Sunum yükleniyor. Lütfen bekleyiniz

Sunum yükleniyor. Lütfen bekleyiniz

ses düğmesini açabilirsiniz ilerlemek için sadece ‘mouse’u tıklayınız.

Benzer bir sunumlar


... konulu sunumlar: "ses düğmesini açabilirsiniz ilerlemek için sadece ‘mouse’u tıklayınız."— Sunum transkripti:

1

2 ses düğmesini açabilirsiniz ilerlemek için sadece ‘mouse’u tıklayınız

3

4

5 Ey Mormik; Sana bir insan masalı anlatacağım. düş hekimi yalçın ergir (düş hekimi - 1 kitabından ) Yaşamın yıllarla ifade edildiği, şu anda üzerinde bulunduğumuz topraklara ait bir masal. sevgili küçük, tepegöz Mormik. Şimdi antenlerini uzat ve dinle beni:

6 Evvel zaman, dünya deniz içindeyken, birinci milattan sonra 1,93e-14 ışık yılında, ülkelere bölünmüş bir dünya varmış. Bu dünyanın, o zaman adı “Akdeniz” olan mavi bir denizi ve ona komşu şirin bir ülkesi varmış. Bu ülkede kendinden başka kimselere benzemeyen bir acayip topluluk yaşarmış. Bu ülkenin insanlarının çok ağır bir görevi varmış = yaşamak !... düş hekimi yalçın ergir (düş hekimi - 1 kitabından )

7 Ve bu "görev" genellikle freni patlamış bir kamyonun kasasında, su dolu bir belediye çukurunda, bir maç sonrası balkonda, bazen de sokaklara taşan bir maaş kuyruğunda noktalanıverirmiş. O zamanlar mekikler değil, allı güllü otobüsler kafa kafaya tokuşur; uzay boşluğuna değil ama tarlalara, yollara dağılırmış kollar, bacaklar, oyuncak ayılar. düş hekimi yalçın ergir (düş hekimi - 1 kitabından )

8 Sabahları uyanır, yakıtlarını alır, programlandığı gibi işlerine giderlermiş. Her gün birbirine benzermiş. Gözler akrep ile yelkovanda; müdürün masası, Aysel'in çorabı derken günler tükenir, eve dönülür ve kutsal televizyonun huzuruna çıkılırmış. Boğazdan lokmalar geçer, insanlar çıt çıkarmadan, tutulmuş boyunları, kızarmış gözleri ve beyincikleri ile başkalarının hayatlarını seyrederlermiş. Kendi hayatları da tükenirmiş bir kum saati gibi, başkalarının ölümlerine, sözüm ona aşklarına, travesti düğünlerine, silikonlu göğüslerine baka baka. düş hekimi yalçın ergir (düş hekimi - 1 kitabından ) Aslında günümüz anlamında robotlar daha yokmuş ama pek çok insan organik robot prototipini oluştururmuş.

9 Her şey panikmiş sevgili Mormik. Üç kuruşluk maaşla, beş kuruşluk hipermarket alışverişleri, suratı beş karış kasiyerin önündeki sıra kapma yarışları, bayram tatili, babalar günü, analar günü, gazete promosyonları, yılbaşları, davetler, evlilik, okul, sevda, hak, hukuk… Kısaca, her şey cezaymış mutluluk adına. Dört kişilik masada dört kişi, ellerinde dört minicik telefon, dolma dolma parmaklar, şaşı olmuş gözlerle, bir takım numaralar arar, sigaralarını üfleye üfleye - dört kelimelik hayat hikayelerini anlatırlarmış, karşılarındaki üç kuruşluk hayatlara. düş hekimi yalçın ergir (düş hekimi - 1 kitabından ) Karılar dövülür, üçlü koltuğa devrilip uyuyakalınırmış. Arada çizgili pijamalar sıyrılır, nefesler dolanır, daha “n'oluyoruz” demeden uykuya devam edilirmiş sabah yakıtına kadar.

