Sunum yükleniyor. Lütfen bekleyiniz

Sunum yükleniyor. Lütfen bekleyiniz

Temel Kavramlar 1 Siyasal Bilgi/Siyasal İktidar. Kavramlar ve sorular 2 Yönetim nedir? Egemenlik nedir? Ulus egemenli ğ i nedir? Otorite nedir? Me ş ruluk.

Benzer bir sunumlar


... konulu sunumlar: "Temel Kavramlar 1 Siyasal Bilgi/Siyasal İktidar. Kavramlar ve sorular 2 Yönetim nedir? Egemenlik nedir? Ulus egemenli ğ i nedir? Otorite nedir? Me ş ruluk."— Sunum transkripti:

1 Temel Kavramlar 1 Siyasal Bilgi/Siyasal İktidar

2 Kavramlar ve sorular 2 Yönetim nedir? Egemenlik nedir? Ulus egemenli ğ i nedir? Otorite nedir? Me ş ruluk nedir? Devlet nedir? Ulus-devlet nedir? Sistem, rejim nedir? Siyaset felsefesi ne ile ilgilenir? İ ktidar nedir? İ ktidarın temeli nedir?

3 Yönetim 3 Yönetim (geni ş anlamda idare, dar anlamda hükümet): Her topluluk siyasal bir düzene sahiptir; bir yönetsel organ tarafından idare edilir ve sürekli kılınır. Yönetim, en geni ş topluluk için kurallar koyan, yasalar yapan ve bunları uygulayan ve uygulayımı denetleyen ki ş ileri ve kurumları anlatan bir terimdir.

4 Egemenlik 4 Bir yönetim, belli bir toprak parçası üzerinde yönetme iddiasını ba ş arıyla ortaya koydu ğ unda (yani yasa yaptı ğ ında ve bunları uyguladı ğ ında), onun egemenlik sahibi oldu ğ u söylenir.

5 Egemenlik 5 Ortaça ğ da egemenlik, bir monarkın krallı ğ ını yönetme iktidarı anlamına geliyordu. Sonradan terimin kapsamının ülke toprakları üzerinde ulusal denetim anlamına gelecek biçimde geni ş ledi ğ ini görüyoruz (ulus egemenli ğ i).

6 Egemenlik 6 “Egemenlik, kayıtsız ş artsız milletindir” ibaresi bunun çok iyi anlatıyor. Uluslar, egemenlikleri konusunda kıskançtır ve hükümetler, bunu korumak için çaba gösterirler. Topraklarını korumak için ordular kurarlar, sınırlarını ihlallere kar ş ı pasaport ve vize yoluyla denetlerler, yabancıların ta ş ınmaz edinmesine sınırlar koyarlar, ülke parasını yabancı paralar kar ş ısında korumak için yasalar yapabilirler vb...

7 Egemenlik 7 Monark: Tek ki ş inin bölünmez egemenli ğ ine dayalı rejimlerde devletin sürekli ba ş kanı. Monark ya da kral, yönetim görevini ço ğ unlukla babasından devralır. Otoritesi, bazen sava ş yetene ğ ine bazen de kazandı ğ ı tanrısal niteliklere ba ğ lı olan monarklar, Ortaça ğ da Hıristiyan dünyasının parçalanmasıyla tek yasa ve yönetim kayna ğ ı olarak birer mutlak hükümdar haline geldiler.

8 Otorite 8 Egemen bir devlet, otorite sahibidir; bunun anlamı, egemen devletin, devletin yönetme hakkına inanan toplum üyelerine kararlarına uyma buyru ğ u verebilmesidir. Ayrıca egemen bir devlet, yönetme iddiası gönüllü biçimde kabul edildi ğ i, yani kararlarına rıza ile uyuldu ğ u ölçüde de me ş ru bir devlettir.

9 Meşruluk 9 Me ş ruluk, yalnızca yasalarda öngörülmü ş bir yönetme hakkını içermez; yani, yasallık veya yasaya uygunluk, me ş rulu ğ un tek anlamı de ğ ildir. Aynı zamanda, yurtta ş ların, yönetimdekilerin yönetebilirliklerine duydukları inancı ve yönetimi olu ş turan partinin ya da ki ş ilerin politik inançlarını payla ş masa bile, onların yönetme hakkını tanıdı ğ ı ve kararlarına uymaya razı oldu ğ u bir durumu anlatan bir terimdir. Vergi vermekten ho ş lanmasak bile dürüstçe vergimizi ödedi ğ imizde gösterdi ğ imiz, yönetimin vergi alma hakkına duydu ğ umuz saygıdır.

10 Meşruluk 10 Me ş ruluk, rızaya dayanır. Rıza yoksa, yönetimler bazen zora ba ş vurmak durumunda kalabilirler. Bir yönetimin me ş rulu ğ unu sınamanın en iyi yollarından birinin sokaktaki asker ve polis sayısına bakmak oldu ğ u söylenebilir: Bir ülkenin sokaklarında ne kadar çok polis varsa, orada yönetimin me ş rulu ğ u o kadar tartı ş malıdır.

11 Yönetim 11 Yönetim kavramı, aslında asimetrik bir toplumsal ili ş kiye i ş aret eder: emir verme ve alma ili ş kisi.

12 İnsanlar niçin bir yönetime ihtiyaç duyarlar? 12 Tarih boyunca filozoflar bu sorulara farklı yanıtlar verdiler. Bazıları, siyasetle insan do ğ ası arasında bir ili ş ki kurdu ve çatı ş ma ve saldırganlı ğ ın, ş iddet ve iktidar tutkusunun insan do ğ asına içkin oldu ğ unu, barı ş içinde ya ş amak için güçlü yönetimlere ihtiyaç duyuldu ğ unu savundu. Örne ğ in dü ş ünür Hobbes, Leviathan adlı eserinde bu dü ş ünceyi geli ş tirmi ş tir.

13 İnsanlar niçin bir yönetime ihtiyaç duyarlar? 13 İ nsan do ğ ası ve siyaset arasında bir ili ş kinin varlı ğ ını reddetmeyen ama bu do ğ aya olumlu özellikler yükleyen dü ş ünürler de var. Bunlarsa, insan do ğ asında var olan oyda ş ma ve i ş birli ğ i potansiyelinden söz ederler. Onlara göre, çatı ş ma ve saldırganlık sonradan ö ğ renilmi ş davranı ş lardır. More, Locke, Rousseau, Tolstoy gibi dü ş ünürler, insanların bir yönetsel aygıt olmadan da uyum ve i ş birli ğ i içinde olabilecek sosyal hayvanlar oldu ğ unu söylerler.

