Sunum yükleniyor. Lütfen bekleyiniz

Sunum yükleniyor. Lütfen bekleyiniz

DÜZ ANLATIM BİÇİMLERİ (DÜŞÜNCE YAZILARINDA) AÇIKLAYICI ANLATIM TARTIŞMACI ANLATIM.

Benzer bir sunumlar


... konulu sunumlar: "DÜZ ANLATIM BİÇİMLERİ (DÜŞÜNCE YAZILARINDA) AÇIKLAYICI ANLATIM TARTIŞMACI ANLATIM."— Sunum transkripti:

1

2

3 DÜZ ANLATIM BİÇİMLERİ (DÜŞÜNCE YAZILARINDA) AÇIKLAYICI ANLATIM TARTIŞMACI ANLATIM

4 AÇIKLAYICI ANLATIM Bir konunun, bir özlü sözün, kapalı bir ifadenin açıklanması; herhangi bir konunun temel noktaları hakkında bilgi vermek amacıyla başvurulan anlatım türüdür.

5 AÇIKLAYICI ANLATIM Açıklayıcı anlatım, bir sorunu ortaya koyan bir cümle ile başlar, sorunu çözümleyen cümlelerle devam eder.

6 AÇIKLAYICI ANLATIM ÖRNEK: Memduh Şevket Esendal öykülerini sade ve temiz bir Türkçe'yle yazmış, öykücülükte Çehov tarzını benimsemiştir. Onun öykülerini okuyanlar eserin içinde kendilerini,çevrelerini ve hayatta karşılaştıkları kişileri bulur gibi olurlar.Esendal,günlük hayatı iyimser bir hava içinde verir. Öykülerindeki olaylar son derece basittir.

7 TARTIŞMACI ANLATIM Tartışma, bir düşünüş ve anlayış çatışmasının ürünüdür. Bir konu üzerinde aynı düşünceyi taşımayanları ortak düşünüş düzlemine getirmek için tartışma yapılır.

8 TARTIŞMACI ANLATIM Kişilerin kanılarını değiştirmek için ya bir öneri getirilip kanıtlanmaya ya da bir düşünce ele alınıp çürütülmeye çalışılır.

9 TARTIŞMACI ANLATIM Bu durumda yazar, düşüncelerini onaylatmak için genellikle sorular sorar, öznel bir anlatımı vardır.

10 TARTIŞMACI ANLATIM ÖRNEK: Edebiyat metninin dili günlük iletişim dilinden bütün bütüne ayrıymış gibi görülegelmiştir bizde. İstiareli, aktarmalı, doğallıktan uzak bir dil olarak düşünülmüştür hep. Edebiyat sözcüğü; süslü püslü, özentili, abartmalı ve boş sözler yığını gibi bir anlam kazanmıştır bu yüzden. Bunu da, edebiyat dilini günlük dilden apayrı gören bir anlayışa bağlayabiliriz. Oysa edebiyat dili günlük dilden tümüyle kopuk bir dil değildir. Gündelik dilin güzel, duygusal bir doku içinde yeniden düzenlenimidir bir bakıma.

11 SANATSAL ANLATIM BİÇİMLERİ (SANATSAL METİNLERDE) BETİMLEYİCİ ANLATIM ÖYKÜLEYİCİ ANLATIM

12 BETİMLEYİCİ ANLATIM Okuyucuya izlenim kazandırmak amacıyla sözcüklerle resim yaparak varlıkları görünür kılmaktır. Bu, duyular aracılığıyla ve iyi bir gözlemle gerçekleştirilir. Anlatımda benzetmelerden, sıfatlardan, zarflardan yararlanılır.

13 BETİMLEYİCİ ANLATIM Yazarın beş duyusuyla algıladıklarını yorumlayarak öznel bir anlatımla yansıttıklarına "izlenimsel betimleme";

14 BETİMLEYİCİ ANLATIM nesnel bir anlatımla duygularını katmadan yansıttıklarına ise "açıklayıcı betimleme" adı verilir.

15 BETİMLEYİCİ ANLATIM İnsan betimi "portre" adını alır. İnsanın dış görünümünü yansıtan "fiziksel portre", iç dünyasını yansıtan ise "ruhsal portre"dir.

16 BETİMLEYİCİ ANLATIM ÖRNEK: Eski bir taş köprü geçildikten sonra fakir mahallelere giriliyor ve sefalet,bütün dehşeti ve çirkinliğiyle başlıyordu.Ortalarından akan çirkin sularında yarı çıplak çocuklarla çamurdan köpekler, eğri büğrü sokaklar' Tezekten, çamurdan yapılmış yarı yarıya toprağa gömülmüş penceresiz kulübeler' ÖRNEK: Eski bir taş köprü geçildikten sonra fakir mahallelere giriliyor ve sefalet,bütün dehşeti ve çirkinliğiyle başlıyordu.Ortalarından akan çirkin sularında yarı çıplak çocuklarla çamurdan köpekler, eğri büğrü sokaklar' Tezekten, çamurdan yapılmış yarı yarıya toprağa gömülmüş penceresiz kulübeler'

17 ÖYKÜLEYİCİ ANLATIM Okuyucuyu olay içinde yaşatmak amacıyla olayların, eyleme dönüşmüş olguların anlatımıdır, Zaman içindeki hareket (devinim) öykülemenin temel özelliğidir. Okuyucuyu olay içinde yaşatmak amacıyla olayların, eyleme dönüşmüş olguların anlatımıdır, Zaman içindeki hareket (devinim) öykülemenin temel özelliğidir.

18 ÖYKÜLEYİCİ ANLATIM Öyküleme, tasarlanan ya da yaşanan bir olayın anlatımıdır. Öyküleme, tasarlanan ya da yaşanan bir olayın anlatımıdır. Roman, hikaye ve masalların anlatımı öyküleyici anlatım biçimindedir.

