Sunum yükleniyor. Lütfen bekleyiniz

Sunum yükleniyor. Lütfen bekleyiniz

Doğal olarak bulunan veya laboratuvarda yapay olarak elde edilen elementler içinde soy gazlar doğada tek atomlar hâlinde bulunur. Tek atomlardan oluştu-ğu.

Benzer bir sunumlar


... konulu sunumlar: "Doğal olarak bulunan veya laboratuvarda yapay olarak elde edilen elementler içinde soy gazlar doğada tek atomlar hâlinde bulunur. Tek atomlardan oluştu-ğu."— Sunum transkripti:

1

2 Doğal olarak bulunan veya laboratuvarda yapay olarak elde edilen elementler içinde soy gazlar doğada tek atomlar hâlinde bulunur. Tek atomlardan oluştu-ğu için helyum gazına monoatomikgaz denir. Soy gazlar dışındaki elementler doğada iki veya daha fazla atomdan oluşan molekül hâlinde bulunur. Molekül, iki veya daha fazla atomun belirli oranda birleşmesiyle oluşan bir kimyasal türdür. Bir elementin molekülleri tek tür atom içerir. Azot (N 2 ) ve oksijen (O 2 ) molekülleri iki atom içerdiği için bu tür elementlere diatomik elementler denir. Diğer diatomik elementlere H 2, F 2, Cl 2, Br 2 ve I 2 örnek verilebilir. Bir molekül, farklı element atomlarının belirli oranda birleşmesiyle de oluşabilir. Örneğin, hidrojen (H 2 ) ve oksijen (O 2 ) elementleri belirli bir oranda birleşerek su (H 2 O) moleküllerini oluşturabilir. Her su molekülünde 1 tane oksijen atomu ve 2 tane hidrojen atomu vardır. Su molekülünde olduğu gibi, farklı tür atomların birleşmesiyle oluşan saf maddelere bileşik denir. Element ve bileşikler kimyasal olarak farklı türlerdir.

3

4

5 Na +, NH 4 +, Cl - veya NO 3 - gibi pozitif veya negatif yüklü atom veya moleküllere iyon adı verilir. Nötr atomlar ve atomlar arasındaki etkileşimler sonucunda oluşan moleküller ve iyonlar farklı maddeleri oluşturan kimyasal türlerdir

6

7

8

9

10

11 Doğal olarak bulunan veya laboratuvarda yapay olarak elde edilen elementler içinde soy gazlar doğada tek atomlar hâlinde bulunur. Tek atomlardan oluştu-ğu için helyum gazına monoatomikgaz denir. Soy gazlar dışındaki elementler doğada iki veya daha fazla atomdan oluşan molekül hâlinde bulunur. Molekül, iki veya daha fazla atomun belirli oranda birleşmesiyle oluşan bir kimyasal türdür. Bir elementin molekülleri tek tür atom içerir. Azot (N 2 ) ve oksijen (O 2 ) molekülleri iki atom içerdiği için bu tür elementlere diatomik elementler denir. Diğer diatomik elementlere H 2, F 2, Cl 2, Br 2 ve I 2 örnek verilebilir. Bir molekül, farklı element atomlarının belirli oranda birleşmesiyle de oluşabilir. Örneğin, hidrojen (H 2 ) ve oksijen (O 2 ) elementleri belirli bir oranda birleşerek su (H 2 O) moleküllerini oluşturabilir. Her su molekülünde 1 tane oksijen atomu ve 2 tane hidrojen atomu vardır. Su molekülünde olduğu gibi, farklı tür atomların birleşmesiyle oluşan saf maddelere bileşik denir. Element ve bileşikler kimyasal olarak farklı türlerdir.

12 Kimyasal Türler Arasındaki Etkileşimler

13 Birbirine yaklaşan iki atomun negatif yüklü elektronları ve pozitif yüklü çekirdekleri birbirini iter. Ancak aynı zamanda her bir atomun pozitif yüklü çekirdeği diğer atomun elektronlarını çeker. Aynı anda gerçekleşen etkileşimlerden çekme kuvvetleri itme kuvvetlerinden çok daha büyük olduğunda iki kimyasal tür arasında güçlü etkileşim oluşur. İki kimyasal tür arasında güçlü etkileşimler olduğunda bu türler birbirine sıkıca çekilir ve bir arada tutulur. Kimyasal türler arasındaki güçlü etkileşimlere kimyasal bağ denir.

14 Bazı kimyasal türler arasındaki çekme ve itme kuvvetleri arasındaki fark çok büyük değildir. Böyle durumlarda iki kimyasal tür arasında zayıf etkileşim oluşur. Güçlü etkileşimlerde yeni kimyasal türlerin oluştuğunu görmüştük; kimyasal türler arasında zayıf etkileşimler olduğunda ise yeni kimyasal türler oluşmaz. Kimyasal türler arasındaki zayıf etkileşimlere fiziksel bağ denir.

15 Kimyasal türler arasındaki güçlü etkileşimlerde yeni kimyasal türlerin oluşması başlangıçtaki maddelerden farklı özellikte yeni maddelerin oluşması demektir. Kimyasal bağlar oluştuğunda maddenin kimliği değişmektedir, oysa zayıf etkileşimlerde maddenin kimliği değişmez.

16

17  İki kimyasal tür arasında güçlü bir etkileşim mi yoksa zayıf bir etkileşim mi olduğunu nasıl bilebiliriz?  İki kimyasal tür arasında gerçekleşen elektrostatik çekme kuvvetleri itme kuvvetlerinden büyük olduğunda bir bağ oluşur ve enerji açığa çıkar. Çekme kuvvetinin büyüklüğü arttıkça açığa çıkan enerji de daha fazla olur.  Bu nedenle iki kimyasal tür arasında güçlü bir etkileşim olduğunda daha fazla enerji açığa çıkarken, zayıf bir etkileşim olduğunda daha az enerji açığa çıkar.

