Sunum yükleniyor. Lütfen bekleyiniz

Sunum yükleniyor. Lütfen bekleyiniz

KEREM SÖYLENÇ 081206009 KONU:TÜRKİYE’DEKİ TARIMSAL YAPININ İNCELENMESİ.

Benzer bir sunumlar


... konulu sunumlar: "KEREM SÖYLENÇ 081206009 KONU:TÜRKİYE’DEKİ TARIMSAL YAPININ İNCELENMESİ."— Sunum transkripti:

1 KEREM SÖYLENÇ KONU:TÜRKİYE’DEKİ TARIMSAL YAPININ İNCELENMESİ

2 TÜRKİYE’ DE TARIM POLİTİKASININ TARİHİ GELİŞİMİ Cumhuriyet Dönemi İmparatorluğun yıkılışı ve yeni Cumhuriyetin kuruluşuna kadar geçen süre içinde savaşın sebep olduğu buhranlar ve çalkantılar bütün alanlarda olduğu gibi tarım kesiminde de kendisini gösterir. Durumun vahametini kavrayan yeni Cumhuriyetin kurucusu yüksek deha sahibi büyük insan Gazi Mustafa Kemal ATATÜRK; “Türkiye’nin hakiki sahip ve efendisi, gerçek üretici olan köylüdür. Milletin çiftlikteki mesaisini asri tedabiri iktisadiye ile hadd- i azamiye isal etmeliyiz.” Sözleri ile konunun önemini vurgulamış ve “Milli ekonomimizin temeli ziraattır.” diyerek yeni hedefi göstermiştir. O yıllarda Türkiye şeker, çay, limon ve zaman zaman da un ithal ediyordu. Pulluğun, mibzerin hatta tırpan ve at nalı çivisinin ithal edildiği düşünülürse tarım sanayiinin ne halde olduğu tüm açıklığı ile görülecektir. Atatürk’ ün toprak ve su ile ilgili direktifleri ele alınmış ve 4753 sayılı “Çiftçiyi Topraklandırma Kanunu” çıkartılmıştır. Zamanla bu kanun yetersiz kalınca yerine 1973 yılında “Toprak Tarım Reformu Kanunu” çıkartılmışsa da Anayasa Mahkemesi tarafından iptal edilmiş ve günümüze kadar bu mesele boşlukta kalmıştır.

3 Kasım 1937 yılında Ankara’ da “1. Köy ve Ziraat Kalkınma Kongresi” düzenlenmiş, Kongreye yerli uzmanların yanı sıra yabancı uzmanlarda davet edilmiştir. Kongre, Komisyonlar ve Genel Kurullar olarak çalışmış olup, Genel Kurul Üreticiler ve Pazarlayıcılar olarak iki esas guruba ayrılmıştır. Kongre, Türkiye’nin tarım ürünleri bakımında kendi kendine yeterliliğini ele almış ve ürünleri tek tek işlerken üretimle ilgili müesseseler ve araştırma istasyonları üzerinde durmuş, sonuçta, etkisi günümüze değin süren olumlu kararlar alınmış, bununla ilgili olarak toplam 57 eser yayınlanmıştır. Teşkilatlanma konusunda da 3203 Sayılı kanunla Tarım Bakanlığı kurulmuştur. Bu kongreden bir yıl sonra başlayan ve tesiri 1950’li yıllara değin süren II.Dünya Savaşının çıkması, tarımımıza olumsuz etkilerde bulunmuştur. 1947’li yıllardan itibaren başlayan tarımda mekanizasyon bir nebzecik de olsa bu sektörü rahatlattırmışsa da, sonradan ortaya çıkan kaçınılmaz problemler yine sürüp gitmiştir. Örneğin, 1947 – 1953 yılları arasında makineleşmenin, ekilen toprak alanlarının genişletilmesi ve iyi hava şartlarının etkisiyle tarımsal üretim artmış ve ihracatın gelişmesine yol açmıştır – 1959 yılları arasında ise fiyat artışları ile bir durgunluk göze çarpmaktadır. Üretim artışı düşmüş, ihracat gerilemiştir. Artan besin maddeleri talebi, İthalatı zorunlu kılmıştır. Ağustos 1958 develüasyonu kaçınılmaz olmuş, 1959 –1962 Askeri müdahalesi de tarıma bir farklılık sağlayamamıştır yılındaki 24 Ocak kararlarına kadar tarımda ithal ikameci politikalar izlenmiş olup, planlı dönemde tarımda hedeflenen yıllık ortalama %4,3 oranındaki büyüme hızı, %3 oranında gerçekleşmiştir. Katma değer büyüme hızı bakımında plan hedefinin %40 gerisinde kalınmıştır yılında, 1968 üretici fiyatlarıyla Gayri Safi Milli Hasıla içinde tarımın payı %34,2 iken 1985 yılında bu pay %20,1 civarına düşmüştür.