19 ÖYKÜLEYİCİ ANLATIM ÖRNEK: Ağır adamlarla kahveye girdi Hasan. Olanları düşündü bir süre. Otursam mı oturmasam mı diye bir tereddüt geçirdi. Sonra oturdu bir köşeye isteksiz. Babadan kalma tütün tabakasını çıkardı, kalınca bir sigara sardı. Öyle dalmıştı ki masasına konan çay bardağının sesi bile dikkatini çekmemişti. ÖRNEK: Ağır adamlarla kahveye girdi Hasan. Olanları düşündü bir süre. Otursam mı oturmasam mı diye bir tereddüt geçirdi. Sonra oturdu bir köşeye isteksiz. Babadan kalma tütün tabakasını çıkardı, kalınca bir sigara sardı. Öyle dalmıştı ki masasına konan çay bardağının sesi bile dikkatini çekmemişti.

20

21 TANIMLAMA Bir kavram ya da nesnenin ayırt edici özellikleriyle tanıtılmasıdır. Bir kavram ya da nesnenin ayırt edici özellikleriyle tanıtılmasıdır.

22 TANIMLAMA "Bu nedir?" ya da "Bu ne değildir?" sorularının yanıtı, tanım cümlelerini verir. "Bu nedir?" ya da "Bu ne değildir?" sorularının yanıtı, tanım cümlelerini verir.

23 TANIMLAMA Tanımlama, öznel de nesnel de olumlu da olumsuz da olabilir. Tanımlama, öznel de nesnel de olumlu da olumsuz da olabilir.

24 TANIMLAMA ÖRNEK ÖRNEK: İnsan vücudunun en küçük yapı taşına hücre denir.(Nesnel) İnsan vücudunun en küçük yapı taşına hücre denir.(Nesnel) Yaşam, güçlükleri yenebilme sanatıdır.(Öznel) Yaşam, güçlükleri yenebilme sanatıdır.(Öznel)

25 ÖRNEKLEME Anlatılanları somutlaştırmanın en etkin yoludur. Anlatılanları somutlaştırmanın en etkin yoludur.

26 ÖRNEKLEME Kişi, verilen örneği anlarsa konuyu da anlamış olur. Çünkü örnek, anlatılanları okuyucuların zihninde canlandırır, belirginleştirir. Kişi, verilen örneği anlarsa konuyu da anlamış olur. Çünkü örnek, anlatılanları okuyucuların zihninde canlandırır, belirginleştirir.

27 ÖRNEKLEME ÖRNEK ÖRNEK: Genç Kalemler hareketi, edebiyatımıza özellikle dil konusunda yepyeni bir anlayışı getirmiştir. Türkçe kendi benliğine yavaş yavaş dönmeye başlamış; halk,aydınların yazdıklarını anlar duruma gelmiştir. 1911'li yıllarda yazan Ömer Seyfettin'i, Ziya Gökalp'ı açıp okuyun, severek, anlayarak okursunuz yazdıklarını. Sözcükler, tamlamalar hep anlayacağınız biçimdedir.

28 TANIK GÖSTERME Ele alınan konuyu inandırıcı kılmak, desteklemek için alanında bilgisine, deneyimine güvenilen, ünlü kişilerin düşüncelerine başvurmadır. Ele alınan konuyu inandırıcı kılmak, desteklemek için alanında bilgisine, deneyimine güvenilen, ünlü kişilerin düşüncelerine başvurmadır.

29 TANIK GÖSTERME Tanık göstermede, o alanda ünlü olan kişinin adı anılarak düşünce desteklenebildiği gibi o kişiden "alıntı" yapılarak (sözlerine yer verilerek) da tanık gösterme gerçekleştiri- lebilir. Tanık göstermede, o alanda ünlü olan kişinin adı anılarak düşünce desteklenebildiği gibi o kişiden "alıntı" yapılarak (sözlerine yer verilerek) da tanık gösterme gerçekleştiri- lebilir.

30 TANIK GÖSTERME ÖRNEK ÖRNEK: Mutluluk, aslında herkesin çok yakınında.İsteyen herkes, her an mutlu olabilir. Filozof Sokrates: 'Bir kitap, bir çiçek, bir kuş' ne büyük saadet!' derken bunu anlatmıyor mu? Mutluluk, aslında herkesin çok yakınında.İsteyen herkes, her an mutlu olabilir. Filozof Sokrates: 'Bir kitap, bir çiçek, bir kuş' ne büyük saadet!' derken bunu anlatmıyor mu?

31 KARŞILAŞTIRMA İki kavram, iki olay, iki varlık arasındaki benzerliklerin, karşıtlıkların ya da farklılıkların belirtilmesi ve günümüzdeki bir durum ya da olayın geçmişteki benzerleriyle ilişkilendirilmesi- dir. İki kavram, iki olay, iki varlık arasındaki benzerliklerin, karşıtlıkların ya da farklılıkların belirtilmesi ve günümüzdeki bir durum ya da olayın geçmişteki benzerleriyle ilişkilendirilmesi- dir.

32 KARŞILAŞTIRMA Ayrıca teşbih (benzetme) ve ilişkilendirme de bir tür karşılaştırmadır. Ayrıca teşbih (benzetme) ve ilişkilendirme de bir tür karşılaştırmadır.

33 KARŞILAŞTIRMA İ lişkilendirme: Günümüzdeki bir olayla geçmişteki bir olay arasında ya da bizim toplumu- muzdaki bir durumla başka bir toplumdaki bir durum arasında bağ kurmaktır. İ lişkilendirme: Günümüzdeki bir olayla geçmişteki bir olay arasında ya da bizim toplumu- muzdaki bir durumla başka bir toplumdaki bir durum arasında bağ kurmaktır.