18 Aralarında elektrostatik çekme kuvvetleri bulunan iki kimyasal türü ayırmaya çalıştığımızda enerji vermemiz gerekir. Güçlü bir etkileşimle birbirine bağlanan iki kimyasal türü birbirinden ayırmak için daha fazla enerji vermemiz gerekir. Oysa iki kimyasal tür arasındaki zayıf etkileşimleri yenmek için daha az enerji yeterli olacaktır.

19 Kimyasal türler arasında çekim kuvvetleri oluştuğunda enerji açığa çıkar. Kimyasal türler arasındaki çekim kuvvetlerini yenmek için ise enerji verilmesi gerekir.

20 Güçlü etkileşimlerde açığa çıkan veya verilmesi gereken enerji daha büyüktür.

21 Birbirine güçlü etkileşimlerle bağlanan iki kimyasal türü birbirinden ayırmak için yaklaşık olarak 40 kj/mol veya daha yüksek enerji gerekir. İki kimyasal tür arasında zayıf etkileşimler olduğunda ise bu zayıf etkileşimleri yenmek için yaklaşık olarak 40 kj/mol’den daha az enerji gerekir. Zayıf etkileşimler sonucunda maddenin kimliği değişmez, moleküller arası etkileşimler sadece maddenin fiziksel hâli etkilenir. Zayıf etkileşimlere moleküller arası etkileşimler de denir.

22

23

24 Bir maddenin reaktifliği, onun reaksiyona girme eğilimidir. Bazı elementler çok reaktiftir ve kolayca reaksiyona girer, bazı elementler ise kararlı bir yapıya sahiptir ve bu nedenle pek reaktif değildir. GÜÇLÜ ETKİLEŞİMLER

25 DEĞERLİK ELEKTRONLARI Atomlar arasında güçlü etkileşimler sonucunda kimyasal bağ oluşurken atomların çekirdeklerine en uzakta bulunan elektronlar etkileşir. Atomun en dış katmanındaki elektronlara DEĞERLİK ELEKTRONLARI denir.

26 Bir elementin reaktifliği element atomlarının katman- elektron dizilimine ve değerlik elektronları sayısına bağlıdır.

27

28 Atomların soy gaz elektron dizilimine sahip olmasının bir yolu, değerlik elektronları sayısına bağlı olarak elektron almaları veya elektron vermeleridir. Bir atom, elektron aldığında veya verdiğinde yüklü bir atom oluşur. iyon Pozitif veya negatif yüklü atom veya moleküle iyon denir. katyon Bir atom değerlik elektronlarını verdiğinde atomdaki proton sayısı elektron sayısından fazla olduğu için pozitif yüklü bir iyon oluşur. Pozitif yüklü iyonlara katyon denir.

29 anyon Bir atom elektron aldığında ise negatif yüklü bir iyon oluşur ve negatif yüklü iyonlara anyon adı verilir.

30

31

32

33

34

35

36 Nötral atomlar için olduğu gibi iyonlar için de Lewis sembolleri yazılabilir. İyonların Lewis sembolleri yazılırken iyonu oluşturan element sembolünün etrafına, iyondaki değerlik elektronu sayısı kadar nokta yerleştirilir. Element sembolü ve noktalar köşeli parantez içine alınır. İyonun yükü ise köşeli parantezin sağ üst köşesine yazılır.

37 Magnezyum atomu aşağıda gösterildiği gibi soy gaz katmanelektron dizilimine sahip olmak için ya altı elektron almalı ya da iki elektron vermelidir. İki elektron vermek altı elektron almaktan daha az enerji gerektirir. Bu yüzden, Mg atomu 2 değerlik elektronunu vererek soy gaz katman-elektron dizilimine sahip olma eğilimindedir.

38 Oksijen atomu aşağıda gösterildiği gibi, soy gaz katman-elektron dizilimine sahip olmak için ya iki elektron almalı ya da altı elektron vermelidir. Oksijen atomunun iki elektron alması altı elektronunu vermesinden daha az enerji gerektirir. Bu yüzden oksijen atomu 2 elektron alarak neonun elektron dizilimine sahip olma eğilimindedir.

39

40 Sodyum ve klor atomları arasındaki bu reaksiyon Lewis sembolleri ile aşağıdaki gibi gösterilebilir.

41 Bir iyonik bileşikteki katyonların ve anyonların oranı daima iyonik bileşik yüksüz olacak şekildedir. Bu bileşikte elektriksel nötralliğin sağlanması için her bir magnezyum katyonuna karşılık iki florür anyonu olduğu için bileşik MgF 2 formülü ile gösterilir.

42 İyonik Bileşikler Moleküllerden Oluşmaz İyonik bir bileşikte, iyonlar arasındaki çekim kuvvetleri tek bir katyon ve tek bir anyonla sınırlı değildir. Her katyon etrafındaki birden fazla anyonu çeker. Aynı şekilde, her anyon da tek bir katyonu değil etrafındaki birden fazla katyonu çeker. İyonların böyle sıkı bir şekilde istiflenmesi her tuzun (örneğin sodyum klorür) ayrı bir kristal yapısına sahip olmasına neden olur.