4 Sabit sermaye yatırımları içinde tarımın payının yüksek olduğu dönem %13.9 oranıyla I. Plan dönemi olmuş, 1985’ lerde ise bu oran %8,9 olarak gerçekleşmiştir. 24 Ocak 1980 Ekonomik İstikrar Tedbirleriyle ithal ikameci politikalardan vazgeçilerek dışa açık serbest piyasa ekonomisinin benimsendiği görülmektedir. İthalatı yasak olan malların sayısı önemli oranda düşürülerek ithalatta liberalleşmeye devam edilirken ihracattaki teşviklerin de kademeli olarak azaltıldığı görülmektedir. Son yıllarda tarımsal ürün ihracatındaki azalışların sebebi, tarımsal ürünlerin işlenerek sanayi ürünü olarak satılması, tarımsal üretim yetersizliği ve en önemlisi tarıma sağlanan sübvansiyonların ihracatçı sermaye şirketlerine ve hizmet sektörlerine kaydırılmış olmasıdır.

5 Tarım Sektörünün Ekonomideki Önemi Tarımın Türkiye ekonomisindeki önemi nisbi olarak azalmış olmakla birlikte, yurtiçi gıda gereksiniminin karşılanması, sanayi sektörüne girdi temini, ihracat ve yarattığı istihdam olanakları açısından halâ büyük önem taşımaktadır. Cumhuriyetin kurulduğu yıl tarım sektörünün GSMH içindeki payı %42.8 iken, 1970’li yıllarda %36.0, 1980 yılında %25, 1990 yılında %16, 2000 yılında %13.5, 2003 yılında ise %12.6 düzeyine düşmüştür. Türkiye’de tarım sektörünün GSMH’daki payının giderek azalması, sanayileşme ve hizmetler sektörlerinde gelişmeye daha çok önem verilmesinin bir sonucudur. Tarım sektörü, yapısı gereği işgücüne büyük ölçüde ihtiyaç duymaktadır. Gerçekten de tarımsal faaliyet bir yaşam biçimidir. Bu bağlamda, tarımın istihdamdaki payı 1980’de %50.6 iken, 2003’te %34.3’e gerilemiştir. Tarımda sermaye birikiminin ve teknoloji kullanımının artırışıyla, bu oran daha da aşağılara çekilebilecektir. Sektörün ülkenin genel ekonomik ve sosyal koşullarına karşı duyarlılığı, sektörel büyüme hızında yıllar itibariyle dalgalanmalara neden olmuştur. Tarım sektörü 1988’de %7.8, 1990’da %6.8, 1998’de %8.4, 2000’de %12.2 ve 2002’de %7.1 pozitif büyüme göstermiştir dönemindeki ortalama büyüme ise, %1.1’dir.

6 Dış Ticaret Uluslararası Standart Ticaret Sınıflamasına (SITC, Rev.3) göre; ithalatın yaklaşık %4’ünü, ihracatın ise % 7-9’unu tarımsal ürünler oluşturmaktadır. Uluslararası Sanayi Sınıflamasına (ISIC Rev.3) göre ise, tarım ürünlerinin ithalattaki payı %10, ihracattaki payı %10.3’e ulaşmaktadır. Genel ihracat dengesi yönünden, son yıllarda tarım sektörünün, net ihracatçı konumundan net ithalatçı konumuna geçtiği söylenebilir. Tüketim alışkanlıklarının değişmesi, eğitim ve gelir artışında gözlenen farklılıklar,tarım ürünleri ithalatında artışlara neden olmuştur. Tarım ürünlerinin toplam ithalatdaki payı 1980’de %0.6 iken, 2003’de gıda ve içecek dahil %11’e yükselmiştir.