34 KARŞILAŞTIRMA ÖRNEK ÖRNEK: Özge Ali'ye göre daha çalışkandır. En çok sevdiğim arkadaşım sensin. En çok sevdiğim arkadaşım sensin. Eski şiir hayali öğeleri yeni şiir ise somut öğeleri içerir. Eski şiir hayali öğeleri yeni şiir ise somut öğeleri içerir.

35 SAYISAL VERİLERDEN YARARLANMA Araştırma sonunda elde edilen istatistiksel bilgilerle düşüncelerin somutlanmasıdır. Araştırma sonunda elde edilen istatistiksel bilgilerle düşüncelerin somutlanmasıdır.

36 SAYISAL VERİLERDEN YARARLANMA ÖRNEK ÖRNEK: Adapazarı Şeker Fabrikası 1953'te işletmeye açıldı. Kuruluşta günde 1800 ton olan pancar işleme kapasitesi 1980'de 6000 tona çıkarıldı. Bu büyük bir gelişme. Adapazarı Şeker Fabrikası 1953'te işletmeye açıldı. Kuruluşta günde 1800 ton olan pancar işleme kapasitesi 1980'de 6000 tona çıkarıldı. Bu büyük bir gelişme.

37 "Herkes önüne bakar, ben içime bakarım." diyor Montaigne. Denemeci, yalnız kendini, kendi "ben"ini anlatır. Hiçbir şeyi kanıtlamaya kalkışmadan, insana öğüt verme yoluna sapmadan, sırf düşünmekten zevk aldığı, bu zevki okuyucuya tattırmak istediği için yazar. Böylece kendini anlatırken insanı da anlatmış olur. Bu paragrafta aşağıdaki düşünceyi geliştirme yollarından hangisine başvurulmuştur? A) Açıklama B) Tanımlama C) Tanık gösterme D) Örnekleme E) Benzetme D) Örnekleme E) Benzetme

38 "Herkes önüne bakar, ben içime bakarım." diyor Montaigne. Denemeci, yalnız kendini, kendi "ben"ini anlatır. Hiçbir şeyi kanıtlamaya kalkışmadan, insana öğüt verme yoluna sapmadan, sırf düşünmekten zevk aldığı, bu zevki okuyucuya tattırmak istediği için yazar. Böylece kendini anlatırken insanı da anlatmış olur. Bu paragrafta aşağıdaki düşünceyi geliştirme yollarından hangisine başvurulmuştur? A) Açıklama B) Tanımlama C) Tanık gösterme D) Örnekleme E) Benzetme D) Örnekleme E) Benzetme

39 Denizin yüzeyi derin derin soluk alıp uyuyan bir canavarın göğsü gibi inip çıkıyor, yükseliyor, alçalıyor. Kıyıları jilet gibi keskin kaya parçalarından oluşan karaya müthiş bir hırsla vuruyor dalgalar ve patlıyor birbiri ardından. Denizin yüzeyi derin derin soluk alıp uyuyan bir canavarın göğsü gibi inip çıkıyor, yükseliyor, alçalıyor. Kıyıları jilet gibi keskin kaya parçalarından oluşan karaya müthiş bir hırsla vuruyor dalgalar ve patlıyor birbiri ardından. Bu parçanın anlatımında aşağıdakilerin hangisine başvurulmamıştır? Bu parçanın anlatımında aşağıdakilerin hangisine başvurulmamıştır? A) Benzetmelere B) Görme duyusuna C) İşitme duyusuna D) Kişileştirmeye E) Deyimlere

40 Denizin yüzeyi derin derin soluk alıp uyuyan bir canavarın göğsü gibi inip çıkıyor, yükseliyor, alçalıyor. Kıyıları jilet gibi keskin kaya parçalarından oluşan karaya müthiş bir hırsla vuruyor dalgalar ve patlıyor birbiri ardından. Denizin yüzeyi derin derin soluk alıp uyuyan bir canavarın göğsü gibi inip çıkıyor, yükseliyor, alçalıyor. Kıyıları jilet gibi keskin kaya parçalarından oluşan karaya müthiş bir hırsla vuruyor dalgalar ve patlıyor birbiri ardından. Bu parçanın anlatımında aşağıdakilerin hangisine başvurulmamıştır? Bu parçanın anlatımında aşağıdakilerin hangisine başvurulmamıştır? A) Benzetmelere B) Görme duyusuna C) İşitme duyusuna D) Kişileştirmeye E) Deyimlere

41 Yalnızlığın ıssız koyunda demir atmış eski bir teknedeydim o zamanlar. Tam üç yıldır martıların sabırsız yalvarışlarını dinliyordum gün boyu. Karşı tepedeki yemyeşil çamlar, sahildeki milyonlarca kum taneciği, keskin bir yosun kokusu en sadık arkadaşlarımdı. Umut, çok uzak bir limandan bana kumanya getirecek bir yük gemisiydi. Onun buradan ne zaman geçeceğini Allah bilirdi. Yalnızlığın ıssız koyunda demir atmış eski bir teknedeydim o zamanlar. Tam üç yıldır martıların sabırsız yalvarışlarını dinliyordum gün boyu. Karşı tepedeki yemyeşil çamlar, sahildeki milyonlarca kum taneciği, keskin bir yosun kokusu en sadık arkadaşlarımdı. Umut, çok uzak bir limandan bana kumanya getirecek bir yük gemisiydi. Onun buradan ne zaman geçeceğini Allah bilirdi. Bu parçanın anlatımında aşağıdakilerin hangisine başvurulmamıştır? Bu parçanın anlatımında aşağıdakilerin hangisine başvurulmamıştır? A) Betimlemeye B) Öykülemeye C) Benzetmeye D) Kişileştirmeye E) Örneklemeye