43 İyonik Bileşikler Moleküllerden Oluşmaz

44

45 İyonik Bağlar Güçlüdür Bir tuz kristalinde iyonlar arasında hem itme hem de çekme kuvvetleri vardır. Aynı yüklü iyonlar birbirini iter, Sodyum klorür kristalinde her Na + iyonu etrafındaki diğer Na + iyonlarını iter. Aynı şey Cl - iyonları için de geçerlidir. Bir diğer itme kuvveti iyonların elektronları arasındaki itme kuvvetidir. İyonlar zıt yüklü olduğunda bile birbirine çok yaklaştığında iyonların elektronları birbirini iter. Zıt yüklü iyonlar arasında ise çekme kuvvetleri vardır. İyonlar arasındaki toplam çekim kuvvetleri itme kuvvetlerinden çok daha büyüktür ve bu nedenle iyonik bağlar çok güçlüdür.

46 İyonik Bileşiklerin Özellikleri Tüm iyonik bileşiklerde iyonlar arasında güçlü çekim kuvvetleri söz konusudur. Bu güçlü çekim kuvvetleri nedeniyle iyonik bileşiklerin erime ve kaynama noktaları moleküler bileşiklerden çok daha yüksektir. Zıt yüklü iyonlar arasında ise çekme kuvvetleri vardır.

47 İyonik Bileşiklerin Özellikleri İyonik bileşiklerin bir diğer özelliği sıvı hâldeyken veya suda çözündüklerinde elektrik akımını iletmeleridir. Bir maddenin elektrik akımını iletebilmesi için iki koşul sağlanmalıdır. Birincisi, maddede yüklü tanecikler olmalıdır. İkincisi, bu tanecikler serbestçe hareket edebilmelidir.

48 Katı hâldeki iyonik bileşikler genellikle elektriği iletmez, çünkü iyonlar serbest hareket edemez. İyonlar serbestçe hareket edebildiğinde ise tuzlar elektriği çok iyi iletir. İyonların hareket edebilmesi ancak tuz eridiğinde veya çözündüğünde mümkündür.

49 Tuz kristalindeki iyonlar, tekrarlanan bir düzende katmanlar oluşturacak şekilde düzenlenmiştir.

50 Bir Maddenin İyonik Bir Bileşik Olup Olmadığını Belirleme Bir maddenin iyonik bir bileşik olup olmadığını belirlemek için laboratuvarda aşağıdaki işlemleri yapabilirsiniz. Tüm iyonik bileşikler oda sıcaklığında katı hâldedir Maddeyi inceleyin. Tüm iyonik bileşikler oda sıcaklığında katı hâldedir. Madde sıvı veya gaz hâlindeyse iyonik bir bileşik değildir. Madde katı hâldeyse iyonik bir bileşik olabilir de olmayabilir de. İyonik bileşikler sert ve kırılgandır. Maddeye hafifçe vurun. İyonik bileşikler sert ve kırılgandır. Madde iyonik bir bileşikse kolayca parçalanmayacaktır. Parçalandığında ise daha küçük kristallere ayrılır, toz hâline gelmez. İyonik bileşiklerin erime ve kaynama noktaları genellikle çok yüksektir. Maddeden bir miktar alın ve ısıtın. İyonik bileşiklerin erime ve kaynama noktaları genellikle çok yüksektir. İyonik bileşikler sıvı hâlde elektrik akımını iyi iletir. Madde erirse, eriyen maddenin elektriği iletip iletmediğini görmek için iletkenlik testi yapın. İyonik bileşikler sıvı hâlde elektrik akımını iyi iletir. İyonik bileşikler suda çözündüklerinde elektrik akımını iletir. Bir miktar maddeyi suda çözün. Oluşan çözeltinin elektriği iletip iletmediğini görmek için iletkenlik testi yapın. İyonik bileşikler suda çözündüklerinde elektrik akımını iletir.

51 Kovalent Bağ

52 Atomlar Arasında Elektronların Paylaşılması İki hidrojen atomu birbirine yaklaştığında oluşan itme ve çekme kuvvetleri gösterilmiştir. Görüldüğü gibi, iki atomun negatif yüklü elektronları ve pozitif yüklü çekirdekleri birbirini iter. Ancak aynı zamanda her bir atomun pozitif yüklü çekirdeği diğer atomun elektronunu çeker. Bu çekme kuvveti itme kuvvetlerinden daha büyük olduğu için iki hidrojen atomu arasında güçlü bir etkileşim olur ve bir arada tutulur.

53 İki hidrojen atomunun elektronlarını paylaşması sonucunda hidrojen atomundan daha kararlı olan H 2 molekülü oluşur. kovalent bağ H 2 molekülünde iki hidrojen atomunu bir arada tutan bağ bir elektron çiftinin paylaşılmasıdır. Bu şekilde, iki atom arasında iki veya daha fazla değerlik elektronunun ortaklaşa kullanılmasıyla oluşan bağlara kovalent bağ denir. Bir metal ve bir ametal atomu arasında genellikle iyonik bağ oluşur; ametal atomları arasında ise genellikle kovalent bağ oluşur.

54

55 Bir molekülün Lewis yapısı çizilirken iki atom arasında ortaklaşa kullanılan değerlik elektronları iki atom arasında gösterilir. İki atom arasında paylaşılmayan değerlik elektronları ise hangi atoma aitse o atom etrafında gösterilir. Atomlar arasında kovalent bağlanmayı sağlayan her elektron çifti bir çizgi ile de gösterilebilir.

56

57

58 Bazı moleküllerde atomlar, oktetlerini tamamlamak için iki veya daha fazla elektron çiftini ortaklaşa kullanabilir. Bu moleküllerin Lewis sembollerinde iki atomun ortaklaşa kullandığı her elektron çifti ayrı bir çizgi ile gösterilir. ikili kovalent bağ O 2 molekülünde Oksijen atomları arasında ortaklaşa kullanılan dört elektron ikili kovalent bağ oluşturur ve iki çizgi ile gösterilebilir.