14 İnsanlar niçin bir yönetime ihtiyaç duyarlar? 14 Daha sonraları, bu soruya ba ş ka yanıtlar da verildi. Örne ğ in, yönetimin kayna ğ ını de ğ erlerin/kaynakların bölü ş türülmesi i ş leviyle açıklayanlar oldu ğ u gibi (Easton), siyasetin dost/dü ş man mantı ğ ı içinde yönetimin anlamını (Schmitt) tartı ş anlar da oldu.

15 Devlet nedir? 15 “Devlet, belli bir ülkede fiziksel güç kullanma tekelini me ş ru biçimde elinde tutan insan toplulu ğ udur.” Max Weber

16 Devlet nedir? 16 Weber’in tanımında öngördü ğ ü, egemen ulus- devletlerden olu ş an dünyanın bir parçası olan bu yönetim ve devlet modeli, yeni bir olu ş umdur. Ulus-devlet, Ortaça ğ ın sonlarında ve Yeniça ğ ın ba ş larında Avrupa’da feodalitenin çökü ş ü ve Kilisenin siyasal nüfuzunun kırılı ş ı ile birlikte ortaya çıktı. Ulus- devlet, da ğ ınık ve çatı ş an otoriteler arasında bölünmü ş olan insanları ülke ve ulus kavramları etrafında toplayan bir olu ş umdur Versailles Anla ş masına kadar Avrupa’da, ulus-devletlerin olu ş turdu ğ u dünya modeline uygun bir yapılanma tamamlanmı ş de ğ ildi.

17 Devlet nedir? 17 Ulus-devletlerin me ş ruluklarının kayna ğ ı, “her ulusun kendi kaderini belirleme hakkına sahip olması” ilkesinden alır. Bir ulusun üyeleri, kendi geleneklerine ve kültürlerine uygun bir hukuk sistemi çerçevesinde hareket eden bir yönetimin varlı ğ ına rıza gösterirler. Bu dü ş üncenin açık biçimde ifade edili ş i, 18. yüzyıl sonlarında Fransız ve Amerikan Devrimleri ile mümkün olmu ş tur.

18 Devlet nedir? 18 Ulusun bir devlet aygıtı aracılı ğ ıyla karar aldı ğ ı yönetim modeli olarak ulus-devlet, yönetimi olu ş turan farklı kurumların anayasal i ş leyi ş leri sonucunda ortaya çıkan uygulamaları ulusun kararı sayar. Bu anayasal yapının bazı birimlerinin ulusal iradeyi temsil eden bir yapı olu ş turdu ğ u dü ş ünülür. Örne ğ in, Türk anayasal sisteminde TBMM ulusal iradenin temsilcisi sayılmaktadır. Sovyet gelene ğ inde Komünist Parti ulusal iradeyi temsil ediyordu. Halbuki liberal gelenekte iktidar ile Devlet, günün hükümeti ile Devlet arasındaki ayrım kesindir ve önemlidir. (Muhalefet, ihanet de ğ ildir.) Tek bir parti ile ulusun iradesinin özde ş le ş tirilmesi, liberal gelenekteki devlet ve dolayısıyla me ş ruluk anlayı ş ına uymaz.

19 Devlet ve hükümet arasındaki fark 1. Devlet hükümetten daha kapsayıcıdır. Tüm kamusal kurumları ve toplulu ğ un tüm üyelerini kapsar. Hükümet, devletin bir parçasıdır. 2. Devlet sürekli, kalıcı bütündür. Hükümet geçicidir. 3. Hükümet, devletin otoritesinin i ş lerlik kazanmasının aracıdır. Devlet politikasının olu ş turulmasında ve uygulanmasında hükümet devletin beynini olu ş turur ve ona varlık kazandırır. 19

20 4. Devlet ki ş isel olmayan bir otorite uygular. Devlet kurumlarının çalı ş anlarının politik olarak tarafsız olması beklenir. 5. Devlet, toplumun kalıcı yararını temsil eder- ortak iyi veya genel irade-. Hükümet, belli bir zaman diliminde iktidarı elinde bulunduranların partizan yanda ş lıklarını temsil eder. 20

21 Yönetim-sistem-rejim Yönetim, politik sistemler ve rejimler arasındaki fark nedir? Politik rejimleri ilk tanımlama giri ş imi Aristoteles’ten gelir: Demokrasi, oligar ş i, tiranlık. 18. yüzyılda yönetimler monar ş i/cumhuriyet ya da otokratik/anayasal rejimler olarak sınıflanmı ş tır. 20. yüzyılda demokrasiler ve totaliter rejimlerden söz edilebilir. 21

22 Yönetim-sistem-rejim Yönetim, kolektif ve ba ğ layıcı kararların alınmasına dair kurumsal süreçleri ifade eder. Yönetmek di ğ erlerine hükmetmek, kontrol etmek anlamına gelir. Yönetim düzene dayalı iktidarın sürdürülme biçimini ifade eder. Temel özelli ğ i kolektif karar alabilme yetene ğ i ve bunları zorlama kapasitesidir. Bir yönetim biçimi bu nedenle bütün toplumsal kurumların içinde mevcuttur. 22

23 Yönetim-sistem-rejim Ancak siyasal anlamda yönetim, ulusal düzeyde i ş leyen ve kolektif eylemi gerçekle ş tirmeyi, kamu düzenini sa ğ lamayı olanaklı kılan yasal ve kurumsal süreçleri ifade eder. Yönetimin temel i ş levi yasa yapmak, yasaları uygulamak ve onları yorumlamaktır. 23

24 Yönetim-sistem-rejim Bir politik sistem ya da rejim, yalnızca yönetim mekanizmalarını ve devletin kurumlarını de ğ il, bunların toplumun geneli ile kurdu ğ u etkile ş im süreçlerini ve yapılarını kapsar. Politik bir sistem, geni ş toplumsal sistemin bir alt sistemidir. Toplumdaki güç, zenginlik ve kaynak da ğ ılımı ile ili ş kilidir. 24

25 Yönetim-sistem-rejim Bir rejim, bir yönetim sistemidir: hükümetler/yönetimler de ğ i ş ebilir ancak o sürer. Politik rejimler ekonomik ya ş amın örgütleni ş i ve içinde gerçekle ş ti ğ i yönetim süreçleri tarafından belirlenirler. Hükümetler seçimlerle, babadan o ğ ula geçi ş le, darbelerle vb. de ğ i ş ebilir; rejim ise yalnızca darbeler veya devrimci kalkı ş malarla de ğ i ş ir. 25

26 Siyaset Felsefesi 26 En iyi yönetim biçimi ya da en iyi cumhuriyet Devletin ve siyasal iktidarın temelleri Siyasalın özü ve etik ile siyaset arasındaki ayrım. Siyaset felsefenin bu üç formu, en iyi, modern ça ğ ın ba ş ında yazılmı ş ve siyasal dü ş ünceler tarihinde silinmez izler bırakmı ş olan üç eser tarafından temsil edilmektedir:

27 27 Thomas More’un Ütopya’sı (1516), ideal cumhuriyetin bir örne ğ ini sunuyordu.