42 Yalnızlığın ıssız koyunda demir atmış eski bir teknedeydim o zamanlar. Tam üç yıldır martıların sabırsız yalvarışlarını dinliyordum gün boyu. Karşı tepedeki yemyeşil çamlar, sahildeki milyonlarca kum taneciği, keskin bir yosun kokusu en sadık arkadaşlarımdı. Umut, çok uzak bir limandan bana kumanya getirecek bir yük gemisiydi. Onun buradan ne zaman geçeceğini Allah bilirdi. Yalnızlığın ıssız koyunda demir atmış eski bir teknedeydim o zamanlar. Tam üç yıldır martıların sabırsız yalvarışlarını dinliyordum gün boyu. Karşı tepedeki yemyeşil çamlar, sahildeki milyonlarca kum taneciği, keskin bir yosun kokusu en sadık arkadaşlarımdı. Umut, çok uzak bir limandan bana kumanya getirecek bir yük gemisiydi. Onun buradan ne zaman geçeceğini Allah bilirdi. Bu parçanın anlatımında aşağıdakilerin hangisine başvurulmamıştır? Bu parçanın anlatımında aşağıdakilerin hangisine başvurulmamıştır? A) Betimlemeye B) Öykülemeye C) Benzetmeye D) Kişileştirmeye E) Örneklemeye

43 Röportajla öykü arasında kimi benzerlikler vardır: ikisi de yaşamdaki gerçeklerle beslenir. Röportajın gerçekliği belgelere, kanıtlara, somut olay veya olgulara dayanmasından ileri gelir. Öyküde ise bunlar hayal gücüyle yeni bir renk, yeni bir görünüm kazanır. Öte yandan bütün anlatı türleri için geçerli olan dilin güzel ve etkili kullanımı, röportaj ve öykü için de söz konusudur. Röportajla öykü arasında kimi benzerlikler vardır: ikisi de yaşamdaki gerçeklerle beslenir. Röportajın gerçekliği belgelere, kanıtlara, somut olay veya olgulara dayanmasından ileri gelir. Öyküde ise bunlar hayal gücüyle yeni bir renk, yeni bir görünüm kazanır. Öte yandan bütün anlatı türleri için geçerli olan dilin güzel ve etkili kullanımı, röportaj ve öykü için de söz konusudur. Bu parçanın anlatımında aşağıdakilerden hangisi ağır basmaktadır? Bu parçanın anlatımında aşağıdakilerden hangisi ağır basmaktadır? A) Betimleme B) Karşılaştırma C) Öyküleme A) Betimleme B) Karşılaştırma C) Öyküleme D) Tanımlama E) Örneklendirme D) Tanımlama E) Örneklendirme

44 Röportajla öykü arasında kimi benzerlikler vardır: ikisi de yaşamdaki gerçeklerle beslenir. Röportajın gerçekliği belgelere, kanıtlara, somut olay veya olgulara dayanmasından ileri gelir. Öyküde ise bunlar hayal gücüyle yeni bir renk, yeni bir görünüm kazanır. Öte yandan bütün anlatı türleri için geçerli olan dilin güzel ve etkili kullanımı, röportaj ve öykü için de söz konusudur. Röportajla öykü arasında kimi benzerlikler vardır: ikisi de yaşamdaki gerçeklerle beslenir. Röportajın gerçekliği belgelere, kanıtlara, somut olay veya olgulara dayanmasından ileri gelir. Öyküde ise bunlar hayal gücüyle yeni bir renk, yeni bir görünüm kazanır. Öte yandan bütün anlatı türleri için geçerli olan dilin güzel ve etkili kullanımı, röportaj ve öykü için de söz konusudur. Bu parçanın anlatımında aşağıdakilerden hangisi ağır basmaktadır? Bu parçanın anlatımında aşağıdakilerden hangisi ağır basmaktadır? A) Betimleme B) Karşılaştırma C) Öyküleme A) Betimleme B) Karşılaştırma C) Öyküleme D) Tanımlama E) Örneklendirme D) Tanımlama E) Örneklendirme

45 Aşağıdaki cümlelerin hangisinde betimleme yoktur? A) Söylenenleri hiç duymuyormuşçasına dalgın, düşünceli bir tavırla işini yapmayı sürdürdü. A) Söylenenleri hiç duymuyormuşçasına dalgın, düşünceli bir tavırla işini yapmayı sürdürdü. B) Artık bahar geldi derken birdenbire hava bozmuş, damlar, sokaklar, kırlar, karla örtülmüştü. B) Artık bahar geldi derken birdenbire hava bozmuş, damlar, sokaklar, kırlar, karla örtülmüştü. C) Az konuşan, doğruyu söyleyen, söylediğini tartan bir insandı. C) Az konuşan, doğruyu söyleyen, söylediğini tartan bir insandı. D) İçli, çok duygulu bir adamdı, konuşurken hem ağlar hem ağlatırdı. D) İçli, çok duygulu bir adamdı, konuşurken hem ağlar hem ağlatırdı. E) Benim gibi babamın da dedemin de çocukluk ve ilk gençlik günleri bu konakta geçmişti. E) Benim gibi babamın da dedemin de çocukluk ve ilk gençlik günleri bu konakta geçmişti.

46 Aşağıdaki cümlelerin hangisinde betimleme yoktur? A) Söylenenleri hiç duymuyormuşçasına dalgın, düşünceli bir tavırla işini yapmayı sürdürdü. A) Söylenenleri hiç duymuyormuşçasına dalgın, düşünceli bir tavırla işini yapmayı sürdürdü. B) Artık bahar geldi derken birdenbire hava bozmuş, damlar, sokaklar, kırlar, karla örtülmüştü. B) Artık bahar geldi derken birdenbire hava bozmuş, damlar, sokaklar, kırlar, karla örtülmüştü. C) Az konuşan, doğruyu söyleyen, söylediğini tartan bir insandı. C) Az konuşan, doğruyu söyleyen, söylediğini tartan bir insandı. D) İçli, çok duygulu bir adamdı, konuşurken hem ağlar hem ağlatırdı. D) İçli, çok duygulu bir adamdı, konuşurken hem ağlar hem ağlatırdı. E) Benim gibi babamın da dedemin de çocukluk ve ilk gençlik günleri bu konakta geçmişti. E) Benim gibi babamın da dedemin de çocukluk ve ilk gençlik günleri bu konakta geçmişti.