59 üçlü kovalent bağ İki azot atomu N 2 molekülünü oluştururken üç çift elektronu ortaklaşa kullanarak oktetini tamamlar. Böylece iki azot atomu arasında üçlü kovalent bağ oluşur.

60 CO 2 molekülü, ikili kovalent bağ içeren moleküllere bir diğer örnektir. CO molekülünde ise karbon ve oksijen atomlarının oktetini tamamlaması için C ve O atomları arasında üçlü kovalent bağ oluşur.

61 H apolar kovalent bağ H 2 molekülünde olduğu gibi bağ elektronları iki atom arasında eşit olarak paylaşıldığında oluşan bağa apolar kovalent bağ denir.

62 Birçok kovalent bağ iki farklı atom arasında oluşur ve farklı atomlar paylaşılan elektronları farklı kuvvetle çekerler. Böyle durumlarda, bağ elektronlarının hangi atom tarafından daha fazla çekileceği atomların elektronegatiflik değerlerine bağlıdır.

63 Atomların elektronegatiflikleri önemli derecede farklıysa farklı bir tür kovalent bağ oluşur. O atomunun elektronegatifliği (3,5), C atomunun elektronegatifliğinden (2,5) daha fazladır ve bu nedenle O atomu bağ elektronlarını C atomundan daha fazla çeker. Bunun sonucunda iki atom bağ elektronlarını eşit olarak paylaşmaz. polar kovalent bağ Bağ elektronlarının iki atom tarafından eşit olarak paylaşılmadığı kovalent bağlara polar kovalent bağ denir.

64

65 Hidroflorik asit (HF) çözeltisi Resim 3.2.6’da görüldüğü gibi cama resim işlemek için kullanılır. H ve F atomlarının elektronegatiflik değerleri arasındaki fark 1,8’dir ve bu iki atom arasında polar kovalent bir bağ oluşur. Polar kelimesi kutuplu anlamındadır ve bağın birbirine zıt iki kutbu olduğunu gösterir, tıpkı bir gezegenin, mıknatısın veya pilin iki kutbu gibi. HF molekülünün iki ucunda zıt kısmi yük vardır.

66 Florun elektronegatifliği (4,0) hidrojenin elektronegatifliğinden (2,2) çok daha yüksektir. Bu nedenle iki atom arasında paylaşılan elektronlar flor atomu tarafından daha çok çekilir ve flor atomuna daha yakındır. Bunun sonucunda HF molekülünde flor atomunun kısmi negatif yükü vardır. Aynı zamanda, paylaşılan elektronlar hidrojen atomu tarafından daha az çekilir ve H atomundan daha uzaktır. Bu nedenle HF molekülünde hidrojen atomu kısmi pozitif yüke Bir ucu kısmi pozitif yüklü diğer ucu kısmi negatif yüklü olan bir moleküle iki kutuplu anlamında dipol denir. HF molekülü bir dipoldür. sahiptir. Bir ucu kısmi pozitif yüklü diğer ucu kısmi negatif yüklü olan bir moleküle iki kutuplu anlamında dipol denir. HF molekülü bir dipoldür. H δ+ F δ- polar moleküllerde δ+ bir ucunda kısmi pozitif yük olduğunu δ-uçta kısmi negatif yük olduğunu HF molekülünün bir dipol olduğunu göstermek için molekül formülü H δ+ F δ- şeklinde yazılabilir. Yunanca δ, delta sembolü kısmi anlamına gelir. HF gibi polar moleküllerde δ+ sembolü molekülün bir ucunda kısmi pozitif yük olduğunu göstermek için kullanılır. Benzer şekilde, δ- sembolü diğer uçta kısmi negatif yük olduğunu göstermek için kullanılır.

67 İyonik bağda olduğu gibi bir elektron hidrojenden flora tamamen aktarılmaz. Hidrojen ve flor atomları bir elektron çiftini paylaşırlar ve bu nedenle bağ kovalent bir bağdır. Ancak paylaşılan elektron çifti flor atomu tarafından daha çok çekildiği için yük eşit dağılmamıştır ve polar kovalent bir bağ oluşur.

68 İyonik ve Kovalent Bileşiklerin Adlandırılması İyonik bileşikler ve kovalent bileşikler farklı kurallara göre adlandırılır. İyonik bileşikler adlandırılırken önce bileşikteki pozitif yüklü katyonun adı, sonra da negatif yüklü anyonun adı söylenir. Pozitif yüklü katyonun adı iyonu oluşturan elementle aynıdır ; negatif yüklü anyonun adlandırılmasında ise iyonu oluşturan elementin adının sonuna –ür eki getirilir. İyonik bir bileşik olan KCl, potasyum klorür şeklinde adlandırılır.

69

70 Örneklerde iyonları incelediğinizde bazı geçiş metallerinin farklı yüklü iyonlar oluşturduğu dikkatinizi çekebilir. Örneğin, demir ( Fe ) elementi hem 2+ yüklü hem de 3+ yüklü katyonlar oluşturabilir. Bu şekilde farklı yüklü katyonlar oluşturabilen elementlerin bileşikleri adlandırılırken katyon adının sonuna parantez içinde romen rakamıyla yükü yazılır. FeO bileşiğinde demir 2+ yüklüdür ve bu bileşik demir(II) oksit olarak adlandırılır.