28 28 Hobbes’un Leviathan’ı (1651), devletin varolu ş unu ussal ve dolayısıyla evrensel bir temel üzerinde haklıla ş tırmakla kalmıyor, devletin buyruklarına neden uyulması gerekti ğ ini de gerekçelendiriyor du.

29 29 Machiavelli’nin Hükümdar’ı (Prince) (1513), siyasal eylemin kendine özgü karakterini ve ahlaki eylemden nasıl ayrılması gerekti ğ ini açıklıyordu.

30 Yönetenler/Yönetilenler 30 Devlet sorununa çe ş itli bakı ş açılarından birisi de, yönetenler ve yönetilenler, bir ba ş ka deyi ş le egemen ve uyrukları ya da devlet ve yurtta ş lar, arasındaki siyasal ili ş kiyi temel alan bakı ş açısıdır. Siyasal dü ş ünce, bu ikilik temelinde iki kar ş ıt kampa bölünmü ş tür. Bu ikilik, üsttekilerle alttakiler arasındaki bir ili ş ki varsayar.

31 Yönetenler/Yönetilenler 31 Radikal demokrasi kuramı bu bakı ş a bir istisna olu ş turmaktadır. Bu kuramda yönetenlerle yönetilenler arasında bir e ş itlik ili ş kisi vardır, yönetilenlerle yönetenler özde ş tir. [Bunların konumları sabit de ğ ildir; yönetenler aynı zamanda yönetilirler.] Kuram, hiç de ğ ilse ideal olarak bunları aynıla ş tırır; böylece yönetim, kendi kendini yönetim biçimini alır.

32 Yönetenler/Yönetilenler 32 Siyasal ili ş ki bir tarafın buyruk verme hakkına sahip oldu ğ u, di ğ er tarafınsa uyma yükümlülü ğ ünde oldu ğ u bir ili ş ki olarak anla ş ıldı ğ ında, devlet sorunu, yöneten ya da yönetilen açısından farklı biçimlerde irdelenir. Platon’un Devlet Adamı’ndan Machiavelli’nin Hükümdar’ına uzanan uzun gelenek içinde siyasal dü ş ünürler devleti esas olarak yönetenlerin bakı ş açısından görmü ş lerdir.

33 Yönetenler/Yönetilenler 33 Bu gelene ğ in ana temaları ş öyle sıralanabilir: İ yi yönetim sanatı İ yi bir yönetim için gerekli olan erdemler, yetenek ve beceriler Çe ş itli yönetim biçimleri İ yi ve kötü yönetim ayrımı Tiranlı ğ ın çe ş itli görünümleri Yöneticilerin hakları, yükümlülük ve sorumlulukları Devletin i ş levleri ve bu i ş levleri yerine getirmek için gerekli güçler (yasama, yürütme ve yargı) Yönetsel örgütün çe ş itli kolları (merkezi yönetim, yerel yönetimler vb.) Egemenlik, otorite, iktidar gibi kavramlar

34 Yönetenler/Yönetilenler 34 Bu gelenek içinde, topluma alttakiler açısından bakan bir perspektifin tamamen yok oldu ğ u söylenemez. Siyasal topluma, çıkarlar, gereksinimler, haklar ve hükümetten sa ğ lanacak fayda açısından yakla ş an perspektif unutulmu ş de ğ ildir. Ancak siyasal söylemde, siyasal ili ş kinin betimlemelerinde sık sık sürüsünü güden çoban, u ş aklarına buyruk veren efendi, çocuklarına bakan ebeveyn gibi benzetmelerin kullanılıyor olması, hangi perspektifin egemen oldu ğ unu açıkça göstermektedir.

35 Yönetenler/Yönetilenler 35 Modern ça ğ ın ba ş ında bireyin do ğ al haklarının ke ş fi tam bir dönüm noktası olmu ş tur. Bu haklar, herhangi bir siyasal toplumun ve bu toplumun iktidar yapısının olu ş umunu önceler. Ailenin ve aristokratik toplumun tersine siyasal toplum, kar ş ılıklı sözle ş meyle toplum içinde ya ş amaya ve bir toplum yönetim olu ş turmaya karar veren bireylerin gönüllü bir yapıntısı olarak kabul edilmeye ba ş lar.

36 36 Bu sözle ş me dü ş üncesini ilk i ş leyenlerden biri olan Johannes Althusius (1603), siyasete yeni bir tanım geli ş tirmi ş tir: “Siyaset, insanların aralarında toplumsal hayatı ba ş latmak, geli ş tirmek ve korumak amacıyla bir araya gelmeleri sanatıdır.”

37 Yönetenler/Yönetilenler 37 Althusius’un “insan”dan yola çıkan bu anlayı ş ına kar ş ılık Aristoteles, devletten yola çıkar. Yüzyıllarca bu konuda de ğ i ş mez otorite olmu ş olan Aristoteles’in tanımı ise ş öyledir: “Devletin do ğ al olarak var oldu ğ u [yani insanlar tarafından kurulmadı ğ ı] ve bireyden önce geldi ğ i açıktır.”

38 Yönetenler/Yönetilenler 38 Bu perspektifin temsilcilerinden olan Locke için sivil yönetimin amacı, bireyin devleti önceleyen haklarından biri olan mülkiyet hakkını korumaktır. Spinoza ve Rousseau, yönetimin özgürlü ğ ü amaçlaması gerekti ğ ini savunurlar. Bu dü ş ünceleri geli ş tiren Fransız ve Amerikan Haklar Bildirgeleri, “birey devlet içindir” ilkesinin yerine “devlet birey içindir” ilkesinin geçmesine hizmet etmi ş lerdir. Bunlardan sonra bu ilke, temel anayasal bir ilke haline gelmi ş tir.