47 Aşağıdaki cümlelerin hangisinde görme ve dokunma duyularına seslenen ayrıntılar bir arada verilmiştir? Aşağıdaki cümlelerin hangisinde görme ve dokunma duyularına seslenen ayrıntılar bir arada verilmiştir? A) Sararmış kâğıt parçasındaki şiiri okudukça anıların, eski günlerin içine dalıyordu. A) Sararmış kâğıt parçasındaki şiiri okudukça anıların, eski günlerin içine dalıyordu. B) Adamın gürültülü, peltek konuşmasını dinledikçe sıkıntıdan terliyordu. B) Adamın gürültülü, peltek konuşmasını dinledikçe sıkıntıdan terliyordu. C) Bursa ipeklisi gibi yumuşak, sarı, dalgalı saçlarını okşadıkça bir mutluluk duyuyordu. C) Bursa ipeklisi gibi yumuşak, sarı, dalgalı saçlarını okşadıkça bir mutluluk duyuyordu. D) Uzayıp giden bu çorak, bomboz topraklara baktıkça içine bir sıkıntı çöküyordu. D) Uzayıp giden bu çorak, bomboz topraklara baktıkça içine bir sıkıntı çöküyordu. E) Erzurum taşından yapılmış yüzüklere, işlenmiş renk renk kolyelere hayranlıkla bakıyordu. E) Erzurum taşından yapılmış yüzüklere, işlenmiş renk renk kolyelere hayranlıkla bakıyordu.

48 Aşağıdaki cümlelerin hangisinde görme ve dokunma duyularına seslenen ayrıntılar bir arada verilmiştir? Aşağıdaki cümlelerin hangisinde görme ve dokunma duyularına seslenen ayrıntılar bir arada verilmiştir? A) Sararmış kâğıt parçasındaki şiiri okudukça anıların, eski günlerin içine dalıyordu. A) Sararmış kâğıt parçasındaki şiiri okudukça anıların, eski günlerin içine dalıyordu. B) Adamın gürültülü, peltek konuşmasını dinledikçe sıkıntıdan terliyordu. B) Adamın gürültülü, peltek konuşmasını dinledikçe sıkıntıdan terliyordu. C) Bursa ipeklisi gibi yumuşak, sarı, dalgalı saçlarını okşadıkça bir mutluluk duyuyordu. C) Bursa ipeklisi gibi yumuşak, sarı, dalgalı saçlarını okşadıkça bir mutluluk duyuyordu. D) Uzayıp giden bu çorak, bomboz topraklara baktıkça içine bir sıkıntı çöküyordu. D) Uzayıp giden bu çorak, bomboz topraklara baktıkça içine bir sıkıntı çöküyordu. E) Erzurum taşından yapılmış yüzüklere, işlenmiş renk renk kolyelere hayranlıkla bakıyordu. E) Erzurum taşından yapılmış yüzüklere, işlenmiş renk renk kolyelere hayranlıkla bakıyordu.

49 Küf yeşili yaprağın üzerinde koyu benekler vardı. Yapraktan acı, kekiğimsi bir koku geliyordu. Adam yaprağa bakıyor, beneklerini sayıyordu. Birden yaprağın üstündeki beneklerden biri kımıldadı. İrkildi adam. Önce gözlerine inanamadı. Koyu kestane sırlıyla minicik bir böcek! Sonra böceğin sırtındaki koyu kestane kabuk çıtırdayarak yarıldı, altından tüy gibi yarı saydam kanatlar çıktı. Uçuverdi böcek. Nemli, ılık bir esintinin içinde yitip gitti. Küf yeşili yaprağın üzerinde koyu benekler vardı. Yapraktan acı, kekiğimsi bir koku geliyordu. Adam yaprağa bakıyor, beneklerini sayıyordu. Birden yaprağın üstündeki beneklerden biri kımıldadı. İrkildi adam. Önce gözlerine inanamadı. Koyu kestane sırlıyla minicik bir böcek! Sonra böceğin sırtındaki koyu kestane kabuk çıtırdayarak yarıldı, altından tüy gibi yarı saydam kanatlar çıktı. Uçuverdi böcek. Nemli, ılık bir esintinin içinde yitip gitti. Bu parçada ayrıntıların seçiminde aşağıdaki duyuların hangisinden yararlanılmamıştır? A) Görme B) Tatma C) Dokunma D) İşitme E) Koklama A) Görme B) Tatma C) Dokunma D) İşitme E) Koklama

50 Küf yeşili yaprağın üzerinde koyu benekler vardı. Yapraktan acı, kekiğimsi bir koku geliyordu. Adam yaprağa bakıyor, beneklerini sayıyordu. Birden yaprağın üstündeki beneklerden biri kımıldadı. İrkildi adam. Önce gözlerine inanamadı. Koyu kestane sırlıyla minicik bir böcek! Sonra böceğin sırtındaki koyu kestane kabuk çıtırdayarak yarıldı, altından tüy gibi yarı saydam kanatlar çıktı. Uçuverdi böcek. Nemli, ılık bir esintinin içinde yitip gitti. Küf yeşili yaprağın üzerinde koyu benekler vardı. Yapraktan acı, kekiğimsi bir koku geliyordu. Adam yaprağa bakıyor, beneklerini sayıyordu. Birden yaprağın üstündeki beneklerden biri kımıldadı. İrkildi adam. Önce gözlerine inanamadı. Koyu kestane sırlıyla minicik bir böcek! Sonra böceğin sırtındaki koyu kestane kabuk çıtırdayarak yarıldı, altından tüy gibi yarı saydam kanatlar çıktı. Uçuverdi böcek. Nemli, ılık bir esintinin içinde yitip gitti. Bu parçada ayrıntıların seçiminde aşağıdaki duyuların hangisinden yararlanılmamıştır? A) Görme B) Tatma C) Dokunma D) İşitme E) Koklama A) Görme B) Tatma C) Dokunma D) İşitme E) Koklama