71 Fe 2 O 3 bileşiğinde ise demir 3+ yüklü olduğu için bu bileşik demir(III) oksit olarak adlandırılır. İyonik bir bileşiği oluşturan iyonlar her zaman tek atomlu olmayabilir. Bazı iyonik bileşikler çok atomlu iyonları içerir. Çok atomlu iyonlara aynı zamanda kök de denir. Bileşiklerinde birden fazla atomdan oluşmasına rağmen tek atommuş gibi davranan iyonlara kök denir. Çok atomlu iyonları içeren iyonik bileşikler adlandırılırken yine önce katyon adı sonra anyon adı söylenir.

72 Ba(NO 3 ) 2 baryum nitrat olarak adlandırılır. Çünkü bu iyonik bileşik Ba 2+ katyonunu ve çok atomlu bir anyon olan nitrat anyonunu (NO 3 - ) içerir.

73

74

75

76

77

78 Aşağıda formülleri verilen iyonik bileşikleri adlandırınız a)CaI 2 Kalsiyum iyodür b)Na 3 P Sodyum fosfür c)FeSO 4 Demir (II) sülfat Demir sülfat d)Fe 2 (SO 4 ) 3 Demir (III) sülfat e)CrO 3 Krom (VI) oksit f)Na 2 O Sodyum oksit g)CdS Kadmiyum sülfür h)KF Potasyum florür

79 Kimyasal formül, bir bileşiğin hangi element atomlarından oluştuğunu ve bu element atomlarının bağıl oranlarını gösterir. İyonik bir bileşiğin kimyasal adını ve bileşikteki iyonların yüklerini bildiğinizde bileşiğin kimyasal formülünü yazabilirsiniz. İyonik bileşiklerin formülleri yazılırken önce katyon, sonra anyon yazılır. Ayrıca bileşikteki pozitif ve negatif yüklü iyonların yükleri toplamı sıfır olmalıdır (Şekil ). Bu nedenle A x+ katyonu ve B y- anyonundan oluşan iyonik bir bileşiğin formülü iyonların yükleri toplamının sıfır olması için A y B x şeklinde yazılır. Örneğin, Fe 3+ ve O 2- iyonlarından oluşan bileşiğin formülü F e 2 O 3 olarak yazılır.

80

81 Bileşik formülündeki x ve y sayıları arasında sadeleştirme mümkünse, sadeleştirme yapılır. Örneğin, Mg 2+ ve S 2- iyonlarından oluşan bileşiğin formülü Mg 2 S 2 şeklinde değil, sadeleştirme yapılarak MgS şeklinde yazılır. Çok atomlu iyonları içeren bir bileşiğin formülü yazılırken çok atomlu iyon parantez içine alınır ve tek atomlu bir iyon gibi işlem yapılır.

82 Kalsiyum klorür bileşiğinin formülünü yazınız. ( 20 Ca, 17 Cl )

83

84 Aşağıdaki iyonları içeren iyonik bileşiklerin formüllerini yazınız. a)Li + ve F - LiF b) Ca 2+ ve I - CaI 2 c) Na + ve S 2- Na 2 S d) Al 3+ ve O 2- Al 2 O 3 e) Al 3+ ve N 3- AlN

85 Aşağıda adları verilen bileşiklerin formüllerini yazınız. a)Sodyum karbonat Na + CO 3 -2 Na 2 CO 3 b)Magnezyum sülfür Mg +2 S -2 MgS c)Çinko oksit Zn +2 O -2 ZnO d)Demir(III) sülfür Fe +3 S -2 Fe 2 S 3

86 e)Kurşun(IV) klorür Pb +4 Cl - PbCl 4 f) Alüminyum fosfür Al +3 P -3 AlP g)Sodyum nitrür Na + N -3 Na 3 N h)Amonyum sülfat NH 4 + SO 4 -2 (NH 4 ) 2 SO 4

87 Kovalent bileşiklerde elektronegatifliği az olan element hem formül yazımında hem de adlandırmada önce yazılır, sonra daha elektronegatif olan element yazılır. Elektronegatifliği az olan element, elementin kendi adını alır; elektronegatifliği fazla olan element anyon gibi adlandırılır. Örneğin, hidrojen ve flor elementlerinden oluşan kovalent HF şeklinde yazılır ve hidrojen florür olarak adlandırılır.

88 Ametaller kovalent bağlı bileşikler oluştururken farklı oranlarda birleşerek farklı bileşikler oluşturabilirler. Örneğin, azot ile oksijen arasında NO, NO 2, N 2 O 4 bileşikleri oluşabilir. Bu nedenle kovalent bileşikler adlandırılırken bileşikteki atom sayılarını belirtmek için Latince ön ekler kullanılır.

89

90 Bileşik formülünde birinci elementin sayısı bir ise mono ön eki söylenmez ve yazılmaz. Örneğin, NO 2 monoazot dioksit olarak değil azot dioksit olarak adlandırılır. Ön ek “a” veya “o” ile bitiyor ve element adı bir sesli harf ile başlıyorsa ön ekteki “a” veya “o” harfi düşer. Bu nedenle; CO bileşiği karbon monooksit olarak değil, karbon monoksit olarak; N 2 O 4 bileşiği diazot tetraoksit olarak değil, diazot tetroksit olarak adlandırılır.

91 Hidrojenin hâlojenlerle oluşturduğu bileşikler adlandırılırken ise hâlojenin sayısını belirten mono ön eki kullanılmaz. Örneğin, HBr bileşiği hidrojen bromür olarak adlandırılır.