39 Başlangıç noktasındaki bu değişme bazı sonuçlar doğurmuştur. Önem verilen siyasal sorunlar değişmiştir: hükümetin yetkileri yerine devlet iktidarı yerine itaat etme yükümlülü ğ ü yerine siyasal toplumun bölünmez bütünlü ğ ü yerine yo ğ unla ş mı ş ve merkezi iktidarın kar ş ısında yönetimin iyi olup olmadı ğ ının yöneticilerin sahip oldukları iktidar ölçüsünde de ğ il yurtta ş özgürlü ğ ü, bireylerin iyili ğ i, refahı ve mutlulu ğ u, adil olmayan yasalara (aktif ya da pasif) direnme hakkı, muhalif parçalardan olu ş an ço ğ ulcu siyasal toplum, iktidarın çe ş itli merkezlere da ğ ılması ve bölünmesi, bireye tanınan haklar ölçüsünde değerlendirilmesi. 39

40 İktidar 40 “Devlet” ve “siyasal olan” arasındaki ortaklık, her ikisinin de iktidar olgusuna i ş aret etmesindedir. Antik yönetim biçimlerinin adları, Yunanca güç, iktidar, sa ğ lamlık anlamına gelen kr ά tos ve otorite, yetke anlamına gelen arké sözlerinden gelir: Aristokrasi, demokrasi, monar ş i, oligar ş i gibi. Buna benzer biçimde sonradan ş ekillenen ve yine iktidar biçimlerini gösteren di ğ er bütün adlar da bu iki sözden türemi ş tir: Fizyokrasi, bürokrasi, poliar ş i gibi

41 İktidar 41 Do ğ rudan ya da dolaylı biçimde iktidar tanımıyla veya iktidar olgusunun analiziyle ba ş lamayan siyasal kuram yoktur. Devlet, uzun zaman, egemenli ğ in ta ş ıyıcısı olarak tanımlanmı ş ve devletin analizi, egemene ait erklerin (güçlerin) incelenmesi biçiminde olmu ş tur. Devlet kuramı, üç erkin (yasama, yürütme ve yargı) ve bunlar arasındaki ili ş kilerin açıklaması etrafında döner.

42 İktidar 42 Siyaset kuramında üç ayrı bakı ş açısı temelinde ş ekillenen üç ayrı iktidar kuramı vardır: Özdekçi, öznel ili ş kisel kuramlar.

43 Özdekçi (maddeci) iktidar yaklaşımı: 43 En önemli temsilcisi Hobbes olan bu yakla ş ımda iktidar, herhangi bir mal gibi sahip olunan ve kullanılan bir ş ey olarak dü ş ünülür. Örne ğ in Hobbes, 1651 yılında, “iktidar, insanın sahip oldu ğ u ve gelecekte açık bir fayda elde etmesini sa ğ layacak bir araçtır” diye yazmı ş tır. Bu araç, sa ğ lamlık ve zeka gibi do ğ u ş tan getirilen yeteneklerden olu ş abilece ğ i gibi, servet gibi sonradan da elde edilebilir. Ancak do ğ u ş tan gelmesi veya sonradan elde edilmesi, iktidarın arzulanan ş eyi elde etmede bir araç olarak algılanı ş ını de ğ i ş tirmez.

44 Özdekçi iktidar yaklaşımı: 44 Bertrand Russell’ın (1938) iyi bilinen iktidar tanımında da benzer bir algı vardır: “arzulanan etkinin, sonucun yaratılması”. Bu tanımla iktidarın üç biçimi ayırdedilir. Fiziksel veya baskıcı iktidar: En somut ve görünen ifadesini askeri alanda bulur. Psikolojik iktidar: Ödüllendirme vaatleri ve cezalandırma tehditlerine dayanan ve özellikle ekonomik alanda var olan bir iktidar biçimidir. Zihinsel iktidar: İ kna ve caydırma ile i ş leyen ve en temel biçimiyle tüm toplumlarda e ğ itim alanında söz konusu olan iktidar biçimidir.

45 Öznel iktidar yaklaşımı: 45 Bu kuramın tipik temsilcisi John Locke’tur. Locke’a göre iktidar, hedeflere ula ş mada kullanılan bir araç olmaktan çok, öznenin belli sonuçlar yaratabilme kapasitesidir. “Ate ş in madenleri eritme gücü vardır” demekle “egemenlerin yasalar koyma ve böylece uyruklarının eylemelerini etkileme gücü (iktidarı) vardır” demek arasında hiçbir fark yoktur. (Bu iktidar yorumu, hukukçular tarafından öznel hak kavramına uyarlanmı ş tır: öznelerin öznel bir hakka sahip olduklarını söylemekle, hukuki sistemin onlara belli sonuçlar elde etme gücünü verdi ğ ini söylemek aynı ş eydir.)

46 İlişkisel iktidar yaklaşımı: 46 Bugün en yaygın olan iktidar anlayı ş ı, bu kurama dayanmaktadır. Buna göre iktidar, iki öznenin (ki ş inin ya da grubun) arasındaki, birinin di ğ erinden belli bir davranı ş ı edindi ğ i bir ili ş kidir.

47 47 Bu yakla ş ımın ba ş at temsilcilerinden Robert Dahl, iktidarla ilgili ş u tanımı yapar (1963): “Etki (iktidarı da kapsayan bir terim), aktörler arasındaki, bir aktörün di ğ er aktörleri ba ş ka türlü olsaydı davranmayacakları bir biçimde davranmaya yöneltti ğ i bir ili ş ki biçimidir.”

48 İ ktidar buradaki gibi iki aktör arasında bir ili ş ki olarak tanımlandı ğ ında, özgürlükle sıkı bir ba ğ içindedir. Öyle ki birinin tanınması, di ğ erinin yadsınması olmaktadır. “A’nın iktidarı, B’nin özgür olmadı ğ ı bir duruma, A’nın özgürlü ğ ü ise B’nin iktidarının olmadı ğ ı bir duruma denk dü ş er.” 48

49 İktidar Biçimleri ve Siyasal İktidar 49 Bir kez devlet kavramı siyasal olana, siyaset kavramı da iktidar kavramına indirgenince, siyasal iktidarı di ğ er bütün iktidar biçimlerinden ayırmak sorunu ortaya çıkar. Siyaset kuramı, bu sorunla üzerinde sonsuz çe ş itlemeler yaratacak biçimde ilgilenmi ş tir. Klasik tipoloji, asırlar önce Aristoteles’in ortaya attı ğ ı tipolojidir.

50 İktidar Biçimleri ve Siyasal İktidar 50 Burada, kimin üzerinde uygulandı ğ ına bakılarak iktidarın üç tipi ayrılır: Ana-babaların çocuklar üzerindeki iktidarı. Efendinin köle üzerindeki iktidarı. Yönetenlerin yönetilenler üzerindeki iktidarı.

51 İktidar Biçimleri ve Siyasal İktidar 51 Ayrıca, iktidarın uygulanmasından kimin kazançlı çıktı ğ ına bakılarak da bir ayrım yapılır: Ana-babanın iktidarı çocukların yararındadır. Efendinin ya da despotun iktidarı, despotun yararınadır. (Despotik iktidar) Siyasal iktidar, hem yönetenin hem de yönetilenin yararınadır. (Buna göre, bozuk, yoz bir siyasal rejimde, yöneten yalnızca kendi çıkarını gözeterek yönetti ğ i için tiran haline gelmi ş tir.)