7

8 Türkiye ve AB Ülkelerinde Tarımın Ülke Ekonomisindeki Yeri

9 Tarımsal Yatırımlar Yüksek enflasyon ve yüksek faizin harcanabilir gelirleri daraltması, yakın zamana kadar Türkiye’nin kamusal yatırımlara yeterli kaynak ayırmasını engellemiştir. Son 10 yıllarda sabit sermaye yatırımlarının GSMH’ye oranı, 1997’de %26.3, 1998’de %24.5, 1999’da %22.1, 2004 yılında ise yaklaşık %27.0 olarak gerçekleşmiştir yılı için programlanan oran ise, %27.4’tür yılı programı sabit sermaye yatırımları sektörel dağılım açısından incelendiğinde, en büyük payı, imalat sanayi, ulaştırma ve konut sektörlerinin aldığı gözlenmektedir yılında toplam sabit sermaye yatırımlarının çoğu imalat sektörüne yapılmış, konut ve ulaştırma %19.8 ve %10.3 pay almış bulunmaktadır. Tarım sektörü bu dönemde toplam sabit sermaye yatırımlarından %4.2’lik bir pay alabilmiştir. Kamu yatırımları esas alındığında ise, tarımın payı % 7.7’ye çıkmaktadır (DPT, )

10 Arazi ve İklim Koşulları Türkiye genel olarak dağlık bir arazi yapısına sahiptir.Türkiye’de arazilerin %55.9’u 1000 m’nin üstünde yükseltiye ve %62.5’i 15.0’ten daha fazla eğime sahiptir. Türkiye'de sıcaklık, kıyılarda enlem farkına, iç kesimlerde ise denizden uzaklık, yükselti, yer şekilleri gibi faktörlere bağlı olarak değişir. Günlük ve yıllık sıcaklık farkları kıyı bölgelerimizde az, iç bölgelerde fazladır. En az yıllık fark Doğu Karadeniz kıyılarında görülür ( °C). En çok yıllık fark ise, Kuzeydoğu Anadolu'dadır (Erzurum'da 27°C, Kars'ta 29°C, Ağrı'da 31 °C). Türkiye, genel olarak, Akdeniz ikliminin etkisi altındadır. Bu bağlamda, Türkiye genelinde yazlar kurak, kışlar yağışlı geçer. Bununla beraber, birbirlerinden belirgin farklarla ayrılabilen üç ana iklim tipi görülür. Bunlar, Karadeniz ve Akdeniz iklimleri ile karasal iklimdir. Türkiye'de, yıllık ortalama yağış bakımından, bölgeler arasında büyük farklılıklar vardır. Bazı bölgelerde ortalama yağış 2500 mm'yi bulurken, bazı bölgelerde 250 mm'nin altına inmektedir.

11 Tarımsal Arazi Kullanım Durumu Türkiye’de toplam arazinin %24.5’i I+II+II. sınıf topraklardan oluşmaktadır. Bunun içinde tarım topraklarının payı, %90’dır. Türkiye’nin 77.9 milyon hektar olan toprak varlığının 26.3 milyon hektarını tarım arazileri oluşturmaktadır (Çizelge 2.1) yılında 14.8 milyon hektar olan ekili ve dikili alanlar, 2001 yılında 26.3 milyon hektara ulaşmıştır. Toplam ekili ve dikili alanların %17’sinde sulu tarım, %83’ünde ise kuru tarım yapılmaktadır. Bitkisel üretim alanının %69’u tarla ürünleri, %19’u nadas alanları, %3’ü sebze üretim alanları, %5’i meyve alanları, %2’si zeytin alanları ve %2’si bağ alanları olarak değerlendirilmektedir. İşlenen tarla alanının %60’ında tahıl, %7’sinde baklagil, %6’sında endüstri bitkileri,b%3’ünde yağlı tohumlar, %2’sinde yumru bitkiler ve %2’sinde yem bitkileri yetiştirilmektedir.

12 TÜRKİYE TARIMSAL ÜRETİM HARİTASI

13

14 Tarım Sektörünün Önemi  Tarım sektörü, yapısı ve özelliklerinden kaynaklanan bir takım sebeplerden dolayı bir milli ekonomi için büyük önem taşımaktadır. Bu özellikleri şöyle sıralayabiliriz;  Tarımsal kesimde çalışanlar gittikçe azalmaktadır.  Tarım, özellikle savaş dönemlerinde ve siyasal ilişkilerin kesilmesi hallerinde ekonomiyi dışa bağımlılıktan kurtarmakta veya bu bağımlılığı azaltmaktadır.  Tarımdan sağlanan tasarruflar tarım dışı kesimlere aktarılmaktadır.  Artan nüfus daha fazla kalite ve çeşitte besin maddelerine ihtiyaç duymakta olup bu da ancak tarımdan sağlanabilmektedir.  Artan tarımsal üretim, besin maddeleri ithalini azaltarak döviz tasarrufu sağlamaktadır.  Tarım ürünleri fiyatları düşünce öbür kesim fiyatlarında da bir istikrar sağlanabilmektedir.  Tarım kesiminde gelirler yükseldikçe devletin sağladığı yardımların (sübvansiyon) azalması ve bunların öbür kesimlere kaydırılarak verimli yatırımlara aktarılması mümkündür.  Azgelişmiş ülkeler, tarım ürünleri ihracatı yolu ile özellikle önemli yatırım malları ithalatlarını kolaylaştırırlar.  Özellikle Azgelişmiş ülkelerin milli gelirleri içinde tarımın payı, gelişmiş ülkelere oranla daha yüksek oluşu tarımın önemini artıran diğer bir sebeptir.