92 CO bileşiğini adlandırınız.

93 N 2 O 3 bileşiğini adlandırınız.

94

95 Aşağıda formülleri verilen kovalent bileşikleri adlandırınız. a)CO 2 Karbon dioksit b) N 2 O 4 Diazot tetraoksit c) NF 3 Azot triflorür d) PF 5 Fosfor pentaflorür e) PCl 3 Fosfor triklorür

96 Aşağıda adları verilen bileşiklerin formüllerini yazınız. a)Silisyum tetraflorür SiF 4 b) Kükürt trioksit SO 3 c) Diklor monoksit Cl 2 O d) Kükürt heksaflorür SF 6 e) Hidrojen iyodür HI

97 Bazı bileşiklerin ise geleneksel adları vardır; H2OH2OH2OH2OSu NH 3 Amonyak CH 4 Metan

98 ZOR BİR İŞ, ZAMANINDA YAPMAMIZ GEREKİP DE YAPMADIĞIMIZ KOLAY ŞEYLERİN BİRİKMESİYLE OLUŞUR. Henry FORD PLANSIZ ÇALIŞAN KİMSE, ÜLKE ÜLKE DOLAŞIP HAZİNE ARAYAN BİR İNSANA BENZER. Descartes HAYATTA BİR GAYESİ OLMAYAN İNSANLAR, BİR NEHİR ÜZERİNDE AKIP GİDEN SAMAN ÇÖPLERİNE BENZERLER, ONLAR GİTMEZLER, ANCAK SUYUN AKIŞINA KAPILIRLAR. Seneca LİMİTİ KOYAN ZİHİNDİR. ZİHİN BİR ŞEYİ YAPABİLECEĞİNİ KESTİRABİLDİĞİ KADAR BAŞARILI OLURÇ YÜZDE 100 İNANDIĞIN SÜRECE HER ŞEYİ YAPABİLİRSİNİZ. Arnold SCHWARZENEGGER

99 DÜNYADA BİRÇOK KABİLİYETLİ KİŞİLER, KÜÇÜK BİR CESARET SAHİBİ OLMADIKLARI İÇİN KAYBOLURLAR. Sydney SMİTH HATA YAPMAYAN BİR İNSAN GENELLİKLE HİÇBİR ŞEY YAPMIYORDUR. William Coner MAGEE EN UZUN YOLCULUKLARA BİLE KÜÇÜK BİR ADIMLA BAŞLANIR… COŞKU ZEKADAN DAHA ÖNEMLİDİR. Albert EİNSTEİN BİR İNSAN BİRÇOK KEZ BAŞARISIZLIĞA UĞRAYABİLİR AMA BAŞKALARINI SUÇLAMAYA BAŞLAMADIĞI SÜRECE BAŞARISIZ BİR İNSAN DEĞİLDİR

100 BAŞARIYA GİDEN YOLDA ÖNCE BAŞARISIZLIĞI SOLLAMALISINIZ. Mickey ROONEY ÖĞRENMEK, AKINTIYA KARŞI YÜZMEK GİBİDİR. İLERLEYEMEDİĞİNİZ ZAMAN GERİLERSİNİZ. NE KADAR BİLİRSEN BİL, ANLATABİLDİKLERİN, KARŞINDAKİNİN ANLAYABİLECEĞİ KADARDIR. Mevlana HİÇ KİMSE BAŞARI MERDİVENİNE ELLERİ CEBİNDE TIRMANMAMIŞTIR. J.Keth MOORHEAD İKİ ŞEY AKLIN EKSİKLİĞİNİ GÖSTERİR: KONUŞULACAK YERDE SUSMAK, SUSULACAK YERDE KONUŞMAK Sadi

101 HEDEFSİZ GEMİYE HİÇBİR RÜZGAR YARDIM ETMEZ. SİZ ZEKANIZI KULLANMADIĞINIZDA ONU KULLANACAK BİRİLERİ MUHAKKAK ÇIKAR…

102 Bir kurbağa sürüsü ormanda yürürken, içlerinden ikisi bir çukura düştü. Diğer bütün kurbağalar çukurun etrafında toplandılar. Çukur bir hayli derindi ve arkadaşlarının zıplayıp dışarı çıkması mümkün gözükmüyordu. Yukarıdaki kurbağalar, boşuna çabalamamalarını söylediler arkadaşlarına: “Çukur çok derin. Dışarı çıkmanız imkânsız.” Ancak, çukura düşen kurbağalar onların söylediklerine aldırmayıp çukurdan çıkmak için mücadeleye devam ettiler. Yukarıdakiler ise hâlâ boşuna çırpınıp durmamalarını, ölümün onlar için kurtuluş olduğunu söylüyorlardı. Sonunda kurbağalardan birisi söylenenlerden etkilendi ve mücadeleyi bıraktı. Diğeri ise çabalamaya devam etti. Yukarıdakiler de, çırpınıp durarak daha çok acı çektiğini söylemeyi sürdürdüler. Ne var ki, çukurdaki kurbağa son bir hamle daha yaptı, bu kez daha yükseğe sıçramayı başardı ve çukurdan çıktı. Çünkü, bu kurbağa sağırdı. O yüzden, arkadaşlarının ümit kırıcı sözlerine kulak asmamıştı…

103 Metal atomları arasında ise ne iyonik bağdaki gibi elektron alış verişi ne de kovalent bağdaki gibi elektron ortaklaşması olur. Metal atomlarını bir arada tutan güçlü etkileşime metalik bağ denir.

104 Metalik bağ da zıt yüklü tanecikler arasındaki elektrostatik çekim kuvveti sonucunda oluşur. Metaller genellikle katı hâlde kristal örgüler oluşturur. Bu kristal örgüler daha önce gördüğümüz iyonik bileşiklerin kristal örgülerine benzer. Katı hâldeki metallerin kristal örgülerinde her metal atomunun etrafında adet metal atomu vardır. Ayrıca metal atomlarının değerlik elektronları çekirdek tarafından kuvvetle çekilmez. Bu nedenle metal atomlarının değerlik elektronları diğer element atomlarının elektronlarına göre daha serbesttir ve daha fazla hareket edebilir. Bu özellikleri nedeniyle birden fazla metal atomu bir arada bulunduğunda değerlik elektronları belirli bir atom tarafından tutulmaz. Bunun yerine, değerlik elektronları bir atomdan diğerine serbestçe hareket edebilir. Böyle serbestçe hareket edebilen değerlik elektronları adeta bir elektron denizi oluşturur.