52 52 Bu tipoloji siyasetle ilgilidir, çünkü yozla ş mı ş yönetim biçimlerinin ikisinin tanımlanmasında temel olarak kullanılmı ş tır. 1. Patriarkal (ataerkil) yönetim: Burada egemen, uyruklarına baba gibi davranır. Uyruklara küçük çocuk muamelesi yapılır. 2. Despotik yönetim: Burada egemen uyruklarına hakları olmayan köleler gibi davranır. Bu yönetim tarzı, Aristoteles tarafından do ğ u ş tan köle olan do ğ ulu halklara ve barbarlara ait bir tarz olarak görülür. Hegel ve Montesquieu tarafından aynen benimsenen bu dü ş ünceye göre, bu tarz bir yönetim altında ya ş ayan halklar, baskıcı iktidarı yakınmadan veya direnmeden kabullenirler.

53 İktidar Biçimleri ve Siyasal İktidar 53 İ ktidarın ana-babaya ait, despotik ve sivil iktidar biçimindeki üçlü tanımlaması, Hobbes ve Locke gibi dü ş ünürlerce de payla ş ılıyor. Locke, ayrımı bugün me ş rulu ğ un ilkeleri olarak görebilece ğ imiz bir temele dayandırıyor. Ona göre, her üç iktidar biçiminin de farklı dayanakları vardır: Ana-baba iktidarı, üremeden kaynaklanan do ğ al bir temele sahiptir. Despotik iktidar, cezalandırma hakkının bir sonucudur: Büyük bir suç i ş leyeni, kölelik gibi e ş it derecede büyük bir cezaya çarptırma hakkı. Sivil iktidar, yöneldi ğ i ki ş ilerin açık veya örtük rızasına dayanan tek iktidar biçimidir.

54 İktidar Biçimleri ve Siyasal İktidar 54 Bu klasik ayrım, siyasal iktidarı ba ş ka iktidar biçimlerinden ayırma olana ğ ı tanımaz. Aristoteles’in yarar (çıkar), Locke’un me ş ruluk ölçütleri, daha çok olması gerekenle olmaması gereken iktidar biçimlerini birbirinden ayırmaya yararlar. Aristoteles de Locke da, iyi iktidar diye tanımladıkları dı ş ındaki iktidar biçimlerini de kullanan hükümetler oldu ğ unu kabul etmek zorundadırlar.

55 Gerçekçi bir iktidar kuramı: 55 Siyasal iktidarı ba ş ka iktidar biçimlerinden ayıran gerçekçi bir iktidar kuramı olu ş turulabilir. Ortaça ğ hukuk bilimcileri, bu kuramın egemenlik kavramına (üstün iktidar=summa potestas) dayandırılabilece ğ ini savunuyorlardı. Antik toplum, yalnızca bir mükemmel kurulu ş tanıyordu: bütün kurumları kapsayan devlet. Ortaça ğ toplumu ise, iki kurulu ş tanıyordu: Devlet ve kilise. Bunlardan hangisinin di ğ erine üstün oldu ğ u ve di ğ erini önceledi ğ ine dair yüzyıllık tartı ş ma, bu iki alanın gücünün ve egemenli ğ inin sınırlanmasını ve bu iki iktidar alanının özelliklerinin tanımlanmasını gerektirdi.

56 İktidar Biçimleri ve Siyasal İktidar 56 Devlet ve kilise birbirinden ayrı ş tı. Ruhani iktidar kiliseye, dünyevi (geçici) iktidarsa devlete ait sayıldı. Dünyevi iktidarın devlete, belli topraklarda ya ş ayanlar (halk) üzerinde fiziksel güç kullanma iktidarını ve hakkını tanıdı ğ ını iddia eden devlet yanlıları, kiliseye gerçek dini ve ahlaki ö ğ retileri ö ğ retme, vicdanları manevi de ğ erlere yönlendirme hakkını ve iktidarını bırakıyordu.

57 İktidar Biçimleri ve Siyasal İktidar 57 Böylece siyasal iktidar, zor kullanımıyla özde ş le ş ti; arzulanan sonuçları elde etmek için gerekti ğ inde zor kullanma hakkına dayanan iktidar biçimi olarak tanımlandı. Burada siyasal iktidarı dinsel iktidardan ayıran yine kullandıkları araçtır: Ruhani iktidar psikolojik araçlar [öteki dünyaya ili ş kin ödül vaatleri (cennet) ve ceza tehditleri (cehennem)] kullanırken, siyasal iktidar silahlı güçler gibi fiziksel zor araçları kullanır.

58 İktidar Biçimleri ve Siyasal İktidar 58 Fiziksel zor, siyasal iktidarın tanımı için gerekli ama yetersiz bir ko ş uldur. Bir ba ş ka tartı ş ma, zor kullanma hakkı yerine bu hakkın belli bir toprak parçasında toplanmasının üzerinde durmaktadır. Egemen, belli bir toprak parçası üzerinde fiziksel zor kullanma hakkını elinde tutandır.

59 Zor, bir bireyin di ğ eri üzerinde hakimiyet/denetim kurabilmesini sa ğ layan en kestirme yol oldu ğ una göre, belli sınırlar içinde ba ş ka herkesin üzerinde zor araçlarını kullanmak durumunda olan her kimse, o ki ş i üstün iktidar (summa potestas) anlamında egemenlik sahibidir; üstündür, çünkü zor siyasal iktidar için gerekli ko ş ulsa, zorun bir kimse ya da grup tarafından sınırlı kullanımı yeterli ko ş uldur. 59

60 İktidar Biçimleri ve Siyasal İktidar 60 Egemen (mutlak ve sürekli) iktidar, tekelinde bulundurdu ğ u zor kullanma yetkisinin sayesinde buyruklarına uyulmasını sa ğ lamayı da ba ş arır. Siyasal iktidarın niteli ğ i olarak zor kullanma hakkının dı ş layıcılı ğ ı [iktidarın geneli dı ş arıda bırakacak biçimde bir kimsenin ya da sınıfın elinde toplanması] teması, hiç ku ş kusuz Hobbesçu dü ş üncenin ana temalarındandır.