10 Aşk cezalıymış o zamanlar ama hiç olmazsa varmış. Aşk sokağa çıkamazmış öyle kolay, sarmaş dolaş. Sokaklara tükürmek, sokakta öpüşmekten daha az garipsenirmiş. Kimin kime aşık olacağına, ne zaman olacağına hep müdahale varmış, siyasetteki gibi. Vergi kaçırdığını söyleyen, aşkını söyleyemezmiş o kadar rahat. Aşkın başlaması da meseleymiş, bitmesi de. Her şey meseleymiş be Mormik. Ben sana şimdi nasıl anlatayım, Fransız öpücüğünü, yaşlı gözleri, sımsıkı tutan elleri? düş hekimi yalçın ergir (düş hekimi - 1 kitabından ) Küsme, bozma, çalma, çalım atma hususunda muhteşem eserler icra edilir, en sıkı dayanışmalar en berbat işlerde kendisini gösterirmiş. Adı farklı, içi aynı bir takım partiler uğruna özgürlükler, yaşamlar yitirilirmiş.

11 Eğitimi anlatamayacağım, çünkü kayda değer bir eğitim kavramı yokmuş. Ama kalan son belge, en son “ölüme hazırlık kursları”nın açıldığı, Öbür Dünya Yerleştirme Sınavı (ÖDYS)’nin ülke çapında iki aşamada yapıldığı şeklinde. Basında da bir ahlak yasasının olduğu, ancak bir gün bir ineğin bu yasayı içtiği ve Kaf Dağı’nın ardına kaçtığı söylenir. Viagra’nın o dönemde son imparator olduğu, son dünya kupası organizasyonunu yaptığı da. düş hekimi yalçın ergir (düş hekimi - 1 kitabından ) O zamanlar AIDS diye bir de hastalık varmış. Genellikle cinsel ilişki ile bulaşırmış ve kurtuluşu yokmuş. Ama bu acayip, şarkı dinlerken göğsünü jiletlerle doğramayı keşfetmiş toplumda nedense AIDS, üç dört Temel fıkrası dışında pek telaffuz edilmezmiş - ta ki trafik ölümleri ikinci sıraya düşene dek.

12 Uzun ince bir yol olarak tanımlanan, şimdilerde hala girmeye çalışıp, kapılarından kovulduğumuz bir diğer topluluğun o zamanki adı da “Avrupa Topluluğu” imiş. Sponsoru, hapisteki aydını, oteldeki hırsızı, kuyuları kazanı, cadı kazanı, kazı-kazan’ı, Nataşa’sı, Civan’ı, sayısalı, sözeli, devi - cücesi ile bir acayip topluluğun öyküsü işte böyle sevgili Mormik. düş hekimi yalçın ergir (düş hekimi - 1 kitabından )

13 Hadi şimdi hazırlan, Samanyolu’na dayınlara gideceksin. Yolda belediye karadeliklerine dikkat et. Mars’ta öğrenci polis çatışması varmış, Uranus üzerinden git. düş hekimi yalçın ergir (düş hekimi - 1 kitabından )

14 Hadi şimdi hazırlan, Samanyolu’na dayınlara gideceksin. Yolda belediye karadeliklerine dikkat et. Mars’ta öğrenci polis çatışması varmış, Uranus üzerinden git. düş hekimi yalçın ergir (düş hekimi - 1 kitabından )

15 sakın unutma !... Dayınlarda da Beatles dinlemeyi

16 düş hekimi yalçın ergir (düş hekimi - 1 kitabından ) sakın unutma !... Dayınlarda da Beatles dinlemeyi

17 yazan ve sunumu hazırlayan: düş hekimi yalçın ergir “düş hekimi - 1” kitabından DİĞER SUNUMLAR & YAZILAR: düş hekimi – 1 Ümit Yayıncılık – 2000 Çınar Yayınları düş hekimi – 2 Çınar Yayınları (“düş hekimi – 3” Kasım ayında çıkıyor) ÇINAR YAYINLARI:


"ses düğmesini açabilirsiniz ilerlemek için sadece ‘mouse’u tıklayınız." indir ppt

Benzer bir sunumlar


Google Reklamları