105 metalik bağ Pozitif yüklü metal katyonları ile elektron denizi arasındaki bu elektrostatik çekime metalik bağ denir. Metallerde serbestçe hareket edebilen değerlik elektronları bir elektron denizi oluşturur. Pozitif metal katyonları ile negatif elektron denizi arasındaki çekim kuvveti metal atomlarını bir arada tutan metalik bağı oluşturur.

106 Metalik Bağın Metallere Kazandırdığı Fiziksel Özellikler Metallerin en önemli özelliklerinden birisi katı hâlde ısıyı ve elektriği iyi iletmeleridir. İyonik, kovalent ve metalik katıların elektrik iletkenliği karşılaştırıldığında metalik katıların elektrik iletkenliğinin çok yüksek olduğu görülebilir (Tablo 3.2.6). Bunun nedeni, metallerde değerlik elektronlarının hareketli olması ve tüm yapıya dağılarak bir elektron denizi oluşturmasıdır.

107 Metallerin elektron hareketliliğinden kaynaklanan bir diğer dikkat çekici özelliği, metalik parlaklıktır. Bir ışık demeti metalin yüzeyine çarptığında, ışının oluşturduğu elektriksel alan metaldeki hareketli elektronları ileri-geri hareket ettirir. Bu titreşim hareketini yapan elektronlar gelen ışınla aynı frekansta ışın yayımlar. Bu şekilde gelen ışın yansımış olur. Metal yüzeylerinin parlak olmasının nedeni budur. Aynaya baktığımızda kendimizi görmemizin nedeni, metal filmdeki metal atomlarının hareketli elektronlarının gelen ışığı yansıtmasıdır.

108 İyonik ve kovalent bileşiklerin aksine, metallerin dövülerek tel ve levha hâline getirilebilmesi de elektronların hareketliliği ile ilgilidir

109 Metal katyonları, elektron denizi ile sarılı olduğu için bir çekiç darbesiyle bazı katyonların yeri değiştirildiğinde hareketli elektronlar da katyonlarla birlikte kayar. Böylece elektron denizi atomların dağılmayıp yeni yerlerinde kalmalarını sağlar

110

111 Metaller katı hâlde elektriği iletebilirken iyonik maddeler katı hâldeyken değil, suda çözündüklerinde veya sıvı hâlde elektriği iletebilir. Cl 2 molekülleri arasındaki çekim kuvveti potasyum klorür bileşiğinde iyonlar arasındaki çekim kuvveti ile kıyaslandığında çok küçüktür. Bu nedenle moleküler maddelerin erime ve kaynama noktaları KCl gibi iyonik maddelere kıyasla daha düşüktür.

112 ZayıfEtkileşimler dünyada doğal olarak hem katı, hem sıvı hem de gaz hâlinde bulunabilen tek maddedir. su donduğunda yoğunluğu azalır Su molekülleri arasındaki etkileşimler kimyasal türler arasındaki zayıf etkileşimlerin özel bir türüdür. Dünyanın yaklaşık %70’i su ile kaplıdır ve insan vücudunun yaklaşık %75’i sudur. Su, canlıların hayatını sürdürebilmesi için vazgeçilmez bir maddedir. Suyun canlılar için vazgeçilmez bir madde olması diğer birçok maddeden oldukça farklı özelliklere sahip olmasından kaynaklanır. Örneğin su, dünyada doğal olarak hem katı, hem sıvı hem de gaz hâlinde bulunabilen tek maddedir. Su, zor ısınan ve zor soğuyan bir maddedir ve bu nedenle su içeren organizmalarda ve bölgelerde ani sıcaklık değişimleri önlenir. Su, birçok madde için iyi bir çözücüdür. Diğer birçok maddenin aksine su donduğunda yoğunluğu azalır ve bu nedenle göller ve nehirlerdeki sular yüzeyden donmaya başlar. Suyun bu eşsiz özellikleri su moleküllerinin yapısı ve su molekülleri arasındaki etkileşimlerden kaynaklanmaktadır. Su molekülleri arasındaki etkileşimler kimyasal türler arasındaki zayıf etkileşimlerin özel bir türüdür.

113 İyonik maddeler, iyonlar arasındaki güçlü etkileşimler nedeniyle oda sıcaklığında katı hâlde bulunur. Kovalent maddelerde moleküller arasında herhangi bir çekim Bir maddenin sıvı veya katı hâlde bulunması ise ancak moleküller arasında çekim kuvvetlerinin olmasıyla mümkün olabilir kuvveti olmasaydı tüm kovalent maddeler gaz hâlinde olurdu. Oysa oda sıcaklığında sıvı veya katı hâlde bulunan birçok kovalent madde vardır. Bir maddenin sıvı veya katı hâlde bulunması ise ancak moleküller arasında çekim kuvvetlerinin olmasıyla mümkün olabilir.