61 Do ğ a durumundan devlete (siyasal topluma geçi ş in anlamı, herkesin ayrımsız herkese kar ş ı zor kullandı ğ ı bir durumdan, zor kullanma hakkının yalnızca egemene ait oldu ğ u bir duruma geçi ş tir. Hobbes’la ba ş layarak siyasal iktidar, bugüne kadar de ğ i ş meden kalan bir yan anlam edinmi ş tir. 61

62 İktidarın Üç Biçimi 62 Çe ş itli iktidar biçimlerini birbirinden ayırmak için uyarlanan ölçütün niteli ğ i açısından bakıldı ğ ında siyasal iktidarın son kertede zora ba ş vurabilen bir iktidar biçimi olarak tanımlanması, iktidarı elinde tutanların arzuladıkları sonuçları elde etmek için kullandıkları araçları göz önüne alan bir tanımlamadır. Araç ölçütü, aynı anda hem basit hem de aydınlatıcı bir tipolojinin kullanılabilmesine izin verdi ğ i için en yaygın ölçüttür. Buna uygun olarak ça ğ da ş iktidar kuramları içinde olu ş turulan tipoloji iktidarı üçe ayırır:

63 İktidarın Üç Biçimi 63 İ KT İ DAR B İ Ç İ M İ SAH İ P OLUNAN ARAÇ Ekonomik İ ktidarServet İ deolojik İ ktidarBilgi Siyasal İ ktidarGüç

64 İktidarın üç biçimi 64 Ekonomik iktidar, kaynakların kıtlı ğ ında zaruri olan ya da zaruri sayılan malların sahipli ğ inden mülk sahibi olmayanları belli tarzda davranmaya yöneltmek için yararlanır. Bu iktidar biçiminde, üretim araçlarına sahip olanların sahip olmayanlar üzerinde, ötekilerin davranı ş larını belirleme kapasitesi anlamında devasa bir iktidarı bulunur. Mülk sahibi olanlarla olmayanların varoldu ğ u herhangi bir toplumda, ekonomik iktidar, mülk sahibi olanların olmayanları kendi belirledikleri ko ş ullarda kendileri için çalı ş tırma becerilerinden kaynaklanmaktadır.

65 İktidarın üç biçimi 65 İ deolojik iktidar, belli bilgi veya ö ğ reti biçimlerinin, hatta enformasyon veya ileti ş im kodlarının sahipli ğ inden ba ş kalarının davranı ş ları üzerinde belli bir etki olu ş turmak ve bir grubun üyelerini belli bir eylemi gerçekle ş tirmeye veya gerçekle ş tirmemeye yöneltmek için yararlanır.

66 Bilgi sahibi olanların toplumsal de ğ eri, ister geleneksel toplumların din adamları ya da laik toplumların bilginleri, teknisyenleri veya entelektüelleri olsunlar, bu tarz bir ko ş ullanmadan kaynaklanmaktadır, çünkü ancak onların yaydıkları bilgi veya a ş ıladıkları/aktardıkları de ğ erler yoluyladır ki her toplumsal grubun birbirine ba ğ lı kalmak, tutunmak için gereksindi ğ i toplumsalla ş ma gerçekle ş ebilir. 66

67 İktidarın üç biçimi 67 Siyasal İ ktidar: Bu üç iktidar biçiminde de ortak olan, e ş it olmayanlardan olu ş an bir toplumun kurumla ş ması ve korunmasına yaptıkları katkıdır: Siyasal iktidar temelinde zayıf ve güçlü; ekonomik iktidar temelinde zengin ve yoksul; ideolojik iktidar temelinde ise bilginler ve cahiller ayrımı yapılır, daha iyi bir deyi ş le ayrım üstünler ve a ş a ğ ıdakiler arasındadır.

68 Hepsinden önemlisi, siyasal iktidarın aracı güç/zor olan iktidar olarak tanımlanması, onun neden en yüksek, en son iktidar olarak görüldü ğ ünü açıklamaya da yardım eder. (Siyasal iktidar sahibi olmak, her zaman toplumda en baskın grup olmak anlamına geliyor.) 68

69 İktidarın üç biçimi 69 Gerçekten de zorlayıcı iktidar, her toplumsal grubun kendisini dı ş arıdan gelecek saldırılara kar ş ı koruması veya kendisinin iç çözülmesini engelleyebilmesi için gerek duydu ğ u iktidardır. Aynı toplumsal grubun üyeleri arasındaki ili ş kiler içinde, ancak ve ancak fiziksel zor kullanımı, ba ğ ımlılıktan, ikincillikten kurtulmayı engelleyebilir ve her tür itaatsizlik biçimini bastırabilir. Toplumsal gruplar arasındaki ili ş kilerde, taleplerin kabul ettirilmesi için en etkili araç zordur, yani sava ş tır.

70 İktidarın üç biçimi 70 Ça ğ da ş toplum kuramlarında, toplumsal iktidarın bu üç tipi arasındaki ayrım de ğ i ş mez bir olgu niteli ğ indedir. Toplumsal kuramların bir bütün olarak gördü ğ ü toplumsal sistem, bu üç iktidar tipiyle birlikte dü ş ünülebilecek üç alt-sisteme eklemlenir: üretici güçlerin örgütlenmesi, consensus’ün (oyda ş manın) örgütlenmesi zorlayıcı iktidarın örgütlenmesi. (Hatta Marksist kuram bile bu açıdan yorumlanabilir: Gerçek temel ekonomik sistemden olu ş urken, iki ayrı momente bölünmü ş olan üst yapı, ideolojik sistemden ve hukuksal-siyasal sistemden olu ş ur.)

71 İktidarın üç biçimi 71 Bu üç iktidar biçimi arasındaki farklı ili ş kiler ve bunları hiyerar ş ik olarak düzenlemenin farklı yolları, siyaset kuramının ve tarih felsefesinin ana akımlarının en kalıcı u ğ ra ş alanlarından birisidir. Machiavelli’den Hegel’e kadar ça ğ da ş siyaset kuramının sınırlarını çizen siyasetin önceli ğ i, hem ortaça ğ ın devlet ve kilise arasındaki büyük çatı ş malarını ayırt eden ve Roma kilisesinin ve di ğ er kiliselerin vazgeçemeyecekleri tinsel (ruhsal) iktidarın önceli ğ ine, hem de ke ş fi burjuva dünyasının do ğ u ş u ve kapitalist üretim biçimi hakkındaki kuramla ş tırmanın ba ş langıcıyla örtü ş en ekonomik iktidarın önceli ğ ine kar ş ıdır.

72 İktidarın Temelleri: Meşruluk Sorunu 72 Siyasal iktidarın kuramla ş tırılmasında sırayla üç soru önemlidir: Siyasal iktidar nedir? Siyasal iktidarı di ğ er iktidar biçimlerinden ayıran nitelikler nelerdir? Siyasal iktidarın haklılı ğ ının kayna ğ ı nerededir? Siyasal iktidarın haklıla ş tırılması konusuna bakarken yol gösterici olması gereken soru ş öyle ifade edilebilir: “Siyasal iktidarın belirli bir toplumsal grup içinde zor kullanımıyla yayılan iktidar oldu ğ u dü ş ünüldü ğ ünde, zor kullanımı, siyasal iktidarın üzerinde uygulandı ğ ı gruba kendini kabul ettirebilmesini ve grubun üyelerinin ona uymasını sa ğ lamada kendi ba ş ına yeterli olabilir mi?”

