledikleri boşa çıkmış, böylece hüsrana düşmüşlerdir.  Mâide, 5:53 Bakara: | zalimlerin pişmanlığı

30  “Yaptıkları yüzünden en ziyade hüsrana düşenleri size haber verelim mi?” de.  Onların dünya hayatındaki çabaları boşa gitmiştir; öyleyken, çok iyi bir iş yaptıklarını sanmaktadırlar.  Onlar, Rablerinin âyetlerini ve Ona kavuşmayı inkâr eden kimselerdir. Bu yüzden bütün yaptıkları boşa çıkmıştır. Biz de kıyamet gününde onlar için terazi tutmayız.  Kehf, 18: Bakara: | zalimlerin pişmanlığı

31  «Ateşten çıkacak değiller»  geçici bir süre ceza çekip kurtulacak da değiller  sürekli kalacakları yer alelâde bir hapishane de değil; Cehennem ateşi!  Şimdi ayrılın bakalım, ey mücrimler!  Yâsin, 36:59 Bakara: | ebedî ateş hapsi

32  Âyetlerimizi inkâr edenler ise, defterleri sol taraftan verilecek uğursuzluk ehlidir.  Ateşin kapıları onların üzerine kilitlenir.  Beled, 90:19-20  Hutame’nin ne olduğunu biliyor musun?  Allah’ın tutuşturulmuş ateşidir.  Yüreklere kadar işler.  Üzerlerine kapılar kapatılır.  Uzun sütunlara bağlanmışlardır.  Hümeze, 104:5-9 Bakara: | ebedî ateş hapsi

33  İnternet adresleri   utesav.org.tr  facebook.com/yazarumitsimsek


"Bakara Sûresi: 165-167 Kur’ân Buluşmaları: 68 ÜMİT ŞİMŞEK." indir ppt

Benzer bir sunumlar


Google Reklamları