114 H 2 O Tek bir H 2 O molekülünde iki hidrojen atomu ile bir oksijen atomu kovalent bağ dediğimiz molekül içi etkileşimle bir arada tutulur. Fakat su, sıcaklığa bağlı olarak katı buz, sıvı su veya gaz (su buharı) hâlinde bulunabilir. Bir madde katı hâlden sıvı hâle, sıvı hâlden gaz hâline geçerken etrafından ısı alır. Çünkü tanecikleri arasındaki çekim kuvvetlerini yenmek için enerji verilmesi gerekir. iyonik maddeler oda sıcaklığında genellikle katıdır ve erime noktaları yüksektir. Kovalent maddelerin erime ve kaynama noktaları ise genellikle düşüktür ve oda sıcaklığında gaz, sıvı veya katı hâlde bulunabilirler.

115

116 İyonik ve kovalent maddeler arasındaki bu farklılığın nedeni bu maddeleri oluşturan tanecikler arasındaki çekim kuvvetleridir. İyonik maddelerde tanecikler arasındaki çekim kuvvetleri genellikle kovalent maddelerdekinden daha büyüktür İyonik bir bileşikte her iyon etrafındaki zıt yüklü iyonlar tarafından çekilir. İyonlar arasındaki güçlü çekim kuvvetleri nedeniyle iyonik bir katının erimesi için çok yüksek sıcaklıklara kadar ısıtılması gerekir.

117

118 moleküllerarası etkileşimler Kovalent maddeler moleküllerden oluşur ve bu moleküller arasındaki çekim kuvvetlerine moleküllerarası etkileşimler denir. Van der Waals kuvvetleri Moleküller arası kuvvetler, gazlarda moleküller arası etkileşimleri inceleyen Johannes van der Waals (Yohan fan der Vals) ( ) anısına Van der Waals kuvvetleri olarak adlandırılmıştır. Moleküller arası etkileşimlerin üç temel türü  Dipol-dipol kuvvetleri,  London kuvvetleri ve  Hidrojen bağıdır.  Ayrıca iyonlarla moleküller arasında iyon-dipol çekim kuvvetleri vardır.

119 zayıf etkileşimler İyonik maddelerle karşılaştırıldığında kovalent maddelerde moleküller arasındaki etkileşimler genellikle daha zayıftır ve bu nedenle bu etkileşimlere zayıf etkileşimler denir.

120 dipol-dipol kuvvetleri İki polar molekül birbirine yaklaşırken bir molekülün kısmi pozitif ucu ile diğer molekülün kısmi negatif ucu arasında elektrostatik bir çekim kuvveti oluşur. Polar moleküller arasındaki bu etkileşime dipol-dipol kuvvetleri denir.

121

122 İki atomlu bir molekülde atomların elektronegatiflikleri arasındaki fark arttıkça molekülün polarlığı ve dipol-dipol etkileşiminin kuvveti de artar. Dipol-dipol etkileşiminin kuvveti arttığında ise maddenin erime ve kaynama noktası daha yüksek olur.

123 iyon - dipol çekim kuvveti NaCl, KCl gibi iyonik katıların su gibi polar çözücülerde çözünmesini sağlayan etkileşim iyon - dipol çekim kuvvetidir. İyon - dipol çekim kuvveti iyon ile polar molekülün kısmi yükü arasındaki elektrostatik çekim kuvvetinden kaynaklanır

124

125 Bazı bileşikler iyonik bileşiktir ve zıt yüklü iyonlar arasındaki çekim kuvvetleri iyonları bir arada tutar. Bazı moleküller polardır ve polar bileşikleri dipol- dipol kuvvetleri bir arada tutar. Benzin, oda sıcaklığında sıvı hâlde olan apolar oktan ( C 8 H 18 ) moleküllerini içerir. Oktanda iyonik bağ veya dipol- dipol etkileşimleri olmadığına göre oktan neden gaz hâlinde değildir? Benzinin sıvı hâlde olması için benzini oluşturan moleküller arasında bir çekim kuvveti olmalıdır. Apolar maddelerde moleküller arası çekim kuvvetleri olmasaydı hidrojen, azot, karbon dioksit veya soy gazlar gibi apolar maddelerin sıvı hâle geçmesi mümkün olmazdı.

126

127 London kuvvetleri Apolar moleküller arasındaki çekim kuvveti özel bir tür dipol-dipol etkileşimi olan indüklenmiş dipol- indüklenmiş dipol kuvvetleridir. Bu etkileşim ilk defa Fritz W. London tarafından açıklandığı için London kuvvetleri olarak adlandırılmıştır. Dipol-dipol kuvvetlerinde bir molekülün negatif ucu diğer molekülün pozitif ucu tarafından çekilir. London dağılım kuvvetlerinde ise moleküllerin sürekli negatif veya sürekli pozitif olan belirli bir kısmı yoktur. Bunun yerine, apolar molekül bir anlık kutuplanarak geçici bir dipol oluşturabilir.

128

129 indüklenmiş dipol Atomların ve moleküllerin elektronları hareketlidir. Elektronların hareketi sırasında bir atom veya molekülün bir tarafında elektron yoğunluğu anlık olarak daha fazla olabilir. Bu durumda atom veya molekülün bir tarafı anlık negatif yüklü diğer tarafı anlık pozitif yüklü olur. Bu şekilde oluşan geçici bir dipolün pozitif ucu başka bir moleküle yaklaştığında o molekülün elektronlarını çekebilir. Geçici dipol bir başka moleküle negatif ucu ile yaklaştığında ise o molekülün elektronlarını itebilir. Bu şekilde indükleme sonucunda diğer molekülde de geçici olarak dipol oluşur. Bu şekilde oluşan dipollere indüklenmiş dipol denir.

130

131 Sayfa 185

132

133

134

135

136

137

138


"Doğal olarak bulunan veya laboratuvarda yapay olarak elde edilen elementler içinde soy gazlar doğada tek atomlar hâlinde bulunur. Tek atomlardan oluştu-ğu." indir ppt

Benzer bir sunumlar


Google Reklamları