51 Adalarda oturanlar, akşam üzeri iskeleye çıkıp gelenleri karşılar, gidenleri uğurlarlar; gençler arkadaşlarıyla buluşur; yaşlılar çay bahçelerinde, aralarında söyleşirler. Saat dokuza gelince, herkes evine dönmüş, sofraya oturmuş olur. Adalara gezmeye gelen birkaç kişi dışında kimseleri göremezsiniz ortalıkta. Adalarda oturanlar, akşam üzeri iskeleye çıkıp gelenleri karşılar, gidenleri uğurlarlar; gençler arkadaşlarıyla buluşur; yaşlılar çay bahçelerinde, aralarında söyleşirler. Saat dokuza gelince, herkes evine dönmüş, sofraya oturmuş olur. Adalara gezmeye gelen birkaç kişi dışında kimseleri göremezsiniz ortalıkta. Bu parçanın anlatımında aşağıdakilerden hangisine başvurulmuştur? A) Karşılaştırma B) Tanımlama C) Açıklama D) Tartışma E) Öyküleme D) Tartışma E) Öyküleme

52 Adalarda oturanlar, akşam üzeri iskeleye çıkıp gelenleri karşılar, gidenleri uğurlarlar; gençler arkadaşlarıyla buluşur; yaşlılar çay bahçelerinde, aralarında söyleşirler. Saat dokuza gelince, herkes evine dönmüş, sofraya oturmuş olur. Adalara gezmeye gelen birkaç kişi dışında kimseleri göremezsiniz ortalıkta. Adalarda oturanlar, akşam üzeri iskeleye çıkıp gelenleri karşılar, gidenleri uğurlarlar; gençler arkadaşlarıyla buluşur; yaşlılar çay bahçelerinde, aralarında söyleşirler. Saat dokuza gelince, herkes evine dönmüş, sofraya oturmuş olur. Adalara gezmeye gelen birkaç kişi dışında kimseleri göremezsiniz ortalıkta. Bu parçanın anlatımında aşağıdakilerden hangisine başvurulmuştur? A) Karşılaştırma B) Tanımlama C) Açıklama D) Tartışma E) Öyküleme D) Tartışma E) Öyküleme

53 Bir öyküyü okuyanla, onun oyunlaştırılmış biçimini sahnede izleyen kişi arasındaki fark nedir? İzleyen gördüklerini dolaysız olarak yaşamaktadır. Başka deyişle sahnede, ortaya konulan hazır bir dünya vardır; izleyici tüm duygularını harekete geçirerek bu dünyayı algılar. Okuyan ise, okuduklarını kendi düşünce ve düş süzgecinden geçirerek kafasında canlandırır. Bir öyküyü okuyanla, onun oyunlaştırılmış biçimini sahnede izleyen kişi arasındaki fark nedir? İzleyen gördüklerini dolaysız olarak yaşamaktadır. Başka deyişle sahnede, ortaya konulan hazır bir dünya vardır; izleyici tüm duygularını harekete geçirerek bu dünyayı algılar. Okuyan ise, okuduklarını kendi düşünce ve düş süzgecinden geçirerek kafasında canlandırır. Bu parçanın anlatımında aşağıdakilerden hangisi ağır basmaktadır? A) Öyküleme B) Tanımlama C) Örnekleme A) Öyküleme B) Tanımlama C) Örnekleme D) Açıklama E) Karşılaştırma D) Açıklama E) Karşılaştırma

54 Bir öyküyü okuyanla, onun oyunlaştırılmış biçimini sahnede izleyen kişi arasındaki fark nedir? İzleyen gördüklerini dolaysız olarak yaşamaktadır. Başka deyişle sahnede, ortaya konulan hazır bir dünya vardır; izleyici tüm duygularını harekete geçirerek bu dünyayı algılar. Okuyan ise, okuduklarını kendi düşünce ve düş süzgecinden geçirerek kafasında canlandırır. Bir öyküyü okuyanla, onun oyunlaştırılmış biçimini sahnede izleyen kişi arasındaki fark nedir? İzleyen gördüklerini dolaysız olarak yaşamaktadır. Başka deyişle sahnede, ortaya konulan hazır bir dünya vardır; izleyici tüm duygularını harekete geçirerek bu dünyayı algılar. Okuyan ise, okuduklarını kendi düşünce ve düş süzgecinden geçirerek kafasında canlandırır. Bu parçanın anlatımında aşağıdakilerden hangisi ağır basmaktadır? A) Öyküleme B) Tanımlama C) Örnekleme A) Öyküleme B) Tanımlama C) Örnekleme D) Açıklama E) Karşılaştırma D) Açıklama E) Karşılaştırma