15 TÜRKİYE TARIMI  4.5 milyon tarım işletmesi başına ortalama 55 dekar arazi düşmektedir ve bu araziler en az 5-6 parçadır. Miras hukukunun düzenlenmemesinden kaynaklanan bu sorun işletmelerin “ticari tarım” yerine “geçimlik tarım” yapmasına neden olmaktadır.  Birinci sınıf tarım arazilerinin tarım dışı amaçlarla kullanılması, ülkemiz tarımının sürdürülebilir tarımsal faaliyetlerini engelleyen en önemli yapısal sorununu oluşturmaktadır.

16  Tarımsal girdi kullanımı (tohumluk, gübre, ilaç) ve bilgi edinimi Ziraat Mühendisine ya da Tarım teşkilatlarına danışarak değil, günü kurtarabilmek için başta komşudan, akrabadan, ya da girdileri satan kişi veya kurumlara danışılarak yapılmaktadır.  Ülkemizde yetersiz olan yağlık bitki üretimi sonucunda, yıldan yıla artış gösteren bitkisel yağ açığı için milyonlarca dolar döviz ödenerek ithalatla kapatılmaya çalışılmaktadır. Benzer şekilde hayvancılığımızın geliştirilmesi ve toprak erezyonunu önlemek için çayır - mera ve yem bitkileri ve özellikle mera amenajmanı hususunda yetersizlik söz konusudur.

17  Arazi tapulaştırılmasının tarım reformu yapılan yerler dışında kanunu bulunmamamkta, tüzükle yürütülmekte ve yıllar içerisinde farklı kuruluşlarca yapılagelmektedir.  Tarıma girdi sağlayan, tarımsal ürünleri üreticilerden satın alıp bir ölçüde pazar garantisi sağlayan kurum ve kuruluşlar can çekişmektedir. Bunun en önemli nedeni 1980 sonrası uygulanan yanlış politikalardır. Bu dönemle birlikte SEK, YEMSAN, EBK gibi tarımsal KİT’ler plansız bir şekilde özelleştirilmiştir.  Tarımsal yapının temelini, sağlıklı bir veri toplama sisteminin mevcudiyeti oluşturmaktadır. Halen ülkemizde işletmeye dayalı kayıt tutulmamaktadır.  Tarımla ilgili birçok kanun ve tüzüğün uygulama kabiliyeti olmadığı gibi aynı zamanda da güncelliğini yitirmiştir.  TMO, TEKEL ve ÇAYKUR gibi kuruluşlar özerk olmadıklarından popülist politikalardan ötürü verimli çalıştırılamamış ve tarımsal desteklemede görevini yapamaz duruma getirilmişlerdir. Hatta TEKEL’in birçok işletmesi özel sektöre devredilmiştir. Bu kuruluşlardan bazıları kamuoyunda tartışılarak ve üzerlerinde pazarlıklar yapılarak önkoşullu olarak IMF gözden geçirmesine konu olmuşlardır.

18  Tarım tekniği açısından araştırma, uygulama ve teknolojiyi kullanan kuruluşlar arasında yeterli bilgi akışı bulunmamaktadır. Kaldı ki spesifik olarak birçok bölgemiz için yapılan, tarımsal üretimi kısıtlayan faktörlere çözüm getirecek araştırma sonuçları yeterli değildir. Öte yandan bölgeler arasında bu konu ile bağlantılı olarak girdi kullanımında önemli farklılıklar bulunmaktadır.  Tarımsal ürün fiyatları ve üretim maliyetleri Dünya piyasalarında ağırlık taşıyan ülkelerle karşılaştırıldığında, yüksek kalmıştır. Bunun en önemli nedenleri Türkiye’deki tarımsal girdi fiyatlarının ve özellikle akaryakıt, tohumluk, gübre, ilaç gibi girdilerin fiyatlarının çok yüksek olması ve aynı zamanda arazilerin dağınık, parçalı ve küçük olmasından ötürü verimlilik düzeyinin düşük oluşudur.  Örgütlü bir yapı olmadığı için üreticinin piyasa fiyatlarını tek başına etkileme yetkisi yoktur. Oluşacak en düşük fiyatı kabul etmek zorundadır. Ayrıca taşıma, ihracat ve pazarlama konularında da bu nedenle çözüm bekleyen sorunlar mevcuttur.