73 İktidarın Temelleri: Meşruluk Sorunu 73 Soru iktidarın ne oldu ğ unu anlamak üzere soruluyorsa ba ş ka, iktidarın ne olması gerekti ğ ini de ğ erlendirmek üzere soruluyorsa ba ş ka türlü yanıtlanacaktır. İ lk anlamda, siyasal iktidarın gücünü kendisinden almasının mümkün olmadı ğ ı söylenmi ş tir. İ kinci anlamda ise, siyasal iktidarın gücünü kendisinden almasının do ğ ru olmayaca ğ ı sonucuna varılmı ş tır.

74 İktidarın Temelleri: Meşruluk Sorunu 74 Klasik siyaset kuramı, iktidarın temelini sorgularken yalnızca zora dayalı iktidarın haklıla ş tırılabilece ğ i dü ş üncesini yadsır. Me ş ru ve gayri me ş ru iktidar arasında ayrım yapar. Burada sorulan anahtar soru ş udur: “E ğ er iktidar sınırlı biçimde zor temelinde kurulursa o zaman siyasal iktidarı soyguncular çetesinin iktidarından nasıl ayırabiliriz?”

75 İktidarın Temelleri: Meşruluk Sorunu 75 St. Augustine, ş öyle diyor: “Adalet olmasaydı krallıklar soyguncu çetelerinden ba ş ka ne olabilirdi ki?” ADALET = yönetimin belirleyici ilkesi

76 İktidarın Temelleri: Meşruluk Sorunu 76 İ skender ile korsan arasındaki ünlü atı ş ma aradaki ayrımın ne kadar ince oldu ğ unu bize göstermektedir: Kralın kendisine neden denizleri istila etti ğ ini sorması üzerine korsan yanıt verir: “Senin topra ğ ı (yeryüzünü) istila etmenle aynı nedenle. Fakat ben küçük bir filoyla bu i ş i yaptı ğ ımdan bana korsan, sense büyük bir filoyla bu i ş i yaptı ğ ından sana da kral diyorlar.”

77 İktidarın Temelleri: Meşruluk Sorunu 77 Pek çok dü ş ünür için adalet, gücün me ş ru kullanımıyla haksız kullanımı arasındaki sınırı çizen anahtar kavramdır.

78 İktidarın Temelleri: Meşruluk Sorunu 78 Platon Devlet, Rousseau da Toplum Sözle ş mesi adlı ünlü eserlerinin hemen ba ş ında adalet ve güç/zor arasındaki ili ş kiyi tartı ş ırlar. Hem Sokrates, hem de Rousseau güçlünün haklı oldu ğ u tezini reddeder. Bodin devleti tanımlaması gerekti ğ inde onu, “uygulanan yasal yönetim” olarak tanımlamı ş tı (1576). Hobbes, uyrukların güvenli ğ ini sa ğ lamak (ki bu devletin en yüce hedefidir) ve sonuçta siyasal iktidarı tesis etmek için, bir ki ş i ya da kurulun devlet içinde “me ş ru olarak iktidarı elinde bulundurmasının” gerekli oldu ğ unu kabul etmi ş tir.

79 İktidarın Temelleri: Meşruluk Sorunu 79 İ ktidara bu ş ekilde etik veya yasal bir nitelik yüklenmesi, iyi siyasal iktidarla kötü siyasal iktidar (iktidarın gasp edilmesi anlamında) arasında yüzyıllardır varlı ğ ını sürdüren ayrıma temel olu ş turmu ş tur. Bu ayrımın siyasal sorumluluk sorunu konusunda önemli sonuçları olmu ş tur. Hatta mutlak itaatin kuramcısı olarak bilinen Hobbes bile, iktidarı gasp edenin (yani gayri me ş ru prensin) dü ş man olarak kabul edilmesi gerekti ğ ini söylemi ş tir.

80 İktidarın Temelleri: Meşruluk Sorunu 80 Üstün iktidarın (yani siyasal iktidarın) etik bir haklılı ğ ı (ya da yasal-hukuki bir temeli) olması gerekti ğ i olgusu çe ş itli me ş ruluk ilkelerinin ortaya çıkı ş ına neden olmu ş tur. Me ş ruluk, iktidarı elinde tutanın buyruk verme hakkını ve uyru ğ un buyruklara itaat etme ödevini haklı kılan bir temelin arandı ğ ı farklı yollara i ş aret etmektedir.

81 İktidarın Temelleri: Meşruluk Sorunu 81 Gaetano Mosca, me ş rulu ğ u “siyasal formül” adlandırması ile açıklar: Belli bir kültür düzeyine ula ş mı ş sınırlı sayıdaki toplumda, siyasal sınıfın iktidarını daraltılmı ş biçimde yalnızca ona sahip olma temelinde haklıla ş tırmak yerine, iktidarının yönetti ğ i toplumda genel kabul gören ö ğ retiler ve inançların zorunlu bir sonucu olarak ortaya çıktı ğ ını kabul ederek ona yasal ve ahlakî bir temel sa ğ lamaya çalı ş tı ğ ı olmu ş tur. (1896)

82 82 Mosca yalnızca iki siyasal formül tanır: iktidarı Tanrı otoritesinden türeten formül ve iktidarı halkın iktidarından türeten formül. Tamamen kurgu/uydurma olduklarını dü ş ünmesine ra ğ men, Mosca bu formüllerin aynı zamanda gerçek bir ihtiyacı kar ş ıladıklarına inanıyordu: “yalnızca maddi ve entelektüel bir güç temelinde de ğ il, fakat aynı zamanda ahlaki bir ilke temelinde de” yönetme ve yönetildi ğ ini hissetme ihtiyacı. (1896)

83 İktidarın Temelleri: Meşruluk Sorunu Meşruluk İlkeleri 83 Her biri birbiriyle çatı ş an iki ş er ilkeden olu ş an üç temel birle ş tirici ilkeyi ayırdetmek mümkün. İ RADE Tanrı iradesi Halk iradesi DO Ğ A Belirleyici kökensel güç olarak Akılcı bir düzen olarak TAR İ H Geçmi ş Gelecek

84 İktidarın Temelleri: Meşruluk Sorunu Meşruluk İlkeleri 84 İ rade: Üstün bir iradeye ba ğ lanan me ş ruluk ilkelerinin ikisi Mosca’nın sözünü etti ğ i ilkelerdir: Yönetenler iktidarlarını ya Tanrı ya da halk iradesinden alırlar. Bu me ş ruluk türü için klasik formül Hobbes’a aittir: “Yasayı yapan Akıl de ğ il, Otoritedir.” Peki o zaman, iktidarın nihai kayna ğ ı nedir? Piramit otorite kavramında, nihai otorite Tanrı iradesidir. İ ktidarın tabandan tepe noktaya ilerledi ğ i basamaklı otorite kavramında, otorite nihai olarak halkın iradesidir. Kar ş ıt olmalarına ra ğ men bazı türlerde bu iki ilke kar ş ılıklı olarak birbirlerini kuvvetlendirirler: Halkın sesi Tanrının sesidir (vox populi vox Dei).