55 Eylülde Kaçkarlar'ın çevresinde "kestane karası fırtınası" gelip çatar. Kestanelerin dökülme zamanıdır artık. Yöre insanı için kestanenin hem meyvesi, hem de kerestesi çok değerlidir. Çünkü evlerin özellikle dış cephesi bu ağaçtan yapılır. Rüzgârlar vadilerde uğuldamaya, yapraklar dökülmeye başlamıştır bugünlerde. Karın habercisi olan "karakuş" birazdan pencerenin pervazına tüner. Derinden kurt sesleri gelir. Orman tüm yaşamıyla hazırdır uzun ve beyaz kışa. Eylülde Kaçkarlar'ın çevresinde "kestane karası fırtınası" gelip çatar. Kestanelerin dökülme zamanıdır artık. Yöre insanı için kestanenin hem meyvesi, hem de kerestesi çok değerlidir. Çünkü evlerin özellikle dış cephesi bu ağaçtan yapılır. Rüzgârlar vadilerde uğuldamaya, yapraklar dökülmeye başlamıştır bugünlerde. Karın habercisi olan "karakuş" birazdan pencerenin pervazına tüner. Derinden kurt sesleri gelir. Orman tüm yaşamıyla hazırdır uzun ve beyaz kışa. Bu parçanın anlatımında, aşağıdakilerden hangisinde verilenlerden yararlanılmıştır? A) Karşılaştırma - tanımlama - öyküleme B) Açıklama - öyküleme - betimleme C) Tartışma - karşılaştırma - öyküleme D) Tanımlama - örnek gösterme – betimleme E) Açıklama - tartışma - örnek gösterme

56 Eylülde Kaçkarlar'ın çevresinde "kestane karası fırtınası" gelip çatar. Kestanelerin dökülme zamanıdır artık. Yöre insanı için kestanenin hem meyvesi, hem de kerestesi çok değerlidir. Çünkü evlerin özellikle dış cephesi bu ağaçtan yapılır. Rüzgârlar vadilerde uğuldamaya, yapraklar dökülmeye başlamıştır bugünlerde. Karın habercisi olan "karakuş" birazdan pencerenin pervazına tüner. Derinden kurt sesleri gelir. Orman tüm yaşamıyla hazırdır uzun ve beyaz kışa. Eylülde Kaçkarlar'ın çevresinde "kestane karası fırtınası" gelip çatar. Kestanelerin dökülme zamanıdır artık. Yöre insanı için kestanenin hem meyvesi, hem de kerestesi çok değerlidir. Çünkü evlerin özellikle dış cephesi bu ağaçtan yapılır. Rüzgârlar vadilerde uğuldamaya, yapraklar dökülmeye başlamıştır bugünlerde. Karın habercisi olan "karakuş" birazdan pencerenin pervazına tüner. Derinden kurt sesleri gelir. Orman tüm yaşamıyla hazırdır uzun ve beyaz kışa. Bu parçanın anlatımında, aşağıdakilerden hangisinde verilenlerden yararlanılmıştır? A) Karşılaştırma - tanımlama - öyküleme B) Açıklama - öyküleme - betimleme C) Tartışma - karşılaştırma - öyküleme D) Tanımlama - örnek gösterme – betimleme E) Açıklama - tartışma - örnek gösterme

57 Soğuk bir İstanbul sabahı... Gökyüzünde bulut kaynıyor; yağmur yağdı yağacak... Biz yola koyuluyoruz. Yarım saat sürecek yolculuğumuzu, Maltepe'nin bildik sokaklarından geçerek bir an önce bitirme telaşındayız. Sokaklar, işe yetişmek için koşuşanlarla dolu. İnsanlar, rayların üzerinde, sağa sola bakarak, hızlı adımlarla geçiyor. Bir banliyö treni Gebze yönüne doğru gürültüyle yol alıyor. Soğuk bir İstanbul sabahı... Gökyüzünde bulut kaynıyor; yağmur yağdı yağacak... Biz yola koyuluyoruz. Yarım saat sürecek yolculuğumuzu, Maltepe'nin bildik sokaklarından geçerek bir an önce bitirme telaşındayız. Sokaklar, işe yetişmek için koşuşanlarla dolu. İnsanlar, rayların üzerinde, sağa sola bakarak, hızlı adımlarla geçiyor. Bir banliyö treni Gebze yönüne doğru gürültüyle yol alıyor. Bu parçanın anlatımında, aşağıdakilerden hangisine başvurulmuştur? A) Öyküleme – betimleme B) Açıklama - betimleme C) Karşılaştırma – öyküleme D) Tanımlama – açıklama E) Karşılaştırma - tanımlama

58 Soğuk bir İstanbul sabahı... Gökyüzünde bulut kaynıyor; yağmur yağdı yağacak... Biz yola koyuluyoruz. Yarım saat sürecek yolculuğumuzu, Maltepe'nin bildik sokaklarından geçerek bir an önce bitirme telaşındayız. Sokaklar, işe yetişmek için koşuşanlarla dolu. İnsanlar, rayların üzerinde, sağa sola bakarak, hızlı adımlarla geçiyor. Bir banliyö treni Gebze yönüne doğru gürültüyle yol alıyor. Soğuk bir İstanbul sabahı... Gökyüzünde bulut kaynıyor; yağmur yağdı yağacak... Biz yola koyuluyoruz. Yarım saat sürecek yolculuğumuzu, Maltepe'nin bildik sokaklarından geçerek bir an önce bitirme telaşındayız. Sokaklar, işe yetişmek için koşuşanlarla dolu. İnsanlar, rayların üzerinde, sağa sola bakarak, hızlı adımlarla geçiyor. Bir banliyö treni Gebze yönüne doğru gürültüyle yol alıyor. Bu parçanın anlatımında, aşağıdakilerden hangisine başvurulmuştur? A) Öyküleme – betimleme B) Açıklama - betimleme C) Karşılaştırma – öyküleme D) Tanımlama – açıklama E) Karşılaştırma - tanımlama