19  Tarımsal arzı kontrol altına alacak yol gösterici bir üretim planlaması yapılmamasından dolayı, birçok üründe “üretim açığı” bazı ürünlerde de gereksiz stoklar oluşmuştur. Bu sorunlar uzun süreler kamuoyu gündemini gereksiz yere meşgul etmiş, özellikle tarımı dışlayan ve önemsiz gören kişi ve organizasyonların eline önemli kozlar verilmiştir. Örneğin tütünlerin yakılması, fındıkların yağ yapılması, şekerin stoklarda bozulması, çayların denize dökülmesi gibi konular; Türkiye’de doğal koşullara bağımlılıktan ötürü risk ve belirsizlikleri fazla olan tarım sektörünü tanımayan ve önemsiz gören domatesi sadece manavda gören kişilerin sürekli kullandığı ifadelerdir.  Tarım ve Sağlık sigortaları bulunmadığı için çiftçiler kendilerini güvence içinde görmemektedir.

20 ÖNERİLER  Arazi toplulaştırılmasının yapılması ve verasetle arazi parçalanmasının önün geçilmelidir. Bu konu ile ilgili olarak yasal düzenlemeler yapılmalıdır. Özellikle medeni kanunun 597. Maddesine işlerlik kazandırılmalıdır.  Çiftçi organizasyonlarının (üretici birlikleri, borsalar, tarım kooperatifleri v.s.) oluşturulması ile devletin yaptığı veya yapmaya çalıştığı birçok hizmetler, tarımın gerçek sahipleri olan çiftçiler tarafından bizzat yerine getirilecek, devlet küçülecek ve sadece düzenleyici, koordine edici ve gözetleyici bir rol üstlenmelidir.  Nadas alanlarının daraltılması, ikinci ürün üretiminin yaygınlaştırılması, tarımsal üretimin arttırılmasını sağlayacak ve tarımsal yapıya katkıda bulunacaktır.  Çiftçilerin kendi sağlığını ve ürününü güvence altına alacak, sağlık ve tarım sigorta sistemine geçilmeli ve tarım kesimi sosyal güvenlik altına alınmalıdır.

21  Tarımda yapısal değişmelerin gerçekleştirilebilmesi için yasal düzenlemelerin ve mevcut yasaların günümüz diline göre değiştirilmesi gerekmektedir.  Ülkemizin ekolojik avantajlarından yararlanılarak organik tarım ürünlerinin üretimi artırılmalıdır.  Araştırma, geliştirme faaliyetlerine daha fazla kaynak ayrılmalıdır.  Tarımsal faaliyet, çevreye saygılı biçimde sürdürülebilir tarzda devam ettirilmelidir.  Ülkemizde üretim eksikliği bulunan yağ ve yem bitkilerinin üretimlerini arttıracak teşviklerin yapılarak esasen üretim potansiyeli olan bu ürünlerin, ürün desenindeki yerini alması sağlanmalıdır. Yağ bitkilerinin üretimlerinin arttırılması ile önemli bir döviz kaybı önlenecek, yem bitkilerinin yaygınlaştırılması ile de hayvancılığımızın kaba yem ihtiyacı karşılanacak, dolayısı ile hayvan ve hayvansal ürünlerin ithalatı önlenecektir. Aynı zamanda toprak erozyonu azalacaktır.  Sulamaya açılacak sahalarda işletme ve bakım açısından, modern teknolojinin, borulu sistemlere, yağmurlama ve damlama metodlarının kullanılması yönünde tedbirler alınmalıdır.

22 KAYNAKLAR Türkiye’de Tarım Editör Prof. Dr. Fahri YAVUZ AB ORTAK TARIM POLİTİKASI KARŞISINDA TÜRKİYE TARIMI Yrd.Doç.Dr.Okan GAYTANCIOĞLU


"KEREM SÖYLENÇ 081206009 KONU:TÜRKİYE’DEKİ TARIMSAL YAPININ İNCELENMESİ." indir ppt

Benzer bir sunumlar


Google Reklamları