85 İktidarın Temelleri: Meşruluk Sorunu Meşruluk İlkeleri 85 Do ğ a: Do ğ alcı (natüralist) ö ğ retiler, her zaman iradeci ö ğ retilere kar ş ı olmu ş lardır. Do ğ alcı ö ğ retiler de birbirlerine açıkça kar ş ıt formlarda sunulmu ş lardır: Kr ά tos (güç) olarak do ğ a, klasik iktidar kuramında do ğ anın kökensel bir güç olarak kabul edildi ğ ine i ş aret eden bir formüldür. Do ğ aya iktidarın temeli olarak bakmanın anlamı ş öyle açıklanabilir: Birinin buyruk verme hakkı ve di ğ erlerinin itaat etme yükümlülü ğ ü kayna ğ ını, insanın iradesinden ba ğ ımsız biçimde, yani do ğ al olarak, bazılarının güçlü bazılarının zayıf, bazılarının bilgili bazılarının cahil, bazı bireylerin, hatta halkların, buyruk vermeye bazılarının da yalnızca itaat etmeye yatkın oldukları dü ş üncesinden alır.

86 İktidarın Temelleri: Meşruluk Sorunu Meşruluk İlkeleri 86 Buna kar ş ılık do ğ anın akılcı (rasyonel) bir düzen olarak görüldü ğ ü formül, ça ğ da ş do ğ al hukuk yorumlarında do ğ a yasası ile aklın yasasının özde ş sayıldı ğ ı bir ö ğ reti olarak kar ş ımıza çıkmaktadır. Locke’a göre hükümetin asıl görevi, zorlayıcı iktidar uygulaması yoluyla, do ğ a yasalarının gözetilmesini mümkün kılmaktır. [Bütün insanlar makul, akıllı olsalardı zaten hükümet olmadan da bu yasalara uyarlardı.] Bütün insanlar akılcı davranmadıklarından Locke devleti kurmak için, konsensüse (consensus) ihtiyaç duyar, ancak konsensüs de (ya da daha iyisi do ğ a durumunu bitirmek ve sivil yönetim kurmak için gerekli uzla ş ma da), aslında, akılcı bir eylemdir..

87 Prensin kendisi akılcı ise ve yetkin ki ş ilerce kendisine açıklanan do ğ a yasalarına uygun bir yönetim sergiliyorsa konsensüse gerek yoktur; bu noktada do ğ anın yönetimi (fizyokrasi) tamamen insanların yönetiminin yerini almaktadır. Yöneten do ğ adır, insan de ğ il 87

88 İktidarın Temelleri: Meşruluk Sorunu Meşruluk İlkeleri 88 Tarih: İ ktidarın me ş rula ş tırılması için tarihe bakmak iki boyutta söz konusu olabilir. Bunun için ya geçmi ş e ya da gelece ğ e bakılır. Geçmi ş e dönü ş, gelene ğ in gücünü me ş ruluk ilkesi olarak kabul eder ve gelenekçi iktidar kuramlarının temelini olu ş turur. Bu kuramlara göre, anımsanamayacak kadar eski zamanlardan beri iktidarı elinde tutmayı ba ş armı ş olan egemenin iktidarı me ş rudur. Buyurucu iktidar, bir genel hukuk ilkesi çerçevesinde de edinilebilir. Fransa’daki Devrim Üzerine Dü ş ünceler adlı eserinde Edmund Burke (1790), devrimcilerin taleplerine kar ş ı monarkların iktidarını haklıla ş tıran tarihsel bir reçete niteli ğ inde bir kuram olu ş turdu.

89 89 Geçmi ş tarihe gönderim varolan/kurulu iktidarın me ş rulu ğ u için bir ölçütken, gelecek tarihe gönderim, kurulmakta olan iktidarın me ş rulu ğ unun ölçütüdür. Devrimcilerin eski düzenin yerine koymaya çalı ş tıkları yeni düzen, tarihin akı ş ı içinde yeni bir a ş amayı, zorunlu ve kaçınılmaz bir adımı ve öncekinden daha ileri bir a ş amayı temsil etti ğ i sürece haklıla ş tırılabilir. Henüz var olmayan bir düzen, kendi me ş rulu ğ unun kayna ğ ını ancak gelecek olaylar içinde bulabilir.

90 İktidarın Temelleri: Meşruluk Sorunu Meşruluk İlkeleri 90 Muhafazakârlar, dura ğ an bir tarih anlayı ş ına sahiptir: Uzun süren iyidir. Devrimciler ise dinamik bir tarih anlayı ş ına sahiptir: Tarihsel ilerlemenin/geli ş menin önceden belirlenmi ş hareketine uygun olarak ortaya çıkan iyidir. Her ikisi de tarih içinde olduklarını (tarihsel iki konumu temsil ettiklerini) iddia eder: Ancak ilki (muhafazakârlar), tarihe, onu oldu ğ u gibi kabul ederek saygısını gösterir; ikincisi ise, tarihe, onun akı ş yönünü kestirerek hatta yönlendirerek saygısını belirtir.

91 İktidarın Temelleri: Meşruluk Sorunu Meşruluk İlkeleri 91 Me ş ruluk ilkeleri üzerindeki tartı ş ma, yalnızca kuramsal bir de ğ er ta ş ımaz, aynı zamanda siyasal yükümlülük sorunuyla da sıkı sıkıya ili ş kilidir; çünkü itaat, yalnızca me ş ru bir iktidarın buyrukları kar ş ısında söz konusudur. Nerede yasalara uyma yükümlülü ğ ü (itaat aktif veya pasif olabilir) biterse, orada direnme hakkı ba ş lar (direnme de aktif ya da pasif biçimde ortaya çıkabilir). İ taatin ve direnme hakkının sınırları, benimsenen me ş ruluk ilkesine ba ğ lıdır.


"Temel Kavramlar 1 Siyasal Bilgi/Siyasal İktidar. Kavramlar ve sorular 2 Yönetim nedir? Egemenlik nedir? Ulus egemenli ğ i nedir? Otorite nedir? Me ş ruluk." indir ppt

Benzer bir sunumlar


Google Reklamları