59 Adam, bahçenin kenarındaki tulumbaya yaklaştı, işliğinin yakasını açtı. Kollarını sıvadı. Kasketini duvardaki çiviye astı. Onu gören karısı, kucağındaki yün yumağını atıp elinde havluyla kocasının yanına geldi ve "Çekeyim tulumbayı." dedi. Bu parçanın anlatım biçimi aşağıdakilerden hangisidir? A) Betimleme B) Öyküleme C) Tartışma D) Açıklama E) Kanıtlama D) Açıklama E) Kanıtlama

60 Adam, bahçenin kenarındaki tulumbaya yaklaştı, işliğinin yakasını açtı. Kollarını sıvadı. Kasketini duvardaki çiviye astı. Onu gören karısı, kucağındaki yün yumağını atıp elinde havluyla kocasının yanına geldi ve "Çekeyim tulumbayı." dedi. Bu parçanın anlatım biçimi aşağıdakilerden hangisidir? A) Betimleme B) Öyküleme C) Tartışma D) Açıklama E) Kanıtlama D) Açıklama E) Kanıtlama

61 Ülkemize, resimde Ekspresyonizm'i getiren ilk ressam Şeker Ahmet Paşa'dır. Güzel Sanatlar Akademisi açma düşüncesini ortaya atan ve bu konuda büyük çaba gösteren Şeker Ahmet Paşa, aynı zamanda kadın ressamların katıldığı ilk sergiyi açan ve düzenlediği bir karma sergide ilk defa çıplak bir kadın tablosuna (nü) yer veren ressamdır. Bu parçanın anlatım biçimi aşağıdakilerden hangisidir? Ülkemize, resimde Ekspresyonizm'i getiren ilk ressam Şeker Ahmet Paşa'dır. Güzel Sanatlar Akademisi açma düşüncesini ortaya atan ve bu konuda büyük çaba gösteren Şeker Ahmet Paşa, aynı zamanda kadın ressamların katıldığı ilk sergiyi açan ve düzenlediği bir karma sergide ilk defa çıplak bir kadın tablosuna (nü) yer veren ressamdır. Bu parçanın anlatım biçimi aşağıdakilerden hangisidir? A) Betimleme B) Öyküleme C) Tartışma D) Alıntılama E) Açıklama D) Alıntılama E) Açıklama

62 Ülkemize, resimde Ekspresyonizm'i getiren ilk ressam Şeker Ahmet Paşa'dır. Güzel Sanatlar Akademisi açma düşüncesini ortaya atan ve bu konuda büyük çaba gösteren Şeker Ahmet Paşa, aynı zamanda kadın ressamların katıldığı ilk sergiyi açan ve düzenlediği bir karma sergide ilk defa çıplak bir kadın tablosuna (nü) yer veren ressamdır. Bu parçanın anlatım biçimi aşağıdakilerden hangisidir? Ülkemize, resimde Ekspresyonizm'i getiren ilk ressam Şeker Ahmet Paşa'dır. Güzel Sanatlar Akademisi açma düşüncesini ortaya atan ve bu konuda büyük çaba gösteren Şeker Ahmet Paşa, aynı zamanda kadın ressamların katıldığı ilk sergiyi açan ve düzenlediği bir karma sergide ilk defa çıplak bir kadın tablosuna (nü) yer veren ressamdır. Bu parçanın anlatım biçimi aşağıdakilerden hangisidir? A) Betimleme B) Öyküleme C) Tartışma D) Alıntılama E) Açıklama D) Alıntılama E) Açıklama

63 Trenin hareketine pek az bir vakit kalmıştı. Odacı süklüm püklüm haliyle, fakat oltasına balık dokunduğunu hisseden balıkçının sakin ve emniyetli duruşuyla bekliyordu. Ani bir hareketle odacının eline bir on liralık uzattı. Teşekkür etmeğe bile vakit bulamadan gişelerin bulunduğu yere doğru koşarak uzaklaştı. Yukarıdaki parçanın anlatımında aşağıdaki aşağıdakilerden hangisine başvurulmuştur? A) Öyküleme – Karşılaştırma B) Açıklama – Betimleme C) Açıklama – Tartışma D) Betimleme – Öyküleme E) Tanımlama – Betimleme

64

65 Orhan Kemal de Yaşar Kemal de Güney Anadolu bölgesinde doğmuş ve büyümüş ve romanlarında iyi bildikleri o yörenin insanlarına eğilmiş, sorunlarını dile getirmişlerdir. Orhan Kemal’in karakterlerini daha çok Adana’daki işçilerden, memurlardan seçmesine karşılık Yaşar Kemal köylülerden, ırgatlardan seçer. Ama yazarlar arasındaki asıl ayrım yarattıkları kurmaca dünya ile gerçeklik arasındaki bağdır. Yukarıdaki parçanın anlatımında aşağıdakilerden hangisine başvurulmuştur? A) Tanımlama B) Öyküleme C) Tartışma D) Karşılaştırma E) Betimleme D) Karşılaştırma E) Betimleme

66 Orhan Kemal de Yaşar Kemal de Güney Anadolu bölgesinde doğmuş ve büyümüş ve romanlarında iyi bildikleri o yörenin insanlarına eğilmiş, sorunlarını dile getirmişlerdir. Orhan Kemal’in karakterlerini daha çok Adana’daki işçilerden, memurlardan seçmesine karşılık Yaşar Kemal köylülerden, ırgatlardan seçer. Ama yazarlar arasındaki asıl ayrım yarattıkları kurmaca dünya ile gerçeklik arasındaki bağdır. Yukarıdaki parçanın anlatımında aşağıdakilerden hangisine başvurulmuştur? A) Tanımlama B) Öyküleme C) Tartışma D) Karşılaştırma E) Betimleme D) Karşılaştırma E) Betimleme


"DÜZ ANLATIM BİÇİMLERİ (DÜŞÜNCE YAZILARINDA) AÇIKLAYICI ANLATIM TARTIŞMACI ANLATIM." indir ppt

Benzer bir sunumlar


Google Reklamları